Faiz, Kredi ve Sigorta ile İlgili Sık Sorulan Sorular
Faiz, banka, kredi, kredi kartı, taksit ve sigorta ile ilgili en çok sorulan sorular: hükümler, görüş farkları ve zorunlu haller sade cevaplarla anlatıldı.
Para, borç ve güvence konuları günlük hayatın en çok soru doğuran alanlarından biridir. Bu sayfada faizin ne olduğu, bankaların hangi işlemlerinin hangi başlığa girdiği, ihtiyaç ve konut kredileri, kredi kartı kullanımı, taksitli alışveriş, katılım bankacılığı, zorunlu ve isteğe bağlı sigortalar, emeklilik birikimleri ve faiz geliri elde edilmişse ne yapılacağı tek tek ele alındı. Ayrıca borçluya karşı sorumluluklar, kefillik, senet ve vade farkı gibi sık karşılaşılan durumlar da açıklandı.
Cevaplar Hanefî mezhebi esas alınarak, Diyanet İşleri Başkanlığı ilmihal çizgisinde ve sade bir dille hazırlandı. Günümüz finans işlemlerinin birçoğu çağdaş meselelerdir; bu nedenle âlimler arasında görüş farkı bulunan yerler ayrıca belirtildi. Burada okuduklarınız genel bilgi niteliğindedir ve mali danışmanlık değildir. Kendi durumunuza özel kesin bir hüküm için bağlı bulunduğunuz müftülüğe ya da Alo 190 Dinî Sorular Hattı'na danışmanızı tavsiye ederiz.
72 soru ve cevap · 8 başlık
Faiz Nedir, Neden Yasaklandı
Faiz nedir, kısaca nasıl tanımlanır?
Faiz, borç verilen paranın ya da malın karşılığında, hiçbir emek ve risk olmadan alınan fazlalıktır. Dinî literatürde riba adıyla geçer. Bir kişiye yüz lira verip yüz on lira istemek bunun en açık örneğidir. Faizi alışverişten ayıran şey şudur: alışverişte mal, hizmet ya da emek el değiştirir; faizde ise sadece zamanın karşılığı olarak para artar. İslam, kazancın emeğe, üretime veya paylaşılan bir riske dayanmasını ister.
Faiz neden haram kabul edildi?
Kur'an-ı Kerim faizi açık bir şekilde yasaklar ve alışverişle faiz arasındaki farkı vurgular. Yasağın hikmeti olarak âlimler şunları sayar: faiz, parayı üretimden koparır; borçlunun sıkıntısını kazanç kapısı yapar; servetin az sayıda elde toplanmasına yol açar; yardımlaşma yerine sömürü ilişkisi kurar. Zor duruma düşen kişinin borcu her gün büyüdüğü için faiz borcu çoğu zaman kapanmaz. Bu yüzden faiz, büyük günahlar arasında sayılmıştır.
Faizin çeşitleri var mı?
Klasik fıkıhta faiz iki başlıkta incelenir. Borç faizi, verilen borcun üzerine konan fazlalıktır; bugün bankacılıkta karşımıza çıkan şekil budur. Alışveriş faizi ise aynı cinsten malların peşin ve eşit olmayan şekilde değişiminden doğar; buğdayı buğdayla fazlalıklı takas etmek gibi. İkinci tür günlük hayatta daha çok altın, gümüş ve döviz değişimlerinde gündeme gelir. İki türün de ortak noktası, karşılığı olmayan bir fazlalığın bulunmasıdır.
Faiz ile kâr arasındaki fark nedir?
Kâr, bir mal veya hizmetin alım satımından ya da emekten doğan kazançtır ve zarar riski taşır. Faiz ise baştan belirlenmiş, riski olmayan bir fazlalıktır. Bir dükkân açıp mal satan kişi zarar da edebilir; bu yüzden kazancı helaldir. Parasını faize veren kişi ise ne olursa olsun belirlenen oranı alır. İslam'ın finans anlayışında ölçü şudur: kazanca ortak olan, riske de ortak olmalıdır.
Faiz almak ile faiz vermek aynı günah mı?
Her ikisi de yasak kapsamındadır. Hadislerde faizi alanın, verenin, yazanın ve buna şahitlik edenin aynı sorumlulukta anıldığı bildirilmiştir. Bununla birlikte âlimler, gerçek bir zorunluluk sebebiyle faizli borç almak durumunda kalan kişinin durumunu ayrı değerlendirir; çünkü burada kişi kazanç peşinde değil, çaresizlik içindedir. Zorunluluğun sınırı kişiye göre değişir. Bu yüzden karar verirken kendi şartlarınızı bir yetkiliye anlatmanız en doğrusudur.
Zaruret hali ne demek, faizi mübah kılar mı?
Zaruret, kişinin hayatı, sağlığı ya da temel geçimi ciddi tehlikeye girdiğinde ortaya çıkan haldir. Fıkıhta zaruretin yasakları hafiflettiği kabul edilir; ancak sınırı dardır ve geçicidir. Acil bir ameliyat parası ile daha geniş bir ev isteği aynı kefeye konamaz. Âlimler arasında hangi durumların zaruret sayılacağı konusunda görüş farkı vardır. Kendi durumunuzun bu kapsama girip girmediğini anlamak için müftülüğe ya da Alo 190 Dinî Sorular Hattı'na danışın.
Farz, Vacip, Sünnet, Mekruh Nedir →Helal ve Haram Soruları →
Enflasyon varken parayı korumak faiz sayılır mı?
Paranın değerini korumak isteği meşrudur; tartışma bunun hangi yolla yapıldığındadır. Altın, gümüş, arsa, dükkân, ortaklık payı gibi gerçek varlıklara yönelmek yaygın olarak uygun görülür. Sabit oranlı faiz getirisi ise bu kapsama girmez. Bazı çağdaş âlimler sadece enflasyon kadar olan artışın faiz sayılmayacağı görüşünü savunur; çoğunluk ise bu ayrımı kabul etmez. Konu ihtilaflı olduğu için kesin hüküm için yetkili bir mercie başvurmak gerekir.
Karz-ı hasen nedir?
Karz-ı hasen, hiçbir fazlalık beklemeden verilen güzel borçtur. Veren kişi sadece anaparasını geri alır; karşılığını Allah'tan bekler. Kaynaklarda sıkıntıdaki bir kardeşine borç vermenin büyük sevap olduğu bildirilir. Borçlu darda ise süre tanımak, gücü yoksa alacağından vazgeçmek ayrıca faziletlidir. Faizin panzehiri olarak düşünülebilecek bu uygulama, aile ve mahalle içinde dayanışmanın en pratik yoludur.
Faizden kaçınmak için ne yapabilirim?
Önce bütçenizi yazılı hâle getirin; gelir ve giderinizi görmeden karar vermek zordur. Harcamayı küçültmek çoğu zaman borçlanmaktan kolaydır. İhtiyaç olduğunda önce aile, akraba veya güvendiğiniz çevreden faizsiz borç arayın. Alacaklı olduğunuzda da aynı kolaylığı gösterin. Büyük alımları beklemeye alıp birikim yapmak, taksit yükünden kurtarır. Bütün bunların yanında rızık için dua etmeyi ve israftan uzak durmayı ihmal etmeyin.
İsraf (Sözlük) →Rızık Duası →Faydalı İlim ve Helal Rızık Duası →
Banka İşlemleri ve Mevduat
Bankada hesap açtırmak caiz mi?
Paranın güvenli şekilde saklanması, maaş alınması, fatura ödenmesi ve havale yapılması için hesap açtırmak kural olarak sakıncalı görülmez. Burada kişi bir hizmetten yararlanmaktadır. Dikkat edilecek nokta, hesabın faiz işleyen bir türde olmamasıdır. Vadesiz hesap ya da katılım bankalarındaki cari hesap bu açıdan daha rahattır. Bankanın sunduğu faiz getirisini kabul etmemek için hesap türünü açılışta sormak yeterlidir.
Vadeli mevduat hesabının hükmü nedir?
Vadeli mevduat hesabında banka, yatırılan paraya belirli bir oranda getiri taahhüt eder. Bu getiri, risk taşımayan ve baştan belirlenmiş bir fazlalık olduğu için âlimlerin büyük çoğunluğu tarafından faiz kabul edilir. Dolayısıyla bu yolla elde edilen gelir helal kazanç sayılmaz. Parasını değerlendirmek isteyen kişiye katılım hesapları, altın, gayrimenkul veya gerçek bir ortaklık gibi seçenekler önerilir. Kendi durumunuz için kesin bilgi almak isterseniz müftülüğe danışabilirsiniz.
Katılım hesabı ile vadeli hesap arasında fark var mı?
Katılım hesabında müşteri, bankaya parasını işletmek üzere verir ve ortaya çıkan kâra ortak olur; zarar ihtimali de vardır, getiri oranı baştan taahhüt edilmez. Vadeli mevduatta ise oran peşinen bellidir. Bu fark, katılım hesabının meşru kabul edilmesinin temel sebebidir. Ancak uygulamada bazı kurumların işleyişi eleştirilmiştir; âlimler arasında kurumların fiilî uygulamasına dair görüş farkı vardır. Sözleşmeyi okumak ve kurumun danışma kuruluna sormak faydalı olur.
Bankada çalışmak caiz mi?
Bu konuda âlimler arasında görüş farkı vardır. Doğrudan faizli işlemi kuran, hesaplayan ve kayda geçiren işlerde çalışmak sakıncalı görülür; çünkü hadislerde faizi yazan da sorumlu tutulmuştur. Güvenlik, temizlik, bilgi işlem, insan kaynakları gibi faizle ilgisi olmayan görevleri daha hafif değerlendiren âlimler vardır. Katılım bankalarında çalışmak genellikle daha rahat görülür. Kendi görev tanımınızı yazılı olarak müftülüğe iletip görüş istemeniz en sağlıklı yoldur.
Bankanın verdiği promosyon ve hediyeler helal mi?
Maaş müşterisi olmak karşılığında verilen promosyon ödemesi, bir hizmet sözleşmesinin karşılığı sayıldığı için birçok âlim tarafından caiz görülür. Burada paranın faiz getirisi değil, müşteri kazanma bedeli söz konusudur. Hediye çekilişleri ise şans oyunu özelliği taşıyorsa ayrı değerlendirilir. Kampanyanın şartlarını okumak, faiz getirisine bağlı olup olmadığını anlamak için yeterli olur. Tereddüt ederseniz tutarı hayır yoluna ayırmak ihtiyatlı bir davranıştır.
Havale, EFT ve işlem ücretleri faiz midir?
Hayır. Bu ücretler bankanın verdiği hizmetin karşılığıdır; para taşıma, kayıt tutma ve güvenlik maliyeti karşılanır. Hizmet bedeli ile borç fazlalığı birbirinden ayrıdır. Aynı şekilde kart aidatı, hesap işletim ücreti ve kiralık kasa bedeli de hizmet karşılığı sayılır. Burada dikkat edilecek nokta, ücretin gizlenmemesi ve müşterinin bilgisi dışında alınmamasıdır. Belirsizlik ve aldatma, ayrı bir sakınca başlığıdır.
Bankadaki paranın zekâtı verilir mi?
Evet. Bankada duran para da mal varlığınızın parçasıdır. Nisap miktarına ulaşmış ve üzerinden bir kamerî yıl geçmişse kırkta bir oranında zekât verilir. Zekât hesabına katılacak tutar anaparadır. Faiz olarak biriken kısım ise kazancınız sayılmadığı için zekâta esas mal gibi düşünülmez; o tutarın sahiplenilmeden elden çıkarılması gerekir. Hesaplama için zekât aracımızdan yararlanabilirsiniz.
Zekât Hesaplama Aracı →Zekât Nasıl Hesaplanır, Nisap →Zekât ve Sadaka Soruları →
Döviz alıp satmak caiz mi?
Döviz alışverişi, peşin yapıldığı ve iki taraf da aldığını eline geçirdiği sürece caiz görülür. Buradaki temel şart, değişimin vadeye bırakılmamasıdır. Bugün banka ve uygulama üzerinden yapılan anlık işlemler genellikle bu şartı karşılar. Vadeli döviz sözleşmeleri, kaldıraçlı işlemler ve teslimatı olmayan alım satımlar ise belirsizlik ve kumar benzerliği sebebiyle sakıncalı görülür. Kısa vadeli spekülasyondan uzak durmak ihtiyatlı olandır.
Altın hesabı ve fiziki altın arasında hüküm farkı var mı?
Fiziki altın almak ve saklamak sakıncasız görülür. Bankadaki altın hesaplarında ise temel soru, karşılığında gerçekten altın bulunup bulunmadığıdır. Karşılığı olan, istendiğinde teslim edilebilen hesaplar birçok âlim tarafından caiz kabul edilir. Sadece kâğıt üzerinde fiyat takip eden, teslimatı olmayan ürünler ise tartışmalıdır. Hesabı açarken altının fiziken ayrıldığını yazılı olarak sormak yeterli bilgiyi verir. Konu ihtilaflı olduğu için kesin hüküm için müftülüğe danışın.
Kredi, Borç ve Kefillik
İhtiyaç kredisi çekmek caiz mi?
Klasik ihtiyaç kredisinde geri ödeme, alınan tutardan fazladır; bu fazlalık faiz olarak değerlendirilir ve kural olarak caiz görülmez. Bununla birlikte âlimler, gerçek bir zaruret söz konusu olduğunda ruhsat kapısı açar. Tedavi, barınma ya da temel geçim gibi hayatî ihtiyaçlar ile konfor isteği arasındaki farkı iyi ayırmak gerekir. Kredi çekmeden önce faizsiz borç, kurum yardımı ve vakıf destekleri gibi seçenekleri araştırmak doğru olur.
Faizsiz kredi diye anlatılan ürünler gerçekten faizsiz mi?
Her zaman değil. Bazı kampanyalarda faiz kaldırılır ama dosya masrafı, komisyon ya da sigorta adı altında benzer bir yük eklenir. Ölçü isim değil işleyiştir: geri ödeme toplamı alınan tutardan fazlaysa ve bu fazlalığın karşılığında bir mal, hizmet veya üstlenilen risk yoksa adı ne olursa olsun faiz kapsamına girer. Sözleşmedeki toplam geri ödeme tutarını mutlaka sorun ve yazılı olarak isteyin.
Zaten kredi çektim, şimdi ne yapmalıyım?
Geçmişi geri alamazsınız; yapılacak olan bundan sonrasını düzeltmektir. Borcunuzu zamanında ödemek bir sorumluluktur, ödemeyi bırakmak çözüm değildir. Yapabileceğiniz, imkân buldukça borcu erken kapatmak ve yeni faizli borç almamaktır. Tövbe edip Allah'tan bağışlanma dilemek, bu sürecin en önemli parçasıdır. Pişmanlık, bir daha aynı yola girmeme kararıyla birleştiğinde anlam kazanır.
Tövbe ve İstiğfar Adabı →Tövbe ve Günah Soruları →Borç Duası →
Borcu zamanında ödememenin dinî sorumluluğu nedir?
Borç, kul hakkıdır ve ödeme gücü olan kişinin ödemeyi geciktirmesi haksızlık sayılır. Kaynaklarda ödeme imkânı varken borcunu savsaklayan kişinin tutumu ağır bir dille kınanmıştır. Gerçekten ödeyemeyecek durumda olan kişinin ise alacaklıya durumunu açıkça anlatması, alacaklının da süre tanıması tavsiye edilir. Borcu olan kişinin yakınlarına bu borcu bildirmesi, vefatı hâlinde hakkın kaybolmaması için önemlidir.
Alacağımı tahsil edemiyorum, ne yapmalıyım?
Önce borçluyla yüz yüze konuşup gerçek durumunu anlamaya çalışın. Ödeyemeyecek haldeyse süre tanımak, kısmen vazgeçmek ya da taksitlendirmek faziletli davranışlardır. Kasıtlı olarak ödememe söz konusuysa hakkınızı aramak meşrudur; hukuki yola başvurmak bir hak arayışıdır. Ancak baskı, tehdit ve aşağılamaya varan yöntemlerden uzak durulmalıdır. Borcu yazılı hâle getirmek ve şahit bulundurmak, bu sıkıntıları baştan önler.
Senet ve borç yazısı gerekli mi?
Gereklidir ve tavsiye edilir. Kur'an-ı Kerim'de borç ilişkisinin yazıya geçirilmesi ve şahit bulundurulması açıkça istenir. Yazılı belge, tarafları unutkanlıktan ve niyet okumadan korur; anlaşmazlık çıktığında da hakkı gösterir. Tutar, vade, ödeme şekli ve tarafların adı net yazılmalıdır. Yazıda faiz veya gecikme fazlalığı gibi bir madde bulunmamasına dikkat edin. Güven, belgeye engel değildir; belge güveni korur.
Kefil olmak caiz mi, sakıncası var mı?
Kefillik kural olarak caizdir ve bir iyilik şeklidir. Ancak ciddi bir sorumluluk doğurur: borçlu ödemezse ödeme sizden istenir. Bu yüzden kefil olurken tutarı, vadeyi ve ödeyememe ihtimalini hesaba katmak gerekir. Faizli bir borca kefil olmak ise ayrı bir meseledir; âlimlerin çoğu bunu faizli akdin tarafı olmak saydığı için uygun görmez. Aile baskısıyla imza atmak yerine durumu açıkça konuşmak daha hayırlıdır.
Borcu olan kişi zekât verir mi?
Zekât hesabında vadesi gelmiş borçlar mal varlığından düşülür. Borç çıkarıldıktan sonra kalan tutar nisap miktarının altına inerse o kişiye zekât farz olmaz. Uzun vadeli kredilerde yalnızca o yıl içinde ödenecek taksitlerin düşüleceği görüşü yaygındır. Konu hesap gerektirdiği için zekât aracımızı kullanmak işinizi kolaylaştırır. Tereddüt ettiğiniz noktada müftülüğe danışmanız uygun olur.
Borcu ağır olan kişiye zekât verilebilir mi?
Evet. Borcu, mal varlığından fazla olan ve ödeyemeyecek durumda bulunan kişi zekâtın verilebileceği gruplar arasında sayılır. Böyle birine zekât verirken onu rencide etmemek, mümkünse gizlilik içinde yardım etmek gerekir. Borç kapatmak amacıyla yapılan yardım, hem bir ibadetin yerine getirilmesi hem de kul hakkının sahibine ulaşması anlamına gelir. Faiz batağındaki bir yakına bu yolla destek olmak çok değerlidir.
Vefat eden kişinin kredi borcu ne olur?
Vefat edenin borçları, mirasın paylaşılmasından önce terekesinden ödenir. Sıralama genellikle cenaze masrafları, borçlar, vasiyetin uygulanabilir kısmı ve ardından mirasın taksimi şeklindedir. Mal yetmezse mirasçıların kendi malından ödeme zorunluluğu kural olarak yoktur; ancak borcu gönüllü üstlenmek büyük bir iyiliktir. Hayatta iken borçlarını yazılı bırakmak, geride kalanların işini çok kolaylaştırır.
Miras Hukukuna Giriş →Miras ve Vasiyet Soruları →Miras Hesaplama Aracı →
Kredi Kartı, Taksit ve Vade Farkı
Kredi kartı kullanmak caiz mi?
Kredi kartını borcun tamamını son ödeme gününde kapatacak şekilde kullanmak, âlimlerin çoğunluğu tarafından sakıncalı görülmez; burada ödeme kolaylığı sağlanmakta, fazlalık doğmamaktadır. Asıl sakınca, asgari ödeme yapıp kalan borca faiz işletilmesinde ortaya çıkar. Kart sözleşmesinde gecikme faizi maddesi bulunması tek başına kullanmayı yasaklamaz; önemli olan o maddeyi işletecek duruma düşmemektir. Harcamayı gelirle sınırlı tutmak en güvenli yoldur.
Asgari ödeme yapmak faize girmek midir?
Evet, sonucu itibarıyla öyledir. Asgari ödeme yapıldığında kalan borç bir sonraki döneme devreder ve üzerine faiz işler. Bu nedenle asgari ödeme, kısa süreli bir çözüm gibi görünse de borcu büyüten bir döngü başlatır. Nakit sıkıntısı varsa bankadan yapılandırma istemek, kartı kullanımdan çıkarmak ve harcamaları sert şekilde kısmak daha doğrudur. Yakınlardan faizsiz borç alıp kart borcunu kapatmak, çoğu zaman en hızlı çıkış yoludur.
Nakit avans çekmek ne hükümdedir?
Kredi kartından nakit avans çekildiğinde işlem anından itibaren faiz işlemeye başlar ve ayrıca komisyon alınır. Bu yapısıyla nakit avans, doğrudan faizli borçlanma niteliği taşır ve kaçınılması gereken bir işlem olarak değerlendirilir. Acil nakit ihtiyacında önce birikiminize, sonra aile ve dost çevresine yönelmek gerekir. Nakit avansın psikolojik olarak kolay görünmesi, maliyetinin düşük olduğu anlamına gelmez.
Peşin fiyat ile taksitli fiyat farklı olabilir mi?
Olabilir. Satıcının vadeli satışta daha yüksek bir fiyat belirlemesi, âlimlerin çoğunluğuna göre caizdir; çünkü burada satılan maldır ve fiyat akit sırasında kesinleşir. Şart şudur: taraflar hangi fiyattan anlaştıklarını baştan net olarak belirlemeli, fiyat sonradan değişen bir orana bağlanmamalıdır. Satış kurulduktan sonra gecikme sebebiyle fiyata yeni fazlalık eklenmesi ise faiz kapsamına girer.
Mağazanın kendi taksidi ile bankanın kredisi aynı mı?
Hayır, yapıları farklıdır. Mağaza kendi malını vadeli satıyorsa ortada bir mal satışı vardır ve bu caiz görülür. Banka ise mal satmaz, para verir; geri ödemede fazlalık isterse bu faiz olur. Kart ile yapılan taksitlendirmede ayrım bazen bulanıklaşır: satıcı fiyatı aynı tutup taksit imkânı sunuyorsa sorun yoktur, banka borcu büyütüp faiz işletiyorsa durum değişir. Satış fişindeki toplam tutarı kontrol etmek ayrımı görmeye yeter.
Gecikme zammı ve icra faizi ödemek zorunda kalmak günah mı?
Kişi kendi ihmali yüzünden bu duruma düştüyse sorumluluk kendisine aittir ve tövbe etmesi uygun olur. Ancak hesap dışı bir sebeple, örneğin işten çıkarılma veya hastalık yüzünden ödeyemediyse durum farklı değerlendirilir; kasıt olmadığı için kişi günahkâr sayılmaz. Her hâlükârda doğacak yükü azaltmak için alacaklıyla konuşup yapılandırma istemek gerekir. Sorunu görmezden gelmek, borcu da sorumluluğu da büyütür.
Kart puanı, mil ve indirim kuponu kullanmak helal mi?
Bu uygulamalar bankanın ya da mağazanın müşteriye sunduğu bir indirim ve teşvik sayıldığı için genel olarak sakıncalı görülmez. Burada harcamanın karşılığı bir ikram vardır, borcun fazlalığı değil. Dikkat edilecek nokta, puan kazanmak için ihtiyaç olmayan harcamalar yapmaktır; bu israfa kapı açar. Puanın faiz ödemesine bağlı olarak verildiği özel kampanyalar varsa onlardan uzak durmak ihtiyatlıdır.
Kart borcunu başka kartla kapatmak çözüm mü?
Genellikle değildir. Borcu yer değiştirmek, borcu azaltmaz; çoğu zaman yeni komisyonlarla büyütür. Bu yola giren kişi kısa sürede birden çok karta borçlu hâle gelir. Doğru olan, harcamayı durdurup gerçek bir ödeme planı yapmaktır. Gelirinizi, zorunlu giderlerinizi ve borç taksitlerinizi bir kâğıda yazın. Satılabilecek ihtiyaç fazlası eşyalar ve aileden alınabilecek faizsiz destek, bu planın en gerçekçi parçalarıdır.
Senet kırdırmak veya çek iskonto ettirmek caiz mi?
Vadesi gelmemiş bir senedi ya da çeki, yüzünde yazan tutardan daha az bir bedelle bankaya devredip peşin para almak, âlimlerin çoğunluğuna göre faizli işlem kapsamında görülür; çünkü burada alacağın bir kısmı vadenin kısalması karşılığında kesilmektedir. Ticarette nakit ihtiyacı için önce ortaklık, erken ödeme indirimi ve gerçek satış yolları aranmalıdır. Konu teknik olduğundan işleminizi anlatarak müftülükten görüş istemeniz uygun olur.
Konut, Araç ve Katılım Bankacılığı
Oturacak ev almak için konut kredisi çekilebilir mi?
Bu, en çok tartışılan konulardan biridir ve âlimler arasında görüş farkı vardır. Çoğunluk, geri ödemedeki fazlalık sebebiyle klasik konut kredisini faiz kapsamında görür. Bir kısım çağdaş âlim ise kirası ağır gelen, barınma ihtiyacı için başka yolu bulunmayan kişi hakkında ruhsat verilebileceğini söyler. Önce katılım bankası modelleri, kooperatifler ve faizsiz birikim yolları araştırılmalıdır. Karar öncesinde mutlaka müftülüğe ya da Alo 190 hattına danışın.
Katılım bankasının konut finansmanı nasıl işler?
Katılım bankası, müşterinin istediği konutu önce kendisi satın alır, sonra üzerine kâr koyarak müşteriye vadeli satar. Burada ortada gerçek bir mal alım satımı vardır; fiyat baştan sabitlenir ve sonradan değişmez. Bu yapı, murabaha adıyla bilinen ve klasik fıkıhta yer alan bir satış şeklidir. Uygulamada bankanın malı gerçekten satın alıp almadığı önemlidir; bazı işlemler biçimsel kaldığı için eleştirilmiştir. Sözleşmeyi okumak ve kurumun danışma kuruluna sormak gerekir.
Araç kredisi ile araç finansmanı arasında fark var mı?
Araç kredisinde banka size para verir, siz fazlasını geri ödersiniz; bu yapı faiz olarak değerlendirilir. Araç finansmanında ise kurum aracı satın alıp size vadeli satar, böylece ortada bir mal satışı bulunur. İkinci yol âlimlerin çoğu tarafından caiz görülür. Ancak her iki durumda da toplam geri ödemeyi ve sözleşmedeki ceza maddelerini okumak gerekir. Aracı ihtiyaç ölçüsünde seçmek, borç yükünü baştan küçültür.
Kira ile oturmak mı yoksa faizli kredi ile ev almak mı daha uygun?
Dinî açıdan kirada oturmakta hiçbir sakınca yoktur; faizli borçlanmada ise açık bir sakınca bulunur. Bu yüzden tercih tartışmasında ihtiyatlı olan yol kiradır. Mülk sahibi olmak elbette güzeldir, ama bir Müslümanın ev sahibi olmak için kendisini faiz yüküne sokması zorunlu değildir. Bu arada birikim yapmak, faizsiz finansman seçeneklerini takip etmek ve ailece daha küçük bir konutla başlamak gerçekçi adımlardır.
Kooperatif ve yardımlaşma sandıkları caiz mi?
Üyelerin ortak birikimiyle konut yapan veya üyesine faizsiz borç veren sandıklar, prensip olarak caiz ve teşvik edilen bir dayanışma şeklidir. Dikkat edilecek noktalar şunlardır: üyelik şartlarının açık olması, kimin ne kadar alacağının belirsizliğe bırakılmaması ve sandığın parayı faize yatırmaması. Sıra usulü dağıtımlarda kura ile sıralama yapılması çoğu âlim tarafından sorun görülmez; önemli olan kimsenin hakkının yanmamasıdır.
Hisse senedi almak caiz mi?
Hisse senedi, bir şirketin sermayesine ortak olmak demektir. Şirketin faaliyeti helal ise ve esas kazancı faiz, içki, kumar gibi yasak alanlardan gelmiyorsa ortak olmak caiz görülür. Böyle bir şirketin kâr payı helal kazanç sayılır. Faaliyeti doğrudan faizcilik olan kurumların hisseleri ise bu kapsama girmez. Şirketin bilançosunda küçük oranda faiz geliri bulunursa, o orana karşılık gelen tutarı hayır yoluna ayırmak tavsiye edilir.
Kripto para ve kaldıraçlı işlemler hakkında ne söylenebilir?
Bu alan yenidir ve âlimler arasında görüş farkı vardır. Bazıları belirsizliğin yüksek olması, karşılığında üretim bulunmaması ve spekülasyona açık olması sebebiyle uzak durulmasını söyler; bazıları ise helal bir hizmete dayanan projeleri ayrı değerlendirir. Kaldıraçlı işlemler, borçla pozisyon açtığı ve çoğu zaman teslimat olmadığı için kumar ve faiz benzerliği taşıdığından yaygın olarak sakıncalı görülür. Bu konuda birikiminizi riske atmadan önce yetkili bir mercie danışın.
İş kurmak için ortaklık kurmanın faize göre avantajı nedir?
Ortaklıkta kazanç da zarar da paylaşılır; bu yüzden İslam'ın finans anlayışına uygundur. Sermaye koyan ile emek koyan kişinin kârı belli bir oranda bölüştürmesi, klasik fıkıhta ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Ortaklıkta kârın oranı baştan belirlenir, tutarı değil; çünkü tutarın garanti edilmesi faize yaklaştırır. Yazılı sözleşme yapmak, görev ve yetkileri açıkça ayırmak anlaşmazlığı önler.
Devlet destekli faizsiz kredilerden yararlanmak caiz mi?
Geri ödemede hiçbir fazlalık istenmeyen, sadece anaparanın ödendiği destekler caiz görülür; bu bir yardım niteliğindedir. Masraf, komisyon veya sigorta adıyla gerçek maliyeti aşan bir yük ekleniyorsa durum yeniden değerlendirilmelidir. Bazı programlarda yalnızca güncelleme veya enflasyon farkı eklenir; bu uygulama hakkında âlimler arasında görüş farkı vardır. Başvuru öncesinde toplam geri ödeme tutarını yazılı isteyip müftülüğe sormanız en güvenlisidir.
Sigorta Çeşitleri ve Hükümleri
Sigorta nedir, dinî açıdan nasıl değerlendirilir?
Sigorta, belirli bir prim karşılığında ileride doğabilecek zararın karşılanmasını üstlenen bir sözleşmedir. Dinî açıdan değerlendirme yapılırken iki noktaya bakılır: sözleşmede belirsizliğin derecesi ve toplanan primlerin nerede değerlendirildiği. Dayanışma esaslı, zararı paylaşan modeller âlimlerin çoğu tarafından caiz görülür. Kazanç amaçlı, primi faizle işleten klasik modeller hakkında ise görüş farkı vardır. Bu yüzden sigorta tek bir hükümle özetlenemez.
Zorunlu trafik sigortası yaptırmak caiz mi?
Kanunen zorunlu olan sigortaları yaptırmak âlimlerin büyük çoğunluğu tarafından caiz görülür. Buradaki temel gerekçe şudur: kişi kendi isteğiyle kazanç aramamakta, hem hukuki bir yükümlülüğü yerine getirmekte hem de başkasına verebileceği zararın karşılanmasını güvenceye almaktadır. Üçüncü kişinin hakkının korunması da ayrıca değerlidir. Bu nedenle trafik sigortası konusunda genel olarak tereddüt bildirilmemiştir.
Kasko ve konut sigortası hakkında ne denebilir?
İsteğe bağlı bu sigortalar hakkında âlimler arasında görüş farkı vardır. Bir kısım âlim, karşılıklı yardımlaşma ve zararın paylaşılması yönünü öne çıkararak caiz görür. Diğer bir kısım ise primin ne kadar ödeneceği ile ne kadar alınacağı arasındaki belirsizliğe dikkat çeker. Yangın, sel, deprem gibi büyük riskler karşısında ailenin korunması ihtiyacı, caiz görenlerin dayandığı önemli bir noktadır. Kendi durumunuz için müftülükten görüş alabilirsiniz.
Katılım sigortası nedir?
Katılım sigortası, katılımcıların ortak bir havuza prim yatırdığı ve zarara uğrayana bu havuzdan ödeme yapıldığı modeldir. Havuzdaki para faizli alanlarda değerlendirilmez, dönem sonunda artan tutar katılımcılara dağıtılabilir. Şirket, havuzun sahibi değil yöneticisi konumundadır ve hizmet bedeli alır. Bu yapısıyla dayanışma esasına daha yakın olduğu için âlimlerin çoğu tarafından tercihe şayan görülür. Ülkemizde bu modeli uygulayan kurumlar bulunmaktadır.
Sağlık sigortası yaptırmak uygun mu?
Tedavi imkânını güvenceye almak, hayatın ve sağlığın korunması kapsamında değerli bir amaçtır. Bu yüzden sağlık sigortası, caiz görenlerin en rahat baktığı alanlardan biridir. Özellikle kronik hastalığı olan veya yurt dışında yaşayan kişiler için gerçek bir ihtiyaç doğar. Mümkünse katılım esaslı bir sağlık güvencesi tercih edilmelidir. Burada verilen bilgiler dinî değerlendirmedir; tıbbi ve hukuki kararlarınız için uzmanına başvurmanız gerekir.
Hayat sigortası ve birikimli poliçeler ne durumda?
Birikimli hayat sigortalarında toplanan primler çoğu zaman faizli araçlarda değerlendirilir; bu yönüyle âlimlerin çoğu tarafından sakıncalı görülür. Yalnızca vefat hâlinde geride kalanlara ödeme yapan, birikim barındırmayan güvence poliçeleri hakkında ise daha yumuşak görüşler vardır. Poliçeyi almadan önce primin nerede değerlendirildiğini yazılı olarak sormak gerekir. Konu ihtilaflı olduğundan kesin hüküm için müftülüğe danışılması tavsiye edilir.
Sigortadan alınan tazminat helal mi?
Uğradığınız gerçek zararı karşılayan tazminat, bir zararın giderilmesi olduğu için helal kabul edilir. Örneğin yanan evin ya da çarpılan aracın onarım bedeli bu kapsamdadır. Zararın üzerine çıkan, faiz getirisi niteliği taşıyan fazlalıklar ise ayrı değerlendirilir; bu kısmı sahiplenmeyip hayır yoluna ayırmak ihtiyatlı olandır. Hasarı olduğundan büyük göstermek ya da gerçek dışı beyan vermek ise açık bir haksızlıktır.
Bireysel emeklilik sistemi hakkında ne söylenebilir?
Bireysel emeklilikte birikimin hangi fonlarda değerlendirildiği belirleyicidir. Faizli tahvil ve mevduat ağırlıklı fonlar âlimlerin çoğu tarafından uygun görülmez. Katılım esaslı fon seçeneği sunan planlar ise daha rahat değerlendirilir; sistemde fon değiştirme hakkı bulunduğu için bu tercih genellikle yapılabilir. Devlet katkısı, bir teşvik ödemesi sayıldığından ayrı bir sakınca oluşturmaz. Planınızın fon dağılımını kontrol etmeniz yeterli olur.
Kredi çekerken yapılan hayat sigortası zorunluluğu ne olur?
Bazı kurumlar kredi verirken poliçe şartı koyar. Kredinin kendisi hakkında verilen hüküm neyse, ona bağlı bu poliçe de aynı değerlendirmenin parçası olur. Yani faizli bir kredinin yanında zorunlu kılınan poliçeyi tek başına ele almak doğru olmaz. Faizsiz bir finansman kullanıyorsanız ve kurum güvence istiyorsa, katılım esaslı poliçe talep etmek mümkündür. Sözleşmeye imza atmadan önce bu maddeyi müzakere edebileceğinizi unutmayın.
Faiz Geliri Oluştuysa Ne Yapmalı
Hesabıma faiz yattı, bu parayı ne yapmalıyım?
Faiz geliri kişinin helal kazancı sayılmaz; bu yüzden onu kendi ihtiyaçlarında kullanmaması esastır. Yapılacak olan, tutarı sahiplenmeden elden çıkarmaktır. Yaygın görüşe göre bu para ihtiyaç sahibine, borçluya ya da hayır kurumuna sevap beklemeksizin verilir. Niyet, kazanç elde etmek değil, haksız fazlalıktan kurtulmaktır. Bundan sonrası için hesabı faiz işlemeyen bir türe çevirmek ya da bankadan faiz uygulanmamasını yazılı istemek gerekir.
Faiz parası sadaka veya zekât yerine geçer mi?
Hayır. Zekât, kişinin kendi helal malından verdiği bir ibadettir; faiz gelirini zekât yerine saymak doğru olmaz. Aynı şekilde bu parayı verirken sadaka sevabı beklemek de uygun görülmez. Buradaki işlem, bir ibadet değil, elde kalmaması gereken bir fazlalığın sahibine ulaştırılmasıdır. Zekâtınızı ayrıca, kendi helal birikiminizden hesaplayıp vermeniz gerekir. Hesaplama için zekât aracımızı kullanabilirsiniz.
Zekât Nedir →Zekât Hesaplama Aracı →Zekât ve Sadaka Soruları →
Faiz parasıyla cami veya Kur'an-ı Kerim yaptırılır mı?
Bu konuda âlimlerin çoğu temkinli davranır. Faiz geliri temiz bir mal sayılmadığı için doğrudan ibadet yerlerinin yapımında kullanılmasını uygun görmeyenler çoğunluktadır. Daha yaygın tavsiye, bu tutarın yol, su, tuvalet, ihtiyaç sahibinin borcu gibi genel fayda alanlarına veya doğrudan muhtaç kişiye verilmesidir. Mesele ihtilaflı olduğu için kesin bir karar vermeden önce müftülüğe danışmanız yerinde olur.
Faiz günahından nasıl tövbe edilir?
Tövbenin üç adımı vardır: yapılandan pişman olmak, Allah'tan bağışlanma dilemek ve bir daha dönmemeye karar vermek. Faizde ayrıca dördüncü bir adım gerekir: eğer başkasının hakkına geçmişse o hakkı iade etmek. Faiz alan kişi aldığı fazlalığı sahiplenmemeli, faiz veren kişi ise yeni faizli borca girmemelidir. İki rekât tövbe namazı kılıp dua etmek bu niyeti pekiştirir. Allah'ın bağışlamasından ümit kesilmez.
Tövbe ve İstiğfar Adabı →Hacet ve Tövbe Namazı →Tövbe ve Günah Soruları →
Eşimin veya babamın faizli kazancından yemek günah mı?
Kişi başkasının kazancından sorumlu tutulmaz. Ailenin geliri karışık ise ve helal kısmı da varsa, ortak sofradan yemek âlimlerin çoğu tarafından caiz görülür. Kazancın tamamı yasak bir yoldan geliyorsa durum ağırlaşır; bu durumda mümkün olduğunca kendi kazancıyla geçinmek tavsiye edilir. Ancak aile huzurunu bozacak, kırıcı ve dışlayıcı tutumlardan uzak durulmalıdır. Güzel üslupla hatırlatmak, kopmaktan daha hayırlıdır.
Faizli kazançla alınan hediyeyi kabul etmek caiz mi?
Hediye veren kişinin kazancı karışıksa, yani helal geliri de varsa, hediyeyi kabul etmek genellikle sakıncalı görülmez. Hediyenin doğrudan faiz gelirinden alındığı kesin olarak bilinirse kabul etmemek ihtiyatlı olandır; ancak bunu söylerken karşı tarafı incitmemeye dikkat edilmelidir. Pratikte en uygun yol, bilinmeyen durumu araştırmaya kalkışmamak ve iyi niyeti karşılıksız bırakmamaktır. Şüphe kesin bilgi yerine geçmez.
Faizli kredi ile alınan evde namaz kılınır mı?
Evet, kılınır. Namazın geçerliliği, evin alınış şekliyle doğrudan ilgili değildir. Namazın şartları yerine getirildiyse namaz geçerlidir. Borçlanma şeklinden doğan sorumluluk ayrı bir meseledir ve tövbe ile borcu düzgün kapatmak bu sorumluluğun karşılığıdır. Aynı şekilde o evde misafir ağırlamak, yemek yemek ve ibadet etmek de engellenmez. Namazını bırakmak, hiçbir sıkıntının çözümü olmaz.
Faizden kurtulmak için hangi dualar okunabilir?
Kaynaklarda borç ve sıkıntı anında okunması tavsiye edilen dualar yer alır. Peygamber Efendimizin borçtan ve gam ile kederden Allah'a sığındığı bildirilmiştir. Rızkın helal ve bereketli olması için de dua edilmesi öğütlenir. Duanın yanında tedbir de gerekir: bütçeyi düzeltmek, israftan kaçınmak ve yeni borca girmemek duanın pratikteki karşılığıdır. Sabır göstermek ve ümidi kesmemek bu yolda en büyük desteğiniz olur.
Güncel Sorular ve Özel Durumlar
Yurt dışında yaşayanlar için hükümler değişir mi?
Temel ölçüler değişmez; ancak şartların farklılığı değerlendirmeye girer. Bazı ülkelerde maaş hesabı zorunludur, kiralama ve barınma seçenekleri kısıtlıdır. Bu gibi durumlarda âlimler, ihtiyaç ve zaruret kapılarını daha geniş yorumlayabilir. Buna karşılık faizden kazanç elde etmeye yönelik tercihler için aynı kolaylık söz konusu olmaz. Bulunduğunuz ülkedeki İslam kurumlarına ve ülkemizde müftülüğe danışarak kendi durumunuz için görüş alabilirsiniz.
Online ödeme uygulamaları ve dijital cüzdanlar sakıncalı mı?
Para transferi, fatura ödemesi ve alışveriş için kullanılan uygulamalar bir hizmet aracıdır; kendilerinde sakınca görülmez. Dikkat edilecek noktalar şunlardır: bakiyeye getiri verilip verilmediği, kredili ödeme seçeneğinin faiz işletip işletmediği ve harcamayı kolaylaştırmasının israfa yol açıp açmadığı. Uygulama içi taksit ve sonra öde seçeneklerinin sözleşmesini okumak gerekir. Harcama bildirimlerini açık tutmak, bütçe kontrolünü kolaylaştırır.
Şans oyunları ve çekilişler faiz kapsamına mı girer?
Hayır, bunlar ayrı bir başlıktır ve kumar kapsamında değerlendirilir. Bedel ödenerek girilen, kazancın şansa bağlı olduğu oyunlar yasak kabul edilir. Katılım için hiçbir ödeme yapılmayan, tamamen tanıtım amaçlı çekilişler ise çoğu âlim tarafından caiz görülür. Faiz ile kumarın ortak yönü, kazancın emek ve üretim yerine başkasının kaybına dayanmasıdır. İkisinden de uzak durmak, kazancı bereketli kılar.
Stokçuluk ve fahiş fiyat faiz gibi midir?
Hükümleri ayrıdır, ancak her ikisi de haksız kazanç başlığı altında kınanmıştır. Halkın muhtaç olduğu malı fiyat yükselsin diye saklamak, kaynaklarda açıkça yasaklanmıştır. Fiyatın serbestçe oluşması esastır; fakat darlıktan yararlanıp insanı sıkıntıya sokmak başka bir şeydir. Ticarette ölçü, karşı tarafın rızasının gerçek olması ve bilgi saklanmamasıdır. Kazancın helal olması için malın ayıbını söylemek de gerekir.
Borç verirken altın veya döviz olarak istemek caiz mi?
Caizdir; çünkü burada verilen ve geri alınan şey aynı cinstendir ve miktarı değişmez. Beş gram altın veren kişi beş gram altın geri ister; arada bir fazlalık doğmaz. Fiyatın zamanla değişmesi faiz oluşturmaz, zira istenen miktar aynı kalmıştır. Önemli olan, borcu verirken hangi cinsten verildiğinin yazılı olarak kayda geçmesidir. Bu yöntem, enflasyon kaygısıyla faize yönelmenin meşru alternatifidir.
Geç ödeyene ceza şartı koymak caiz mi?
Borç akdinde gecikme karşılığında fazlalık istemek, âlimlerin çoğunluğuna göre faizdir ve caiz görülmez. Buna karşılık satış ve hizmet sözleşmelerinde gecikmeden doğan gerçek zararın karşılanması konusunda farklı görüşler bulunur. Bazı çağdaş âlimler, kasıtlı geciktirmeyi önlemek için caydırıcı bir tutarın hayır kurumuna ödenmesi şeklindeki çözümü uygun görür. Konu teknik ve ihtilaflı olduğu için yetkili bir mercie danışmak gerekir.
Faize girmeyeceğim diye yemin ettim, bozarsam ne olur?
Bir işi yapmamaya yemin eden kişi sonradan o işi yaparsa yemin bozulmuş olur ve yemin kefareti gerekir. Kefaret, ilk olarak on yoksulun bir gün doyurulması ya da giydirilmesi şeklindedir; buna güç yetiremeyen kişi üç gün oruç tutar. Bununla birlikte asıl olan, verilen sözde durmaktır. Niyetinizi güçlendirmek için yemin yerine kendinize somut bir bütçe planı koymak daha kalıcı sonuç verir.
Faizli borcu olan kişi hacca gidebilir mi?
Haccın farz olması için kişinin yol ve geçim masrafını karşılayacak imkâna, borçları düştükten sonra sahip olması gerekir. Ağır borcu olan kişiye hac farz olmaz; önce borcunu kapatması tavsiye edilir. Borcu varken yine de gitmek isterse alacaklının rızasını almak uygun olur. Borç para alarak hacca gitmek ise âlimlerin çoğu tarafından tavsiye edilmez. Kendi durumunuz için müftülüğe danışmanız iyi olur.
Bu konuda daha fazla bilgiye nereden ulaşabilirim?
Sitemizdeki faiz ve kredi rehberi ile ticaret ahlakı sayfaları konunun temelini verir. Sözlük bölümünden faiz, garar, karz-ı hasen gibi terimlerin kısa tanımlarına bakabilirsiniz. Zekât ve miras hesaplamalarınız için araç sayfalarımız hazırdır. Aklınıza takılan bir soruyu sormak isterseniz asistan sayfamızı kullanabilirsiniz. Kendi durumunuza özel kesin hüküm için bağlı bulunduğunuz müftülüğe ya da Alo 190 Dinî Sorular Hattı'na başvurun.
Faiz ve Kredi Rehberi →Asistan →Ticaret ve Kazanç Soruları →