Kadere İman
Kader ve kaza nedir? İnsan iradesi, sorumluluk, tevekkül ve kadere imanın doğru anlaşılması hakkında Ehl-i Sünnet çizgisinde açık ve sade bilgiler.
Kader ve Kaza Nedir?
Kader, Allah’ın ezelden ebede kadar olacak her şeyi, zamanını, yerini ve özelliklerini ezelî ilmiyle bilip takdir etmesi, bir ölçüye göre belirlemesidir. Kaza ise ezelde takdir edilen şeylerin, zamanı gelince Allah tarafından yaratılarak meydana gelmesidir. Kısaca kader bir planın belirlenmesine, kaza ise bu planın uygulanmasına benzetilebilir.
Kadere iman, hayır ve şerrin Allah’ın ilmi, iradesi ve yaratması dahilinde olduğuna inanmaktır. Bu, imanın altıncı şartıdır. Kamer Suresi’nde “Şüphesiz biz her şeyi bir kader (ölçü) ile yarattık” buyrulur. Furkân Suresi’nde de Allah’ın her şeyi yaratıp ona bir ölçü verdiği bildirilir.
Kadere İmanın Unsurları
Kelâm âlimleri kadere imanı şu esaslar çerçevesinde açıklar:
- İlim: Allah olmuş ve olacak her şeyi ezelde bilmektedir. O’nun bilgisi dışında hiçbir şey olmaz.
- Yazma (kitâbet): Allah olacak her şeyi Levh-i Mahfûz’da yazmıştır.
- Dileme (irade): Allah’ın dilemediği hiçbir şey meydana gelmez.
- Yaratma (halk): Kulların fiilleri dahil her şeyi yaratan Allah’tır.
İnsanın İradesi ve Sorumluluğu
Kader konusunda en çok sorulan soru şudur: Her şey takdir edilmişse insan neden sorumlu tutulur? Ehl-i Sünnet âlimleri bu soruyu şöyle cevaplar:
- Allah insana akıl ve irade vermiştir. İnsan iyi ile kötü arasında seçim yapabilir.
- Allah’ın bilmesi, insanı bir şeyi yapmaya zorlamaz. Allah, insanın hür iradesiyle ne yapacağını önceden bildiği için öyle takdir etmiştir. Bilgi, bilinen şeye tâbidir; onu zorlayan değildir.
- İnsan, bir işi yapmaya yönelir ve bunu seçer; buna kesb (kazanma) denir. Allah da o fiili yaratır. İnsan kendi seçiminin sorumluluğunu taşır.
- Bu sebeple insan yaptığı kötülüğün bahanesi olarak kaderi gösteremez. Kur’an’da müşriklerin, “Allah dileseydi biz şirk koşmazdık” sözleri eleştirilmiştir.
Kısacası İslam inancında insan ne tamamen başıboş ve her şeyin yaratıcısıdır (Kaderiyye’nin görüşü) ne de iradesi olmayan bir kukladır (Cebriyye’nin görüşü). Ehl-i Sünnet bu iki uç arasında dengeli bir yol izler.
İnsanın İradesi Dışındaki Olaylar
İnsanın doğduğu yer, anne babası, bedensel özellikleri, doğum ve ölüm zamanı gibi konular iradesi dışındadır. İnsan bunlardan sorumlu tutulmaz; ancak bunlara karşı tavrından, yani sabır, şükür ve rıza gösterip göstermemesinden sorumludur.
Kader ve Çalışmak: Tevekkülün Doğru Anlamı
Kadere inanmak tembellik değildir. Tevekkül; insanın bir iş için gerekli bütün sebepleri yerine getirip, sonucu Allah’a bırakmasıdır. Hz. Peygamber’e devesini bağlamadan Allah’a tevekkül ettiğini söyleyen bir kişiye “Önce deveni bağla, sonra tevekkül et” dediği rivayet edilir. Hasta olan tedavi olur, öğrenci ders çalışır, çiftçi tarlasını eker; sonra da sonucun Allah’tan geleceğine inanarak O’na güvenir.
Hz. Ömer’in, veba salgını olan bir bölgeye girmekten vazgeçtiğinde “Allah’ın kaderinden mi kaçıyorsun?” diyen birine “Evet, Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine kaçıyoruz” cevabını verdiği meşhurdur. Bu, tedbir almanın da kaderin bir parçası olduğunu gösterir.
Hayır ve Şer
Hayır da şer de Allah’ın yaratmasıyladır; ancak Allah hayra razıdır, şerre razı değildir. Allah kötülüğü yaratır ama emretmez; aksine insanları kötülükten sakındırır. İnsanın başına gelen musibetlerde de çoğu zaman bilemediğimiz hikmetler vardır. Bakara Suresi’nde insanın hoşlanmadığı bir şeyin onun için hayırlı, sevdiği bir şeyin de onun için şer olabileceği bildirilir.
Kadere İmanın Kazandırdıkları
- İç huzur: Başa gelen sıkıntılarda isyan etmek yerine sabretmeyi öğretir.
- Kibirden korunma: Başarının yalnızca kendi gücünden değil, Allah’ın lütfundan olduğunu hatırlatır.
- Ümitsizlikten kurtulma: Kaybedilen şeyler için aşırı üzüntüye kapılmamayı sağlar. Hadîd Suresi’nde, kaybettiklerinize üzülmemeniz ve Allah’ın size verdikleriyle şımarmamanız için her şeyin bir kitapta yazılı olduğu bildirilir.
- Cesaret: Ecelin Allah’ın elinde olduğunu bilen insan, hak yolunda korkusuzca hareket eder.
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Hz. Peygamber, ashabın kader hakkında tartıştığını görünce bundan hoşlanmamış ve onları bu konuda tartışmaya dalmaktan sakındırmıştır. Kader, Allah’ın sırlarındandır. Mümine düşen, kadere iman edip sorumluluklarını yerine getirmek, gerisini Allah’a havale etmektir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kamer Suresi (54/49); Furkân Suresi (25/2); En'âm Suresi (6/148); Bakara Suresi (2/216); Hadîd Suresi (57/22-23); Müslim, Îmân 1; Buhârî, Tıb 30; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I: İman ve İbadetler, Ankara; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kader" md.
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kamer Suresi (54/49)
- Furkân Suresi (25/2)
- En'âm Suresi (6/148)
- Bakara Suresi (2/216)
- Hadîd Suresi (57/22-23)
- Müslim, Îmân 1
- Buhârî, Tıb 30
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I: İman ve İbadetler, Ankara
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kader" md.
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.