Hz. İdrîs (a.s.)
Kur'an'da sıddîk bir peygamber ve yüce bir makama yükseltilen kul olarak anılan Hz. İdrîs'in hayatı, hakkındaki rivayetler ve dersler.
- Kur'an'da Hz. İdrîs
- Soyu ve Yaşadığı Dönem
- Yüce Bir Mevkiye Yükseltilmesi
Kur’an’da Hz. İdrîs
Hz. İdrîs, Kur’an-ı Kerim’de adı iki yerde geçen peygamberlerdendir. Meryem Suresi’nde şöyle buyrulur: “Kitapta İdrîs’i de an. Şüphesiz o, çok doğru bir peygamberdi. Biz onu yüce bir mevkiye yükselttik.” (Meryem Suresi, 19/56-57). Enbiyâ Suresi’nde ise İsmâil ve Zülkifl ile birlikte sabredenlerden sayılır ve rahmete dahil edilen sâlihlerden olduğu bildirilir (Enbiyâ Suresi, 21/85-86).
Görüldüğü gibi Kur’an, Hz. İdrîs’in hayatına dair ayrıntı vermez; onun ahlaki vasıflarını öne çıkarır: Sıddîk (sözü ve özü doğru), nebî, sabırlı ve sâlih. Kur’an’ın bu tutumu, kıssalardan asıl beklenenin tarihî ayrıntıdan çok ibret ve örneklik olduğunu gösterir.
Soyu ve Yaşadığı Dönem
İslam tarihçilerinin çoğu, Hz. İdrîs’in Hz. Âdem’den sonra ve Hz. Nûh’tan önce yaşadığını, Âdem’in oğlu Şît’in soyundan geldiğini kaydeder. Bazı âlimler onu Tevrat’ta adı geçen Hanok (Arapça rivayetlerde Uhnûh) ile aynı kişi kabul etmiştir. Bu tespitler Kur’an’da yer almaz; tarih ve İsrâilî kaynaklara dayanır. Nûh’un onun torununun torunu olduğu şeklindeki soy kütükleri de aynı türden rivayetlerdir ve kesinlik ifade etmez.
Bir kısım âlimler ise onun Nûh’tan sonra yaşamış bir İsrâiloğulları peygamberi olduğunu, hatta Hz. İlyâs ile aynı kişi olabileceğini ileri sürmüştür. İbn Kesîr bu görüşleri aktarır ve Kur’an’da kesin bir bilgi bulunmadığını hatırlatır.
Yüce Bir Mevkiye Yükseltilmesi
“Onu yüce bir mevkiye yükselttik” ayeti (Meryem Suresi, 19/57) farklı şekillerde yorumlanmıştır. Müfessirlerin önemli bir kısmına göre bu yükseltilme, peygamberlik, ilim ve Allah katındaki manevi derece ile ilgilidir. Hz. Peygamber’in Mi’rac gecesi İdrîs’i dördüncü semada gördüğünü bildiren sahih hadis de bu yüceliği destekleyen bir delil olarak zikredilmiştir (Buhârî; Müslim).
Hz. İdrîs’in canlı olarak göğe kaldırıldığı, orada bir melekle konuştuğu, ruhunun göklerde alındığı gibi hikâyeler ise İsrâilî rivayetlerde geçer, Kur’an’da yoktur. İbn Kesîr de bu tür anlatımların İsrâiliyat’tan olduğunu ve bazılarının akla ve nakle aykırı düştüğünü belirtir.
Kendisine Nispet Edilen İlk’ler
Tarih ve kısas kitaplarında Hz. İdrîs’in kalemle yazı yazan, elbise dikip giyen, yıldızlar ve hesap ilmiyle uğraşan ilk kişi olduğu anlatılır. Halk arasında terzilerin piri olarak anılması da bu rivayetlerden kaynaklanır. Ebû Zer’den gelen ve bazı peygamberlerin isimlerini sayan uzun bir rivayette İdrîs’in kalemle yazan ilk kişi olduğu geçer; ancak hadis âlimleri bu rivayetin senedini zayıf bulmuştur. Dolayısıyla bu bilgileri kesin olarak değil, “rivayet edilir” kaydıyla aktarmak doğrudur.
Ona otuz sahife indirildiği bilgisi de aynı zayıf rivayete dayanır. Kur’an’da Hz. İdrîs’e bir kitap veya sahife verildiğine dair açık bir ifade yoktur.
Ahlaki Vasıfları
Kur’an’ın Hz. İdrîs için kullandığı üç vasıf, her mümin için bir hedef niteliğindedir:
- Sıddîk olmak: Sözde, işte ve inançta tam bir doğruluk. Sıddîklık, peygamberlikten sonra gelen en yüksek derece olarak kabul edilir (Nisâ Suresi, 4/69).
- Sabretmek: Enbiyâ Suresi’nde İdrîs’in sabredenlerden sayılması, tebliğ yolunda zorluklara katlandığını gösterir.
- Sâlih olmak: Kul ve Allah hakkını gözeten, iyi işlerde süreklilik gösteren bir hayat.
İdrîs’in Anılmasının Hikmeti
Meryem Suresi’nde Hz. İdrîs, İbrâhîm, Mûsâ ve İsmâil gibi büyük peygamberlerin ardından anılır. Surenin bu bölümünde her peygamberin bir vasfı öne çıkarılır: İbrâhîm’in babasına nezaketi, Mûsâ’nın Allah’la konuşması, İsmâil’in sözüne sadakati ve İdrîs’in sıddîklığı. Ardından bütün bu peygamberler için şöyle buyrulur: “Kendilerine Rahmân’ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı.” (Meryem Suresi, 19/58). Dolayısıyla İdrîs, Allah’ın ayetleri karşısında kalbi yumuşayan, huşû sahibi kulların bir örneği olarak takdim edilir. Ayetin devamında ise onlardan sonra namazı zayi eden ve şehvetlerine uyan nesillerin geldiği bildirilir (19/59). Bu karşılaştırma, peygamberlerin yolundan ayrılmanın sonuçlarını hatırlatır ve okuyucuyu kendi hâlini gözden geçirmeye davet eder. İdrîs’in hayatının ayrıntıları bilinmese de bu çerçeve, onun hangi kulluk şuuruyla yaşadığını anlamaya yeter.
Hz. İdrîs’in kıssası, insanın Allah katındaki değerinin tarih kitaplarında ne kadar yer kapladığıyla değil, kalbinin doğruluğuyla ölçüldüğünü de öğretir. Nice meşhur kişi unutulup gitmiş, Kur’an’da yalnızca iki ayetle anılan bu peygamber ise kıyamete kadar okunacak bir kitapta övgüyle yer almıştır.
Alınacak Dersler
- İnsanın değeri ömrünün ayrıntılarından çok, doğruluğu ve sabrıyla ölçülür.
- Kur’an’ın sustuğu yerde kesin hükümler vermekten kaçınmak, bilgi ahlakının gereğidir.
- İlim, yazı ve zanaat gibi insan hayatını kolaylaştıran işler, peygamberlere nispet edilecek kadar değerli görülmüştür.
- Allah katında yükselmenin yolu, doğruluk ve salih ameldir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Meryem Suresi (19/56-57); Enbiyâ Suresi (21/85-86); Nisâ Suresi (4/69); Buhârî; Müslim (Mi'rac hadisi); İbn Kesîr, Kısasü'l-Enbiyâ, "İdrîs" bölümü; TDV İslâm Ansiklopedisi, "İdrîs" md.; Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Meryem 56-57 tefsiri
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Meryem Suresi (19/56-57); Enbiyâ Suresi (21/85-86); Nisâ Suresi (4/69)
- Buhârî; Müslim (Mi'rac hadisi)
- İbn Kesîr, Kısasü'l-Enbiyâ, "İdrîs" bölümü
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "İdrîs" md.
- Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir, Meryem 56-57 tefsiri
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.