Ehl-i Sünnet ve Mezhepler
Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat nedir? İtikadi mezhepler Mâtürîdîlik ve Eş'arîlik; fıkhi mezhepler Hanefî, Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî ve mezheplerin doğuşu.
- Ehl-i Sünnet ve'l-Cemaat
- Mezhep Nedir?
- İtikadi Mezhepler
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat, “sünnete ve cemaate bağlı olanlar” demektir. İslam dünyasındaki Müslümanların büyük çoğunluğunu oluşturan bu ana akım, Kur’an-ı Kerim ve sahih sünneti esas alan, sahabe ve onları takip eden ilk nesillerin anlayışını benimseyen, aşırılıklardan uzak duran orta yolu ifade eder. “Sünnet”, Peygamberimizin yolunu; “cemaat” ise sahabenin ve Müslüman çoğunluğun birliğini temsil eder.
Kur’an, Müslümanları “vasat bir ümmet” (orta yolda bir topluluk) olarak niteler (Bakara Suresi, 2/143) ve Allah’ın ipine topluca sarılıp ayrılığa düşmemeyi emreder (Âl-i İmrân Suresi, 3/103). Ehl-i Sünnet, bu ilkeleri merkeze alır.
Mezhep Nedir?
Mezhep, sözlükte “gidilen yol” demektir. Dini bir kavram olarak, dinin anlaşılması ve yorumlanması konusunda belirli usul ve görüşlere sahip ekolleri ifade eder. Mezhepler, farklı dinler değil; aynı dinin, aynı kaynaklardan hareketle farklı yorumlanmasıdır. Kur’an ve sünnetteki bazı ifadelerin birden çok anlama ihtimali olması, hadislerin farklı kişilere farklı ölçülerde ulaşması ve yeni ortaya çıkan meselelere çözüm arayışı, mezheplerin doğmasının başlıca sebepleridir.
Mezhepler iki ana gruba ayrılır: İnanç esaslarıyla ilgili olan itikadi mezhepler ve ibadet, muamelat gibi pratik hükümlerle ilgili olan fıkhi (ameli) mezhepler.
İtikadi Mezhepler
Mâtürîdîlik
Semerkant’ta yaşamış olan İmam Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’nin (ö. 333/944) görüşleri etrafında şekillenmiştir. Ebû Hanîfe’nin itikadi görüşlerini sistemleştiren Mâtürîdîlik, akla geniş yer vermesiyle bilinir. İyi ve kötünün akılla da bilinebileceğini kabul eder. Türkler başta olmak üzere Orta Asya, Balkanlar, Kafkasya ve Hint alt kıtasındaki Hanefî Müslümanların büyük çoğunluğu itikatta Mâtürîdîdir. Türkiye’deki Müslümanların çoğunluğu da bu mezhebe bağlıdır.
Eş’arîlik
Basra’da yaşamış olan İmam Ebü’l-Hasan el-Eş’arî’nin (ö. 324/935-36) görüşlerine dayanır. Eş’arî, önce Mu’tezile mezhebine mensupken daha sonra ondan ayrılarak Ehl-i Sünnet itikadını kelam yöntemiyle savunmuştur. Şâfiî ve Mâlikî mezheplerine mensup Müslümanların çoğunluğu itikatta Eş’arîdir. Bakıllânî, Cüveynî ve Gazzâlî bu ekolün önde gelen âlimlerindendir.
Mâtürîdîlik ile Eş’arîlik arasındaki farklar, çoğunlukla ayrıntıya ilişkin meselelerdir. İki mezhep de iman esaslarında ittifak hâlindedir ve her ikisi de Ehl-i Sünnet’in kelam ekolü olarak kabul edilir. Ayrıca hadis âlimlerinin yolunu izleyen ve Selefiyye diye de anılan ekol de genellikle Ehl-i Sünnet içinde değerlendirilir.
Fıkhi Mezhepler
Ehl-i Sünnet içinde günümüze kadar yaşayan dört büyük fıkıh mezhebi vardır:
Hanefî Mezhebi
İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe Nu’mân b. Sâbit’e (ö. 150/767) nispet edilir. Kûfe’de doğan bu mezhep, re’y (akıl yürütme), kıyas ve istihsan yöntemlerini yaygın olarak kullanmasıyla bilinir. Ebû Hanîfe’nin öğrencileri İmam Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed eş-Şeybânî, mezhebin gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Abbâsîler ve Osmanlılar döneminde resmî mezhep olarak benimsenmiştir. Bugün Türkiye, Balkanlar, Orta Asya, Afganistan, Pakistan ve Hindistan Müslümanlarının büyük kısmı Hanefîdir.
Mâlikî Mezhebi
Medine imamı İmam Mâlik b. Enes’e (ö. 179/795) nispet edilir. Kur’an ve sünnetten sonra Medine halkının uygulamasını (amel-i ehli’l-Medîne) önemli bir delil kabul eder. İmam Mâlik’in el-Muvatta’ adlı eseri, ilk hadis ve fıkıh derlemelerindendir. Kuzey ve Batı Afrika’da yaygındır.
Şâfiî Mezhebi
İmam Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî’ye (ö. 204/820) nispet edilir. İmam Şâfiî, er-Risâle adlı eseriyle fıkıh usulünü ilk defa sistemli olarak yazıya geçiren âlim kabul edilir. Mısır, Endonezya, Malezya, Doğu Afrika ve Yemen’de yaygındır. Türkiye’de de özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Şâfiî mezhebine mensup pek çok Müslüman yaşamaktadır.
Hanbelî Mezhebi
İmam Ahmed b. Hanbel’e (ö. 241/855) nispet edilir. Hadise ve sahabe sözlerine büyük önem verir. İmam Ahmed’in el-Müsned adlı eseri en büyük hadis derlemelerinden biridir. Bugün ağırlıklı olarak Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde yaygındır.
Mezheplere Nasıl Bakılmalı?
- Mezhep imamları birbirlerine saygı duymuş, birbirlerinden ilim almışlardır. İmam Şâfiî, İmam Mâlik’in talebesi; İmam Ahmed de İmam Şâfiî’nin talebesidir.
- Mezhepler arasındaki görüş farklılıkları, dinin temel esaslarında değil, ayrıntıdaki yorumlardadır. Namaz, oruç, zekât ve hac gibi temel ibadetlerin farz olduğunda bütün mezhepler ittifak hâlindedir.
- Mezhepler, halkın dinini doğru ve düzenli bir şekilde yaşaması için büyük bir kolaylık sağlar. Her Müslümanın bütün delilleri inceleyerek hüküm çıkarması mümkün değildir; bu nedenle güvenilir bir mezhebin görüşlerine uymak, dini hayatı sağlam bir zemine oturtur.
- Mezhep taassubu, yani kendi mezhebi dışındakileri dışlamak ve aşağılamak, ana akım İslam anlayışına aykırıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı, fetva ve yayınlarında Hanefî mezhebini esas almakla birlikte, gerektiğinde diğer mezheplerin görüşlerine de yer verir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Bakara Suresi (2/143); Âl-i İmrân Suresi (3/103); Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, Kitâbü't-Tevhîd; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I: İman ve İbadetler; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ehl-i Sünnet", "Mezhep", "Mâtürîdiyye", "Eş'ariyye" md.
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Bakara Suresi (2/143); Âl-i İmrân Suresi (3/103)
- Ebû Mansûr el-Mâtürîdî, Kitâbü't-Tevhîd
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I: İman ve İbadetler
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Ehl-i Sünnet", "Mezhep", "Mâtürîdiyye", "Eş'ariyye" md.
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.