🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

İman ve Akaid ile İlgili Sık Sorulan Sorular

İman ve akaid soruları: imanın şartları, tevhid, melekler, kitaplar, peygamberler, ahiret, kader, şirk ve hurafeler sade bir dille cevaplandı.

Bu sayfa iman ve akaid konusunda en çok sorulan soruları bir arada topluyor. İmanın tanımı, amentüde geçen altı esas, Allah'a iman ve tevhid, melekler, kutsal kitaplar, peygamberler, ahiret hayatı ve kader meselesi başlık başlık ele alındı. Ayrıca şirk, küfür, nifak gibi imanı zedeleyen haller ile büyü, nazar, muska ve fal gibi günlük hayatta sık karşılaşılan konular da sade bir dille açıklandı.

Cevaplar Diyanet İlmihali çizgisinde, Ehl-i sünnet anlayışına göre hazırlandı. Esas alınan görüş Hanefî-Mâtürîdî çizgisidir; gerektiğinde Eş'arî ve Şâfiî farkına da işaret edilmiştir. Yeni öğrenmeye başlayanlar, çocuğuna dinini anlatmak isteyen anne babalar ve bilgisini tazelemek isteyen herkes için faydalı olacak şekilde yazıldı. Tartışmalı meselelerde âlimler arasındaki görüş farkları belirtildi; kendi durumunuza dair kesin hüküm için müftülüğe veya Alo 190 Dinî Soruları Cevaplama Hattı'na danışmanız tavsiye edilir.

80 soru ve cevap · 10 başlık

İman Nedir, Esasları Nelerdir

İman nedir, kısaca nasıl tanımlanır?

İman, Allah'ın var ve bir olduğunu, Peygamberimizin Allah'tan getirdiği her şeyin doğru olduğunu kalpten kabul etmek ve dil ile söylemektir. Kelime olarak iman güvenmek, emin olmak, tasdik etmek demektir. Âlimler imanın özünü kalp ile tasdik olarak belirler; dil ile söylemek ise bu tasdikin dışa vuran işareti sayılır. Yani bir kişi kalbinde inanıyor fakat konuşmasına engel bir durum varsa imanı geçerlidir. Buna karşılık sadece dille söyleyip kalbinde inanmayan kimse mümin sayılmaz. İmanın ayrıntılı tanımı için rehber yazımıza bakabilirsiniz.

İmanın Şartları →Mümin Ne Demek →İman Konulu Hadisler →

İmanın şartları kaçtır ve nelerdir?

İmanın şartları altıdır. Bunlar sırasıyla Allah'a inanmak, meleklere inanmak, kitaplara inanmak, peygamberlere inanmak, ahiret gününe inanmak ve kadere, yani hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna inanmaktır. Bu altı esas Âmentü duasında toplanmıştır. Bir Müslümanın bu esasların hepsini birlikte kabul etmesi gerekir; birini inkâr eden diğerlerini kabul etmiş olsa bile mümin sayılmaz. İmanın şartları ile İslam'ın şartlarını karıştırmamak önemlidir: imanın şartları inanılacak esasları, İslam'ın beş şartı ise yapılacak temel ibadetleri anlatır.

İmanın Şartları →Âmentü →İslam'ın Beş Şartı →

Âmentü duası nedir, ezberlemek şart mıdır?

Âmentü, imanın altı esasını özetleyen kısa bir metindir. Adını ilk kelimesinden alır; "âmentü" inandım demektir. Ezberlemek farz değildir, fakat esasları akılda tutmayı kolaylaştırdığı için öğrenilmesi çok faydalıdır. Eskiden beri çocuklara ilk olarak Âmentü ve Kelime-i şehâdet öğretilmiştir. Önemli olan metni tekrar etmek değil, içindeki altı maddeye gerçekten inanmaktır. Metni ezberlerken anlamını da birlikte öğrenmek, imanı bilinçli hâle getirir. Ezber çalışması için sitemizdeki ezber aracından yararlanabilirsiniz.

Âmentü →Ezber Aracı →Yeni Başlayanlar SSS →

İman ile İslam arasında fark var mıdır?

İman kalbin tasdiki, İslam ise bu tasdike uygun yaşamak, emirlere teslim olmaktır. Yani iman içte, İslam dışta görünen tarafı anlatır. Kur'an'da ve hadislerde bu iki kelime çoğu yerde birbirinin yerine kullanılır; çünkü gerçek bir iman mutlaka amelde kendini gösterir. Ehl-i sünnet âlimlerine göre ibadetlerini aksatan kişi günahkâr olur ama imanı devam eder; imandan çıkması için bir inanç esasını inkâr etmesi gerekir. Bu ayrım, günah işleyen Müslümanı hemen dinden çıkmış saymamak bakımından önemlidir.

Müslüman Ne Demek →İslam'ın Beş Şartı →Ehl-i Sünnet →

Kelime-i şehâdet nedir, söyleyen Müslüman olur mu?

Kelime-i şehâdet, Allah'tan başka ilah olmadığına ve Hz. Muhammed'in onun kulu ve elçisi olduğuna tanıklık etmektir. Bu sözü anlamını bilerek ve kalpten inanarak söyleyen kimse Müslüman olur; ayrıca bir tören veya şahit şartı yoktur. İslam'a girmek isteyen biri bu cümleyi söyler, sonra gusül abdesti alır ve ibadetleri öğrenmeye başlar. Resmî kayıt için müftülüğe başvurulabilir ama bu, Müslüman olmanın şartı değildir. Şehâdetin anlamını iyice öğrenmek, imanı sağlam temele oturtur.

Kelime-i Şehâdet →Şehâdet →Kelime-i Tevhid ve Şehâdet →

İman artar veya eksilir mi?

Ehl-i sünnet âlimlerinin çoğuna göre imanın özü artıp eksilmez; yani inanılacak esaslar herkes için aynıdır. Fakat imanın kuvveti, parlaklığı ve kalbe verdiği huzur artar ya da azalır. İbadet, zikir, ilim ve salih amel imanı güçlendirir; günah ve gaflet ise zayıflatır. Bu yüzden Kur'an'da müminlerin imanının arttığından söz edilir. Günlük hayatta bunu hepimiz yaşarız: bazı günler kalp çok diri, bazı günler soğuktur. Çözüm, ibadete devam etmek ve iyi bir çevrede bulunmaktır.

Salih Amel →Zikirmatik →İhlas Konulu Hadisler →

Taklidî iman geçerli midir?

Anne babasından veya çevresinden görerek, delilini araştırmadan inanmaya taklidî iman denir. Ehl-i sünnet âlimlerinin çoğunluğuna göre bu iman geçerlidir, kişi mümin sayılır. Ancak delile dayanan, düşünerek ulaşılan imana tahkikî iman denir ve bu daha üstün kabul edilir; şüphe ve itirazlar karşısında daha dayanıklıdır. Bu sebeple her Müslümanın inandığı esasları kendi seviyesinde öğrenmesi, sorularına sağlam cevaplar bulması tavsiye edilir. Akaid konularını okumak, imanı taklitten tahkike taşıyan en kolay yoldur.

Akıl →Kelâm İlmi →İlim Konulu Hadisler →

Akaid ve kelâm ilmi ne işe yarar?

Akaid, inanılması gereken esasları derli toplu anlatan ilmin adıdır. Kelâm ise bu esasları akıl yürütmeyle açıklayan ve itirazlara cevap veren ilim dalıdır. İkisi de insanın imanını bilinçli hâle getirmek, şüphelere karşı korumak için ortaya çıkmıştır. Herkesin kelâm kitapları okuması gerekmez; fakat her Müslümanın kendi inancının temellerini bilmesi gerekir. Çocuklara ve gençlere bu konular sade örneklerle anlatıldığında zihinlerinde soru işareti kalmaz. Ayrıntılı mesele ve tartışmalı başlıklarda bir hoca veya müftülüğe danışmak en güvenli yoldur.

Kelâm →Mâtürîdî →Eş'arî →

Allah'a İman ve Tevhid

Allah'a iman ne demektir?

Allah'a iman, onun var olduğuna, bir tek olduğuna, eşi benzeri bulunmadığına ve bütün üstün vasıfların kendisinde toplandığına inanmaktır. Bu iman, imanın diğer beş esasının da temelidir. Allah'ın varlığını kabul etmek yetmez; ortağı, benzeri, çocuğu olmadığına da inanmak gerekir. Kur'an'da bu gerçek İhlâs sûresinde kısa ve net biçimde anlatılır. Allah'ı tanımanın en kolay yolu, onun Kur'an'da bildirdiği güzel isimlerini ve sıfatlarını öğrenmektir; bu isimler hem bilgiyi hem sevgiyi artırır.

Allah'a İman →İhlâs Sûresi →Esmâü'l-Hüsnâ →

Tevhid nedir, şirkin zıddı mıdır?

Tevhid, Allah'ı birlemek, ona hiçbir şeyi ortak koşmamaktır. İslam'ın en temel ilkesidir ve Kelime-i tevhid bu ilkeyi özetler. Tevhidin karşıtı şirktir; şirk, Allah'a ait olan yaratma, rızık verme, gaybı bilme, mutlak güç gibi özellikleri başka varlıklara vermektir. Bir Müslüman sebeplere başvurur, doktora gider, ilaç kullanır; ama şifayı verenin Allah olduğunu bilir. İşte bu bakış tevhiddir. Sebebe değer verirken onu yaratıcı yerine koymamak, tevhid ile şirk arasındaki ince çizgiyi korumak demektir.

Kelime-i Tevhid →Allah'a İman →Şirkten Müstağni Olan Allah →

Allah'ın sıfatları nelerdir?

Âlimler Allah'ın sıfatlarını iki grupta anlatır. Zâtî sıfatlar yalnız ona ait olan ve yaratılmışlarda bulunmayan vasıflardır: varlığı kendindendir, başlangıcı ve sonu yoktur, hiçbir şeye benzemez, varlığı başkasına bağlı değildir, birdir. Sübûtî sıfatlar ise hayat, ilim, işitme, görme, irade, kudret, kelâm ve yaratmadır. Bu sıfatlar Allah'ta eksiksiz ve sınırsızdır; insandaki benzerleri ise sınırlı ve ona verilmiştir. Sıfatları öğrenmek, Allah hakkında yanlış hayallerden korunmanın en sağlam yoludur.

Allah'a İman →el-Hayy →el-Alîm →

Esmâü'l-hüsnâ kaç tanedir, hepsi hadiste sayılı mıdır?

Esmâü'l-hüsnâ, Allah'ın güzel isimleri demektir. Doksan dokuz ismin faziletinden söz eden rivayet meşhurdur; ancak Allah'ın isimlerinin yalnız bu sayıyla sınırlı olmadığı, Kur'an ve sahih hadislerde geçen başka isimlerin de bulunduğu âlimlerce belirtilir. Listelerdeki sıra ve bazı isimler kaynaklarda farklılık gösterebilir. Bu isimleri öğrenmek, anlamları üzerinde düşünmek ve dualarda kullanmak çok faydalıdır. Belli bir ismi belli sayıda okumaya dair halk arasında dolaşan kesin vaatlere ise ihtiyatlı yaklaşmak gerekir.

Esmâü'l-Hüsnâ Listesi →Allah'ın Doksan Dokuz İsmi →Esmâü'l-Hüsnâ SSS →

Allah'ı gözle görmek mümkün müdür?

Bu dünyada Allah'ı gözle görmek mümkün değildir. Ehl-i sünnet inancına göre müminler ahirette, cennette Allah'ı göreceklerdir; buna rü'yetullah denir. Bu görmenin nasıl olacağı bizim bildiğimiz görme şekliyle kıyaslanamaz; keyfiyetini Allah bilir. Bazı mezhepler bu konuda farklı görüş belirtmiştir, fakat Ehl-i sünnetin kabulü bu şekildedir. Dünyada rüyada veya başka yolla Allah'ı gördüğünü söyleyen iddialara temkinli yaklaşmak gerekir. Konunun ayrıntısı için sözlük maddemizi okuyabilirsiniz.

Rü'yetullah →Cennet →Allah'a İman →

Allah'ın her şeyi bilmesi bizi sorumsuz kılar mı?

Hayır. Allah'ın bilmesi, bizim tercihimizi zorlamak değil, olacak olanı önceden bilmesidir. Bilgi, bilinen şeyin sebebi olmaz. Siz yarın hangi yolu seçeceksiniz, o seçimi siz yapacaksınız; Allah ise zamanın ötesinden bunu bilir. Bu ayrım, kader konusunun en çok karıştırılan noktasıdır. İnsan iradesiyle tercih eder, Allah da o tercihe güç verir; işte sorumluluk buradan doğar. Konu zihninizi meşgul ediyorsa kadere iman başlığındaki soruları ve rehber yazımızı okumanız faydalı olur.

Kadere İman →İmtihan →el-Alîm →

Allah'ın rahmeti mi gazabı mı öndedir?

Sahih bir hadiste Allah'ın rahmetinin gazabını geçtiği bildirilmiştir. Bu, Müslümanın Allah hakkında güzel düşünmesi, ümitsizliğe düşmemesi gerektiğini gösterir. Ancak rahmete güvenmek, günahı hafife almak anlamına gelmez. İslam'da denge; korku ile ümidi birlikte taşımaktır. Kişi günahından tövbe eder, affa güvenir; aynı zamanda ibadetini ihmal etmez. Bu dengeyi kuran kimse ne gevşer ne de karamsarlığa düşer. Çok günah işlediğini düşünen kişinin yapacağı ilk şey tövbe ve istiğfardır.

Rahmetim Gazabımı Geçti →Tövbe ve İstiğfar Adabı →Seyyidü'l-İstiğfar →

Allah'ı sevmek ile korkmak nasıl bir arada olur?

Allah sevgisi ve Allah korkusu birbirini tamamlar. Sevgi, ibadeti gönülden yapmayı sağlar; korku ise günahtan uzak tutar. Kalpte yalnız korku olursa kişi ümidini keser, yalnız sevgi olursa gevşeklik doğar. Kur'an'da müminler hem Allah'ın rahmetini umar hem azabından sakınır. Pratikte bu, şöyle görünür: iyilik yaparken sevgiden güç alırsınız, kötülüğe yaklaşınca hesap günü aklınıza gelir. Bu dengeyi kurmanın en kolay yolu düzenli ibadet ve Allah'ın isimleri üzerinde düşünmektir.

Allah Sevgisi Duası →er-Rahmân →Allah Hakkında Hüsnüzan →

Meleklere ve Kitaplara İman

Melekler nasıl varlıklardır?

Melekler Allah'ın nurdan yarattığı, gözle görülmeyen varlıklardır. Erkeklik ve kadınlık, yeme içme, evlenip çoğalma gibi özellikleri yoktur. Günah işlemezler, Allah'ın verdiği görevi eksiksiz yaparlar. Sayılarını ancak Allah bilir. Meleklerin varlığına inanmak imanın şartlarından biridir; nasıl olduklarını aklımızla ölçmeye çalışmak yerine Kur'an ve sahih hadislerin bildirdiğiyle yetinmek gerekir. Halk arasında anlatılan melek tasvirlerinin çoğu kaynaklarda yer almaz; bu tür anlatımlara ihtiyatla yaklaşmak doğru olur.

Meleklere İman →Gayb →İmanın Şartları →

Dört büyük melek kimlerdir, görevleri nedir?

Kaynaklarda öne çıkan dört melek Cebrâil, Mikâil, İsrâfil ve Azrâil adlarıyla bilinir. Cebrâil vahiy getirmekle görevlidir. Mikâil tabiat olayları ve rızkın taksimiyle ilgilidir. İsrâfil sûra üfleyecek olan melektir. Azrâil ise ölüm meleği olarak bilinir; Kur'an'da bu isim yerine "ölüm meleği" ifadesi geçer. Bunların dışında insanın amellerini yazan kirâmen kâtibîn, kabirde soru soracak melekler ve cennet ile cehennem görevlileri de vardır. Görev dağılımının ayrıntısı Allah'ın bilgisindedir.

Meleklere İman →Sûr →Amel Defteri →

Cin ve şeytan melek midir?

Hayır. Melekler nurdan, cinler ateşten yaratılmıştır. Cinler de insanlar gibi iradeli varlıklardır; iman edeni de inkâr edeni de vardır. Şeytan, cin türünden olup Allah'ın emrine karşı gelen ve insanı saptırmaya çalışan varlıktır. Şeytanın insan üzerindeki etkisi vesvese vermek, kötülüğü süslü göstermekle sınırlıdır; kimseyi zorla günaha sokamaz. Vesveseden korunmanın yolu euzü besmele çekmek, Felak ve Nâs sûrelerini okumak ve ibadete devam etmektir. Cinlerle irtibat kurduğunu söyleyen kişilere itibar edilmemelidir.

Vesvese Anında Okunacak Dua →Felak Sûresi →Nâs Sûresi →

Kitaplara iman ne anlama gelir?

Kitaplara iman, Allah'ın peygamberlerine kitap indirdiğine ve bunların tamamının hak olduğuna inanmaktır. Kur'an'da adı geçen kitaplar Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an'dır; Hz. İbrahim ve diğer bazı peygamberlere verilen sahifelerden de söz edilir. Bir Müslüman önceki kitapların asıllarının Allah'tan geldiğine inanır; fakat bugün elde bulunan nüshaların zamanla değiştiğini kabul eder. Bu yüzden amel edilecek tek kitap Kur'an'dır. Önceki kitaplar hakkında bilgi edinmek faydalıdır, ama hüküm kaynağı olarak alınmaz.

Kitaplara İman →Tevrat ve İncil →Ehl-i Kitap →

Kur'an'ın korunduğuna nasıl inanıyoruz?

Kur'an, indiği günden itibaren hem yazıyla kaydedilmiş hem binlerce kişi tarafından ezberlenmiştir. Peygamberimizin vefatından sonra bir araya getirilmiş, Hz. Osman döneminde çoğaltılarak farklı şehirlere gönderilmiştir. Bugün dünyanın her yerindeki Mushaflar aynıdır. Bu durum, Kur'an'ın korunmuşluğunun en açık göstergesidir. Ayrıca hâfızlık geleneği bu korumayı canlı tutar. Kur'an'ın toplanma süreci hakkında ayrıntılı bilgiyi rehber yazımızda bulabilir, okuma ve hatim için sitemizdeki Kur'an bölümünden yararlanabilirsiniz.

Kur'an'ın İnişi ve Derlenmesi →Kur'an Oku →Kur'an Okuma SSS →

Ayetlerin bir kısmına inanıp bir kısmını reddetmek olur mu?

Olmaz. Kur'an bir bütündür; bir âyeti bilerek ve inkâr niyetiyle reddetmek imanı zedeler. Bir âyetin anlamını kavrayamamak ise ayrı bir durumdur ve suç değildir; bu durumda kişi "ben anlamadım, hikmetini Allah bilir" der ve öğrenmeye çalışır. Anlamadığı bir konuyu reddetmek yerine ehline sormak en doğru tutumdur. Günümüzde bazı âyetleri çağa uygun değil diyerek geçersiz saymaya kalkmak ciddi bir yanlıştır. Böyle bir tereddüt yaşayan kişinin bir hoca veya müftülükle görüşmesi yerinde olur.

Kitaplara İman →Kur'an Okuma Adabı →Allah'ın Sınırlarını Aşmayın →

Âyetel Kürsî ve Âmenerrasûlü neden çok okunur?

Âyetel Kürsî, Allah'ın birliğini, ilmini ve kudretini anlatan geniş bir âyettir; bu yüzden tevhid bilincini tazeler. Âmenerrasûlü ise Bakara sûresinin son iki âyeti olup imanın esaslarını ve müminlerin duasını içerir. Her ikisinin okunmasının faziletine dair rivayetler vardır ve gelenek içinde yatmadan önce okunması yaygınlaşmıştır. Bunlar muska gibi değil, anlamı üzerinde düşünülerek okunacak metinlerdir. Ezberlemek isteyenler sitemizdeki ezber aracını kullanabilir.

Âyetel Kürsî →Âmenerrasûlü →Ezber Aracı →

Vahiy nedir, peygamberlere nasıl gelirdi?

Vahiy, Allah'ın peygamberlerine bildirdiği ilahî bilgidir. Kaynaklarda vahyin farklı şekillerde geldiği anlatılır: melek aracılığıyla, kalbe doğrudan bildirilmesiyle veya uykuda sâdık rüya yoluyla. Kur'an'ın tamamı Cebrâil aracılığıyla Peygamberimize yirmi üç yıl boyunca parça parça indirilmiştir. Vahiy peygamberlere mahsustur; peygamberlerden sonra kimseye vahiy gelmez. Bu yüzden kendisine vahiy geldiğini söyleyen kişilerin iddiası İslam inancına aykırıdır. Vahyin iniş süreci hakkında rehber yazımızı okuyabilirsiniz.

Kur'an'ın İnişi ve Derlenmesi →Peygamberlere İman →Gayb →

Peygamberlere İman

Peygamberlere iman neden gereklidir?

Allah, insanlara kendisini tanıtmak ve nasıl yaşamaları gerektiğini bildirmek için peygamberler göndermiştir. Peygamberlere iman, bu elçilerin tamamının Allah tarafından görevlendirildiğine ve getirdiklerinin doğru olduğuna inanmaktır. Bir peygamberi inkâr etmek, hepsini inkâr etmek gibidir. Biz Müslümanlar Hz. Âdem'den Hz. Muhammed'e kadar bütün peygamberleri kabul ederiz, aralarında ayrım yapmayız. Son peygamber Hz. Muhammed'dir; ondan sonra peygamber gelmeyecektir. Peygamberlerin hayatlarını okumak hem imanı güçlendirir hem güzel örnekler kazandırır.

Peygamberlere İman →Kur'an'da Adı Geçen 25 Peygamber →Hz. Muhammed'in Hayatı →

Kaç peygamber gelmiştir, hepsinin adını bilmek gerekir mi?

Gönderilen peygamberlerin kesin sayısını ancak Allah bilir. Kur'an'da yirmi beş peygamberin adı geçer. Bir Müslümanın bütün peygamberlerin adını bilmesi şart değildir; genel olarak hepsine inanmak yeterlidir. Kur'an'da adı geçenleri öğrenmek ise hem kültür hem ibret bakımından çok faydalıdır. Hadis kaynaklarında geçen bazı sayı rivayetleri vardır, fakat bunlar kesin bir rakam olarak sunulmamalıdır. Peygamberlerin kıssalarını okumak, zorluk karşısında sabrı ve tevekkülü öğretir.

Kur'an'da Adı Geçen 25 Peygamber →Hz. Âdem →Hz. İbrahim →

Peygamberlerin ortak sıfatları nelerdir?

Âlimler peygamberlerde bulunan ortak vasıfları şöyle sayar: doğru sözlü olmak, güvenilir olmak, günahtan korunmuş olmak, zeki ve anlayışlı olmak, Allah'tan aldığı emri eksiksiz iletmek. Peygamberler insandır; yer, içer, hastalanır, vefat eder. Fakat yalan söylemez, insanları aldatmaz, büyük günah işlemezler. Küçük bir yanlış yaptıklarında hemen uyarılır ve düzeltilir. Bu sıfatları bilmek, peygamberler hakkında ne aşırı yüceltmeye ne de küçümsemeye düşmemizi sağlar.

Peygamberlere İman →Peygamberimizin Ahlakı →Doğruluk ve Emanet →

Mucize nedir, bugün de mucize olur mu?

Mucize, Allah'ın peygamberini doğrulamak için onun eliyle gösterdiği, insanların benzerini yapamayacağı olağan dışı olaydır. Hz. Musa'nın asâsı, Hz. İsa'nın hastaları iyileştirmesi ve Kur'an bunların örnekleridir. Mucize peygamberlere mahsustur; peygamberlik sona erdiği için yeni mucize beklenmez. Sâlih kişilerde görülen olağan dışı hâllere âlimler keramet der; keramet mucize gibi delil sayılmaz ve kimseye üstünlük hakkı vermez. Kendisinin mucize gösterdiğini iddia eden kişilere inanılmamalıdır.

Peygamberlere İman →Hz. Musa →Hz. İsa →

Hz. Muhammed son peygamber midir?

Evet. Kur'an'da Peygamberimizin peygamberlerin sonu olduğu açıkça bildirilmiştir. Ondan sonra peygamber gelmeyecektir; bu, Ehl-i sünnetin ittifakla kabul ettiği bir inanç esasıdır. Kendisine peygamberlik veya yeni bir kitap geldiğini söyleyen kimsenin iddiası İslam'la bağdaşmaz. Peygamberimizin getirdiği din kıyamete kadar geçerlidir; ihtiyaç duyulan yeni meselelerde çözüm, Kur'an ve sünnet ışığında âlimlerin içtihadıyla üretilir. Peygamberimizin hayatını okumak bu inancı daha iyi anlamaya yardım eder.

Hz. Muhammed'in Hayatı →Veda Hutbesi →Hadis ve Sünnet SSS →

Sünnete uymak iman ile ilgili midir?

Peygamberimizin getirdiği hükümlerin doğruluğuna inanmak imanın bir parçasıdır. Uygulamada ise sünnetler farklı derecelere ayrılır: bazıları vacip hükmündedir, bazıları ise yapılması güzel olan davranışlardır. Bir sünneti kaçırmak günah olmayabilir; fakat sünneti hafife almak, gereksiz görmek doğru değildir. Sünneti hayatına taşıyan kişi hem ibadetini güzelleştirir hem günlük hayatına bereket katar. Hangi davranışın hangi hükümde olduğunu öğrenmek için farz, vacip, sünnet ve mekruh kavramlarını bilmek gerekir.

Farz, Vacip, Sünnet, Mekruh Nedir →Sünnete ve Hulefâ-i Râşidîne Uymak →Hadis ve Sünnet SSS →

Şefaat var mıdır, kimler şefaat edecek?

Ehl-i sünnet inancına göre şefaat vardır. Kıyamet gününde Allah'ın izniyle Peygamberimiz ve Allah'ın izin verdiği kullar, günahkâr müminler için af dileyecektir. Şefaatin sınırını ve kime nasıl olacağını Allah belirler; hiç kimse şefaati garanti edemez. Bu inanç, günahı hafife almak için bahane yapılmamalıdır; çünkü şefaatin şartı imanla ölmektir. Şefaat umuduyla ibadeti bırakmak, inancı yanlış anlamaktır. Konunun ayrıntısı için sözlük maddemize bakabilirsiniz.

Şefaat →Havz →Hiç Kimse Ameliyle Cennete Giremez →

Peygamberimize salavat getirmek ne anlama gelir?

Salavat, Peygamberimize Allah'tan rahmet ve selam dilemektir. Kur'an'da müminlere salavat getirmeleri emredilmiştir. Namazda okuduğumuz Allahümme salli ve Allahümme bârik duaları da birer salavattır. Salavatın belirli bir sayıyla sınırı yoktur; gün içinde her fırsatta getirilebilir. Peygamberimizin adı anıldığında salavat getirmek güzel bir edeptir. Halk arasında dolaşan "şu salavatı şu kadar okuyan şu neticeyi alır" biçimindeki kesin vaatlere ise dikkatli yaklaşmak gerekir.

Salavat →Allahümme Salli Duası →Dua ve Zikir SSS →

Ahirete İman: Ölüm, Kabir ve Kıyamet

Ahirete iman ne demektir?

Ahirete iman, ölümden sonra yeni bir hayatın başlayacağına, insanların diriltilip hesaba çekileceğine, cennet ve cehennemin gerçek olduğuna inanmaktır. Bu inanç, dünya hayatına anlam ve sorumluluk kazandırır. Ahirete inanan insan haksızlıktan kaçınır, çünkü hiçbir şeyin karşılıksız kalmayacağını bilir. Ahiret hayatının aşamaları kaynaklarda şöyle sıralanır: ölüm, kabir hayatı, kıyamet, diriliş, mahşer, hesap, mizan, sırat ve ardından cennet veya cehennem. Her aşamanın ayrıntısını yalnız Allah bilir.

Ahiret Gününe İman →Ahiret →Ahiret Konulu Hadisler →

Kabir hayatı var mıdır?

Ehl-i sünnet inancına göre ölümle kıyamet arasındaki döneme berzah denir ve kabir hayatı gerçektir. Kaynaklarda kabirde sorgulama olacağı, müminin rahat, inkârcının sıkıntı içinde olacağı bildirilir. Bunun nasıl olduğu, bedenle mi ruhla mı yaşandığı konusunda âlimler arasında görüş farkı vardır; keyfiyetini Allah bilir. Bu yüzden ayrıntıya dalmak yerine kabir azabından Allah'a sığınmak ve salih amel işlemek tavsiye edilir. Vefat edenler için dua etmek ve hayır yapmak da onlara fayda verir.

Berzah →Kabir →Kabir Azabından Sığınma Duası →

Ruh ölünce ne olur?

Ruhun mahiyeti hakkında kesin bilgi Kur'an'da bize verilmemiştir; bu konu gayb alanına girer. Bildiğimiz şudur: ölüm ruhun bedenden ayrılmasıdır, yokluk değildir. Ruh varlığını sürdürür ve kıyamette bedenle yeniden birleşir. Ruhların dünyaya dönüp evlerde dolaştığı, eşyaları oynattığı gibi anlatımların dinî bir dayanağı yoktur. Vefat edenlere yapılacak en hayırlı şey dua etmek, Kur'an okumak ve sadaka vermektir. Ölüm ve sonrası hakkındaki sorular için ilgili SSS sayfamıza bakabilirsiniz.

Ruh →Ölüm ve Cenaze SSS →Vefat Edenler İçin Dua →

Kıyamet alametleri nelerdir?

Kaynaklarda kıyamet alametleri küçük ve büyük olmak üzere ikiye ayrılır. Küçük alametler ahlakî bozulma, emanetin kaybolması, ilmin azalması gibi hâllerdir. Büyük alametler arasında güneşin batıdan doğması, Deccal'in çıkması, Hz. İsa'nın gelmesi ve sûra üfürülmesi sayılır. Bu alametlerin ayrıntısı ve sırası konusunda rivayetler farklılık gösterir; âlimler arasında yorum farkı vardır. Kıyametin tam zamanını ise hiç kimse bilemez. Tarih veren iddialara kesinlikle itibar edilmemelidir.

Kıyamet Alametleri →Deccal →Nüzûl-i İsa →

Mahşer, hesap ve mizan nasıl olacak?

Sûra ikinci üfürüşle insanlar diriltilecek ve mahşer denilen büyük toplanma yerinde bir araya gelecektir. Herkese amel defteri verilecek, yaptıkları sorulacaktır. Mizan, amellerin tartıldığı ilahî ölçüdür; iyilikler ve kötülükler bu ölçüye göre değerlendirilir. Ardından sırat geçilecek, sonuçta cennet veya cehennem olacaktır. Bu aşamaların şekli ve nasıllığı hakkında kesin ayrıntı bildirilmemiştir. Önemli olan hesaba hazır olmak; yani kul hakkını temizlemek ve tövbe etmektir.

Mahşer →Mizan →Kul Hakkı →

Cennet ve cehennem şu anda var mıdır?

Ehl-i sünnet inancına göre cennet ve cehennem yaratılmıştır, hâlen mevcuttur. İkisi de ebedîdir. Cennet nimetleri hakkında Kur'an'da verilen tasvirler bizim anlayabileceğimiz örneklerle anlatılmıştır; gerçeğinin nasıl olduğunu Allah bilir. Bir hadiste cennet nimetlerinin gözlerin görmediği, kulakların duymadığı güzellikte olduğu bildirilmiştir. Cehennem ise inkâr ve zulmün karşılığıdır. Müminin günahı sebebiyle bir süre azap görüp sonra cennete girmesi mümkündür; imanla ölen kimse ebediyen cehennemde kalmaz.

Cennet →Cehennem →Gözlerin Görmediği Nimetler →

Çocuklar ve İslam'ı hiç duymayanlar ne olacak?

Ergenlik çağına gelmeden vefat eden çocuklar sorumlu tutulmaz; âlimlerin çoğunluğu onların cennetlik olduğunu belirtir. İslam'ı hiç duymamış, tebliğ ulaşmamış kimselerin durumu ise âlimler arasında tartışılmıştır. Bir kısmı akılla Allah'ı bulma sorumluluğundan söz ederken, diğerleri tebliğ ulaşmadıkça sorumluluk doğmayacağını söyler. Bu meselede kesin bir hüküm vermek bize düşmez; nihaî karar Allah'a aittir. Bizim görevimiz güzel ahlakla ve sabırla dinimizi anlatmaktır.

Ahiret Gününe İman →İmtihan →Araf →

Ölümü hatırlamak karamsarlık mıdır?

Hayır. İslam'da ölümü hatırlamak, insanı hayata daha dikkatli ve daha iyi bağlar. Bir hadiste "lezzetleri yok edeni", yani ölümü hatırlamak tavsiye edilmiştir. Bu hatırlama korkutmak için değil, zamanı boşa harcamamak içindir. Ölümü düşünen insan kul hakkına girmez, helalleşmeyi erteler, vasiyetini yazar. Eğer ölüm düşüncesi sizde aşırı sıkıntı ve uyku bozukluğu yapıyorsa, hem bir hocayla hem gerekirse bir hekimle konuşmanız iyi olur. Dua ve zikir de kalbi yatıştırır.

Lezzetleri Yok Edeni Anın →Ölüm →Hüsn-i Hâtime Duası →

Kadere İman ve İnsanın İradesi

Kader nedir, kaza ne demektir?

Kader, Allah'ın olacak her şeyi ezelî ilmiyle bilmesi ve bir ölçüye göre takdir etmesidir. Kaza ise takdir edilenin zamanı gelince gerçekleşmesidir. Yani kader plan, kaza o planın uygulanmasıdır. Kadere iman, hayrın ve şerrin Allah'ın bilgisi ve izni dâhilinde olduğuna inanmaktır. Bu inanç insanı tembelliğe değil, güvene ve sabra götürür. Başa gelene dayanma gücü verir, elde edilene ise şükretmeyi öğretir. Kaderin ayrıntısı için rehber yazımızı okuyabilirsiniz.

Kadere İman →Kader Konulu Hadisler →Sünnetullah →

Her şey kaderse ben neden sorumlu oluyorum?

Çünkü seçimi siz yapıyorsunuz. Mâtürîdî ve Eş'arî âlimleri bu noktayı kesb kavramıyla açıklar: insan iradesiyle bir fiili tercih eder, Allah da o fiili yaratır. Yani niyet ve yönelme kuldan, güç ve yaratma Allah'tandır. Allah'ın önceden bilmesi sizi zorlamaz; o sizin hür seçiminizi bildiği için öyle bilmiştir. Günlük hayatta bunu zaten böyle yaşarız: kimse "kaderimde vardı" diyerek yaptığı haksızlığı meşru göremez. Sorumluluk, tercih edebilme gücünden doğar.

Kesb →Mâtürîdî →Kadere İman →

Tevekkül tembellik midir?

Hayır. Tevekkül, elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmaktır. Tarlayı sürmeden hasat beklemek tevekkül değil, ihmaldir. Peygamberimizin uygulaması da böyledir: tedbir alır, sonra Allah'a güvenirdi. Hasta olan doktora gider, ilacını alır, şifayı Allah'tan bekler; işsiz olan iş arar, duasını da ihmal etmez. Tevekkül kalbin huzuru, tedbir ise bedenin görevidir. Bu dengeyi kuran insan hem çalışkan hem huzurlu olur. Tevekkül konulu hadisleri okumak bu bakışı güçlendirir.

Tevekkül →Tevekkül Konulu Hadisler →Hasbünallah Duası →

Dua kaderi değiştirir mi?

Kaynaklarda duanın kaderle ilişkisine dair rivayetler vardır ve âlimler bunu şöyle açıklar: dua da kaderin bir parçasıdır. Yani Allah, o duayı edeceğinizi ve neticesinin ne olacağını birlikte bilir. Dolayısıyla dua boşa gitmez; ya istediğiniz verilir, ya daha hayırlısı verilir, ya da ahirete sevap olarak yazılır. Dua ederken ısrarlı ve edepli olmak, haram istememek gerekir. Kabul gecikirse ümitsizliğe düşmemek önemlidir; bir hadiste acele etmeyenin duasının kabul olacağı bildirilmiştir.

Duanın Adabı ve Kabul Vakitleri →Acele Etmeyenin Duası Kabul Olur →Dua ve Zikir SSS →

Başıma gelen kötülük Allah'tan mı geliyor?

Kadere iman, hayrın ve şerrin Allah'ın bilgisi ve izniyle olduğuna inanmaktır. Fakat Allah kötülüğü kullarına emretmez, çirkin işleri sevmez. İnsanın yaptığı zulüm kendi tercihidir; hastalık, deprem gibi olaylar ise imtihan ve tabiat kanunları çerçevesinde gerçekleşir. Müminin tutumu, musibette sabır ve sebeplere başvurmaktır. Bir hadiste musibetlerin günahlara kefaret olduğu bildirilmiştir. Yaşadığınız sıkıntı ağırsa hem dua edin hem de maddi tedbirleri ihmal etmeyin.

Musibetler Günahlara Kefarettir →Musibet →Sabır Konulu Hadisler →

Alın yazısı değişmez mi, rızık sabit midir?

Halk arasında "alın yazısı" denilen şey kader inancının günlük dildeki karşılığıdır. Rızkın Allah tarafından takdir edildiğine inanırız; ancak bu, çalışmayı bırakmak anlamına gelmez. Kur'an insanın çalışması gerektiğini bildirir. Takdir edilen rızkın size ulaşma yolu çalışmanızdır. Ayrıca sadaka ve sıla-i rahim gibi amellerin berekete vesile olduğu rivayetlerde yer alır. Yani kader anlayışı, kişiyi edilgen değil gayretli kılar. Rızık konulu hadisler bu dengeyi güzel anlatır.

Rızık Konulu Hadisler →Sıla-i Rahim Rızkı Genişletir →Rızık Duası →

Cebriyye ve Kaderiyye ne demektir?

Cebriyye, insanın hiçbir iradesi olmadığını, her şeyin zorla yapıldığını savunan eski bir görüştür. Kaderiyye ise insanın fiillerini tamamen kendisinin yarattığını, Allah'ın bunda etkisi olmadığını söyleyen anlayıştır. Ehl-i sünnet bu iki uçtan da uzak durur: insan iradesiyle tercih eder, Allah yaratır. Bu orta yol, hem sorumluluğu hem Allah'ın kudretini birlikte korur. Bu tür mezhep tartışmalarını bilmek, bugün karşımıza çıkan uç fikirleri tanımaya yardım eder.

Cebriyye →Kaderiyye →Mutezile →

Ecel bir midir, insan eceliyle mi ölür?

Ehl-i sünnet inancına göre her insanın eceli birdir ve vakti gelince ölür. Bu inanç, dikkatsizliği meşru görmek için kullanılamaz. İslam canı korumayı emreder; bu yüzden emniyet kemerini takmak, sağlığına özen göstermek, tehlikeden uzak durmak dinî bir sorumluluktur. Kaza sonucu veya hastalıktan ölen kişi de eceliyle ölmüş olur. Buna karşılık kişinin kendi canına kıyması büyük günahtır. Ağır bir bunalım yaşıyorsanız vakit kaybetmeden bir yakınınızdan ve uzmandan destek isteyin.

Ölüm →Sekerat →Sağlık SSS →

İmanı Zedeleyen Haller: Şirk, Küfür, Nifak

Şirk nedir, çeşitleri var mıdır?

Şirk, Allah'a ortak koşmaktır ve en büyük günah sayılır. Açık şirk, Allah'tan başkasına ibadet etmek veya ona ait özellikleri başka varlığa vermektir. Âlimler bir de gizli şirkten söz eder; riya, yani ibadeti insanlara gösteriş için yapmak buna örnektir. Bir Müslüman sebeplere başvururken dikkatli olmalı, yaratma ve şifa verme gücünü yalnız Allah'a ait bilmelidir. Türbeden medet beklemek, bir kişiye gaybı bilme vasfı vermek şirk sınırına yaklaşan davranışlardandır.

Şirkten Müstağni Olan Allah →Riya Konulu Hadisler →Yedi Helak Edici Günah →

Küfür ne demektir, kime kâfir denir?

Küfür, iman esaslarından birini bilerek ve inatla inkâr etmektir. Bir kişinin kâfir olduğuna hükmetmek çok ciddi bir meseledir ve âlimler bu konuda son derece dikkatli davranmıştır. Günah işleyen Müslümana kâfir denmez; ibadetini terk eden kişi günahkâr olur ama imanı devam eder. Birini kolayca tekfir etmek, yani dinden çıkmış saymak İslam tarihinde büyük fitnelere yol açmıştır. Bu yüzden kimse hakkında hüküm vermeye kalkmamak, kendi imanımıza bakmak en doğru tutumdur.

Mümin →Ehl-i Sünnet ve Mezhepler →Fitne →

Nifak nedir, münafığın alametleri nelerdir?

Nifak, içinde inanmadığı hâlde dışa karşı inanmış görünmektir. Bir hadiste münafığın alametleri şöyle sayılır: yalan söylemek, sözünde durmamak, emanete hıyanet etmek. Bu alametler, inanmayan kişi için değilse de karakter bozukluğu olarak her Müslümanı uyarır. Bu davranışların bir kişide bulunması onun münafık olduğuna hükmetmemizi gerektirmez; hadis bizi kendi hâlimizi düzeltmeye çağırır. Doğru sözlü olmak, verdiği sözü tutmak ve emanete sahip çıkmak imanın dışa yansıyan göstergeleridir.

Münafığın Üç Alameti →Doğruluk ve Emanet →Riyakâr Şehit, Âlim ve Cömert →

Namaz kılmayan kişi imandan çıkar mı?

Hanefî âlimlerinin çoğunluğuna göre namazı tembellikten terk eden kişi büyük günah işlemiş olur, fakat imandan çıkmaz. Namazın farz olduğunu inkâr eden kişinin durumu farklıdır; bu bir inanç esasını reddetmek sayılır. Bir hadiste namazın terkinin kişiyi küfre yaklaştırdığı bildirilmiştir ve bu, meselenin ciddiyetini gösteren bir uyarıdır. Namazı bırakmış biri için en doğru yol, bugünden başlayıp kaza borcunu planlı biçimde ödemektir. Kaza hesaplama aracımız bu konuda yardımcı olabilir.

Kişi ile Küfür Arasında Namazı Terk →Kaza Namazı →Namaz SSS →

Vesvese ve şüphe imanı bozar mı?

Kalbe gelen istemsiz vesveseler imanı bozmaz. Bir hadiste müminin böyle düşünceleri hissedip ürpermesinin, imanının canlı olduğunun işareti sayıldığı anlaşılır. Önemli olan bu düşünceleri benimsemek değil, rahatsız olup uzaklaştırmaktır. Vesveseyle mücadelede en etkili yol onunla tartışmamak, konuyu değiştirmek, euzü besmele çekmek ve ibadete devam etmektir. Vesvese hayatınızı felç edecek düzeyde ise bir hoca ile görüşün; takıntı boyutuna ulaşmışsa bir uzman desteği de almakta sakınca yoktur.

Vesvese Anında Okunacak Dua →Müminin Hali Hayret Vericidir →Felak Sûresi →

Bilmeyerek söylenen kötü söz imana zarar verir mi?

Öfke anında veya anlamını bilmeden söylenen sözler konusunda âlimler kasıt şartına dikkat çeker. İnanç esaslarıyla alay etmek, dini küçümsemek niyetiyle söylenen söz ağır bir yanlıştır. Ne dediğini bilmeden, alışkanlıkla söylenen kaba sözler ise günah olmakla birlikte kişiyi dinden çıkarmaz; yine de hemen tövbe edilmesi gerekir. Bu tür ifadeleri dilden atmak için öfkeyi kontrol etmeyi öğrenmek faydalıdır. Durumunuz sizi tedirgin ediyorsa müftülüğe veya Alo 190'a danışmanız en güvenli yoldur.

Düşünmeden Söylenen Söz →Öfkelenince Okunacak Dua →Tövbe ve İstiğfar Adabı →

Büyük günah işleyen cennete girer mi?

Ehl-i sünnet inancına göre imanla ölen bir kimse, büyük günah işlemiş olsa bile ebediyen cehennemde kalmaz. Tövbe etmişse affı umulur; tövbesiz gitmişse Allah dilerse affeder, dilerse bir süre ceza verip sonra cennete koyar. Bu inanç günahı küçümsemek için değil, ümitsizliğe düşmemek içindir. Büyük günahlardan sakınmak her müminin görevidir; Peygamberimiz yedi helak edici günahı özellikle saymıştır. Kul hakkı söz konusuysa tövbeye ek olarak helalleşmek de gerekir.

Yedi Helak Edici Günah →Kebâir →Helalleşme →

Tövbe her günahı siler mi?

Samimi tövbe büyük günahları da kapsar. Tövbenin şartları şunlardır: yaptığına pişman olmak, bırakmak, bir daha dönmemeye karar vermek ve Allah'tan af dilemek. Eğer günah bir insanın hakkıyla ilgiliyse, hakkı sahibine ödemek veya helallik istemek de şarttır. Tövbe için özel bir zaman veya tören gerekmez; her an yapılabilir. Seyyidü'l-istiğfar olarak bilinen dua bu niyetle okunabilir. Tövbe namazı kılmak da gelenekte yer alan güzel bir uygulamadır.

Tövbe ve İstiğfar Adabı →Seyyidü'l-İstiğfar Duası →Tövbe Namazı →

Hurafe, Büyü, Nazar ve Batıl İnançlar

Hurafe nedir, bidat ile aynı şey midir?

Hurafe, dinî bir dayanağı olmadığı hâlde dinden sanılan inanış ve uygulamalardır. Bidat ise dinde sonradan ortaya çıkan, aslı bulunmayan yeniliktir. İkisi birbirine yakın kavramlardır ama tam aynı değildir. Kapı eşiğine bir şey asmak, belli günlerde iş yapmamak, kurşun döktürmek gibi uygulamalar hurafeye örnektir. Bunların çoğu yerel geleneklerden gelir. Bir uygulamanın dinden olup olmadığını anlamanın yolu, Kur'an ve sünnette karşılığı var mı diye sormak ve ehline danışmaktır.

Hurafe →Bidat →Helal Haram SSS →

Nazar gerçek midir, korunmak için ne yapılır?

Kaynaklarda nazarın etkisinden söz eden rivayetler bulunur; âlimlerin çoğu nazarın gerçek olabileceğini kabul eder. Ancak nazarı her olumsuzluğun sebebi saymak, insanı tedirgin ve vehimli yapar. Korunmanın dinî yolu dua etmek, Felak ve Nâs sûrelerini okumak, maşallah demek ve sabah akşam duaları okumaktır. Mavi boncuk, nal, at kılı gibi nesnelerin koruyucu güç taşıdığına inanmak ise hurafedir. Hastalık belirtisi varsa nazara bağlamadan önce mutlaka hekime başvurmak gerekir.

Nazar Duası →Nazar →Maşallah →

Muska takmak caiz midir?

Âlimler arasında görüş farkı vardır. İçinde Kur'an âyeti veya dua bulunan, koruyucu gücün Allah'a ait olduğu bilinciyle taşınan yazılara bazı âlimler cevaz vermiştir. Buna karşılık anlamı bilinmeyen harf ve şekiller içeren, bizzat kendisinde güç olduğuna inanılarak taşınan muskalar kesin biçimde yasaklanmıştır; bu inanç şirke götürür. Para karşılığı muska yazan, tılsım satan kişilere de itibar edilmemelidir. Korunmak isteyen kimse için en güvenli yol, Kur'an okumak ve maruf duaları kendisi yapmaktır.

Muska →Bismillahillezi Korunma Duası →Sabah Akşam Duası →

Büyü var mıdır, büyüden nasıl korunulur?

Kur'an'da büyüden söz edilir; dolayısıyla varlığı inkâr edilmez. Fakat büyü yapmak ve yaptırmak büyük günahtır. Önemli olan şudur: büyünün etkisi Allah'ın izni dışında değildir, bu yüzden korkuya kapılmaya gerek yoktur. Korunma yolu Felak, Nâs, İhlâs sûrelerini ve Âyetel Kürsî'yi okumak, namazı aksatmamak, sabah akşam dualarını sürdürmektir. Büyü bozma vaadiyle para isteyen kişilere asla gidilmemelidir; bu kişiler çoğu zaman dolandırıcıdır. Fiziksel şikâyetlerde önce hekime başvurulmalıdır.

Sihir →Fatiha ile Rukye →Âyetel Kürsî →

Fal bakmak, burç ve yıldız yorumlarına inanmak günah mıdır?

Fal bakmak, kahve veya kart falına, burç yorumlarına geleceği bildiriyor diye inanmak İslam'da kabul edilmez. Çünkü gaybı yalnız Allah bilir. Bir kimsenin geleceği bildiğini kabul etmek, Allah'a ait bir özelliği ona vermek olur. Eğlence niyetiyle bakılsa bile bu alışkanlık insanı yanlış inanca alıştırır ve çoğu zaman maddi istismarla sonuçlanır. Geleceğe dair tereddütte dinin önerdiği yol dua etmek, istişare etmek ve gerekirse istihareye yatmaktır.

Fal →Gayb →İstihare →

Türbe ve yatırlardan medet beklemek doğru mudur?

Kabir ziyareti sünnettir; ölen kişiye dua etmek, kendi âkıbetini hatırlamak için yapılır. Ancak kabirde yatan kişiden şifa, çocuk, iş istemek doğru değildir; istek yalnız Allah'tan olur. Türbeye bez bağlamak, taş yapıştırmak, mum yakmak, adak adamak gibi uygulamaların dinî dayanağı yoktur. Ziyarette yapılacak doğru şey selam vermek, Fatiha okumak ve sessizce dua etmektir. Bu ayrımı bilmek, hem sünneti yaşamayı hem hurafeden korunmayı sağlar.

Kabir Ziyareti Duası →Ziyaret →Ölüm ve Cenaze SSS →

Rüyalar kader hakkında bilgi verir mi?

Kaynaklarda sâdık rüyalardan söz edilir; bazı rüyalar müjde veya uyarı niteliğinde olabilir. Fakat rüya dinî bir delil değildir; rüyaya dayanarak hüküm verilmez, hayat kararı alınmaz. Kötü bir rüya gören kişinin yapacağı şey euzü besmele çekmek, sol tarafa hafifçe tükürmek ve rüyayı anlatmamaktır. Rüya yorumları kesin bilgi değil, ihtimal taşır. Bu yüzden rüya tabirine aşırı anlam yükleyip kaygıya kapılmamak gerekir. Rüyalar hakkındaki soruları ilgili SSS sayfamızda bulabilirsiniz.

Rüya Tabiri SSS →Rüya Görünce Okunacak Dua →Gayb →

Uğursuz gün, uğursuz sayı inancı dinde var mıdır?

Hayır. İslam'da uğursuz gün, uğursuz ay veya uğursuz sayı inancı yoktur. Salı günü işe başlamamak, bir sayıdan korkmak, baykuş sesini kötüye yormak gibi inanışlar cahiliye dönemi alışkanlıklarının devamıdır. Peygamberimiz bu tür yorumları hoş karşılamamış, iyimser olmayı tavsiye etmiştir. Bir Müslüman işini planlar, tedbirini alır, duasını eder ve sonucu Allah'a bırakır. Günleri değerli kılan şey o gün yapılan ibadet ve iyiliktir; takvimdeki yeri değil.

Hurafe →Cahiliye →İşe Başlarken Okunacak Dua →

Mezhepler, Ehl-i Sünnet ve Görüş Farkları

Ehl-i sünnet ne demektir?

Ehl-i sünnet, Peygamberimizin ve ashabının yolunu izleyen, Müslümanların büyük çoğunluğunu oluşturan anlayıştır. İnanç konusunda Mâtürîdî ve Eş'arî çizgisi, amel konusunda ise Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhepleri bu çatı altındadır. Ehl-i sünnetin temel özelliği uçlardan uzak durması, akıl ile nakli dengede tutmasıdır. Bu çerçeveyi bilmek, karşımıza çıkan her yeni fikri değerlendirmek için sağlam bir ölçü verir. Ayrıntı için rehber yazımızı okuyabilirsiniz.

Ehl-i Sünnet ve Mezhepler →Ehl-i Sünnet →Mâtürîdî →

Mâtürîdî ve Eş'arî arasındaki fark nedir?

İkisi de Ehl-i sünnet içindedir ve temel inanç esaslarında aynı noktada buluşur. Fark, bazı ayrıntıların akılla açıklanmasındadır. Mâtürîdîler aklın dinî bilgi elde etmedeki rolüne biraz daha geniş yer verir; Eş'arîler ise nakle ağırlık tanır. Örneğin tebliğ ulaşmayan kişinin sorumluluğu gibi meselelerde yorum farkı görülür. Bu farklar imanı bozan ayrılıklar değildir; birbirini dışlamak için kullanılmamalıdır. Türkiye'de yaygın olan çizgi Hanefî-Mâtürîdî anlayıştır.

Mâtürîdî →Eş'arî →Kelâm →

Mezhep seçmek zorunlu mudur?

Mezhep, dinî hükümlerin ayrıntısını sistemli biçimde ortaya koyan ilmî yoldur. Herkesin müctehid olması mümkün olmadığı için bir mezhebin görüşüne göre amel etmek kolaylık sağlar ve çoğu âlim bunu tavsiye eder. Fakat mezhep imanın şartı değildir. Bir mezhebe göre amel eden kişi, başka mezhepten olanı kınamaz. Türkiye'de yaygın mezhep Hanefî'dir; bazı bölgelerde Şâfiî uygulaması görülür. Hangi mezhebe göre amel edeceğinizden emin değilseniz bulunduğunuz yerin müftülüğüne danışabilirsiniz.

Hanefî →Şâfiî →Ehl-i Sünnet ve Mezhepler →

Mezhepler arasındaki farklar dinde bölünme midir?

Değildir. Mezhep farkları amelin ayrıntısında görülür; namazın farzları, orucun bozulması gibi temel noktalarda ortak kabul vardır. Örneğin abdestte bazı ayrıntılar ya da kadına dokunmanın abdesti bozup bozmaması mezheplere göre farklı değerlendirilir. Bu farklar âyet ve hadislerin anlaşılmasındaki ilmî yorumlardan doğar ve İslam'ın geniş olduğunu gösterir. Bölünme, farkları bahane ederek birbirini kötülemekle ortaya çıkar. Müminin tutumu, kendi amelini düzgün yapıp başkasını yargılamamaktır.

Abdesti Bozan Haller →Abdest ve Gusül SSS →Mezhepler →

Sahabeye ve Ehl-i beyte bakışımız nasıl olmalı?

Ehl-i sünnet anlayışında bütün sahabe hayırla anılır, Peygamberimizin ailesi olan Ehl-i beyt sevgiyle hatırlanır. Sahabe arasında yaşanan tarihî olaylar hakkında taraf tutup birini kötülemek doğru değildir; bu meseleleri ilmî ölçüyle, saygı diliyle konuşmak gerekir. Dört halifenin hepsi İslam'a büyük hizmet etmiştir. Sahabe hayatlarını okumak, dinin ilk dönemdeki yaşanma biçimini anlamak bakımından çok öğreticidir. Ayrıntılı bilgiye rehber bölümümüzden ulaşabilirsiniz.

Dört Halife →Ehl-i Beyt ve Ashab →Ehl-i Beyt →

Mehdi ve Deccal inancı nasıl anlaşılmalı?

Kaynaklarda Deccal ve Mehdi ile ilgili rivayetler yer alır; ancak bu rivayetlerin değerlendirilmesinde âlimler arasında görüş farkı vardır. Bir kısım âlim bunları kıyamet alametleri arasında sayar, bir kısmı ise rivayetlerin sıhhati ve yorumu üzerinde durur. Kesin olan şudur: bu inanç bir Müslümanı ibadetten ve çalışmaktan alıkoymamalıdır. Kendisinin Mehdi olduğunu söyleyen veya tarih veren kişilere kesinlikle itibar edilmemelidir. Böyle iddialar tarih boyunca çok zarar vermiştir.

Mehdi →Deccal →Kehf'in İlk On Âyeti →

Bir hadisin sahih olup olmadığını nasıl anlarız?

Hadislerin güvenilirliği senet ve metin incelemesiyle belirlenir. Râvilerin güvenilirliği, zincirin kesintisiz olması ve metnin Kur'an'a aykırı olmaması dikkate alınır. Bu değerlendirme uzmanlık gerektirir; sıradan bir okuyucu için en güvenli yol, Kütüb-i Sitte gibi tanınmış kaynaklara ve güvenilir kurumların yayınlarına bakmaktır. Sosyal medyada dolaşan kaynaksız sözleri hadis diye paylaşmamak gerekir. Sitemizdeki hadis bölümünde kaynağı belirtilen rivayetleri okuyabilirsiniz.

Kütüb-i Sitte →Zayıf Hadis →Hadis ve Sünnet SSS →

Diyanet görüşü ile farklı bir hoca görüşü çelişirse ne yapmalı?

Bu durumda ilk ölçü, görüşün hangi delile dayandığını ve hangi mezhebin usulüne göre verildiğini sormaktır. Türkiye'de resmî dinî danışma mercii Diyanet İşleri Başkanlığı'dır ve ilmihal çizgisi Ehl-i sünnet kabulüne dayanır. Farklı görüşler ilmî çerçevede olabilir; fakat bir görüş sizi ibadetten uzaklaştırıyor, toplumu bölüyor veya aşırılığa götürüyorsa uzak durmak gerekir. Tereddüt ettiğiniz bir meselede müftülüğe veya Alo 190 hattına danışmanız en doğrusudur.

Diyanet →İlmihal Bilgisi →Yeni Başlayanlar SSS →

Günlük Hayatta İman: Sık Sorulan Durumlar

İmanımı güçlendirmek için ne yapabilirim?

İmanı güçlendiren üç yol vardır: ilim, amel ve çevre. Önce temel bilgileri öğrenin; imanın şartlarını, Allah'ın isimlerini, Peygamberimizin hayatını okuyun. Sonra bildiğinizi uygulayın: beş vakit namaz, günlük zikir ve küçük de olsa sadaka kalbi diri tutar. Üçüncü olarak sizi iyiliğe teşvik eden insanlarla birlikte olun. Bir hadiste iyi arkadaşın misk taşıyan kimseye benzetildiği bildirilmiştir. Bu üçünü birlikte sürdüren kişi, kısa zamanda farkı kendisi hisseder.

İyi Arkadaş Misk Taşıyan Gibidir →İbadet Takibi →Zikirmatik →

Yeni Müslüman olan biri önce ne öğrenmeli?

Sırayla gitmek en kolayıdır. İlk olarak Kelime-i şehâdetin anlamı ve imanın altı esası öğrenilir. Ardından abdest ve gusül, sonra namazın kılınışı gelir. Bu üçü yerleştikten sonra oruç, zekât ve diğer konulara geçilir. Kur'an okumayı öğrenmek için acele etmek gerekmez; Türkçe anlamından başlanabilir. Yeni başlayanlar için hazırladığımız SSS sayfası bu süreci adım adım anlatır. Zorlandığınız yerde bir hocadan veya müftülükten yardım istemek işi çok kolaylaştırır.

Yeni Başlayanlar SSS →Abdest Nasıl Alınır →Namaz Nasıl Kılınır →

Çocuğuma imanı nasıl anlatabilirim?

Çocuğa korkutarak değil sevdirerek anlatmak esastır. Allah'ı önce yaratan, veren, seven olarak tanıtın; ceza dilini öne çıkarmayın. Yaşına uygun kısa cümleler kullanın ve günlük hayattan örnek verin: yemeğe şükretmek, bir kediyi sulamak gibi. Kelime-i şehâdeti ve kısa duaları oyun gibi tekrarlarla öğretin. Peygamber kıssaları çocukların en sevdiği anlatımlardır. En etkili yöntem ise sizin örnekliğinizdir; evde görülen huzurlu ibadet, anlatılan her sözden daha çok iz bırakır.

Hepiniz Çobansınız →Aile ve Nikâh SSS →Ezber Aracı →

İnanmayan bir yakınıma nasıl davranmalıyım?

Zorlamak fayda vermez; Kur'an hidayetin Allah'tan olduğunu bildirir. Bize düşen güzel ahlakla örnek olmak, sorulduğunda sakin biçimde anlatmak ve dua etmektir. Tartışmayı kazanmaya çalışmak genellikle uzaklaştırır. Aile bağını, ziyaretleşmeyi ve iyiliği kesmemek gerekir; anne babaya iyilik, inanç farkıyla ortadan kalkmaz. Sabırla sürdürülen güzel muamele, yıllar içinde en güçlü davet olur. Hidayeti için yapılan dua ise hiçbir zaman boşa gitmez.

Başkasının Hidayeti İçin Dua →Hidayet →Anne Babaya İyilik →

İbadet ederken riyadan nasıl korunurum?

Riya, ibadeti insanlara gösteriş için yapmaktır ve sevabı götürür. Korunmanın yolu niyeti sık sık yenilemek, bazı ibadetleri gizli yapmak ve övgü duyduğunda tedirgin olmayı öğrenmektir. Ancak insanların görmesi korkusuyla ibadeti tamamen bırakmak da yanlıştır; şeytan bazen bu yolla kişiyi ibadetten alıkoyar. Cemaatle namaz gibi açıktan yapılması gereken ibadetler riya sayılmaz. Bir hadiste amellerin niyete ve sonuca göre değerlendirildiği bildirilmiştir; bu yüzden kalbe bakmak esastır.

Duyursun Diye Amel Eden →Riya Konulu Hadisler →İhlas Konulu Hadisler →

Allah'a dargınım, bu küfür müdür?

Ağır bir kayıp veya hastalık sonrası insanın isyan duygusu yaşaması, çaresizliğin yansımasıdır. Allah'ın hükmünü beğenmemek, onu zalim saymak ciddi bir yanlıştır; fakat sıkıntı içinde dökülen sitem ile bilinçli bir inkâr aynı şey değildir. Böyle bir hâlde yapılacak en iyi şey sessiz kalmak, dua etmek ve güvendiğiniz biriyle konuşmaktır. Peygamberlerin kıssalarında da büyük sıkıntılar ve sabır örnekleri vardır. Tereddüdünüz sürerse bir hoca ile veya Alo 190 hattı üzerinden görüşmeniz iyi olur.

Sabretmeye Çalışana Allah Sabır Verir →Hz. Eyyûb →Sıkıntı Konulu Hadisler →

Kader inancı depresyonda bahane olabilir mi?

Olmamalıdır. Kadere iman, tedbiri ve tedaviyi bırakmayı değil, sonucu Allah'a güvenle bırakmayı öğretir. Nasıl ki hasta olan kişi doktora gidiyorsa, ruh sağlığı sıkıntısı yaşayan da uzman desteği almalıdır. Dua, zikir ve ibadet kalbi yatıştırır; fakat gerektiğinde tedavinin yerini tutmaz, onunla birlikte yürür. Kendinizi tükenmiş hissediyorsanız bir yakınınıza açılın ve profesyonel yardım isteyin. Bunu yapmak imanın zayıflığı değil, canı emanet bilmenin gereğidir.

Sağlık SSS →Keder ve Hüzün Duası →Sabır →

İman konusunda doğru bilgiyi nereden öğrenebilirim?

En güvenli yol, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ilmihal ve akaid yayınları gibi kurumsal kaynaklardan okumaktır. Bir hocadan ders almak veya camide düzenlenen sohbetlere katılmak da çok faydalıdır. Sosyal medyadan öğrenirken kaynağı belirtilmeyen bilgilere güvenmeyin. Sitemizdeki rehber bölümü, sözlük ve konu bazlı SSS sayfaları da adım adım öğrenmek için düzenlenmiştir. Kendi durumunuza dair kesin bir hüküm gerekiyorsa müftülüğe başvurun veya Alo 190 Dinî Soruları Cevaplama Hattı'nı arayın.

İlmihal Bilgisi →Dinî Günler →Namaz SSS →

İlgili sayfalar

İnanç ve Ahlak altındaki diğer başlıklar

← İnanç ve Ahlak ana sayfası

Tüm SSS ana başlıkları