Komşuluk ve Akrabalık ile İlgili Sık Sorulan Sorular
Komşuluk ve akrabalık soruları: komşu hakkı, apartman hayatı, gürültü ve anlaşmazlıklar, sıla-i rahim, anne baba bakımı, küslük, ziyaret ve taziye adabı sade cevaplarla.
Komşuluk ve akrabalık, İslam ahlakının en çok üzerinde durduğu iki alandır. İnsanın imanı evinin içinde kalmaz; kapı komşusuna, kardeşine, dayısına, halasına nasıl davrandığıyla ölçülür. Bu sayfada komşu hakkının kapsamı, apartman ve site hayatında çıkan sorunlar, gürültü ve ortak alan anlaşmazlıkları, akrabalık bağını koruma yani sıla-i rahim, anne babaya iyilik ve yaşlı bakımı, uzun süren küslükler, ziyaret ve misafirlik adabı, taziye ve hastalık günlerinde dayanışma gibi konularda en sık sorulan soruları bir araya getirdik.
Cevaplar Hanefî mezhebi esas alınarak, Diyanet İşleri Başkanlığı ilmihal çizgisinde ve sade bir dille hazırlandı. Gerekli yerlerde diğer mezheplerdeki farklı uygulamaya da işaret edildi. Âlimler arasında görüş farkı bulunan meselelerde bu durum ayrıca belirtildi. Burada okuduklarınız genel bilgi niteliğindedir; miras, tazminat, velayet gibi hukuki sonuç doğuran konularda ve kendi durumunuza özel kesin bir hüküm için bağlı bulunduğunuz müftülüğe ya da Alo 190 Dinî Sorular Hattı'na danışmanızı tavsiye ederiz.
71 soru ve cevap · 8 başlık
Komşu Kimdir, Komşu Hakkı Nedir
İslam'da komşu hakkı nedir?
Komşu hakkı, bir insanın yakınında oturduğu kişilere karşı yerine getirmesi gereken görevlerin bütünüdür. Özü iki cümlede toplanır: komşuya iyilik etmek ve ona zarar vermemek. İyilik; selam vermek, hâlini sormak, ihtiyaç anında yardım etmek, sevincine ve yasına ortak olmaktır. Zarar vermemek ise gürültüden, mahremiyetini ihlal etmekten, çöp ve koku sıkıntısı çıkarmaktan, dedikodu yapmaktan uzak durmaktır. Kur'an'da yakın ve uzak komşuya iyilik emredilir. Peygamberimiz komşu hakkını, neredeyse mirasa ortak edilecek kadar ağır bir sorumluluk olarak anlatmıştır.
Komşu Hakkı →Komşuluk Konusu →Komşusu Şerrinden Emin Olmayan →
Dinimizde komşu sayılan kişiler kimlerdir?
Komşu, en yakın anlamıyla duvarı duvarınıza değen kişidir. Ancak İslam âlimleri komşuluğu daha geniş düşünmüştür: aynı apartmanda, aynı sokakta, aynı mahallede oturanlar da komşudur. Bazı âlimler kırk evi, bazıları sesinizin duyulduğu çevreyi ölçü almıştır; bu bir rakam yarışı değil, "yakınlığı olan herkes" demenin yoludur. İş yerinde yan dükkân, tarlada bitişik arazi, yolculukta yan koltuk da bir tür komşuluktur. Komşunun Müslüman olması şart değildir; farklı inançtan komşunun da hakkı korunur.
Komşuluk hakkı sadece Müslüman komşular için mi geçerlidir?
Hayır. Komşuluk hakkı inanç ayrımı yapmaz. Müslüman olmayan bir komşunun da canı, malı, mahremiyeti ve huzuru korunur; ona selam verilir, hastalandığında hâli sorulur, ihtiyacında yardım edilir. Peygamberimizin Medine'de farklı inançtan komşularla iyi geçindiği, onlara hediye gönderdiği bilinir. Burada ölçü şudur: komşuluk bir sözleşme değil, Allah'ın insana yüklediği bir emanettir. İnancı farklı olan komşuya haksızlık etmek, Müslüman komşuya etmekten daha hafif bir günah değildir.
Komşuya zarar vermek günah mıdır?
Evet, komşuya bilerek zarar vermek büyük günahlardan sayılır. Peygamberimiz, komşusu kendi şerrinden emin olmayan kişinin tam anlamıyla iman etmiş sayılmayacağını bildirmiştir. Bu uyarı; sürekli gürültü çıkarmayı, ortak alanı işgal etmeyi, komşunun eşyasına ve mahremiyetine saygısızlığı, arkasından konuşmayı da kapsar. Zarar verildiyse mesele iki yönlüdür: Allah'tan bağışlanma dilemek ve kuldan helallik istemek. Maddi zarar varsa ayrıca telafi edilmesi gerekir. Kul hakkı, sadece tövbe ile kapanmaz; sahibiyle helalleşmek gerekir.
Kul Hakkı ve Helalleşme →Komşusu Şerrinden Emin Olmayan →Tövbe ve İstiğfar Adabı →
Komşuya yapılması gereken en temel iyilikler nelerdir?
Liste uzun değildir ama süreklilik ister. Karşılaştığınızda selam vermek, yüzüne gülmek, adını bilmek. Hastalandığında ziyaret etmek, bir yakını vefat ettiğinde taziyeye gitmek. Düğün, doğum gibi sevinçli günlerinde tebrik etmek. Yemek yaptığınızda komşuyu düşünmek, özellikle kokusu dışarıya çıkmışsa. Yaşlı veya yalnız yaşayan komşunun alışverişine, ilacına göz kulak olmak. Tatile çıkanın kapısına dikkat etmek. Bunların hiçbiri para istemez; sadece gözün ve kalbin açık olmasını ister.
Komşu Hakkı →İyi Komşu Duası →Hasta Ziyareti Cennet Bahçesi →
En yakın komşunun hakkı daha mı fazladır?
Evet, yakınlık arttıkça hak da artar. Kur'an'da yakın komşu ile uzak komşu ayrı ayrı anılır; âlimler bunu, kapısı kapınıza en yakın olanın önce gözetilmesi gerektiği şeklinde yorumlar. Bir ikram yapacaksanız, bir yardım dağıtacaksanız sıraya en yakını koyun. Bu bir sıralama meselesidir, uzak komşuyu yok saymak değildir. Komşu aynı zamanda akrabanız ise hakkı iki kat olur: hem komşuluk hem akrabalık hakkı birleşir.
Komşum için dua etmek istiyorum, nasıl dua edebilirim?
Komşu için dua etmek çok kıymetlidir, çünkü kişinin arkasından yapılan dua en samimi duadır. "Allah'ım, komşumuza hayır ve bereket ver, bizi birbirimize karşı hayırlı kıl" gibi kendi cümlelerinizle dua edebilirsiniz. Peygamberimizin kötü komşudan Allah'a sığındığı, iyi komşu istediği rivayet edilir. Kardeşin gıyabında yapılan duaya meleğin "aynısı sana da" diye karşılık verdiği bildirilmiştir. Bir komşuyla aranız bozuksa, ona kızmak yerine önce onun için dua etmeyi denemek çoğu zaman kapıyı yeniden açar.
İyi Komşu Duası →Gıyabında Kardeşe Dua →Dua ve Zikir Soruları →
Komşuluk ilişkisi zayıfladı, nasıl canlandırabilirim?
Büyük adımlarla değil, küçük ve tekrarlanan adımlarla. Selamı önce siz verin; selam vermek, ilişkiyi kuran en kısa cümledir. Bir tabak yemek, bir poşet meyve, bayramda bir ziyaret yeter. Yaşlı komşunuza "markete gidiyorum, bir şey ister misiniz?" diye sormak, aylarca sürecek bir yakınlığın başlangıcı olabilir. Beklentisiz davranın; karşılık gelmese de iyiliği kesmeyin. Komşuluk, karşılıklı hesap tutulan bir alışveriş değil, Allah için yapılan bir süreklilik işidir.
Komşuma selam verdiğimde karşılık vermiyor, ne yapmalıyım?
Selama karşılık vermek dinimizde bir görevdir; verilen selamı almak vaciptir. Ancak komşunuz bu görevi yerine getirmiyorsa sorumluluk ona aittir, size değil. Siz selamı kesmeyin. Bazen karşı taraf duymamış, dalgınlıkla geçmiş veya bir sıkıntı yaşıyordur. Birkaç ay sabırla devam edin; çoğu zaman buz çözülür. Çözülmezse de kalbinizde kin tutmayın, selamı kısa tutup geçin. Siz üzerinize düşeni yaptığınız sürece bu durumdan sorumlu olmazsınız.
Apartman, Site ve Ortak Alan Hayatı
Apartmanda komşularla ilgili en çok hangi haklar gündeme gelir?
Apartman hayatında üç başlık öne çıkar: ses, ortak alan ve mahremiyet. Ses; yürüme, mobilya çekme, televizyon ve müzik sesidir. Ortak alan; merdiven, asansör, otopark, bahçe ve çatıdır. Mahremiyet; balkondan içeri bakmak, pencereye yakın durmak, kapı önünde konuşulanlara kulak kabartmaktır. Bunlar aynı zamanda kat mülkiyeti kurallarıyla da düzenlenir. Dinî ölçü basittir: kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi komşunuza yapmayın. Hukuki boyutu olan konularda yönetici veya kat malikleri kurulu yoluna başvurulması doğru olur.
Apartmanda gece gürültü yapmak günah mıdır?
Komşunun uykusunu ve huzurunu bozacak şekilde gürültü yapmak, komşuya zarar vermek kapsamına girer ve günahtır. Gece saatlerinde çamaşır makinesi çalıştırmak, mobilya sürüklemek, yüksek sesle müzik dinlemek, çocukları koşturmak buna örnektir. Elbette evde yaşam vardır, her ses kusur değildir; ölçü, makul olanı aşmaktır. Zorunlu bir tadilat varsa komşulara önceden haber vermek, gündüz saatlerine almak ve kısa tutmak gerekir. Özür dilemek ve haber vermek, çoğu komşu şikâyetini baştan bitirir.
Üst katta oturan komşum çok ses yapıyor, nasıl davranmalıyım?
İlk adım şikâyet değil, konuşmaktır. Uygun bir saatte kapısını çalıp yumuşak bir dille durumu anlatın; "rahatsız oluyoruz" yerine "sesler bize şöyle geliyor, bir çözüm bulabilir miyiz" demek kapıyı açık tutar. Çocuklu bir evse halı, keçe, oyun saati gibi pratik çözümler önerin. Sonuç alınmazsa yöneticiye başvurabilirsiniz. Dinimiz hakkınızı aramanızı yasaklamaz; yasakladığı şey intikam almak, karşı gürültü çıkarmak ve dedikodu yaymaktır. Hakkı ararken üslubu bozmamak esastır.
Komşum ortak alanı işgal ediyor, hakkımı nasıl ararım?
Merdiven boşluğuna eşya koymak, otoparkta iki yere park etmek, bahçeyi tek başına kullanmak başkalarının hakkına el uzatmaktır. Peygamberimiz, bir karış toprağı haksız yere alan kişinin ağır bir sorumluluk yüklendiğini bildirmiştir. Önce komşunuzla konuşun, sonra yöneticiye yazılı bildirim yaptırın, gerekirse kat malikleri kurulunu toplayın. Hukuki süreç gerekiyorsa bir avukata danışmanız doğru olur; bu sayfa hukuki tavsiye vermez. Dinî yön şudur: hakkınızı isteyebilirsiniz, ama karşı tarafa iftira ve hakaret edemezsiniz.
Bir Karış Toprağı Haksız Alan →Kul Hakkı ve Helalleşme →Adalet Konusu →
Apartman aidatını ödemeyen komşu kul hakkı yemiş olur mu?
Aidat, ortak masrafların herkes tarafından paylaşılmasıdır. Ödemeye gücü olduğu hâlde ödemeyen kişi, diğer komşuların parasıyla hizmet almış olur; bu kul hakkına girer. Maddi sıkıntısı olan komşu ise farklı değerlendirilir; ona süre tanımak, mümkünse bir kısmını üstlenmek güzel bir davranıştır. Peygamberimiz, ödeme gücü olduğu hâlde borcunu geciktirmenin bir haksızlık olduğunu bildirmiştir. Yönetim tarafında olanlar da hesapları şeffaf tutmalı; toplanan paranın nereye gittiği belirsiz kalmamalıdır.
Zenginin Borcunu Geciktirmesi Zulümdür →Borç Konusu →Ticaret ve Kazanç Soruları →
Komşumun balkonuna veya penceresine bakmak uygun mudur?
Hayır. Komşunun evinin içini görmeye çalışmak, mahremiyet ihlalidir ve göz hakkını aşmaktır. Dinimiz izinsiz bakmayı, dinlemeyi ve içeriyi kollamayı açıkça hoş görmez. Bu yüzden balkonlarda perde, panjur ve paravan gibi tedbirler güzeldir. Kendi evinizi de komşunuza açık bırakmamak, karşı tarafı günaha sokmamak adına önemlidir. Yanlışlıkla gözünüz ilişirse hemen çevirin; mesele kazara bakmak değil, bakışı sürdürmektir. Aynı duyarlılık apartman kameraları ve drone gibi araçlar için de geçerlidir.
Komşu Hakkı →İzin İstemek Üç Defadır →Helal ve Haram Soruları →
Apartman grubunda komşular hakkında konuşmak gıybet olur mu?
Evet, olabilir. Bir kişinin duyduğunda hoşlanmayacağı bir kusurunu arkasından anlatmak gıybettir; bunun WhatsApp grubunda yazılması da aynı hükümdedir. Hatta yazı kalıcı olduğu ve çok kişiye ulaştığı için zararı daha büyüktür. Ortak bir sorunu çözmek amacıyla, isim gerektiğinde ve ölçülü biçimde durumu bildirmek gıybet sayılmaz. Ölçü niyettir: çözüm mü arıyorsunuz, yoksa kişiyi küçük mü düşürüyorsunuz? Grup yazışmalarında ekran görüntüsü yaymak, sesli mesajı başkasına iletmek ayrıca emanete aykırıdır.
Komşumun kapısına habersiz gitmek doğru mudur?
Ziyaret güzeldir, ama habersizlik her zaman uygun değildir. Dinimizde eve girmek için izin istemek esastır; kapı çalınır, selam verilir ve izin verilmezse dönülür. Peygamberimizin uygulamasında izin üç defa istenir, cevap gelmezse geri dönülür. Bugün bir mesaj atmak ya da telefon etmek bu edebin modern hâlidir. Özellikle yemek saatleri, gece ve erken sabah uygun değildir. Acil bir durum varsa elbette kapı çalınır; edep kuralları, ihtiyacı olana yardımı engellemek için değildir.
Komşudan gelen hediyeyi veya yemeği geri çevirmek ayıp mıdır?
Kural olarak komşunun ikramını kabul etmek güzeldir; geri çevirmek kalp kırar. Peygamberimiz hediyeyi kabul etmeyi ve karşılık vermeyi tavsiye etmiştir. Bir sağlık sebebiyle, perhiz veya alerji yüzünden yiyemiyorsanız bunu açıkça ve tatlı bir dille söylemek yeterlidir. Tabağı boş göndermemek, mümkünse içine bir şey koymak geleneğimizin güzel bir tarafıdır. Önemli olan hediyeyi bir hesap defterine çevirmemektir; komşuluk denkleştirme değil, gönül işidir.
Misafire İkram →Ev Sahibine Yemek Sonrası Dua →Cezâkallahu Hayran Duası →
Komşu Anlaşmazlıkları ve Kul Hakkı
Komşumla kavga ettim, nasıl helalleşirim?
Kul hakkı, yalnız Allah'a tövbe etmekle kapanmaz; hak sahibiyle helalleşmek gerekir. Önce kendi payınızı dürüstçe görün, sonra uygun bir zamanda gidip açıkça özür dileyin. Maddi bir zarar varsa onu karşılayın. Kırıcı söz söylendiyse "haklıydım ama şöyle demem yanlıştı" demek yeterlidir; bahane üretmek özrü bozar. Karşı taraf affetmezse siz üzerinize düşeni yapmış olursunuz; bu durumda ısrarla peşine düşmeyin, onun için dua edin ve kalbinizi temiz tutun.
Kul Hakkı ve Helalleşme →Tövbe ve İstiğfar Adabı →Tövbe Konusu →
Komşumla üç günden fazla konuşmamak günah mıdır?
Peygamberimiz, bir Müslümanın kardeşiyle üç günden fazla dargın kalmasını hoş görmemiştir. Üç gün, öfkenin yatışması için tanınan bir süre gibidir; sonrasında ilk adımı atan daha hayırlıdır. Bu hüküm komşu, akraba ve arkadaş için geçerlidir. Ancak zarar veren, şiddet uygulayan ya da ısrarla haksızlık eden bir kişiden mesafeli durmak küslük sayılmaz; bu bir korunmadır. Burada da kalpte kin beslememek, imkân bulunduğunda selamı kesmemek esastır.
Üç Günden Fazla Küsmek →Öfke Konusu →Ahlak ve Edep Soruları →
Komşum bana iftira attı, karşılık vermeli miyim?
Haksızlığa uğradığınızda hakkınızı aramanız meşrudur, ama aynı yolla karşılık vermek doğru değildir. İftiraya iftira ile cevap verilmez. Yapılacak ilk şey sakin kalmak ve yalanı ispatlayacak düzgün bir açıklamayla yetinmektir. Mahkemelik bir boyut varsa hukuki yoldan gidilir; bu konuda bir hukukçuya danışmanız gerekir. Dinî olarak size düşen, zulme uğrayanın duasının makbul olduğunu bilmek ve Allah'a sığınmaktır. Zamanla gerçek ortaya çıkar; sabır, en güçlü savunmadır.
Komşumun bana zararı devam ediyor, taşınmak çözüm mü?
Taşınmak bir kaçış değil, bazen bir tedbirdir. Sürekli huzursuzluk, çocuklara kötü örnek veya güvenlik riski varsa yer değiştirmek meşrudur ve günah değildir. Ancak taşınmadan önce konuşma, arabulucu, yönetim ve gerekirse resmî yollar denenmiş olmalıdır. Mahallenin saygı duyulan bir büyüğünü araya koymak, çoğu anlaşmazlığı çözer. Karar verirken öfkeyle değil, aile olarak oturup serinkanlı düşünerek hareket edin. Hangi yolu seçerseniz seçin, arkanızda kırık bir gönül bırakmamaya çalışın.
Komşular arasında arabuluculuk yapmak sevap mıdır?
Evet, insanların arasını düzeltmek dinimizde çok değerli bir iştir. Kur'an, müminlerin arasını ıslah etmeyi över. İki komşuyu barıştırmak, bazen uzun yıllar sürecek bir düşmanlığı bitirir. Arabulucu olurken iki tarafı da dinlemek, taraf tutmamak ve duyduklarını başkalarına taşımamak şarttır. Bu işte söylenen sözlerin bir kısmını söylememek, hatta tarafların yumuşak cümlelerini aktarıp sert cümlelerini atlamak caiz görülmüştür. Hayra vesile olan, o hayrı yapan gibi sevap alır.
Komşum hakkında kötü düşünüyorum, bu da günah mı?
Zan, yani delilsiz kötü düşünce dinimizde sakınılması istenen bir hâldir. Kur'an zannın çoğundan uzak durmayı emreder. İçinizden geçen her düşünce günah yazılmaz; günah, o düşünceyi benimseyip buna göre davranmak, konuşmak ve yaymaktır. Bir davranışın iyi bir açıklaması olabileceğini düşünmek, yani hüsn-i zan beslemek kalbi rahatlatır. Şüpheniz ciddi bir konuda ise açıkça sorun; sormak, yıllarca yanlış düşünmekten hayırlıdır.
Komşumun sürekli borç istemesi beni zorluyor, reddedebilir miyim?
Borç vermek güzel bir iyiliktir, ama ailenizin geçimini riske atmak zorunda değilsiniz. Gücünüzün üstünde olanı reddetmek günah değildir; reddederken üslubu yumuşak tutmak ise sorumluluktur. "Şu an imkânım yok" demek yeterlidir, uzun açıklamalar yapmak gerekmez. Sürekli alıp ödemeyen biri varsa, verdiğiniz miktarı sadaka niyetiyle yazmak ve yeni borcu kesmek de bir yoldur. Dilenciliği alışkanlık hâline getirmenin hoş görülmediği, buna karşılık gerçek ihtiyaç sahibine yardımın çok sevap olduğu bildirilmiştir.
Dilenmeyi Adet Edinen →Borç Konusu →Sadaka ve Sadaka-i Cariye →
Komşuma kızgınım, öfkemi nasıl yönetebilirim?
Öfke anında üç basit adım tavsiye edilir: susmak, yer değiştirmek ve su içmek. Ayaktaysanız oturun, hâlâ geçmiyorsa o ortamdan çıkın. Öfkeli hâlde mesaj yazmayın, kapı çalmayın; birkaç saat sonra aynı cümleleri kurmayacağınızı göreceksiniz. Peygamberimiz, gerçek güçlü kişinin öfkesini yenen kişi olduğunu bildirmiştir. Kalbinize yerleşmiş bir kırgınlık varsa onu anlatacağınız kişi önce Allah olsun; dua etmek, insanı karşı tarafı yıkmaktan vazgeçirir.
Komşumu affedemiyorum, affetmek zorunda mıyım?
Affetmek dinimizde çok övülür, ama zorunlu bir borç değildir; hakkınızı istemeniz de meşrudur. Ne var ki affedemeyen kişi, çoğu zaman kendini taşır. Affı bir anda değil adım adım düşünün: önce intikam düşüncesini bırakın, sonra beddua etmekten vazgeçin, sonra hayrına dua etmeyi deneyin. Bunların her biri kalbi hafifletir. Maddi bir hak varsa affetmek o hakkı bağışlamak olur ki bu ayrıca sadaka yerine geçer. Karar sizindir; kimse sizi zorlayamaz.
Kul Hakkı ve Helalleşme →Merhamet Konusu →Tevbe ve Günah Soruları →
Akrabalık Bağı: Sıla-i Rahim
Sıla-i rahim ne demektir?
Sıla-i rahim, akrabalık bağını canlı tutmak demektir. Kelime olarak "rahim bağını birleştirmek" anlamına gelir; aynı rahimden gelen, yani kan bağıyla bağlı olduğunuz kişilerle ilişkinizi koparmamanız istenir. Ziyaret etmek, telefon açmak, hâlini sormak, ihtiyacını görmek, bayramlarda hatırlamak sıla-i rahimdir. Kur'an'da akrabalık bağını kesmek açıkça kınanır. Peygamberimiz, kesildiğinde bağı yeniden bağlayan kişinin asıl sıla yapan olduğunu bildirmiştir; yani ziyaretine gelene gitmek değil, gelmeyene gitmek asıl fazilettir.
Akrabayı Kesildiğinde Bağlayan →Komşu Hakkı →Hucurât Sûresi Tanıtımı →
Hangi akrabalar sıla-i rahim kapsamına girer?
Öncelik anne, baba ve kardeşlerdedir. Ardından dede, nine, amca, dayı, hala, teyze ve onların çocukları gelir. Kan bağı uzaklaştıkça sorumluluk hafifler ama tamamen kalkmaz. Evlilikle kurulan hısımlık, yani kayınvalide, kayınpeder, baldız, enişte gibi yakınlar teknik olarak "rahim" kapsamına girmese de, onlarla iyi geçinmek eşin hakkı ve ailenin huzuru açısından önemlidir. Kısaca ölçü şudur: yakınlık arttıkça gözetme sorumluluğu artar.
Akrabalık bağını kesmek büyük günah mıdır?
Evet, akrabalık bağını kesmek dinimizde ağır bir günah olarak anılır. Kur'an, bağı koparanları zarara uğrayanlar arasında sayar. Peygamberimizin, bağı kesen kişinin rahmetten mahrum kalmasına dair uyarıları vardır. Burada kastedilen, hiçbir sebep yokken veya küçük bir sebeple yılları kapsayan bir kopukluktur. Buna karşılık zarar veren, şiddet uygulayan ya da haram bir işe zorlayan bir akrabadan uzak durmak başka bir şeydir; âlimler bu durumu bağı kesmek saymaz, korunma kabul eder.
Akrabayı Kesildiğinde Bağlayan →Kul Hakkı →İman ve Akaid Soruları →
Sıla-i rahim ömrü uzatır ve rızkı artırır mı?
Peygamberimizden, akrabalık bağını gözetmenin rızkı bollaştırdığına ve ömrü uzattığına dair rivayetler nakledilmiştir. Âlimler bunu birkaç şekilde açıklar: ömrün bereketlenmesi, yani kısa zamanda çok hayır yapılması; geride iyi bir ad bırakılması; ya da Allah'ın bilgisi dahilinde takdir edilmiş ecelin bu amelle birlikte verilmiş olması. Ecelin değişip değişmediği meselesinde görüş farkı vardır. Şu kesindir: akrabasını gözeten kişi hem dünyada dayanışma kazanır hem ahirette sevap.
Kader ve Kaza Soruları →Rızık Konusu →Akrabayı Kesildiğinde Bağlayan →
Uzakta yaşıyorum, akrabamı nasıl gözetebilirim?
Sıla-i rahim yalnız kapı çalmakla olmaz. Telefon etmek, sesli mesaj bırakmak, görüntülü konuşmak, bayramda tebrik göndermek, hasta olduğunda arayıp hâlini sormak da sıla sayılır. Yılda bir kez bile olsa ziyaret planlamak güzeldir. Maddi imkânınız varsa ihtiyacını sessizce karşılamak çok kıymetlidir. En az masraflısı ve bazen en etkilisi dua etmektir; kardeşin arkasından yapılan duanın karşılıksız kalmadığı bildirilmiştir. Önemli olan sürekliliktir: ayda bir kısa arama, yılda bir uzun ziyaretten daha çok bağ kurar.
Gıyabında Kardeşe Dua →Mesaj Oluşturucu →Kardeşini Allah İçin Ziyaret Eden →
Akrabamı ziyaret etmek için onun beni aramasını beklemeli miyim?
Hayır, beklemek bağı zayıflatır. Peygamberimizin ölçüsüne göre asıl sıla, karşılık verene karşılık vermek değil; ilgisini kesene ilgi göstermektir. "O aramıyor, ben de aramam" cümlesi iki tarafı yıllarca uzak tutar. İlk adımı atmak zayıflık değil, olgunluktur. Ziyarette uygun zamanı seçin, haber verin, uzun oturup yormayın. Karşı taraf soğuk davranırsa ısrar etmeyin ama kapıyı kapatmayın; bir sonraki bayramda yeniden deneyin.
Akrabayı Kesildiğinde Bağlayan →Kardeşini Allah İçin Ziyaret Eden →
Zekât ve sadakayı akrabaya vermek daha mı faziletlidir?
İhtiyaç sahibi akrabaya verilen zekât, hem zekât hem sıla-i rahim sevabı taşır; bu yönüyle daha faziletli görülür. Ancak bakmakla yükümlü olduğunuz kişilere, yani anne, baba, dede, nine, çocuk ve torunlara zekât verilmez; eşler de birbirine zekât vermez. Kardeş, amca, dayı, hala, teyze ve bunların çocuklarına verilebilir. Hesaplamada tereddüt ederseniz nisap ve oran için araçlarımızdan yararlanabilir, özel durumunuz için müftülüğe danışabilirsiniz.
Zekât Kimlere Verilir →Zekât Hesaplama →Zekât ve Sadaka Soruları →
Akrabam dindar değil, ilişkimi kesmeli miyim?
Hayır. İnanç ve yaşayış farkı akrabalık bağını kesmenin gerekçesi olamaz. Peygamberimiz, kendisine düşmanlık eden yakınlarını bile ziyaret etmiş, onlara iyilik etmiştir. Sizden istenen, haram bir işe ortak olmamaktır; bu, kişiden tamamen uzaklaşmak anlamına gelmez. İçki bulunan bir sofraya oturmayabilir, ama bayramda telefon açabilirsiniz. Nasihat etmek istiyorsanız yumuşak bir dille, bir kez söyleyin ve bırakın. Hidayet Allah'ın elindedir; sizin elinizde olan güzel bir örnek olmaktır.
Başkasının Hidayeti İçin Dua →Emr-i Bi'l-Ma'ruf →Hidayet Konusu →
Akraba ziyaretinde nelere dikkat etmeliyim?
Önce haber verin, sonra uygun saati seçin. Kalabalık gitmek, uzun oturmak ve ev sahibini yemek telaşına sokmak ziyaretin tadını bozar. Yaşlı veya hasta birini ziyaret ediyorsanız ziyaretinizi kısa tutun. Küçük bir hediye götürmek sevgiyi artırır. Sofrada ikramı ayıplamamak, çok yemekten kaçınmak ve kalkarken ev sahibine dua etmek güzel bir edeptir. Meclisten ayrılırken okunan kısa dualar, oradaki boş konuşmalara da keffaret kabul edilir.
Anne Baba Hakkı ve Yaşlı Bakımı
Anne babaya iyilik etmek ne kadar önemlidir?
Kur'an'da anne babaya iyilik, Allah'a kulluk emrinin hemen ardından gelir. Onlara "öf" bile denmemesi, güzel söz söylenmesi ve merhametle muamele edilmesi emredilir. Peygamberimiz, yaşlı anne babasına yetişip de bu fırsatı kullanamayan kişinin büyük bir kayıpta olduğunu bildirmiştir. İyilik; hâl hatır sormak, maddi ihtiyacını görmek, sözünü dinlemek, onlar için dua etmek ve yanlarında sabırlı olmaktır. Anne babaya iyilik, cennete giden en kısa kapılardan biri olarak anlatılır.
Anne Babaya İyilik →Anne Baba Konusu →Yaşlı Anne Babaya Yetişip Cennete Giremeyen →
Anne babanın her istediğini yapmak zorunda mıyım?
Anne babaya itaat esastır, ancak sınırsız değildir. Allah'ın haram kıldığı bir işte itaat edilmez; bu durumda bile üslup bozulmaz, onlara saygıyla karşılık verilir. Evlilik, meslek seçimi, nerede oturulacağı gibi konularda görüşlerini dinlemek, fikirlerine değer vermek güzeldir; fakat bu meselelerde son söz kişinin kendisine aittir. Zorlama varsa aile içinde bir büyüğü araya koymak faydalı olur. Dengeyi kurarken hedef, hem günaha girmemek hem gönül kırmamaktır.
Yaşlı anne babamı huzurevine vermek günah mıdır?
Asıl olan anne babaya evde bakmaktır; bu, evladın öncelikli sorumluluğudur. Ancak ağır hastalık, yoğun tıbbî bakım ihtiyacı ya da bakımı imkânsız kılan şartlar varsa profesyonel bakım tek başına günah sayılmaz. Burada belirleyici olan niyet ve devamlılıktır: kurumda kalsa dahi sık ziyaret etmek, masrafını karşılamak, kararlara ortak olmak ve onu kendini terk edilmiş hissettirmemek gerekir. Kardeşler arasında bakımı paylaşmak, yükü de sorumluluğu da hafifletir. Kendi durumunuz için müftülüğe danışmanız uygun olur.
Anne babamın bakımı kardeşler arasında nasıl paylaşılır?
Dinimiz belirli bir takvim koymaz; adalet ve istişare ister. Kardeşler oturup imkânlarını konuşur: biri maddi, biri zaman, biri sağlık takibi üstlenebilir. Yakın oturan kardeşin yükü doğal olarak artar; diğerleri bunu maddi destekle dengeleyebilir. Önemli olan tek bir kişinin üzerine yıkmamaktır, çünkü yorulan kardeşte kırgınlık birikir ve aile dağılır. Bakımı üstlenen kardeşe destek olmak da anne babaya iyilik kapsamındadır. Anlaşmazlık büyürse saygı duyulan bir büyüğü ya da arabulucuyu araya koymak faydalıdır.
Vefat etmiş anne babam için ne yapabilirim?
Vefattan sonra da iyilik kapısı kapanmaz. Onlar için dua etmek, istiğfar etmek, Kur'an okumak, adlarına sadaka vermek, borçlarını ödemek ve vasiyetlerini yerine getirmek yapılabilecek en değerli şeylerdir. Su kuyusu, çeşme, kitap, ağaç gibi kalıcı hayırlar sadaka-i cariye sayılır ve sevabı sürekli ulaşır. Kabirlerini ziyaret etmek, onların sevdiği akrabalarla ilişkiyi sürdürmek de iyiliktir. Ölen kişiye okunan Kur'an'ın sevabının ulaşması konusunda âlimlerin çoğunluğu müspet görüştedir.
Sadaka ve Sadaka-i Cariye →Kabirleri Ziyaret Edin →Ölüm ve Cenaze Soruları →
Anne babam bana haksızlık yaptı, yine de hakları geçerli mi?
Evet, anne baba hakkı onların kusursuz olmasına bağlı değildir. Geçmişte haksızlık yapmış olsalar bile saygılı dil ve temel ilgi sürdürülür. Bununla birlikte şiddet, istismar veya sürekli zarar söz konusuysa kişinin kendini ve çocuklarını koruması meşrudur; bu durumda mesafe koymak, ilişkiyi telefonla sürdürmek gibi yollar vardır. Böyle ağır durumlarda hem bir uzmandan hem müftülükten destek almak doğru olur. Affetmek büyük bir olgunluktur ama bir gecede olmaz; adım adım gider.
Kayınvalide ve kayınpedere karşı sorumluluğum var mı?
Hısımlık, kan bağı gibi sıla-i rahim kapsamına girmez; fakat eşinizin anne babasıdır ve onlara saygı göstermek eşinizin hakkını gözetmektir. Bakım yükümlülüğü asıl olarak kendi çocuklarına aittir, gelin veya damada farz değildir. Yine de imkân ölçüsünde yardım etmek güzel bir ahlaktır. Aile içi gerginliklerin çoğu burada çıkar; çözüm, eşlerin birbirine karşı taraf tutmadan konuşması ve sınırları birlikte belirlemesidir. Kimse kimseyi ailesinden koparmaya zorlamamalıdır.
Evlilikte Eşlerin Hakları →Aile ve Nikâh Soruları →Evlilik Konusu →
Anne babam için hangi duaları okuyabilirim?
Kur'an'da geçen "Rabbim, onlara merhamet et; beni küçükken onlar nasıl yetiştirdiyse" mealindeki dua en bilinenidir. Ayrıca kendileri ve kardeşleri için bağışlanma dileyen dualar vardır. Yaşıyorlarsa sağlık, huzur ve hayırlı ömür isteyin; vefat ettilerse bağışlanma ve kabir rahatlığı için dua edin. Namaz sonrası, seher vakti ve cuma günü gibi duanın makbul olduğu bildirilen vakitleri tercih edebilirsiniz. Dualarda kendi cümlelerinizi kullanmak da güzeldir; önemli olan içten olmasıdır.
Rabbigfir Lî ve Li Ahî Duası →Duanın Adabı ve Kabul Vakitleri →Dua ve Zikir Soruları →
Çocuklarıma akrabalık bağını nasıl sevdirebilirim?
Çocuk, anlatılanı değil görüleni öğrenir. Dedesini arayan bir baba, halasına yemek götüren bir anne, çocuğun hafızasına yerleşir. Ziyaretlere çocukları da götürün, telefonda selam vermelerini isteyin, akrabaların adlarını ve kim olduklarını öğretin. Bayram ziyaretlerini aile geleneği hâline getirin. Aile içindeki tartışmaları çocukların önünde yapmamak, akrabaları onların yanında kötülememek çok önemlidir; bir akraba hakkında duyduğu ilk cümle, çocuğun o kişiye bakışını yıllarca belirler.
Evlat Konusu →Eğitim ve İlim Soruları →İslam Ahlakının Temelleri →
Akraba Dargınlıkları, Miras ve Para Meseleleri
Yıllardır konuşmadığım akrabamla nasıl barışabilirim?
Uzun küslüklerde en zor adım ilk adımdır ve o adımı atan daha hayırlıdır. Büyük bir yüzleşme planlamayın; küçük bir mesaj, bir bayram tebriği, bir cenazede verilen selam yeterli olabilir. Geçmişin hesabını ilk görüşmede açmayın. Araya ortak bir büyüğü koymak çoğu zaman işi kolaylaştırır. Karşı taraf mesafeli durursa kırılmayın, ikinci bir vesileyi bekleyin. Kalbinizde kin tutmamak, barışmanın yarısıdır; gerisi vakit ve sabır işidir.
Üç Günden Fazla Küsmek →Akrabayı Kesildiğinde Bağlayan →Kul Hakkı ve Helalleşme →
Miras yüzünden kardeşlerle aramız bozuldu, dinî ölçü nedir?
Miras, dinimizde paylarının büyük ölçüde Kur'an'da belirlendiği bir konudur; kimsenin kendi başına yeniden dağıtma yetkisi yoktur. Hak sahibinin payını vermemek kul hakkıdır ve helalleşmeden kapanmaz. Pay sahipleri rıza ile anlaşıp farklı bir bölüşme yapabilir; bu caizdir, zorlama olmadığı sürece. Hesaplama karmaşıksa aracımızdan tahmini sonuç alabilirsiniz; ancak kesin dağıtım için müftülüğe ve hukuki süreç için uzmana başvurun. Mirasın akrabalığı bitirmemesi için konuyu öfkeyle değil, yazılı ve açık biçimde ele almak gerekir.
Miras Hukukuna Giriş →Miras Hesaplama →Miras ve Vasiyet Soruları →
Vasiyet yazmak akraba anlaşmazlıklarını önler mi?
Büyük ölçüde önler. Vasiyet, geride kalanların tahmin yürütmesini engeller. Dinimizde vasiyet, mirasın üçte birini aşmayacak şekilde ve mirasçı olmayan kişiler veya hayır işleri için yapılır; mirasçının payını artırmak amacıyla vasiyet yapılamaz. Borçların, emanetlerin ve varsa kul haklarının yazılı bırakılması çok önemlidir. Vasiyetin şahitli ve yazılı olması tavsiye edilir. Resmî geçerlilik için noter yolunu izlemek ve hukuki boyutu için uzmana danışmak uygun olur.
Vasiyet Hükümleri →Miras ve Vasiyet Soruları →Miras Hukukuna Giriş →
Akrabaya borç verirken senet istemek güvensizlik mi olur?
Hayır, yazmak güvensizlik değil tedbirdir. Kur'an, borç işlemlerinin yazılmasını ve şahit tutulmasını tavsiye eder. Akrabalar arasında en çok kırılma, "sözle anlaştık" denilen yerlerde çıkar. Miktarı, tarihi ve ödeme biçimini yazmak hem borçluyu hem alacaklıyı korur. Tatlı bir dille "ikimizin hatırı kalmasın diye yazalım" demek kimseyi incitmez. Borç verirken faiz istemek caiz değildir; borcu ödeyemeyene süre tanımak, hatta affetmek büyük bir hayırdır.
Ödeme Niyetiyle Borç Alan →Faiz ve Kredi →Ticaret ve Kazanç Soruları →
Akrabamla ortak iş yapmak doğru mudur?
Caizdir ve bereketli de olabilir; yeter ki şartlar baştan netleşsin. Kim ne koyuyor, kâr nasıl bölünüyor, zarar kime ait, kim hangi işi yapıyor, ayrılma hâlinde ne olur? Bunlar yazılmadığında ortaklık bir süre sonra akrabalığı da götürür. Alışverişte hoşgörülü ve kolaylaştırıcı olmak övülmüştür; buna karşılık belirsizlik ve aldatma yasaklanmıştır. Faiz içeren düzenlemelerden uzak durun. Sözleşmenin hukuki tarafı için bir uzmana, dinî tarafı için müftülüğe danışmanız yerinde olur.
Ticaret Ahlakı →Alışverişte Hoşgörülü Olan →Ticaret Konusu →
Akrabalar arasında dedikodu nasıl engellenir?
Zincir bir yerde kırılır. Size gelen bir sözü ileri taşımamak, duyduğunuzda "bunu bana anlatmayın" diyebilmek en etkili yoldur. Duyduğunuz bir iddiayı doğrulamadan taşımak, iftiraya ortak olmak demektir. Aile gruplarında tartışma başladığında araya girmek yerine konuyu özele almak çoğu kavgayı söndürür. Kur'an, bir haber geldiğinde araştırmayı emreder. Kendiniz hakkında konuşulduğunu duyarsanız hemen savunmaya geçmeyin; çoğu söz, cevap verilmediğinde kendiliğinden söner.
Gıybet ve Dedikodu →Zandan Sakının →Hucurât Sûresi Tanıtımı →
Akrabamın kıskançlığından ve nazarından endişeliyim, ne yapmalıyım?
Haset, kalbi yoran bir hâldir ve kişinin kendisine zarar verir. Bu konuda yapılacak ilk şey korkuya kapılmamaktır. Nimetinizi gereksiz yere sergilememek, her kazancı ve her satın aldığınızı anlatmamak hem edep hem tedbirdir. Allah'a sığınmak için Fâtiha, İhlâs, Felak ve Nâs sûrelerini okumak, maşallah demek, bereket için dua etmek tavsiye edilir. Muska, iplik, boncuk gibi şeylere güç atfetmek hurafedir ve sakınılmalıdır. Hiçbir uygulama tıbbî tedavinin yerine geçmez.
Kıskançlık ve Hasede Karşı Bereket Duası →Nazar Konusu →Hurafe →
Akrabamın düğününde haram bir ortam olacak, gitmeli miyim?
Burada iki hak çarpışır: akrabalık bağını gözetmek ve harama ortak olmamak. Yaygın görüş, davete gidip haramın işlendiği bölümde bulunmamaktır; nikâh veya yemek kısmına katılıp sonra ayrılmak gibi. Baştan gitmemek ise kırılmaya yol açabilir. Durumu ev sahibine sakin ve suçlayıcı olmayan bir dille anlatmak, çoğu zaman anlayışla karşılanır. Âlimler arasında bu konuda görüş farkı vardır; kendi şartlarınız için müftülüğe ya da Alo 190 Dinî Sorular Hattı'na danışabilirsiniz.
Ziyaret, Misafirlik ve İkram Adabı
Misafirliğe giderken nasıl davranmak sünnettir?
Önce haber vermek, sonra uygun bir saatte gitmek esastır. Kapıda selam verilir, izin alınır, ev sahibinin gösterdiği yere oturulur. Evin içini merakla incelemek, kapalı odalara bakmak edebe aykırıdır. Sofrada ikramı ayıplamamak, önünüzdekinden yemek ve besmeleyle başlamak sünnettir. Oturma süresini uzatmamak, ev sahibini yormamak gerekir. Kalkarken ev sahibine dua etmek ve teşekkür etmek güzeldir. Küçük bir hediye götürmek ise sevgiyi artırır.
Besmele Çek Sağ Elinle Ye →Yemeği Ayıplamamak →Ev Sahibine Yemek Sonrası Dua →
Misafir ağırlamanın adabı nedir?
Misafiri güler yüzle karşılamak, elinde olanla ikram etmek ve onu zorlamamak esastır. İkramda gösterişten kaçının; borca girerek sofra kurmak sünnet değildir. Misafirin yiyemediği bir şey varsa ısrar etmeyin. Yatacaksa rahat edeceği bir yer hazırlamak, ihtiyaçlarını sormak güzeldir. Ayrılırken kapıya kadar geçirmek ve dua etmek sünnettendir. Peygamberimizin uygulamasında ikram, bir ziyafet yarışması değil, gelen kişiyi mahcup etmeden rahat ettirmektir.
Misafirlik kaç gün sürebilir?
İslam'da ikram için üç gün ölçü verilmiştir; bu süre, ev sahibini zora sokmamak için konulmuş bir edep sınırıdır. Üç günden sonra kalmak haram değildir, fakat artık misafirlik değil, karşılıklı anlayışla sürdürülen bir birliktelik olur. Yolda kalan, hasta ya da gidecek yeri olmayan kişi için elbette bu sınır gözetilmez. Ev sahibi tarafında olanların da gelen kişiye süreyi hatırlatıp mahcup etmemesi gerekir. Herkes bu dengeyi kendi şartlarına göre güzellikle kurar.
Bayram ziyaretleri dinî bir görev midir?
Bayram ziyaretleri dinî bir farz değil, güzel bir gelenektir ve sıla-i rahim ile komşuluk hakkını yerine getirmenin en kolay yoludur. Büyükleri önce ziyaret etmek, dargınları barıştırmak için bayramı vesile kılmak çok kıymetlidir. Kalabalık gezilerde yaşlı ve hasta olanları yormamaya dikkat edin. Gidemeyeceğiniz kişileri telefonla ya da mesajla hatırlamak da ziyaret yerine geçer. Bayramda ilk aranacak kişiler, en çok kırgın olduğunuz kişiler olsun; bayramın en güzel tarafı budur.
Dinî Günler →Mesaj Oluşturucu →Akrabayı Kesildiğinde Bağlayan →
Komşuya veya akrabaya hediye vermenin ölçüsü nedir?
Hediye sevgiyi artırır ve sünnettir. Ölçü, verenin gücünü aşmaması ve alanı mahcup etmemesidir. Pahalı hediyeler, karşı tarafa aynısını verme zorunluluğu yükleyebilir; bu da hediyenin ruhunu bozar. Çocuklara verilen hediyelerde eşitliği gözetmek önemlidir, aksi hâlde aralarına kıskançlık girer. Bir hediye geldiğinde teşekkür etmek, mümkünse karşılık vermek güzeldir. Hediyenin bir çıkar ya da iş kolaylığı karşılığı olmaması gerekir; o zaman adı hediye kalmaz.
Düğün, sünnet ve doğum gibi günlerde akrabaya ne söylenir?
Nikâh ve evlilik tebriğinde Peygamberimizin dilinden nakledilen "Allah mübarek etsin, hayırda bir araya getirsin" mealindeki dua güzel bir örnektir. Doğum için "Allah hayırlı evlat etsin, hayırlı ömür versin" denir. Sünnet, ev alma, işe girme gibi sevinçlerde kısa bir dua ve tebrik yeterlidir. Dilimizdeki maşallah, inşallah gibi sözler aslında birer duadır; alışkanlıkla değil anlamını bilerek söylemek daha güzeldir. Tebrikte abartıdan ve gösterişten uzak durun.
Nikâh Tebriki Bârekallâhu Lek →Evlenenlere Dua →Sünnet (Hitan) →
Kadın ve erkek akrabalar arasında edep nasıl korunur?
Aile ziyaretleri dinimizde teşvik edilir; bu ziyaretlerde ölçülü bir edep gözetilmesi istenir. Nikâh düşen akrabalarla, yani amca çocuğu, dayı çocuğu gibi yakınlarla baş başa kalmamak, selam ve hâl hatırı kısa tutmak, giyimde ölçülü olmak esastır. Kayınpeder, damat, kardeş gibi nikâh düşmeyen yakınlarla ilişki daha rahattır. Bu konular aile içinde kurallarla değil, güzel örnekle yerleşir. Tereddüt ettiğiniz özel durumlarda müftülüğe danışmanız uygun olur.
Nikâh ve Şartları →Kadın ve İbadet Soruları →Aile ve Nikâh Soruları →
Ziyaret sırasında dinî sohbet açmak doğru mudur?
Güzel bir sohbet, ziyaretin bereketini artırır. Ancak ortamı derse çevirmek, kimseyi sorguya çekmek doğru değildir. Karşı tarafın merak ettiği bir konu varsa bildiğiniz kadarını söyleyin, bilmediğinizi "bilmiyorum" diye bırakın. Nasihat bir kez ve yumuşak dille yapılır; tekrar edildiğinde etkisini yitirir. Tartışmalı meselelerde kesin hüküm vermekten kaçının. Meclisten kalkarken okunan kısa dua, konuşulanlardaki kusurlara bir örtü olur.
Akrabaları ziyaret edemeyecek kadar meşgulüm, ne yapabilirim?
Sıla-i rahim için büyük zamanlar gerekmez. Haftada bir kısa telefon, aylık bir görüntülü konuşma, bayram ve kandillerde bir mesaj bile bağı diri tutar. Bir listeye sıra yazıp her hafta bir akrabayı aramak çok işe yarayan basit bir yöntemdir. Ziyaret edemediğiniz kişiye hediye göndermek, ihtiyacını sessizce karşılamak da sıla sayılır. Hiçbiri olmuyorsa dua edin; kardeşin arkasından yapılan duanın geri çevrilmediği bildirilmiştir.
Gıyabında Kardeşe Dua →Kardeşine Gıyabında Dua →Çalışma Hayatı Soruları →
Hastalık, Taziye ve Dayanışma Günleri
Hasta komşuyu veya akrabayı ziyaret etmek sünnet midir?
Evet, hasta ziyareti kuvvetli bir sünnettir ve Müslümanın Müslüman üzerindeki haklarından sayılır. Peygamberimiz hasta ziyaretini çok teşvik etmiş, ziyaret edenin rahmetle karşılanacağını bildirmiştir. Ziyareti kısa tutmak, hastayı yormamak, hastalığın seyri hakkında karamsar konuşmamak gerekir. Hastanın ihtiyacını sormak, ilacına ve yemeğine yardımcı olmak ziyaretin en faydalı tarafıdır. Bulaşıcı bir hastalık varsa tedbire uymak, ziyareti telefonla yapmak da sünnete aykırı değildir.
Hasta Ziyareti Cennet Bahçesi →Hastalandım Ziyaret Etmedin →Sağlık ve Tıp Soruları →
Hasta yanında hangi duaları okuyabilirim?
Hastanın yanında kısa ve umut veren dualar okunur. Peygamberimizin hastaya yedi defa tekrarlayarak şifa dilediği dua ile "temizlenirsin inşallah" anlamındaki teselli sözü nakledilmiştir. Fâtiha, İhlâs, Felak ve Nâs sûreleriyle okumak yaygın bir uygulamadır. Dua ve okuma, doktorun verdiği tedavinin yerine geçmez; ikisi birlikte yürür. İlacı bırakmak, tedaviyi reddetmek dinimizin tavsiyesi değildir. Hastaya ümitsizlik veren cümleler kurmaktan, başkalarının hastalık hikâyelerini anlatmaktan kaçının.
Hastaya Yedi Defa Okunacak Dua →Hastaya Tahûrun İnşallah →Şifa Konusu →
Komşumun vefatında ne yapmalıyım?
Önce haberi yayıp cenazeye yardım edin. Yıkama, kefen, defin işleri için aileye destek olmak büyük sevaptır. Cenazeyi geciktirmemek, kalabalık yerine iş bölümü yapmak faydalıdır. Cenaze namazına katılmak ve kabre kadar eşlik etmek sünnettir. Vefat eden kişinin aleyhine konuşmaktan kaçının; ölülerin kusurlarını anmak hoş görülmemiştir. Ailenin birkaç gün yemek derdi olmaması için komşuların yemek götürmesi, Peygamber döneminden gelen güzel bir uygulamadır.
Cenaze İşlemleri →Cafer Ailesine Yemek →Ölüm ve Cenaze Soruları →
Taziyede ne söylenir, ne söylenmez?
Taziyede kısa, sade ve teselli veren sözler söylenir. "Allah rahmet etsin, sabır versin, başınız sağ olsun" demek yeterlidir. Peygamberimizin dilinden nakledilen, alanın da verenin de Allah olduğunu hatırlatan teselli cümlesi çok güzeldir. Söylenmemesi gerekenler: "neden böyle oldu" diye sorgulamak, hastalığın seyrini tartışmak, ölen kişinin kusurlarını anmak ve kaderi eleştirmek. Yas tutan kişiye konuşma zorunluluğu yüklemeyin; sessizce yanında durmak bazen en iyi taziyedir.
Taziye kaç gün sürer, ne zamana kadar gidilir?
Taziye için üç gün yaygın bir uygulamadır; bu sürede ziyaret edilir, dua edilir ve aileye destek olunur. Uzakta olan veya haberi sonradan alan kişi daha sonra da taziyeye gidebilir. Yas adı altında aşırı davranışlar, saç yırtmak, dövünmek, günlerce matem düzenlemek dinimizde hoş görülmemiştir. Üzülmek ve ağlamak ise günah değildir; Peygamberimiz de evlat acısıyla gözyaşı dökmüştür. Ailenin ihtiyacı çoğu zaman üçüncü günden sonra başlar; onları unutmamak en kıymetli taziyedir.
Yalnız yaşayan yaşlı komşuma karşı sorumluluğum var mı?
Doğrudan bir farz değildir, fakat komşuluk hakkının en belirgin göründüğü yer burasıdır. Bir mahallede açken yatan komşusu olan kişinin durumu Peygamberimiz tarafından ağır biçimde uyarılmıştır. Yapabilecekleriniz sade: kapısını günde bir kez çalmak, alışverişini sormak, ilacını hatırlatmak, kış aylarında ısınmasını kontrol etmek. Telefon numaranızı bırakmak, acil durumda hayat kurtarır. Yardımı onun onurunu kırmadan, "fazla geldi" diyerek yapmak çok önemlidir.
Komşuma maddi yardım etmek sadaka yerine geçer mi?
Evet, ihtiyaç sahibi komşuya yapılan yardım sadakadır. İhtiyaç sahibi ve zekât şartlarını taşıyorsa zekât olarak da verilebilir; ancak zekât verilemeyecek yakınlar listesine dikkat edilmelidir. Yardımı gizli yapmak, karşı tarafı mahcup etmemek açısından daha faziletlidir. Para yerine fatura ödemek, market alışverişi yapmak, çocuğun okul masrafını üstlenmek de aynı sevabı taşır. Devamlı fayda veren yardımlar, yani sadaka-i cariye, sevabı sürekli olan en güzel yardım biçimidir.
Sadaka ve Sadaka-i Cariye →Zekât Kimlere Verilir →Zekât ve Sadaka Soruları →
Kurban etini komşulara ve akrabalara nasıl dağıtmalıyım?
Yaygın uygulama eti üçe bölmektir: bir bölüm evde kalır, bir bölüm akraba ve komşulara dağıtılır, bir bölüm ihtiyaç sahiplerine verilir. Bu bir farz değil, güzel bir tavsiyedir; tamamını dağıtmak da tamamını evde tutmak da caizdir. Dağıtımda en yakın komşuyu ve ihtiyaç sahibi akrabayı önceleyin. Eti verirken "fakir" vurgusu yapmamak, poşeti sessizce bırakmak gönül kırmaz. Hisse ve pay hesabı için araçlarımızdan yararlanabilirsiniz.
Kurban İbadeti ve Hükümleri →Kurban Soruları →Kurban Hisse Hesaplama →
Komşuluk ve akrabalık konularında daha fazla bilgiyi nereden bulabilirim?
Sitemizde komşu hakkı, kul hakkı, anne babaya iyilik, taziye adabı ve miras gibi başlıklar için ayrı rehber sayfaları bulunur. Konu sayfalarından ilgili dua ve hadisleri topluca görebilir, sözlükten geçen terimlerin anlamına bakabilirsiniz. Aile, ölüm ve cenaze, miras ve vasiyet gibi komşu alanların soru sayfaları da bu konuyu tamamlar. Kendi durumunuza özel ve kesin bir hüküm gerektiren meselelerde bağlı bulunduğunuz müftülüğe veya Alo 190 Dinî Sorular Hattı'na danışmanızı tavsiye ederiz.
Komşu Hakkı →Ahlak ve Edep Soruları →Yeni Başlayanlar İçin Sorular →