Hz. Eyyûb (a.s.)
Sabrın sembolü Hz. Eyyûb'un malı, ailesi ve sağlığıyla imtihanı, Kur'an'daki duası, kavuştuğu şifa ve yaygın İsrâilî rivayetlerin değerlendirmesi.
- Sabrın Sembolü
- Kur'an'daki Kıssası
- Yemini ve Bir Demet Sap
Sabrın Sembolü
Hz. Eyyûb, sabrıyla anılan ve Kur’an’da “Ne güzel kul! Daima Allah’a yönelirdi” diye övülen bir peygamberdir (Sâd Suresi, 38/44). Adı, Nisâ Suresi’nde vahiy verilen peygamberler arasında (4/163) ve En’âm Suresi’nde İbrâhîm’in soyundan gelen peygamberler arasında (6/84) geçer. Kıssası ise Enbiyâ Suresi (21/83-84) ve Sâd Suresi’nde (38/41-44) kısaca anlatılır. Türkçede “Eyyûb sabrı” deyimi, onun bu vasfından doğmuştur.
Tarih kaynaklarında Eyyûb’un İbrâhîm’in torunu Îs’in soyundan geldiği, Şam taraflarında, Havran bölgesinde yaşadığı nakledilir. Bu bilgiler Kur’an’da yer almaz. Tevrat’ta onun adını taşıyan uzun bir kitap (Eyüp Kitabı) bulunur.
Kur’an’daki Kıssası
Kur’an, Eyyûb’un başına bir sıkıntı geldiğini ve onun bu sıkıntıda Rabbine yöneldiğini anlatır. Enbiyâ Suresi’ndeki ayetler şöyledir: “Eyyûb’u da an. Hani o Rabbine, ‘Başıma bu dert geldi; sen merhametlilerin en merhametlisisin’ diye seslenmişti. Biz de duasını kabul ettik, kendisindeki sıkıntıyı giderdik. Ona, katımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir öğüt olmak üzere, ailesini ve onlarla birlikte bir mislini daha verdik.” (Enbiyâ Suresi, 21/83-84).
Sâd Suresi’nde ise Eyyûb’un “Şeytan bana yorgunluk ve eziyet verdi” diyerek Rabbine seslendiği, Allah’ın ona “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek serin bir su” buyurduğu ve bu suyla şifa bulduğu anlatılır (Sâd Suresi, 38/41-42). Eyyûb’un şeytana nispet ettiği sıkıntı, müfessirlere göre bir edep ifadesidir: Güzel olanı Allah’a, sıkıntıyı ise sebebe nispet etmek. Şeytanın bir peygamberin bedenine hükmedemeyeceği de açıktır.
Yemini ve Bir Demet Sap
Ayetlerde Eyyûb’a “Eline bir demet sap al, onunla vur, yeminini bozma” denildiği bildirilir (Sâd Suresi, 38/44). Müfessirler, Eyyûb’un hastalığı sırasında bir sebeple eşine kızıp ona belli sayıda vuracağına yemin ettiğini, iyileştikten sonra Allah’ın, bu sayıda sap bulunan bir demetle tek bir defa hafifçe dokunarak yeminini yerine getirmesine izin verdiğini söyler. Bu olay, fakihlerce yeminden çıkış yollarına dair bir örnek olarak da tartışılmıştır. Eşinin adının Rahme olduğu ve kızgınlık sebebi gibi ayrıntılar rivayetlere dayanır.
İsrâilî Rivayetler Hakkında
Hz. Eyyûb’un hastalığı hakkında halk arasında çok yaygın anlatımlar vardır: Vücudunun kurtlandığı, dilinden ve kalbinden başka sağlam yeri kalmadığı, kurtlar düştükçe onları yerine koyduğu, halkın onu şehir dışına attığı, hastalığın on sekiz yıl sürdüğü gibi. Bu ayrıntılar İsrâilî rivayetlerde geçer, Kur’an’da yoktur. İslam âlimleri, peygamberlerin insanları kendilerinden uzaklaştıracak, tebliğlerine engel olacak iğrenç hastalıklardan korunduğunu belirterek bu tür rivayetleri reddeder. Diyanet’in Kur’an Yolu Tefsiri de bu anlatımların güvenilir olmadığına dikkat çeker. Kur’an’ın anlattığı Eyyûb, ağır bir imtihandan geçen fakat Allah’a yönelmekten vazgeçmeyen bir kuldur; hastalığının türü bildirilmez.
Duası
“Ennî messeniye’d-durru ve ente erhamü’r-râhimîn” “Başıma bu dert geldi; sen merhametlilerin en merhametlisisin.” (Enbiyâ Suresi, 21/83). Bu dua, dikkat çekici bir edep taşır: Eyyûb, açıkça “beni iyileştir” dememiş; hâlini arz etmiş ve Allah’ın rahmetini anmakla yetinmiştir. Bu dua hastalık, sıkıntı ve musibet anlarında okunur. Şifa Allah’tandır; dua ile birlikte tedavi de ihmal edilmemelidir.
Kur’an’daki Sabır Kavramı
Kur’an’da sabır, yüzden fazla yerde geçen temel bir kavramdır. Allah’ın sabredenlerle beraber olduğu (Bakara Suresi, 2/153) ve sabredenlere mükâfatlarının hesapsız verileceği (Zümer Suresi, 39/10) bildirilir. Eyyûb’un sabrı bu kavramın canlı bir örneğidir. Hz. Peygamber de müminin durumunun hayret verici olduğunu, ona bir iyilik dokunursa şükrettiğini ve bunun onun için hayırlı olduğunu, bir sıkıntı dokunursa sabrettiğini ve bunun da onun için hayırlı olduğunu bildirmiştir (Müslim, Zühd 64). Eyyûb, bolluk döneminde şükreden, darlık döneminde sabreden bir kul olarak bu hadisin mükemmel bir örneğidir.
Hz. Peygamber, insanların en şiddetli imtihana uğrayanlarının peygamberler, sonra onlara en çok benzeyenler olduğunu bildirmiştir (Tirmizî, Zühd). Bu hadis, musibetin Allah’ın bir kuluna öfkesinin değil, çoğu zaman onun derecesini yükseltmek istemesinin işareti olabileceğini gösterir. Eyyûb’un kıssası bu yüzden hastalara ve musibetzedelere ümit verir.
Alınacak Dersler
- Mal, evlat ve sağlık Allah’ın emanetidir; bunlarla imtihan edilmek müminin kaderinde vardır.
- Sabır, şikâyet etmemek değil, şikâyeti yalnız Allah’a yapmaktır.
- Duada edep, hâli arz edip Allah’ın rahmetine sığınmaktır.
- Sabrın sonunda Allah’ın ikramı, kaybedilenden fazlasıyla gelebilir.
- Peygamberler hakkında Kur’an’a ve peygamberlik makamına aykırı rivayetlere itibar edilmez.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Enbiyâ Suresi (21/83-84); Sâd Suresi (38/41-44); Nisâ Suresi (4/163); En'âm Suresi (6/84); İbn Kesîr, Kısasü'l-Enbiyâ, "Eyyûb" bölümü; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Eyyûb" md.; Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Enbiyâ 83-84 ve Sâd 41-44 tefsiri
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Enbiyâ Suresi (21/83-84); Sâd Suresi (38/41-44); Nisâ Suresi (4/163); En'âm Suresi (6/84)
- İbn Kesîr, Kısasü'l-Enbiyâ, "Eyyûb" bölümü
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Eyyûb" md.
- Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Enbiyâ 83-84 ve Sâd 41-44 tefsiri
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.