Hz. Süleymân (a.s.)
Kimseye verilmeyen bir mülk verilen Hz. Süleymân'ın rüzgâra ve cinlere hükmetmesi, karınca ve hüdhüd kıssası, Sebe' melikesi, şükrü ve duaları.
Dâvûd’un Varisi
Hz. Süleymân, Hz. Dâvûd’un oğludur ve babası gibi hem peygamber hem hükümdardır. Kur’an, “Süleymân Dâvûd’a varis oldu” buyurur (Neml Suresi, 27/16). Müfessirler bu mirasın mal değil, peygamberlik, ilim ve hükümranlık olduğunu belirtir. Kur’an’da adı on yedi yerde geçer; kıssası özellikle Neml, Sebe’, Sâd ve Enbiyâ surelerinde anlatılır. Kendisine ve babasına ilim verildiğini, ikisinin de “Bizi mümin kullarının çoğundan üstün kılan Allah’a hamd olsun” dediklerini Kur’an bildirir (Neml Suresi, 27/15).
Kendisine Verilen Mülk ve Mucizeleri
Süleymân, Allah’tan kendisinden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülk istemiş ve bu duası kabul edilmiştir (Sâd Suresi, 38/35). Ona verilen nimetler ve mucizeler şunlardır:
- Rüzgâr: Rüzgâr onun emrine verilmişti; sabah gidişi bir aylık, akşam dönüşü bir aylık yol idi (Sebe’ Suresi, 34/12; Enbiyâ Suresi, 21/81).
- Cinler: Cinler onun emrinde mâbedler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar ve sabit kazanlar yaparlardı (Sebe’ Suresi, 34/12-13).
- Erimiş bakır: Onun için erimiş bakır kaynağı akıtılmıştı (Sebe’ Suresi, 34/12).
- Kuşların dilini bilmesi: “Ey insanlar! Bize kuş dili öğretildi” demiştir (Neml Suresi, 27/16).
Karınca Vadisi
Süleymân cin, insan ve kuşlardan oluşan ordusuyla karınca vadisine geldiğinde bir karınca “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleymân ve orduları farkına varmadan sizi ezmesin” demiştir. Süleymân onun sözüne gülümsemiş ve şöyle dua etmiştir: “Rabbi evzi’nî en eşküra ni’metekelletî en’amte aleyye ve alâ vâlideyye ve en a’mele sâlihan terdâhu ve edhılnî bi-rahmetike fî ibâdike’s-sâlihîn” “Rabbim! Bana ve anne babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın salih ameller işlememi bana ilham et. Beni rahmetinle salih kullarının arasına kat.” (Neml Suresi, 27/18-19). Bu sahne, büyük bir güce sahip olan birinin en küçük canlıya bile duyarlı olabileceğini ve nimeti şükre vesile yapabileceğini gösterir.
Hüdhüd ve Sebe’ Melikesi
Süleymân kuşları denetlerken hüdhüdü göremeyince onun ya geçerli bir mazeret getirmesi ya da cezalandırılması gerektiğini söylemiştir. Hüdhüd gelip Sebe’ ülkesinde bir kadının hükümdarlık ettiğini, kavminin Allah’ı bırakıp güneşe secde ettiğini haber vermiştir (Neml Suresi, 27/20-24). Süleymân melikeye bir mektup göndermiş; mektup “Bismillâhirrahmânirrahîm” ile başlıyordu (Neml Suresi, 27/30). Melike önce danışma meclisiyle istişare etmiş, sonra hediye göndermiş, Süleymân hediyeyi kabul etmemiştir (27/32-37).
Melike gelmeden önce kitaptan ilmi olan biri, onun tahtını göz açıp kapayıncaya kadar getirmiştir. Süleymân tahtı yanında görünce “Bu, şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğimi denemek için Rabbimin lütfundandır” demiştir (Neml Suresi, 27/40). Melike, sarayın camdan zeminini su sanıp eteklerini açmış, gerçeği görünce “Süleymân ile birlikte âlemlerin Rabbi olan Allah’a teslim oldum” diyerek iman etmiştir (Neml Suresi, 27/44). Melikenin adının Belkıs olduğu ve Süleymân ile evlendiği anlatımları Kur’an’da yoktur; tarih ve İsrâilî rivayetlere dayanır. Tahtı getiren kişinin adının Âsaf b. Berhıyâ olduğu da rivayetlerde geçer.
Sihir İftirası ve Vefatı
Kur’an, Süleymân’ın sihirle uğraştığı iddiasını reddeder: “Süleymân kâfir olmadı, fakat şeytanlar kâfir oldular; insanlara sihri öğretiyorlardı.” (Bakara Suresi, 2/102). Onun vefatı da bir ibret vesilesidir: Asâsına dayanmış hâlde ölmüş, cinler bunu ancak bir güvenin asâyı kemirip onun yere düşmesiyle anlamışlardır. Böylece cinlerin gaybı bilmediği ortaya çıkmıştır (Sebe’ Suresi, 34/14). Sâd Suresi’ndeki atlar (38/31-33) ve tahtına bırakılan ceset (38/34) ayetleri hakkındaki bazı hikâyeler, örneğin Süleymân’ın yüzüğünü bir cinin çaldığı anlatımı, İsrâilî rivayetlerdir ve kabul görmez.
Sâd Suresi’ndeki Duası
Hz. Süleymân’ın mülk istediği dua şöyledir: “Rabbim! Beni bağışla. Bana, benden sonra kimseye nasip olmayacak bir mülk ver. Şüphesiz sen çok bağışlayansın.” (Sâd Suresi, 38/35). Duanın bağışlanma talebiyle başlaması dikkat çekicidir.
Hz. Süleymân, bu duayı hükümranlık hırsıyla değil, Allah’ın dinini yaymak ve adaletle hükmetmek için yapmıştır. Hz. Peygamber de bir gece namazında kendisini rahatsız etmek isteyen bir cini yakaladığını, onu bağlamak istediği hâlde Süleymân’ın bu duasını hatırlayarak serbest bıraktığını bildirmiştir (Buhârî; Müslim).
Alınacak Dersler
- Güç ve servet, şükür ve adaletle birleştiğinde nimettir; kibre yol açarsa imtihana dönüşür.
- En küçük canlının hakkını bile gözetmek, güçlü olanın sorumluluğudur.
- İstişare ve haber doğrulama, yönetimin temel ilkeleridir.
- Her nimet, “şükür mü nankörlük mü” sorusuyla bir imtihandır.
- Gayb bilgisi yalnızca Allah’a aittir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Neml Suresi (27/15-44); Sebe' Suresi (34/12-14); Sâd Suresi (38/30-40); Enbiyâ Suresi (21/78-82); Bakara Suresi (2/102); İbn Kesîr, Kısasü'l-Enbiyâ, "Süleymân" bölümü; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Süleyman" md.; Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Neml ve Sebe' surelerinin tefsiri
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Neml Suresi (27/15-44); Sebe' Suresi (34/12-14); Sâd Suresi (38/30-40); Enbiyâ Suresi (21/78-82); Bakara Suresi (2/102)
- İbn Kesîr, Kısasü'l-Enbiyâ, "Süleymân" bölümü
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Süleyman" md.
- Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Neml ve Sebe' surelerinin tefsiri
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.