🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Kur’an-ı Kerim’in İnişi ve Derlenmesi

Kur'an BilgileriGüncelleme: 21 Eylül 20268 dk okuma

Kur'an-ı Kerim'in vahyi, 23 yılda parça parça inişi, vahiy kâtipleri, Hz. Ebû Bekir döneminde cem'i ve Hz. Osman döneminde çoğaltılması.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Kur'an-ı Kerim Nedir?
  • Vahiy ve Vahyin Geliş Şekilleri
  • Kur'an'ın İnişi

Kur’an-ı Kerim Nedir?

Kur’an-ı Kerim, Allah Teâlâ’nın Cebrâil (a.s.) aracılığıyla Hz. Muhammed’e (s.a.v.) Arapça olarak indirdiği, mushaflarda yazılı olan, tevatürle nakledilen ve okunmasıyla ibadet edilen ilahi kelamdır. Fâtiha Suresi ile başlar, Nâs Suresi ile sona erer. 114 sureden ve Kûfe sayımına göre 6236 ayetten oluşur. Kur’an, kendisinin Allah tarafından korunacağını bildirir: “Kur’an’ı şüphesiz biz indirdik, onun koruyucusu da elbette biziz” (Hicr Suresi, 15/9).

Vahiy ve Vahyin Geliş Şekilleri

Vahiy, Allah’ın peygamberlerine bildirmek istediği şeyleri özel bir yolla iletmesidir. Hadislerde vahyin Peygamberimize farklı şekillerde geldiği anlatılır. Hz. Âişe’nin rivayetine göre Peygamberimiz, vahyin bazen çıngırak sesi gibi geldiğini ve bunun kendisine en ağır gelen şekil olduğunu, bazen de meleğin insan suretinde gelip konuştuğunu bildirmiştir (Buhârî, Bed’ü’l-vahy 2; Müslim, Fezâil 87). Vahyin başlangıcı ise sadık rüyalarla olmuştur.

Kur’an ayetlerinin tamamı, Cebrâil aracılığıyla ve uyanıkken gelen vahiyle indirilmiştir. Bu nedenle Kur’an’ın lafzı da manası da Allah’a aittir.

Kur’an’ın İnişi

İlk ve Son Ayetler

Kur’an’ın inişi 610 yılının Ramazan ayında, Kadir Gecesi’nde başlamıştır (Bakara Suresi, 2/185; Kadr Suresi, 97/1). İlk inen ayetler Alak Suresi’nin ilk beş ayetidir. Son inen ayet hakkında farklı görüşler vardır; Bakara Suresi’nin 281. ayetinin son inen ayet olduğu görüşü yaygındır. Mâide Suresi’nin 3. ayeti ise Vedâ Haccı’nda inmiş ve dinin tamamlandığını bildirmiştir.

Parça Parça İniş (Tencîm)

Kur’an bir defada değil, yaklaşık yirmi üç yıl içinde olaylara ve ihtiyaçlara göre parça parça indirilmiştir. Bazen tek bir ayet, bazen birkaç ayet, bazen de bütün bir sure inmiştir. Müşriklerin “Kur’an ona bir defada indirilmeli değil miydi?” itirazına Kur’an şöyle cevap verir: “Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle parça parça indirdik ve onu tane tane okuduk” (Furkân Suresi, 25/32).

Bu tarz inişin hikmetleri şöyle sıralanabilir:

  • Peygamberimizin kalbini güçlendirmek ve onu teselli etmek,
  • Ayetlerin ezberlenmesini ve anlaşılmasını kolaylaştırmak,
  • Hükümleri aşamalı olarak koymak; içkinin yasaklanmasında olduğu gibi,
  • Ortaya çıkan olaylara ve sorulara zamanında cevap vermek.

Mekkî ve Medenî Sureler

Hicretten önce inen surelere Mekkî, hicretten sonra inen surelere Medenî sureler denir. Mekkî sureler genellikle kısa ayetli olup iman, ahiret ve ahlak konularını işler. Medenî sureler ise daha uzun ayetli olup ibadet, aile, hukuk ve toplum düzeniyle ilgili hükümleri içerir.

Peygamberimiz Döneminde Kur’an’ın Korunması

Ezber

Peygamberimiz, inen ayetleri hemen ezberler ve sahabilere okurdu. Sahabiler de bu ayetleri ezberler, namazlarda okurlardı. Arapların güçlü hafıza geleneği, bu ezber kültürünü destekliyordu. Peygamberimiz döneminde Kur’an’ın tamamını ezberlemiş pek çok sahabi vardı.

Yazı: Vahiy Kâtipleri

Peygamberimiz, bir ayet indiğinde okuma yazma bilen sahabileri çağırır ve ayetin hangi surede, hangi ayetten sonra yazılacağını bildirirdi. Bu sahabilere “vahiy kâtipleri” denir. Zeyd b. Sâbit, Übey b. Kâ’b, Hz. Ali, Hz. Osman, Abdullah b. Mes’ûd ve Muâviye b. Ebû Süfyân bunların en tanınmışlarıdır. Ayetler; deri, kemik, hurma dalı, yassı taş ve parşömen gibi malzemelere yazılırdı.

Arza (Mukabele)

Cebrâil (a.s.), her Ramazan ayında o güne kadar inmiş olan Kur’an ayetlerini Peygamberimizle karşılıklı okurdu. Peygamberimizin vefat ettiği yıl bu karşılıklı okuma iki defa yapılmıştır (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 7). Bu uygulama, günümüzdeki mukabele geleneğinin kaynağıdır.

Hz. Ebû Bekir Döneminde Cem’

Peygamberimizin vefatından sonra, 633 yılında yapılan Yemâme Savaşı’nda çok sayıda hafız sahabi şehit oldu. Bunun üzerine Hz. Ömer, Kur’an’ın kaybolmaması için bir araya toplanması gerektiğini Halife Hz. Ebû Bekir’e teklif etti. Hz. Ebû Bekir önce “Resûlullah’ın yapmadığı bir şeyi nasıl yaparım?” diyerek tereddüt etti; ancak sonra bu teklifin hayırlı olduğuna kanaat getirdi.

Bu görev, genç, güvenilir ve Peygamberimizin vahiy kâtibi olan Zeyd b. Sâbit’e verildi. Zeyd, hem kendi hafızasına hem de sahabilerin elindeki yazılı malzemelere dayanarak titiz bir çalışma yaptı. Yazılı bir ayeti kabul etmek için, onun Peygamberimizin huzurunda yazıldığına dair iki şahit istendi. Bu çalışma sonunda Kur’an’ın tamamı bir araya getirildi ve “Mushaf” adı verildi (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 3). Bu Mushaf, Hz. Ebû Bekir’in, ardından Hz. Ömer’in, sonra da Hz. Hafsa’nın yanında muhafaza edildi.

Hz. Osman Döneminde Çoğaltma

İslam coğrafyası genişledikçe farklı bölgelerdeki Müslümanlar arasında Kur’an’ın okunuşu konusunda ihtilaflar baş gösterdi. Ermenistan ve Azerbaycan seferine katılan Huzeyfe b. Yemân, bu ihtilafları görünce Halife Hz. Osman’a durumu bildirdi. Hz. Osman, Hz. Hafsa’nın yanındaki Mushaf’ı istetti ve Zeyd b. Sâbit, Abdullah b. Zübeyr, Saîd b. Âs ve Abdurrahman b. Hâris’ten oluşan bir heyete bu Mushaf’ın çoğaltılması görevini verdi. İhtilaf durumunda Kur’an’ın Kureyş lehçesiyle indiği göz önünde bulundurularak Kureyş lehçesi esas alındı (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 3).

Çoğaltılan nüshalar Mekke, Kûfe, Basra ve Şam gibi merkezlere gönderildi; bir nüsha Medine’de bırakıldı. Bu nüshalara “Mushaf-ı Osmânî” veya “İmam Mushaf” denir. Bugün dünyanın her yerinde okunan Kur’an, bu nüshalarla aynıdır.

Harekeleme ve Noktalama

İlk mushaflarda harf noktaları ve harekeler yoktu; çünkü Araplar kendi dillerini bunlar olmadan da doğru okuyabiliyordu. İslam’a Arap olmayan milletlerin girmesiyle okuma hatalarının önüne geçmek için Emevîler döneminde önce Ebü’l-Esved ed-Düelî’ye nispet edilen harekeleme, ardından Nasr b. Âsım ve Yahyâ b. Ya’mer’e nispet edilen harf noktaları eklendi. Daha sonra Halîl b. Ahmed, bugünkü hareke sistemini geliştirdi. Bu çalışmalar metne hiçbir ekleme yapmamış, sadece okunuşu kolaylaştırmıştır.

Sonuç

Kur’an-ı Kerim, iniş anından itibaren hem ezber hem de yazı yoluyla titizlikle korunmuş, tevatürle nesilden nesile aktarılmıştır. Bu durum, Allah’ın onu koruma vaadinin tarih içindeki tecellisidir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Hicr Suresi (15/9); Furkân Suresi (25/32); Kadr Suresi (97/1); Buhârî, Bed'ü'l-vahy 2-3; Buhârî, Fezâilü'l-Kur'ân 3; Zerkeşî, el-Burhân fî ulûmi'l-Kur'ân; Suyûtî, el-İtkān fî ulûmi'l-Kur'ân; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kur'an" ve "Mushaf" md.

YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Hicr Suresi (15/9); Furkân Suresi (25/32); Kadr Suresi (97/1)
  2. Buhârî, Bed'ü'l-vahy 2-3; Buhârî, Fezâilü'l-Kur'ân 3
  3. Zerkeşî, el-Burhân fî ulûmi'l-Kur'ân
  4. Suyûtî, el-İtkān fî ulûmi'l-Kur'ân
  5. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kur'an" ve "Mushaf" md.

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.