Çalışma Hayatı ile İlgili Sık Sorulan Sorular
Çalışma hayatıyla ilgili en çok sorulan sorular: helal kazanç, iş yerinde namaz, ücret hakkı, iş ahlakı, şüpheli gelir, mesai ve işsizlik sade cevaplarla.
İş hayatı, günümüzün en çok soru doğuran alanlarından biridir. Çalışan bir Müslüman gün içinde hem geçimini sağlamak hem de ibadetlerini aksatmamak ister. Bu sayfada çalışma hayatıyla ilgili en sık sorulan soruları bir araya getirdik. Helal kazancın ölçüsü, iş yerinde namaz kılma imkânı, mesai ve ara dinlenme, ücretin zamanında ödenmesi, işçinin ve işverenin karşılıklı hakları, şüpheli gelirler, iş yerinde dürüstlük ve dedikodu, kadın çalışanların özel durumları, işsizlik dönemi ve rızık endişesi tek tek ele alındı.
Cevaplar Hanefî mezhebi esas alınarak, Diyanet İşleri Başkanlığı ilmihal çizgisinde ve sade bir dille hazırlandı. Gerektiği yerde diğer mezheplerdeki farklı yaklaşıma da işaret edildi. Âlimler arasında görüş farkı bulunan konularda bu durum ayrıca belirtildi. Burada okuduklarınız genel bilgi niteliğindedir; iş sözleşmeniz, kazancınız ya da çalışma şartlarınızla ilgili kesin bir hüküm için bağlı bulunduğunuz müftülüğe ya da Alo 190 Dinî Sorular Hattı'na danışmanızı tavsiye ederiz. Hukukî konularda ayrıca bir uzmana başvurmak gerekir.
72 soru ve cevap · 9 başlık
Çalışmak ve Helal Kazanç
İslam'da çalışmanın yeri nedir?
Çalışmak İslam'da övülen, teşvik edilen bir davranıştır. İnsanın kendi emeğiyle geçimini sağlaması, el açmaktan kurtulması ve ailesine bakması ibadet değerinde sayılır. Peygamberimiz, en temiz kazancın kişinin kendi elinin emeğiyle elde ettiği kazanç olduğunu bildirmiştir. Dolayısıyla dürüst bir işte çalışmak, ibadetin önünde bir engel değil, onun tamamlayıcısıdır. Önemli olan hem kazancın yolunu temiz tutmak hem de ibadet vakitlerini büsbütün ihmal etmemektir.
Helal kazanç ne demektir?
Helal kazanç, dinin yasaklamadığı bir işten, dinin yasaklamadığı yollarla elde edilen gelirdir. Üç şartı vardır: işin kendisi meşru olmalı, kazanma yöntemi dürüst olmalı ve başkasının hakkına girilmemelidir. Faiz, kumar, aldatma, rüşvet, gasp ve haram ürün satışı bu dairenin dışındadır. Meslek olarak dünyevî görünen bir iş de, niyet ve yöntem doğru olduğunda helal kazanç kapısıdır. Tereddüt ettiğiniz bir gelir kalemi varsa, karar vermeden önce bir müftülüğe sormak en güvenli yoldur.
Helal ve Haram Kavramı →Helal Açıktır Haram Açıktır →Helal-Haram Soruları →
Çalışmak tevekküle aykırı mı?
Hayır, aksine tevekkülün şartıdır. Tevekkül, hiçbir şey yapmadan beklemek değil; gereken emeği ortaya koyduktan sonra sonucu Allah'a bırakmaktır. Tarlayı ekmeyen çiftçinin hasat beklemesi tevekkül sayılmaz. İş arayan kişi başvurusunu yapar, hazırlığını tamamlar, sonra gönül huzuruyla bekler. Bu anlayış hem kişiyi tembellikten korur hem de sonucu kontrol edememenin verdiği kaygıyı hafifletir. Çalışmak sebebe tutunmak, tevekkül ise kalbin sebebe değil Allah'a güvenmesidir.
Tevekkül Konusu →Rızık Duası →Acizlik ve Tembellikten Sığınma Duası →
Rızkı Allah veriyorsa neden bu kadar çalışıyoruz?
Rızkı veren Allah'tır; fakat Allah rızkı sebeplere bağlamıştır. Çalışmak, o rızkın bize ulaşma yoludur. Bu yüzden emek sarf etmek rızka müdahale değil, Allah'ın koyduğu düzene uymaktır. Çalışan kişi rızkını kendisinin yarattığını düşünürse yanılır; hiç çalışmadan rızık bekleyen de yanılır. Doğru duruş ikisinin ortasıdır: elinden geleni yapmak, sonucu şükürle karşılamak. Kazanç az olduğunda da rızkın yalnız paradan ibaret olmadığını, sağlık ve huzurun da rızık olduğunu hatırlamak gerekir.
Hangi meslekler dinen sakıncalı sayılır?
Bir mesleğin sakıncalı olması, doğrudan haram bir işi üretmesine, satmasına ya da kolaylaştırmasına bağlıdır. Alkollü içki üretimi ve satışı, kumar işletmeciliği, faizi esas alan işlemler, aldatmaya dayalı satış ve haram içerik üretimi bu kapsamdadır. Buna karşılık pek çok meslek kendi başına temizdir; sakınca çalışanın yöntemine göre doğar. Mesleğinizin karışık bir yönü varsa, ayrıntıyı anlatarak müftülüğe danışın; cevap işin tamamına değil, o ayrıntıya göre değişebilir.
İçki ve Kumar →Helal ve Haram Kavramı →Ticaret ve Kazanç Soruları →
İşe başlarken ne demeli, hangi duayı okumalı?
Her işe besmeleyle başlamak sünnettir. Yeni bir işe, yeni bir güne ya da zor bir göreve başlarken besmele çekip kısa bir dua etmek kalbi toparlar. İşe başlarken okunacak dualar arasında hayırlı olmasını, kazancın helal ve bereketli olmasını istemek vardır. Evden çıkarken okunan dua da gün boyu koruma niyetiyle okunur. Uzun metinleri bilmiyorsanız "Bismillah, Allah hayırlı eylesin" demek de yeterlidir. Önemli olan sözün uzunluğu değil, niyetin samimiyetidir.
İşe Başlarken Okunacak Dua →Evden Çıkarken Okunacak Dua →Duanın Adabı ve Kabul Vakitleri →
İki işte çalışmak, fazla kazanmak hırs mı?
Geçimini sağlamak, borcunu kapatmak ya da ailesine daha iyi bakmak için çok çalışmak hırs değildir. Hırs, kazancın insanı ibadetten, aileden ve sağlıktan tamamen koparmasıyla başlar. Ölçü şudur: kazanç arttıkça namaz, uyku ve aile vakti eriyorsa denge bozulmuştur. İki işte çalışan kişi, bu düzenin geçici mi kalıcı mı olduğuna bakmalıdır. Bir süre fazla çalışıp sonra düzene dönmek makul; yıllarca kendini tüketmek ise ölçüyü kaçırmaktır.
Sağlık ve Boş Vakit →Dünya Nedir →Zenginlik Gönül Zenginliğidir →
Az kazanıp huzurlu olmak mı, çok kazanıp yorulmak mı?
Bu soruya tek bir dinî cevap yoktur; kişinin yükümlülüklerine göre değişir. Dinimiz kanaati över, ama sorumluluğu ihmal etmeyi övmez. Bakmakla yükümlü olduğunuz kişiler varsa, yeterli geliri aramak bir görevdir. İhtiyacınız karşılanıyorsa, daha fazlası için huzurunuzu ve sağlığınızı feda etmek zorunda değilsiniz. Karar verirken şunu sorun: bu işi bırakırsam kimin hakkı zarar görür? Cevap "kimsenin" ise, kanaati seçmek dinen de övülen bir tercihtir.
İş Yerinde Namaz ve İbadet
İş yerinde namaz kılmaya izin verilmiyorsa ne yapmalıyım?
Namaz farzdır; ancak kılış şekli kolaylaştırılabilir. Öncelikle ara dinlenmesini, öğle molasını ya da kısa bir boşluğu kullanmayı deneyin. Namaz birkaç dakikada kılınabilir; ayrı bir oda gerekmez, temiz bir köşe yeterlidir. Yöneticinizle açık ve sakin bir dille konuşmak genelde çözüm getirir. Hiçbir şekilde imkân bulamıyorsanız, vaktin çıkmasına yakın kılmayı planlayın; kaçırdığınız vakitleri kaza edin. Namazı tamamen bırakmak çözüm değildir.
Mesai içinde namaz kılmak iş saatinden çalmak mı olur?
Namaz birkaç dakika sürer ve çoğu iş yerinde çay molası kadar bile zaman almaz. Yine de en güzeli, namazı ara dinlenmesinde ya da işin aksamadığı bir boşlukta kılmaktır. İşveren size belirli bir süre için ücret ödüyorsa, o süreyi verimli kullanmak emanet gereğidir. Namaz için ayrılan kısa süreyi mola payınızdan karşılamak, hem kalbinizi rahatlatır hem de kimsenin hakkına girmenizi engeller. Düzenli ve açık bir uygulama, gizli kaçamaklardan daha hayırlıdır.
İş yerinde abdest alacak uygun yer yok, ne yapayım?
Abdest için özel bir lavabo gerekmez; temiz akan su yeterlidir. Çevreyi ıslatmamak için az suyla ve dikkatli almak sünnete uygundur. Ayakları yıkamak zor oluyorsa, evden abdestli çıkıp mest veya uygun ayakkabı üzerine mesh şartlarını öğrenmek pratik bir çözümdür; bu konuda şartlar belirlidir, rehberden okumanız iyi olur. Su hiç bulunmuyorsa teyemmüm şartları devreye girer, ancak teyemmüm su bulunmadığı durumlar içindir, zahmetten kaçınmak için değildir.
Abdest Nasıl Alınır →Mest Üzerine Mesh →Abdest ve Gusül Soruları →
Vardiyalı çalışıyorum, namazları nasıl düzenlerim?
Vardiyalı çalışanlar için en kolay yol, vardiya başlangıcına göre bir plan çıkarmaktır. Vardiyaya girmeden önce o vakte ait namazı kılmak, çıkışta da sıradaki vakti kılmak çoğu düzende yeterli olur. Gece vardiyasında yatsıyı girişte, sabahı çıkışa yakın kılmak uygundur. Uyku saatiniz sabah vaktine denk geliyorsa alarm kurup kalkmak, kılıp tekrar yatmak en güvenli yoldur. Kaçan vakitleri biriktirmeyin; haftalık küçük bir kaza planı yükü hafifletir.
Vakit Namazları ve Rekât Sayıları →Kaza Namazı →İbadet Takibi →
İşten izin alamadığım için cuma namazına gidemiyorum, günah mı?
Cuma namazı, şartlarını taşıyan erkekler için farzdır ve hafife alınmamalıdır. Bununla birlikte gerçek bir engel varsa, kişi o engel ölçüsünde mazur görülür; cuma kılamayan öğle namazını kılar. Önce izin için samimi bir girişimde bulunun; yakın bir camiyi, kısa hutbe kılınan bir vakti araştırın. Pek çok iş yeri konuşulduğunda yol açar. Hiçbir imkân yoksa öğleyi kılın, fakat durumu kalıcı kabul etmeyip iş değişikliği veya düzenleme ihtimalini açık tutun.
Ayakta duramayacak kadar yorgunum, oturarak kılabilir miyim?
Farz namazın ayakta kılınması esastır; oturarak kılmak gerçek bir özür gerektirir. Hastalık, sakatlık ya da ayakta durmaya engel bir ağrı varsa oturarak kılmak caizdir ve namaz eksik sayılmaz. Ancak sıradan yorgunluk ve uyku ağırlığı bu kapsama girmez. Çok yorgunsanız birkaç dakika dinlenip sonra ayakta kılmayı deneyin. Nafile namazları ise özür olmadan da oturarak kılmak caizdir; sevabı bir miktar azalır ama namaz geçerlidir.
Hasta Namazı →Hasta Namazı Rehberi →Sağlık ve Tıp Soruları →
İş kıyafetim namaz için uygun değil, namazım olur mu?
Namazın şartlarından biri avret sayılan yerlerin örtülü olmasıdır. Erkeklerde göbek ile diz kapağı arası, kadınlarda el, yüz ve ayaklar dışındaki beden bu kapsamdadır. İş kıyafetiniz bu ölçüyü karşılıyorsa namazınız geçerlidir; iş elbisesi olması bir sakınca doğurmaz. Üzerinde görünür bir kir ya da pislik varsa, namazdan önce o bölgeyi temizlemek gerekir. Kıyafet dar ama kapalıysa namaz geçerlidir; mümkünse üstüne bir şey almak daha edebe uygundur.
Namazın Farzları →Giyim ve Tesettür Soruları →Necaset Nasıl Temizlenir →
İş yerinde zikir ve dua yapmak uygun mu?
Zikir, kalpten yapılan bir ibadettir; dil kıpırdamasa da olur. Bu yüzden iş başında, yolda ya da makine önünde içinden zikir çekmek hem caiz hem de faydalıdır. Çevreyi rahatsız edecek yüksek ses ve işi aksatacak bir yoğunlaşma uygun olmaz. Kısa tesbihleri gün içinde boşluklara yaymak güzel bir alışkanlıktır. Sayıyı takip etmekte zorlanıyorsanız basit bir zikir aracı kullanabilirsiniz; önemli olan sayı değil, kalbin Allah'ı hatırda tutmasıdır.
Görev gereği şehir dışına çıkıyorum, seferî olur muyum?
Hanefî mezhebine göre, oturduğu yerden yaklaşık doksan kilometre ve daha uzak bir yere gitmeye niyet eden kişi seferî olur. Seferî olan dört rekâtlı farz namazları iki rekât kılar. Gittiğiniz yerde on beş günden az kalacaksanız seferîlik devam eder, daha uzun kalacaksanız sona erer. Şehir içi günlük işler bu kapsama girmez. Sık yolculuk yapan görevliler için mesafe ve kalış süresi her seferinde yeniden değerlendirilir; şüphede kalırsanız müftülüğe danışın.
Seferî Namaz →Yolculukta Namaz ve Seferîlik →Seyahat ve Gurbet Soruları →
Ramazan ve Oruçla Çalışmak
Ağır işte çalışan oruç tutmayabilir mi?
Oruç, sağlıklı ve mükellef olan herkese farzdır; işin ağır olması tek başına orucu düşürmez. Ancak oruç tuttuğunda sağlığına ciddi zarar gelecek, bayılacak ya da kalıcı bir hasar görecek kişi o günü tutmaz, sonradan kaza eder. Burada ölçü kişinin tahmini değil, hekimin değerlendirmesidir. Birçok ağır işte çalışan, vardiya ve uyku düzenini değiştirerek oruç tutabilmektedir. Durumunuz sınırda ise hem hekiminize hem de müftülüğe danışmanız yerinde olur.
Oruç Nedir, Kimlere Farzdır →Oruç ve Ramazan Soruları →Sağlık ve Tıp Soruları →
Oruçluyken iş verimim düşüyor, bu bir sorumluluk mu?
İşveren size belirli bir iş karşılığında ücret ödüyorsa, o işi makul ölçüde yapmak emanet gereğidir. Ramazanda doğal bir yavaşlama olabilir; fakat oruç, işi savsaklamanın gerekçesi yapılamaz. En iyi yol, yoğun görevleri günün erken saatlerine almak, sahuru iyi planlamak ve uykuyu düzenlemektir. Ciddi bir düşüş varsa yöneticinizle konuşup geçici bir düzenleme istemek dürüst davranış olur. Oruçlu olmak bir mazeret kartı değil, sabrı artıran bir eğitimdir.
İftar vakti işte oluyorum, orucumu nasıl açarım?
İftarı vakti girer girmez açmak sünnettir; uzun bir sofra şart değildir. Yanınıza bir hurma, su ya da küçük bir yiyecek koymanız yeterlidir. Vakti şaşırmamak için bulunduğunuz şehrin akşam ezanı saatini önceden not edin. Makine başındaysanız ya da müşteri karşısındaysanız birkaç dakika gecikmesi orucunuza zarar vermez. İftarı açtıktan sonra kısa bir dua etmek güzeldir; asıl yemeği mola saatine veya eve bırakabilirsiniz.
İş yerinde herkes yiyor, oruçlu olduğumu söylemeli miyim?
Söylemek zorunda değilsiniz. Oruç Allah ile kul arasındadır; ilan edilmesi gerekmez. Ancak yemeğe çağrıldığınızda kısa ve sakin bir açıklama yapmak hem sizi rahatlatır hem de yanlış anlamayı önler. "Bugün oruçluyum, teşekkür ederim" demek yeterlidir. Kimseyi kınamayın, kimseye ders vermeye çalışmayın; bu tutum genelde saygı doğurur. Ortamın yemek düzenini değiştirmesini beklemek yerine kendi programınızı sessizce ayarlamak daha huzurlu bir yol olur.
İhlas Nedir →Duyursun Diye Amel Eden →Ahlak ve Edep Soruları →
Teravih için mesaiden erken çıkmak doğru olur mu?
Teravih nafile bir namazdır; farz bir görevi ya da sözleşmeli bir mesaiyi aksatmak için gerekçe yapılamaz. İzinli ya da anlaşmalı biçimde erken çıkabiliyorsanız sorun yoktur. İzinsiz çıkmak ise verdiğiniz sözü çiğnemek olur; nafile bir ibadeti hak ihlaliyle elde etmek doğru değildir. Mesai geç bitiyorsa teravihi evde, daha kısa biçimde kılabilirsiniz. Nafileyi evde kılmak da sahihtir ve sevaptan büyük ölçüde mahrum kalmazsınız.
Oruçluyken sinirlendim, iş arkadaşıma bağırdım; orucum bozuldu mu?
Bağırmak, kızmak ya da tartışmak orucu bozmaz; oruç yeme, içme ve cinsel ilişki ile bozulur. Ancak oruç sadece mideyi değil dili ve öfkeyi de terbiye etmek içindir. Böyle bir durumda oruç geçerlidir, fakat sevabından kaybedilir. Yapılacak en güzel şey, sakinleşip arkadaşınızdan özür dilemektir. Kul hakkı söz konusu olduğunda helalleşmek gerekir. Öfke anında okunan kısa bir dua ya da birkaç dakika uzaklaşmak çoğu zaman yeterli olur.
Öfkelenince Okunacak Dua →Güçlü Olan Öfkesine Hâkim Olandır →Kul Hakkı ve Helalleşme →
Bayram tatilinde mesaiye kalmak zorundayım, bayram namazı kılamam mı?
Bayram namazının vakti güneş doğduktan sonra başlar ve öğleye kadar sürer; cemaatle kılınması gerekir. Mesainiz bu vakte denk geliyorsa önce izin istemeyi deneyin, çoğu iş yerinde birkaç saatlik esneklik sağlanabilir. İmkân bulunamazsa bayram namazı kılınamaz; Hanefî mezhebinde bayram namazı vaciptir, ancak kazası yoktur. Bu durumda bayram sevincini tekbirlerle, aile ziyaretiyle ve sadakayla sürdürmek güzeldir. Kaçırmak günah işlemek anlamına gelmez; mazeret dikkate alınır.
İş Ahlakı ve Emanet
İş yerinin internetini, telefonunu özel işler için kullanmak caiz mi?
Küçük ve örfen izin verilmiş kullanım genelde sorun sayılmaz; iş yeri bunu zımnen kabul etmiş olur. Ancak ciddi boyuta ulaşan, maliyet doğuran ya da işi aksatan kullanım başkasının malını izinsiz harcamak olur. Ölçü şudur: açıkça sorsanız izin verirler mi? Cevap "hayır" ise yapmayın. Şüpheliyse bir kez açıkça izin istemek meseleyi kökten çözer. İzinli kullanım hem vicdanı rahatlatır hem de güven ilişkisini güçlendirir.
İşe geç gelip giriş saatini düzeltmek günah mı?
Evet, bu bir yalan ve hak ihlalidir. Kayıt üzerinde oynama yaparak ödenmeyecek bir ücreti almak, başkasının malını haksız yolla edinmek anlamına gelir. Geç kaldıysanız doğrusunu yazın ve gerekiyorsa açıklayın. İş yerleri çoğunlukla dürüst beyanı cezalandırmaz. Daha önce böyle davrandıysanız, tövbe etmek ve mümkünse eksik çalışmayı telafi etmek ya da karşılığını ödemek gerekir. Telafi imkânı yoksa samimi bir tövbe ile Allah'tan af dilenir.
Yalan Nedir →Kul Hakkı ve Helalleşme →Tövbe ve İstiğfar Adabı →
Müşteriye ürünün kusurunu söylemek zorunda mıyım?
Evet. Satıcının, bildiği kusuru açıklaması dinî bir yükümlülüktür. Kusuru gizleyerek satış yapmak aldatma sayılır ve Peygamberimiz aldatanın kendisinden olmadığını bildirmiştir. Kusur söylendiğinde fiyat buna göre belirlenir; alıcı bilerek aldığında muamele helal olur. Satış sonrası fark edilen bir kusurda da alıcıyı bilgilendirmek, gerekirse iade ya da indirim sunmak doğru davranıştır. Bu tutum kısa vadede kazancı azaltsa da uzun vadede güven ve bereket getirir.
Aldatan Bizden Değildir →Alışverişte Doğruluk Bereket Getirir →Ticaret Ahlakı →
Satış hedefi için yalan söylemek zorunda kalıyorum, ne yapmalıyım?
Hedef baskısı, yalanı meşru hâle getirmez. Yapılabilecek ilk şey, ürünün doğru yönlerini öne çıkaran bir anlatım geliştirmektir; çoğu zaman bu yeterli olur. Sistem sizi açıkça yanlış beyana zorluyorsa, bu durumu yazılı olarak yöneticinize iletmek ve alternatif istemek hakkınızdır. Hiçbir yol açılmıyorsa, uzun vadede o görevden ayrılmayı düşünmek gerekir. Geçmişte söylediğiniz yanlış sözler için tövbe edip, zarar gören bir müşteri varsa telafi etmeye çalışın.
Yemin Malı Sattırır, Bereketi Giderir →Ticaret ve Kazanç Soruları →Tövbe Duası →
İş yerinden kalem, kâğıt gibi küçük şeyler almak caiz mi?
İzinsiz alınan her şey, değeri küçük olsa da sahibinin hakkıdır. Kurumun açıkça serbest bıraktığı sarf malzemeleri bu kapsama girmez; ama eve götürülen malzemeler için izin gerekir. Miktarın azlığı, işin hükmünü değiştirmez; sadece sorumluluğun ağırlığını azaltır. Daha önce böyle almışsanız, yerine koymak ya da karşılığını ödemek en temiz yoldur. Utanıyorsanız sessizce iade edebilirsiniz; önemli olan hakkı sahibine ulaştırmaktır.
Kul Hakkı →Bir Karış Toprağı Haksız Alan →Helalleşme Nedir →
İşimi yarım yapıp vakit geçirmek ne kadar sorumluluk doğurur?
İş sözleşmesi karşılıklı bir emanet ilişkisidir. İşveren ücreti tam ödemekle, çalışan işi hakkıyla yapmakla yükümlüdür. Bilerek iş yavaşlatmak, saatleri boşa geçirmek bu emanete aykırıdır. Her işte ihsan, yani işi güzel yapma ölçüsü tavsiye edilmiştir. Verim düşüklüğünüzün sebebi yorgunluk, hastalık ya da aşırı yük ise bunu konuşmak gerekir. Sorun konuşulmadan sürdürülen gizli bir yavaşlama, hem haksızlık hem de güven kaybı doğurur.
İş yerindeki gizli bilgileri başkasına anlatmak günah mı?
Evet, bu emanete ihanettir. Size görevi gereği ulaşan müşteri bilgileri, ücret bilgileri ve kurum sırları korunması gereken emanetlerdir. Anlatmak, hem kuruma hem de bilgisi paylaşılan kişilere zarar verebilir. Gizli bilgiyi aile içinde anlatmak da bu kapsamdadır. İstisna, bir haksızlığı önlemek için yetkili mercie bildirmek gerektiğinde doğar; bu durumda da ölçülü ve doğru bilgi vermek esastır. Meclislerde duyduğunuz özel konuşmaları taşımamak güzel ahlakın gereğidir.
İş arkadaşımın hatasını yöneticiye söylemek gıybet olur mu?
Bir kişinin ayıbını, düzeltmeye katkısı olmayacak biçimde anlatmak gıybettir. Ancak işi, insanları ya da kurumu zarara sokan bir hatayı yetkiliye bildirmek gıybet sayılmaz; bu bir uyarı ve zarar önleme davranışıdır. Ölçü niyette ve üslupta ortaya çıkar. Önce mümkünse kişiyle doğrudan konuşun. Sonuç alınamıyor ve zarar sürüyorsa, abartmadan ve sadece gerekli ayrıntıyı vererek yöneticiye iletin. Amaç kimseyi küçük düşürmek değil, zararı durdurmak olmalıdır.
Gıybet ve Dedikodu →Gıybet Nedir →Kötülüğü Eliyle Değiştirsin →
Terfi için birinin önünü kesmek, aleyhinde konuşmak günah mı?
Evet. Kendi hakkını aramak meşrudur; fakat başkasını geriye itmek için iftira etmek, hatalarını şişirmek ya da gizli engeller çıkarmak zulümdür. İslam, rekabeti kendini geliştirmeye yönlendirir, başkasını düşürmeye değil. Hasedin kalbe yerleşmesine izin vermemek gerekir. Bir kişinin hakkını yiyerek aldığınız makam, bereketi zedeler. Terfi istiyorsanız yetkinliğinizi gösterin, duanızı yapın ve sonucu Allah'a bırakın. Daha önce birine zarar verdiyseniz helallik istemek gerekir.
Haset Nedir →Birbirinize Haset Etmeyin →Kul Hakkı ve Helalleşme →
Ücret, İşçi ve İşveren Hakları
İşçinin ücretini geciktirmek günah mı?
Evet, ağır bir sorumluluktur. Ücret, iş bittiğinde ya da anlaşılan vakitte ödenmelidir. Ödeme gücü olduğu hâlde borcunu geciktirmek zulüm olarak nitelendirilmiştir. İşverenin nakit sıkıntısı varsa, bunu çalışana açıkça söylemek ve bir takvim vermek gerekir; belirsizlik en çok yorandır. Çalışan tarafı da sabırlı olmalı, fakat hakkını istemekten çekinmemelidir. Hakkını istemek edepsizlik değildir; usulünce ve açık biçimde talep etmek meşru bir davranıştır.
Zenginin Borcunu Geciktirmesi Zulümdür →Ticaret Ahlakı →Zulüm Nedir →
İşveren maaşımı ödemiyor, mahkemeye gitmek caiz mi?
Evet, hakkını yasal yollarla aramak caizdir ve dinimizde adaletin yerine getirilmesi istenir. Önce konuşma ve arabuluculuk yolunu denemek güzeldir; çoğu anlaşmazlık bu aşamada çözülür. Çözülmezse yetkili mercilere başvurmak hakkınızdır. Burada dikkat edilecek nokta, iddianızı gerçeğe uygun tutmaktır; hakkınızdan fazlasını istemek haksızlığa dönüşür. Hukukî süreçle ilgili ayrıntılar için bir uzmana danışmanız gerekir; bu sayfada verilen bilgi dinî çerçeveyle sınırlıdır.
Sigortasız çalıştırmak ya da çalışmak doğru mu?
Sigorta, çalışanın hastalık, kaza ve yaşlılık dönemindeki güvencesidir; bu hakkı kaldırmak çalışanın zararına olur. İşverenin yasal yükümlülüğünü yerine getirmesi, verdiği sözü tutmasının bir parçasıdır. Çalışanın da bilerek bu haktan vazgeçmesi, ileride ailesini zor durumda bırakabilir. Zorunlu olarak sigortasız çalışmak durumunda kalan kişi günahkâr olmaz; sorumluluk esas olarak işverene aittir. Yine de ilk fırsatta durumu düzeltmeye çalışmak gerekir.
Faiz, Kredi ve Sigorta Soruları →Hak Nedir →Doğruluk ve Emanet →
Fazla mesai ücreti ödenmiyorsa işi yavaşlatabilir miyim?
Haksızlığa haksızlıkla karşılık vermek doğru değildir. Ödenmeyen fazla mesai bir hak ihlalidir; fakat buna karşılık işi bilerek kötü yapmak, üçüncü kişilere ve kuruma zarar verir. Doğru yol, fazla mesaiyi yazılı olarak talep etmek, kabul edilmezse fazla çalışmayı kabul etmemektir. Yani ileriye dönük sınır koymak, geriye dönük sabotajdan hem ahlaken hem hukuken daha güçlüdür. Hakkınızı ararken belgeleri saklamak, konuşmaları yazıya dökmek işinizi kolaylaştırır.
Zarar Vermek de Zarara Zararla Karşılık Vermek de Yoktur →Adalet Nedir →Hak Nedir →
İşverenin çalışan üzerindeki hakları nelerdir?
İşverenin en temel hakkı, ücretini ödediği işin anlaşıldığı gibi yapılmasıdır. Buna mesai saatine uymak, kurum malını korumak, gizliliğe riayet etmek ve verilen görevi savsaklamamak dahildir. Çalışanın işe zarar verecek davranışlardan uzak durması da bu hakkın parçasıdır. Haklar karşılıklıdır: işveren adil davrandığı ölçüde çalışandan özen beklemeye hakkı olur. Yine de bir tarafın kusuru, diğerinin yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Hepiniz Çobansınız →Doğruluk ve Emanet →Müslümanın Müslüman Üzerindeki Beş Hakkı →
Çalışanıma karşı nasıl davranmalıyım?
Çalışanınıza kolaylık göstermek, gücünün üstünde yük vermemek ve ücretini zamanında ödemek esastır. Peygamberimiz, insanlara kolaylaştırmayı, zorlaştırmamayı tavsiye etmiştir. Hata yapan çalışanı toplum içinde küçük düşürmek yerine ayrı konuşmak hem daha etkili hem daha edeplidir. İbadet için kısa izinler tanımak, hastalıkta anlayış göstermek güven doğurur. Yöneticilik, insanları yönetme değil onlara emanet olarak bakma sorumluluğudur.
Kolaylaştırın, Zorlaştırmayın →Allah Her İşte Yumuşaklığı Sever →İslam Ahlakının Temelleri →
İşten çıkarılırken haklarım nasıl korunur?
İşten ayrılma sürecinde kıdem, ihbar ve kullanılmayan izin gibi hakların ödenmesi gerekir. Taraflar anlaşarak bir düzenleme yapabilir; ancak baskı altında imzalanan feragat belgeleri ahlaken sorunludur. Çalışan hakkını isterken ölçülü olmalı, işveren de hak sahibini savuşturmaya çalışmamalıdır. Belgelerinizi, bordrolarınızı ve yazışmalarınızı saklamanız sizi korur. Hukukî ayrıntı için bir uzmana başvurmanız gerekir; burada anlatılan yalnız dinî sorumluluk çerçevesidir.
Kul Hakkı ve Helalleşme →Adalet Nedir →Ticaret ve Kazanç Soruları →
İşten ayrılırken haber vermemek, bir gün gitmemek doğru mu?
Verdiğiniz söz ve imzaladığınız sözleşme bir emanettir. Haber vermeden işi bırakmak, iş yerini ve çalışma arkadaşlarınızı zor durumda bırakır. Doğru yol, bildirim süresine uyup görevi devretmektir. Çok ağır bir haksızlığa uğradıysanız bile, sessizce kaybolmak yerine durumu yazılı biçimde bildirmek hem hakkınızı korur hem de vicdanınızı rahat tutar. Ayrılırken güzel bir vedayla çıkmak, ileride size kapı açacak bir hayırdır.
Doğruluk ve Emanet →Münafığın Üç Alameti →Yemin ve Yemin Kefareti →
Şüpheli ve Haram Kazanç
Faizli işlem yapan bir kurumda çalışmak caiz mi?
Bu konuda âlimler arasında görüş farkı vardır. Doğrudan faiz işlemini kuran, yazan ve yürüten görevlerden uzak durulması gerektiği konusunda genel bir eğilim vardır. Temizlik, güvenlik, bilgi işlem gibi faizle ilgisi olmayan görevlerde çalışmayı caiz gören âlimler de bulunmaktadır. Kendi görevinizin niteliğini açıkça anlatarak müftülüğe danışmanız en doğrusu olur. Başka bir iş bulma imkânınız varsa, şüpheden uzak durmak tercih edilir.
Faiz ve Kredi →Faiz Yiyene ve Yedirene Lanet →Faiz, Kredi ve Sigorta Soruları →
Alkol satılan bir yerde çalışmak caiz mi?
Alkolün üretimi, taşınması, satılması ve servisi dinen yasak kabul edilmiştir; bu işlere doğrudan aracılık etmek caiz görülmez. Bir lokantada yalnız yemek bölümünde çalışan, alkolle hiç teması olmayan kişi için durum daha hafif değerlendirilir. Buna rağmen ortamın tamamıyla alkole dayandığı yerlerde çalışmaktan uzak durmak tavsiye edilir. Geçim zorunluluğu varsa, bu durumu geçici kabul edip başka iş aramaya devam etmek doğru olur.
İçki ve Kumar →Helal ve Haram Kavramı →Helal-Haram Soruları →
Maaşımın bir kısmı şüpheli kaynaktan geliyorsa ne yapmalıyım?
Kazancın tamamı şüpheli değilse, şüpheli kısmı ayırmak yoluna gidilir. Önce şüphenin gerçek bir bilgiye mi yoksa sadece tahmine mi dayandığını değerlendirin; tahmine dayanan şüphe hüküm doğurmaz. Gerçekten haram bir kalem varsa, o kısmı kendi ihtiyacınızda kullanmayıp sadaka olarak vermek tavsiye edilir. Oranı hesaplamak zor oluyorsa müftülüğe sorun. Şüphelerin kalbi daralttığı durumlarda, uzun süreli çözüm işi ya da kazanç kalemini değiştirmektir.
Şüphe Vereni Bırak →Helal mi Haram mı Umursamamak →Sadaka ve Sadaka-i Câriye →
Rüşvet ve bahşiş arasındaki fark nedir?
Rüşvet, bir görevliye yapması zaten gereken ya da yapmaması gereken bir işi yaptırmak için verilen bedeldir; alan ve veren için de yasaktır. Bahşiş ise verilen bir hizmetin karşılığında gönüllü olarak eklenen ikramdır ve caizdir. Ayırt edici soru şudur: bu ödeme olmazsa işlem yine yapılır mı? Yapılmıyorsa ortada rüşvet vardır. Kamu görevlilerine iş gördürmek için verilen hediyeler de rüşvet kapsamında değerlendirilir. Tereddüt ettiğiniz durumlarda müftülüğe danışmak yerinde olur.
Vergi kaçırmak dinen nasıl değerlendirilir?
Konu âlimler arasında tartışılmıştır. Bununla birlikte, yürürlükteki kanunlara uyma yükümlülüğü, kamu hizmetlerinden yararlanmanın karşılığı ve verilen taahhüdün tutulması gerekçesiyle vergi borcunu gizlemenin doğru olmadığı yönünde güçlü bir görüş vardır. Kayıt dışı iş yapmak, ayrıca belge düzenlemeyerek başkalarını da zor durumda bırakır. Vergi yükünüz gerçekten taşınamaz durumdaysa, yasal indirim ve yapılandırma yollarını araştırmak gizlemekten daha hayırlıdır.
Ticaret ve Kazanç Soruları →Doğruluk ve Emanet →Adalet Nedir →
Haram kazançla alınan mal zekâta tabi mi?
Haram yolla elde edilen mal, kişinin gerçek mülkü sayılmaz; öncelikle sahibine iade edilmesi gerekir. Sahibi bilinmiyorsa, o mal fakirlere ya da hayır işlerine verilerek elden çıkarılır. Dolayısıyla böyle bir mal için zekât hesabı yapmak değil, malı temizlemek gündeme gelir. Kazancın helal ve haram kısmı karışmışsa, helal kısım üzerinden zekât hesaplanır. Durumunuz karmaşıksa, ayrıntıyı anlatarak müftülüğe sormanız en doğru yoldur.
İş yerinde kurban, yılbaşı gibi çekilişlere katılmak caiz mi?
Katılım için para ödenmeyen, tamamen hediye niteliğindeki çekilişler genellikle caiz görülür; burada kimse zarar etmez. Buna karşılık katılmak için bedel ödenen ve kazananın başkalarının parasını aldığı düzenler kumar kapsamına girer. Ayırt edici ölçü, kaybedenin maddi zarar görüp görmediğidir. Şirketin kendi bütçesinden verdiği ödül çekilişleri ilk gruba girer. Yılbaşı gibi özel günlerde yapılan uygulamalarda ise kutlamanın muhtevası ayrıca değerlendirilir.
İçki ve Kumar →Helal ve Haram Kavramı →Helal-Haram Soruları →
Haram olduğunu bilmeden çalıştım, kazancım ne olur?
Bilmeyerek yapılan işte sorumluluk, bilerek yapılana göre çok daha hafiftir. Dinimizde hata, unutma ve zorlama hâllerinde kişinin bağışlanacağı bildirilmiştir. Öğrendiğiniz andan itibaren o işi bırakmanız ya da düzeltmeniz yeterlidir. Geçmiş kazancı tamamen iade etmek genelde istenmez; çünkü karşılığında emeğinizi verdiniz. Yine de gönlünüz rahat etmiyorsa bir miktar sadaka verebilirsiniz. Önemli olan, bundan sonrası için temiz bir yol seçmektir.
Hata, Unutma ve Zorlama →Tövbe ve İstiğfar Adabı →Tevbe ve Günah Soruları →
İş Yerinde İnsan İlişkileri
İş yerindeki dedikodu ortamından nasıl uzak durabilirim?
Dedikodudan kaçınmanın en kolay yolu, konuşmaya katılmamak ve konuyu değiştirmektir. Kimseyi kınamadan "benim bu konuda bilgim yok" demek genelde yeterli olur. Sürekli aynı ortamda bulunmanız gerekiyorsa, dinlediklerinizi hiçbir yere taşımamayı kendinize kural yapın. Bir süre sonra çevreniz size bu tür şeyleri anlatmaz. Gıybet dinlemek de ona katılmak sayılır; bu yüzden sessiz kalmanın yeterli olmadığı durumlarda ortamdan kısaca ayrılmak gerekir.
Gıybet ve Dedikodu →Hayır Söylesin ya da Sussun →Gıybet Konusu →
Yöneticim bana haksızlık yapıyor, nasıl davranmalıyım?
Önce olayı duygudan arındırıp somut hâle getirin: ne oldu, ne zaman, kim gördü. Sonra uygun bir anda, suçlayıcı olmayan bir dille konuşun. Düzelmezse bir üst merciye ya da insan kaynaklarına yazılı olarak iletin. Bu süreçte dua etmek, sabırlı olmak ve kendinizi haksızlığa benzer bir davranışa sürüklememek önemlidir. Haksızlığa uğrayanın duasının geri çevrilmediği bildirilmiştir. Sağlığınızı bozacak düzeyde sürekli bir baskı varsa iş değiştirmek de meşru bir çözümdür.
Zulme Uğrayanın Duası →Ey Kullarım, Zulmü Haram Kıldım →Sabır →
İş arkadaşlarımla selamlaşma ve tokalaşma konusunda ölçü nedir?
Selam vermek sünnettir ve aradaki soğukluğu giderir. Aynı cinsten kişilerle tokalaşmak sakıncasızdır. Karşı cinsle tokalaşma konusunda âlimler arasında görüş farkı vardır; yaygın görüş zorunlu olmadıkça sakınmaktır. İş ortamında bu durumu kırıcı olmadan yönetmek mümkündür: elinizi kalbinize götürüp gülümseyerek selam vermek çoğu zaman anlaşılır. Önemli olan karşı tarafı küçük düşürmeden, kendi tercihinizi nazikçe belli etmektir.
Selamı Aranızda Yayın →Selam Verme →Ahlak ve Edep Soruları →
İş yerinde karşı cinsle çalışmanın adabı nedir?
Ortak bir iş yerinde kadın ve erkeğin birlikte çalışması, görevin gerektirdiği ölçüde caizdir. Dikkat edilecek noktalar şunlardır: konuşmayı iş çerçevesinde tutmak, baş başa kapalı ortamlarda uzun süre yalnız kalmamak, şakanın sınırını korumak ve giyimde ölçülü olmak. Bu edepler hem kişiyi hem ortamı korur. Gereksiz yakınlıklardan uzak durmak, iş ilişkilerini de sağlam tutar. Rahatsız edici bir durumla karşılaşırsanız bunu açıkça ve yetkili mercie bildirmek hakkınızdır.
Haya Ancak Hayır Getirir →Giyim ve Tesettür Soruları →Edep Nedir →
İş arkadaşımla aramız bozuldu, barışmak zorunda mıyım?
Müslümanın din kardeşiyle üç günden fazla dargın kalmaması tavsiye edilmiştir. İlk adımı atan daha hayırlı sayılır. Barışmak, haklı olduğunuzu inkâr etmek değildir; sadece ilişkiyi kopmaktan kurtarmaktır. Karşı taraf sert davranıyorsa, selam verip ölçülü bir mesafede kalabilirsiniz; zorla yakınlık kurmak gerekmez. Sizin üzerinize düşen, kalbinizde kin tutmamak ve fırsat doğduğunda kapıyı açık bırakmaktır.
Üç Günden Fazla Küsmek →Kul Hakkı ve Helalleşme →Öfke Konusu →
İş yerinde ibadetim yüzünden alay ediliyorum, ne yapmalıyım?
Sakin kalmak en güçlü cevaptır. Tartışmaya girmek genelde durumu büyütür; ibadetinizi sessizce sürdürmek ise bir süre sonra alayı sona erdirir. Sürekli ve rahatsız edici hâle gelen davranışlar iş yeri kurallarına da aykırıdır; bunu yöneticinize bildirmek hakkınızdır. Kimseye kızmadan, kimseyi dinine davet etme baskısı altına almadan kendi düzeninizi korumanız en etkili yoldur. Sıkıntı anlarında kısa bir dua, kalbi şaşırtıcı biçimde toparlar.
İş yerinde yardım isteyen arkadaşıma kendi işimi aksatarak yardım etmeli miyim?
Yardımlaşma güzeldir; fakat kendi sorumluluğunuzu aksatarak yapılan yardım başka bir hakkı zedeler. Önce kendi görevinizi tamamlayın, sonra elinizden geleni yapın. Sürekli başkasının işini yapmak, o kişinin gelişmesine de engel olabilir. Gerçek bir sıkışma durumunda elbette destek olmak gerekir; bu, kardeşinin sıkıntısını giderenin sıkıntısının giderileceği müjdesine girer. Düzenli hâle gelen yük paylaşımını ise yöneticiyle açıkça konuşmak gerekir.
Müminin Sıkıntısını Gideren →Kardeşi İçin de İstemek →Cömertlik Konusu →
Gayrimüslim iş arkadaşımla ilişkimde sınır ne olmalı?
İslam, farklı inançtan komşu ve iş arkadaşına adaletle ve güzellikle davranmayı emreder. Selamlaşmak, hastalığında ziyaret etmek, yardımına koşmak, hediyesini kabul etmek caizdir ve güzel ahlakın parçasıdır. Dinî bir törenin ibadet kısmına katılmamak gerekir; ancak sosyal nezaket davranışları bundan ayrıdır. Önemli olan adaletten ayrılmamak ve kimseyi inancı yüzünden incitmemektir. Kendi inancınızı korumak, başkasına kaba davranmayı gerektirmez.
Kadınlar ve Özel Durumlar
Kadının çalışması dinen caiz mi?
Evet, kadının çalışması caizdir. İslam tarihinde ticaretle, zanaatla ve öğreticilikle uğraşan kadınlar bulunmaktadır. Dikkat edilecek hususlar, işin meşru olması, giyim ve davranışta ölçülü olunması ve aile sorumluluklarının bütünüyle ihmal edilmemesidir. Kazanç kadının kendi malıdır; isterse evine harcar, istemezse zorlanamaz. Evli kadının çalışması eşler arasında konuşularak kararlaştırılan bir meseledir; dinen bir yasak söz konusu değildir.
Kadın ve İbadet Soruları →Evlilikte Eşlerin Hakları →Aile ve Nikâh Soruları →
Âdetliyken çalışmak ve namaz kılamamak beni rahatsız ediyor, ne yapabilirim?
Hayız günlerinde namaz kılınmaz ve bu günlerin namazları kaza da edilmez. Bu bir eksiklik değil, Allah'ın verdiği bir kolaylıktır. Namaz kılamadığınız günlerde zikir çekebilir, dua edebilir, meal okuyabilir ve sadaka verebilirsiniz; bunların hiçbiri yasak değildir. Çalışma hayatında bu günler zaten yorucudur; kendinizi suçlu hissetmek yerine dinlenmeyi bir ibadet sayabilirsiniz. Hükümlerin ayrıntısı için hayız ve nifas rehberine bakmanız faydalı olur.
Hayız ve Nifas Hükümleri →Hayız Halinin Fıkhî Hükümleri →Kadın ve İbadet Soruları →
Hamileyim ve ağır bir işte çalışıyorum, nasıl davranmalıyım?
Kendi ve bebeğinizin sağlığını korumak dinen de öncelikli bir sorumluluktur. Hekiminizin önerisi doğrultusunda görev değişikliği, hafif işe geçiş veya rapor istemek hakkınızdır. Oruç konusunda da hekimin değerlendirmesi esastır; zarar görecekseniz o günleri sonraya bırakırsınız. İşvereninizle durumu açıkça konuşmak, hem güven doğurur hem de iş düzeninin planlanmasını kolaylaştırır. Bu konular tıbbî değerlendirme gerektirir; burada verilen bilgi genel çerçeveyle sınırlıdır.
Sağlık ve Tıp Soruları →Oruç Nedir, Kimlere Farzdır →Şifa Duası →
Başörtüsü yüzünden işe alınmıyorum, ne yapmalıyım?
Bu durum hem üzücü hem de haksız bir ayrımdır. Yapılabilecek ilk şey, hakkınızı yasal yollardan aramak ve ayrımcılığı yetkili mercilere bildirmektir. Bir yandan da farklı sektörleri, uzaktan çalışma imkânlarını ve kendi işinizi kurma yollarını değerlendirebilirsiniz. Tesettürü bırakma baskısı karşısında karar size aittir; zorunluluk hâllerinin sınırı konusunda âlimler arasında görüş farkı vardır. Bu yüzden kendi durumunuzu anlatarak müftülüğe danışmanız yerinde olur.
Çalışan kadın ev işlerini yapmak zorunda mı?
Evin yükü, eşler arasında konuşularak paylaşılacak bir meseledir; dinimiz bu paylaşımda yumuşaklığı ve yardımlaşmayı tavsiye eder. Peygamberimizin ev işlerinde eşlerine yardım ettiği bilinmektedir. Çalışan bir kadından evin tamamını tek başına üstlenmesini beklemek insafla bağdaşmaz. Çözüm, görevleri konuşup bölüşmek ve gerekirse dışarıdan destek almaktır. Bu konuda kimseye tek bir kalıp dayatılamaz; her ailenin düzeni kendi şartlarına göre kurulur.
Evlilikte Eşlerin Hakları →Kadınlara İyilik Tavsiyesi →Aile ve Nikâh Soruları →
Çocuğumu bakıcıya bırakıp çalışmak günah mı?
Hayır, günah değildir. Çocuğun güvenli ve sevgi dolu bir ortamda bakılması sağlandığında, anne ya da babanın çalışması bir kusur sayılmaz. Önemli olan çocuğun ihmal edilmemesi, beslenme ve bakım ihtiyacının karşılanmasıdır. Mümkünse akraba desteği ya da güvenilir bir kurum tercih edilir. Eve döndüğünüzde kısa da olsa nitelikli vakit ayırmak, uzun saatlerden daha değerlidir. Çocuk için dua etmek de bu emeğin bir parçasıdır.
Yaşlı anne babama bakmakla iş hayatım çatışıyor, hangisi öncelikli?
Anne babaya iyilik, Kur'an'da namazdan hemen sonra anılan büyük bir sorumluluktur. Bununla birlikte onlara bakmanın tek yolu işi bırakmak değildir; bakım hizmeti almak, kardeşlerle nöbet paylaşmak, esnek çalışmaya geçmek de bakımın parçasıdır. Çalışmayı tamamen bırakmak maddi desteği de ortadan kaldırabilir. Ölçü, onların ihtiyacının gerçekten karşılanıp karşılanmadığıdır. Yaşlı bir anne babaya yetişip de bunu değerlendirmeyenin kaybı büyüktür.
Anne Babaya İyilik →Yaşlı Anne Babaya Yetişip Cennete Giremeyen →Anne Baba İçin Dua →
İş Arama, İşsizlik ve Kariyer
İş bulamıyorum, hangi duaları okuyabilirim?
Rızık için okunan dualar, helal kazanç ve hayırlı kapı istemeyi içerir. Rızık duası, hacet duası ve işler zorlaşınca okunan dua bu dönemde sık okunabilir. Duanın yanında sebeplere de tutunmak gerekir: özgeçmişi güncellemek, çevreye haber vermek, yeni bir beceri öğrenmek duanın parçasıdır. Hemen cevap gelmemesi duanın boşa gittiği anlamına gelmez; kabul bazen gecikir, bazen daha hayırlısı verilir. Sabrı elden bırakmamak en önemli adımdır.
İş teklifi geldi, istihare yapabilir miyim?
Evet, önemli kararlarda istihare yapmak sünnete uygundur. İstihare, rüya beklemek değil; Allah'tan hayırlı olanı istemek ve kalbe bir yöneliş verilmesini dilemektir. İki rekât namaz kılıp istihare duasını okumak, ardından kararı akıl ve danışmayla değerlendirmek gerekir. Rüya görmemek sorun değildir. İstihare, araştırmanın yerine geçmez; iş teklifinin şartlarını, çalışma saatlerini ve ücretini öğrenmek de kararın parçasıdır.
İşsizlik döneminde kendimi değersiz hissediyorum, ne yapmalıyım?
Bu duygu çok yaygındır ve insanın değerini kaybettiğini göstermez. Değer, kazançla ölçülmez; Allah katında ölçü niyet ve ahlaktır. Bu dönemde günü boş bırakmamak çok yardımcı olur: küçük bir rutin, öğrenmeye ayrılan bir saat, yardım edilecek bir komşu zihni toparlar. Duygular ağırlaşıp uykuyu ve iştahı bozacak düzeye gelirse bir uzmandan destek almak gerekir. Dua etmek ile destek almak birbirine engel değildir; ikisi birlikte yürür.
Keder ve Hüzün Duası →Sıkıntı Konusu →Sağlık ve Tıp Soruları →
Meslek öğrenmek, kurs almak dinen teşvik edilir mi?
Evet. İlim öğrenmek ve bir meslek edinmek dinimizde övülmüştür. Geçimini sağlayacak bir beceri kazanmak, hem kişiyi el açmaktan korur hem de topluma fayda sağlar. Bu yüzden yaş ne olursa olsun yeni bir şey öğrenmeye başlamak hayırlıdır. Öğrendiğini başkasına aktarmak ise sevabı sürekli hâle getirir. İlim öğrenirken okunacak dualar vardır; bunları tekrar etmek niyeti canlı tutar ve öğrenme sürecini bereketlendirir.
İlim Öğrenirken Okunacak Dua →Eğitim ve İlim Soruları →En Hayırlınız Kur'an'ı Öğrenen ve Öğretendir →
Gurbette çalışmak, aileden ayrı kalmak doğru mu?
Geçim için gurbete gitmek caizdir ve tarih boyunca yapılmıştır. Dikkat edilecek nokta, ailenin ihmal edilmemesi ve ayrılığın makul bir süreyle sınırlı tutulmasıdır. Eşler ve çocuklar uzun ayrılıklardan zarar görebilir; bu yüzden karar ortak alınmalı ve düzenli iletişim kurulmalıdır. Yolculukta namazın seferî kılınması gibi kolaylıklar vardır. Gittiğiniz yerde yalnızlık ağır gelirse, cemaate katılmak ve bir çevre edinmek çok yardımcı olur.
Kendi işimi kurmak için borç almak caiz mi?
Ödeme niyetiyle borç almak caizdir ve ödeme niyetiyle borçlanan kişiye yardım edileceği müjdelenmiştir. Faizsiz borç ya da ortaklık yolları tercih edilmelidir. Faizli kredi konusunda âlimlerin genel görüşü, zaruret dışında caiz olmadığı yönündedir; ihtiyaç ile zaruretin sınırı ayrı değerlendirilir. Ne kadar borçlanacağınızı, ödeme planınızı ve işin gerçek getirisini önceden hesaplamak gerekir. Ayrıntılı bir kredi kararı için müftülüğe danışmanız yerinde olur.
Kazancım hiç bereketlenmiyor, ne yapmalıyım?
Bereket, miktarla değil yetmekle ilgilidir. Kazancın yetmediği hissi bazen gelirin azlığından, bazen harcamanın düzensizliğinden doğar. Önce giderlerinizi yazıp gözden geçirin; gereksiz kalemler çoğu zaman şaşırtıcı biçimde büyüktür. Ardından kazancın temiz olmasına ve kul hakkının karışmamasına dikkat edin. Sadaka vermek, borcunu zamanında ödemek ve dürüst alışveriş bereketi artıran davranışlar olarak bildirilmiştir. Şükrü dile getirmek de aynı etkiyi yapar.
İş hayatında hem dünyayı hem ahireti nasıl dengeleyebilirim?
Denge, büyük fedakârlıklarla değil küçük ve sürekli alışkanlıklarla kurulur. Beş vakti aksatmamak, haftada bir mukabele ya da meal okuması, ayda bir sadaka ve gün içinde kısa zikirler yeterli bir çerçeve oluşturur. Az ama devamlı amelin daha makbul olduğu bildirilmiştir. Çok yüksek hedefler koyup bırakmak yerine, taşıyabileceğiniz bir düzen seçin. İş yoğunluğu arttığında bu düzeni küçültebilir, rahatladığınızda tekrar genişletebilirsiniz.
Az da Olsa Devamlı Amel →İbadet Takibi →Yeni Başlayanlar İçin Sorular →