🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

İmanın Şartları Nelerdir?

İman EsaslarıGüncelleme: 21 Eylül 20265 dk okuma

İmanın altı şartı nedir, her biri ne anlama gelir? Allah, melekler, kitaplar, peygamberler, ahiret ve kadere imanı sade bir dille öğrenin.

İman Nedir?

İman, sözlükte “güvenmek, tasdik etmek, emin olmak” anlamlarına gelir. Dinî bir kavram olarak ise Hz. Muhammed’in (s.a.s.) Allah katından getirdiği kesin olarak bilinen haberlerin tamamını kalp ile tasdik etmektir. Ehl-i Sünnet âlimleri, özellikle Hanefî-Mâtürîdî geleneği, imanın aslının kalbin tasdiki olduğunu; dil ile ikrarın ise bu tasdikin dışa yansıması ve dünyevi hükümlerin uygulanması için gerekli olduğunu ifade eder.

İman, insanın hayatına yön veren en temel değerdir. İbadetler, ahlak ve muamelat, hepsi bu temel üzerine bina edilir. Temeli sağlam olmayan bir bina nasıl ayakta duramazsa, imanı sağlam olmayan bir kulluk hayatı da sağlıklı bir şekilde sürdürülemez.

İmanın Altı Şartı

Kur’an-ı Kerim’de ve sahih hadislerde, inanılması gereken temel esaslar açıkça bildirilmiştir. Bakara Suresi’nin sonunda müminlerin Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine inandıkları haber verilir. Cibrîl hadisi olarak bilinen meşhur rivayette ise Hz. Peygamber, imanın ne olduğu sorulunca şöyle cevap vermiştir: Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe ve hayrıyla şerriyle kadere inanmandır. Buna göre imanın şartları altıdır:

  1. Allah’a iman: Allah’ın varlığına, birliğine, eşi ve benzeri olmadığına, bütün yüce sıfatlarla nitelendiğine inanmak.
  2. Meleklere iman: Allah’ın nurdan yarattığı, emirlerine asla karşı gelmeyen, gözle görülmeyen varlıklar olan meleklerin varlığına inanmak.
  3. Kitaplara iman: Allah’ın peygamberlerine indirdiği kitapların ve sahifelerin hak olduğuna, son kitabın Kur’an-ı Kerim olduğuna inanmak.
  4. Peygamberlere iman: Allah’ın insanlara doğru yolu göstermek için peygamberler gönderdiğine, ilkinin Hz. Âdem, sonuncusunun Hz. Muhammed olduğuna inanmak.
  5. Ahiret gününe iman: Ölümden sonra dirilişe, hesaba, cennet ve cehenneme inanmak.
  6. Kadere iman: Hayrın ve şerrin Allah’ın bilgisi, dilemesi ve yaratması ile olduğuna inanmak.

İman Bir Bütündür

İmanın şartları birbirinden ayrılamaz. Bunlardan birini inkâr eden kimse diğerlerine inansa bile mümin sayılmaz. Nisâ Suresi’nde, Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve ahiret gününü inkâr edenin derin bir sapıklığa düştüğü bildirilir. Dolayısıyla bu esaslar, bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlıdır.

Örneğin Allah’a inanan bir kimse, O’nun gönderdiği peygamberi ve peygambere indirdiği kitabı da kabul etmelidir. Kitaba inanan, kitabın haber verdiği melekleri, ahireti ve kaderi de kabul etmiş olur. Bu yüzden âlimler iman esaslarını bölünmez bir bütün olarak ele almışlardır.

İcmâlî ve Tafsîlî İman

İslam âlimleri imanı iki şekilde ele alır:

  • İcmâlî (özet) iman: İnanılması gereken şeylere toptan ve genel olarak inanmaktır. “Allah’a ve O’nun Peygamberi aracılığıyla bildirdiği her şeye inandım” demek, icmâlî imanı ifade eder. Kelime-i tevhid ve Kelime-i şehadet bu imanın özlü ifadesidir.
  • Tafsîlî (ayrıntılı) iman: İnanılması gereken esasları tek tek bilerek inanmaktır. Amentü duası tafsîlî imanın özlü bir ifadesidir.

Bir kimsenin mümin olması için icmâlî iman yeterlidir; ancak her müslümanın imanın esaslarını öğrenmeye ve bilerek inanmaya gayret etmesi gerekir.

Taklidî ve Tahkikî İman

Anne babadan, çevreden duyarak ve görerek elde edilen imana taklidî iman denir. Delillerini bilerek, düşünerek ve kalben kanaat getirerek sahip olunan imana ise tahkikî iman denir. Ehl-i Sünnet âlimlerinin çoğunluğuna göre taklidî iman da geçerlidir; fakat insanın imanını bilgiyle güçlendirmesi, şüphelere karşı daha sağlam durmasını sağlar. Kur’an’ın pek çok yerde insanları düşünmeye, akletmeye ve kâinattaki işaretlere bakmaya çağırması bu yüzdendir.

İman ve Amel İlişkisi

Hanefî-Mâtürîdî çizgisine göre amel, imanın bir parçası değildir; ancak imanın meyvesi ve kemal sebebidir. Namaz kılmayan, oruç tutmayan bir mümin günahkâr olur fakat bu farzları inkâr etmedikçe imandan çıkmış sayılmaz. Bununla birlikte Kur’an’da iman çoğu zaman “salih amel” ile birlikte anılır. Bu da imanın hayata yansımasının, ibadet ve güzel ahlakla desteklenmesinin ne kadar önemli olduğunu gösterir.

İmanı Korumak ve Güçlendirmek İçin

  • Kur’an-ı Kerim’i anlamını düşünerek okumak.
  • Farz ibadetleri düzenli olarak yerine getirmek.
  • Güvenilir kaynaklardan dinî bilgi öğrenmek.
  • Allah’ı sıkça zikretmek, dua etmek.
  • Kâinattaki düzen ve güzellik üzerinde tefekkür etmek.
  • İyi insanlarla dostluk kurmak, güzel ahlaklı olmaya çalışmak.

Hz. Peygamber’in “Allah’ım, kalbimi dinin üzere sabit kıl” anlamındaki duayı sıkça yaptığı rivayet edilir. Her mümin de imanının korunması için Rabbine yönelmeli, bu nimetin kıymetini bilmelidir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Bakara Suresi (2/177, 2/285); Nisâ Suresi (4/136); Müslim, Îmân 1; Buhârî, Îmân 37; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I: İman ve İbadetler, Ankara; TDV İslâm Ansiklopedisi, "İman" md.; Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali

YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 5 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Bakara Suresi (2/177, 2/285)
  2. Nisâ Suresi (4/136)
  3. Müslim, Îmân 1
  4. Buhârî, Îmân 37
  5. Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I: İman ve İbadetler, Ankara
  6. TDV İslâm Ansiklopedisi, "İman" md.
  7. Ömer Nasuhi Bilmen, Büyük İslâm İlmihali

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.