Dinî Terimler Sözlüğü: A’dan Z’ye İslami Kavramlar
Akaid, fıkıh, tasavvuf, hadis usulü, Kur’an ilimleri ve siyerden yüzlerce dinî terimin anlamı, Arapça yazılışı, okunuşu ve geniş açıklaması.
Bir vaazda, bir kitapta ya da bir sohbette duyduğunuz dinî terimin anlamını aşağıdaki arama kutusuna yazarak saniyeler içinde bulun. Akaid, fıkıh, ibadet, tasavvuf, hadis usulü, Kur’an ilimleri ve siyer alanlarından yüzlerce kavram; Arapça yazılışı, okunuşu, kısa tanımı ve geniş açıklamasıyla.
📖 Günün Terimi
نص
Nas (Nass)
nass
Kur’an ve sünnetin açık hüküm bildiren ifadeleri.
Aradığınız terim bulunamadı. Daha kısa bir kelime deneyin.
A 32 terim Harf sayfası →
- A‘râfCennet ile cehennem arasında bulunduğu bildirilen yer.
- AbdestNamaz ve benzeri ibadetler için yüz, kollar ve ayakların yıkanıp başın meshedilmesiyle yapılan temizlik.
- Adak (Nezir) OrucuKişinin kendi isteğiyle adadığı ve yerine getirmesi gereken oruç.
- Adak KurbanıKişinin adaması sebebiyle kesmesi gereken kurban.
- AdaletHer şeyi yerli yerine koymak, hakkı sahibine vermek.
- Adalet (Râvide)Râvinin dindar, dürüst ve güvenilir bir kişilik taşıması.
- AfHakkından vazgeçmek, suçu bağışlamak.
- Âhâd HaberMütevâtir derecesine ulaşmayan, sınırlı sayıda kişinin naklettiği haber.
- AhiretÖlümden sonra başlayan ve ebedî olan hayat.
- AhkâmDinî hükümler; Allah’ın kulların fiilleriyle ilgili belirlediği kurallar.
- AhlakKişinin yerleşmiş huyları ve davranış biçimi; güzel huylar bütünü.
- Akabe BiatlarıMedineli Müslümanların Hz. Peygamber’e bağlılık sözü verdiği görüşmeler.
- Akaidİslam’ın inanç esaslarını konu edinen ilim dalı; kalben bağlanılan, kesin olarak kabul edilen hükümlerin bütünü.
- AkîkaÇocuğun doğumu için şükür amacıyla kesilen kurban.
- AkitTarafların karşılıklı irade beyanıyla kurulan hukukî bağ; sözleşme.
- Akılİnsanı sorumlu kılan anlama ve ayırt etme yetisi.
- ÂlimDinî ya da başka bir alanda derin bilgi sahibi kimse.
- Amel DefteriKişinin dünyadaki bütün söz ve davranışlarının kaydedildiği kayıt.
- Âmil (Zekât Görevlisi)Zekâtın toplanması ve dağıtılmasıyla görevlendirilen kişi.
- ÂminDuanın sonunda “kabul eyle” anlamında söylenen söz.
- Amme CüzüKur’an’ın son cüzü; kısa sûreleri içerir.
- Ana Baba HakkıAnne babaya iyilik, saygı ve bakım gösterme sorumluluğu.
- ArafatMekke yakınındaki ova; hacıların Zilhicce’nin dokuzunda vakfe yaptığı yer.
- ArefeKurban Bayramı’ndan bir önceki gün; hacıların Arafat’ta vakfe yaptığı gün.
- Aşere-i MübeşşereHayattayken cennetle müjdelendikleri rivayet edilen on sahâbî.
- Aşure GünüMuharrem ayının onuncu günü; oruç tutulması müstehap olan gün.
- AvretÖrtülmesi dinen gerekli görülen beden bölgeleri.
- ÂyetKur’an’ın sûreleri içinde yer alan her bir cümle ya da bölüm; ayrıca işaret ve delil.
- Âyetü’l-KürsîBakara sûresinin 255. âyeti; Allah’ın sıfatlarını anlatan meşhur âyet.
- AzîmetBir mazeret bulunmadığı sürece geçerli olan asıl hüküm.
- Azîz HadisHer tabakada en az iki râvinin naklettiği hadis.
- AzrâilÖlüm anında canlıların ruhunu almakla görevli melek; Kur’an’da “melekü’l-mevt” olarak anılır.
B 18 terim Harf sayfası →
- Ba‘s (Yeniden Diriliş)Ölülerin hesap için yeniden diriltilmesi.
- BâtılTemelden geçersiz, hiçbir hüküm doğurmayan işlem; ayrıca gerçek dışı olan.
- BayramMüslümanların dinî sevinç ve kutlama günleri: Ramazan ve Kurban bayramları.
- Bayram NamazıRamazan ve Kurban bayramlarının ilk günü sabah, cemaatle kılınan iki rekâtlık namaz.
- Bedir SavaşıHicretin ikinci yılında Müslümanlarla Mekkeliler arasında yapılan ilk büyük savaş.
- BekaAllah’ın varlığının sonu olmaması; ebedî oluşu.
- BelâgatSözün yerinde, açık ve etkili söylenmesini inceleyen ilim.
- Berat GecesiŞaban ayının on beşinci gecesi; af ve bağışlanma dilenen mübarek gece.
- BereketBir şeydeki hayrın artması ve süreklilik kazanması.
- BerzahÖlümle kıyamet arasındaki ara dönem.
- Besmele“Bismillâhirrahmânirrahîm” cümlesini söylemek; Allah’ın adıyla başlamak.
- Bey‘ (Satış)Bir malın bedel karşılığında mülkiyetinin devredilmesi; alışveriş akdi.
- Beytülmâlİslam devletinde kamu gelirlerinin toplandığı ve harcandığı hazine.
- BiatBir yöneticiye bağlılık ve itaat sözü vermek.
- Bid‘atDinde sonradan ortaya çıkarılan, aslı bulunmayan uygulama.
- BorçBir kimsenin başkasına ödemekle yükümlü olduğu mal veya para.
- Buhârî (Sahîh-i Buhârî)İmam Buhârî’nin derlediği, Kur’an’dan sonra en güvenilir kitap kabul edilen hadis eseri.
- BülûğErgenlik çağına ulaşma; dinî yükümlülüğün başladığı dönem.
C · Ç 19 terim Harf sayfası →
- Cahiliyeİslam öncesi Arap toplumunun inanç ve yaşayış düzenini ifade eden dönem.
- CamiCuma namazı da kılınan büyük mescid; toplayan, bir araya getiren mâbet.
- CebrâilPeygamberlere vahiy getirmekle görevli büyük melek; Rûhu’l-Kudüs ve Rûhu’l-Emîn olarak da anılır.
- Cebriyyeİnsanın hiçbir iradesi olmadığını, fiillerinde zorlanmış olduğunu savunan anlayış.
- Cehennemİnkâr edenlerin ve suçluların cezalandırılacağı azap yurdu.
- Cem‘u’l-Kur’anKur’an metninin bir araya toplanması ve çoğaltılması süreci.
- CemaatNamazı bir imamın arkasında topluca kılmak; bu şekilde toplanan topluluk.
- Cenâb-ı HakAllah için kullanılan saygı ifadesi; “yüce Allah”.
- Cenaze NamazıVefat eden Müslüman için kılınan, rükû ve secdesi olmayan dua niteliğinde namaz.
- Cennetİman edip salih amel işleyenlerin kavuşacağı ebedî mükâfat yurdu.
- Cerh ve Ta‘dîlRâvilerin güvenilirliğini inceleyip değerlendiren hadis ilmi dalı.
- CihadAllah yolunda gayret göstermek; nefisle ve haksızlıkla mücadele etmek.
- Cimrilik (Buhl)Vermesi gereken yerde vermemek, malı gereksiz biçimde elinde tutmak.
- CinAteşten yaratılmış, gözle görülmeyen, irade sahibi ve sorumlu varlık türü.
- CizyeKlasik İslam devletinde gayrimüslim vatandaşlardan alınan vergi.
- Cuma NamazıCuma günü öğle vaktinde cemaatle kılınan, hutbeyle birlikte eda edilen farz namaz.
- CünüpGusül yapması gereken hükmî kirlilik hâlinde bulunan kimse.
- CüzKur’an’ın okuma kolaylığı için ayrıldığı otuz bölümden her biri.
- Cüz’î İradeİnsanın kendi tercihini yapabilme gücü; sorumluluğun temelini oluşturan sınırlı irade.
D 11 terim Harf sayfası →
- DalâletDoğru yoldan sapmak; hidayetin karşıtı.
- DârülerkamMekke döneminde İslam’ın gizlice öğretildiği ev.
- DeccâlKıyamete yakın çıkacağı bildirilen, insanları aldatan kişi.
- DefinCenazenin toprağa gömülmesi.
- DelilDinî bir hükmün dayandığı kaynak ve kanıt.
- DinAllah tarafından konulmuş, insanları hayra yönelten inanç ve yaşayış düzeni.
- Diyanet İşleri BaşkanlığıTürkiye’de din hizmetlerini yürüten resmî kurum.
- DiyetÖldürme veya yaralama hâlinde mağdur tarafa ödenen malî tazminat.
- DuaKulun Allah’a yönelerek istekte bulunması ve O’na seslenmesi.
- Duhâ NamazıKuşluk vakti, güneş yükseldikten sonra kılınan nafile namaz.
- Dünyaİçinde yaşadığımız geçici hayat; ahiretin karşıtı olarak anılan yakın hayat.
E 21 terim Harf sayfası →
- EbcedArap harflerine sayı değeri veren eski hesap sistemi.
- EcelBir canlının ömrü için belirlenmiş süre ve bu sürenin sonu olan ölüm vakti.
- EcirYapılan işin karşılığı; Allah katındaki mükâfat.
- EdâBir ibadeti kendi vakti içinde yerine getirmek.
- EdepGüzel terbiye; her durumda uygun ve nazik davranmayı bilmek.
- Ehl-i BeytHz. Peygamber’in ev halkı ve yakın ailesi.
- Ehl-i KitapKendilerine ilâhî kitap gönderilmiş topluluklar; yahudiler ve hristiyanlar.
- Ehl-i SünnetKur’an ve sünnete bağlı, sahâbe yolunu izleyen ana İslam çizgisi.
- EhliyetKişinin hak sahibi olmaya ve hukukî işlem yapmaya elverişli olması.
- EmanetKorunmak üzere bırakılan şey; güvenilerek verilen mal, sır veya görev.
- Emânet (Peygamber Sıfatı)Peygamberlerin güvenilir olması; kendilerine bırakılan hiçbir şeye hıyanet etmemesi.
- Emr-i bi’l-Ma‘rûfİyiliği tavsiye etmek ve kötülükten sakındırmak.
- EnsarMedineli Müslümanlar; muhacirlere yardım eden yardımcılar.
- ErbaînKırk hadisi bir araya getiren derleme türü.
- Eş‘ariyyeEbü’l-Hasan el-Eş‘arî’ye nispet edilen Ehl-i sünnet itikat ekolü.
- Esbâb-ı NüzûlÂyetlerin iniş sebepleri; hangi olay veya soru üzerine indiğine dair bilgiler.
- Eser (Hadiste)Sahâbe ve tâbiînden nakledilen söz ve uygulamalar; geniş anlamda hadis.
- Esmâü’l-HüsnâAllah’ın en güzel isimleri.
- Evvâbîn NamazıAkşam namazından sonra kılınan nafile namaz; tövbe edenlerin namazı.
- EzanNamaz vaktinin girdiğini belirli sözlerle yüksek sesle duyurmak.
- Ezvâc-ı TâhirâtHz. Peygamber’in hanımları; müminlerin anneleri.
F 18 terim Harf sayfası →
- Faiz (Ribâ)Borç ya da belirli mal değişimlerinde karşılıksız olarak alınan fazlalık; dinen haram kılınmıştır.
- FakirNisap miktarı mala sahip olmayan, geçimini zor sağlayan kimse; zekât verilecek sınıflardan biri.
- FalGelecekten haber verildiği iddia edilen uygulamalar.
- FarzKesin delille sabit olan, yapılması kesin olarak gerekli olan dinî yükümlülük.
- Farz-ı AynHer mükellefin bizzat yerine getirmesi gereken farz.
- Farz-ı KifâyeToplumdan yeterli sayıda kişinin yapmasıyla diğerlerinden düşen farz.
- FâsidAslı geçerli olmakla birlikte bir vasfı bozuk olan ve düzeltilebilen işlem.
- FâtihaKur’an’ın ilk sûresi; namazın her rekâtında okunan yedi âyetlik sûre.
- FaziletÜstünlük ve erdem; bir amelin taşıdığı özel değer.
- Fecr-i SâdıkSabaha karşı ufukta yayılan gerçek aydınlık; sabah namazı vaktinin ve orucun başlangıcı.
- FetânetPeygamberlerin üstün akıl, anlayış ve kavrayış sahibi olması.
- FetvaDinî bir soruya yetkili âlim tarafından verilen bağlayıcı olmayan cevap.
- Fî SebîlillâhAllah yolunda; zekâtın harcanacağı sınıflardan biri ve hayır işlerinin genel adı.
- FidyeOruç tutmaya sürekli gücü yetmeyen kimsenin her gün için yoksula verdiği bedel.
- Fitneİmtihan, karışıklık ve toplumsal bozulma.
- Fıkıhİslam’ın ibadet, muâmelât ve ceza alanındaki amelî hükümlerini delilleriyle inceleyen ilim.
- Fıtır Sadakası (Fitre)Ramazan Bayramı öncesinde, durumu yerinde olan Müslümanın vermesi gereken sadaka.
- Fıtratİnsanın yaratılıştan getirdiği temiz ve doğru olana yatkın tabiatı.
G · Ğ 12 terim Harf sayfası →
- GafletAllah’ı ve asıl sorumluluğunu unutup dalgınlık içinde yaşamak.
- GanimetSavaş sonucunda ele geçirilen mallar.
- GararAkitte aşırı belirsizlik ve bilinmezlik; sözleşmeyi bozan risk.
- Garîb HadisSenedin bir tabakasında tek râvinin bulunduğu hadis.
- Gârim (Borçlu)Ödeyemeyeceği borç altına girmiş kimse; zekât verilebilecek sınıflardan biri.
- GaspBaşkasının malını haksız yere ve zorla elinden almak.
- GaybDuyularla bilinemeyen, Allah’ın bildirmesiyle öğrenilebilen alan.
- GaziSavaşa katılıp sağ kalan kimse.
- GıybetBir kimsenin arkasından, hoşlanmayacağı bir özelliğini söylemek.
- GünahDinen yasaklanmış bir işi yapmak ya da emredileni terk etmek.
- GunneGenizden gelen ses; mîm ve nûn harflerinde bulunan burun sesi.
- GusülBütün bedeni yıkayarak cünüplük ve benzeri hâllerden temizlenmek; boy abdesti.
H 61 terim Harf sayfası →
- HacBelirli zamanda Kâbe’yi ziyaret edip Arafat’ta vakfe yapmakla eda edilen, İslam’ın beş esasından biri.
- Hacerü’l-EsvedKâbe’nin bir köşesinde bulunan siyah taş; tavafın başlangıç noktası.
- Had CezalarıMiktarı nasla belirlenmiş, değiştirilemeyen belirli suç cezaları.
- Hadesİbadete engel olan hükmî kirlilik hâli; abdestsizlik ve cünüplük.
- HadisHz. Peygamber’in sözü, fiili ya da bir davranışı onaylaması; bunları nakleden rivayet.
- Hafaza Melekleriİnsanı koruyup gözetmekle görevli melekler.
- Hâfız (Hadiste)Çok sayıda hadisi senetleriyle ezberlemiş üst düzey hadis âlimi.
- Hâfız (Kur’an)Kur’an’ın tamamını ezberlemiş kimse.
- HakGerçek, doğru; ayrıca kişiye ait olan yetki ve pay. Allah’ın isimlerinden biridir.
- HalifeHz. Peygamber’den sonra Müslümanların yönetimini üstlenen kişi; ayrıca yeryüzünde sorumluluk taşıyan insan.
- HâlikYaratan; her şeyi yoktan var eden Allah.
- Halk ve TaksîrHac ve umrenin sonunda saçı tıraş etmek ya da kısaltmak; ihramdan çıkış işlemi.
- Halvetİbadet ve tefekkür için bir süre yalnız kalmak.
- HamdAllah’a övgü ve şükürle yönelmek; “elhamdülillah” demek.
- Hamr (İçki)Aklı örten, sarhoş edici içecek; dinen haram kılınmıştır.
- Hanbelî MezhebiAhmed b. Hanbel’e nispet edilen fıkıh mezhebi.
- Hanefî Mezhebiİmam Ebû Hanîfe’ye nispet edilen fıkıh mezhebi.
- HaramKesin delille yasaklanmış, yapılması günah olan fiil.
- Haram AylarSavaşın yasaklandığı dört ay: Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep.
- Harem BölgesiMekke ve çevresinde sınırları belirlenmiş, özel hükümleri bulunan dokunulmaz bölge.
- HâricîlikErken dönemde ortaya çıkan, büyük günah işleyeni tekfir eden aşırı akım.
- Hasen HadisSahihin şartlarını taşımakla birlikte râvilerinin zabtı biraz daha zayıf olan hadis.
- HasetBaşkasındaki nimetin yok olmasını istemek; kıskançlık.
- HaşirDiriltilen insanların hesap için bir araya toplanması.
- Hat (Hüsn-i Hat)Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatı.
- Hâtemü’l-EnbiyâPeygamberlerin sonu, son peygamber; Hz. Muhammed’in sıfatlarından biri.
- HatimKur’an’ı baştan sona okuyup bitirmek.
- HatipHutbe okuyan kimse; cemaate hitap eden görevli.
- Havf ve RecâAllah’ın azabından korkmakla rahmetini ummayı dengede tutmak.
- Havl (Havelân-ı Havl)Zekâta tâbi malın üzerinden bir kamerî yılın geçmesi.
- Havz-ı KevserHz. Peygamber’e verileceği bildirilen havuz ve ondan içirilmesi.
- Hayırİyilik, fayda ve güzellik; ayrıca yapılan iyi iş.
- HayızKadınlarda görülen aylık âdet hâli; bu süre içinde namaz ve oruç yükümlülüğü kalkar.
- HedyHac ve umrede Harem bölgesinde kesilen kurban.
- HelâlDinen yapılmasına ve yararlanılmasına izin verilen; meşru olan.
- HelâlleşmeKırdığı ya da hakkını yediği kimseden af ve helâllik istemek.
- Hendek SavaşıHicretin beşinci yılında Medine çevresine hendek kazılarak yapılan savunma savaşı.
- HesapKulların dünyadaki amellerinden sorguya çekilmesi.
- HicretHz. Peygamber ve Müslümanların Mekke’den Medine’ye göç etmesi.
- Hicri TakvimHz. Peygamber’in Medine’ye hicretini başlangıç alan, ay yılına dayalı takvim.
- Hidâne (Çocuğun Bakımı)Küçük çocuğun bakımı, korunması ve yetiştirilmesi hakkı ve sorumluluğu.
- HidayetDoğru yolu bulmak ve bu yolda yürümek; Allah’ın yol göstermesi.
- HilâlYeni ayın ince görünen ilk hâli; kamerî ayın başlangıç işareti.
- HilmYumuşak huyluluk; öfkelenmesi gereken yerde ağırbaşlı davranmak.
- HilyeHz. Peygamber’in vasıflarını anlatan metin ve bu metnin hat sanatıyla yazıldığı levha.
- HizipBir cüzün dörtte biri; Kur’an’ın altmış bölümünden biri.
- Hırsızlık (Serika)Başkasının korunmuş malını gizlice almak; dinen haram ve suçtur.
- Hudeybiye AntlaşmasıHicretin altıncı yılında Müslümanlarla Mekkeliler arasında yapılan barış antlaşması.
- Hul‘ (Muhâlea)Kadının talebiyle, karşılıklı anlaşma yoluyla evliliğin sona erdirilmesi.
- Hulefâ-yi RâşidînHz. Peygamber’den sonra gelen ilk dört halife.
- HurafeDinî bir dayanağı bulunmadığı hâlde dinden sanılan asılsız inanç.
- Hurûf-ı MukattaaBazı sûrelerin başında yer alan, ayrı ayrı okunan harfler.
- Hüsn-i Zanİnsanlar hakkında iyi düşünmek, kötü yorum yapmaktan kaçınmak.
- Huşûİbadette kalbin Allah’a saygıyla yönelmesi, dikkatin dağılmaması.
- HutbeCuma ve bayram namazlarında minberden cemaate yapılan konuşma.
- Hz. Âdemİlk insan ve ilk peygamber.
- Hz. AliDördüncü halife; Hz. Peygamber’in amcasının oğlu ve damadı.
- Hz. Ebû Bekirİlk halife; Hz. Peygamber’in en yakın arkadaşı ve hicret yoldaşı.
- Hz. İbrâhimKâbe’yi inşa eden, tevhid mücadelesiyle anılan peygamber; Halîlullah.
- Hz. Ömerİkinci halife; adaletiyle tanınan, devlet teşkilatını kuran sahâbî.
- Hz. OsmanÜçüncü halife; Kur’an nüshalarını çoğaltan, hayâsıyla tanınan sahâbî.
I · İ 53 terim Harf sayfası →
- İ‘câzKur’an’ın benzerinin getirilemeyeceğini ortaya koyan eşsizliği.
- İâdeBir eksiklik sebebiyle ibadeti vakti içinde yeniden yapmak.
- İblisHz. Âdem’e secde etmekten kibirle kaçınıp isyan eden varlık; şeytanların atası.
- İbnü’s-Sebîl (Yolda Kalmış)Memleketinde malı olsa bile yolculukta muhtaç duruma düşen kimse.
- İbretGörülen ve yaşanan olaylardan ders çıkarmak.
- İcâre (Kira)Bir malın yararının ya da bir kişinin emeğinin bedel karşılığında kiralanması.
- İcmâBir dönemdeki müctehid âlimlerin dinî bir hüküm üzerinde birleşmesi.
- İctihadEhliyetli âlimin delillerden hüküm çıkarmak için bütün gücünü harcaması.
- İddetBoşanma veya eşin vefatı sonrası kadının beklemesi gereken süre.
- İdgamBir harfin kendisinden sonraki harfe katılarak birlikte okunması.
- İfrad HaccıUmre yapmaksızın yalnız hacca niyet edilerek yapılan hac çeşidi.
- İftarGüneşin batmasıyla orucun açılması ve bu vakitte yenen yemek.
- İftira (Bühtan)Bir kimseye yapmadığı bir şeyi isnat etmek.
- İftitah TekbiriNamaza başlarken getirilen ilk tekbir; tahrîme tekbiri.
- İhfâSâkin nûn veya tenvinin, belirli harfler önünde gizlenerek genizden okunması.
- İhlâsİbadeti ve iyiliği yalnız Allah rızası için yapmak; içi dışı bir olmak.
- İhlâs SûresiKur’an’ın 112. sûresi; Allah’ın birliğini özlü biçimde anlatan dört âyetlik sûre.
- İhramHac ve umreye niyetle girilen, bazı davranışların yasaklandığı özel ibadet hâli.
- İhsanAllah’ı görür gibi, O’nun gördüğünü bilerek ibadet etmek; iyilik yapmayı en güzel şekilde sürdürmek.
- İhtikâr (Stokçuluk)Fiyat yükselsin diye temel ihtiyaç mallarını piyasadan çekip bekletmek.
- İklâbSâkin nûn veya tenvinin “bâ” harfi önünde “mîm” sesine çevrilmesi.
- İlhamKalbe doğan bilgi ve düşünce; vahiy gibi bağlayıcı bir delil değildir.
- İlimBilgi; gerçeğe uygun ve delile dayanan bilme hâli.
- İlletBir hükmün konulmasına esas olan, tespit edilebilir ortak sebep.
- İlmihalMüslümanın günlük hayatında bilmesi gereken temel dinî bilgileri anlatan kitap türü.
- İmamCemaate namaz kıldıran kimse; geniş anlamda önder ve rehber.
- İmanAllah’ın bildirdiklerini kalpten tasdik edip dil ile ikrar etmek; İslam’ın temeli olan inanma hâli.
- İmsakOruçta yeme, içme ve diğer orucu bozan şeylerden el çekmenin başladığı vakit.
- İmtihanİnsanın dünyada denenmesi ve sınanması.
- İnfakAllah yolunda mal harcamak; muhtaçlara ve hayır işlerine vermek.
- İnşallah“Allah dilerse” anlamında, gelecek için söz söylerken kullanılan ifade.
- İrtidatİslam dininden çıkma, dinden dönme hâli.
- ÎsârKendi ihtiyacı olduğu hâlde başkasını kendine tercih etmek.
- İslamAllah’a teslim olmak, O’nun hükümlerine gönüllü olarak boyun eğmek ve Hz. Muhammed’in getirdiği dine girmek.
- İsmetPeygamberlerin günahtan korunmuş olması; masumiyet vasfı.
- İsrâHz. Peygamber’in bir gecede Mescid-i Haram’dan Mescid-i Aksâ’ya götürülmesi.
- İsrafHaddi aşmak, gereğinden fazla ve boş yere harcamak.
- İsrâfilKıyametin kopması ve yeniden dirilme için sûra üflemekle görevli büyük melek.
- İşrak NamazıGüneş doğduktan bir süre sonra kılınan iki rekâtlık nafile namaz.
- İstiâze (Eûzü)Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınmak; “eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm” demek.
- İstibrâİdrar sonrası bedende damla kalmadığından emin olmak için bir süre beklemek.
- İstidraçGünahkâr bir kimsede görülen olağanüstü hâl; kişiyi yavaş yavaş helâke yaklaştıran aldatıcı durum.
- İstiğfarAllah’tan bağışlanma dilemek; “estağfirullah” demek.
- İstihâreBir işin hayırlı olup olmadığı konusunda Allah’tan hayır dilemek.
- İstihâzeHayız ve nifas dışında görülen, özür kabul edilen kanama hâli.
- İstihsanGüçlü bir gerekçeyle genel kıyastan ayrılıp daha uygun bir hükmü tercih etmek.
- İstikametDoğru yolda kararlı biçimde devam etmek.
- İstincaTuvalet sonrası ön ve arka bölgenin su veya uygun bir maddeyle temizlenmesi.
- İstinşakAbdest ve gusülde burna su çekip temizlemek.
- İstishâbAksi ispat edilmedikçe mevcut durumun devam ettiğini kabul etmek.
- İstiskâ (Yağmur Duası)Kuraklık zamanında yağmur istemek için yapılan dua ve kılınan namaz.
- İtikâfİbadet niyetiyle mescidde bir süre inzivaya çekilmek.
- İzhârSâkin nûn veya tenvinin boğaz harfleri önünde açıkça okunması.
K 58 terim Harf sayfası →
- Ka’deNamazda oturma hâli; ilk oturuşa ka’de-i ûlâ, son oturuşa ka’de-i ahîre denir.
- KâbeMekke’de bulunan, Müslümanların kıblesi olan mukaddes yapı; Beytullah.
- KabirÖlünün defnedildiği yer ve ölümden sonraki ilk durak.
- Kabir ZiyaretiVefat edenlerin kabirlerini ziyaret edip dua etmek.
- KaderAllah’ın olacak her şeyi ezelî ilmiyle bilip ölçüyle takdir etmesi.
- KaderiyyeKulun kendi fiillerini yarattığını savunan erken dönem anlayışı.
- Kadir GecesiKur’an’ın indirilmeye başladığı, bin aydan hayırlı olduğu bildirilen mübarek gece.
- Kadı (Hâkim)Yargı yetkisiyle anlaşmazlıkları çözen görevli.
- KalkaleBelirli harflerin sâkin hâlde okunurken hafif bir tınıyla titretilmesi.
- Kalpİnancın, niyetin ve duyguların merkezi kabul edilen iç dünya.
- Kamerî AyAyın hareketine göre hesaplanan ay; yirmi dokuz ya da otuz gün sürer.
- KametCemaatle namaza başlanacağı anda okunan, ezana benzeyen kısa çağrı.
- KanaatElindekiyle yetinmeyi bilmek, aç gözlü olmamak.
- KandilMübarek gecelerde camilerin kandillerle aydınlatılması geleneğinden gelen adlandırma.
- Karz-ı HasenFaizsiz, karşılık beklemeden verilen güzel borç.
- Kazâ (Kader Bağlamında)Allah’ın ezelde takdir ettiği şeylerin zamanı gelince gerçekleşmesi.
- Kazâ (Yargı)Anlaşmazlıkların yetkili hâkim tarafından hükümle çözülmesi; yargı.
- Kazâ NamazıVaktinde kılınamayan namazın sonradan kılınması.
- Kazâ OrucuRamazan’da tutulamayan orucun sonradan tutulması.
- Kazanç (Kesb)Emek ve gayretle elde edilen gelir; helâl olması esastır.
- Kebâir (Büyük Günahlar)Hakkında ağır uyarı bulunan büyük günahlar.
- Kefaret OrucuBir günahın ya da yükümlülüğün telafisi için tutulan, belirli sayıda ve aralıksız oruç.
- KefenCenazenin sarıldığı bez.
- Kehf SûresiKur’an’ın 18. sûresi; cuma günleri okunması tavsiye edilen sûre.
- Kelamİnanç esaslarını akıl yürüterek temellendiren ve savunan ilim.
- Kelime-i Şehâdet“Şahitlik ederim ki...” diye başlayan, İslam’a girişi ifade eden söz.
- Kelime-i Tevhid“Allah’tan başka ilâh yoktur, Muhammed O’nun elçisidir” sözü.
- Kerahet VaktiNamaz kılınması hoş görülmeyen zaman dilimleri; güneşin doğuşu, tam tepede oluşu ve batışı.
- KerametSâlih kullarda görülen, Allah’ın ikramı olan olağanüstü hâl; peygamberlik iddiası taşımaz.
- KerbelâHz. Hüseyin ve yakınlarının şehit edildiği olay ve bu olayın yaşandığı yer.
- Kesb (Kelamda)Kulun, Allah’ın yarattığı fiili kendi iradesiyle sahiplenmesi.
- KibirKendini büyük görüp başkalarını küçümsemek.
- Kirâmen Kâtibînİnsanın iyi ve kötü amellerini yazmakla görevli şerefli yazıcı melekler.
- KıbleNamazda yönelinen taraf; Mekke’deki Kâbe’nin bulunduğu yön.
- KıdemAllah’ın varlığının başlangıcı olmaması; ezelî oluşu.
- Kıraat (Namazda)Namazda Kur’an okumak; kıyamda Fâtiha ve sûre okunması.
- Kıraat İlmiKur’an’ın tevatürle nakledilen farklı okuyuş biçimlerini inceleyen ilim.
- Kırân HaccıHac ve umreye birlikte niyet ederek tek ihramla ikisini tamamlamak.
- KısasKasten işlenen öldürme ve yaralama suçlarında denk karşılık verilmesi.
- KıssaKur’an’da ibret için anlatılan geçmiş peygamber ve toplumların hikâyeleri.
- KıyamNamazda ayakta durma hâli; namazın rükünlerinden biri.
- Kıyâm bi-nefsihîAllah’ın varlığının kendinden olması, hiçbir şeye muhtaç olmaması.
- KıyametEvrenin düzeninin son bulması ve hesap için ayağa kalkılması.
- Kıyamet AlâmetleriKıyametin yaklaştığını gösterdiği bildirilen işaretler.
- KıyasHakkında hüküm bulunmayan bir meseleyi, ortak sebep sebebiyle hükmü bilinen bir meseleye benzeterek çözmek.
- Komşuluk HakkıKomşuyu rahatsız etmemek, ihtiyacını gözetmek ve iyi geçinmek sorumluluğu.
- Kudsî HadisManası Allah’a, lafzı Hz. Peygamber’e ait olan hadis.
- KudüsMescid-i Aksâ’nın bulunduğu, Müslümanların ilk kıblesi olan şehir.
- Küfürİman edilmesi gereken esasları veya bir kısmını bilerek inkâr etmek; imanın zıddı.
- Kul HakkıBir insanın maddî ya da manevî hakkının haksız olarak ihlâl edilmesi.
- Küllî İradeAllah’ın mutlak, sınırsız ve her şeyi kapsayan dilemesi.
- Kumar (Meysir)Şansa bağlı olarak taraflardan birinin kazandığı, diğerinin kaybettiği oyun; dinen haramdır.
- KunutVitir namazının üçüncü rekâtında okunan dualar; ayrıca itaat ve huzurda durma hâli.
- Kur’anAllah tarafından Hz. Muhammed’e indirilen, tevatürle nakledilen ve okunmasıyla ibadet edilen ilâhî kitap.
- KurbanAllah’a yakınlaşmak niyetiyle, belirli şartları taşıyan hayvanın usulünce kesilmesi.
- KureyşMekke’nin yönetimini elinde tutan, Hz. Peygamber’in de mensup olduğu kabile.
- Küsûf ve Husûf NamazıGüneş ve ay tutulması sırasında kılınan nafile namaz.
- Kütüb-i SitteSünnî hadis geleneğinde en muteber kabul edilen altı temel hadis kitabı.
L 3 terim Harf sayfası →
M 98 terim Harf sayfası →
- Mâ-i MutlakBaşka bir maddeyle vasfı değişmemiş, temizlikte kullanılabilen tabii su.
- MağfiretAllah’ın günahları örtmesi ve bağışlaması.
- MahreçHarflerin ağız ve boğazda çıktığı yer.
- MahremKendisiyle evlenilmesi sürekli olarak yasak olan yakın akraba.
- MahşerKıyametten sonra insanların toplanacağı yer.
- Makâm-ı İbrâhimKâbe’nin yanında bulunan, Hz. İbrâhim’e nispet edilen taşın korunduğu yer.
- MaktûTâbiîne nispet edilen söz ya da fiil.
- Mâlikî Mezhebiİmam Mâlik b. Enes’e nispet edilen fıkıh mezhebi.
- Mâşallah“Allah’ın dilediği olmuştur” anlamında, beğeni ve takdir bildiren ifade.
- MaslahatDinin gözettiği fayda ve yarar; hükümlerin amacı olan iyilik.
- Mâtürîdiyyeİmam Ebû Mansûr el-Mâtürîdî’ye nispet edilen Ehl-i sünnet itikat ekolü.
- MazmazaAbdest ve gusülde ağza su alıp çalkalamak.
- MeâlKur’an âyetlerinin bir başka dile yaklaşık çevirisi.
- MedTecvidde bir harfin sesini belirli ölçüde uzatmak.
- MedenîHicretten sonra inen âyet ve sûreler.
- MedineHz. Peygamber’in hicret ettiği ve ilk İslam toplumunun kurulduğu şehir.
- Medreseİslam dünyasında eğitim ve öğretim yapılan kurum.
- MehdîAhir zamanda geleceği rivayet edilen, adaleti sağlayacak kişi.
- MehirNikâh sebebiyle kocanın eşine vermesi gereken mal veya para.
- Mekāsıd (Makāsıdü’ş-Şerîa)Dinin hükümlerle ulaşmayı hedeflediği genel amaçlar.
- MekkeHz. Peygamber’in doğduğu, Kâbe’nin bulunduğu mukaddes şehir.
- Mekke’nin FethiHicretin sekizinci yılında Mekke’nin savaşsız biçimde alınması.
- MekkîHicretten önce inen âyet ve sûreler.
- MekruhDinen hoş görülmeyen, terk edilmesi tercih edilen fiil.
- MelekAllah’ın nurdan yarattığı, emirlerini yerine getiren, gözle görülmeyen varlıklar.
- MendupŞâriin yapılmasını kesin olmayan bir dille istediği fiil; teşvik edilen davranış.
- MerfûDoğrudan Hz. Peygamber’e nispet edilen söz, fiil ya da onay.
- MerhametAcıma, şefkat gösterme ve iyilik etme duygusu.
- MescidSecde edilen yer; namaz kılmak üzere ayrılmış ibadet mekânı.
- Mescid-i AksâKudüs’te bulunan, Müslümanların ilk kıblesi ve üçüncü harem mescidi.
- Mescid-i HaramMekke’de Kâbe’nin bulunduğu mescid; Müslümanların en mukaddes mâbedi.
- Mescid-i NebîMedine’de Hz. Peygamber’in inşa ettiği ve kabrinin bulunduğu mescid.
- MeshIslak elle bir uzvun üzerinden sıvazlayarak geçmek; abdestte baş ve mest üzerine yapılır.
- Meşhur HadisHer tabakada en az üç râvinin naklettiği, yaygın olarak bilinen hadis.
- MestAyağı topuklarla birlikte örten, üzerine mesh yapılabilen deri ya da benzeri ayakkabı.
- Metin (Hadiste)Hadisin senedinden sonra gelen asıl söz kısmı.
- MevkufSahâbeye nispet edilen, Hz. Peygamber’e kadar yükselmeyen söz ya da fiil.
- MevlidDoğum; özellikle Hz. Peygamber’in doğumu ve bu vesileyle yapılan okuma merasimi.
- Mevzû (Uydurma) HadisHz. Peygamber’e ait olmadığı hâlde ona nispet edilen uydurma söz.
- MezhepBir müctehidin usul ve görüşleri etrafında oluşan fıkhî ya da itikadî ekol.
- MihrapMescidlerde kıble yönünü gösteren, imamın namaz kıldırdığı oyuk bölüm.
- MîkâilTabiat olaylarını ve rızıkların dağıtımını Allah’ın emriyle gözetmekle görevli büyük melek.
- MîkatHac ve umreye gidenlerin ihrama girmeden geçemeyecekleri belirlenmiş sınır yerleri.
- MinaMekke yakınında, şeytan taşlama ve kurban kesme işlemlerinin yapıldığı bölge.
- MinareCamilerde ezan okumak için yapılan yüksek kule.
- MinberCamilerde cuma ve bayram hutbelerinin okunduğu, basamaklı yüksek kürsü.
- MiraçHz. Peygamber’in Mescid-i Aksâ’dan yükseltilmesi hâdisesi.
- Miraç GecesiHz. Peygamber’in İsrâ ve Miraç hâdisesinin yaşandığı kabul edilen gece.
- Miras (Ferâiz)Vefat eden kimsenin malının, belirlenen paylara göre mirasçılara dağıtılması.
- MiskinHiçbir şeyi bulunmayan, temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan yoksul.
- MisvakDişleri temizlemek için kullanılan, erâk ağacından yapılan çubuk; ağız temizliği sünneti.
- MîzanAhirette amellerin tartılacağı ilâhî ölçü.
- MuallakSenedinin baş tarafından bir ya da birkaç râvi düşürülmüş hadis.
- Muallel (İlletli Hadis)Dışarıdan sağlam görünmekle birlikte gizli bir kusur taşıyan hadis.
- MuavvizeteynFelak ve Nâs sûreleri; sığınmayı konu edinen son iki sûre.
- MubahYapılması da terk edilmesi de serbest olan, dinen bir hüküm bağlanmamış fiil.
- MücâhedeNefsin kötü arzularına karşı sürekli mücadele etmek.
- MucizePeygamberin doğruluğunu göstermek üzere Allah’ın izniyle gerçekleşen, benzeri yapılamayan olağanüstü olay.
- Müctehidİctihad yapabilecek ilmî yeterliliğe sahip âlim.
- MudârebeBir tarafın sermaye, diğerinin emek koyduğu ve kârı paylaştığı ortaklık.
- MüdellesSenetteki bir kusurun kapalı ifadelerle gizlendiği rivayet.
- MüdrecRâvinin kendi sözünün hadis metnine karışmış olduğu rivayet.
- Müellefe-i KulûbKalpleri İslam’a ısındırılmak istenen kimseler; zekât verilecek sınıflardan biri.
- MüezzinEzan okuyan, cemaate namaz vaktini duyuran kimse.
- MüfsidBaşlanmış bir ibadeti bozan söz ya da davranış.
- MüftüDinî sorulara cevap vermekle görevli, fetva verme yetkisine sahip kişi.
- MuhacirMekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlar.
- MuhaddisHadis ilmiyle uğraşan, rivayetleri toplayan ve nakleden âlim.
- MuharremHicri yılın ilk ayı; haram aylardan biri ve aşure gününün bulunduğu ay.
- Muhasebe (Nefis Muhasebesi)Kişinin kendi davranışlarını gözden geçirip hesabını yapması.
- MuhkemManası açık, başka anlama ihtimali bulunmayan âyet.
- MükellefDinî hükümlerle yükümlü olan; akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış kimse.
- Mülk Sûresi (Tebâreke)Kur’an’ın 67. sûresi; ilk kelimesi sebebiyle Tebâreke olarak da anılır.
- MültezemKâbe’nin kapısı ile Hacerü’l-Esved arasında kalan, dua için sarılınan bölüm.
- Müminİman eden kimse; Allah’a ve bildirdiklerine inanan kişi.
- MünafıkKalbinde inanmadığı hâlde dış görünüşte Müslüman gibi davranan kimse.
- MunkatıSenedinin ortasında bir râvisi düşmüş olan hadis.
- Münker ve NekirKabirde insana inancıyla ilgili soru sormakla görevli iki melek.
- MurâkabeAllah’ın her an gördüğü bilinciyle kendini gözetlemek.
- MüritTasavvufî terbiye almak isteyen, bir rehbere bağlanan kimse.
- MürselTâbiînin, sahâbeyi atlayarak doğrudan Hz. Peygamber’den naklettiği hadis.
- Mürtedİslam’dan sonra dinden dönen kimse; irtidat edenin adı.
- MushafKur’an âyetlerinin iki kapak arasında toplanmış yazılı hâli.
- Musibetİnsanın başına gelen sıkıntı, felaket ve dert.
- Muska (Tılsım)Koruyucu güç atfedilerek taşınan yazılı ya da nesne biçimindeki obje.
- Müslim (Sahîh-i Müslim)İmam Müslim’in derlediği, Buhârî ile birlikte en güvenilir iki hadis kitabından biri.
- Müslümanİslam’ı kabul edip Allah’a teslim olan kimse.
- MüsnedHadislerin konulara göre değil, nakleden sahâbîlere göre sıralandığı kitap türü.
- MüşrikAllah’a ortak koşan kimse; şirk inancını benimseyen kişi.
- MüstehapYapılması sevap, terk edilmesi günah olmayan; tavsiye edilen davranış.
- MütâbaatBir rivayetin başka bir senetle desteklenmesi.
- MüteşâbihManası kapalı olan ya da birden çok anlama gelebilen âyetler.
- MütevâtirYalan üzerinde birleşmeleri düşünülemeyecek kadar çok kişinin naklettiği haber.
- MutezileAklı öne çıkaran, erken dönemde ortaya çıkmış kelam ekolü.
- MuttasılSenedinde kopukluk bulunmayan, râvi zinciri kesintisiz olan hadis.
- Müttefekun AleyhBuhârî ve Müslim’in birlikte naklettiği hadis.
- Muvattaİmam Mâlik’in derlediği, hadis ve fıkhı birleştiren en erken tarihli eserlerden biri.
- MüzdelifeArafat ile Mina arasındaki bölge; hacıların bayram gecesini geçirdiği yer.
N 25 terim Harf sayfası →
- NafakaBakmakla yükümlü olunan kişilerin geçim masraflarını karşılamak.
- NafileFarz ve vâcip olmayan, fazladan yapılan ibadet.
- Nafile OruçFarz ve vâcip olmayan, gönüllü olarak tutulan oruçlar.
- NâmahremAralarında evlenme engeli bulunmayan, dolayısıyla mahrem sayılmayan kişiler.
- NamazBelirli vakitlerde, belirli şekil ve şartlara göre yapılan, İslam’ın beş esasından biri olan temel ibadet.
- Nas (Nass)Kur’an ve sünnetin açık hüküm bildiren ifadeleri.
- NazarKıskanç veya hayranlık dolu bakışın etkisi olduğu yönündeki inanç.
- NebîAllah’tan haber getiren peygamber; kendisine yeni bir şeriat verilmeyen elçi.
- NecasetDinen pis kabul edilen ve ibadet öncesinde giderilmesi gereken maddeler.
- Nefisİnsanın benliği; arzu ve isteklerinin kaynağı olan yön.
- Nefs-i EmmâreKötülüğü emreden, arzularının peşinden giden nefis hâli.
- Nefs-i LevvâmeHatası sebebiyle kendini kınayan, pişmanlık duyan nefis hâli.
- Nefs-i MutmainneHuzura ermiş, Allah’a teslim olmuş nefis hâli.
- Nemîme (Koğuculuk)İnsanlar arasında söz taşıyarak araları bozmak.
- NesepSoy bağı; kişinin anne babasına hukuken bağlanması.
- NesihBir şer’î hükmün daha sonra gelen bir nasla kaldırılması.
- Nezir (Adak)Dinen yükümlü olmadığı bir ibadeti kendi üzerine borç kılmak.
- Nifakİçten inanmadığı hâlde inanmış görünmek; iki yüzlülük.
- NifasDoğumdan sonra görülen lohusalık hâli ve bu dönemin dinî hükümleri.
- NikâhŞartlarına uygun biçimde kurulan evlilik akdi.
- NimetAllah’ın kullarına verdiği her türlü iyilik ve imkân.
- NisapZekât yükümlülüğünün başladığı asgari zenginlik ölçüsü.
- NiyetBir işi Allah rızası için yapmaya kalben karar vermek; ibadetlerin şartlarından biri.
- NübüvvetPeygamberlik; Allah’ın seçtiği kullara vahiy göndererek insanlara rehber kılması.
- Nüzûl-i ÎsâHz. Îsâ’nın kıyamete yakın yeryüzüne ineceğine dair rivayetler.
O · Ö 5 terim Harf sayfası →
- Öfke (Gazap)Kızgınlık hâli; kontrol edilmediğinde zarar veren duygu.
- ÖlümRuhun bedenden ayrılması ve dünya hayatının sona ermesi.
- ÖrfToplumun benimsediği, yerleşmiş âdet ve uygulamalar.
- OruçNiyetle, imsaktan iftara kadar yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden uzak durmak.
- Özür Sahibi (Mazur)Sürekli abdest bozan bir rahatsızlığı bulunan ve bu sebeple kolaylıktan yararlanan kimse.
P 1 terim Harf sayfası →
R 26 terim Harf sayfası →
- RabYaratan, terbiye eden, sahip olan ve yöneten; Allah’ın isimlerinden biri.
- RahîmÇok merhametli; özellikle müminlere rahmetiyle muamele eden.
- RahmânRahmeti bütün varlığı kuşatan; Allah’ın özel isimlerinden biri.
- RahmetAllah’ın merhameti, şefkati ve lütfu.
- RamazanKur’an’ın indirilmeye başladığı, orucun farz kılındığı hicri dokuzuncu ay.
- RâviHadisi nakleden kişi.
- Ravza-i MutahharaMescid-i Nebî’de Hz. Peygamber’in kabri ile minberi arasında kalan bölüm.
- RecepHicri takvimin yedinci ayı; haram aylardan biri ve üç ayların ilki.
- Regaib GecesiRecep ayının ilk cuma gecesi olarak anılan mübarek gece.
- RehinBir borcun güvencesi olarak alacaklıya bırakılan mal.
- RekâtNamazın kıyam, kıraat, rükû ve iki secdeden oluşan tek birimi.
- Remy-i Cimâr (Şeytan Taşlama)Mina’daki cemrelere belirli günlerde küçük taşlar atmak.
- Reşit (Rüşd)Malını koruyup yönetebilecek olgunluğa ulaşmış olmak.
- ResulAllah’ın mesajını insanlara iletmek üzere gönderdiği elçi; peygamber.
- RisâletElçilik; peygamberin Allah’tan aldığı mesajı insanlara ulaştırma görevi.
- Riyaİbadet ve iyiliği insanlara gösteriş için yapmak.
- RiyâzetNefsi terbiye etmek için az yemek, az uyumak ve arzuları sınırlamak.
- RızaAllah’ın takdirine gönülden razı olmak; hoşnutluk.
- RızıkAllah’ın canlılara verdiği maddî ve manevî nimetler; yararlanılan her şey.
- Rü’yetullahMüminlerin ahirette Allah’ı görmesi.
- RubûbiyetAllah’ın yaratma, sahip olma, terbiye etme ve bütün varlığı yönetme vasfı.
- Ruhİnsana hayat veren, mahiyeti bilinmeyen ilâhî unsur.
- RuhsatBir mazeret sebebiyle asıl hükümden dönülerek tanınan kolaylık.
- RükûNamazda elleri dizlere koyarak eğilmek; namazın rükünlerinden biri.
- RükünBir ibadet ya da akdin aslî unsuru; bulunmadığında o işlem geçersiz olur.
- RüşvetBir işin haksız biçimde yapılması ya da hakkın engellenmesi için verilen menfaat.
S · Ş 70 terim Harf sayfası →
- Sa‘ySafâ ile Merve tepeleri arasında yedi kez gidip gelmek.
- ŞabanHicri takvimin sekizinci ayı; Ramazan’ın hemen öncesindeki hazırlık ayı.
- SabırZorluklara dayanmak, kendini tutmak ve isyan etmemek.
- SadakaAllah rızası için karşılıksız verilen yardım; gönüllü hayır.
- Sadaka-i CâriyeFaydası sürekli devam eden hayır; kişi vefat ettikten sonra da sevabı kesilmeyen amel.
- SafCemaatte namaz kılanların yan yana oluşturduğu düzgün sıra.
- Safâ ve MerveMescid-i Haram içinde sa‘y yapılan iki tepe.
- Şâfiî Mezhebiİmam Muhammed b. İdrîs eş-Şâfiî’ye nispet edilen fıkıh mezhebi.
- Sagāir (Küçük Günahlar)Büyük günahlar dışında kalan, daha hafif günahlar.
- SahâbeHz. Peygamber’i mümin olarak görüp bu hâl üzere vefat eden kimseler.
- Sahih (Fıkıhta)Şart ve rükünleri tam olan, dinen geçerli sayılan ibadet ya da akit.
- Sahih HadisSenedi kesintisiz, râvileri güvenilir, kusurdan uzak en üst dereceli hadis.
- SahurOruç tutmak üzere imsaktan önce yenilen yemek.
- SalâtNamaz; ayrıca dua, rahmet ve Hz. Peygamber’e yapılan hayır duası anlamlarına da gelir.
- SalavatHz. Peygamber’e rahmet ve esenlik dilemek.
- Salih Amelİman ile birlikte yapılan, Allah rızasına uygun iyi işler.
- SamedHiçbir şeye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu.
- ŞartBir ibadet ya da akdin geçerliliği için gerekli olan, fakat onun dışında bulunan unsur.
- ŞavtTavafta Kâbe’nin etrafındaki bir tam tur; sa‘yde Safâ ile Merve arasındaki bir gidiş.
- ŞâzGüvenilir râvinin, kendisinden daha güvenilir râvilere aykırı olarak naklettiği rivayet.
- ŞeâirDinin görünür işaretleri ve sembolleri.
- Sebep (Vaz’î Hüküm)Bir hükmün bağlandığı, varlığıyla o hükmü gerektiren durum.
- SecâvendMushaflarda durak yerlerini gösteren işaretler.
- SecdeAlnı, elleri, dizleri ve ayak parmaklarını yere koyarak yapılan en ileri kulluk hâli.
- Sedd-i ZerâiHarama götüren yolların kapatılması ilkesi.
- ŞefaatAhirette Allah’ın izniyle bir kimsenin bağışlanması için aracılık edilmesi.
- ŞehâdetŞahitlik etmek; ayrıca Allah yolunda can vermek.
- Şehâdet (Tanıklık)Bir olayı bildiği şekilde yargı önünde bildirmek; tanıklık.
- ŞehitAllah yolunda canını veren kimse.
- Sehiv SecdesiNamazda yanılarak bir vâcibin terk edilmesi hâlinde sonda yapılan iki secde.
- Sekerât (Can Çekişme)Ölüm anında yaşanan zorluk ve baygınlık hâli.
- SelâmMüslümanların birbirine esenlik dilemesi; “es-selâmü aleyküm” demek.
- Selâm (Namazda)Namazdan sağa ve sola “es-selâmü aleyküm ve rahmetullah” denerek çıkmak.
- Selefİlk üç neslin oluşturduğu öncü Müslüman kuşaklar.
- ŞemâilHz. Peygamber’in fizikî özelliklerini, huylarını ve günlük yaşayışını anlatan rivayetler.
- Senet (İsnad)Bir hadisin kaynağına kadar uzanan râvi zinciri.
- ŞerKötülük ve zarar; hayrın karşıtı.
- ŞerhBir metnin açıklanması; hadis ve fıkıh kitaplarına yazılan yorum eserleri.
- ŞeriatAllah’ın kulları için koyduğu dinî hükümlerin bütünü.
- Setr-i AvretNamazda ve insanlar arasında örtülmesi gereken yerleri örtmek.
- Sevapİyi amellere karşılık verilen mükâfat.
- Şevval OrucuRamazan Bayramı’ndan sonra Şevval ayında tutulan altı günlük nafile oruç.
- Şeytanİnsanı kötülüğe çağıran, hakktan uzaklaştırmaya çalışan varlık; İblis ve ona uyanların adı.
- ŞifaHastalıktan kurtulup sağlığa kavuşmak.
- Sihir (Büyü)Gizli yollarla etki edildiği iddia edilen işler; dinen yasaklanmıştır.
- SikaAdalet ve zabt şartlarını taşıyan, rivayeti kabul edilen güvenilir râvi.
- ŞirkAllah’a zâtında, sıfatlarında veya fiillerinde ortak koşmak; tevhidin zıddı olan en büyük günah.
- Şirket (Ortaklık)İki ya da daha fazla kişinin sermaye veya emek birleştirerek kazanç elde etmek üzere kurduğu ortaklık.
- SiyerHz. Peygamber’in hayatını konu edinen ilim dalı ve bu alanda yazılan eserler.
- SıdkDoğruluk ve dürüstlük; peygamberlerin sözlerinde ve işlerinde yalandan uzak olması.
- Sıfât-ı SelbiyyeAllah hakkında düşünülmesi imkânsız olan eksikliklerin O’ndan uzak olduğunu ifade eden sıfatlar.
- Sıfât-ı SübûtiyyeAllah’ta bulunduğu kesin olarak bildirilen sıfatlar: hayat, ilim, işitme, görme, irade, kudret, kelâm ve tekvîn.
- Sıla-i RahimAkrabalık bağlarını koruyup ziyaret ve yardımla canlı tutmak.
- SıratAhirette üzerinden geçileceği bildirilen yol.
- Sırât-ı MüstakimDosdoğru yol; Kur’an ve sünnetin gösterdiği istikamet.
- Sohbetİlim ve ahlâk üzerine yapılan faydalı konuşma ve birliktelik.
- SübhânekeNamaza başlarken okunan, Allah’ı tenzih eden dua.
- Suffe (Ashâb-ı Suffe)Mescid-i Nebî’nin bir bölümünde kalan, kendini ilme veren yoksul sahâbîler.
- ŞükürNimeti bilip sahibine teşekkür etmek ve onu yerinde kullanmak.
- Şükür SecdesiBir nimete kavuşunca yahut bir sıkıntıdan kurtulunca şükür için yapılan secde.
- SünenFıkıh konularına göre düzenlenmiş hadis kitabı türü.
- SünnetHz. Peygamber’in söz, fiil ve onayları; ayrıca yapılması tavsiye edilen dinî davranış.
- Sünnet-i MüekkedeHz. Peygamber’in devamlı yaptığı, terkini nadiren tercih ettiği kuvvetli sünnet.
- Sünnet-i SeniyyeHz. Peygamber’in yüce sünneti; onun hayat tarzının bütünü.
- SünnetullahAllah’ın kâinatta ve toplumlarda koyduğu değişmez kanunlar.
- Şüphe (Şübhe)Helâl mi haram mı olduğu açıkça belli olmayan durum.
- SûrKıyametin kopması ve dirilişin başlaması için üflenecek olan boru.
- Şûraİşleri danışarak karara bağlamak; istişare.
- SûreKur’an’ın âyetlerden oluşan, başı ve sonu belirli bölümlerinden her biri.
- Süt Kardeşliği (Radâ)Emzirme yoluyla doğan ve evlenme engeli oluşturan yakınlık.
T 44 terim Harf sayfası →
- Ta‘zîrMiktarı nasla belirlenmemiş, yetkili merciin takdirine bırakılan cezalar.
- TâbiînSahâbeyi görüp Müslüman olarak vefat eden nesil.
- TaharetMaddî ve hükmî temizlik; ibadete hazırlık için pislikten ve hades hâlinden arınmak.
- TahiyyâtNamazın oturuşlarında okunan, selâm ve şehâdet ifadeleri içeren dua.
- Tahiyyetü’l-MescidMescide girildiğinde oturmadan önce kılınan iki rekâtlık nafile namaz.
- TahricBir hadisin kaynaklarını tespit edip yerini ve derecesini göstermek.
- Taklitİctihad ehliyeti bulunmayan kimsenin bir müctehidin görüşüne uyması.
- TakvâAllah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyarak günahlardan sakınmak.
- Talâk (Boşanma)Evlilik bağının kocanın beyanıyla ya da yargı kararıyla sona ermesi.
- TarikatTasavvufî terbiye için oluşmuş yol ve bu yolu izleyen topluluk.
- TasavvufNefsi terbiye ederek kalbi arındırmayı ve ihlâsla kulluğu hedefleyen ilim ve yaşayış.
- TavafKâbe’nin etrafında yedi kez dönerek yapılan ibadet.
- TebliğAllah’ın buyruklarını eksiksiz biçimde insanlara ulaştırmak; peygamberlerin temel görevi.
- Teçhiz ve TekfinCenazenin yıkanması, kefenlenmesi ve defne hazırlanması.
- TecvidKur’an harflerini doğru mahreç ve sıfatlarıyla okuma ilmi.
- TefekkürVarlık ve olaylar üzerinde düşünerek Allah’ın kudretini kavramaya çalışmak.
- TefsirKur’an âyetlerinin anlamlarını açıklayan ilim ve bu alanda yazılan eserler.
- TeheccüdGece bir süre uyuduktan sonra kalkıp kılınan nafile namaz.
- Tekbir“Allahü ekber” diyerek Allah’ın büyüklüğünü dile getirmek.
- Tekbîr-i TeşrîkKurban Bayramı günlerinde farz namazların ardından söylenen belirli tekbir.
- TekfirBir Müslümanı kâfir saymak, dinden çıkmış ilan etmek.
- Telbiyeİhramlıyken tekrarlanan “Lebbeyk Allahümme lebbeyk” çağrısı.
- TelkinVefat etmek üzere olan kimseye kelime-i tevhidi hatırlatmak.
- Temettu HaccıAynı yolculukta önce umre yapıp ihramdan çıktıktan sonra hac için yeniden ihrama girmek.
- TenzihAllah’ı yaratılmışlara ait eksiklik ve benzerliklerden uzak tutmak, yüce bilmek.
- TeravihRamazan gecelerinde yatsıdan sonra kılınan sünnet namaz.
- TertîlKur’an’ı ağır ağır, harflerin hakkını vererek ve anlamını düşünerek okumak.
- TesbihAllah’ı noksan sıfatlardan tenzih etmek; “sübhânallah” demek.
- Teşbih (Benzetme)Allah’ı yaratılmışlara benzetmek; kelam ilminde kaçınılması gereken bir yaklaşım.
- TesbihatNamazdan sonra yapılan tesbih, zikir ve dualar.
- TeşehhüdNamazın oturuşunda kelime-i şehâdeti söylemek.
- TesettürDinin belirlediği ölçüler içinde örtünmek.
- TevazuAlçakgönüllülük; kendini büyük görmemek.
- TevekkülGerekeni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakmak, O’na güvenmek.
- TevhidAllah’ın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde eşi benzeri bulunmadığına inanmak; birlemek.
- TevilBir lafzı, delile dayanarak ilk akla gelen anlamından başka bir anlama yormak.
- Tevrat ve İncilHz. Mûsâ ve Hz. Îsâ’ya indirilen ilâhî kitaplar.
- TeyemmümSu bulunmadığında veya kullanılamadığında toprak cinsi bir şeyle yapılan hükmî temizlik.
- TezhipAltın ve boya ile yapılan kitap süsleme sanatı.
- TicaretKazanç elde etmek amacıyla mal alıp satmak; dinen teşvik edilen kazanç yolu.
- TilâvetKur’an’ı usulüne uygun biçimde okumak.
- Tilâvet SecdesiKur’an’daki secde âyetlerini okuyunca ya da işitince yapılan secde.
- Tirmizî (Sünen)Kütüb-i sitteden biri olan, rivayetlerin derecesini belirtmesiyle tanınan hadis kitabı.
- TövbeGünahtan pişman olup Allah’a dönmek ve bir daha yapmamaya karar vermek.
U · Ü 10 terim Harf sayfası →
- Üç AylarRecep, Şaban ve Ramazan aylarına Anadolu’da verilen ad.
- ÜcretYapılan iş ya da kullanılan mal karşılığında ödenen bedel.
- UcubKendini beğenmek, yaptığı iyiliği çok görmek.
- Uhud SavaşıHicretin üçüncü yılında Medine yakınındaki Uhud dağı eteklerinde yapılan savaş.
- Ulûhiyetİlâh olma, ibadete lâyık tek varlık olma vasfı; yalnız Allah’a mahsustur.
- ÜmmetAynı peygambere inanan topluluk; geniş anlamda insan topluluğu.
- UmreYılın herhangi bir zamanında ihrama girip Kâbe’yi tavaf ve sa‘y ederek yapılan ziyaret.
- Usûl-i FıkıhŞer’î delillerden hüküm çıkarma yöntemlerini inceleyen ilim dalı.
- UşürToprak ürünlerinden verilen zekât; onda bir ya da yirmide bir oranında.
- UzletZararlı ortamlardan ve gereksiz kalabalıktan uzak durmak.
V 20 terim Harf sayfası →
- VâcipHanefî usulünde, kesinliği farz derecesine ulaşmayan delille sabit olan gerekli hüküm.
- VahdâniyetAllah’ın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde bir ve tek olması; ortağı bulunmaması.
- VahiyAllah’ın peygamberlerine bildirdiği ilâhî bilgi ve bu bildirmenin özel yolu.
- VakfKur’an okurken uygun bir yerde nefes alarak durmak.
- VakfeHacda Arafat ve Müzdelife’de belirli vakitte bulunmak.
- Vakit (Namaz Vakitleri)Her namazın kılınması için belirlenmiş zaman dilimi.
- VakıfBir malın mülkiyetten çıkarılıp gelirinin sürekli olarak hayra tahsis edilmesi.
- VârisVefat eden kimsenin mirasından pay alan kişi.
- VasiyetKişinin vefatından sonra yapılmasını istediği işleri bildirmesi.
- Veda HaccıHz. Peygamber’in hicretin onuncu yılında yaptığı ilk ve tek hac.
- Veda HutbesiHz. Peygamber’in Veda Haccı’nda Arafat’ta yaptığı konuşma.
- Veda TavafıMekke’den ayrılmadan önce yapılan son tavaf; sader tavafı.
- VekâletBir işin başkası adına yapılması için verilen yetki; kurban ve hacda yaygın uygulama.
- Velî (Allah Dostu)Allah’a yakın, takvâ sahibi kul; evliya kelimesinin tekili.
- Velî (Nikâhta)Nikâhta tarafın adına hareket eden ya da rızası aranan yakın; geniş anlamda koruyucu.
- VeraŞüpheli şeylerden dahi sakınarak titiz bir dindarlık yaşamak.
- VesveseKalbe gelen kuruntu ve şüphe telkinleri.
- VicdanKişinin iyiyi kötüyü ayırt eden ve kendini sorgulayan iç sesi.
- VirdDüzenli olarak belirli vakitlerde okunan dua ve zikirler.
- Vitir NamazıYatsıdan sonra kılınan, Hanefî mezhebinde vâcip olan üç rekâtlık namaz.
Y 4 terim Harf sayfası →
Z 14 terim Harf sayfası →
- ZabtRâvinin duyduğunu doğru biçimde koruyup eksiksiz aktarabilme gücü.
- Zamm-ı SûreNamazda Fâtiha’dan sonra okunan ilâve sûre veya âyetler.
- ZaruretCan, akıl, nesil, mal veya dinin tehlikeye girmesi hâlinde ortaya çıkan mecburiyet.
- Zaruriyyât-ı DîniyyeDinde kesin olarak bilinen, inkârı imanı zedeleyen temel hükümler.
- Zayıf HadisSahih ve hasen şartlarını taşımayan, kabul derecesi düşük rivayet.
- Zebh (Kesim)Etinden yararlanılacak hayvanın dinî usule göre kesilmesi.
- ZekâtBelirli bir zenginliğe ulaşan Müslümanın malından, belirlenen oranda ihtiyaç sahiplerine vermesi gereken pay.
- ZemzemMekke’de Kâbe yakınındaki kuyudan çıkan, hacıların içtiği mübarek su.
- ZikirAllah’ı anmak; dil ve kalple O’nu hatırlamak.
- ZilhicceHicri takvimin son ayı; hac ibadetinin ve Kurban Bayramı’nın yapıldığı ay.
- Zimmîİslam devletinin koruması altında yaşayan gayrimüslim vatandaş.
- Ziyaret TavafıHaccın rüknü olan, bayram günlerinde yapılan tavaf; tavâf-ı ifâza.
- ZühdDünyaya gönül bağlamamak, elindekine esir olmamak.
- ZulümBir şeyi yerinden başka yere koymak; haksızlık etmek, hakkı çiğnemek.
Bu sözlükteki tanımlar, klasik kaynaklardaki bilgiler esas alınarak kendi cümlelerimizle hazırlanmıştır. Fıkhî açıklamalarda Hanefî mezhebi esas alınmış, gerekli görülen yerlerde diğer mezheplerin farklı görüşüne işaret edilmiştir. Sözlük tanımları bilgilendirme amaçlıdır; şahsınıza ait bir durumda kesin hüküm için müftülüğe ya da Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Alo 190 Dinî Soruları Cevaplama Hattı’na danışınız.