Kader Varsa İnsan Neden Sorumlu? İrade ve Kader İlişkisi
Her şey kaderde yazılıysa insan yaptıklarından neden sorumlu tutulur? Küllî ve cüzî irade, Allah'ın ilmi ve kulun seçimi arasındaki ilişkiyi açıklıyoruz.
- Kader Ne Demektir, Ne Demek Değildir?
- Küllî İrade ve Cüzî İrade
- İki Aşırı Görüş: Cebriyye ve Kaderiyye
İnsan yaptıklarından sorumludur; çünkü Allah ona akıl, irade ve seçme gücü vermiştir. Kader, Allah’ın olacak her şeyi ezelî ilmiyle bilmesi ve takdir etmesidir; bu bilgi kulu bir işi yapmaya zorlamaz. Ehl-i Sünnet anlayışına göre kul kendi iradesiyle seçer, Allah da o seçimi yaratır. Sorumluluk, işte bu seçimden doğar.
Kader Ne Demektir, Ne Demek Değildir?
Kader sözlükte ölçü, miktar ve bir şeyi belli bir düzene göre tayin etmek anlamına gelir. Terim olarak Allah’ın, ezelden ebede kadar olacak bütün şeyleri zamanı, yeri ve nitelikleriyle bilmesi ve buna göre takdir etmesidir. Kur’an’da “Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık” buyurulur (Kamer Suresi, 54/49).
Kader, halk arasında zaman zaman anlaşıldığı gibi “insanın elinin kolunun bağlı olması” demek değildir. Allah’ın bir şeyi önceden bilmesi, o şeyin zorla yaptırıldığı anlamına gelmez. Âlimlerin sık verdiği bir benzetmeyle: Bir gökbilimci güneş tutulmasının saatini aylar öncesinden hesaplayıp bilir; fakat tutulma, o bildiği için gerçekleşmez. Bilgi, bilinen şeye tâbidir. Elbette Allah’ın ilmi hiçbir beşerî bilgiye benzemez; benzetme yalnızca “bilmek zorlamak değildir” noktasını kavratmak içindir.
Küllî İrade ve Cüzî İrade
Kelâm âlimleri konuyu iki kavramla açıklar:
- Küllî irade: Allah’ın sınırsız, mutlak iradesidir. Kâinatta O’nun dilemesi dışında hiçbir şey meydana gelmez.
- Cüzî irade: İnsana verilen, iki seçenekten birine yönelebilme gücüdür. İnsan bu güçle bir işi yapmayı veya yapmamayı tercih eder.
Mâtürîdî âlimlerine göre kul, cüzî iradesini bir yöne yöneltir (buna kesb denir); Allah da kulun yöneldiği fiili yaratır. Yani yaratma Allah’a, tercih kula aittir. Kul tercihinden dolayı sevap kazanır yahut günaha girer. “Dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin” ayeti (Kehf Suresi, 18/29) bu seçme hürriyetine işaret eder.
İki Aşırı Görüş: Cebriyye ve Kaderiyye
Tarihte bu konuda iki uç anlayış ortaya çıkmıştır. Cebriyye, insanın rüzgârın önündeki yaprak gibi olduğunu, hiçbir iradesinin bulunmadığını savunmuştur. Bu anlayış, emir ve yasakları, mükâfat ve cezayı anlamsız kılar. Kaderiyye (ve onu izleyen Mu’tezile) ise kulun fiillerini kendisinin yarattığını söyleyerek Allah’ın yaratıcılığına sınır koymuştur. Ehl-i Sünnet, iki ucun ortasında durur: Yaratan Allah’tır, seçen ve kazanan kuldur.
Sorumluluğun Sınırları Nerede Başlar?
İnsanın elinde olmayan işler vardır: Nerede, hangi ailede, hangi bedenle doğacağı, kalbinin atması, eceli gibi. Bunlarda insanın seçimi yoktur ve bunlardan sorumlu da değildir. Sorumluluk, iradenin devreye girdiği alanda başlar: Namaz kılmak ya da kılmamak, doğru söylemek ya da yalan söylemek, helal kazanmak ya da harama el uzatmak gibi.
Nitekim dinimiz, iradesi bulunmayanları sorumlu tutmaz. Hz. Peygamber (s.a.s.) üç kişiden kalemin kaldırıldığını bildirmiştir: Uyanıncaya kadar uyuyan, ergenlik çağına girinceye kadar çocuk ve aklı başına gelinceye kadar akıl hastası (Ebû Dâvûd, Hudûd; Tirmizî, Hudûd). Bu da gösterir ki sorumluluğun temeli akıl ve iradedir.
Günahı Kadere Bağlamak Doğru mu?
“Kaderimde varmış, ne yapayım” diyerek günaha mazeret üretmek doğru değildir. Kur’an, müşriklerin “Allah dileseydi biz ortak koşmazdık” şeklindeki savunmasını reddeder (En’âm Suresi, 6/148). Kişi günah işlerken kaderinde ne yazıldığını bilmez; bildiği tek şey, o an önünde iki yolun bulunduğu ve birini kendisinin seçtiğidir. Aynı kişi, dünyalık işlerinde kadere sığınıp oturmaz; ekmeğini kazanmak için çalışır, hastalanınca doktora gider. Din işlerinde de aynı tutarlılık beklenir.
Kadere iman, geçmişte yaşanan ve artık değiştirilemeyen musibetler karşısında bir tesellidir; geleceğe dair ise bir tembellik gerekçesi değildir. Hz. Peygamber sahabeye, “Çalışın; herkes ne için yaratılmışsa o kendisine kolaylaştırılır” buyurmuştur (Buhârî, Kader; Müslim, Kader).
Kader Konusunda Derine Dalmak
Kader, insan aklının tamamen kuşatamayacağı bir konudur; çünkü zamanla sınırlı bir varlık, zamandan münezzeh olan Allah’ın ilmini bütünüyle kavrayamaz. Bu yüzden âlimler kader hakkında tartışmayı ve işi inada bindirmeyi uygun görmemişlerdir. Tirmizî’de geçen bir rivayete göre Resûlullah, kader konusunda çekişen sahabileri uyarmıştır (Tirmizî, Kader). Müminin tavrı, Allah’ın adaletinden şüphe etmemek ve kendi sorumluluğuna odaklanmaktır: “Rabbin hiç kimseye zulmetmez” (Kehf Suresi, 18/49).
Sık Sorulan Sorular
Allah cehenneme gideceğimi biliyorsa çabalamamın anlamı var mı?
Allah’ın neyi bildiğini biz bilmiyoruz. Bize bildirilen, iman edip salih amel işleyenlerin kurtulacağıdır. İnsan bilmediği bir şeye dayanarak değil, kendisine bildirilen emre göre hareket eder. Allah, kulun kendi iradesiyle neyi seçeceğini bilir; bu bilgi seçimi ortadan kaldırmaz.
Hidayet Allah’tansa inanmayanın suçu nedir?
Hidayeti yaratan Allah’tır; ancak Allah hidayeti, ona yönelen ve isteyen kuluna nasip eder. Kur’an’da “Allah kendisine yöneleni doğru yola iletir” buyurulur (Şûrâ Suresi, 42/13). Hakikate sırt çeviren, kendi tercihiyle sapmış olur.
Kadere inanmamak insanı dinden çıkarır mı?
Kadere iman, Cibrîl hadisinde sayılan iman esaslarındandır (Müslim, Îmân 1). Allah’ın her şeyi bildiğini ve takdir ettiğini bütünüyle inkâr etmek iman esaslarından birini inkâr anlamına gelir. Ancak kaderin ayrıntılarını anlamakta zorlanmak veya soru sormak inkâr değildir; öğrenme çabasıdır.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kamer Suresi (54/49); Kehf Suresi (18/29, 18/49); En'âm Suresi (6/148); Şûrâ Suresi (42/13); Müslim, Îmân 1; Buhârî, Kader; Müslim, Kader; Ebû Dâvûd, Hudûd; Tirmizî, Hudûd; Tirmizî, Kader; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I: İman ve İbadetler
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kamer Suresi (54/49)
- Kehf Suresi (18/29, 18/49)
- En'âm Suresi (6/148)
- Şûrâ Suresi (42/13)
- Müslim, Îmân 1
- Buhârî, Kader; Müslim, Kader
- Ebû Dâvûd, Hudûd; Tirmizî, Hudûd
- Tirmizî, Kader
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I: İman ve İbadetler
İlgili Yazılar
Kur'an ve TefsirKaçırdığınıza Üzülmeyin, Verilenle Şımarmayın: Hadîd 22-23
Hadîd Suresi 22-23. ayetlerin tefsiri: musibetlerin kaderdeki yeri, kaybedilene aşırı üzülmemek ve kazanılanla şımarmamak; iç huzur için bir…
Soru – CevapRızık Önceden Belliyse Çalışmak Neden Gerekli? Rızık ve Kader
Rızkı veren Allah ise insan neden çalışmak zorunda? Rızkın takdiri, helal-haram rızık, tevekkül ve çalışma dengesi ayet ve…
Kur'an ve TefsirHoşlanmadığınız Şey Hayırlı Olabilir: Bakara 216 Ne Anlatır?
Bakara Suresi 216. ayetin tefsiri: Hoşlanmadığımız şeyde hayır, sevdiğimiz şeyde şer olabilmesi ne demektir ve hayırlısını istemek nasıl…
Ahlak ve ManeviyatTravma Sonrası Manevi İyileşme: Deprem ve Afetlerin Ardından
Deprem, sel veya kaza gibi sarsıcı olaylardan sonra ruh nasıl toparlanır? Travma belirtileri, kader inancının yeri ve manevi-tıbbi…
Soru – CevapSırat Köprüsü Nedir? Kur’an ve Hadislerde Sırat Nasıl Anlatılır?
Sırat köprüsü gerçek mi, Kur'an'da geçiyor mu? "Kıldan ince kılıçtan keskin" sözü hadis mi? Sıratı kolay geçmenin yollarını…
Soru – CevapKıyamet Alametleri Nelerdir? Küçük ve Büyük Alametler Rehberi
Kıyametin küçük ve büyük alametleri nelerdir, hangileri sahih hadislerde geçer? Kıyamet tarihi bilinebilir mi? Alametlere nasıl bakılacağını anlatıyoruz.