Mezheplere Göre Oruç ve Bayram
Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî farkları. 176 soru ve cevap.
Mezheplere Göre Oruç ve Bayram
Mezheplere göre oruç ve bayram konusu, Ehl-i Sünnet'in dört fıkıh mezhebi olan Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin niyet, orucu bozan şeyler, kaza, kefaret, fitre ve kurban gibi konulardaki görüş farklılıklarını karşılaştırmalı olarak ele alır. Bu farklılıklar dinin temel esaslarında değil, ayrıntılarında ortaya çıkar ve ümmet için bir genişlik kabul edilir.
Niyet konusunda Hanefîler, Ramazan orucuna ertesi gün kuşluk vaktine kadar niyet edilebileceğini söylerken; Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîler farz oruçlar için niyetin geceden yapılmasını şart koşar. Mâlikîler, Ramazan'ın başında bütün ay için tek bir niyetin yeterli olduğunu kabul eder. Kefaret konusunda Hanefî ve Mâlikîler kasten yeme içmeyi de kefaret sebebi sayarken, Şâfiî ve Hanbelîler kefareti yalnızca cinsel ilişkiye bağlar.
Fitre, Hanefîlere göre vaciptir ve değeri para olarak verilebilir; diğer üç mezhep ise fitrenin kural olarak buğday, arpa, hurma gibi temel gıda maddelerinden verilmesini esas alır. Kurban, Hanefîlere göre vacip; Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîlere göre müekked sünnettir. Bayram namazı da Hanefîlerde vacip, Şâfiî ve Mâlikîlerde müekked sünnet, Hanbelîlerde farz-ı kifâyedir.
Türkiye'de Hanefî mezhebi esas alınmakla birlikte Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da Şâfiî mezhebine bağlı Müslümanlar da yaşamaktadır. Bu bölümde mezhepler arası farklar Diyanet İlmihali esas alınarak açıklanmaktadır. Farklı mezhebe mensup Müslümanlar birbirlerinin arkasında namaz kılabilir ve birbirlerinin ibadetini geçerli kabul eder. Bir kimsenin zor bir durumda başka bir mezhebin görüşüyle amel etmesi, keyfîlik amacı taşımadığı sürece caiz görülmüştür. Mezhep imamları, Kur'an ve sünneti anlamak için büyük bir emek harcamış; farklı sonuçlara ulaşsalar da birbirlerine saygıyı hiçbir zaman terk etmemişlerdir.
- Hanefîlerde Ramazan niyeti kuşluğa kadar yapılabilir.
- Kefaret sebepleri mezheplere göre farklıdır.
- Kurban Hanefîlere göre vacip, diğerlerine göre sünnettir.
- Farklılıklar ümmet için genişlik kabul edilir.
Sık Sorulan Sorular
Mâlikî ve Hanbelîlere göre kadın evinin namaz kıldığı köşesinde itikâf yapabilir mi?
Hayır, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre kadının itikâfı da erkeklerde olduğu gibi mescitte yapılır; evin namaz köşesi (mescid-i beyt) itikâf yeri sayılmaz. Bu mezhepler, Peygamberimizin hanımlarının mescitte itikâfa girmesini delil alır. Şâfiî mezhebinin yeni görüşü de aynıdır. Hanefî mezhebinde ise kadının evinde namaz için ayırdığı yerde itikâf yapması daha faziletlidir ve Türkiye’de bu görüş esas alınır. Kadınların camide itikâfı, uygun ve güvenli bir bölüm bulunduğunda ve eşin izniyle mümkündür.
Orucu bozduktan sonra kefaret gerektirmeyen mezhebe geçersem kefaretten kurtulur muyum?
Hayır, bu uygun görülmez. Ramazan orucunu bilerek yiyip içerek bozan bir Hanefîye mezhebine göre kefaret gerekir. Şâfiî mezhebinde ise kefaret yalnızca cinsel ilişkiyle bozulan oruç için söz konusudur. Ancak olay gerçekleştikten sonra sırf bu sorumluluktan kurtulmak için mezhep değiştirmek, âlimlerin kınadığı hileli bir telfik örneğidir. Borç, oluştuğu andaki mezhebinize göre doğmuştur. Böyle bir durumda yapılacak şey samimi tövbe etmek ve kefareti ödemektir. Kefaretin şartları veya gücünüzün yetmemesi hakkında sorunuz varsa müftülüğe danışabilirsiniz.
Hanbelî mezhebine göre Kadir gecesi 27. gece midir?
Hanbelî mezhebinde Kadir gecesinin Ramazan’ın son on gecesinde, özellikle tek gecelerinde arandığı kabul edilir ve 27. gecenin en güçlü ihtimal olduğu belirtilir; ancak kesin olarak bu geceye bağlanmaz. İmam Ahmed bu konuda Übey b. Kâ’b’ın yeminle 27. geceyi bildirdiği rivayete dayanır. Mâlikî mezhebinde de Kadir gecesi son on günde aranır ve her yıl değişebileceği görüşü öne çıkar. Hanefîler ve Türkiye’deki gelenek de 27. geceyi esas alır; yine de son on gecenin tamamını ibadetle değerlendirmek sünnete en uygun olandır.
Hanefî biri kefarette Mâlikî mezhebine uyup doğrudan fakir doyurabilir mi?
Genellikle buna gerek yoktur. Hanefî mezhebinde oruç kefareti sıralıdır: Önce altmış gün peş peşe oruç tutmak gerekir; buna gerçekten gücü yetmeyen kişi altmış fakiri doyurur. Mâlikî mezhebinde ise kefarette seçimlik görüş vardır ve fakir doyurmak öncelikli kabul edilir. Bir Hanefînin sağlık veya benzeri gerçek bir engel yüzünden oruç tutamaması durumunda zaten kendi mezhebi fakir doyurmaya izin verir. Sağlıklı olduğu hâlde sadece zor geldiği için Mâlikî görüşe geçmek ise ruhsat arayışı sayılabilir. Durumunuzu müftülüğe anlatarak değerlendirme almanız en doğrusudur.
Kadının taktığı altın bileziğe zekât düşer mi? Hanefî ve Şâfiî ne der?
Hanefî’ye göre düşer, Şâfiî’ye göre tercih edilen görüşte kullanılan mübah ziynete zekât düşmez. Hanefî mezhebinde altın ve gümüş, kullanılsın veya kullanılmasın, özünde değer ölçüsü ve servet sayılır; bu nedenle ziynet eşyası nisaba ulaşıyorsa ve üzerinden bir yıl geçmişse zekâtı verilir. Şâfiî mezhebinde ise kadının âdet üzere taktığı mübah ziynet, kullanım eşyası gibi değerlendirilir ve zekâta tabi tutulmaz; ancak birikim amacıyla saklanan ya da israf derecesindeki ziynete zekât gerekir. Diyanet, Hanefî görüşünü esas alır.
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde fitre para olarak verilebilir mi?
Hayır, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin meşhur görüşüne göre fitre, bölgenin temel gıda maddelerinden bir sâ’ miktarında ayni olarak verilir; parasal karşılığıyla vermek yeterli görülmez. Bu mezhepler, hadiste hurma, arpa, kuru üzüm ve peynir gibi yiyeceklerin sayılmasını esas alır. Şâfiî mezhebi de aynı görüştedir. Hanefî mezhebine göre ise fitrenin değerini para olarak vermek caizdir, hatta fakirin ihtiyacını daha iyi karşıladığı için daha faziletli sayılabilir. Türkiye’de Diyanet, Hanefî görüş doğrultusunda her yıl fitre miktarını para olarak ilan eder.
Niyeti unutmamak için Mâlikî mezhebindeki gibi Ramazan başında tek niyet edebilir miyim?
Hanefî biri için buna ihtiyaç azdır; çünkü Hanefî mezhebinde Ramazan orucuna geceden niyet etmeyi unutan kişi, orucu bozan bir şey yapmamışsa ertesi gün öğle vaktinden önce niyet edebilir. Mâlikî mezhebinde ise Ramazan’ın başında bütün ay için tek bir niyet yeterli görülür. Bazı âlimler, Şâfiî ve Hanefîlere Ramazan başında ayrıca Mâlikî görüşe göre tüm ay için niyet etmelerini, unutulan günlerde bu niyetin koruyucu olmasını tavsiye etmiştir. Bu, bir ihtiyat tedbiridir; ancak her gece niyeti tazelemek yine en faziletli yoldur. Sahura kalkmak da niyet yerine geçer.
Mâlikî ve Hanbelîlere göre fitre Ramazan’ın başında verilebilir mi?
Hayır, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre fitre en erken bayramdan bir veya iki gün önce verilebilir; Ramazan’ın başında vermek fitre yerine geçmez. En faziletli vakit bayram sabahı, bayram namazından öncesidir. Bu görüş İbn Ömer’in fitreyi bayramdan bir iki gün önce verdiğine dair rivayete dayanır. Şâfiî mezhebinde Ramazan’ın başından itibaren vermek caizdir; Hanefîlerde ise Ramazan’dan önce bile peşin vermek caiz görülür. Türkiye’de fakirin bayram ihtiyacını karşılayabilmesi için fitrenin bayramdan birkaç gün önce verilmesi tavsiye edilir.
Şâfiî biri Hanefîyi taklit ederek gündüz niyet ederse nelere dikkat etmeli?
Şâfiî mezhebinde farz oruca geceden niyet şarttır; ancak bazı âlimler, unutan kişinin o gün için Hanefî görüşü taklit edebileceğini belirtmiştir. Bu durumda dikkat edilecek nokta, o günün orucunu baştan sona Hanefî şartlarına göre tutmaktır. Yani niyet öğle vaktinden, daha doğrusu şer’î gündüzün yarısından önce yapılmalı ve o güne kadar orucu bozan hiçbir şey yapılmamış olmalıdır. Aynı gün içinde başka bir konuda tekrar Şâfiî görüşüne dönmek telfike yol açabilir. İhtiyat isteyenler, bu günün orucunu Ramazan sonrasında ayrıca kaza edebilir.
Zekâtın tamamını tek bir fakire vermek mezheplere göre olur mu?
Hanefî’ye göre olur; Şâfiî’ye göre ise zekât, mevcut olan sınıflara ve her sınıftan en az üç kişiye dağıtılmalıdır. Hanefîler Tevbe Suresi’ndeki sekiz sınıfı, zekâtın verilebileceği yerleri gösteren bir liste olarak anlar; bu nedenle tek bir sınıfa, hatta tek kişiye vermek caizdir. Şâfiîler ise ayetteki ifadeyi hak sahipliği olarak yorumlar ve bulunan sınıflar arasında paylaştırmayı gerekli görür. Hanefî’de de bir kişiyi başkasına muhtaç olmayacak kadar zengin edecek miktarı tek seferde vermek mekruh sayılır.
Hanbelîlerde hacamat orucu bozuyorsa Hanefî biri de ihtiyaten kaçınmalı mı?
Hanefî biri için hacamat orucu bozmaz; bu yüzden kaçınmak zorunlu değildir. Ancak Hanbelî mezhebinde hacamat yaptıran ve yapan kişinin orucunun bozulacağı görüşü bulunduğundan, ihtilaftan çıkmak açısından hacamatı iftardan sonraya ertelemek daha ihtiyatlıdır. Ayrıca kan aldırmak kişiyi halsiz düşürüp orucu tamamlamasını zorlaştırabilir; Hanefî âlimler de bu sebeple oruçluyken zayıflatacak ölçüde kan aldırmayı mekruh saymıştır. Burada Hanbelî görüşü taklit etmek değil, sadece ihtiyatlı davranmak söz konusudur. Tıbbî bir işlem için mutlaka hekiminize danışın.
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde fitre vermek için zengin olmak şart mı?
Hayır, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre fitre için nisap miktarı mala sahip olmak şart değildir. Bayram gününün ve gecesinin yiyeceğinden ve temel ihtiyaçlarından fazla olarak bir sâ’ fitre verebilecek imkânı bulunan her Müslüman, kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler adına fitre verir. Şâfiî mezhebi de bu görüştedir. Hanefî mezhebine göre ise fitre, temel ihtiyaçlarının dışında nisap miktarı mala sahip olanlara vaciptir. Bu fark, fitreyi toplumun daha geniş bir kesiminin ibadeti hâline getiren bir yaklaşımdır.
Zekâtı başka bir şehre veya ülkeye göndermek mezheplere göre caiz mi?
Hanefî’ye göre caizdir, ama yakın ve bulunduğu yerdeki ihtiyaç sahiplerine vermek daha uygundur; Şâfiî’ye göre ise mezhepteki tercih edilen görüşte zekâtın başka beldeye nakli caiz değildir. Hanefîler, akrabaya veya daha muhtaç bir topluluğa göndermeyi özellikle güzel görür. Şâfiîler, zekâtın o yerin zenginlerinden alınıp fakirlerine verileceğini bildiren hadisi esas alır. Bugün afet ve savaş bölgelerine yardım konusunda Diyanet, ihtiyacın büyüklüğüne göre zekâtın yurt dışına da gönderilebileceği görüşündedir.
İtikâfa girmek için oruçlu olmak şart mı? Hanefî ve Şâfiî görüşü nedir?
Hanefî’ye göre vacip (adak) itikâfta oruç şarttır, nafile itikâfta şart değildir; Şâfiî’ye göre ise hiçbir itikâf türünde oruç şart değildir. Ramazan’ın son on gününde yapılan sünnet itikâf, zaten Ramazan orucuyla birlikte yapıldığı için Hanefî’de de ayrıca bir sorun doğurmaz. Hanefîler adak itikâfında orucu, Hz. Âişe’den gelen «oruçsuz itikâf olmaz» sözüne dayandırır. Şâfiîler ise Hz. Ömer’in cahiliye döneminde adadığı bir gecelik itikâfı yerine getirmesine izin verilmesini delil gösterir; gece oruç tutulmadığına göre oruç şart değildir.
Mâlikîlere göre göz damlası orucu bozuyorsa Hanefî olarak iftara ertelemeli miyim?
Zorunlu değil ama mümkünse ertelemek ihtiyata uygundur. Hanefî ve Şâfiî mezheplerinde göz damlası orucu bozmaz; Diyanet de bu görüşü esas alır. Mâlikî mezhebinde ise damlanın boğazda tadı hissedilirse orucun bozulacağı görüşü vardır. Tedavinin gün içinde belirli saatlerde yapılması gerekiyorsa, Hanefî mezhebine göre gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz. Ancak damlayı sahurda ve iftarda kullanmak mümkünse, bu hem ihtilaftan çıkmak hem de gönül huzuru açısından daha iyidir. Burada Mâlikî görüşü taklit etmek söz konusu değildir; sadece ihtiyatlı davranmaktır. Kullanım saatleri için hekiminize danışın.
Camide kısa süre kalmak itikâf sayılır mı? En az süre ne kadar?
Evet; iki mezhepte de nafile itikâf kısa süreli olabilir. Hanefî mezhebinde nafile itikâfın belirli bir asgari süresi yoktur; kişi camiye girerken itikâfa niyet ederse, orada kaldığı süre kısa da olsa itikâf sevabı alır. Şâfiî mezhebinde de itikâf için, namazdaki tuma’nîneden biraz daha uzun bir süre camide durmak yeterlidir; tercih edilen görüşe göre sadece içinden geçip gitmek itikâf sayılmaz. Ramazan’ın son on gününde yapılan sünnet itikâf ise iki mezhepte de tam on günü kapsar.
İhtiyat için her konuda en ağır mezhep görüşünü mü seçmeliyim?
Hayır, her meselede en ağır görüşü seçmek zorunda değilsiniz; bu tutum çoğu zaman vesveseye ve ibadetten soğumaya yol açar. İhtilaftan çıkmak kolayca yapılabilen durumlarda güzel bir davranıştır; örneğin niyeti geceden yapmak kimseyi zorlamaz. Ancak bütün mezheplerin bütün şartlarını birden yerine getirmeye çalışmak insanı zora sokar ve dinin kolaylık ilkesiyle bağdaşmaz. Peygamberimiz kolaylaştırmayı, zorlaştırmamayı tavsiye etmiştir. En dengeli yol, kendi mezhebinizin hükümlerine göre amel etmek ve sadece zahmetsiz olduğu yerlerde ihtiyatlı davranmaktır.
Mâlikî mezhebinde fitre zekât verilen sekiz sınıfın hepsine verilebilir mi?
Hayır, Mâlikî mezhebine göre fitre yalnızca fakir ve miskinlere verilir; zekâtın diğer sarf yerleri olan zekât memurları, borçlular veya yolda kalmışlar gibi sınıflara fitre verilmez. Mâlikîler bunu, fitrenin “yoksullara yiyecek olsun” diye farz kılındığını bildiren hadise dayandırır. Hanbelî mezhebinde ise fitre zekâtın verildiği sekiz sınıfa verilebilir; Şâfiîler de benzer görüştedir. Hanefîlerde fitrenin sarf yerleri zekâtınkiyle aynıdır, ancak pratikte en uygun olanı ihtiyaç sahibi fakirlere ulaştırmaktır.
Din kolaylıktır diyerek hep en hafif mezhep görüşünü seçebilir miyim?
Hayır, kolaylık ilkesi ruhsatları sistemli biçimde toplamak anlamına gelmez. Dinin kolaylık olması, Allah’ın kullarına güç yetiremeyecekleri yükü yüklememesi ve zorluk hâlinde ruhsat tanıması demektir. Örneğin hasta ve yolcunun orucu erteleyebilmesi bu kolaylığın bir parçasıdır. Ancak herhangi bir zorluk yokken sadece nefse hoş geldiği için her meselede farklı mezheplerin en hafif görüşünü seçmek, ibadeti keyfe bağlı hâle getirir. Âlimler kolaylığı, meşru bir ihtiyaç ve mezhebin bütünlüğü içinde değerlendirir. Kolaylık dinin rahmeti, ruhsat avcılığı ise onun istismarıdır.
Kadın evinde itikâfa girebilir mi? Hanefî ve Şâfiî farkı nedir?
Hanefî’ye göre girebilir; Şâfiî’ye göre ise kadının itikâfı da ancak camide geçerli olur. Hanefî mezhebinde kadın, evinde namaz kılmak için ayırdığı yeri (mescid-i beyt) itikâf yeri olarak kullanabilir; hatta bu, camide itikâftan daha uygun görülmüştür. Şâfiî mezhebinde ise ayetteki «mescitlerde itikâfta iken» ifadesi erkek ve kadın için genel kabul edilir; evdeki namaz yeri teknik anlamda mescit sayılmadığından orada itikâf olmaz. Şâfiî kadın, uygun ortam ve eşinin izniyle camide itikâfa girebilir.
Mâlikî ve Hanbelîlere göre kadının taktığı ziynet altınlarına zekât düşer mi?
Hayır, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre kadının örfe uygun ölçüde kullandığı mubah ziynet eşyasına zekât düşmez; çünkü bunlar kişisel kullanım eşyası gibi değerlendirilir. Şâfiî mezhebinin tercih edilen görüşü de aynıdır. Ancak yatırım amacıyla tutulan veya örfü aşan miktardaki altın zekâta tabidir. Hanefî mezhebine göre ise altın ve gümüş, takı olarak kullanılsa bile nisaba ulaşınca zekâta tabidir ve Türkiye’de Diyanet bu görüşü esas alır. Ramazan’da zekât hesaplayan kişinin ihtiyat için Hanefî görüşe uyması tavsiye edilir.
Hanefî mezhebi içinde bile farklı görüşler var, hangisine uyulur?
Hanefî mezhebinde Ebû Hanîfe, Ebû Yûsuf, İmam Muhammed ve Züfer gibi imamların görüşleri bazen birbirinden farklıdır. Sonraki dönem Hanefî âlimleri, bu görüşler arasında hangisiyle fetva verileceğini belirlemiştir; buna fetvaya esas görüş denir. Sıradan bir kişi için ölçü, güvenilir ilmihallerde ve Diyanet’in yayınlarında yer alan görüştür; çünkü bunlar genellikle fetvaya esas görüşü aktarır. Bir mezhebin içindeki farklı görüşlerden birini ihtiyaç hâlinde almak, mezhep dışına çıkmaktan daha hafif kabul edilmiştir. Yine de bu seçimi kendiniz yapmak yerine bir hocaya danışmanız önerilir.
Vitir namazı Hanefî’de vacip, Şâfiî’de sünnet mi?
Evet. Ebû Hanîfe’ye göre vitir vaciptir; terk edilirse kaza edilmesi gerekir. Onun öğrencileri Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed ise vitri sünnet-i müekkede sayar; Hanefî mezhebinde fetva Ebû Hanîfe’nin görüşü üzerinedir. Şâfiî mezhebinde vitir, sünnetlerin en kuvvetlilerinden biridir fakat vacip değildir; kaçırılırsa kaza edilmesi müstehaptır. Peygamberimizin vitri yolculukta dahi terk etmediği bilinir. Ramazan’da vitir, teravihin ardından cemaatle kılınır ve iki mezhepte de bu uygulama devam eder.
İçtihat kapısı kapandı mı?
Hayır, içtihat kapısının kesin olarak kapandığı yönünde bir naslar yoktur. Tarihte bazı dönemlerde mutlak müctehid yetişmediği ve mevcut mezheplerin yeterli görüldüğü düşüncesiyle bu ifade kullanılmıştır. Ancak her dönemde mezhep içinde içtihat yapan, yeni meselelere hüküm bulan âlimler var olmuştur. Günümüzde tüp bebek, organ nakli, uçakta ve kutup bölgelerinde oruç gibi yeni sorulara cevap vermek için içtihat zorunludur. Bu görev artık çoğunlukla tek tek kişiler tarafından değil, Din İşleri Yüksek Kurulu gibi uzman heyetler tarafından toplu olarak yerine getirilmektedir.
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde bayram namazının hükmü nedir?
Mâlikî mezhebine göre bayram namazı cuma namazıyla yükümlü olanlar için sünnet-i müekkededir; Hanbelî mezhebine göre ise farz-ı kifâyedir, yani bir yerleşim yerinde yeterli sayıda kişi kıldığında diğerlerinden sorumluluk düşer. Şâfiî mezhebinde de sünnet-i müekkede kabul edilir. Hanefî mezhebinde ise bayram namazı, cuma namazı kılmakla yükümlü olanlara vaciptir. Bu farklara rağmen dört mezhep de bayram namazının terk edilmemesi gereken önemli bir şiar olduğunda birleşir.
Şâfiîler vitirde kunut duasını neden sadece Ramazan’ın ikinci yarısında okur?
Çünkü Şâfiî mezhebinde vitirde kunut, yalnız Ramazan’ın son on beş gününde okunması sünnet olan bir uygulamadır. Bu görüş, Hz. Ömer döneminde Übey b. Kâ’b’ın teravih kıldırırken Ramazan’ın ikinci yarısında kunut okuduğuna dair rivayetlere dayanır. Şâfiîler kunutu vitrin son rekâtında rükûdan doğrulduktan sonra okur. Hanefî mezhebinde ise kunut, yıl boyunca her gece vitrin üçüncü rekâtında rükûdan önce tekbir alınarak okunur ve vaciptir. Bu yüzden karma cemaatlerde iki farklı uygulama görülebilir.
Mâlikî ve Hanbelîlere göre bayram namazında kaç zâid tekbir alınır?
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bayram namazında birinci rekâtta iftitah tekbiri dahil yedi, ikinci rekâtta ise Mâlikîlere göre kalkış tekbiri dahil altı, Hanbelîlere göre kalkış tekbiri hariç beş tekbir alınır. Hanbelîlerde birinci rekâtta iftitahtan sonra altı, ikinci rekâtta kıraatten önce beş zâid tekbir vardır; Mâlikîler ise ilk rekâtta iftitahla birlikte yedi, ikinci rekâtta kalkış tekbiriyle birlikte altı tekbir sayar. Tekbirler kıraatten önce alınır. Hanefî mezhebinde her rekâtta üçer zâid tekbir alınır ve Türkiye’de bu uygulanır.
Mezhep değiştiren biri daha sonra eski mezhebine dönebilir mi?
Evet, dönebilir; bunda dinî bir engel yoktur. Kişi yeni mezhebinde yaşarken gerçekten zorlandığını veya eski mezhebinin kendisi için daha uygun olduğunu düşünürse geri dönebilir. Bu arada yeni mezhebe göre yaptığı ibadetler geçerlidir ve iade edilmez. Ancak bu değişikliğin sık sık, her ortaya çıkan zorlukta tekrar edilmesi doğru görülmez; çünkü bu, mezhep tercihinin samimi bir kanaat değil, anlık kolaylık arayışı olduğunu gösterir. Karar vermeden önce her iki mezhebin oruç, namaz ve temizlik konusundaki temel hükümlerini karşılaştırmak ve bir hocaya danışmak faydalıdır.
Vitir namazı Şâfiî mezhebinde tek rekât kılınabilir mi?
Evet; Şâfiî mezhebinde vitir en az bir, en çok on bir rekâttır ve tek rekât kılmak geçerlidir, ancak en az üç rekât kılmak daha faziletlidir. Şâfiîler üç rekâtı genellikle iki rekât kılıp selam verdikten sonra bir rekât daha kılarak eda eder. Hanefî mezhebinde ise vitir, akşam namazı gibi tek selamla ve iki oturuşla kılınan üç rekâttır; tek rekât vitir geçerli sayılmaz. Hanefîler, Peygamberimizin vitri üç rekât kıldığını bildiren rivayetleri esas alır. Her iki uygulama da sahih hadislere dayanır.
Hanbelî mezhebinde bayram namazını kaçıran kişi onu kaza edebilir mi?
Evet, Hanbelî mezhebine göre bayram namazını imamla kılamayan kişi onu kaza edebilir; bu müstehaptır. Hanbelîlerin tercih edilen görüşüne göre kaçıran kişi namazı aynı şekilde, tekbirleriyle birlikte iki rekât olarak kılar; İmam Ahmed’den dört rekât kılınacağına dair rivayet de vardır. Enes b. Mâlik’in bayram namazını kaçırdığında ailesini toplayıp kıldırdığı nakli bu görüşün dayanağıdır. Hanefî ve Mâlikî mezheplerinde ise bayram namazının kazası yoktur; Hanefîler kaçıran kişiye dört rekât kuşluk namazı kılmasını tavsiye eder.
Kan tahlili için kan verince abdest bozulur mu? Hanefî ve Şâfiî farkı
Hanefî’ye göre bozulur, Şâfiî’ye göre bozulmaz. Hanefî mezhebinde vücudun herhangi bir yerinden çıkan kan, irin veya sarı su, çıktığı yerden akacak kadar olursa abdesti bozar; tahlil için kan aldırmak da bu kapsamdadır. Şâfiî mezhebinde ise abdest, yalnızca ön ve arka yoldan çıkan şeylerle bozulur; bunların dışından çıkan kan, miktarı ne olursa olsun abdesti bozmaz. Oruç açısından ise tahlil için kan vermek iki mezhepte de orucu bozmaz. Hanefî olan kişi, kan verdikten sonra namaz için abdestini yenilemelidir.
Mezhep değiştirmeyi düşünüyorum, işe nereden başlamalıyım?
Önce neden değiştirmek istediğinizi netleştirin; gerekçeniz ilmî bir kanaat, ailevi bir durum veya yaşadığınız çevre olabilir. Ardından şu adımları izleyebilirsiniz:
- Geçmek istediğiniz mezhebin güvenilir bir ilmihal kitabını edinin.
- Özellikle abdest, gusül, namaz ve oruç hükümlerindeki farkları öğrenin.
- Oruçta niyet vakti ve bozan şeyler gibi Ramazan’da sık karşılaşacağınız konulara öncelik verin.
- Bilgili bir hocadan veya müftülükten destek alın.
- Geçişi bir ibadetin ortasında değil, yeni bir günün başında yapın.
Kararınızı acele etmeden, gönül huzuruyla verin.
Farklı mezhepten bir imamın arkasında namaz kılmak geçerli mi?
Evet, geçerlidir. Ehl-i Sünnet mezheplerine mensup Müslümanlar birbirlerinin arkasında namaz kılabilir; Ramazan’da teravih ve bayram namazlarında bu sıkça yaşanır. Hanefî âlimler, imamın cemaatin mezhebine göre namazı bozan bir şey yaptığı kesin olarak bilinmedikçe uymanın sahih olduğunu belirtir. Namazın ayrıntılarındaki küçük farklar, örneğin ellerin bağlanış yeri veya Fâtiha’dan sonra âmin denmesi, namazın geçerliliğini etkilemez. Sahabe ve sonraki nesiller farklı görüşlerine rağmen birbirlerinin arkasında namaz kılmıştır. Bu tavır, mezhep taassubundan uzak kalmanın da güzel bir örneğidir.
Hanbelî mezhebinde bayram cuma gününe denk gelirse cuma namazı düşer mi?
Evet, Hanbelî mezhebine göre bayram namazını kılan kişiden o günün cuma namazı düşer, onun yerine öğle namazını kılar; ancak imamın cuma namazını kıldırması gerekir ki isteyenler kılabilsin. Hanbelîler, Peygamberimizin bayram ile cumanın birleştiği bir günde “Dileyen için bayram namazı cumaya yeter, biz ise cumayı kılacağız” buyurduğu rivayete dayanır. Hanefî, Mâlikî ve Şâfiî mezheplerine göre ise şehirde yaşayanlardan cuma namazı düşmez. Türkiye’de Hanefî görüş esas alınır ve cuma namazı kılınır.
Şâfiî mezhebinde karşı cinse dokunmak neden abdesti bozar?
Çünkü Şâfiîler, abdest ayetindeki «kadınlara dokunduğunuz zaman» ifadesini gerçek anlamıyla, yani tene dokunma olarak anlar. Bu nedenle Şâfiî mezhebinde evlenilmesi helal olan yabancı bir karşı cinsin çıplak tenine perdesiz dokunmak, şehvet olmasa da abdesti bozar; mahremlere dokunmak ise bozmaz. Hanefî mezhebi aynı ifadeyi cinsel ilişki olarak yorumlar; bu yüzden eşine veya başkasına dokunmak abdesti bozmaz. Teravih ve bayram namazı kalabalıklarında Şâfiîlerin buna dikkat etmesi gerekir.
Cemaatle namazda imamın arkasında Fâtiha okunur mu? Mezhepler ne der?
Şâfiî’ye göre okunur, Hanefî’ye göre okunmaz. Şâfiî mezhebinde Fâtiha her rekâtta namazın rüknüdür; cemaat, imam sesli okusa da sessiz okusa da Fâtiha’yı kendisi okur. Delil, Fâtiha’yı okumayanın namazı olmadığını bildiren hadistir. Hanefî mezhebinde ise imamın okuyuşu cemaatin okuyuşu yerine geçer; cemaat, Kur’an okunduğunda dinleyip susmayı emreden ayet gereği susar. Teravihte Şâfiî biri Hanefî imama uyduğunda, imam okurken kendi Fâtiha’sını içinden okur.
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde teşrik tekbirleri ne zaman başlar ve biter?
Mâlikî mezhebine göre teşrik tekbirleri bayramın birinci günü öğle namazından başlar ve dördüncü günün sabah namazında sona erer; toplam on beş vakittir. Hanbelî mezhebine göre ise hacı olmayanlar için arefe günü sabah namazından başlar, bayramın dördüncü günü ikindi namazında biter; hacılar için bayramın ilk günü öğleden başlar. Hanbelîlerin görüşü, Hanefîlerin Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed görüşüne uygundur ve Türkiye’de de arefe sabahından dördüncü günün ikindisine kadar yirmi üç vakit tekbir getirilir.
Şâfiî imam teravihten sonra vitri iki selamla kıldırırsa Hanefî ne yapmalı?
Hanefî mezhebinde vitir üç rekât olarak tek selamla kılınır; Şâfiî mezhebinde ise iki rekât kılınıp selam verildikten sonra bir rekât ayrıca kılınabilir. Hanefî âlimlerin çoğunluğuna göre vitri iki selamla kıldıran imama uyulduğunda vitir Hanefî mezhebine göre sahih olmaz. Bu nedenle en uygun yol, böyle bir camide teravihi imamla kılıp vitri evde veya ayrıca kendi mezhebinize göre kılmaktır. Bu tercih, imama veya cemaate karşı bir tavır değil, ibadetinizi kendi mezhebinize göre tamamlama gayretidir. Mümkünse bunu kimseyi incitmeden sessizce yapın.
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde kurban kesmek vacip mi?
Hayır, Mâlikî mezhebinin meşhur görüşüne ve Hanbelî mezhebine göre kurban, gücü yeten için sünnet-i müekkededir; terk etmek mekruh sayılır. Mâlikîlerde kurbanın vacip olduğunu söyleyen görüşler de vardır; İmam Ahmed’den de gücü yetenin kurban kesmemesinin mekruh olduğu nakledilir. Şâfiî mezhebi de sünnet görüşündedir. Hanefî mezhebine göre ise temel ihtiyaçlarından fazla nisap miktarı mala sahip olan mukim Müslümana kurban vaciptir ve Türkiye’de bu hüküm esas alınır.
Şâfiî imam Ramazan’da vitirde kunutu rükûdan sonra okursa Hanefî ne yapar?
Hanefî mezhebinde vitirdeki kunut, üçüncü rekâtta rükûdan önce okunur. Şâfiî mezhebinde ise Ramazan’ın ikinci yarısında vitirde kunut, rükûdan sonra okunur. Böyle bir imama uyan Hanefî, imamla birlikte hareket eder ve imam rükûdan sonra kunut okurken ayakta bekler. Hanefî âlimlerin bir kısmı bu durumda kendi kunutunu rükûdan önce ayrıca okumayı önerir. Bu küçük farklılık namazın geçerliliğini etkileyen bir mesele değildir; asıl dikkat edilmesi gereken nokta vitrin selam sayısıdır. İmamdan ayrılmak ve cemaat içinde farklı davranarak dikkat çekmek uygun olmaz.
Şâfiî imamlar besmeleyi neden sesli okur?
Çünkü Şâfiî mezhebinde besmele Fâtiha Suresi’nin bir ayetidir; sesli okunan namazlarda Fâtiha’nın diğer ayetleri gibi besmele de sesli okunur. Şâfiîler bu görüşü, Fâtiha’nın yedi ayet sayılırken besmelenin de sayıldığını bildiren rivayetlere dayandırır. Hanefî mezhebinde ise besmele, sureleri ayırmak için indirilmiş müstakil bir ayettir, Fâtiha’nın parçası değildir; bu yüzden namazda gizli okunur. Teravih ve bayram namazında Şâfiî imamın besmeleyi sesli okuması namazın geçerliliğini etkilemez.
Mâlikî mezhebinde büyükbaş kurbana yedi kişi hisseyle ortak olabilir mi?
Hayır, Mâlikî mezhebinin meşhur görüşüne göre kurbanlık hayvanın bedelinde birden fazla kişi ortak olamaz; her kurban tek bir kişinin mülkü olmalıdır. Ancak kurban sahibi, birlikte yaşadığı ve nafakasını üstlendiği aile fertlerini kurbanın sevabına ortak edebilir. Hanbelî, Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre ise sığır ve deve yedi kişiye kadar hisseyle kesilebilir; bu görüş, sahâbîlerin Hudeybiye’de deve ve sığırı yedişer kişi ortak olarak kurban ettiğini bildiren hadise dayanır. Türkiye’de hisseli kurban yaygın ve caizdir.
Şâfiîlerin sabah namazında kunut okuması Hanefîlere göre nasıl değerlendirilir?
Şâfiî mezhebinde sabah namazının ikinci rekâtında rükûdan sonra kunut okumak sünnettir; Hanefî mezhebinde ise sabah namazında sürekli kunut okunmaz. Şâfiîler, Peygamberimizin dünyadan ayrılana kadar sabah namazında kunuta devam ettiğini bildiren rivayeti esas alır. Hanefîler ise sabah kunutunun belirli bir olay üzerine bir ay kadar okunup bırakıldığını bildiren rivayetleri tercih eder; büyük bir musibet anında okunabileceğini kabul eder. Hanefî biri Şâfiî imama uyduğunda imam kunut okurken ayakta sessizce bekler.
Yurt dışında başka mezhebe ait bir camide teravih kılmak geçerli mi?
Evet, geçerlidir. Yurt dışında Hanefî cami bulunmadığında Mâlikî, Şâfiî veya Hanbelî cemaatlerin camilerinde teravih kılabilirsiniz. Bazı camilerde teravihin sekiz rekât kılındığını görebilirsiniz; Hanefî mezhebine göre teravih yirmi rekât olduğundan, imamla kıldıktan sonra kalan rekâtları evde tamamlayabilirsiniz. Vitir uygulaması farklıysa vitri ayrıca kendi mezhebinize göre kılmanız uygun olur. Farklı bir ülkede farklı mezhepten kardeşlerinizle aynı safta durmak, Ramazan’ın birleştirici ruhunu yaşamak için de güzel bir fırsattır. Cemaatle tartışmaya girmekten kaçının.
Eşimle farklı mezheplerdeniz, Ramazan’da sorun olur mu?
Hayır, bir sorun yoktur. Eşlerin farklı mezheplerde olması evliliği de ibadetleri de etkilemez. Her biri kendi mezhebine göre oruç tutar, niyet eder ve namaz kılar. İmsak ve iftar vakitleri bütün mezheplerde aynı olduğundan sofraya birlikte oturmanıza engel yoktur. Farklılık daha çok ayrıntılarda ortaya çıkar; örneğin Şâfiî olan eşin her gece niyeti geceden yapması gerekir. Evde birlikte teravih kılarken imamlık yapan eşin uygulamasına diğeri uyar; vitirde fark varsa vitri ayrı kılmak mümkündür. Önemli olan, birbirinin mezhebine saygı göstermek ve farkları tartışma konusu yapmamaktır.
Mâlikî ve Hanbelîlere göre tek bir koyun bütün aile için kurban yerine geçer mi?
Evet, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre bir kişinin kestiği tek koyun veya keçi, kendisi ve ev halkı için kurban sünnetini yerine getirmiş sayılır; ev halkı sevaba ortak olur. Bu görüş, Peygamberimizin kurbanını keserken “Allah’ım, bunu Muhammed’den ve Muhammed’in ailesinden kabul et” dediği rivayete ve bir evin halkının tek koyunla kurban ettiğine dair sahâbe uygulamasına dayanır. Hanefî mezhebinde ise kurban her yükümlü kişiye ayrı ayrı vaciptir; ailede birden fazla kişi zenginse her biri ayrı kurban keser.
Yolculukta akşam ile yatsıyı birleştirmek Şâfiî’de caiz, Hanefî’de değil mi?
Evet. Şâfiî mezhebinde yolcu, öğle ile ikindiyi ve akşam ile yatsıyı birinin vaktinde birleştirerek kılabilir; bu, iftar vaktine denk gelen yolculuklarda kolaylık sağlar. Hanefî mezhebinde ise gerçek anlamda cem yalnızca hacda Arafat ve Müzdelife’de yapılır; yolculukta her namaz kendi vaktinde kılınır. Hanefîler, cem rivayetlerini birinci namazı vaktinin sonuna, ikincisini vaktinin başına almak (cem-i sûrî) olarak yorumlar. Diyanet, zorluk hâlinde Hanefîlerin de Şâfiî görüşüyle amel edebileceğini belirtir.
Kadın ve erkeğin aynı safta yan yana namaz kılması mezheplere göre namazı bozar mı?
Hanefî’ye göre, belirli şartlarla erkeğin namazını bozar; Şâfiî’ye göre ise mekruhtur ama bozmaz. Hanefî mezhebinde aynı imama uyan ergin bir kadın ile erkeğin aralarında engel veya boşluk olmadan yan yana durması (muhâzât), imam kadınlara imamlığa da niyet etmişse erkeğin namazını bozar. Şâfiî mezhebinde ise saf düzenine aykırı olduğu için mekruh sayılır, fakat namaz geçerlidir. Kalabalık teravih ve bayram namazlarında kadınların ayrı saflarda veya bölümlerde durması iki mezhebe göre de en doğrusudur.
Mâlikî mezhebine göre kurban bayram gecelerinde kesilebilir mi?
Hayır, Mâlikî mezhebinin meşhur görüşüne göre kurban yalnızca bayram günlerinin gündüzünde kesilir; bayram gecelerinde kesilen hayvan kurban yerine geçmez, eti yenebilir ama normal kesim sayılır. Mâlikîler, ayette “belli günlerde” ifadesinin geçmesini gündüz vaktine yorumlar. Hanefî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise gece kesmek, iyi görülememe ve hata ihtimali sebebiyle mekruh olsa da kurban sahihtir. Türkiye’de kesimin gündüz, aydınlık bir ortamda yapılması tavsiye edilir.
Ailem Şâfiî, ben Hanefî olmak istiyorum; bu anne babaya saygısızlık mı?
Hayır, mezhep tercihi kişinin kendi hakkıdır ve bunu yapmak saygısızlık değildir. Ergenliğe ulaşmış ve ibadetlerinden kendisi sorumlu olan her Müslüman, bilinçli olarak bir mezhep seçebilir. Ancak bu kararı anne babanızı kırmadan, onlara gerekçenizi nazikçe anlatarak uygulamanız önemlidir. Kur’an, anne babaya iyilik ve güzel söz söylemeyi emreder. Aile içinde tartışmaya dönüşecek bir tavırdan kaçının; örneğin evde birlikte kılınan namazlarda veya Ramazan sofrasında mezhep farkını gündeme getirmeyin. Zamanla aileniz tercihinizin samimi olduğunu görecektir.
İkindi vakti Hanefî ve Şâfiî’de neden farklı saatte başlar?
Çünkü öğle vaktinin bitişi farklı ölçülür. Şâfiî mezhebinde ve Hanefî imamlar Ebû Yûsuf ile İmam Muhammed’e göre, bir cismin gölgesi zevaldeki gölgesi hariç kendi boyu kadar olunca ikindi başlar (asr-ı evvel). Ebû Hanîfe’ye göre ise gölgenin iki katına ulaşması beklenir (asr-ı sânî); bu, ikindiyi mevsime göre yarım saatten bir saate kadar geciktirebilir. Diyanet’in namaz vakitleri takvimi ikindiyi asr-ı evvele göre verir. Oruç açısından bu farkın iftar vaktiyle bir ilgisi yoktur; iftar güneşin batışıyla girer.
Mâlikî mezhebinde kurbanı imam kesmeden önce kesmek caiz mi?
Hayır, Mâlikî mezhebine göre bayram namazının kılındığı yerde kurban, namaz ve hutbeden sonra ve imam, yani devlet başkanı veya onun temsilcisi kendi kurbanını kestikten sonra kesilmelidir; imamdan önce kesilen hayvan kurban yerine geçmez. Hanbelîlere göre ise bayram namazının kılınmasından sonra kesmek yeterlidir, imamın kesimini beklemek şart değildir. Hanefîlerde bayram namazı kılınan yerde namazdan sonra kesilir. Peygamberimiz namazdan önce kesenin yeniden kesmesini emretmiştir.
Kaza namazını vakit namazından önce kılmak Hanefî’de şart, Şâfiî’de değil mi?
Genel olarak evet. Hanefî mezhebinde kazası altı vakitten az olan kişi (sâhib-i tertip), vakit dar değilse ve kazasını hatırlıyorsa önce kaza namazını, sonra vakit namazını kılmalıdır; aksi hâlde vakit namazı geçerli olmaz. Kazası altı vakti bulan veya vakti daralan kişiden bu şart düşer. Şâfiî mezhebinde ise tertip sünnettir; kaza namazını sonraya bırakıp vakit namazını kılmak geçerlidir. Bununla birlikte Şâfiîler özürsüz kaçırılan namazın gecikmeden kaza edilmesini gerekli görür.
Mâlikî ve Hanbelîlere göre kurban kaç gün kesilebilir?
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerine göre kurban kesim vakti üç gündür: bayramın birinci, ikinci ve üçüncü günü. En faziletlisi birinci gündür. Bu görüş Hz. Ömer, Hz. Ali ve İbn Ömer gibi sahâbîlerden nakledilen uygulamalara dayanır; Hanefî mezhebi de aynı görüştedir ve Türkiye’de kurban bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar kesilir. Şâfiî mezhebinde ise teşrik günlerinin sonuna, yani bayramın dördüncü günü akşamına kadar kesim yapılabilir.
Şâfiî çoğunluğun yaşadığı bir yere taşındım, mezhebimi değiştirmeli miyim?
Hayır, değiştirmek zorunda değilsiniz. Nerede yaşarsanız yaşayın kendi mezhebinize göre ibadet etmeye devam edebilirsiniz. Şâfiî imamın arkasında namaz kılmanız da genel olarak geçerlidir. Bununla birlikte, uzun süre kalacağınız bir çevrede ibadetleri daha rahat yapmak, cemaatle uyum sağlamak veya çocuklarınızın eğitimini kolaylaştırmak gibi sebeplerle mezhep değiştirmeyi düşünebilirsiniz; bu da caizdir. Her iki durumda da temel ölçü, ibadetinizi bilgiyle ve tutarlı biçimde yapmanızdır. Farklı uygulamaları gördüğünüzde yadırgamamak ve komşularınızla bu farklılığı bir zenginlik olarak yaşamak güzel bir tavırdır.
Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinde kurbanlık hayvanların yaşları nedir?
Mâlikî mezhebine göre koyun bir yaşını doldurmuş, keçi bir yaşını doldurup ikinciye girmiş, sığır üç yaşına girmiş, deve ise altı yaşına girmiş olmalıdır. Hanbelî mezhebine göre koyun altı aylık, keçi bir yaşında, sığır iki yaşında ve deve beş yaşında olmalıdır. Hanefî mezhebinde koyun ve keçi bir yaş, sığır iki yaş, deve beş yaştır; ancak altı ayı doldurmuş ve bir yaşındaki kadar gösterişli koyun da kurban edilebilir. Türkiye’de Diyanet Hanefî ölçüleri esas alır.
Ramazan yolculuğunda Hanefî biri Şâfiî gibi namazları birleştirebilir mi?
Hanefî mezhebinde namazları birleştirmek yalnızca hacda Arafat ve Müzdelife’de caizdir; yolculukta her namaz kendi vaktinde kısaltılarak kılınır. Şâfiî mezhebinde ise yolcu öğle ile ikindiyi, akşam ile yatsıyı birleştirebilir. Diyanet, yolculuk veya benzeri zor durumlarda namazı vaktinde kılma imkânı bulamayan bir Hanefînin bu konuda Şâfiî mezhebini taklit ederek cem yapabileceğini belirtmiştir. Bu durumda Şâfiî mezhebinin cem ile ilgili şartlarına, örneğin iki namazı art arda kılma ve niyet şartlarına dikkat etmek gerekir. Mümkün olduğunda namazları vaktinde kılmak esastır.
Şâfiî mezhebinde her farz namaz için yeniden teyemmüm mü gerekir?
Evet; Şâfiî mezhebinde bir teyemmümle yalnızca bir farz namaz kılınır, dilediği kadar nafile kılınabilir; her farz için vakit girdikten sonra yeniden teyemmüm alınır. Şâfiîler teyemmümü zaruret hâlinde verilen geçici bir temizlik sayar. Hanefî mezhebinde ise teyemmüm abdestin yerini tutan tam bir temizliktir; vakit girmeden de alınabilir ve su bulunana ya da abdesti bozan bir şey olana kadar onunla istenen sayıda farz ve nafile namaz kılınabilir. Hastanede yatan oruçlular için bu fark önem taşır.
Âdeti on günü aşan Hanefî kadın Şâfiî görüşüne göre oruç tutabilir mi?
Hanefî mezhebine göre âdet en çok on gün sürer; on günü aşan kanama özür kanı sayılır ve kadın gusledip orucunu tutar, namazını kılar. Şâfiî mezhebinde ise âdetin en uzun süresi on beş gündür. Bu farkın sonucu şudur: Hanefî kadın on günden sonra oruç tutmakla yükümlüdür. Kanaması düzensiz olan veya uzun süren kadınların kendi başına mezhepler arasında seçim yapması hem telfik hem de hatalı hükme varma riski taşır. Böyle bir durumda önce bir hekime başvurmak, ardından durumu müftülüğe ayrıntılı olarak anlatıp değerlendirme almak en doğrusudur.
Cuma namazı için kaç kişi gerekir? Hanefî ve Şâfiî farkı nedir?
Ebû Hanîfe’ye göre imamdan başka en az üç erkek, Şâfiî’ye göre ise imam dahil cumayla yükümlü, o yerde yerleşik en az kırk erkek gerekir. Ebû Yûsuf’a göre imamdan başka iki kişi yeterlidir. Şâfiîler, Medine’de ilk cumanın kırk kişiyle kılındığını bildiren rivayete dayanır. Hanefîler ise cemaat için gereken en az çoğul sayıyı esas alır. Bu yüzden yurt dışında küçük topluluklarda ve köylerde kılınan cumada Şâfiî olanlar kendi mezheplerindeki şartları gözetmelidir.
Hanbelî mezhebinde kurban etini üçe bölmek sünnet mi?
Evet, Hanbelî mezhebine göre kurban etinin üçte birini kurban sahibinin yemesi, üçte birini hediye etmesi, üçte birini de sadaka olarak dağıtması müstehaptır. Hanbelîler bu taksimi İbn Abbâs ve İbn Mes’ûd’dan gelen nakillere dayandırır. Mâlikî mezhebinde ise belirli bir oran yoktur; kurban sahibi yeme, hediye etme ve dağıtma arasında dilediği gibi paylaştırabilir. Hanefî mezhebinde de üçe bölmek müstehaptır, ancak ailesi kalabalık olan kişinin etin tamamını ailesine ayırması da caizdir.
Bayram namazı Hanefî’de vacip, Şâfiî’de sünnet mi? Tek başına kılınır mı?
Evet; Hanefî’de bayram namazı cuma ile yükümlü olanlara vaciptir, Şâfiî’de ise sünnet-i müekkededir. Hanefî mezhebinde bayram namazı cemaatle kılınır ve cumanın şartları aranır; kaçıran kişi tek başına bayram namazı kılamaz, dilerse kuşluk namazı kılar. Şâfiî mezhebinde ise bayram namazını cemaatle kılmak daha faziletli olmakla birlikte, kaçıran veya camiye gidemeyen kişi evinde, kadınlar ve yolcular da dahil olmak üzere tek başına kılabilir. Hastalık gibi durumlarda bu fark önem kazanır.
Farklı mezhepteki arkadaşımla iftar vaktimiz farklı olur mu?
Hayır, Ehl-i Sünnet’in dört mezhebinde iftar vakti aynıdır: Güneşin tamamen batmasıyla oruç açılır. İmsak vakti de bütün mezheplerde fecr-i sâdıkın doğuşudur. Bu nedenle Hanefî, Şâfiî, Mâlikî veya Hanbelî arkadaşlarınızla aynı sofrada aynı anda iftar edebilirsiniz. Bazı toplulukların iftarı hava iyice kararıncaya kadar ertelediği görülür; Diyanet ise Ehl-i Sünnet çizgisine uygun olarak güneşin batışını esas alır. Peygamberimiz, vakit girince iftarda acele etmeyi tavsiye etmiştir. Sofrada mezhep tartışması yerine birlikte iftar etmenin bereketini yaşamak daha güzeldir.
İmam Mâlik’e göre sadece cuma günü nafile oruç tutmak mekruh mu?
Hayır, İmam Mâlik’e göre yalnızca cuma günü nafile oruç tutmakta sakınca yoktur; kendisi bunu yapan ilim ve fazilet sahiplerini gördüğünü söylemiştir. Hanbelî ve Şâfiî mezheplerine göre ise cuma gününü, öncesine veya sonrasına bir gün eklemeden nafile oruç için tek başına seçmek mekruhtur; dayanak, Peygamberimizin cuma gününü tek başına oruçla ayırmayı yasakladığı hadistir. Hanefî mezhebinde de bu konuda farklı görüşler vardır. Tedbirli olan, cuma orucunu perşembe veya cumartesiyle birlikte tutmaktır.
Farklı mezhepteki arkadaşım benim mezhebime göre orucu bozan bir şey yaptı, uyarmalı mıyım?
Hayır, kendi mezhebine göre geçerli olan bir şeyi yaptıysa onu uyarmanız gerekmez. Her Müslüman kendi mezhebinin hükümlerinden sorumludur; sizin mezhebinize göre bozan bir şey onun mezhebine göre bozmuyor olabilir. Bu tür durumlarda uyarmak yerine anlayış göstermek, mezhepler arası saygının gereğidir. Ancak arkadaşınızın kendi mezhebine göre de orucu bozan bir şeyi bilmeden yaptığını düşünüyorsanız, bunu kırmadan ve baş başayken nazikçe paylaşabilirsiniz. Emin değilseniz, kesin bir hüküm vermek yerine birlikte bir hocaya veya müftülüğe danışmayı önerebilirsiniz.
Kurban kesmek Hanefî’de vacip, Şâfiî’de sünnet mi?
Evet; Ebû Hanîfe’ye göre dinen zengin sayılan mukim Müslüman’a kurban vaciptir, Şâfiî’ye göre ise sünnet-i müekkededir. Hanefîler, imkânı olduğu hâlde kurban kesmeyenin namazgâhımıza yaklaşmamasını bildiren hadisi vücuba delil sayar. Şâfiîler ise kurban kesmek isteyenin saç ve tırnağını kesmemesini bildiren hadisteki «isteyen» ifadesinden kurbanın isteğe bağlı olduğu sonucunu çıkarır; imkânı olanın terk etmesini mekruh görür. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’den de sünnet olduğu rivayet edilmiştir. Diyanet, Ebû Hanîfe’nin görüşünü esas alır.
Mâlikî ve Hanbelîlere göre başladığı nafile orucu bozan kişi kaza eder mi?
Mâlikî mezhebine göre özürsüz olarak nafile orucunu kasten bozan kişi hem günahkâr olur hem de o günü kaza etmesi gerekir; Hanefî mezhebi de başlanan nafile ibadetin tamamlanması gerektiği görüşündedir. Hanbelî mezhebine göre ise nafile oruç tutan kişi dilerse orucunu bozabilir, kaza etmesi gerekmez fakat müstehaptır. Hanbelîler, “Nafile oruç tutan kendi nefsinin emiridir” anlamındaki hadise dayanır. Şâfiî mezhebi de Hanbelîlerle aynı görüştedir. Misafirlik gibi meşru bir sebep her mezhepte ayrıca dikkate alınır.
Hanbelî mezhebinde oruçluyken öğleden sonra misvak kullanmak mekruh mu?
Evet, Hanbelî mezhebinin meşhur görüşüne göre oruçlunun öğleden sonra misvak kullanması mekruhtur; çünkü oruçlunun ağız kokusunun Allah katında misk kokusundan daha güzel olduğu bildirilmiştir. Hanbelî âlimlerden bir kısmı ise misvakın her vakit sünnet olduğunu söylemiştir. Mâlikî mezhebinde misvak gün boyu caizdir; yalnızca yaş ve tadı ağza geçen misvak mekruh sayılır. Hanefî mezhebinde de misvak günün her saatinde sünnettir. Macun kullanılırsa, yutmamaya özen göstermek gerekir.
Hayvan keserken besmeleyi unutursam eti yenir mi? Mezhepler ne der?
İki mezhebe göre de unutularak besmelesiz kesilen hayvanın eti yenir. Fark, besmeleyi kasten terk etmede ortaya çıkar: Hanefî mezhebinde besmele kesimin şartıdır; bilerek terk edilirse hayvan leş hükmündedir ve eti yenmez. Şâfiî mezhebinde ise besmele sünnettir; kasten terk edilse bile Müslüman’ın kestiği hayvanın eti helaldir, fakat bu davranış mekruhtur. Hanefîler, üzerine Allah’ın adı anılmayanı yemeyi yasaklayan ayeti esas alır. Kurban kesenin besmele ve tekbiri bilinçli olarak söylemesi her durumda en doğrusudur.
Ramazan’da camide mezhep farkı yüzünden tartışma çıkarsa ne yapmalı?
Tartışmayı büyütmeden sakin kalmak ve konuyu cami dışına, uygun bir zamana bırakmak gerekir. Camiler birlik ve huzur mekânlarıdır; mezhep farkları sebebiyle ses yükseltmek ve cemaati bölmek, bu farklılıklardan çok daha büyük bir zarardır. Oruçlu kişinin ayrıca öfkesine hâkim olması ve biri kendisine sataşırsa ben oruçluyum demesi tavsiye edilmiştir. Farklı uygulamalar karşısında imam veya cami görevlisi bilgilendirici bir dil kullanabilir. Kesin hükme ihtiyaç duyulan konular için müftülüğe başvurmak en sağlıklı yoldur. Unutmayın ki bütün mezhepler aynı kıbleye yönelir.
Akîka kurbanı Hanefî ve Şâfiî mezheplerinde aynı hükümde mi?
Hayır. Şâfiî mezhebinde akîka sünnet-i müekkededir; erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir koyun kesilmesi ve doğumun yedinci gününde kesilmesi tavsiye edilir. Hanefî mezhebinde ise akîka, çocuğun doğumu için yapılan bir şükür kurbanı olarak mubah veya müstehap kabul edilir; vacip ya da müekked sünnet sayılmaz. Hanefî’de erkek çocuk için de bir hayvan yeterlidir. Her iki mezhepte de akîka için kurbanlık hayvanda aranan yaş ve kusursuzluk şartları geçerlidir. Akîka eti, kurban eti gibi dağıtılabilir.
Mâlikî ve Hanbelîlere göre eşler arası yakınlaşma sonucu gelen mezi orucu bozar mı?
Evet, Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin meşhur görüşüne göre oruçluyken eşler arasında öpüşme veya dokunma gibi bir yakınlaşma sonucu mezi gelirse oruç bozulur ve kaza gerekir, kefaret gerekmez. Mâlikîlerde meni gelmesi durumunda kaza ile birlikte kefaret de gerekebilir. Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre ise mezi gelmesi orucu bozmaz; yalnızca meni gelmesi orucu bozar ve kaza gerektirir. Kendine hâkim olamayacağından endişe eden kişinin oruçluyken bu tür yakınlaşmalardan kaçınması her mezhepte tavsiye edilir.
Mezhebimi her Ramazan farklı mezhebe göre değiştirmem sakıncalı mı?
Evet, sakıncalıdır. Mezhep değiştirmek caiz olsa da bunu sık sık ve dönemsel kolaylıklara göre yapmak, âlimlerin kınadığı ruhsat avcılığına dönüşür. Örneğin Ramazan’da bir mezhebin, bayramda başka bir mezhebin daha rahat görüşlerini seçmek, mezhep tercihinin ilmî bir kanaatten değil nefsin isteğinden kaynaklandığını gösterir. Bu tutum ayrıca kişinin hiçbir mezhebin hükümlerini tam olarak öğrenememesine ve ibadetlerinde hata yapmasına yol açar. Bir mezhebi bilinçli olarak seçip ona istikrarla bağlı kalmak, hem ibadetin sıhhati hem de gönül huzuru açısından en doğru yoldur.
İftar sofrasında karides veya midye yemek mezheplere göre helal mi?
Şâfiî’ye göre helaldir; Hanefî’ye göre ise balık dışındaki deniz hayvanları mekruh sayılır. Şâfiî mezhebi, deniz avını helal kılan ayet ve denizin ölüsünün helal olduğunu bildiren hadis gereği, suda yaşayan hayvanların genel olarak helal olduğu görüşündedir. Hanefî mezhebinde ise yalnızca balık türleri helal kabul edilir; midye, istiridye ve yengeç gibi hayvanlar tahrîmen mekruhtur. Karidesin balık sayılıp sayılmadığı Hanefî âlimler arasında tartışmalıdır ve günümüzde pek çok âlim yenebileceğini söyler. Bunlar orucu etkileyen konular değildir.
Kendi mezhebime göre orucu bozmayan ama başka mezhebe göre bozan bir şey yaptım, kaza etmeli miyim?
Hayır, kaza etmeniz gerekmez; orucunuz kendi mezhebinize göre geçerlidir. Her Müslüman, uyduğu mezhebin hükümlerinden sorumludur. Örneğin Hanefî birinin göz damlası kullanması veya hacamat yaptırması kendi mezhebine göre orucu bozmaz; başka mezheplerde farklı görüş bulunması, bu orucun kazasını gerektirmez. Bununla birlikte gönlünüzde bir huzursuzluk varsa, nafile bir oruç tutmanız veya bundan sonra bu tür uygulamaları mümkünse iftardan sonraya ertelemeniz ihtilaftan çıkmak açısından güzel olur. Ancak bu hassasiyetin vesveseye dönüşmesine izin vermeyin.
Mâlikî ve Hanbelî görüşleri Türkiye’deki Diyanet fetvalarında dikkate alınır mı?
Evet, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu fetvalarında Hanefî mezhebini esas almakla birlikte, zaruret, ihtiyaç veya kamu yararı bulunan durumlarda diğer mezheplerin, bu arada Mâlikî ve Hanbelî mezheplerinin görüşlerine de başvurur. Örneğin hac ve kurban organizasyonları, uzak bölgelerde namaz ve oruç vakitleri veya bazı aile hukuku meselelerinde farklı mezheplerin görüşleri değerlendirilmiştir. Bireysel olarak başka bir mezhebin görüşüyle amel etmeyi düşünen kişinin, bunun şartlarını öğrenmek için müftülüğe veya Alo 190 hattına danışması uygun olur.