Fitre, Zekât ve Sadaka
Fitre, Ramazan'da zekât, sadaka ve iftar ettirme. 226 soru ve cevap.
Fitre, Zekât ve Sadaka
Fitre (sadaka-i fıtr), Ramazan Bayramı'na ulaşan ve temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mala sahip olan Müslümanın kendisi ve velayeti altındakiler için verdiği vacip bir sadakadır; zekât, nisap miktarı mala sahip olanın yılda bir kez malının kırkta birini hak sahiplerine vermesi; sadaka ise her türlü gönüllü iyiliktir. Bu ibadetler, Ramazan'ın paylaşma ruhunu somut hale getirir.
Fitre, orucun eksikliklerini telafi etmek ve yoksulların da bayram sevincine katılmasını sağlamak amacıyla meşru kılınmıştır. Bayram namazından önce verilmesi faziletlidir; Ramazan'ın başından itibaren verilmesi de caizdir ki ihtiyaç sahibi bunu bayram hazırlığında kullanabilsin. Fitre miktarı, her yıl Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı esas alınarak ilan edilir.
Zekâtın verileceği yerler Kur'an'da sayılmıştır: fakirler, düşkünler, zekât toplamakla görevliler, kalpleri İslam'a ısındırılacak olanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar (Tevbe Suresi 9/60). Zekât ve fitre; anne, baba, dede, nine, çocuk, torun ve eşe verilemez; kardeşlere ve diğer akrabalara verilebilir, hatta bu daha faziletlidir.
Ramazan'da yapılan iyiliklerin sevabı kat kat artar. Peygamber Efendimiz, bir oruçluya iftar ettirenin, oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin onun kadar sevap kazanacağını bildirmiştir (Tirmizî). Bu bölümde fitre miktarı, zekât hesabı ve sadakanın çeşitleri açıklanmaktadır. Zekât, malı arındıran ve bereketlendiren bir ibadettir; Kur'an'da pek çok yerde namazla birlikte anılır. Zekât yılın herhangi bir zamanında verilebilir, ancak Ramazan'ın faziletinden yararlanmak için pek çok Müslüman zekâtını bu ayda öder. Sadaka ise yalnızca maddi yardımla sınırlı değildir; güler yüz, güzel söz ve yoldan eziyet veren bir şeyi kaldırmak da hadislerde sadaka olarak sayılmıştır.
- Fitre, bayrama ulaşan ve nisaba malik olana vaciptir.
- Zekât, nisap miktarı malın kırkta biridir.
- Zekât ve fitre usul, füru ve eşe verilemez.
- Oruçluya iftar ettirmek büyük sevaptır.
Sık Sorulan Sorular
Altının zekât nisabı kaç gramdır?
Altında nisap 20 miskal olup günümüz ölçüsüyle yaklaşık 80,18 gram saf altındır.
Diyanet İşleri Başkanlığı zekât nisabını belirlerken bu miktarı esas alır. Kişinin temel ihtiyaçları ve borçları dışında, üzerinden bir kamerî yıl geçmiş 80,18 gram saf altın veya bu değerde parası, dövizi ya da ticaret malı varsa zekât vermesi gerekir. Ayarı düşük altınlarda (22 ayar, 14 ayar gibi) içindeki saf altın miktarı hesaba katılır. Nisaba ulaşan altının kırkta biri (yüzde 2,5) zekât olarak verilir. Kesin hesap için müftülüğe veya Alo 190’a danışılabilir.
Fitre nedir?
Fitre, Ramazan Bayramı’na ulaşan ve belirli bir mali güce sahip olan Müslümanın, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için verdiği vacip bir sadakadır. Adını “fıtır” yani oruç açma kelimesinden alır; bu yüzden “fıtır sadakası” da denir. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) fıtır sadakasını bir sâ’ hurma veya arpa olarak Müslümanlara farz kıldığı sahih hadislerde bildirilmiştir. Fitrenin iki temel hikmeti vardır: Oruçlunun elinden gelmiş olabilecek kusurları telafi etmek ve yoksulların da bayram sevincine ortak olmasını sağlamak. Hanefîlere göre vacip, Şâfiîlere göre farzdır; pratikte her iki mezhepte de terk edilmemesi gereken bir ibadettir.
Fitre ölçüsü olan sâ’ nedir, kaç kilo eder?
Sâ’, Hz. Peygamber (s.a.s.) döneminde Medine’de kullanılan bir hacim ölçüsüdür; ağırlık değil, kap ölçüsüdür. Fitre, hadislerde hurma, arpa, kuru üzüm ve keş için bir sâ’ olarak belirlenmiştir. Hacim ölçüsü olduğu için doldurulan maddeye göre ağırlığı değişir. Günümüz karşılığı konusunda âlimlerin farklı hesapları vardır; Hanefîler sâ’ı, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîlere göre biraz daha büyük kabul eder. Bu yüzden kişinin kendi başına kilo hesabı yapmasına gerek yoktur. Diyanet İşleri Başkanlığı bu ölçüleri ve güncel piyasa fiyatlarını dikkate alarak her yıl asgari fitre miktarını ilan eder; bu miktarı esas almak yeterlidir.
İnfak ile sadaka arasında fark var mı?
Evet, anlamları yakın olsa da kapsamları farklıdır. İnfak, Allah rızası için malı ve imkânları hayır yolunda harcamanın genel adıdır; farz olan zekâtı, vacip olan fitreyi ve gönüllü bağışları içine alır. Kur’an’da müminlerin özelliği sayılırken “kendilerine verdiğimiz rızıktan infak ederler” buyrulur. Sadaka ise dar anlamda gönüllü yapılan malî yardımdır; geniş anlamda ise güzel söz, tebessüm ve iyilik gibi her türlü hayrı kapsar. Kısacası her sadaka bir infaktır; infak ise hem zorunlu hem gönüllü harcamaları içeren daha geniş bir kavramdır.
Buğdayda fitre neden yarım sâ’dır?
Hanefî mezhebine göre buğday ve buğday unundan fitre yarım sâ’, hurma, arpa ve kuru üzümden ise bir sâ’ verilir. Bunun sebebi, sahâbe döneminde buğdayın diğer ürünlere göre çok daha değerli olmasıdır. Hz. Muâviye döneminde Şam buğdayının yarım sâ’ının bir sâ’ hurmaya denk sayıldığı ve pek çok sahâbînin bunu uyguladığı rivayet edilir. Ebû Saîd el-Hudrî gibi bazı sahâbîler ise her üründen bir sâ’ vermeye devam etmiştir. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde buğdaydan da bir sâ’ verilir. Kısacası farklılık, ürünlerin değer denkliğine bakılmasından doğmuştur.
Fitre kimlere vaciptir?
Hanefî mezhebine göre fitre, temel ihtiyaçları ve borçları dışında nisap miktarı mala sahip olan Müslümana vaciptir. Buradaki malın zekâttaki gibi artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmesi şart değildir. Şâfiî mezhebinde ise bayram günü kendisinin ve ailesinin yiyeceğinden fazla bir fitre miktarına sahip olan herkes fitre verir; yani nisap şartı aranmaz.
- Kişi kendisi ve velayeti altındaki küçük çocukları için verir.
- Akıl hastası ve küçük çocuğun kendi malı varsa velisi bu maldan öder.
- Oruç tutamamış olmak fitreyi düşürmez.
Kendi durumunuz için kesin hüküm gerekiyorsa müftülüğe veya Alo 190’a danışabilirsiniz.
Gümüşün zekât nisabı nedir?
Gümüşte nisap 200 dirhem olup yaklaşık 561 gram saf gümüştür.
Sahip olunan gümüş bu miktara ulaşır ve üzerinden bir kamerî yıl geçerse kırkta biri zekât olarak verilir. Gümüş eşya, takı veya külçe olarak bulunabilir; Hanefî mezhebine göre kullanılan gümüş takılar da zekâta tabidir. Günümüzde Diyanet para ve diğer malların nisabını hesaplarken altını esas almaktadır; çünkü gümüşün değeri çok düşmüş olup gümüş esas alınırsa pek çok dar gelirli kişi zengin sayılır. Kişinin elinde yalnızca gümüş varsa gümüş nisabına bakılır.
Sadaka-i câriye nedir, örnekleri nelerdir?
Sadaka-i câriye, sahibi vefat ettikten sonra da faydası ve sevabı devam eden hayırdır. Hz. Peygamber, insan ölünce amel defterinin kapandığını, ancak sadaka-i câriye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat olmak üzere üç şeyin sevabının süreceğini bildirmiştir. Örnekler:
- Cami, okul, çeşme, su kuyusu yaptırmak veya bunlara katkıda bulunmak
- Kur’an ve faydalı kitap bağışlamak
- Ağaç dikmek
- Vakıf yoluyla kalıcı bir hizmet başlatmak
Önemli olan hizmetin uzun süre insanlara yarar sağlamasıdır.
Fitre hurma veya üzüm fiyatı üzerinden verilebilir mi?
Evet, verilebilir ve imkânı olanlar için daha faziletlidir. Fitre hadislerde belirtilen ürünlerden herhangi biri esas alınarak ödenebilir. Buğday üzerinden hesaplanan miktar en düşük, yani asgari miktardır. Hurma, kuru üzüm veya et gibi daha değerli gıdalar üzerinden hesaplanan fitre daha yüksek olur. Diyanet İşleri Başkanlığı da bazı yıllarda asgari miktarın yanında buğday, arpa, hurma ve üzüm üzerinden hesaplanmış farklı miktarları duyurmaktadır. Maddi durumu iyi olan kişinin, fakirin ihtiyacını daha iyi karşılamak için yüksek miktarı tercih etmesi güzel bir davranıştır; ancak asgari miktarı veren de borcunu ödemiş olur.
Fitre ne zaman verilir?
Fitre, Ramazan Bayramı sabahı fecrin doğmasıyla vacip olur; en faziletlisi bayram namazından önce verilmesidir. Hz. Peygamber’in fitrenin insanlar bayram namazına çıkmadan önce verilmesini emrettiği sahih rivayetlerde yer alır. Ancak yoksulların bayram ihtiyaçlarını zamanında karşılayabilmeleri için Ramazan’ın başından itibaren verilmesi Hanefî mezhebine göre caizdir; Diyanet de fitrenin Ramazan içinde erkenden verilmesini tavsiye eder. Şâfiîlerde de Ramazan girdikten sonra vermek caizdir. Bayramdan sonraya bırakmak ise mekruhtur, ama borç düşmez; mutlaka ödenmelidir.
Gülümsemek de sadaka sayılır mı?
Evet. Hz. Peygamber, din kardeşine güler yüzle bakmanın sadaka olduğunu bildirmiştir. İslam’da sadaka yalnızca parayla sınırlı değildir; güzel bir söz, yolunu kaybetmiş birine yol göstermek, iyiliği tavsiye etmek de sadaka sayılır. Bu, maddi imkânı olmayanların da hayır kapısının açık olduğunu gösterir. Ramazan’da oruçlu kişinin yorgunluk ve açlık sebebiyle asık suratlı olmaması, çevresine güler yüz göstermesi bu anlamda ayrıca değerlidir.
Zekâtta nisap için altın mı, gümüş mü esas alınır?
Diyanet İşleri Başkanlığı, para ve ticaret mallarında nisap için altını (80,18 gram) esas almaktadır.
Klasik Hanefî kaynaklarında fakirin yararı gözetilerek iki nisaptan daha düşük olanının esas alınması tavsiye edilmiştir. Ancak gümüşün değeri tarih içinde altına göre çok düştüğü için, gümüş esas alındığında temel ihtiyacını zor karşılayan kişiler bile zekât yükümlüsü sayılmaktadır. Bu sebeple Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu altını ölçü kabul etmiştir. Gümüşü esas alarak ihtiyaten zekât vermek isteyen kişinin bu tercihi de güzeldir.
Çeyrek altınların zekâtı nasıl hesaplanır?
Çeyrek altınlar içerdikleri saf altın miktarı veya güncel satış değeri üzerinden hesaplanır.
Bir çeyrek altın 22 ayar olup yaklaşık 1,6 gram saf altın içerir. Kişinin toplam altını (yatırım amaçlı çeyrek, yarım, tam, gram altın) ile parası, dövizi ve ticaret malları birlikte değerlendirilir; toplam 80,18 gram saf altın değerine ulaşıyor ve üzerinden yıl geçmişse kırkta biri verilir. Pratik yol, bütün altınların zekâtın verileceği gündeki değerini bulup 40’a bölmektir. Zekât altın olarak da para olarak da verilebilir.
Diyanet fitre miktarını nasıl belirliyor?
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, fitre miktarını her yıl Ramazan öncesinde belirleyip ilan eder. Hesaplama, hadislerde belirtilen ölçüler ve bir kişinin bir günlük temel gıda ihtiyacı esas alınarak yapılır. Kurul, bu ölçülerin güncel piyasa fiyatlarını dikkate alarak asgari bir tutar ortaya koyar. Bu tutar Türkiye için geçerlidir; yurt dışındaki müftülükler kendi ülkelerinin şartlarına göre ayrı miktarlar açıklayabilir. İlan edilen rakam bir tavan değil, alt sınırdır. Kesin güncel miktarı Diyanet’in resmî duyurularından veya Alo 190 hattından öğrenebilirsiniz.
Fitre miktarı ne kadar?
Fitre miktarı her yıl Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu tarafından, bir kişinin bir günlük temel gıda ihtiyacı esas alınarak Türk lirası cinsinden ilan edilir. Hadislerde ölçü olarak bir sâ’ hurma, arpa, kuru üzüm veya yarım sâ’ buğday gösterilmiştir. Bugün bu ölçülerin karşılığı fiyatlara göre değiştiği için rakam yıldan yıla güncellenir. Alt sınır bir günlük asgari gıda bedelidir; imkânı geniş olan kişinin hurma veya kuru üzüm gibi daha yüksek değerli ölçüye göre vermesi daha faziletli kabul edilir. Güncel miktar için Diyanet’in o yılki açıklamasına bakınız.
Yoldan taş veya engel kaldırmak sadaka mı?
Evet, sahih hadislerde yoldan insanlara eziyet veren bir şeyi kaldırmanın sadaka olduğu bildirilmiştir. Aynı hadislerde iki kişinin arasını adaletle bulmak, birinin yükünü hayvanına yüklemesine yardım etmek, güzel söz ve namaza giden her adım da sadaka olarak sayılır. Günümüzde kaldırımdaki cam kırığını toplamak, engellilerin yolunu kapatan bir aracı uyarmak, çevreyi temiz tutmak da bu kapsamda değerlendirilebilir. Küçük görünen bu iyilikler, kamu yararını gözettiği için büyük sevap vesilesidir.
22 ayar ile 24 ayar altının zekâtı farklı mı hesaplanır?
Evet; nisap hesabında altının içindeki saf altın miktarı dikkate alınır.
24 ayar altın neredeyse tamamen saftır. 22 ayar altının yaklaşık %91,6’sı, 14 ayar altının ise yaklaşık %58,5’i saf altındır. Bu nedenle örneğin 100 gram 14 ayar bilezik, nisap hesabında yaklaşık 58,5 gram saf altın sayılır. Zekât miktarı hesaplanırken de altının piyasadaki gerçek değeri esas alınır. İşçilik bedeli satışta geri alınamıyorsa hesaba katılmaz; hurda değeri üzerinden hesaplamak uygundur.
Fitre kime verilir?
Fitre, zekât verilebilen kişilere verilir. Tevbe Suresi’nin 60. ayetinde sayılan yoksullar, düşkünler, borçlular ve yolda kalmışlar gibi gruplar fitrenin de muhataplarıdır. Pratikte en uygun olanı, geçimini sağlamakta zorlanan ve nisap miktarı mala sahip olmayan kişilere vermektir.
- Önce muhtaç yakın akrabalar, sonra komşular ve çevredeki ihtiyaç sahipleri gözetilir.
- Fitre verilen kişinin Müslüman olması esastır.
- Anne, baba, dede, nine, çocuk ve torunlara ve eşe fitre verilmez.
Fitre miktarı her yıl neden değişiyor?
Fitrenin dinî ölçüsü değişmez, değişen onun para karşılığıdır. Fitre aslında belirli bir miktar gıdadır; paraya çevrilerek verildiğinde o gıdanın o yılki fiyatı esas alınır. Enflasyon ve gıda fiyatlarındaki artış nedeniyle Diyanet’in ilan ettiği tutar her yıl farklı olur. Bu yüzden geçmiş yıllarda verilmemiş bir fitre kaza edilirken, Hanefî mezhebinde ödemenin yapıldığı günün değerinin esas alınması daha isabetlidir; böylece fakirin hakkı eksilmemiş olur. Her yıl güncel miktarı öğrenip ona göre vermek gerekir.
Sadaka verirken önce kimden başlanmalı?
Önce bakmakla yükümlü olunan aileden, sonra en yakın akrabadan başlanır. Hz. Peygamber, “Sadakanın en faziletlisi zenginlik bırakarak verilendir; önce geçimini üstlendiğin kimselerden başla” anlamında buyurmuştur. Kur’an’da da infak edilecekler sayılırken ana-baba ve yakın akraba ilk sırada anılır. Ardından yetimler, yoksullar, yolda kalmışlar ve komşular gelir. Bu sıralama bir zorunluluk değil, önceliktir; ihtiyacın derecesi de dikkate alınır. Çok daha muhtaç bir yabancıya yardım etmek elbette caiz ve sevaptır.
Ailesine yaptığı harcama sadaka sevabı kazandırır mı?
Evet, Allah rızasını gözeterek yapıldığında kazandırır. Hz. Peygamber, kişinin sevap umarak ailesine yaptığı harcamanın kendisi için sadaka olduğunu, hatta eşinin ağzına verdiği lokmanın bile sevap olduğunu bildirmiştir. Bu, ailenin geçimini sağlamanın sıradan bir mecburiyet değil, ibadet değerinde bir iş olduğunu gösterir. Ancak bu harcama zekât veya fitre yerine geçmez; çünkü eş, çocuk ve ana-babaya zekât ve fitre verilmez. İyi niyetle yapılan her helal harcama sevaba dönüşebilir.
Fitre akrabaya verilir mi?
Evet, muhtaç olan akrabaya fitre verilebilir; hatta bu daha faziletlidir. Kardeş, amca, dayı, hala, teyze, yeğen, kayınvalide, kayınpeder, gelin ve damat gibi akrabalar ihtiyaç sahibiyse fitre ve zekât alabilir. Hz. Peygamber, akrabaya verilen sadakanın hem sadaka hem de akrabalık bağını gözetme sevabı taşıdığını bildirmiştir. Ancak kişinin usûlü (anne, baba, dedeler, nineler) ve fürûu (çocuklar, torunlar) ile eşine fitre verilmez; çünkü bunların nafakası zaten kişinin sorumluluğundadır ve verilen mal bir anlamda yine kendi evinde kalmış olur.
Kasada biriktirdiğim yatırım altınının zekâtı var mı?
Evet, yatırım veya birikim amacıyla tutulan altın zekâta tabidir.
Külçe, gram, çeyrek veya cumhuriyet altını gibi birikim amaçlı altınlar, diğer zekât mallarıyla birlikte nisaba ulaştığında ve üzerinden bir kamerî yıl geçtiğinde kırkta biri zekât olarak verilir. Altının evde, kasada ya da bankada bulunması hükmü değiştirmez. Takı olarak kullanılan altınlar konusunda mezhepler arasında görüş farkı bulunsa da, yatırım altınının zekâta tabi olduğunda âlimler ittifak hâlindedir.
Zengin biri asgari fitre miktarını verse yeterli olur mu?
Evet, yeterli olur; vacip borcu yerine gelmiş sayılır. Fitrede zekâttaki gibi servete göre artan bir oran yoktur; herkes kişi başı aynı ölçüyle yükümlüdür. Ancak fitrenin amacı yoksulun bayram gününde ihtiyaçlarını karşılamaktır. Bu yüzden maddi durumu iyi olanların hurma, üzüm veya daha değerli gıdalar üzerinden hesaplanan yüksek miktarı vermesi ya da fitreye ek olarak sadaka vermesi teşvik edilir. Kur’an’da da sevilen maldan infak edilmesi övülmüştür. Kısacası asgari miktar yükümlülüğü düşürür, fazlası ise ayrıca sevap kazandırır.
Anneye babaya fitre verilir mi?
Hayır, kişi kendi annesine, babasına, dedesine ve ninesine fitre veya zekât veremez. Aynı şekilde kendi çocuklarına ve torunlarına da veremez. Bunun sebebi, ihtiyaç halinde bu yakınların geçimini sağlamanın zaten kişinin görevi olmasıdır. Muhtaç bir anne babaya yapılan yardım fitre veya zekât niyetiyle değil, nafaka ve iyilik olarak yapılır; bunun sevabı da ayrıca büyüktür. Fitrenizi ise bu yakınlarınız dışındaki ihtiyaç sahiplerine vermelisiniz.
Bankadaki altın hesabının zekâtı verilir mi?
Evet, bankadaki altın hesabı kişinin mülkü sayıldığından zekâta tabidir.
Altın hesabında tutulan gramlar, fiziki altın gibi diğer zekât mallarına eklenir. Toplam nisabı aşıyor ve üzerinden yıl geçmişse, zekâtın verileceği günkü değeri üzerinden kırkta biri ödenir. Hesabın katılım bankasında ya da başka bir bankada olması zekât yükümlülüğünü değiştirmez. Hesaptan elde edilmiş faiz niteliğindeki bir getiri varsa bu, zekât hesabına katılmaz; sevap beklemeden ihtiyaç sahiplerine verilmesi gerekir.
Fitre kişi başı mı verilir, hane başı mı?
Fitre kişi başı verilir. Hane başına tek bir fitre vermek yeterli değildir. Aile reisi, kendisi ve velayeti altındaki küçük çocukları için ayrı ayrı fitre öder. Örneğin baba, anne ve iki küçük çocuktan oluşan bir ailede, anne kendi fitresini kendisi öderse baba üç fitre, annenin fitresini de üstlenirse dört fitre vermiş olur. Ergenlik çağını geçmiş ve kendi malı olan çocuklar kendi fitrelerinden sorumludur. Hesap yaparken evde yaşayan her bireyi tek tek düşünmek gerekir.
Sokak hayvanlarını beslemek sadaka yerine geçer mi?
Evet, gönüllü sadaka olarak sevaptır; ancak zekât, fitre veya fidye yerine geçmez. Hz. Peygamber, susuz bir köpeğe su veren kişinin bu davranışı sebebiyle bağışlandığını haber vermiş, her canlıya yapılan iyilikte sevap bulunduğunu bildirmiştir. Bir Müslümanın diktiği ağaçtan kuşların veya hayvanların yemesinin de sadaka yazıldığı rivayet edilir. Ramazan’da ve kış aylarında hayvanlara yem ve su bırakmak güzel bir davranıştır. Zekât ve fitre ise ancak bu ibadetlere ehil olan insanlara verilebilir.
Altının zekâtı altın olarak mı verilmeli, para olarak verilebilir mi?
Her ikisi de caizdir; Hanefî mezhebine göre zekât değer (kıymet) olarak para ile de ödenebilir.
Zekâtı verilecek altının kırkta biri altın olarak verilebileceği gibi, bu miktarın zekât günündeki piyasa değeri kadar para da verilebilir. Hanefîler, fakirin ihtiyacını daha iyi karşılayacak olanı vermeyi uygun görmüştür. Şâfiî mezhebinde ise asıl olan, zekâtın malın kendi cinsinden verilmesidir. Günümüzde nakit, ihtiyaç sahibinin elinde daha kullanışlı olduğundan çoğu zaman tercih edilir.
Beş kişilik bir aile ne kadar fitre verir?
Beş kişilik bir ailede, herkes için fitre verilecekse ilan edilen kişi başı miktar beşle çarpılır. Hesabı şöyle yapabilirsiniz:
- Diyanet’in o yıl ilan ettiği asgari fitre tutarını öğrenin.
- Evdeki küçük çocukların sayısını ve baba ile anneyi ayrı ayrı sayın.
- Kendi geliri olan ergen çocuklar kendi fitrelerini veriyorsa onları çıkarın.
- Kalan kişi sayısını kişi başı tutarla çarpın.
Anne kendi malından fitresini veriyorsa babanın payından düşülür. Toplam tutar bir fakire veya birkaç fakire paylaştırılarak verilebilir.
Borçlu kişi sadaka verebilir mi?
Evet, verebilir; ancak borcunu ödemeyi geciktirecek ölçüde vermemelidir. Borç bir kul hakkıdır ve vadesi gelmiş borcu ödemek gönüllü sadakadan önce gelir. Alacaklı ödeme beklerken elindeki parayı sadakaya harcamak doğru değildir. Borç taksitleri düzenli ödeniyorsa ve aile ihtiyaçları karşılanıyorsa, küçük miktarlarla sadaka vermekte sakınca yoktur. Böyle biri güler yüz, yardım ve dua gibi maddi olmayan sadakalarla da sevap kazanabilir.
Kardeşe fitre verilir mi?
Evet, ihtiyaç sahibi olan kardeşe fitre verilebilir. Kardeşler arasında usûl-fürû ilişkisi bulunmadığından, zengin olmayan bir kardeşe fitre ve zekât vermek caizdir ve akrabalık bağını güçlendirdiği için ayrıca sevaplıdır. Burada ölçü, kardeşin nisap miktarı mala sahip olmaması ve gerçekten desteğe ihtiyaç duymasıdır. Aynı evde yaşıyor olsanız bile kardeşinizin nafakasını fiilen siz üstlenmiyorsanız fitrenizi ona verebilirsiniz; nafakasını üstlendiğiniz durumlarda ise ihtiyatlı davranıp başka bir ihtiyaç sahibine vermek daha uygundur.
Fitre Ramazan girmeden önce verilebilir mi?
Hanefî mezhebinde verilebilir; ancak Ramazan içinde vermek daha uygundur. Hanefîlere göre fitrenin vacip olmasının sebebi kişinin kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin varlığıdır; bu sebep bulunduğu için vaktinden önce ödemek caizdir. Bazı Hanefî âlimler ise ancak Ramazan girdikten sonra verilebileceğini söylemiştir. Şâfiî mezhebine göre fitre en erken Ramazan’ın ilk gününden itibaren verilebilir, daha önce verilmesi geçerli olmaz. Diyanet de ihtilafdan kaçınmak ve fakirin bayrama hazırlanmasını sağlamak için fitrenin Ramazan içinde, bayramdan birkaç gün önce verilmesini tavsiye eder.
Fitre yurt dışına gönderilebilir mi?
Evet, fitre yurt dışındaki ihtiyaç sahiplerine gönderilebilir. Asıl olan, fitrenin kişinin yaşadığı yerdeki yoksullara verilmesidir; ancak başka bir ülkede daha muhtaç insanlar, savaş veya afet mağdurları ya da muhtaç akrabalar varsa oraya göndermek caizdir, hatta daha faziletli olabilir. Güvenilir kurumlar aracılığıyla göndermek önemlidir. Yurt dışında yaşayanlar, fitre miktarını bulundukları ülkedeki bir günlük gıda bedeline göre hesaplamalıdır; bu konuda Diyanet’in ilgili ülke müşavirliklerinin açıklamalarına bakılabilir.
Kadın, kocasının malından izinsiz sadaka verebilir mi?
Örfen izin verildiği bilinen küçük miktarlarda verebilir; büyük harcamalar için izin gerekir. Hz. Peygamber, kadının evin yiyeceğinden israf etmeden verdiği sadakada hem kendisine hem eşine sevap olduğunu bildirmiştir. Kapıya gelen yoksula bir parça ekmek vermek, komşuya yemek göndermek gibi olağan hayırlar bu kapsamdadır. Eşin açıkça razı olmadığı veya ev bütçesini zorlayacak bağışlar için izin almak gerekir. Kadın kendi mülkü olan maldan ise dilediği gibi sadaka verebilir.
Kadının altınlarının zekâtını eşi mi vermeli?
Hayır; altınların sahibi kadın olduğu için zekât yükümlüsü de kadındır.
Zekât, malın sahibine farzdır. Düğünde takılan veya hediye edilen altınlar kadının mülküdür; nisaba ulaşıyorsa zekâtını kendisi verir. Kadının başka geliri yoksa zekâtı, altınların bir kısmını bozdurarak ödeyebilir. Eşi, kadının izni ve vekâletiyle bu zekâtı kendi parasından öderse geçerli olur. Kullanılan takıların zekâtında mezhepler arası farklılık bulunduğundan ayrıntı için müftülüğe danışılabilir.
Dolar ve euronun zekâtı verilir mi?
Evet; döviz de para hükmünde olduğu için zekâta tabidir.
Elde, evde veya bankada tutulan dolar, euro, sterlin gibi yabancı paralar Türk lirası ve altınla birlikte değerlendirilir. Toplam değer 80,18 gram altın nisabına ulaşır ve üzerinden bir kamerî yıl geçerse kırkta biri zekât olarak verilir. Hesaplama, zekâtın verileceği gündeki döviz kuru üzerinden yapılır. Zekât, döviz olarak da Türk lirası olarak da ödenebilir.
Fitreyi Ramazan’ın ilk günü vermek doğru mu?
Evet, doğrudur ve hem Hanefî hem Şâfiî mezhebine göre geçerlidir. Fitreyi Ramazan’ın başında vermenin önemli bir faydası vardır: Fakir bu parayla bayram hazırlığını rahatça yapabilir, çocuklarına kıyafet alabilir. Sahâbenin fitreyi bayramdan bir iki gün önce verdiği rivayet edilir; bu, fitrenin bayram gününe yetişmesi gerektiğini gösterir. Günümüzde fiyatların hızla değiştiği ve fakirlerin bayram öncesi alışveriş yaptığı düşünülürse, erken vermek çoğu zaman fakirin yararınadır. Önemli olan fitrenin bayram namazından önce sahibine ulaşmasıdır.
Haram kazançtan sadaka verilir mi?
Hayır, haram kazanç sevap umularak sadaka olarak verilmez. Hz. Peygamber, Allah’ın temiz olduğunu ve yalnızca temiz olanı kabul ettiğini bildirmiştir. Haram yolla elde edilen mal, sahibi biliniyorsa ona iade edilir. Sahibi bilinmiyor veya ulaşılamıyorsa, kişi bu malı sevap beklentisi olmadan, sırf elinden çıkarmak amacıyla yoksullara veya kamu yararına verir. Bu, sadaka değil bir kurtulma yoludur. Ayrıca tövbe edip bu kazanç yolunu bırakmak gerekir.
Yurt dışında yaşayan fitreyi hangi ülkenin fiyatına göre öder?
Fitre, kişinin yaşadığı ülkedeki bir günlük asgari gıda bedeline göre hesaplanır. Örneğin Almanya’da yaşayan biri fitresini oradaki fiyatlara göre belirler; Türkiye’deki miktarı esas alarak eksik vermemelidir. Bu miktarı yaşadığı ülkede verebileceği gibi, hesapladığı tutarı Türkiye’deki veya başka bir ülkedeki ihtiyaç sahiplerine de gönderebilir. Pek çok ülkede Diyanet’in din hizmetleri müşavirlikleri o ülke için ayrı fitre miktarı ilan etmektedir.
Döviz zekâtında hangi günün kuru esas alınır?
Zekât yılının dolduğu ve zekâtın verileceği günün kuru esas alınır.
Dövizin alındığı günkü kur değil, zekât borcunun doğduğu günkü değer dikkate alınır. Kişi zekât yılı dolduğu günü not etmeli ve o günkü kur üzerinden Türk lirası karşılığını bulup kırkta birini hesaplamalıdır. Zekâtın ödenmesi gecikirse, fakirin lehine olan değeri esas almak daha ihtiyatlıdır. Alış ve satış kuru arasında tercih yaparken, dövizi bozdurunca eline geçecek tutar olan alış kuru esas alınabilir.
Faiz parası ne yapılmalı, sadaka sayılır mı?
Faiz geliri sadaka sayılmaz; sevap beklenmeden elden çıkarılmalıdır. Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu’nun yaklaşımına göre, istemeden veya bilmeden hesaba geçmiş faiz, bankada bırakılmaz; sevap niyeti taşımadan yoksullara ya da hayır kurumlarına verilir. Bu para kişinin kendi ihtiyaçlarına, zekâtına veya fitresine sayılmaz. Asıl olan faizli işlemlerden uzak durmak ve katılım esaslı alternatifleri tercih etmektir. Kişisel durumunuz için müftülüğe veya Alo 190’a danışabilirsiniz.
Fitre para olarak verilebilir mi?
Evet, Hanefî mezhebine göre fitre, hadiste geçen gıda maddelerinin değeri kadar para olarak verilebilir; hatta ihtiyaç sahibinin ihtiyacını dilediği gibi karşılamasına imkân verdiği için bu daha uygundur. Diyanet de fitre miktarını bu sebeple para cinsinden ilan etmektedir. Şâfiî mezhebinde ise fitrenin, bölgede yaygın olarak tüketilen temel gıda maddesinden (buğday, pirinç gibi) ayni olarak verilmesi esastır. Şâfiî mezhebini takip edenler imkân varsa gıda olarak vermeyi tercih edebilir; zorluk halinde Hanefî görüşüyle amel edilebilir.
Fitre tam olarak hangi anda vacip olur?
Hanefî mezhebine göre fitre, Ramazan Bayramı’nın birinci günü fecrin doğuşuyla, yani imsak vaktiyle vacip olur. Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise Ramazan’ın son günü güneşin batmasıyla vacip hâle gelir. Bu farkın pratik sonucu şudur: O an hayatta olan, Müslüman olan ve fitre verme gücüne sahip olan kişi fitre ile yükümlü olur. Bu vakitten önce ölen veya doğmamış olan kişi için fitre gerekmez. Vücup vaktinin bilinmesi, özellikle bayram gecesi doğan bebek veya vefat eden kişinin durumunu belirlemede önemlidir.
Bankadaki vadeli hesabın zekâtı verilir mi?
Evet; bankada tutulan paranın anaparası zekâta tabidir.
Vadeli veya vadesiz hesaptaki para, çekilmesi mümkün olduğu sürece sahibinin elindeki para gibidir. Nisaba ulaşıp üzerinden yıl geçerse kırkta biri verilir. Ancak faiz geliri helal kazanç sayılmadığından zekât matrahına eklenmez; zekâta mahsup da edilmez. Diyanet, faiz gelirinin sevap beklemeden ihtiyaç sahiplerine verilmesini veya kamu yararına harcanmasını tavsiye eder. Katılım bankası kâr payı ise anaparaya eklenerek hesaplanır.
Bayram gecesi vefat eden kişinin fitresi verilir mi?
Hanefî mezhebine göre bayram sabahı fecirden önce vefat eden kişiye fitre vacip olmaz; çünkü vücup anına ulaşmamıştır. Şâfiî mezhebine göre ise Ramazan’ın son günü güneş battıktan sonra vefat etmişse fitre vacip olmuştur ve bırakmış olduğu maldan ödenir. Hanefîlere göre bayram sabahı fecirden sonra vefat eden kişinin fitresi ise borcu olarak kalır; vasiyet etmişse terikesinin üçte birinden ödenir, etmemişse vârislerin kendi paylarından gönüllü olarak vermesi güzel olur. Vârisler dilerse her durumda onun adına sadaka verebilir.
Gayrimüslime sadaka verilir mi?
Evet, gönüllü sadaka gayrimüslim yoksullara da verilebilir ve sevaptır. Kur’an, Müslümanlarla savaşmayan gayrimüslimlere iyilik ve adaletle davranmayı yasaklamadığını bildirir. Hz. Esmâ’nın müşrik annesine yardım edip edemeyeceğini sorduğunda Hz. Peygamber annesiyle ilgilenmesini söylemiştir. Ancak farz zekât, âlimlerin çoğunluğuna göre yalnızca Müslüman yoksullara verilir. Gayrimüslim komşuya Ramazan’da yemek göndermek güzel komşuluk ve İslam’ın merhametini gösterme vesilesidir.
Bayram sabahı Müslüman olan kişi fitre verir mi?
Hanefî mezhebine göre bayram sabahı fecirden önce Müslüman olan kişi, gücü yetiyorsa fitre verir; fecirden sonra Müslüman olan ise o yıl fitre ile yükümlü değildir. Şâfiî mezhebinde belirleyici an Ramazan’ın son günü güneşin batmasıdır. Yükümlü olmasa bile yeni Müslüman olan birinin fitre vermesi hem bir sevinç ifadesi hem de sevap vesilesidir. Ayrıca yeni Müslüman olmuş biri ihtiyaç sahibiyse kendisi de fitre alabilir; Kur’an’da kalpleri İslâm’a ısındırılacak kimseler zekât ve sadaka verilebilecekler arasında sayılmıştır.
Faiz geliriyle zekât ödenebilir mi?
Hayır; faiz geliri zekât olarak sayılmaz.
Zekât, kişinin helal malından Allah rızası için verdiği bir ibadettir. Faiz ise İslâm’da haram kılınmış bir kazançtır ve kişinin gerçek mülkü kabul edilmez. Bu yüzden faiz gelirini zekât niyetiyle vermek zekât borcunu düşürmez. Elde edilmiş faiz, sevap beklenmeksizin ihtiyaç sahiplerine verilerek elden çıkarılmalıdır. Zekât ise kişinin kendi helal malından ayrıca ödenmelidir.
Zengin birine sadaka vermek caiz mi?
Gönüllü sadaka olarak caizdir, fakat zekât ve fitre zengine verilmez. Zengine yapılan iyilik daha çok hediye niteliği taşır ve sevgiyi artırır; Hz. Peygamber de hediyeleşmeyi tavsiye etmiştir. Bir hadiste, sadakasının yanlışlıkla zengine gittiğini öğrenen kişinin niyeti sebebiyle ecir aldığı ve zenginin bundan ibret alıp infak edebileceği anlatılır. Yine de sadakanın asıl yeri ihtiyaç sahipleridir; öncelik muhtaçlara verilmelidir.
Katılım bankasından alınan kâr payının zekâtı var mı?
Evet; kâr payı anaparaya eklenir ve toplam üzerinden zekât hesaplanır.
Katılım bankalarında elde edilen kâr payı, ortaklık esasına dayalı bir kazanç olarak değerlendirildiğinden kişinin malına dahil edilir. Zekât yılı dolduğunda hesaptaki toplam tutar (anapara ve biriken kâr payı) diğer zekât mallarıyla birlikte hesaba katılır. Yıl içinde gelen kâr payı için ayrıca yıl beklenmez; ana malın yılı dolunca beraber zekâtı verilir.
Koca, eşinin fitresini vermek zorunda mı?
Hayır, Hanefî mezhebine göre kocanın eşinin fitresini vermesi vacip değildir; kadın nisap miktarı mala sahipse kendi fitresini kendisi verir. Bununla birlikte koca, eşinin izniyle veya örfen bilinen rızasıyla onun fitresini de öderse geçerli olur; aile içinde yaygın uygulama da budur. Şâfiî mezhebinde ise nafakasını üstlendiği için kocanın eşinin fitresini vermesi gerekir. Kısacası kadının kendi fitresi kendi sorumluluğundadır, ama kocanın bunu karşılaması hem caiz hem de güzel bir davranıştır.
Vefat etmiş anne babam için sadaka verebilir miyim?
Evet, verebilirsiniz ve sevabının onlara ulaşacağı umulur. Bir sahabi, ansızın vefat eden annesi adına sadaka verirse ona fayda verip vermeyeceğini sormuş, Hz. Peygamber “evet” cevabını vermiştir. Sa’d b. Ubâde de annesi için bir su kuyusu yaptırmıştır. Ölüler adına su kuyusu açtırmak, Kur’an bağışlamak, yoksulu doyurmak gibi hayırlar yapılabilir. Bunun belirli bir günü veya şekli yoktur; kandil, Ramazan veya bayram gibi özel günlerde yapmak ise güzel bir tercihtir.
Yıllarca fitre vermedim, geçmiş yılları ödemem gerekir mi?
Evet, gerekir. Fitre vacip olduktan sonra vakti geçmekle düşmez; kişinin üzerinde bir borç olarak kalır. Hangi yıllarda fitre ile yükümlü olduğunuzu, yani temel ihtiyaçlarınız dışında nisap miktarı mala sahip olduğunuzu düşünüp tahmini bir sayı belirleyin. Bu yılların fitresini, kendiniz ve o yıllarda bakmakla yükümlü olduğunuz küçük çocuklarınız için hesaplayın. Hanefî mezhebinde bugünkü değer üzerinden ödemek fakirin hakkını korumak bakımından daha isabetlidir. Tamamını birden ödeyemiyorsanız imkânınız ölçüsünde parça parça ödeyebilirsiniz. Geciktirmenin günahı için de tövbe etmek gerekir.
Bir kişinin fitresi birkaç fakire bölünerek verilebilir mi?
Evet, Hanefî mezhebine göre bir fitreyi birkaç fakire bölerek vermek caizdir. Bununla birlikte bir fitrenin tek bir fakire verilmesi daha uygundur; çünkü amaç o kişinin bayram günkü ihtiyacını karşılamaktır ve çok küçük parçalar bu amaca hizmet etmeyebilir. Şâfiî mezhebinde ise fitrenin zekâtın verildiği sınıflara dağıtılması esas alındığından, bulunabildiği ölçüde birden fazla ihtiyaç sahibine verilmesi tercih edilir. Uygulamada, her fitreyi bir kişiye veya bir aileye vermek hem kolay hem de faydalıdır.
Kripto paranın zekâtı verilir mi?
Sahip olunan kripto varlıklar, piyasa değeri üzerinden zekât hesabına katılır.
Kripto paraların alım-satımı konusunda Diyanet, denetim eksikliği, aşırı spekülasyon ve belirsizlik gibi sebeplerle ihtiyatlı ve olumsuz bir tutum sergilemiştir. Ancak kişi fiilen bu varlıklara sahipse ve bunlar paraya çevrilebiliyorsa, ekonomik değer taşıyan bir mal olarak kabul edilir. Zekât yılı dolduğunda güncel değeri diğer mallarıyla toplanır; nisaba ulaşıyorsa kırkta biri verilir. Kesin hüküm için müftülüğe veya Alo 190’a danışılmalıdır.
Oruç tutmayan fitre verir mi?
Evet, fitre oruç tutmaya bağlı bir yükümlülük değildir. Hastalık, yolculuk, yaşlılık veya başka bir sebeple oruç tutamamış kişi de fitre vermekle yükümlü olduğu mali güce sahipse fitresini verir. Hadiste fitrenin küçük çocuklar için de verildiğinin bildirilmesi, bunun oruçla doğrudan şart ilişkisi olmadığını gösterir. Özürsüz olarak oruç tutmamış biri ise hem fitresini vermeli hem de tutmadığı oruçları kaza etmeli ve Allah’a tövbe etmelidir; fitre, oruç borcunun yerine geçmez.
Verdiğim paraya sonradan sadaka niyeti edebilir miyim?
Gönüllü sadakada, iyilik amacıyla verildiyse sevap umulur; zekât için ise kural farklıdır. Hanefîlere göre zekât niyetinin vermek anında ya da zekât için ayrılan malı ayırırken yapılması gerekir. Verdikten sonra niyet etmek, para hâlâ fakirin elinde duruyorsa geçerli sayılır; harcanmışsa zekât yerine geçmez. Borç olarak verilen paranın sonradan sadaka yapılması ise alacaktan vazgeçmek anlamında sadakadır, fakat zekât olarak sayılması konusunda ihtiyatlı olunmalı ve müftülüğe danışılmalıdır.
Evi ve arabası olan ama nakit parası olmayan fitre verir mi?
Oturduğu ev ve kullandığı araba tek başına fitreyi gerektirmez. Hanefî mezhebinde fitre için aranan zenginlik, borçlar ve temel ihtiyaçlar dışında nisap miktarı mala sahip olmaktır. Oturulan ev, günlük kullanılan araç, ev eşyası, giyim ve meslek aletleri temel ihtiyaç sayılır. Ancak kişinin oturmadığı ikinci bir evi, arsası veya ihtiyaç fazlası bir aracı varsa ve bunların değeri nisaba ulaşıyorsa, nakit parası olmasa bile fitre vermesi gerekir. Şâfiî mezhebinde ise bayram günü kendisinin ve ailesinin yiyeceğinden fazla fitre miktarı bulunan herkes fitre verir.
Fitre ile fidye arasındaki fark nedir?
Fitre ile fidye farklı ibadetlerdir. Fitre, Ramazan Bayramı’na ulaşan ve mali gücü yeten her Müslümanın kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler için verdiği vacip sadakadır. Fidye ise yaşlılık veya iyileşme ümidi olmayan bir hastalık sebebiyle oruç tutamayan ve ileride kaza etme imkânı da bulunmayan kişinin, tutamadığı her gün için bir yoksulu doyurmasıdır. Bakara Suresi’nin 184. ayeti fidyenin dayanağıdır. Miktar olarak bir günlük fidye, bir fitre miktarına eşittir. Fidye veren kişi, gücü yetiyorsa ayrıca fitresini de verir.
Hasta biri için şifa niyetiyle sadaka vermek dinde var mı?
Evet, hastanın iyileşmesi için dua ederek sadaka vermek güzel bir davranıştır; ancak bu tedavinin yerini tutmaz. “Hastalarınızı sadaka ile tedavi edin” sözü hadis olarak nakledilse de sened bakımından zayıf kabul edilir. Sadaka ve dua, Allah’a yönelmenin ve O’nun rahmetini ummanın yollarındandır; sonuç ise Allah’a aittir. İslam, tedavi olmayı da emreder. Bu yüzden hasta için hem hekime başvurulmalı hem de sadaka ve dua ile manevi destek sağlanmalıdır.
Kripto paranın zekâtı alış fiyatından mı, güncel fiyattan mı hesaplanır?
Zekât yılının dolduğu günkü güncel piyasa değeri esas alınır.
Ticaret malı ve yatırım amaçlı varlıklarda olduğu gibi, alış fiyatı değil zekât borcunun doğduğu günkü değer dikkate alınır. Kripto varlıklar kısa sürede çok değer kaybedip kazanabildiği için tarih ve tutar not edilmelidir. Değer düşmüş ve toplam varlık nisabın altına inmişse zekât gerekmez. Borsadan çekilmesi mümkün olmayan, erişimi kaybedilmiş varlıklar için zekât gerekmez; çünkü tam mülkiyet ve tasarruf şartı gerçekleşmemiştir.
Birden fazla fitre bir kişiye verilebilir mi?
Evet, birden fazla fitre tek bir ihtiyaç sahibine verilebilir. Örneğin bir aile reisi, kendisi ve çocukları için hesapladığı fitrelerin tamamını muhtaç bir aileye verebilir. Aynı şekilde bir fitre de birkaç kişiye bölüştürülebilir; ancak her birinin ihtiyacını gerçekten karşılayacak şekilde vermek daha faydalıdır. Önemli olan, verilen kişinin fitre almaya ehil olması, yani zengin olmaması ve kişinin usûl-fürûundan ya da eşinden biri olmamasıdır.
Emekli maaşıyla geçinen kişi fitre verir mi?
Maaşın durumuna göre değişir. Emekli maaşının kendisi fitrenin şartı olan zenginliği tek başına göstermez; önemli olan bayram sabahı kişinin elinde, temel ihtiyaçları ve borçları dışında nisap değerinde mal bulunup bulunmadığıdır. Maaşı ancak geçimine yeten, birikimi olmayan emekliye Hanefî mezhebine göre fitre vacip değildir. Ancak kira geliri, bankada birikmiş parası veya altını olan ve bunlar nisaba ulaşan emekli fitre verir. Şâfiî mezhebine göre ise bayram günü yiyeceğinden fazla fitre miktarı olan emekli de fitre öder. Yükümlü olmasa bile gücü yetenin vermesi güzeldir.
Kripto yatırımım zarardaysa yine de zekât gerekir mi?
Zarar ettiğiniz için değil, varlığın güncel değeri nisaba ulaştığı için zekât gerekir.
Zekât, kâr üzerinden değil, sahip olunan malın toplam değeri üzerinden hesaplanır. Yatırımınız zararda olsa bile kalan değeri diğer mallarınızla birlikte nisaba ulaşıyorsa kırkta birini vermeniz gerekir. Toplam değer nisabın altına düşmüşse o yıl zekât gerekmez. Yıl içinde nisabın altına inip yıl sonunda tekrar üstüne çıkılması durumunda Hanefîlere göre yılın başında ve sonunda nisabın bulunması yeterlidir.
Sadaka niyetiyle kurban kesmek caiz mi?
Evet, Allah rızası için hayvan kesip etini yoksullara dağıtmak caiz bir sadakadır. Bu kesim adak veya vacip kurban değildir; yılın herhangi bir gününde yapılabilir. Hayvanın besmele ile kesilmesi yeterlidir. Kan akıtmanın tek başına bir belayı savuşturduğu inancı ise dinî bir dayanağa sahip değildir; sevap, Allah rızası ve yoksulun faydalanmasıyla ilgilidir. Kesimi yapan kişi etin bir kısmını kendisi de yiyebilir. Etin yerine bedelini yoksula vermek de aynı şekilde sadakadır.
Borcu olan kişi fitre vermek zorunda mı?
Borç, malından düşüldükten sonra kalan miktara bakılır. Hanefî mezhebine göre kişinin kul borçları malından çıkarılır; geriye temel ihtiyaçları dışında nisap miktarı mal kalıyorsa fitre verir, kalmıyorsa fitre vacip olmaz. Örneğin elinde bir miktar birikimi olan ama aynı ölçüde borcu bulunan kişi zengin sayılmaz. Uzun vadeli taksitli borçlarda ise sadece o yıl ödenecek kısmın düşülmesi gerektiğini söyleyen âlimler vardır. Şâfiî mezhebinde de borç ödemesi önceliklidir. Borçlu olduğu hâlde gönüllü olarak fitre veren kişi sevap kazanır.
Fitre vermeyi unutan ne yapmalı?
Fitre vermeyi unutan veya geciktiren kişinin borcu düşmez; hatırladığı anda fitresini vermelidir. Fitrenin bayram namazından önce verilmesi sünnettir ve bayramdan sonraya bırakmak mekruh sayılır; ancak geciktirmek, ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Yıllarca fitre vermediğini hatırlayan kişi, geçmiş yılların fitrelerini de tahmini olarak hesaplayıp ödemeli ve ihmali için tövbe etmelidir. Bu durumda güncel fitre miktarını esas almak ihtiyata daha uygundur.
Küçük miktarda sadaka vermenin bir değeri var mı?
Evet, büyük değeri vardır. Hz. Peygamber, “Yarım hurma ile de olsa kendinizi ateşten koruyun” buyurmuştur. Allah katında önemli olan miktar değil, samimiyet ve imkâna göre verilmesidir. Kur’an, zerre ağırlığınca iyilik yapanın bunun karşılığını göreceğini bildirir. Az ama düzenli sadaka vermek, alışkanlık kazanmak ve cimrilikten kurtulmak açısından da faydalıdır. Hadiste Allah’a en sevimli amelin az da olsa devamlı olanı olduğu ifade edilir.
USDT gibi sabit değerli kripto paralarda zekât nasıl hesaplanır?
Bağlı olduğu dövizin değeri üzerinden, döviz gibi hesaplanır.
Dolar gibi bir para birimine endekslenmiş dijital varlıklar, ekonomik açıdan o dövizin karşılığı olarak kullanıldığından zekât hesabında da döviz gibi ele alınır. Zekât yılının dolduğu günkü değeri, kişinin diğer para ve altınlarıyla toplanır; nisaba ulaşıyorsa kırkta biri verilir. Bu varlıkların güvenilirliği ve alım-satımının dinî hükmü ayrı bir konudur; bunun için müftülüğe danışılması uygundur.
Camideki bağış kutusuna para atmak sadaka mı?
Evet, gönüllü bağış olarak sadakadır; ancak zekât ve fitre yerine geçmez. Cami kutusuna atılan para genellikle caminin bakım, temizlik, ısınma ve aydınlatma giderleri için kullanılır. Bu, ibadet yerinin ihyasına katkı olduğu için sevaplı bir hayırdır. Zekât ve fitrede ise paranın belirli bir yoksulun mülkiyetine geçmesi şarttır; cami inşaatı veya genel giderler bu şartı taşımaz. Hangi kurumun hangi amaçla bağış topladığını bilerek vermek daha doğrudur.
Fitre vekâletle veya kurum aracılığıyla verilebilir mi?
Evet, fitre bir yakınınıza, camiye, müftülüğe veya Türkiye Diyanet Vakfı gibi güvenilir bir kuruma vekâlet verilerek ödenebilir. Vekil, fitreyi sizin adınıza uygun ihtiyaç sahiplerine ulaştırır. Bu yolla, özellikle çevresinde ihtiyaç sahibi tanımayanlar veya uzakta bulunanlar ibadetlerini kolayca yerine getirebilir. Burada önemli olan, aracı kurumun fitreyi gerçekten fitre alabilecek kişilere ve zamanında, tercihen bayramdan önce ulaştıracağından emin olmaktır.
Kredi kartı borcu olan fitre verir mi?
Kredi kartı borcu da diğer borçlar gibi değerlendirilir. Kişi bayram sabahı elindeki paradan ve ihtiyaç fazlası mallarından kart borcunu düşer. Kalan miktar temel ihtiyaçlar dışında nisaba ulaşıyorsa Hanefî mezhebine göre fitre vermesi gerekir. Kart borcu malının tamamını karşılıyorsa fitre vacip değildir. Ancak her ay düzenli ödenen ve kolayca kapatılan küçük kart harcamaları genellikle kişinin zengin sayılmasına engel olmaz. Şüphede kalan kişinin fitre vermesi hem ihtiyatlı hem de sevaplıdır; çünkü fitre miktarı çoğu insan için ağır bir yük değildir.
NFT ve dijital varlıkların zekâtı var mı?
Satmak amacıyla edinilmişse ticaret malı gibi zekâta tabidir; kişisel kullanım içinse zekât gerekmez.
Zekâtta belirleyici olan, malın büyüyen (nâmî) bir mal olması ve kişinin niyetidir. Kâr amacıyla alınıp satılmak üzere tutulan dijital varlıklar, zekât yılı sonundaki piyasa değeriyle zekât hesabına katılır. Koleksiyon ve kullanım amacıyla edinilenler ise ev eşyası gibi değerlendirilir. Değeri belirsiz veya satılamayan varlıklarda ihtiyatlı davranmak ve müftülüğe danışmak yerinde olur.
Asgari ücretle çalışan biri fitre verir mi?
Hanefî mezhebine göre, asgari ücretle geçinen ve temel ihtiyaçları ile borçları dışında nisap miktarı birikimi olmayan kişiye fitre vacip değildir. Ancak Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde nisap şartı aranmaz; bayram günü kendisinin ve ailesinin yiyeceğinden fazla fitre miktarına sahip olan fitre verir. Fitrenin miktarı genellikle bir günlük gıda bedeli kadar olduğundan, dar gelirli pek çok kişi de sevap kazanmak ve bayram sevincini paylaşmak için fitre vermeyi tercih eder. Vacip olmasa bile gücü yetenin vermesi tavsiye edilir.
Borcu olan kişi zekât verir mi?
Borçları düşüldükten sonra kalan malı nisaba ulaşıyorsa zekât verir; ulaşmıyorsa vermez.
Hanefî mezhebine göre kişinin kul borçları, zekâta tabi mallarından düşülür. Örneğin elinde nisabın biraz üzerinde para bulunan, fakat bunu aşan borcu olan kişi zekât yükümlüsü değildir. Borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktar nisabı geçiyorsa zekât bu kalan üzerinden hesaplanır. Şâfiî mezhebinde ise borç, zekât yükümlülüğüne kural olarak engel sayılmaz.
Dilenciliği meslek edinenlere sadaka vermek doğru mu?
İhtiyaç sahibi olmadığı bilinen kişilere vermek yerine gerçek muhtaçları bulmak daha doğrudur. Hz. Peygamber, ihtiyacı yokken sürekli dilenen kişiyi kınamış ve dilenmekten kaçınmayı öğütlemiştir. Kur’an da asıl yardım edilmesi gerekenleri “iffetlerinden dolayı istemeyen, cahil kimsenin zengin sandığı” yoksullar olarak tarif eder. Bir kişinin muhtaç olup olmadığı bilinmiyorsa, onu azarlamadan az bir şey vermek veya güzel bir sözle geri çevirmek uygundur. Kurumsal ve güvenilir yollar tercih edilebilir.
Fitre cami inşaatına veya derneğe verilir mi?
Hayır, fitre ve zekâtın doğrudan cami inşaatı, yol, çeşme gibi hayır işlerine harcanması caiz değildir. Çünkü fitrede ihtiyaç sahibi bir kişiye mülk olarak verilmesi, yani temlik şartı vardır. Bir dernek veya vakfa verilen fitre ise ancak o kurum tarafından ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırsa geçerli olur. Cami ve benzeri hayır işlerine yapılan bağışlar ayrı bir sadaka olarak değerlendirilir ve bunun da sevabı büyüktür; ama fitre borcunun yerine geçmez.
“Oruçluya iftar ettirene onun kadar sevap vardır” hadisi sahih mi?
Evet, bu hadis güvenilir kaynaklarda yer alır. Tirmizî ve İbn Mâce’nin rivayetine göre Hz. Peygamber, bir oruçluya iftar ettiren kimseye, oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin onun sevabı kadar ecir verileceğini bildirmiştir. Tirmizî bu hadisi hasen-sahih olarak nitelemiştir. Hadis, Ramazan’da sofralarını paylaşmayı teşvik eden en önemli dayanaklardandır. Ramazan’ı üç bölüme ayıran uzun hutbe rivayeti ise zayıftır; iftar ettirmenin fazileti için Tirmizî rivayetine dayanmak yeterlidir.
Fitre alan kişi aynı zamanda fitre verebilir mi?
Evet, verebilir. Hanefî mezhebine göre fitre alan kişi, nisap miktarı mala sahip olmadığı için fitre ile yükümlü değildir; ama gönüllü olarak verirse sevap kazanır. Şâfiî mezhebine göre ise bayram günü kendisine ve ailesine yetecek yiyecekten fazlası bulunan kişi, bu fazlalık başkasından aldığı fitreden gelmiş olsa bile fitre vermekle yükümlüdür. Uygulamada bir fakirin aldığı fitreyi başka bir ihtiyaç sahibine fitre olarak vermesi de görülür. Bu, fakirliğin cömertliğe engel olmadığını gösteren güzel bir davranıştır.
Konut kredisi gibi uzun vadeli borçlar zekât hesabından düşülür mü?
Diyanet’in görüşüne göre uzun vadeli borçların tamamı değil, o yıl içinde ödenecek taksitleri düşülür.
Konut veya taşıt kredisi gibi yıllara yayılmış borçların hepsi birden düşülürse, varlıklı pek çok kişi zekât yükümlülüğünden çıkmış olur. Bu yüzden Din İşleri Yüksek Kurulu, zekât hesaplanırken yalnızca önümüzdeki bir yıl içinde ödenecek taksitlerin mallardan düşülmesini uygun görmüştür. Vadesi daha ileride olan kısım ise o yılki hesaba katılmaz. Durumunuza özel hesap için müftülüğe danışabilirsiniz.
Zekât Ramazan’da mı verilmeli?
Hayır, zekâtın mutlaka Ramazan’da verilmesi gerekmez. Zekât, nisap miktarı mala ulaşıldıktan sonra üzerinden bir kameri yıl geçince vacip olur ve kişinin kendi hesap tarihine bağlıdır. Ancak Ramazan’da yapılan ibadetlerin sevabının daha çok olduğu umulduğu için pek çok kişi zekâtını bu ayda vermeyi tercih eder; bu da güzel bir davranıştır. Zekât yılı Ramazan’dan önce dolan kişinin zekâtını Ramazan’a kadar geciktirmesi ise uygun değildir; çünkü zekât, vacip olduğunda vakit kaybetmeden verilmelidir.
Bir hurma veya bir yudum su ile iftar ettirmek aynı sevabı kazandırır mı?
Evet, iftar ettirme sevabının bir hurma veya bir yudum su ile de elde edileceği umulur. Hadiste yer alan “iftar ettiren” ifadesi, oruçlunun orucunu açmasına vesile olan her ikramı kapsar; bazı rivayetlerde bu açıkça zikredilir. Bu, imkânı kısıtlı olanlar için de sevap kapısının açık olduğunu gösterir. Bununla birlikte oruçluyu doyurmak daha kapsamlı bir iyiliktir. İftar saatinde trafikte veya yolda kalanlara su ve hurma ikram etmek bu sevaba ulaşmanın kolay yollarındandır.
Kredi kartı borcu zekât hesabından düşülür mü?
Evet; zekât günü itibarıyla ödenmesi gereken kredi kartı borcu mallardan düşülür.
Kredi kartı borcu, kişinin yakın vadede ödemek zorunda olduğu bir kul borcudur. Zekât hesaplanırken ekstre borcu ve bir yıl içinde ödenecek taksitler toplam zekât mallarından çıkarılır; kalan miktar nisabı aşıyorsa zekât verilir. Borcun gecikme faizi gibi kısımları ayrıca bir sorun olup kredi kartını faize düşmeyecek şekilde kullanmak gerekir.
Zekât yılı dolmadan önce zekât verilebilir mi?
Evet, Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre nisap miktarı mala sahip olan kişi, yılın dolmasını beklemeden zekâtını peşin olarak verebilir. Böylece zekâtını Ramazan’a denk getirmek isteyen biri, yılı henüz dolmamış olsa bile hesabını yapıp önceden ödeyebilir. Yıl sonunda malı artmışsa aradaki farkın zekâtını da tamamlar. Hz. Abbas’ın zekâtını vaktinden önce vermesine Hz. Peygamber’in izin verdiği rivayet edilir. Bu uygulama, ihtiyaç sahiplerine Ramazan’da ve bayram öncesinde destek olmak için de uygun bir yoldur.
Başkasına verdiğim borç paranın zekâtını vermem gerekir mi?
Geri alınması umulan alacakların zekâtı gerekir; Hanefîlere göre alacak tahsil edilince geçmiş yılların zekâtı verilir.
Borçlunun ikrar ettiği ve ödeme gücü bulunan alacaklar, sahibinin malı gibi kabul edilir. Hanefî mezhebine göre bu alacağın zekâtını her yıl vermek zorunlu değildir; ancak alacak tahsil edildiğinde geçen yılların zekâtı hesaplanıp ödenir. İsteyen kişi her yıl diğer mallarıyla birlikte zekâtını vererek bu borcu biriktirmeyebilir; bu daha kolay ve ihtiyatlı bir yoldur.
Zekât ile fitre arasındaki fark nedir?
Zekât ve fitre farklı yükümlülüklerdir. Zekât, İslam’ın beş şartından biridir; nisap miktarı artıcı mala sahip olan kişinin, malının üzerinden bir yıl geçince belirli bir oranını (genellikle kırkta birini) vermesidir. Fitre ise Ramazan Bayramı’na bağlı, kişi başına belirli miktarda verilen vacip bir sadakadır.
- Zekâtta mal üzerinden yıl geçmesi şarttır; fitrede aranmaz.
- Zekât malın miktarına göre değişir; fitre kişi sayısına göre hesaplanır.
- Her ikisi de aynı gruplara, yani Tevbe Suresi 60. ayette sayılanlara verilir.
Zengin birine iftar vermek de sevap mı?
Evet, sevaptır. İftar ettirme hadisi oruçlunun zengin veya fakir olmasını şart koşmaz; her oruçluya iftar ikram etmek bu fazilete dahildir. Zengin akraba, komşu ve arkadaşlarla iftar sofrasında buluşmak sıla-i rahim ve kardeşlik bağlarını güçlendirir. Ancak davetlerde sadece varlıklıları çağırıp yoksulları unutmak hoş görülmemiştir; bir hadiste yalnız zenginlerin çağrıldığı yemeğin en kötü yemek olduğu ifade edilir. Bu yüzden sofraya ihtiyaç sahiplerini de katmak en güzelidir.
Bakımını üstlendiğim anne ve babamın fitresini vermem gerekir mi?
Hanefî mezhebine göre gerekmez. Evlat, fakir anne ve babasının geçimini sağlamakla yükümlüdür; ancak onların fitresini vermek vacip değildir. Anne ve babanın kendi malı nisaba ulaşıyorsa fitrelerini kendileri verir; malları yoksa fitre ile yükümlü değildir. Bununla birlikte evlat, onların izniyle veya haberdar ederek adlarına fitre verirse bu geçerlidir ve güzel bir iyiliktir. Şâfiî mezhebinde ise nafakasını üstlendiği kişilerin, buna anne ve baba da dâhil, fitresini vermek nafakayı üstlenen kişiye düşer.
Geri alamayacağımı düşündüğüm alacağın zekâtı var mı?
Hayır; tahsil edilmesi ümit edilmeyen alacak için zekât gerekmez.
İnkâr edilen, belgesi bulunmayan veya borçlunun hiçbir şekilde ödeme gücü olmayan alacaklar fıkıhta ümitsiz alacak sayılır. Bunlar kişinin fiilen tasarruf edebildiği mal olmadığı için zekât hesabına katılmaz. Böyle bir alacak ileride beklenmedik şekilde tahsil edilirse, Hanefî mezhebine göre geçmiş yılların zekâtı gerekmez; alınan para diğer mallarla birleşerek o andan sonra zekâta tabi olur.
İftar ettiren kişinin kendisinin oruçlu olması gerekir mi?
Hayır, gerekmez. İftar ettirme sevabı, oruçluya ikramda bulunan herkes için geçerlidir. Hastalık, yolculuk, yaşlılık veya kadınların özel halleri gibi bir özür sebebiyle oruç tutamayan kişi, oruçlulara iftar hazırlayarak ya da ikram ederek bu sevaptan pay alabilir. Hatta bu, oruç tutamamanın verdiği hüzne karşı teselli edici bir hayırdır. Ancak özürsüz oruç tutmamak ayrı bir sorumluluktur ve iftar ettirmek farz orucun yerini tutmaz.
Zekâtta nisap miktarı nedir?
Nisap, zekât veya fitre yükümlülüğünün başladığı asgari zenginlik ölçüsüdür. Altın ve para için nisap 80,18 gram altın veya bunun değerindeki paradır. Gümüş için 561,2 gramdır. Diyanet’in uygulamasında para ve ticaret malları için altın ölçüsü esas alınır. Borçlar ve temel ihtiyaçlar (ev, ev eşyası, binek araç, geçim için gerekli harcamalar) düşüldükten sonra bu miktara sahip olan kişi zengin sayılır. Zekâtta bu malın üzerinden bir kameri yıl geçmesi ve artıcı olması aranır; fitrede ise bu şartlar aranmaz.
Dede, yanında kalan torununun fitresini verir mi?
Torunun babası hayattaysa fitresi babasına aittir; dedenin vermesi gerekmez, ama babanın izniyle verebilir. Babası vefat etmiş ve bakımını dede üstlenmişse, Hanefî mezhebinde dedenin yetim torununun fitresini vermesi gerektiği yönünde görüş vardır; bir kısım âlimler ise bu durumda da vacip olmadığını söyler. Ailenin durumuna göre dedenin yetim torununun fitresini vermesi hem ihtiyatlı hem de sevaplı bir davranıştır. Torunun kendi malı varsa fitresi onun malından verilebilir.
Fakir birindeki alacağımı zekâtıma sayabilir miyim?
Doğrudan sayılamaz; zekâtın geçerli olması için malın fakire mülk olarak verilmesi gerekir.
Hanefî mezhebine göre alacağı zekât niyetiyle bağışlamak, o alacağın kendi zekâtı yerine geçebilirse de, başka mallarınızın zekâtı yerine geçmez. Uygun yol şudur: Zekât parası fakire teslim edilir, fakir de bu parayla dilerse size olan borcunu öder. Fakiri buna zorlamak veya önceden şart koşmak doğru değildir. Ayrıntı için müftülüğe danışılabilir.
Oruç tutmayan birine iftar yemeği vermek sevap mı?
Evet, aç birini doyurmak başlı başına sevaptır; ancak buna teknik olarak “oruçluya iftar ettirme” denmez. Hz. Peygamber, İslam’ın en hayırlı amellerinden birinin yemek yedirmek olduğunu bildirmiştir. İftar sofrasına gelen kişinin oruçlu olup olmadığını sorgulamak gerekmez. Çocuklar, hastalar, yolcular ve gayrimüslim misafirler de sofrada ağırlanır. Niyet Allah rızası ve ikram olduğu sürece herkese yemek vermek hayırdır.
Zekât kırkta bir mi verilir?
Evet, altın, gümüş, para ve ticaret mallarının zekâtı kırkta bir, yani yüzde 2,5 oranında verilir. Örneğin nisabı aşan ve üzerinden bir yıl geçen birikimi olan kişi, toplam miktarın yüzde 2,5’ini zekât olarak öder. Ancak her mal için oran aynı değildir: Toprak ürünlerinde öşür, sulama şekline göre onda bir veya yirmide birdir; hayvanlarda ise sayıya göre belirlenen özel ölçüler vardır. Kendi durumunuza göre hesaplama için müftülükten veya Alo 190’dan yardım alabilirsiniz.
Başka ülkelere iftarlık bağışı göndermek iftar ettirme sevabı kazandırır mı?
Evet, güvenilir bir kurum aracılığıyla oruçlulara ulaştırılan iftarlık, iftar ettirme sevabı kazandırır. Burada kişi bizzat sofra kurmasa da vekâlet yoluyla oruçluya yemek ikram etmiş olur. Savaş, kıtlık veya afet bölgelerindeki ihtiyaç daha şiddetli olabileceği için bu tür bağışların faydası büyüktür. Ancak yakın çevrede aç bir komşu varken onu görmezden gelmemek gerekir. Bağış yapılan kurumun şeffaf ve resmî olarak denetlenen bir yapı olmasına dikkat edilmelidir.
Borcunu ödeyemeyen birine zekât verilir mi?
Evet; borcunu ödeyemeyen kişi (gârim) zekât verilecek sekiz sınıftan biridir.
Tevbe suresinin 60. ayetinde zekât verilecekler arasında borçlular da sayılmıştır. Meşru bir ihtiyaç için borçlanmış ve borcunu ödeyecek malı bulunmayan kişiye zekât verilebilir. Kumar veya israf gibi meşru olmayan sebeplerle borçlanan kişiye ise tövbe edip düzelmedikçe zekât verilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Borçlunun elinde borcu düşülünce nisap miktarı mal kalmamalıdır.
Zekât akrabaya verilir mi?
Evet, anne-baba, dedeler-nineler, çocuklar-torunlar ve eş dışındaki muhtaç akrabalara zekât verilebilir ve bu daha faziletlidir. Kardeş, amca, hala, dayı, teyze ve bunların çocukları, ihtiyaç sahibi olmaları şartıyla zekât alabilir. Hz. Peygamber, yoksula verilen sadakanın bir sadaka, akrabaya verilenin ise hem sadaka hem de sıla-i rahim sevabı taşıdığını bildirmiştir. Zekât verirken karşı tarafa bunun zekât olduğunu söylemek şart değildir; kişinin gönlünü kırmamak için hediye diye vermek de caizdir, yeter ki verenin niyeti zekât olsun.
Ramazan erzak kolisi zekât niyetiyle verilebilir mi?
Evet, zekât alabilecek bir yoksulun mülkiyetine geçirilirse ve verirken zekât niyeti edilirse verilebilir. Hanefî mezhebine göre zekât mal veya para olarak verilebilir; önemli olan malın değerinin hesaplanması ve alan kişinin zekât ehli olmasıdır. Koliyi zengin komşulara hediye olarak dağıtmak veya içeriğini ev halkıyla paylaşmak zekât sayılmaz. Kurum aracılığıyla verildiğinde, kurumun kolileri yalnızca zekât ehline ulaştırdığından emin olunmalıdır. Paranın ihtiyaç sahibine daha faydalı olabileceği de göz önünde tutulmalıdır.