Peygamberimizin Ahlakı (Şemâil)
Şemâil nedir? Peygamber Efendimizin dış görünüşü, ahlakı, tevazuu, merhameti, cömertliği, aile hayatı ve günlük yaşayışından sahih örnekler.
- Şemâil Nedir?
- Dış Görünüşü
- Ahlakının Genel Özellikleri
Şemâil Nedir?
Şemâil, “huy, karakter, tabiat” anlamındaki şimâl kelimesinin çoğuludur. İslam kültüründe Peygamber Efendimizin dış görünüşünü, ahlakını, yeme içme, giyinme, konuşma ve uyku gibi günlük yaşayışını anlatan eserlere şemâil denir. Bu alanda yazılmış en meşhur eser, İmam Tirmizî’nin eş-Şemâilü’l-Muhammediyye adlı kitabıdır. Kādî İyâz’ın eş-Şifâ adlı eseri de Peygamberimizin ahlak ve faziletlerini anlatan klasik bir kaynaktır. Osmanlı döneminde ise Peygamberimizin vasıflarını hattatların güzel yazıyla levha hâline getirdiği “hilye”ler yaygınlaşmıştır.
Dış Görünüşü
Sahabilerin anlatımlarına göre Peygamberimiz, orta boyluydu; ne çok uzun ne de kısaydı. Rengi beyaz ile esmer arası, pembemsi ve parlaktı. Saçları ne kıvırcık ne de düzdü, hafif dalgalıydı. Yüzü aydınlık ve güzeldi; gülümsediğinde yüzü ay parçası gibi parlardı. İki omuz arası genişti ve iki kürek kemiği arasında “mühr-i nübüvvet” denilen bir işaret bulunuyordu. Yürürken sanki yokuş aşağı iniyormuş gibi öne doğru eğilerek, sağlam ve hızlı adımlarla yürürdü. Hz. Ali’nin onu anlattığı meşhur rivayet, Tirmizî’nin Şemâil’inde yer alır ve hilyelerin temel metni olmuştur.
Ahlakının Genel Özellikleri
Kur’an, Peygamberimizi “Şüphesiz sen yüce bir ahlak üzeresin” (Kalem Suresi, 68/4) diye över. Hz. Âişe, onun ahlakının Kur’an olduğunu söylemiştir (Müslim, Müsâfirîn 139). On yıl ona hizmet eden Enes b. Mâlik, “On yıl boyunca bana bir kez bile ‘öf’ demedi; yaptığım bir şey için ‘Niye yaptın?’, yapmadığım bir şey için ‘Niye yapmadın?’ demedi” diye anlatır (Buhârî, Edeb 39; Müslim, Fezâil 51).
Merhameti
Kur’an onu “âlemlere rahmet” olarak tanıtır (Enbiyâ Suresi, 21/107). Çocuklara, yaşlılara, yetimlere, hatta hayvanlara karşı son derece şefkatliydi. Namazda bir çocuğun ağladığını duyduğunda annesi üzülmesin diye namazı kısa tuttuğunu bildirmiştir (Buhârî, Ezân 65). Torunlarını öper, sırtına bindirirdi. Kendisine eziyet eden Taiflilere bile beddua etmemiştir.
Tevazuu
Peygamberimiz, sahabileri arasında oturduğunda dışarıdan gelen biri onu diğerlerinden ayırt edemezdi. Evinde ailesinin işlerine yardım eder, elbisesini yamar, ayakkabısını tamir eder, keçisini sağardı (Buhârî, Ezân 44). Hizmetçinin davetine bile icabet eder, yere oturur, yere oturarak yemek yerdi. Kendisini abartılı şekilde övmelerini yasaklamış, “Ben ancak bir kulum; bana Allah’ın kulu ve elçisi deyin” buyurmuştur (Buhârî, Enbiyâ 48).
Cömertliği
İbn Abbas, Peygamberimizin insanların en cömerdi olduğunu ve Ramazan‘da Cebrâil ile buluştuğunda esen rüzgârdan daha cömert olduğunu anlatır (Buhârî, Bed’ü’l-vahy 5; Müslim, Fezâil 50). Kendisinden bir şey istenip de “Hayır” dediği görülmemiştir (Buhârî, Edeb 39; Müslim, Fezâil 56).
Affediciliği
Mekke’nin fethinde kendisine yirmi yıl düşmanlık edenleri affetti. Bir bedevi, cüppesini sertçe çekip boynunda iz bırakarak bir şey istediğinde, gülümseyerek ona bir şey verilmesini emretti (Buhârî, Edeb 68; Müslim, Zekât 128). Kendi şahsı için hiçbir zaman intikam almadı; ancak Allah’ın hudutları çiğnendiğinde Allah için tepki gösterirdi (Buhârî, Menâkıb 23; Müslim, Fezâil 77).
Hayâsı
Ebû Saîd el-Hudrî, onun perde arkasındaki genç kızdan daha hayâlı olduğunu, hoşlanmadığı bir şeyi yüzünden anladıklarını söyler (Buhârî, Menâkıb 23; Müslim, Fezâil 67).
Konuşması
Peygamberimiz, gerektiği kadar konuşur, sözlerini tane tane söylerdi. Hz. Âişe, onun sözlerinin sayılmak istense sayılabilecek kadar açık olduğunu anlatır (Buhârî, Menâkıb 23). Önemli bir sözü anlaşılsın diye üç defa tekrar ederdi. Kaba, çirkin ve kırıcı söz söylemezdi. Şaka yapardı ama şakasında bile doğrudan başka bir şey söylemezdi.
Aile Hayatı
“Sizin en hayırlınız ailesine karşı en hayırlı olanınızdır; ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım” buyurmuştur (Tirmizî, Menâkıb 63; İbn Mâce, Nikâh 50). Eşleriyle sohbet eder, onlarla şakalaşır, Hz. Âişe ile yarıştığı bile rivayet edilir. Kızı Hz. Fâtıma geldiğinde ayağa kalkar, onu alnından öper ve yerine oturturdu.
Yeme İçme ve Sadelik
Sade bir hayat yaşardı. Evinde bazen iki ay boyunca ocak yanmaz, hurma ve su ile yetinilirdi (Buhârî, Hibe 1; Müslim, Zühd 28). Hiçbir yemeği kusurlu bulmaz; canı isterse yer, istemezse bırakırdı (Buhârî, Et’ime 21; Müslim, Eşribe 187). Besmele ile başlar, sağ eliyle ve önünden yerdi. Yemekten sonra Allah’a hamd ederdi.
İbadeti
Geceleri ayakları şişinceye kadar namaz kılar, “Şükreden bir kul olmayayım mı?” derdi. Pazartesi ve perşembe günleri oruç tutar, Ramazan’ın son on gününde itikâfa girerdi. Buna rağmen ümmetine aşırılığı tavsiye etmez, ibadette itidali öğütlerdi.
Sonuç
Peygamberimizin şemâilini öğrenmek, onu tanımak ve sevmek için bir kapıdır. Kur’an’ın bildirdiği üzere o, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çokça anan kimseler için en güzel örnektir (Ahzâb Suresi, 33/21).
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Tirmizî, eş-Şemâilü'l-Muhammediyye; Kādî İyâz, eş-Şifâ bi-ta'rîfi hukûki'l-Mustafâ; Buhârî, Menâkıb 23; Müslim, Fezâil; Kalem Suresi (68/4); Enbiyâ Suresi (21/107); TDV İslâm Ansiklopedisi, "Şemâil" ve "Hilye" md.
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Tirmizî, eş-Şemâilü'l-Muhammediyye
- Kādî İyâz, eş-Şifâ bi-ta'rîfi hukûki'l-Mustafâ
- Buhârî, Menâkıb 23; Müslim, Fezâil
- Kalem Suresi (68/4); Enbiyâ Suresi (21/107)
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Şemâil" ve "Hilye" md.
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.