🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Tövbe ve Günahlar ile İlgili Sık Sorulan Sorular

Tevbe ve günahla ilgili en çok sorulan sorular: tevbenin şartları, istiğfar, tevbe namazı, kul hakkı, büyük küçük günahlar, tekrarlanan günahlar ve telafi yolları.

Tevbe, işlenen bir günahtan pişman olup onu bırakmak ve Allah'a dönmektir. Günah ise Allah'ın koyduğu sınırı aşmak, emri terk etmek veya yasağı işlemektir. Bu sayfada tevbe ve günah konusunda en sık sorulan soruları bir araya getirdik. Tevbenin şartları, istiğfarın anlamı, tevbe namazının kılınışı, kul hakkının ödenmesi ve helalleşme, büyük ve küçük günah ayrımı, tekrarlanan günahlar, bağımlılıklar, umutsuzluk ve vesvese, kazaya kalmış ibadetlerin telafisi ve günahtan korunma yolları tek tek ele alındı.

Cevaplar Hanefî mezhebi esas alınarak, Diyanet İşleri Başkanlığı ilmihal çizgisinde ve sade bir dille hazırlandı. Gerektiği yerde Şâfiî mezhebindeki farklı görüşe de işaret edildi. Âlimler arasında görüş farkı bulunan konularda bu durum ayrıca belirtildi. Burada okuduklarınız genel bilgi niteliğindedir; kendi durumunuza özel kesin bir hüküm için bağlı bulunduğunuz müftülüğe ya da Alo 190 Dinî Sorular Hattı'na danışmanızı tavsiye ederiz.

73 soru ve cevap · 9 başlık

Tevbe Nedir, Şartları Nelerdir

Tevbe nedir, ne anlama gelir?

Tevbe, sözlükte dönmek demektir. Dinî anlamda ise işlediği günahtan pişman olup onu terk etmek ve Allah'a yönelmektir. Tevbe yalnızca dille söylenen bir cümle değildir; kalpteki pişmanlık, davranışta değişiklik ve bir daha yapmama kararını birlikte içerir. Kur'an'da Allah'ın tevbeleri çokça kabul eden olduğu bildirilir. Tevbe için özel bir makam, aracı veya tören gerekmez. Kişi bulunduğu yerde, kendi diliyle, kimseye duyurmadan Allah'a dönebilir.

Tövbe ve İstiğfar Adabı →Tevbe →Tövbe Konusu →

Tevbenin şartları nelerdir?

Âlimler tevbenin üç temel şartı üzerinde birleşir. Birincisi pişmanlık: yapılan işin yanlış olduğunu kalpten kabul etmek. İkincisi terk: günahı hemen bırakmak. Üçüncüsü azim: bir daha dönmemeye kesin karar vermek. Günah bir kul hakkıyla ilgiliyse buna dördüncü bir şart eklenir: hakkı sahibine ödemek veya helalliğini istemek. Bu şartlar yerine geldiğinde tevbe geçerli sayılır. Dil ile istiğfar etmek bu şartları tamamlayan güzel bir davranıştır.

Tövbe ve İstiğfar Adabı →Kul Hakkı ve Helalleşme →

Tevbe ile istiğfar arasında ne fark var?

İstiğfar, Allah'tan bağışlanma dilemektir; genellikle dil ile yapılan bir duadır. Tevbe ise pişmanlık, terk ve bir daha yapmama kararını içeren daha geniş bir dönüştür. Yani istiğfar tevbenin sözlü yüzü, tevbe ise işin bütünüdür. Günahı bırakmadan sadece dil ile istiğfar etmek eksik kalır. Bununla birlikte istiğfarı dilden düşürmemek tavsiye edilir; günahı olmayan kişi de istiğfar eder, çünkü istiğfar kulluğun ve tevazuun ifadesidir.

İstiğfar →Tevbe →Seyyidül İstiğfar Duası →

Tevbe için belirli bir vakit veya yer var mı?

Tevbenin belirli bir vakti ve yeri yoktur; her an ve her yerde yapılabilir. Yalnız bazı vakitlerde duanın kabulünün daha umulur olduğu bildirilmiştir: gecenin son üçte biri, seher saatleri, ezan ile kamet arası, secde hâli ve cuma günü. Bu vakitleri beklemek şart değildir. Günah işlendiği anda hemen tevbe etmek esastır; çünkü ertelemek kalbi katılaştırır. Bir fırsat bulduğunuzda abdest alıp sakin bir yerde Allah'a yönelmeniz tevbeyi daha derin yaşamanıza yardım eder.

Duanın Adabı ve Kabul Vakitleri →Gecenin Son Üçte Birinde Dua →Kulun Rabbine En Yakın Olduğu An →

Tevbe ederken hangi sözleri söylemem gerekir?

Belirli bir kalıbı söylemek zorunlu değildir; kendi cümlelerinizle de tevbe edebilirsiniz. Yaygın olarak "Estağfirullah el-azîm" veya "Allah'ım, yaptığımdan pişmanım, beni bağışla" gibi ifadeler kullanılır. Peygamberimizin öğrettiği Seyyidül İstiğfar duası tevbenin en kapsamlı sözlerinden kabul edilir. Hz. Âdem'in ve Hz. Yûnus'un Kur'an'da geçen duaları da tevbe dili için güzel örneklerdir. Önemli olan sözün ezberden akması değil, kalpten söylenmesidir.

Tövbe Duası (Hz. Âdem) →Hz. Yûnus Duası →Seyyidül İstiğfar →

Tevbemin kabul olduğunu nasıl anlarım?

Tevbenin kabul edilip edilmediğini kesin olarak bilmek mümkün değildir; bu Allah'ın bilgisindedir. Ancak âlimler bazı alametlerden söz eder: kişinin günaha karşı isteğinin azalması, ibadetlerine daha istekli yönelmesi, kalbinde huzur duyması ve eski çevresinden uzaklaşması. Bunlar görülüyorsa güzel bir yönelişten söz edilebilir. Kabul konusunda şüpheye düşüp tevbeyi bırakmak yanlıştır. Allah hakkında güzel düşünmek, kulluğun temel edeplerindendir.

Allah Hakkında Hüsnüzan Üzere Olmak →Kulum Beni Nasıl Zannederse →

Tevbe etmek için günahımı birine anlatmam gerekir mi?

Hayır, gerekmez. İslam'da günahı bir kişiye itiraf etme veya aracı üzerinden bağışlanma diye bir uygulama yoktur. Tevbe doğrudan Allah ile kul arasındadır. Aksine, işlenen günahı gizlemek ve yaymamak tavsiye edilmiştir; anlatmak hem kişinin itibarını hem başkalarının zihnini zedeler. Yalnız bir hak ihlali varsa, o hakkın sahibiyle konuşmak gerekir. Dinî bir meselede bilgi almak isterseniz günahınızı tek tek anlatmadan, konuyu genel biçimde sorabilirsiniz.

Hayâ Ancak Hayır Getirir →Tövbe ve İstiğfar Adabı →

Tevbe kapısı ne zamana kadar açıktır?

Tevbe kapısı kişinin ölüm anındaki can çekişme hâli başlayana kadar açıktır. Bu hâl başladıktan sonra yapılan dönüşün geçerli olmadığı bildirilmiştir. Ayrıca kıyamet alametlerinden bazılarının ortaya çıkmasıyla genel tevbe kapısının kapanacağı rivayet edilir. Buradan çıkan sonuç nettir: tevbeyi ertelemenin bir anlamı yoktur, çünkü ölümün vakti bilinmez. Bugün yapılabilen bir dönüşü yarına bırakmak, en çok kişinin kendisine zarar verir.

Sekerat →Ecel →Hüsn-i Hâtime Duası →

Günah Nedir, Büyük ve Küçük Günahlar

Günah nedir?

Günah, Allah'ın yapılmasını istediği bir şeyi terk etmek veya yasakladığı bir şeyi yapmaktır. Kur'an'da bunun için zenb, ism, seyyie gibi kelimeler kullanılır. Günah kişinin hem Allah ile bağını hem de kalbinin duyarlılığını zayıflatır. Bir günahın büyüklüğü işlenen fiile, verdiği zarara ve işleyenin durumuna göre değişir. İslam'da kimse doğuştan günahkâr sayılmaz; insan temiz bir yaratılışla dünyaya gelir ve kendi tercihlerinden sorumlu olur.

Günah →Helal ve Haram Kavramı →Fıtrat →

Büyük günah ile küçük günah arasındaki fark nedir?

Büyük günahlara kebâir, küçük günahlara sagâir denir. Büyük günahlar, hakkında ağır bir ceza, lanet veya kesin bir tehdit bildirilen fiillerdir; adam öldürmek, iftira, faiz, hırsızlık, içki gibi. Küçük günahlar ise bu derecede olmayan kusurlardır. Bu ayrımın sınırında âlimler arasında görüş farkı vardır; bazıları sayı verir, bazıları liste yapmaktan kaçınır. Küçük günahı hafife almak doğru değildir; süreklilik onu da büyütür.

Kebâir →Sagâir →Yedi Helak Edici Günah →

En büyük günah hangisidir?

Günahların en büyüğü şirk, yani Allah'a ortak koşmaktır. Kur'an'da şirkin dışındaki günahların bağışlanabileceği, şirkin ise tevbe edilmediği takdirde bağışlanmayacağı bildirilir. Şirkten sonra en ağır sayılan günahlar arasında haksız yere adam öldürmek, anne babaya karşı gelmek, iffetli bir kişiye zina iftirası atmak ve yalancı şahitlik yapmak sayılır. Şirke düşmüş bir kişi de kelime-i şehadetle ve tevbeyle dönebilir; o kapı da kapalı değildir.

Şirk →Yedi Helak Edici Günah →Kelime-i Şehadet →

Günah işleyen kişi dinden çıkar mı?

Ehl-i Sünnet inancına göre büyük günah işlemek kişiyi dinden çıkarmaz; o kişi günahkâr bir mümin sayılır. Dinden çıkma, inancın reddedilmesiyle veya dinin kesin bir hükmünü alaya alıp inkâr etmekle olur. Bu konu tarih boyunca tartışılmış; bazı grupların aşırı görüşleri Ehl-i Sünnet âlimlerince kabul görmemiştir. Bu yüzden kimseyi kolayca din dışı saymak doğru değildir. Kişinin durumu hakkında kesin hüküm vermek yerine, kendi hâlimizi düzeltmeye bakmak daha isabetlidir.

Ehl-i Sünnet ve Mezhepler →Tekfir →İman ve Akaid Soruları →

Dil ile işlenen günahlar nelerdir?

Dilin günahları çok ve kolay işlenir olduğu için üzerinde özellikle durulmuştur. Bunların başında yalan, gıybet, iftira, dedikodu taşımak, alay etmek, lakap takmak, küfür ve boş yere yemin etmek gelir. Gıybet, bir kişinin arkasından hoşlanmayacağı şeyi söylemektir; doğru olsa bile gıybet sayılır. Dil ile işlenen günahların çoğu aynı zamanda kul hakkı doğurur. Bu yüzden hem Allah'tan bağışlanma dilemek hem de kırılan kişiyle helalleşmek gerekir.

Gıybet ve Dedikodu →Gıybet Nedir →Düşünmeden Söylenen Söz →

Kalple işlenen günahlar var mı?

Vardır ve bunlar en çok ihmal edilen günahlardandır. Kibir, kendini beğenme, haset, kin tutmak, riya, cimrilik ve kötü zan kalbin hastalıklarıdır. Bunlar dışarıdan görünmediği için kişi kendini temiz sanabilir. Oysa niyetin bozulması ameli de boşa çıkarabilir. Bu günahların tedavisi muhasebe, yani kendini hesaba çekmek ve sade bir hayat alışkanlığı edinmektir. Kalbi temizlemek bir anda değil, uzun bir alışkanlık değişimiyle olur.

Kibir →Riya →Muhasebe →

Bilmeden işlenen günahtan sorumlu olur muyum?

Bilmeyerek, unutarak veya zorlanarak yapılan işlerden kişinin hesaba çekilmeyeceği bildirilmiştir. Ancak bu, öğrenme sorumluluğunu kaldırmaz. Kişi günlük hayatında karşılaştığı ibadet ve helal haram meselelerini öğrenmekle yükümlüdür; öğrenebilecek durumda olup ihmal etmek mazeret sayılmaz. Bir konuyu bilmediğinizi fark ettiğinizde doğrusunu öğrenmek ve varsa telafi etmek yeterlidir. Geçmiş için kendinizi suçlamak yerine bundan sonrasını düzeltmeye bakın.

Hata, Unutma ve Zorlama →Farz, Vacip, Sünnet, Mekruh Nedir →

Günah işlemeyi düşünmek de günah mıdır?

Hayır. Akla gelen düşünceden ve içten geçen istekten kişi sorumlu tutulmaz. Sorumluluk, o düşüncenin kararlı bir niyete ve fiile dönüşmesiyle başlar. Hadislerde kulun iyilik niyetinin sevap olarak yazıldığı, kötülüğe yönelen ama vazgeçen kişinin ise günah yazılmadığı bildirilmiştir. Bu nedenle aklından geçen kötü düşünceler yüzünden kendini suçlayıp bunalmak gereksizdir. Yapılması gereken, o düşünceyle meşgul olmayı bırakıp başka bir işe yönelmektir.

İyilik ve Kötülüklerin Yazılması →Ameller Niyetlere Göredir →

Tevbe Namazı, İstiğfar ve Dualar

Tevbe namazı nasıl kılınır?

Tevbe namazı iki rekât nafile olarak kılınır. Abdest alınır, kıbleye dönülür ve tevbe niyetiyle namaza başlanır. Her rekâtta Fâtiha ve ardından bildiğiniz bir sûre okunur; özel bir sûre şartı yoktur. Namazdan sonra eller kaldırılıp pişmanlık dile getirilir, istiğfar edilir ve bağışlanma dilenir. Tevbe namazı farz değil, müstehap bir nafiledir; kılınmadan da tevbe geçerlidir. Ancak namazla birlikte yapılan tevbe kişiye daha güçlü bir yöneliş duygusu verir.

Tevbe Namazı →Hacet ve Tövbe Namazı →Tövbe Namazı ve Duası →

Tevbe namazı hangi vakitte kılınır?

Tevbe namazı kerahet vakitleri dışında her zaman kılınabilir. Kerahet vakitleri güneşin doğuşu, tam tepede bulunduğu an ve batışa yakın zamandır; bu üç kısa aralıkta nafile namaz kılınmaz. Bunun dışında gündüz veya gece fark etmez. Geceleyin, özellikle seher vaktinde kılınması tavsiye edilir. Günah işlendiği anda vakit uygun değilse tevbeyi erteleme gereği yoktur; hemen istiğfar edin, namazı uygun bir vakitte kılarsınız.

Nafile Namazlar →Kerahet Vakti →Teheccüd Namazı →

Günde kaç defa istiğfar etmeliyim?

Belirli bir sayı zorunlu değildir. Rivayetlerde Peygamberimizin günde yetmiş veya yüz defa istiğfar ettiği bildirilmiştir; bu bir ölçü olarak alınabilir. Sabah ve akşam belli bir sayıda istiğfar etmeyi alışkanlık hâline getirmek güzeldir. Sayıyı tutturmaya çalışırken kalbin katılmadığı bir tekrara dönüşmemesine dikkat edin. Az ama devamlı olan amelin makbul sayıldığı bildirilmiştir. Sayıyı takip etmek isterseniz zikirmatik aracından yararlanabilirsiniz.

Zikirmatik →Az da Olsa Devamlı Amel →Vird →

Seyyidül İstiğfar duası nedir, neden önemlidir?

Seyyidül İstiğfar, istiğfarların efendisi anlamına gelir. Peygamberimizin öğrettiği bu duada kul; Allah'ı rab olarak tanıdığını, O'nun nimetlerini kabul ettiğini, kendi günahını itiraf ettiğini ve yalnız O'nun bağışlayabileceğini dile getirir. Bu yönüyle tevbenin bütün unsurlarını bir araya toplar. Sabah ve akşam okunması tavsiye edilir. Arapçasını okuyamıyorsanız Türkçe anlamıyla da aynı duyguyla söyleyebilirsiniz; önemli olan mânayı kalbe geçirmektir.

Seyyidül İstiğfar Duası →Seyyidül İstiğfar →

Tevbe ederken hangi dualar okunabilir?

Kur'an'da geçen tevbe duaları bu iş için en güzel örneklerdir. Hz. Âdem'in "Rabbenâ zalemnâ enfüsenâ" duası, Hz. Yûnus'un balığın karnında ettiği dua, Hz. Mûsâ'nın istiğfarı ve "Rabbenağfir lenâ zünûbenâ" duası sık okunan metinlerdir. Bunların yanına Rabbenâ âtinâ duası ve kendi cümlelerinizle söyleyeceğiniz samimi sözler eklenebilir. Dua ederken aceleyle değil, anlamını düşünerek okumak tavsiye edilir.

Tövbe Duası (Hz. Âdem) →Rabbenağfir Lenâ Zünûbenâ Duası →Hz. Mûsâ İstiğfar Duası →

Allah'ın bağışlamayla ilgili isimleri hangileridir?

Esmâ-i hüsnâ içinde bağışlamayı anlatan birkaç isim vardır. el-Gafûr ve el-Gaffâr çok bağışlayan, et-Tevvâb tevbeleri kabul eden, el-Afüvv affı bol olan, er-Rahmân ve er-Rahîm ise merhameti geniş olan anlamına gelir. Bu isimleri anlamıyla öğrenmek, tevbe ederken kime yöneldiğimizi daha iyi kavramamıza yardım eder. Dua ederken bu isimleri anarak bağışlanma dilemek güzel bir edeptir.

el-Gafûr →et-Tevvâb →el-Afüvv →

Tevbe ederken ağlamak şart mı?

Hayır, şart değildir. Gözyaşı pişmanlığın bir işareti olabilir, fakat tevbenin geçerlilik şartı değildir. Herkesin duygusal tepkisi farklıdır; bazı insanlar ağlamadan da derin bir pişmanlık yaşar. Önemli olan kalpteki pişmanlık ve davranıştaki değişikliktir. Ağlayamadığı için tevbesinin kabul olmadığını düşünmek yanlıştır. Gözyaşı gelmiyorsa bunu da bir eksiklik olarak Allah'a arz edip istiğfara devam etmek yeterlidir.

Tövbe ve İstiğfar Adabı →Huşû →

Abdest almak ve namaz kılmak günahları siler mi?

Hadislerde güzelce alınan abdestin ve kılınan namazın küçük günahlara kefaret olduğu bildirilmiştir. Beş vakit namazın, kapıdan akıp geçen bir nehir gibi kişiyi temizlediği benzetmesi yapılır. Ancak bu kefaret küçük günahlar içindir. Büyük günahlar için ayrıca tevbe, kul hakkı varsa ödeme gerekir. Yani namaz kılmak, işlenen büyük bir günahın hesabını kendiliğinden kapatmaz. Namaz ile tevbe birbirini tamamlar; biri diğerinin yerini almaz.

Abdestle Günahların Dökülmesi →Beş Vakit Namaz Kapıdaki Nehir →Güzel Abdest ve İki Rekât Namaz →

Kul Hakkı ve Helalleşme

Kul hakkı nedir, neden ayrı tutulur?

Kul hakkı, bir insanın malına, bedenine, onuruna veya hakkına verilen zarardır. Allah'a karşı işlenen günahlar tevbe ile bağışlanabilirken, kul hakkı yalnız tevbe ile kapanmaz; hak sahibinin alacağı ödenmeli veya rızası alınmalıdır. Bunun sebebi basittir: burada zarar gören bir insan vardır. Hadislerde ahirette insanların birbirinden hak talep edeceği bildirilmiştir. Bu yüzden kul hakkı konusunda titiz olmak, en önemli günah önleme yollarından biridir.

Kul Hakkı ve Helalleşme →Kul Hakkı →Gerçek Müflis Kimdir →

Helalleşmek nasıl olur?

Helalleşmek, hak sahibine durumu bildirip rızasını almaktır. Mal ile ilgili bir hak varsa önce o mal veya karşılığı iade edilir, sonra helallik istenir. Söz ve onurla ilgili bir hak varsa özür dilemek ve gönlünü almak gerekir. Yüz yüze konuşmak en doğrudan yoldur; mümkün değilse telefonla veya bir mesajla da olabilir. Karşı taraf affetmezse üzerinize düşeni yapmış olursunuz; bu durumda onun için dua etmeye ve iyilikte bulunmaya devam edin.

Helalleşme →Kul Hakkı ve Helalleşme →

Hak sahibi vefat etmişse ne yaparım?

Hak sahibi vefat etmişse mal borcu mirasçılarına ödenir. Mirasçıları bilinmiyorsa veya bulunamıyorsa, borç miktarı hak sahibi adına hayır yoluna, yoksula veya hayır kurumuna verilir; bu konuda âlimler bu yolu uygun görmüştür. Mal dışı bir hak varsa, örneğin gıybet veya kırıcı söz, o kişi için istiğfar etmek, hayır dua etmek ve arkasından iyilikle anmak tavsiye edilir. Miktarı veya yöntemi netleştirmek için müftülüğe danışmanız faydalı olur.

Miras Hukukuna Giriş →Vefat Edenler İçin Dua →Sadaka ve Sadaka-i Cariye →

Gıybet ettiğim kişiye gidip söylemem gerekir mi?

Bu konuda âlimler arasında görüş farkı vardır. Bir görüşe göre gıybet edilen kişiye durumu bildirip helallik istemek gerekir. Diğer görüşe göre, kişi gıybeti bilmiyorsa söylemek yeni bir kırgınlık doğuracağı için doğru olmaz; bu durumda istiğfar etmek, o kişi için dua etmek ve arkasından iyilikle anmak yeterlidir. Söylemenin fayda getireceğini düşünüyorsanız yüz yüze özür dileyin; zarar vereceğini düşünüyorsanız sessiz telafiyi seçin.

Gıybet ve Dedikodu →Gıybet Nedir →Kardeşine Gıyabında Dua →

Haksız kazandığım parayı nasıl temizlerim?

Haksız yolla elde edilen malın asıl yolu sahibine iadedir. Sahibi belliyse ona verilir. Sahibi bilinmiyorsa, bu mal kişinin kendi harcamasına girmez; sahibi adına sadaka olarak hayır yoluna verilir. Buradan kişiye sevap beklenmez, yalnız üzerindeki yük kalkar. Faiz geliri, rüşvet, kumar kazancı ve aldatmayla elde edilen kâr bu kapsamdadır. Miktarın tam hesabı karışıksa yaklaşık bir hesap yapıp fazlasını vermek daha ihtiyatlı olur.

Ticaret Ahlakı →Faiz ve Kredi →Rüşvet →

Anne babamı üzdüm, nasıl telafi ederim?

Anne baba hakkı, kul hakları içinde en ağır olanlardan sayılır. Telafinin yolu önce özür dilemek, sonra davranışı kalıcı olarak değiştirmektir. Düzenli ziyaret, telefonla hâl hatır sormak, ihtiyaçlarını karşılamak ve seslerini yükseltmeden konuşmak bu telafinin pratik adımlarıdır. Vefat etmişlerse arkalarından dua etmek, hayır yapmak ve bıraktıkları güzel âdetleri sürdürmek tavsiye edilir. Bu konuda geç kalındığını düşünmek yerine bugünden başlamak doğrusudur.

Anne Babaya İyilik →Vaktinde Namaz ve Anne Babaya İyilik →Anne Baba İçin Dua →

Kardeşimle veya komşumla aramız bozuk, bu günah mı?

Müslümanın müslümanla üç günden fazla dargın kalmasının doğru olmadığı bildirilmiştir. Akrabalık bağını koparmak ise daha ağır bir kusurdur. Kusur karşı tarafta olsa bile ilk adımı atan daha hayırlı sayılır. Selam vermek, kısa bir mesaj yazmak veya bir vesileyle ziyarete gitmek buzu çözen adımlardır. Karşı taraf yanıt vermezse üzerinize düşeni yapmış olursunuz. Bu konuda sabırlı olmak ve kapıyı kapatmamak esastır.

Üç Günden Fazla Küsmek →Sıla-i Rahim Rızkı Genişletir →Komşu Hakkı →

Borcumu ödeyemiyorum, bu kul hakkı mıdır?

Ödeme gücü olduğu hâlde borcunu geciktirmek haksızlık sayılır. Ancak gerçekten ödeyemeyecek durumdaysa kişi suçlu değildir; yapması gereken alacaklıya durumu açıkça anlatmak ve bir ödeme planı üzerinde anlaşmaktır. Kaçmak, haber vermemek ve sözünü tutmamak hem borcu hem kırgınlığı büyütür. Borçtan kurtulmak için dua etmek ve israfı kesmek de bu sürecin parçasıdır. Alacaklının bir kısmından vazgeçmesi ise ona büyük sevap kazandırır.

Zenginin Borcunu Geciktirmesi Zulümdür →Borç Duası →Borç →

Tekrarlanan Günahlar ve Alışkanlıklar

Aynı günahı tekrar işliyorum, tevbem geçersiz mi oldu?

Hayır, geçmiş tevbeniz geçersiz olmaz. Her tevbe kendi zamanı için geçerlidir. Aynı günaha dönmek yeni bir tevbeyi gerektirir; tevbe kapısı tekrar tekrar açıktır. Rivayetlerde kulun her defasında tevbe etmesinin, Allah'ın her defasında bağışlamasının önünü kapatmadığı bildirilmiştir. Yanlış olan, tekrar edeceğim diye tevbeyi bırakmaktır. Bir alışkanlığın kırılması zaman alır; bu sürede her düşüşten sonra kalkmak, hiç kalkmamaktan çok daha hayırlıdır.

Tövbe ve İstiğfar Adabı →Rahmetim Gazabımı Geçti →Tövbe Konusu →

Bir alışkanlığı bırakmak için pratik olarak ne yapmalıyım?

Alışkanlıklar niyetle değil, ortamla kırılır. İlk adım günaha götüren sebebi uzaklaştırmaktır: belli bir ortam, belli bir kişi, belli bir saat veya telefondaki bir uygulama. İkinci adım o saati başka bir işle doldurmaktır. Üçüncüsü, gün sonunda kısa bir muhasebe yapmaktır. Günlük ibadetleri takip etmek de yardımcı olur. Hedefi küçük tutun; bir haftalık hedefler, bir ömürlük kararlardan daha kolay tutulur.

İbadet Takibi →Muhasebe →Şüphe Vereni Bırak →

Günaha tekrar dönme korkusu yüzünden tevbe etmekten çekiniyorum, ne yapayım?

Bu çekinceyi çok kişi yaşar, fakat yerinde değildir. Tevbe, kusursuz olma sözü vermek değildir; o anki pişmanlığı ve bırakma niyetini ortaya koymaktır. Sonradan düşmek tevbeyi yalan yapmaz. Üstelik tevbesiz geçen süre kalbi daha çok katılaştırır. Dolayısıyla sonucu garanti edemeseniz bile tevbeyi yapın. Niyetinizi şöyle kurabilirsiniz: bugün bırakıyorum ve bir daha dönmemek için elimden geleni yapıyorum.

Tevbe →Allah Hakkında Hüsnüzan Üzere Olmak →

Sigara, içki veya kumar bağımlılığından kurtulmak için ne tavsiye edilir?

İçki ve kumar İslam'da açıkça yasaklanmıştır; sigara konusunda ise âlimlerin değerlendirmesi zarar düzeyine göre değişir. Bağımlılıkta niyet tek başına yetmez; destek gerekir. Bu konuda hem dinî motivasyonu korumak hem de bir sağlık kuruluşundan profesyonel destek almak doğru yoldur. Tıbbi tedavi kararını mutlaka hekiminizle verin. Dinî yön olarak tevbe, düzenli namaz, zararlı çevreden uzaklaşmak ve kazandığınızı helal yola yönlendirmek yardımcı olur.

İçki ve Kumar →Kumar →Helal ve Haram Kavramı →

Faiz işine girdim, nasıl çıkarım?

Faiz Kur'an'da açıkça yasaklanmıştır ve hadislerde hem alan hem veren hakkında ağır ifadeler kullanılmıştır. Çıkış yolu kademeli olabilir: yeni faizli işlem yapmamak, mevcut borcu mümkün olan en kısa sürede kapatmak ve faiz gelirini kendi harcamanıza katmayıp hayır yoluna yönlendirmek. Zorunluluk hâlleri ve karmaşık durumlar için âlimlerin değerlendirmesi farklılaşır. Kendi durumunuza özel karar için müftülüğe veya Alo 190 hattına danışmanız uygun olur.

Faiz ve Kredi →Faiz Yiyene ve Yedirene Lanet →Faiz →

Yalan söylemeyi alışkanlık edindim, nasıl bırakırım?

Yalan, münafıklık alametleri arasında sayılmıştır; çünkü güveni kökten yıkar. Bırakmanın yolu küçük yalanlardan başlamaktır: nezaket yalanı, abartma ve sözü kurtarmak için söylenen uydurmalar. Bunları fark ettiğinizde sözü düzeltip doğrusunu söylemeyi deneyin. Konuşmayı azaltmak da işe yarar; söz az olduğunda yalan da azalır. Hadislerde doğruluğun kişiyi iyiliğe, iyiliğin de cennete götürdüğü bildirilmiştir.

Doğruluk Cennete Götürür →Münafığın Üç Alameti →Doğruluk ve Emanet →

Öfkem yüzünden kırıcı şeyler söylüyorum, bu günah mı?

Öfkenin kendisi insanî bir duygudur; günah olan, öfkeyle söz ve davranışta sınırı aşmaktır. Peygamberimiz güçlü kişinin öfkesine hâkim olan kişi olduğunu bildirmiş, kendisine nasihat isteyene "kızma" demiştir. Pratik olarak öfke anında susmak, bulunduğunuz yerden ayrılmak, su içmek ve sığınma duası okumak işe yarar. Kırıcı söz söylendiyse geri dönüp özür dilemek gerekir; çünkü o söz artık bir kul hakkıdır.

Güçlü Olan Öfkesine Hâkim Olandır →Kızma →Öfkelenince Okunacak Dua →

Telefonda ve internette boş işlerle çok vakit harcıyorum, bu günah sayılır mı?

Vakit harcamanın kendisi doğrudan bir yasak değildir; fakat farzları geciktirecek, kul haklarını ihmal edecek ve zararlı içeriklere açacak hâle geldiğinde sorun olur. Hadislerde faydasız olanı terk etmek övülmüştür. Pratik olarak gece belli bir saatten sonra telefonu uzaklaştırmak, bildirimleri kısmak ve gün içinde kısa ama düzenli bir Kur'an okuma vakti belirlemek dengeyi kurar. Niyet olarak vakti bir emanet görmek, en etkili frendir.

Mâlâyâniyi Terk Etmek →Sağlık ve Boş Vakit →Kur'an Oku →

Umutsuzluk, Vesvese, Korku ve Ümit

Günahlarım çok, affedilmeyeceğimi düşünüyorum, bu doğru mu?

Hayır, doğru değildir. Kur'an'da Allah'ın rahmetinden umut kesilmemesi açıkça bildirilir; günahların çokluğu bağışlanmanın önünde engel değildir. Hadislerde Allah'ın rahmetinin gazabını geçtiği haber verilmiştir. Umutsuzluk, kişiyi tevbeden alıkoyduğu için günahın kendisinden daha çok zarar verebilir. Bu düşünce geldiğinde yapılacak şey, miktarına bakmadan bir tevbe etmek ve küçük bir iyilikle güne başlamaktır.

Rahmetim Gazabımı Geçti →Rahmetin Yüz Parçası →Rahmet →

Korku ile ümit arasında denge nasıl kurulur?

Bu dengeye havf ve recâ denir. Havf, hesabı hatırlayıp dikkatli olmaktır; recâ ise Allah'ın rahmetine güvenmektir. Yalnız korku kalır ise kişi umutsuzluğa düşer; yalnız ümit kalırsa gevşeyip tedbirsiz davranır. Âlimler bu ikisinin bir kuşun iki kanadı gibi dengede tutulmasını tavsiye eder. Pratik ölçü şudur: amel ederken korkuyu, dua ederken ümidi öne alın. Hastalık ve ölüm yaklaştığında ise ümit tarafı ağır bastırılır.

Havf-Recâ →Kulum Beni Nasıl Zannederse →Takva →

Aklıma inançla ilgili kötü düşünceler geliyor, günaha mı giriyorum?

Bunlara vesvese denir ve istem dışı geldiği için kişiye günah yazılmaz. Vesvese özellikle inançlı insanlarda görülür; kişinin değer verdiği şeye saldıran bir düşünce biçimidir. Yapılması gereken onunla tartışmamak, cevap aramamak ve konuyu kapatmaktır. Sığınma duası okuyup başka bir işe yönelmek en etkili yoldur. Vesvese günlük hayatı ciddi biçimde etkiliyor, uyku ve işi bozuyorsa bir sağlık uzmanından destek almak da uygun olur.

Vesvese →Vesvese Anında Okunacak Dua →İman ve Akaid Soruları →

Abdestim veya namazım bozuldu mu diye sürekli şüphe ediyorum, ne yapmalıyım?

Bu da bir vesvese biçimidir. Fıkıhtaki ölçü şudur: kesin bilgi şüphe ile bozulmaz. Abdest aldığınızı biliyorsanız, bozulduğuna dair kesin bir durum yoksa abdestiniz geçerlidir. Namazda rekât sayısında şüphe ederseniz az olanı esas alıp sonunda sehiv secdesi yapmanız yeterlidir. Tekrar tekrar abdest almak veya namazı baştan kılmak vesveseyi besler. Şüphe ettiğinizde devam edin; bu alışkanlık zamanla zayıflar.

Abdest ve Gusül Soruları →Sehiv Secdesi →Abdesti Bozan Haller →

Geçmişteki bir günahı hatırlayınca çok daralıyorum, bu normal mi?

Pişmanlık duygusu tevbenin bir parçasıdır, fakat sürekli daralma hâline dönüşmesi faydalı değildir. Tevbe ettiyseniz dosya kapanmıştır; o günahı tekrar tekrar zihinde yaşatmak yeni bir sevap getirmez. Hatırladığınızda kısa bir istiğfar edip bir iyilik yapmayı alışkanlık hâline getirin. Hatıra dönüp durmak, bazen depresif bir döngünün parçası olabilir; uykuyu ve işi etkiliyorsa bir uzmandan destek almak yerinde olur.

Tövbe ve İstiğfar Adabı →Keder ve Hüzün Duası →Af ve Afiyet Duası →

Başıma gelen sıkıntılar günahlarım yüzünden mi?

Bu ikisi arasında doğrudan ve kesin bir bağ kurmak doğru değildir. Hadislerde musibetlerin günahlara kefaret olabileceği bildirilmiştir, fakat her sıkıntı bir ceza değildir; imtihan, uyarı veya derece artışı da olabilir. Peygamberler ve salih kullar da büyük sıkıntılar yaşamıştır. Bu yüzden kendinizi ya da başkasını "başına gelen onun günahı yüzünden" diye yargılamayın. Sıkıntıda yapılacak şey sabır, dua ve elden gelen tedbirdir.

Musibetler Günahlara Kefarettir →Sabır →Kader ve Kaza Soruları →

Günah işledikten sonra ibadet etmekten utanıyorum, ara vermem mi gerekir?

Hayır, tam tersi gerekir. Günah işleyen kişinin en çok ihtiyaç duyduğu şey ibadete devam etmektir. İbadeti bırakmak, günahın üstüne bir eksik daha ekler ve kişiyi büsbütün uzaklaştırır. Kendinizi ikiyüzlü gibi hissetmeniz aslında vicdanın çalıştığının işaretidir. Namazınızı kılın, duanızı edin; eksikliğinizi de duanızın içine katın. Bir hadiste kulun azar azar ama devamlı yaptığı amelin makbul olduğu bildirilmiştir.

Az da Olsa Devamlı Amel →Namaz Soruları →Hiçbir İyiliği Küçümseme →

İbadetlerimi gösteriş için yaptığımı düşünüyorum, bunlar boşa mı gitti?

Riya, yani ibadeti insanlara göstermek için yapmak ciddi bir kusurdur ve o amelin karşılığını zedeler. Ancak aklına gelen bir gösteriş düşüncesi her ameli boşa çıkarmaz. Niyeti düzeltmek mümkündür: ameli bırakmak yerine, niyetinizi yenileyip devam edin. Pratik bir yol, bazı ibadetleri kimsenin görmeyeceği şekilde yapmaktır; bu, niyeti terbiye eder. Hadislerde duyursun diye amel edenin durumu ağır biçimde anlatılmıştır; bu bir uyarı, bir umut kesme değildir.

Duyursun Diye Amel Eden →Riya →İhlas →

Kazaya Kalmış İbadetler ve Telafi

Yıllarca namaz kılmadım, geçmiş namazlarımı nasıl öderim?

Kılınmayan farz namazlar kaza olarak kılınır. Yöntem basittir: her vaktin farzını kılarken, aynı vaktin bir kaza namazını da ekleyin. Örneğin sabah namazından sonra bir sabah kazası kılın. Günde beş kaza ile yıllar içinde biriken borç kapanır. Niyet ederken "kazaya kalan ilk sabah namazını kılmaya" demek yeterlidir. Toplam sayıyı kabaca hesaplamak için kaza namazı hesaplama aracından yararlanabilirsiniz; tam sayıyı bilmek şart değildir.

Kaza Namazı →Kaza Namazı Hesaplama →Kaza Namazı Rehberi →

Tutmadığım oruçları nasıl telafi ederim?

Özürsüz olarak tutulmayan ramazan oruçları kaza edilir. Kaza oruçları yılın herhangi bir gününde, haram aylar veya bayram günleri gibi oruç tutulmayan günler dışında tutulabilir. Ramazanda bilerek orucu bozmak ayrıca kefaret gerektirir; bunun şartları ayrıntılıdır ve âlimler arasında farklı değerlendirmeler vardır. Yaşlılık veya sürekli hastalık sebebiyle oruç tutamayanlar için fidye yolu vardır. Kendi durumunuza göre hesap için müftülüğe danışmanız uygun olur.

Oruç Kaza ve Kefaret →Oruç ve Ramazan Soruları →Fitre Fidye Hesaplama →

Zekâtımı yıllarca vermedim, ne yapmam gerekir?

Geçmiş yıllara ait zekât borcu düşmez; geriye dönük olarak hesaplanıp ödenmesi gerekir. Her yıl için o yılın mal durumuna göre hesap yapılır. Eski yılların tam kayıtları yoksa makul bir tahmin yapılır ve ihtiyat olarak fazlası verilir. Zekât, belirli kişilere verilmesi gereken bir haktır; herhangi bir hayır işi yerine geçmez. Hesaplama için zekât aracını kullanabilir, tereddütlü noktalar için müftülüğe danışabilirsiniz.

Zekât Nasıl Hesaplanır →Zekât Hesaplama →Zekât ve Sadaka Soruları →

Kaza borcum çok fazla, bitiremeyeceğimi düşünüyorum, ne yapayım?

Toplam sayıya bakmak çoğu kişiyi daha başlamadan yorar. Ölçü şudur: bugün kılabildiğiniz kadarını kılın ve bunu alışkanlık hâline getirin. Vakit namazlarının yanına günde beş kaza eklemek, yılda binden fazla namaz demektir. Bitiremeden vefat eden kişi, niyetini ortaya koymuş ve gücünce çalışmış sayılır. Yük altında ezilmek yerine düzenli küçük adımlar atın. İlerleyişinizi görmek için ibadet takibi aracını kullanabilirsiniz.

Kaza Namazı →İbadet Takibi →Az da Olsa Devamlı Amel →

Yemin ettim ve sonra bozdum, günah mı, kefaret var mı?

Bir işi yapacağına veya yapmayacağına dair edilen yemin bozulursa kefaret gerekir. Yemin kefareti, on yoksulu bir gün doyurmak veya giydirmek, buna gücü yetmeyen için üç gün üst üste oruç tutmaktır. Geçmişe dair yalan yere yemin etmek ise daha ağır bir kusurdur ve tevbe gerektirir. Söz gelişi "vallahi" demek alışkanlığından kaçınmak iyidir. Kefaretin ayrıntısı duruma göre değişir; miktar için müftülüğe danışabilirsiniz.

Yemin ve Yemin Kefareti →Yemin →Yemin Malı Sattırır Bereketi Giderir →

Adak adadım ama yerine getiremedim, ne olur?

Adak, yerine getirilmesi gereken bir sözdür. Şarta bağlı adakta şart gerçekleştiyse adağın yerine getirilmesi vacip olur. Yerine getirilemiyorsa gecikme günah doğurur; imkân bulunca yapılması gerekir. Adağın geçerli olması için meşru ve yapılabilir bir şey olması şarttır; mesela kesilmesi caiz olmayan bir şeyi adamak geçerli olmaz. Adak konusu ayrıntılıdır; kendi adağınızın hükmü için müftülüğe danışmanız daha güvenli olur.

Adak ve Nezir →Nezir →

Günahlarımı silmek için sadaka vermek yeterli olur mu?

Sadaka günahların silinmesine vesile olan amellerden sayılır; hadislerde sadakanın malı eksiltmediği, suyun ateşi söndürdüğü gibi günahı söndürdüğü anlatılmıştır. Fakat sadaka tevbenin yerini almaz. Günah devam ediyorsa, sadaka onu meşru hâle getirmez. Ayrıca bir kul hakkı varsa sadaka o hakkı ödemez; hak sahibinin alacağı ayrıdır. Doğru sıralama şudur: günahı bırak, tevbe et, hak varsa öde, sonra sadakayı sevap olarak ekle.

Sadaka Malı Eksiltmez →Sadaka ve Sadaka-i Cariye →Zekât ve Sadaka Soruları →

Nafile ibadetler günahlara karşı fayda sağlar mı?

Sağlar. Nafileler hem farzların eksiğini tamamlar hem kişiyi Allah'a yaklaştırır. Teheccüd, kuşluk, tesbih namazı, nafile oruçlar ve düzenli zikir bu kapsamdadır. Nafileler aynı zamanda alışkanlık değiştirmede güçlü bir destektir; gün içinde günaha ayrılan zamanı doldurur. Yalnız nafileleri farzların önüne geçirmemek gerekir. Önce beş vakit namaz, sonra nafile; bu sıra korunursa nafileler gerçekten taşıyıcı olur.

Nafilelerle Allah'a Yaklaşmak →Nafile İbadetler Soruları →Teheccüd Namazı →

Özel Durumlar ve Sık Sorulan Hâller

Ölüm döşeğindeki bir kişinin tevbesi geçerli midir?

Kişi bilinci açıkken ve can çekişme hâli başlamadan tevbe ederse geçerlidir. Hastalık ne kadar ağır olsa da akıl ve bilinç yerindeyse tevbe kapısı açıktır. Can çekişmesi başladıktan sonra yapılan dönüşün geçerli olmadığı bildirilmiştir. Bu durumda yakınların yapacağı şey telkinde bulunmak, yani kelime-i şehadeti yanında yumuşak bir sesle söylemektir; zorlamak doğru değildir. Ayrıca onun için dua etmek ve borçlarını araştırmak önemlidir.

Telkin →Ölülere Telkin →Hüsn-i Hâtime Duası →

Vefat etmiş birinin günahları için biz tevbe edebilir miyiz?

Vefat eden kişi adına tevbe edilmez; tevbe kişinin kendi fiilidir. Ancak onun için dua etmek, bağışlanma dilemek, borçlarını ödemek ve adına hayır yapmak mümkündür ve faydalı görülmüştür. Sadaka-i cariye, Kur'an okumak ve hayır kurumuna bağış bu kapsamdadır. Kul hakkı varsa mirasçıların bunu ödemesi gerekir. Geride kalanların en değerli hizmeti, onun adına duayı ve iyiliği sürdürmektir.

Ölümden Sonra Kesilmeyen Üç Amel →Vefat Edenler İçin Dua →Sadaka-i Cariye →

İslam'a yeni giren kişinin geçmiş günahları ne olur?

İslam'a giren kişinin geçmişi silinir; bu konuda açık rivayetler vardır. Yeni Müslüman olan kişi, önceki hayatında işlediği günahlar için ayrı ayrı tevbe etmek zorunda değildir. Ancak başkalarının malı veya hakkı elinde kalmışsa, bu haklar devam eder ve ödenmesi gerekir. Yeni başlayan kişi için tavsiye, önce namaz ve temel bilgilerle sağlam bir temel kurmaktır. Sorularınızı yeni başlayanlar sayfasından takip edebilirsiniz.

Yeni Başlayanlar İçin Sorular →İslam'ın Beş Şartı →Kelime-i Şehadet →

Zina gibi ağır bir günah işleyen kişi için tevbe yeterli mi?

Tevbenin şartları yerine geldiğinde bu günah da bağışlanma kapsamındadır; Kur'an'da bağışlanmayacak tek şeyin şirk olduğu bildirilmiştir. Tevbe eden kişi günahını yaymamalı, kimseye anlatmamalı ve o ortamdan uzaklaşmalıdır. Hadiste günahı gizlenen kişinin örtüsünün açılmaması tavsiye edilir. Bir hak ihlali veya nesep meselesi doğmuşsa durum ayrıca değerlendirilir. Böyle bir meselede yol haritası için müftülüğe ya da Alo 190 hattına danışmanız uygun olur.

Hayâ Ancak Hayır Getirir →Allah'ın Sınırlarını Aşmayın →Tövbe ve İstiğfar Adabı →

Büyü, muska ve falla ilgilendim, bu tevbe gerektirir mi?

Gerektirir. Sihir ve falcılık İslam'da ağır biçimde yasaklanmıştır; bu işlerle uğraşmak, bunları yaptırmak ve gaybı bildiğini söyleyen kişilere inanmak tevbe gerektirir. Elinizde muska benzeri nesneler varsa bunları ortadan kaldırın ve o çevreyle bağınızı kesin. Korunma için Kur'an'dan okunan dualar, Âyetel Kürsî ve Felak Nâs sûreleri tavsiye edilir. Sağlık ve psikolojik sorunlar için doğru adres hekimdir, falcı değildir.

Sihir →Fal →Âyetel Kürsî →

Kumardan veya haram yoldan kazandığım parayla hayır yapabilir miyim?

Haram yolla kazanılan paradan beklenen anlamda sevap umulmaz; çünkü temiz olmayan bir maldan takdim edilen şeyin kabul edilmediği bildirilmiştir. Bu malın yapılacak işi onu sahibine iade etmek, sahibi bilinmiyorsa kişisel harcamaya katmayıp hayır yoluna aktarmaktır. Bu aktarım bir sevap elde etme işlemi değil, elden çıkarma işlemidir. Bundan sonrası için helal bir gelir kurmak ve kazancı o yoldan temizlemek esastır.

Allah Temizdir, Temizi Kabul Eder →Kumar →Helal Haram Soruları →

Kadınlar hayız günlerinde tevbe edip dua edebilir mi?

Evet. Hayız ve lohusalık günlerinde namaz kılınmaz, oruç tutulmaz; fakat tevbe etmek, dua etmek, istiğfar ve zikir yapmak her zaman mümkündür. Bu günlerde Mushafa dokunmadan ezberden âyet okumak konusunda âlimler arasında farklı görüşler vardır; dua ve zikirde ise görüş farkı yoktur. Yani tevbenin önünde bir engel bulunmaz. Tevbe namazı kılınacaksa temizlenmeyi beklemek yeterlidir; tevbe ise hemen yapılır.

Hayız ve Nifas Hükümleri →Hayız →Dua ve Zikir Soruları →

Başkasını günahtan sakındırmak bize düşer mi?

Kötülüğü gücü yettiğince düzeltmeye çalışmak teşvik edilmiştir. Ancak bunun bir usulü vardır: yumuşak söz, uygun zaman ve baş başa konuşmak. Topluluk içinde utandırmak, sert üslup ve suçlayıcı dil çoğu zaman ters etki yapar. Ayrıca kendisi düzelmeden başkasını düzeltmeye kalkmak kişiyi yorar. Aile içinde bu iş sabır ve örnek olmakla yürür. Kabul etmeyen biri karşısında zorlamayın; kapıyı açık bırakıp dua etmek daha isabetlidir.

Kötülüğü Eliyle Değiştirsin →Kolaylaştırın, Zorlaştırmayın →Din Nasihattir →

Tevbeden Sonra: Korunma ve Günlük Düzen

Tevbeden sonra hayatımı nasıl düzenlerim?

Tevbe bir kapanış değil, başlangıçtır. En sağlam düzen beş vakit namazı yerine oturtmakla kurulur; çünkü namaz günü beş noktadan bağlar. Buna sabah ve akşam kısa bir zikir, günde birkaç sayfa Kur'an ve haftada bir gün kısa bir muhasebe eklenebilir. Çevre de önemlidir: iyi niyetli insanlarla vakit geçirmek, hadiste misk taşıyan kişiye benzetilmiştir. Hedefleri küçük tutun ve bir süre aynı düzeni koruyun.

Namaz Soruları →İyi Arkadaş Misk Taşıyan Gibidir →İbadet Takibi →

Günahtan korunmak için hangi dua ve zikirler okunur?

Sabah akşam okunan sığınma duaları bu iş için en çok tavsiye edilenlerdir. Âyetel Kürsî, Felak ve Nâs sûreleri, "Bismillâhillezî" duası, Seyyidül İstiğfar ve kalbin sabitlenmesi için okunan "Yâ Mukallibel Kulûb" duası sık kullanılır. Günde yüz defa kelime-i tevhid veya tesbih söylemek de kalbi diri tutar. Bunları ezberlemek zorunlu değildir; anlamıyla okumak da olur. Zikir sayısını takip etmek isterseniz zikirmatik aracından yararlanabilirsiniz.

Yâ Mukallibel Kulûb Duası →Sabah Akşam Duası →Zikirmatik →

Muhasebe nasıl yapılır?

Muhasebe, kişinin kendi gününü kısaca gözden geçirmesidir. Yatmadan önce birkaç dakika ayırın ve üç soruyu sorun: bugün hangi iyiliği yaptım, hangi hatayı işledim, yarın neyi değiştireceğim. Hatalar için kısa bir istiğfar edin, iyilikler için şükredin. Bunu bir defter veya telefon notuna yazmak daha kalıcı yapar. Muhasebenin amacı kendini cezalandırmak değil, yönü düzeltmektir. Kısa ama her gün yapılan bir muhasebe, uzun ama seyrek olanından çok daha etkilidir.

Muhasebe →Tefekkür →Nerede Olursan Allah'tan Kork →

Tevbeden sonra eski çevremden uzaklaşmam gerekir mi?

Günaha sebep olan ortam ve kişilerden uzaklaşmak tevbenin en pratik şartlarından sayılır. Bu, insanları küçük görmek veya onlara sırt çevirmek anlamına gelmez; kendi zayıf noktanızı korumak anlamına gelir. Uzaklaşma kademeli olabilir: önce günaha açılan buluşmalara katılmamak, sonra yeni bir çevre kurmak. Akraba ve iş çevresi gibi kesilmesi mümkün olmayan bağlarda ise mesafeyi davranışla koruyun. Bu süreçte yeni bir dost çevresi aramak en çok yardım eden adımdır.

İyi Arkadaş Misk Taşıyan Gibidir →Şüphe Vereni Bırak →Takva →

Mübarek gün ve gecelerde tevbe etmek daha mı makbuldür?

Kadir gecesi, arefe günü, cuma günü ve üç aylardaki geceler ibadet ve dua için değerli vakitlerdir; bu vakitlerde tevbe etmek güzel bir gelenektir. Ancak bu, tevbeyi o günlere saklamak anlamına gelmez. Yılda birkaç gece yapılan tevbe ile günlük hayatta sürdürülen istiğfar arasında büyük fark vardır. En doğru kullanım şudur: mübarek vakitleri bir yenileme fırsatı olarak görün, günlük düzeni ise aksatmayın.

Üç Aylar ve Kandil Geceleri →Dinî Günler →Kadir Gecesi Duası →

Ramazan ayı günahlardan arınmak için nasıl kullanılır?

Ramazan, alışkanlık değiştirmek için yılın en elverişli ayıdır; çünkü hem gündüz disiplini hem de çevresel destek vardır. Bu ayda oruçla birlikte dili korumaya, bakışa dikkat etmeye ve sadakaya ağırlık vermek tavsiye edilir. Hadiste yalanı ve kötü sözü bırakmayan kişinin orucundan maksadın gerçekleşmediği bildirilmiştir. Son on günde gece ibadetine ağırlık vermek ve Kadir gecesini aramak bu ayın zirvesidir. Ramazanda kazanılan düzeni sonraki aylara taşımak esastır.

Yalan Sözü Bırakmayan Oruçlu →Ramazan Ayı ve Kadir Gecesi →Oruç ve Ramazan Soruları →

Çocuğuma günah ve tevbeyi nasıl anlatırım?

Çocuğa korku diliyle değil sevgi diliyle anlatmak esastır. Allah'ın bağışlayan ve seven olduğu önce gelmeli; ceza anlatımı öne çıkarsa çocukta kaygı oluşur. Hata yaptığında özür dilemeyi ve telafi etmeyi öğretin; bu, tevbenin çocuk dilindeki karşılığıdır. Kardeşine haksızlık ettiğinde helalleşmeyi uygulamalı gösterin. Yaşa uygun kısa hikâyeler ve kendi davranışınız en etkili öğreticidir. Ağır günah kavramlarını küçük yaşta ayrıntılamaya gerek yoktur.

İslam Ahlakının Temelleri →Kolaylaştırın, Zorlaştırmayın →Merhamet →

Tevbe konusunda okuyabileceğim kaynaklar nelerdir?

Başlangıç için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ilmihal kitapları ve kurum yayınları güvenilir bir zemin sunar. Tevbe ve kalp amelleri için klasik ahlak kitaplarının sade çevirileri okunabilir. İnternette okuduğunuz her bilgiyi kaynağıyla birlikte değerlendirin; özellikle hadis olarak aktarılan sözlerin sıhhatine dikkat edin. Bu sitede tevbe, istiğfar ve ahlak konularında rehber yazıları, hadisler ve sözlük maddeleri bulabilirsiniz.

Tövbe ve İstiğfar Adabı →Hadis ve Sünnet Soruları →Asistan →

Kesin bir hüküm öğrenmek istediğimde nereye başvurmalıyım?

Bu sayfadaki bilgiler genel ve tanıtıcı niteliktedir. Kendi durumunuza özel bir hüküm, özellikle kefaret miktarı, borç hesabı, nikâh ve miras gibi sonuç doğuran konularda bağlı bulunduğunuz il veya ilçe müftülüğüne başvurmanız gerekir. Diyanet'in Alo 190 Dinî Sorular Hattı'ndan da sözlü olarak bilgi alabilirsiniz. Sağlık ve hukuk konularında ise hekiminize ve avukatınıza danışın; bu alanlarda dinî bilgi tıbbi veya hukuki tavsiyenin yerini almaz.

Fetva →Müftü →İman ve Akaid Soruları →

İlgili sayfalar

İnanç ve Ahlak altındaki diğer başlıklar

← İnanç ve Ahlak ana sayfası

Tüm SSS ana başlıkları