🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Ahlak ve Edep ile İlgili Sık Sorulan Sorular

Ahlak ve edep hakkında en çok sorulan sorular: doğruluk, emanet, kul hakkı, gıybet, kibir, haset, riya, öfke, affetmek, komşuluk, selam ve günlük hayat adabı.

Ahlak, dinin görünen yüzüdür. İbadetlerini düzenli yapan ama diline, eline ve kalbine sahip olamayan kişinin eksiği büyüktür. Peygamber Efendimiz kendisinin güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildiğini bildirmiştir. Bu sayfada ahlak ve edep ile ilgili en sık sorulan soruları bir araya getirdik. Ahlakın tanımı, doğruluk ve emanet, kul hakkı ve helalleşme, dilin afetleri olan gıybet, yalan ve iftira, kalbi hasta eden kibir, haset ve riya, öfkeye hâkim olmak, affetmek, aile ve komşuluk edebi, selam, misafirlik, yemek ve giyim adabı, mal ve kazanç ahlakı, bir de çocuklara ahlak eğitimi tek tek ele alındı.

Cevaplar Hanefî mezhebi esas alınarak, Diyanet İşleri Başkanlığı ilmihal çizgisinde ve sade bir dille hazırlandı. Gerektiği yerde diğer mezheplerdeki farklı yaklaşıma da işaret edildi. Âlimler arasında görüş farkı bulunan konularda bu durum ayrıca belirtildi. Burada okuduklarınız genel bilgi niteliğindedir; kendi durumunuza özel kesin bir hüküm için bağlı bulunduğunuz müftülüğe ya da Alo 190 Dinî Sorular Hattı'na danışmanızı tavsiye ederiz.

75 soru ve cevap · 9 başlık

Ahlak ve Edep Nedir

Ahlak nedir, dinî anlamı nasıl açıklanır?

Ahlak, insanın huyu, karakteri ve yerleşmiş davranış biçimidir. Dinî anlamda ahlak, Allah'ın razı olduğu güzel huyları kazanıp kötü huylardan arınmaktır. Bir davranışın ahlak sayılması için süreklilik kazanması gerekir; bir kez doğru söyleyen kişiye doğru sözlü denmez, hep doğru söyleyene denir. İslam ahlakı iki yöne bakar: Allah ile ilişkide ihlas ve edep, insanlarla ilişkide adalet ve merhamet. İkisi birbirini tamamlar. Namaz kılan ama komşusunu inciten kişinin dindarlığı eksik kalır.

İslam Ahlakının Temelleri →Ahlak →İyilik Güzel Ahlaktır →

Edep ne demektir, ahlaktan farkı var mı?

Edep, güzel ahlakın davranışa dökülmüş hâlidir. Ahlak kalpte yerleşen huydur; edep o huyun söz, bakış, oturuş, hitap ve davranıştaki görünüşüdür. Örneğin tevazu bir ahlaktır; büyüklerin yanında sesini yükseltmemek o ahlakın edebidir. Eskiler "edep bir taçtır" derdi, çünkü edep insanı herkesin yanında ağırlıklı kılar. İlim edepsiz olursa fayda vermez; bu yüzden klasik eğitimde önce edep öğretilirdi. Edep öğrenilebilir bir şeydir; görmekle, alışmakla ve dikkat etmekle gelişir.

Edep →İslam Ahlakının Temelleri →

Güzel ahlak ibadetten daha mı önemlidir?

Böyle bir karşılaştırma doğru değildir. Farz ibadetler ile güzel ahlak birbirinin alternatifi değil, aynı dinin iki kanadıdır. Namaz, oruç, zekât Allah'ın emridir ve terk edilemez. Ancak hadislerde müminlerin en hayırlısının ahlakı en güzel olan kişi olduğu bildirilmiştir. Bu, ahlakın ibadetin yerine geçtiği anlamına gelmez; ibadetin asıl meyvesinin ahlak olduğu anlamına gelir. Namaz kılan kişi yalan söylemekten, oruç tutan kişi incitmekten de uzaklaşmalıdır.

En Hayırlınız Ahlakı En Güzel Olanınız →Namaz Soruları →İslam Ahlakının Temelleri →

Peygamber Efendimizin ahlakı nasıldı?

Peygamber Efendimiz peygamberlikten önce de "güvenilir" anlamında Muhammedü'l-Emîn diye bilinirdi. Kaynaklarda O'nun çok az öfkelendiği, kimsenin yüzüne vurmadığı, hizmetinde bulunanı azarlamadığı, verdiği sözü tuttuğu, hastaları ziyaret ettiği, çocuklarla şakalaştığı anlatılır. Kendisine kötülük yapanların çoğunu affetmiştir. Davranışının en belirgin yönü tutarlılıktır: evde de dışarıda da aynı kişiydi. Ahlakı öğrenmek isteyen kişiye en kısa yol O'nun hayatını okumaktır.

Peygamberimizin Ahlakı ve Şemaili →Hz. Muhammed'in Hayatı →Siyer Soruları →

Takva ile ahlak arasında nasıl bir bağ var?

Takva, Allah'ın sevmediği şeylerden sakınma bilincidir. Ahlak ise bu bilincin davranışa yansımasıdır. Takvası olan kişi kimse görmediğinde de ölçüsünü bozmaz; ahlakı sadece insanların görmesine bağlı olmaz. Bu yüzden takva, ahlakın görünmeyen kökü sayılır. Sadece dışa dönük nezaket, içte takva yoksa kolayca çatlar. Tersi de doğrudur: takva iddiası varken insanlara karşı sert ve kaba olmak takvanın yanlış anlaşıldığını gösterir.

Takva →Vera →Kalp Amelleri Soruları →

Ahlakın kaynağı akıl mı, din mi?

İslam âlimleri aklın iyiyi kötüden ayırmada önemli bir ölçü olduğunu kabul eder. Ancak aklın tek başına her meselede kesin ölçü koyamayacağını, bu yüzden vahyin yol gösterdiğini söylerler. Bu noktada âlimler arasında görüş farkı vardır: Mâtürîdîler aklın iyi ve kötüyü büyük ölçüde kavrayabileceğini, Eş'arîler ise ölçünün esas olarak vahiyle belirlendiğini vurgular. Her iki görüş de aklı reddetmez. Pratikte sonuç aynıdır: akıl ile vahiy birlikte işletilir.

Ehl-i Sünnet ve Mezhepler →İman ve Akaid Soruları →

Kötü huylar değişir mi, yoksa doğuştan mı gelir?

İnsanın mizacı doğuştan gelir; kiminde sinir çabuk kabarır, kiminde cömertlik kolaydır. Ancak mizaç kader değildir. İslam ahlakı, huyun eğitimle ve alışkanlıkla değişebileceğini kabul eder; aksi hâlde emir ve yasakların anlamı kalmazdı. Değişimin yolu küçük ve sürekli adımlardır: bir ayı öfkeye sessiz kalmakla geçirmek, bir yıl boyunca her gün bir iyilik yapmak gibi. Nefis zorlanmaktan hoşlanmaz, ama alıştığı şeye sonunda razı olur.

Nefis →Riyazet →Az da Olsa Devamlı Amel →

Ahlakımı düzeltmek için nereden başlamalıyım?

Tek bir huy seçin ve onunla başlayın. Çoğu kişi için en verimli başlangıç dildir: bir ay boyunca kimsenin arkasından konuşmamaya karar vermek hem kolay ölçülür hem çok şey değiştirir. İkinci adım öfkedir; kızdığınızda hemen cevap vermeyip susmayı deneyin. Üçüncü adım verilen sözü tutmaktır. Bu üçü yerleşince diğerleri kolaylaşır. Her akşam kısa bir muhasebe yapın, aksadığınız yerde istiğfar edin ve yarına devam edin.

Tövbe ve İstiğfar Adabı →Tevbe ve Günah Soruları →İbadet Takibi →

Doğruluk, Emanet ve Kul Hakkı

Doğru sözlü olmak neden bu kadar önemli?

Doğruluk, ahlakın temel taşıdır. Hadislerde doğruluğun iyiliğe, iyiliğin cennete götürdüğü bildirilmiştir. Doğruluk sadece ağızdan çıkan sözle ilgili değildir; niyette, alışverişte, çalışmada ve tanıklıkta da aranır. Yalanın zararı yalnız karşı tarafa değildir; yalan söyleyen kişi zamanla kendi sözüne de güvenmez olur. Toplumda güven bir kez kırıldığında geri kazanılması çok zordur. Bu yüzden zor da olsa doğruyu söylemek, kolay bir yalandan hayırlıdır.

Doğruluk ve Emanet →Doğruluk Cennete Götürür →Sıdk →

Her durumda doğruyu söylemek şart mı, beyaz yalan olur mu?

Esas olan doğruyu söylemektir. Fıkıhta yalanın mubah sayıldığı birkaç istisnadan söz edilir: bir masumun hayatını kurtarmak, araları bozulmuş iki kişiyi barıştırmak ve eşler arasındaki gönül almak gibi. Bu istisnalar dar kapsamlıdır ve kişinin kendi çıkarını korumak için kullanılamaz. Çoğu durumda yalana gerek kalmadan susmak veya sözü nazikçe dolaylı kurmak yeterlidir. Konu tartışmalıdır; özel bir durumda tereddüde düşerseniz müftülüğe veya Alo 190'a danışın.

Yalan →Doğruluk ve Emanet →

Emanet sadece para ve eşya için mi kullanılır?

Hayır, emanet çok geniştir. Size bırakılan para ve eşya emanettir; ama anlatılan sır, üstlendiğiniz görev, imzaladığınız sözleşme, size verilen oy, öğrencinin size teslim edilen eğitimi de emanettir. Hatta sağlık, zaman ve çocuklar da Allah'ın emaneti sayılır. Emaneti korumak, ona zarar vermemek ve zamanı gelince eksiksiz teslim etmektir. Hadislerde emanete riayet etmemek münafıklık alametleri arasında anılmıştır; bu da konunun ağırlığını gösterir.

Emanet →Münafığın Üç Alameti →Doğruluk ve Emanet →

Kul hakkı nedir, neden affı zor denir?

Kul hakkı, bir insanın malına, canına, namusuna, emeğine veya itibarına haksız şekilde zarar vermektir. Allah'a karşı işlenen günahlar tövbeyle bağışlanabilir. Kul hakkında ise hak sahibinin rızası aranır; çünkü ortada bir de mağdur vardır. Bu yüzden âlimler kul hakkının affının daha zor olduğunu söyler. Çözüm yolu açıktır: alınan geri verilir, zarar telafi edilir, mümkünse helallik istenir. Bunlar yapıldıktan sonra Allah'tan bağışlanma dilenir.

Kul Hakkı ve Helalleşme →Kul Hakkı →Gerçek Müflis Kimdir →

Hakkını yediğim kişi vefat etti, ne yapmalıyım?

Öncelikle borcu veya alınan malı mirasçılarına ödemeniz gerekir; çünkü hak onlara geçmiştir. Mirasçılar bulunamıyorsa âlimlerin çoğunluğuna göre o miktar, hak sahibi adına hayır yoluna, örneğin fakirlere sadaka olarak verilir. Maddi karşılığı olmayan bir hak, mesela gıybet veya kalp kırma ise, vefat eden kişi için dua etmek, hayrına sadaka vermek ve samimi tövbe etmek tavsiye edilir. Böyle özel durumlarda müftülüğe danışmanız en doğrusudur.

Kul Hakkı ve Helalleşme →Vefat Edenler İçin Dua →Ölüm ve Cenaze Soruları →

Helallik istemek nasıl yapılır, yüz yüze şart mı?

En güzeli yüz yüze veya doğrudan konuşmaktır. Ancak yüz yüze helallik istemek karşı tarafı daha çok üzecekse ya da bilmediği bir kusuru öğrenip incinecekse, âlimler bunu açmamayı tavsiye eder. O zaman kişi için dua eder, imkânı varsa bir iyilikle gönlünü alır ve tövbe eder. Helallik isterken ayrıntıya girmek zorunlu değildir; "bilerek bilmeyerek bir kusurum olduysa affet" demek yeterlidir. Sözün kısası, niyet gönül almaktır, kendini temize çıkarmak değildir.

Kul Hakkı ve Helalleşme →Tövbe ve İstiğfar Adabı →

İşte verilen mesaiyi tam doldurmamak kul hakkı mı?

Evet, ücreti karşılığı anlaşılan işi yapmamak emanete riayetsizliktir. Çalışan kişi, iş saatinde kendisinden beklenen işi yerine getirmekle yükümlüdür; işveren de ücreti zamanında ve eksiksiz ödemekle. Bu iki yön birbirinden ayrılmaz. Kurum malını izinsiz özel işte kullanmak, mesai içinde işi savsaklamak, sahte rapor almak bu başlığa girer. Hadislerde işçinin ücretinin geciktirilmemesi de ayrıca vurgulanmıştır.

Çalışma Hayatı Soruları →Emanet →Elinin Emeğiyle Kazanmak →

Verdiğim sözü tutamadım, günah işlemiş olur muyum?

Sözü bilerek ve sebepsiz çiğnemek ahlaki bir kusurdur ve güveni zedeler. Ancak hastalık, zorunlu bir engel veya gücünüzü aşan bir durum yüzünden sözü tutamadıysanız bu ayrı değerlendirilir; önemli olan karşı tarafı vaktinde haberdar etmek ve zararı varsa gidermektir. Söz yemin şeklinde verildiyse yemin kefareti gündeme gelebilir. Baştan tutamayacağınız sözü vermemek, sonra özür dilemekten çok daha hayırlıdır.

Yemin ve Yemin Kefareti →Doğruluk ve Emanet →

Dilin Afetleri: Gıybet, Yalan, İftira

Gıybet nedir, hangi söz gıybet sayılır?

Gıybet, bir kişinin yanında olmadığı sırada, hoşlanmayacağı bir kusurunu başkalarına anlatmaktır. Anlatılan şey doğru olsa bile gıybettir; yanlışsa buna iftira denir ve daha ağırdır. Kişinin huyu, işi, ailesi, dış görünüşü, geçmişi hakkında aşağılayıcı söz söylemek bu kapsama girer. İsim söylenmese de kim olduğu anlaşılıyorsa gıybet yine gerçekleşir. Dinimizde dil, en çok sorumluluk getiren organlardan biri sayılır.

Gıybet ve Dedikodu →Gıybet Nedir →Gıybet Konusu →

Gıybet olmayan, konuşulması caiz durumlar var mı?

Âlimler birkaç durumda bir kişinin kusurunun anlatılabileceğini söyler. Bir zulmü yetkili mercie şikâyet etmek, fetva sorarken meseleyi anlatmak, evlilik veya ortaklık öncesi sorulduğunda bilinen bir sakıncayı dürüstçe bildirmek, bir kişiyi zarardan korumak için uyarmak bunlar arasındadır. Burada ölçü niyettir ve ihtiyaç kadarıyla sınırlı kalmaktır. Konuşmayı ihtiyacın ötesine taşırıp keyif alınan bir sohbete çevirmek, izni kaldırır.

Gıybet ve Dedikodu →Gıybet →

Gıybetin tövbesi nasıl olur, kişiye söylemem gerekir mi?

Tövbenin ilk şartı o konuşmayı bırakmak ve bir daha dönmemeye karar vermektir. İkinci şartta âlimler ayrılır. Bir görüşe göre gıybet edilen kişiden helallik istenmelidir. Daha yaygın ve pratik görüşe göre ise, haberi olmayan kişiye gidip söylemek yeni bir kırgınlık doğuracağından, onun için dua etmek, hakkında güzel söz söylemek ve Allah'tan bağışlanma dilemek yeterlidir. Bu konuda görüş farkı vardır; tereddüt hâlinde müftülüğe danışın.

Tövbe ve Günah Soruları →Kardeşine Gıyabında Dua →Tövbe ve İstiğfar Adabı →

Yanımda gıybet ediliyor, nasıl davranmalıyım?

Dinleyen de o konuşmaya ortak olur. En güzeli sözü usulca değiştirmek ya da anlatılan kişi hakkında bildiğiniz iyi bir yönü söyleyip dengeyi kurmaktır. Ortam uygunsa "bunu burada konuşmayalım" demek kısa ve etkili olur. Kimseyi azarlamadan, üst perdeden konuşmadan yapmak önemlidir; yoksa gıybeti engellerken kibre düşmek kolaydır. Hiçbiri mümkün değilse ortamdan kalkmak veya sessiz kalıp katılmamak en azıdır.

Gıybet ve Dedikodu →Hayır Söylesin ya da Sussun →

Dedikodu ile koğuculuk arasındaki fark nedir?

Dedikodu, duyulan sözü meraktan veya eğlence için yaymaktır. Koğuculuk, dinimizde nemîme denir ve iki kişinin arasını bozmak amacıyla sözü taşımaktır. Nemîme daha ağır sayılır, çünkü doğrudan düşmanlık doğurur. "Şu senin hakkında böyle demiş" diye başlayan cümleler genellikle bu kapsama girer. Böyle bir söz size getirildiğinde, önce söyleyene dair şüpheyle bakmak ve iki tarafı karşı karşıya getirmemek en selametli yoldur.

Nemîme →Gıybet ve Dedikodu →

İftira ve bühtanın hükmü nedir?

İftira, bir kişiye işlemediği bir suçu veya kusuru yüklemektir. Gıybetten ağırdır, çünkü hem yalan hem de haksızlık bir aradadır. Özellikle namusa dair iftira Kur'an'da ayrıca ve çok şiddetli şekilde kınanmıştır. İftiranın telafisi, yanlışı aynı ortamda açıkça düzeltmek, kişinin itibarını iade etmek ve helallik istemektir. Duyduğunu araştırmadan paylaşmak da iftiraya ortak olmak sayılır; bu yüzden zandan sakınmak emredilmiştir.

İftira →Zandan Sakının →Kul Hakkı →

Şaka yaparken birini küçük düşürmek günah mı?

Şakanın kendisi caizdir; Peygamber Efendimiz de latife yapardı. Ancak şakanın iki şartı vardır: yalan içermemesi ve kimseyi incitmemesi. Bir kişinin boyu, kilosu, şivesi, mesleği veya ailesi üzerinden gülmek alay sayılır ve Kur'an'da yasaklanmıştır. "Şaka yaptım" demek, karşı tarafın kalbinde açılan yeri kapatmaz. Ölçü basittir: aynı sözü size söyleseler gücenecekseniz, o söz şaka değildir.

Düşünmeden Söylenen Söz →İslam Ahlakının Temelleri →

Küfür etmek ve ağır konuşmak ne kadar büyük bir kusur?

Sövmek ve ağır söz söylemek müminin şanına yakışmaz. Hadislerde müminin lanet edici ve kaba sözlü olmadığı bildirilmiştir. Öfke anında ağızdan çıkan sözler en çok pişmanlık doğuranlardır; çünkü söz geri alınmaz. Bu alışkanlıktan kurtulmak için öfke anında susmak, abdest alıp yer değiştirmek ve ağza yerleşmiş kalıpları bilinçli olarak değiştirmek etkili olur. Ailede büyüklerin dili, çocukların diline doğrudan geçer.

Öfkelenince Okunacak Dua →Düşünmeden Söylenen Söz →Öfke →

Boş konuşmayı azaltmanın pratik bir yolu var mı?

Dinimizde faydasız söz ve işi terk etmeye malayaniyi bırakmak denir. Pratik yol şudur: konuşmadan önce üç soruyu geçirin. Bu söz doğru mu, gerekli mi, kimseyi incitir mi. Üçünden biri takılıyorsa söylemeyin. Sohbetin yönü dedikoduya kayarsa konuyu değiştirin. Gün içinde kısa zikir alışkanlığı da dili meşgul ederek faydasız konuşmayı azaltır; zikirmatik gibi küçük bir alışkanlık bile fark eder.

Malayaniyi Terk Etmek →Zikirmatik →Dua ve Zikir Soruları →

Kalbin Hastalıkları: Kibir, Haset, Riya

Kibir nedir, kendimi beğenmekle aynı şey mi?

Kibir, kendini başkasından üstün görmek ve bu üstünlüğü davranışa yansıtmaktır. Kendini beğenmeye ise ucub denir; o daha içe dönüktür, kişi kimseyi küçümsemese de yaptığıyla şişinir. İkisi birbirini besler. Hadislerde kalbinde zerre kadar kibir bulunan kişinin ağır bir uyarıyla karşılandığı bildirilmiştir. Kibrin en sık görülen alametleri, hatasını kabul etmemek, özür dileyememek ve kendisinden alt gördüğü kişiyle aynı sofraya oturmak istememektir.

Kibir →Ucub →Kalbinde Zerre Kadar Kibir Olan →

Tevazu ile kendine değer vermemek karıştırılıyor, fark ne?

Tevazu, sahip olduğu imkânı ve bilgiyi Allah'tan bilip insanları küçümsememektir. Kendini değersiz görmek, hakkını savunamamak veya zulme sessiz kalmak tevazu değildir. Mütevazı kişi gerektiğinde net konuşur, ama üstünlük taslamaz. Ölçü şudur: tevazu insanı yumuşatır, sahtesi ise insanı sürekli övgü arayan bir hâle sokar. "Ben bir şey bilmem" diyerek övülmeyi beklemek, gizli bir kibir çeşidi sayılmıştır.

Tevazu →Tevazu Konusu →İslam Ahlakının Temelleri →

Haset nedir, gıpta ile arasındaki fark nedir?

Haset, bir kişideki nimetin ondan gitmesini istemektir. Gıpta ise o nimetin benzerinin kendisine de verilmesini dilemektir; buna imrenme denir ve kınanmamıştır. Hadislerde ilmini yaşayan ve malını hayra harcayan kişiye gıpta edilebileceği bildirilmiştir. Haset ise kalbi yorar, kişiyi kendi nimetine kör eder. Haset hissi gelince o kişi için hayır dua etmek, hatta mümkünse ona bir iyilik yapmak, bu hissi en çabuk söndüren yoldur.

Haset →Birbirinize Haset Etmeyin →Ancak İki Kişiye Gıpta Edilir →

Riya nedir, ibadeti gösteriş için yapmak amelimi boşa çıkarır mı?

Riya, ibadeti veya iyiliği insanlara görünmek için yapmaktır. Bir amel baştan sona gösteriş niyetiyle yapılmışsa sevabını kaybeder; çünkü ameller niyetlere göre değerlendirilir. Ancak amel sırasında aklınıza gelip geçen bir beğenilme düşüncesi ameli iptal etmez. Böyle bir düşünce gelince istiğfar edip ibadete devam etmek doğrusudur. Ameli bırakmak şeytanın istediği şeydir; niyeti düzeltmek ise panzehiridir.

Riya →Ameller Niyetlere Göredir →Duyursun Diye Amel Eden →

İhlas nasıl kazanılır, samimi olduğumu nasıl anlarım?

İhlas, ameli yalnız Allah için yapmaktır. Samimiyetin en güvenilir ölçüsü, kimse görmezken yaptığınızla görülürken yaptığınız arasındaki farktır. Fark azsa ihlas kuvvetlidir. İhlası kazanmanın pratik yolu, bazı ibadetleri kimsenin bilmeyeceği şekilde yapmaktır: gizli bir sadaka, kimseye söylenmeyen bir gece namazı, anılmayan bir yardım. Bunlar kalbi terbiye eder. Övgü geldiğinde sevinci hemen Allah'a çevirmek de alıştırıcıdır.

İhlas →Allah Kalplere ve Amellere Bakar →Kalp Amelleri Soruları →

Su-i zan yani kötü zanda bulunmak günah mı?

Delili olmadan bir kişi hakkında kötü hüküm vermek yasaklanmıştır. Kur'an zannın çoğundan sakınmayı emreder. Bir davranışı iyiye yorumlamak mümkünse öyle yorumlamak müminin işidir. Kalbe gelip geçen şüphe günah değildir; onu benimseyip o kişiye göre davranmak, araştırmak ve başkalarına anlatmak günahtır. Hüsnüzan hem kalbi rahatlatır hem ilişkileri korur. Gerçekten bir zarar ihtimali varsa tedbir alınır, ama itham edilmez.

Zandan Sakının →Allah Hakkında Hüsnüzan Üzere Olmak →

Nazar ve haset konusunda ne yapmalıyım?

Nazarın etkisi olabileceği kabul edilir; korunma yolu dua ve Allah'a sığınmaktır. Fâtiha, İhlâs, Felak ve Nâs sûreleri bu amaçla okunur. Ancak her sıkıntıyı nazara bağlamak doğru değildir; hastalıkta hekime başvurmak, tedbirsizlikte tedbiri almak gerekir. Muska, kurşun dökme, iplik bağlama gibi uygulamalar dinimizin onaylamadığı hurafelerdir. Kendiniz için de başkasının nimetine bakarken "maşallah" demeyi alışkanlık edinin.

Nazar Duası →Hurafe →Felak Sûresi →

Gafletten kurtulmak için ne yapılabilir?

Gaflet, insanın niçin yaşadığını unutup günü oyalanmayla geçirmesidir. Panzehiri hatırlatmadır. Beş vakit namaz zaten günde beş kez bu hatırlatmayı yapar; vaktinde kılmak gafletin en büyük ilacıdır. Buna sabah akşam kısa zikir, haftada bir Kur'an okuması, ara ara kabir ziyareti ve ölümü hatırlamak eklenir. Ayrıca çok vakit alan ekranı sınırlamak somut bir etki yapar. Küçük ama sürekli alışkanlıklar, büyük ama kesintili çabalardan daha verimlidir.

Gaflet →Lezzetleri Yok Edeni Anın →Ahiret ve Kıyamet Soruları →

Nefisle mücadele nasıl olur, aşırıya kaçmak doğru mu?

Nefis terbiyesi, isteklerin tamamını yok etmek değil, onları meşru ölçüde tutmaktır. İslam ruhbanlığı onaylamaz; yemeyi, evlenmeyi, çalışmayı bırakmak makbul sayılmaz. Doğru yol farzları aksatmadan nafilelerle ilerlemek, helalde kanaat etmek ve haramdan uzak durmaktır. Oruç bu terbiyenin en bilinen aracıdır. Aşırıya kaçan kişi kısa sürede yorulur ve bıraktığında eskisinden geriye düşer; bu yüzden ölçülü ve sürekli olmak esastır.

Nefis →Nafile İbadetler Soruları →Zühd →

Öfke, Sabır ve Affetmek

Öfkeme nasıl hâkim olabilirim?

Hadislerde gerçek güçlünün, güreşte yenen değil öfkesine hâkim olan kişi olduğu bildirilmiştir. Pratik sıra şudur: önce susun, sonra oturun veya yer değiştirin, imkân varsa abdest alın ve Allah'a sığınma duası okuyun. Öfke anında karar vermeyin, mesaj yazmayın, söz vermeyin. Kızgınlık geçtikten sonra aynı meseleyi sakin bir dille konuşmak hem daha etkili olur hem pişmanlık bırakmaz. Bu, bastırmak değil doğru zamana ertelemektir.

Güçlü Olan Öfkesine Hâkim Olandır →Öfkelenince Okunacak Dua →Öfke Konusu →

Öfkelenmek baştan günah mıdır?

Öfke insanın yaratılışında olan bir duygudur; haksızlık karşısında öfkelenmek kınanmamıştır. Günah olan, öfkenin yönetilmeyip zulme dönüşmesidir: hakaret, şiddet, haksız karar, kalp kırma. Peygamber Efendimiz kendisi için öfkelenmezdi, ama bir hak çiğnendiğinde hoşnutsuzluğunu belli ederdi. Yani hedef öfkesiz bir insan olmak değil, öfkesini doğru yere ve doğru ölçüde harcayan bir insan olmaktır.

Kızma →Hilm →Öfke →

Sabır ne demektir, haksızlığa boyun eğmek mi?

Sabır, zorluk karşısında dayanmak ve isyana düşmemektir. Haksızlığa razı olmak değildir. İslam ahlakında sabır üç yerde istenir: ibadete devam etmekte, günahtan uzak durmakta ve musibete dayanmakta. Haksızlık gördüğünüzde hakkınızı meşru yollarla aramanız sabra aykırı olmaz. Sabır, bu arayışı öfkeyle değil sükûnetle yürütmektir. Hadislerde sabrın ilk sarsıntı anında belli olduğu bildirilmiştir; ilk anı atlatan çoğunu atlatmış olur.

Sabır →Sabır İlk Sarsıntı Anındadır →Sabır Konusu →

Affetmek mi daha hayırlı, hakkımı aramak mı?

İkisi de meşrudur. Kur'an hakkın aranmasına izin verir, ama affetmeyi ve bağışlamayı daha üstün tutar. Burada ölçü sonuçtur: af, karşı tarafı ıslah edecekse ve sizi ezmeyecekse affetmek daha hayırlıdır. Affetmek zulmü cesaretlendirecekse, özellikle sürekli tekrarlanan bir haksızlıkta, hakkı aramak doğru olur. Kalbinizde kin tutmadan hakkınızı aramak mümkündür; asıl mesele kinden kurtulmaktır.

Af →Merhamet Etmeyene Merhamet Olunmaz →Adalet →

Kin tutmak ve küs kalmak ne kadar sürebilir?

Hadislerde müminin üç günden fazla kardeşine küs kalmaması tavsiye edilmiştir. Bu süre, kırgınlığın yatışması için bir mühlet sayılır. Üç günden sonrası için önce selam veren kişinin daha hayırlı olduğu bildirilmiştir. Barışmak için karşı tarafın adım atmasını beklemek çoğu zaman yılları götürür. Küçük bir selam, bir telefon ya da bir ziyaret, kurulmuş duvarı birkaç dakikada indirebilir.

Üç Günden Fazla Küsmek →Selamı Aranızda Yayın →Komşuluk ve Akrabalık Soruları →

Başıma gelen sıkıntıya nasıl bakmalıyım?

Müminin sıkıntıya bakışı iki yönlüdür. Bir yanda tedbir vardır: hastalıkta hekime gitmek, borçta çözüm aramak, ihmali düzeltmek. Diğer yanda teslimiyet vardır: elinizden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmak. Hadislerde musibetlerin günahlara kefaret olabileceği bildirilmiştir; bu, sıkıntının anlamsız olmadığını gösterir. Sıkıntı anında dua etmek, sabretmek ve çevreden yardım istemek birbirine aykırı değildir.

Musibetler Günahlara Kefarettir →Sıkıntı Konusu →Kader ve Kaza Soruları →

Şükür nasıl yapılır, sadece dille mi?

Şükrün üç basamağı vardır. Dille şükür, nimeti Allah'tan bilip hamd etmektir. Kalple şükür, nimetin değerini bilmektir. Fiille şükür ise nimeti yerinde kullanmaktır: sağlığı ibadette, malı infakta, bilgiyi öğretmekte harcamak. En etkili şükür alışkanlığı, her akşam gün içinde fark ettiğiniz üç nimeti anmaktır. Kendinden aşağıdakilere bakmak da nimeti görünür kılar; bu, hadislerde tavsiye edilen bir bakıştır.

Şükür →Kendinizden Aşağıdakilere Bakın →Şükür →

Tevekkül tembellik midir?

Hayır. Tevekkül, elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmaktır. Çalışmadan, tedbir almadan beklemek tevekkül değil ihmaldir. Peygamber Efendimizin "devesini bağla sonra tevekkül et" anlamındaki yönlendirmesi bu dengeyi anlatır. Yani ilaç kullanmak, çalışmak, kapıyı kilitlemek tevekküle aykırı değildir; aksine tevekkülün ilk adımıdır. Tevekkül, sonucun bizim elimizde olmadığını kabul edip huzur bulmaktır.

Tevekkül Konusu →Kader ve Kaza Soruları →Rızık Duası →

Aile ve Akrabalıkta Edep

Anne babaya karşı edep nasıl olmalı?

Kur'an'da anne babaya iyilik, Allah'a kulluğun hemen ardından anılır. Edep burada çok ince tarif edilmiştir: onlara "öf" bile dememek, seslerini bastırmamak, yaşlandıklarında bıkkınlık göstermemek. İyilik sadece maddi bakım değildir; vakit ayırmak, sabırla dinlemek, hâllerini sormak da iyiliktir. Vefat etmişlerse dua etmek, hayır yapmak ve dostlarını ziyaret etmek iyiliğin devamı sayılır. Hadislerde iyiliği en çok hak eden kişinin anne olduğu bildirilmiştir.

Anne Babaya İyilik →İyiliği En Çok Hak Eden Anne →Ana Baba Hakkı →

Anne babam haksız bir şey istiyorsa ne yapmalıyım?

İyilik ve edep, her isteğe itaat anlamına gelmez. Dinin açıkça yasakladığı bir şey istendiğinde ona uyulmaz; ancak bu ret, saygılı bir dille ve kırmadan söylenir. Evlilik, iş veya mal gibi dünya işlerinde görüş farkı varsa önce istişare edilir, gerekirse ailenin saygı duyduğu bir büyük araya girer. Burada ölçü şudur: itaat edemeseniz bile hürmeti bırakmayın. Sesi yükseltmek, meseleyi kazanmaktan çok ilişkiyi kaybettirir.

Anne Babaya İyilik →Aile ve Nikâh Soruları →

Eşler arasında edep ve güzel geçim nasıl sağlanır?

Kur'an evliliği sükûnet ve merhamet üzerine kurar. Pratikte bu, üç şeyle yürür: tatlı dil, karşılıklı hak bilinci ve kusuru büyütmemek. Hadislerde eşlere iyi davranma özellikle tavsiye edilmiş, en hayırlı kişinin ailesine en güzel davranan olduğu bildirilmiştir. Evin içinde yüksek sesle konuşmayı, sürekli kıyaslamayı ve aile sırlarını dışarı taşımayı terk etmek görünür bir fark yapar. Tartışma çıktığında konuyu bir süre sonraya bırakmak da edebin parçasıdır.

Evlilikte Eşlerin Hakları →Kadınlara İyilik Tavsiyesi →Aile ve Nikâh Soruları →

Çocuklara ahlak ve edep nasıl öğretilir?

En güçlü yöntem örnek olmaktır; çocuk duyduğunu değil gördüğünü alır. Evde yalan söylenmeyen, selam verilen, büyüğe hürmet edilen bir ortam, anlatılan yüz nasihatten etkilidir. Kurallar az, net ve tutarlı olmalı. İyi davranış görüldüğünde övmek, hatada ise kişiyi değil davranışı eleştirmek önemlidir. Hadislerde her birimizin sorumluluğu altındakilerden hesap vereceği bildirilmiştir; bu, çobanlık benzetmesiyle anlatılmıştır.

Hepiniz Çobansınız →Eğitim ve İlim Soruları →Lokman Hakîm ve Öğütleri →

Sıla-i rahim nedir, hangi akrabaları kapsar?

Sıla-i rahim, kan bağı bulunan akrabalarla ilişkiyi kesmemek ve onları gözetmektir. Anne baba, kardeşler, amca, dayı, hala, teyze ve çocukları bu kapsama girer. Gözetmek ziyaret, telefon, ihtiyaç hâlinde yardım ve hastalıkta yanında olmakla yerine getirilir. Hadislerde akrabayı gözetmenin rızkı genişlettiği ve ömre bereket kattığı bildirilmiştir. Asıl sıla, kendisini arayanı aramak değil, kesen kişiyle bağı yeniden kurmaktır.

Sıla-i Rahim Rızkı Genişletir →Akrabayı Kesildiğinde Bağlayan →Komşuluk ve Akrabalık Soruları →

Beni kesen akrabayla ilişkimi sürdürmem gerekir mi?

Dinimizde övülen davranış, kesen akrabayı yine de gözetmektir. Ancak bu, her türlü zarara katlanmak anlamına gelmez. İlişki size veya ailenize sürekli zarar veriyorsa mesafeyi korumak, selamı ve duayı kesmemek yeterli sayılabilir. Bu durumda aradaki bağı tamamen koparmamak esastır: bayramda bir selam, hastalıkta bir ziyaret, vefatta yanında olmak. Zor bir durumdaysanız bu dengeyi bir din görevlisiyle konuşmanız yararlı olur.

Akrabayı Kesildiğinde Bağlayan →Komşuluk ve Akrabalık Soruları →

Komşu hakkı nedir, komşuluk sınırı nereye kadar?

Komşu hakkı, kapı komşusundan başlayıp yakın çevreye uzanır. Klasik kaynaklarda bu sınırın kırk eve kadar geniş tutulduğu nakledilir. Komşu hakkı iki yönlüdür: zarar vermemek ve iyilik yapmak. Gürültü, kokuyla rahatsız etmek, otoparkı işgal etmek zarar tarafına girer. Yemek göndermek, hastalıkta sormak, kapıyı çalanı boş çevirmemek iyilik tarafıdır. Hadislerde komşusunun kendi kötülüğünden emin olmadığı kişi ağır bir uyarıyla anılmıştır.

Komşu Hakkı →Komşusu Şerrinden Emin Olmayan →Komşuluk Konusu →

Komşum gayrimüslim, ona karşı davranışım nasıl olmalı?

Komşu hakkı inanca göre daralmaz. İslam tarihinde Müslümanların gayrimüslim komşularıyla iyi geçinmesi, onlara yemek göndermesi, hastalıklarını sorması olağan bir uygulamadır. Veda Hutbesi'nde insanların can, mal ve namusunun dokunulmazlığı genel bir ilke olarak bildirilmiştir. Komşunuza karşı adil, güvenilir ve yardımsever olmak hem dinin emri hem İslam'ın en güzel tanıtımıdır. Dinî tartışma açmadan iyi komşuluk yapmak çok daha etkilidir.

Veda Hutbesi →Komşu Hakkı →

Hasta ziyareti ve taziyede nasıl davranmak gerekir?

Hasta ziyareti kısa, sıcak ve yormayan olmalı. Hastalığın ayrıntısını deşmek, benzer vakalardan kötü örnekler anlatmak doğru değildir; şifa duası etmek ve moral vermek esastır. Taziyede ise söz az olur. "Başınız sağ olsun" demek, oturup sessizce bulunmak, ailenin yemek gibi somut bir ihtiyacını üstlenmek en faydalısıdır. Ölenin kusurlarını anmamak, yas sırasında ağıt ve aşırı davranışlardan uzak durmak da taziye edebindendir.

Taziye ve Yas Adabı →Hasta Ziyareti Cennet Bahçesi →Ölüm ve Cenaze Soruları →

Günlük Hayatın Adabı

Selam vermenin adabı nasıldır, kim önce verir?

Selam, müminler arasında bir dua ve güven sözüdür. "Es-selâmü aleyküm" demek selamın tam şeklidir, karşılığı "ve aleyküm selam"dır. Adabında gelen oturana, yürüyen durana, binekli yürüyene, küçük büyüğe selam verir. Kalabalıkta birinin cevap vermesi yeterlidir. Selamı yaymak hadislerde özellikle tavsiye edilmiştir; tanımadığınız kişiye de selam vermek sünnettir. Selama karşılık vermek ise vacip kabul edilir, ihmal edilmemelidir.

Selamı Aranızda Yayın →Selam Verme →Kim Kime Selam Verir →

Yemek adabında nelere dikkat edilir?

Yemeğe besmeleyle başlanır, sağ elle yenir ve bitiminde hamd edilir. Önünden yemek, kabın ortasına dalmamak, yemeği ayıplamamak, kaba üflememek ve suyu üç yudumda içmek sünnet olarak nakledilir. Sofrada midenin üçte birini yemeğe ayırmayı tavsiye eden bir ölçü vardır; bu hem sağlığa hem israfı önlemeye hizmet eder. Yemeği israf etmemek ve artanı değerlendirmek de adaptandır. Besmeleyi unutan kişi hatırladığı anda söyler.

Besmele Çek Sağ Elinle Ye →Midenin Üçte Biri →Yiyecek ve İçecek Soruları →

Misafir ağırlama ve misafir olma adabı nedir?

Ev sahibi, imkânı kadarıyla ve gösterişe kaçmadan ikram eder; misafiri kapıda karşılar, uğurlarken kapıya kadar geçirir. Misafir ise haber vererek gider, ziyareti uzatmaz, ev sahibini zorlamaz ve evin özel alanına göz gezdirmez. İzin istemenin üç defa olduğu, cevap gelmezse dönülmesi nakledilmiştir. İkram edilen şeyi beğenmemek veya evi kıyaslamak misafirliğin edebini bozar. İki kişilik yemeğin üç kişiye yeteceğini söyleyen hadis, bu konuda gönül genişliğini anlatır.

Misafire İkram →İzin İstemek Üç Defadır →İki Kişilik Yemek Üç Kişiye Yeter →

Giyim kuşamda edep ölçüsü nedir?

Giyimde üç ölçü aranır: örtünmeye uygun olması, israfa kaçmaması ve kibir taşımaması. Kıyafetin pahalı veya sade olması tek başına ölçü değildir; niyet ve davranış ölçüdür. Hadislerde elbiseyi kibirle yerde sürüklemek kınanmış, buna karşılık temiz ve düzgün giyinmek övülmüştür. Yani eskimiş ve bakımsız gezmek dindarlık alameti değildir. Giyimde çevreyi küçümsememek, çocukları marka üzerinden yarıştırmamak da bu edebin parçasıdır.

Kibirle Elbise Sürümek →Giyim ve Tesettür Soruları →İsraf →

Temizlik ve beden bakımı ahlakın parçası mı?

Evet. Hadislerde temizliğin imanın yarısı sayıldığı bildirilmiştir. Beden, ağız, elbise, ev ve çevre temizliği hem ibadetin şartı hem insanlara saygının göstergesidir. Ağız bakımı için misvak veya diş fırçası, abdest öncesi el yıkama, tırnak ve koltuk altı bakımı fıtratın gerekleri arasında sayılmıştır. Kalabalığa ağır kokuyla çıkmamak da edeptendir. Temizlik, dinin görünür ve en kolay uygulanabilir ahlak derslerinden biridir.

Temizlik İmanın Yarısıdır →Fıtratın Beş Gereği →Abdest ve Gusül Soruları →

Cami ve mescitte uyulması gereken edep nedir?

Camiye temiz bir beden ve elbiseyle, ağır koku bırakmadan girilir. Sağ ayakla girmek ve dua etmek sünnettir. İçeride yüksek sesle konuşmamak, telefonu sessize almak, namaz kılanın önünden geçmemek ve safları düzgün tutmak temel kurallardır. Çocuklar camiye alıştırılırken sabırla yönlendirilmeli, azarlanmamalıdır. Camiden çıkarken sol ayakla çıkmak ve dua etmek nakledilmiştir. Camiyi temiz bırakmak da cemaatin ortak sorumluluğudur.

Cami Adabı Soruları →Allah İçin Mescit Yapmak →Her İşte Sağdan Başlamak →

Tuvalet ve helâ adabı hakkında ne bilmek gerekir?

Girerken sol ayakla girilir, çıkarken sağ ayakla çıkılır ve dua okunur. İçeride konuşmamak, Allah'ın isimlerinin yazılı olduğu bir şeyi yanında bulundurmamak, kıbleye önünü veya arkasını dönmemeye çalışmak edeptendir. Taharette su kullanmak esastır; su yoksa temiz bir maddeyle kurulamak yeterli sayılır. İdrardan sakınmamanın kabir azabına sebep olabileceği uyarısı, bu konudaki dikkatin önemini gösterir.

Tuvalet Adabı ve Taharet →İdrardan Sakınmamak →Abdest ve Gusül Soruları →

Hayvanlara ve çevreye karşı sorumluluğumuz nedir?

Hayvana eziyet etmek, aç ve susuz bırakmak, eğlence için hedef yapmak dinimizde yasaklanmıştır. Susuz bir köpeğe su veren kişinin bağışlandığı, bir kediyi hapsedip ölümüne sebep olanın ise ağır bir karşılıkla anıldığı bildirilmiştir. Ağaç dikmek sadaka sayılır, yolu ve gölgeliği kirletmek ise kınanmıştır. Yani çevre temizliği bir nezaket meselesi değil, doğrudan dinî bir sorumluluktur. Suyu israf etmemek de bu başlığa girer.

İslam'da Hayvan Hakları →Susuz Köpeğe Su Veren →Hayvan ve Çevre Soruları →

Mal, Kazanç ve Cömertlik Ahlakı

Ticaret ahlakının temel kuralları nelerdir?

Ticarette üç şey esastır: doğru bilgi vermek, kusuru gizlememek ve ölçüyü tam tutmak. Malın gizli bir arızası varsa söylenir; söylenmezse alışveriş aldatmaya dönüşür. Hadislerde aldatanın müminden sayılmadığı açıkça bildirilmiştir. Yemin ederek mal satmak, fiyatı suni olarak yükseltmek ve ihtiyaç mallarını stoklamak da kınanmıştır. Buna karşılık alışverişte hoşgörülü, kolaylaştırıcı ve dürüst olan kişi için bereket müjdesi verilmiştir.

Ticaret Ahlakı →Aldatan Bizden Değildir →Ticaret ve Kazanç Soruları →

Rüşvet ve hediye arasındaki fark nedir?

Hediye, karşılık beklenmeden verilen bir gönül ifadesidir. Rüşvet ise bir işi haksız yoldan yürütmek veya hak etmediği bir sonucu elde etmek için verilen bedeldir. Ayırt etmenin pratik ölçüsü şudur: verilen şey o kişinin görevi veya kararı yüzünden mi veriliyor. Cevap evet ise rüşvettir. Rüşvet alan da veren de sorumludur. Kamu görevlisine görev süresi içinde gelen hediyeler bu yüzden özel bir dikkat gerektirir.

Rüşvet →Zulüm →Çalışma Hayatı Soruları →

Cömertlik nedir, az kazananlar nasıl cömert olur?

Cömertlik, elindekini ihtiyaç sahibiyle paylaşmaktır ve miktarla değil oranla ölçülür. Az kazanan kişinin verdiği az miktar, çok kazananın verdiği büyük miktardan daha değerli olabilir. Ayrıca cömertlik sadece parayla olmaz: bir öğüt, bir tarif, bir yol gösterme, güler yüz de cömertliktir. Hadislerde her iyiliğin, hatta tatlı bir sözün sadaka sayıldığı bildirilmiştir. Hiçbir iyiliği küçümsememek bu konudaki en net tavsiyedir.

Hiçbir İyiliği Küçümseme →Sadaka ve Sadaka-i Câriye →Zekât ve Sadaka Soruları →

Cimrilik ile tutumluluk nasıl ayrılır?

Tutumluluk, elindekini ölçülü kullanmak ve israf etmemektir; övülen bir haldir. Cimrilik ise farz olan harcamayı dahi yapmamak, ailesinin veya kendisinin ihtiyacını kısmak ve hayra hiç el açmamaktır. Ayırt edici soru şudur: elinizi sıkı tutmanız kimi zora sokuyor. Kimseyi zora sokmuyorsa tutumluluk, sokuyorsa cimriliktir. İslam ahlakı iki ucu da reddeder: ne israf ne cimrilik, ikisinin ortası istenir.

Cimrilik →Kanaat →İsraf →

İsraf sadece parayla mı olur?

Hayır. Su, elektrik, yemek, kâğıt, giysi ve en önemlisi zaman israfa konu olur. Kur'an israf edenlerin övülmediğini bildirir. Abdest alırken bile az su kullanmanın tavsiye edildiği nakledilir; bu, israf ölçüsünün ne kadar hassas tutulduğunu gösterir. Yemek artıklarını çöpe atmak, gereksiz alışveriş yapmak, saatleri boş ekran karşısında geçirmek bu kapsamdadır. İsrafı azaltmanın en kolay yolu ihtiyaç listesiyle hareket etmektir.

İsraf →Az Su ile Abdest →Helal ve Haram Soruları →

Borç alıp vermede edep nasıl olur?

Borç veren kolaylık gösterir, sıkıştırmaz, imkânı varsa vadeyi uzatır. Borç alan ise ödeme niyetiyle alır, vadeyi ciddiye alır ve geciktirecekse önceden haber verir. Hadislerde ödeme niyetiyle borç alana Allah'ın yardım ettiği, buna karşılık ödeyecek gücü olup borcunu geciktiren zenginin davranışının zulüm sayıldığı bildirilmiştir. Borcu yazılı hâle getirmek Kur'an'ın tavsiyesidir ve dostlukları korur.

Ödeme Niyetiyle Borç Alan →Zenginin Borcunu Geciktirmesi Zulümdür →Borç Duası →

Haram kazançtan şüphe ediyorum, ne yapmalıyım?

Helal ile haram belli, arada ise şüpheli bir alan vardır. Hadislerde şüpheyi veren şeyi bırakmak tavsiye edilmiştir; buna vera denir. Mevcut işinizde gelirin bir kısmı şüpheliyse önce o kısmı ayırmaya, zamanla işi helal zemine çekmeye veya iş değiştirmeye çalışmak doğrudur. Bu süreçte aileyi aç bırakmak çözüm değildir; kademeli ilerlemek gerekir. Kendi durumunuza özel bir hüküm için müftülüğe veya Alo 190'a danışın.

Şüphe Vereni Bırak →Helal ve Haram Kavramı →Vera →

Kumar ve şans oyunları neden bu kadar sakıncalı?

Kumar, karşılığında emek olmayan bir kazanç beklentisidir ve kaybedenin zararı üzerine kuruludur. Kur'an içki ile birlikte kumarı açıkça yasaklar. Sakıncası yalnız mali değildir: bağımlılık doğurur, aile düzenini bozar, çalışma isteğini kırar ve kişiyi borç sarmalına sokar. Piyango, şans oyunları ve bahis bu kapsamda değerlendirilir. Bağımlılık hâlinde dua ve iradenin yanında uzman desteği almak da gereklidir.

İçki ve Kumar →Helal ve Haram Soruları →Faiz, Kredi ve Sigorta Soruları →

Günümüz Soruları ve Ahlak Eğitimi

Sosyal medyada gıybet ve mahremiyet sınırı nedir?

Sosyal medya, gıybetin en hızlı yayıldığı yerdir. Bir kişi hakkında kusur paylaşmak, alaycı yorum yazmak, özel bir konuşmayı izinsiz ekrana almak ve bunu paylaşmak kul hakkına girer. Beğenmek ve yeniden paylaşmak da ortak olmaktır. Ölçü şudur: yüz yüze söylemeyeceğiniz sözü yazmayın. Kendinizin ve ailenizin mahremini de korumak gerekir; paylaşılan her görüntü kontrolünüzden çıkar. Paylaşmadan önce bir gece beklemek iyi bir alışkanlıktır.

Teknoloji ve Medya Soruları →Gıybet ve Dedikodu →Hayır Söylesin ya da Sussun →

Doğruluğundan emin olmadığım dinî bilgiyi paylaşmak doğru mu?

Hayır. Kaynağı belirsiz bir hadis, uydurma bir fazilet veya zincirleme paylaşım isteyen mesajlar hem yanlış bilgiyi yayar hem dine zarar verir. Paylaşmadan önce bilginin güvenilir bir kaynakta bulunup bulunmadığına bakmak gerekir. Diyanet yayınları ve müftülükler bu konuda başvurulacak yerlerdir. "Paylaşmazsan şu olur" diyen mesajlar genellikle asılsızdır. Emin olmadığınız bir bilgiyi paylaşmamak, yaymaktan daha hayırlıdır.

Hadis ve Sünnet Soruları →Hurafe →Dinde Olmayan Şeyi İhdas Etmek →

Yorum ve tartışmalarda üslup nasıl olmalı?

Dinimizde hakkı söylemek kadar söyleyiş biçimi de önemlidir. Kur'an, en güzel sözle ve yumuşaklıkla davet etmeyi emreder. Tartışmada amacın karşı tarafı yenmek değil doğruyu ortaya koymak olması gerekir. Hadislerde Allah'ın her işte yumuşaklığı sevdiği bildirilmiştir. Pratikte şunlar işe yarar: hakaret etmemek, niyet okumamak, karşı tarafın en zayıf cümlesine değil asıl görüşüne cevap vermek ve gereksiz tartışmayı terk etmek.

Allah Her İşte Yumuşaklığı Sever →Din Nasihattir →İslam Ahlakının Temelleri →

Bir kötülüğü görünce nasıl müdahale etmeliyim?

Hadislerde kötülüğü gören kişinin gücü yetiyorsa eliyle, yetmezse diliyle düzeltmesi, buna da imkânı yoksa kalbiyle hoş görmemesi bildirilmiştir. Burada "eliyle" ifadesi, yetki sahiplerinin müdahalesini kapsar; kimsenin kendi başına şiddete başvurma izni yoktur. Çoğu durumda doğru yol, uygun bir dille ve baş başa uyarmaktır. Uyarı herkesin önünde yapılırsa karşı taraf inat eder. Düzeltmenin yeni bir zarar doğurmaması temel şarttır.

Kötülüğü Eliyle Değiştirsin →Din Nasihattir →

Dindar görünüp kötü davranan insanlar beni soğutuyor, ne yapmalıyım?

Bu his anlaşılırdır, ama ölçünüzü kişilere değil dinin kendisine bağlayın. Hiçbir insan dinin temsilcisi değildir; kusur kişinin kusurudur. Hadislerde bazı amellerin gösteriş için yapılabileceği, bunun sahibine fayda vermeyeceği bildirilmiştir. Siz kendi yolunuza bakın, iyi örnekleri arayın ve örnek olarak Peygamber Efendimizin hayatını esas alın. Kırgınlığı ibadeti bırakmaya dönüştürmek, bir başkasının hatasının bedelini size ödetmek olur.

Duyursun Diye Amel Eden →Peygamberimizin Ahlakı ve Şemaili →Yeni Başlayanlar İçin Sorular →

Ahlakımı ölçmek için günlük bir muhasebe yapabilir miyim?

Evet, bu klasik bir usuldür ve nefis muhasebesi denir. Akşam yatmadan önce beş dakika ayırın. Üç soru sorun: bugün kimi incittim, bugün hangi iyiliği yaptım, yarın neyi düzeltebilirim. Fark ettiğiniz kusur için istiğfar edin, incittiğiniz kişiye imkân varsa yarın gönül alın. Not tutmak takibi kolaylaştırır. Amaç kendini suçlamak değil, yönü düzeltmektir. Haftada bir de geriye bakıp gelişimi görmek motivasyon verir.

Tövbe ve İstiğfar Adabı →İbadet Takibi →Seyyidü'l-İstiğfar Duası →

Güzel ahlak için okunabilecek dualar var mı?

Peygamber Efendimizin duaları arasında güzel ahlak istemek, kötü huylardan korunmak ve kalbi doğrulukta tutmak için yapılan dualar vardır. Sık okunanlardan biri hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği istenen duadır. Öfke anında Allah'a sığınmak, vesvese geldiğinde korunma duası okumak da bu kapsamdadır. Dua ederken niyeti açık tutmak önemlidir: "huyumu düzelt" demek, duanın en sade ve en samimi hâlidir.

Hüdâ, Tukâ, Afâf, Ginâ Duası →Vesvese Anında Okunacak Dua →Dua ve Zikir Soruları →

Ahlak konusunda okumaya nereden başlamalıyım?

En verimli başlangıç, Peygamber Efendimizin hayatını ve ahlakını anlatan bir eserdir; çünkü ahlak kuraldan çok örnekle öğrenilir. Ardından ilmihalin ahlak bölümleri, sahabe hayatları ve kısa hadis derlemeleri gelir. Günde birkaç sayfa okuyup okuduğunuzu o gün uygulamaya çalışmak, hızlı okumaktan daha kalıcıdır. Sitemizdeki rehber yazıları, hadis derlemeleri ve sözlük maddeleri bu okumayı adım adım yapmanız için düzenlenmiştir.

Peygamberimizin Ahlakı ve Şemaili →Sahabe Soruları →Hadis ve Sünnet Soruları →

İlgili sayfalar

İnanç ve Ahlak altındaki diğer başlıklar

← İnanç ve Ahlak ana sayfası

Tüm SSS ana başlıkları