Nafile, Sünnet ve Adak Oruçları
Şevval, Aşure, Arefe, üç aylar, adak ve yasak günler. 235 soru ve cevap.
Nafile, Sünnet ve Adak Oruçları
Nafile oruçlar, farz olan Ramazan orucu dışında sevap kazanmak amacıyla gönüllü tutulan oruçlardır; bunların bir kısmı Peygamber Efendimizin tuttuğu ve tavsiye ettiği sünnet oruçlar, adak oruçları ise kişinin kendisine vacip kıldığı oruçlardır. Bu bölüm, yıl boyunca tutulabilecek oruçları ve tutulması yasak olan günleri bir arada ele alır.
Ramazan'dan sonra Şevval ayında altı gün oruç tutmak, Peygamber Efendimizin müjdesiyle bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi sevap kazandırır (Müslim). Muharrem ayının 10. günü olan Aşure orucunun, bir gün öncesi veya sonrasıyla birlikte tutulması tavsiye edilmiştir. Arefe günü orucunun geçmiş ve gelecek birer yılın günahlarına kefaret olacağı bildirilmiştir (Müslim). Ayrıca her ayın 13, 14 ve 15. günleri (eyyâm-ı bîd) ile pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak sünnettir.
Recep, Şaban ve Muharrem gibi mübarek aylarda oruç tutmak da güzel görülmüştür. Ancak belirli günlere özel faziletler yükleyen bazı rivayetler zayıftır; bu konuda sahih kaynaklara dayanmak gerekir. Adak orucu ise adandığı şekilde yerine getirilmesi gereken vacip bir oruçtur.
Ramazan Bayramı'nın birinci günü ile Kurban Bayramı'nın dört günü oruç tutmak haramdır. Yalnız cuma gününü oruç için ayırmak da mekruh görülmüştür. Bu bölümde nafile oruçların fazileti, niyeti, kaza ile birlikte tutulup tutulamayacağı ve adak hükümleri açıklanmaktadır. Nafile oruca başlayan kişi onu mazeretsiz bozmamalıdır; Hanefî mezhebine göre bozulan nafile orucun kazası gerekir. Nafile oruca niyet, farz oruçta olduğu gibi kuşluk vaktine kadar yapılabilir. Kaza borcu olanların önce borçlarını ödemesi daha uygundur. Bir günde hem kaza hem nafile niyeti ise yapılmaz; kaza niyetiyle tutulan oruç kaza yerine geçer, sevabı da Allah'ın lütfuna bırakılır.
- Şevval'de altı gün oruç bütün yıl oruç sevabı kazandırır.
- Aşure ve Arefe oruçları sünnettir.
- Adak orucu vaciptir.
- Bayram günlerinde oruç tutmak haramdır.
Sık Sorulan Sorular
Adak orucunun geçerli olması için hangi şartlar gerekir?
Adak orucunun bağlayıcı olması için adağın dille söylenmesi, adanan şeyin kendi cinsinden farz veya vacip bir ibadet olması ve günah bir işe bağlanmaması gerekir.
Hanefî fıkhına göre adakta şu şartlar aranır:
- Adayanın akıllı ve ergen (mükellef) olması,
- Adanan ibadetin, oruç ve namaz gibi aslı farz olan bir ibadet türünden olması,
- Adağın bir günaha veya yasak bir güne ait olmaması (yasak güne yapılan adak başka güne kayar),
- Adanan şeyin zaten farz olan bir ibadet olmaması (ör. “Ramazan orucunu tutacağım” adak olmaz).
Bu şartlar varsa adak orucu vacip hâle gelir ve yerine getirilmesi gerekir. Tereddüt hâlinde müftülüğe veya Alo 190’a danışılabilir.
Nafile oruç nedir?
Nafile oruç, farz veya vacip olmadığı hâlde Allah rızası için gönüllü olarak tutulan oruçtur.
Ramazan orucu farz, adak orucu ise vaciptir; bunların dışında kalan ve sevap umularak tutulan oruçlara nafile (tatavvu) oruç denir. Peygamber Efendimiz Şevval’in altı günü, pazartesi ve perşembe, her ayın ortasındaki üç gün, Aşure ve Arefe gibi günlerde oruç tutmayı teşvik etmiştir. Bunlara sünnet veya müstehap oruçlar da denir. Nafile oruç, kulun Rabbine yakınlaşmasının güzel yollarındandır ve farzlardaki eksikleri telafi etmeye vesile olacağı umulur. Tutmayan kimseye günah yoktur; ancak bayram günleri gibi oruç tutmanın yasak olduğu günlere dikkat etmek gerekir.
Şevval orucuna bayramın ikinci günü başlanır mı?
Hayır. Ramazan Bayramı’nın yalnızca birinci günü (1 Şevval) oruç tutmak tahrîmen mekruhtur; ikinci ve üçüncü günler resmî tatil olsa da fıkhen yasak gün değildir. Bu nedenle Şevval orucuna 2 Şevval’den itibaren başlanabilir. Yine de bayram ziyaretleri ve ikramlar sürerken oruç tutmak misafirliği zorlaştırabilir; bu durumda orucu bayram sonrasına bırakmak daha rahattır. Önemli olan altı günün Şevval ayı bitmeden tamamlanmasıdır. Kesin bilgi için müftülüğe veya Alo 190’a danışılabilir.
Üç aylar hangi aylardır, ne zaman başlar?
Üç aylar; hicrî takvimin Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır ve Recep ayının hilaliyle başlar.
Hicrî aylar ayın hareketine göre belirlendiği için üç aylar miladî takvimde her yıl yaklaşık on bir gün öne kayar. Bu yüzden bazen kışa, bazen yaza denk gelir. Başlangıç tarihi her yıl Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayımladığı dinî günler takviminden öğrenilebilir. Recep’in ilk cuma gecesi Regaib, 27. gecesi Miraç, Şaban’ın 15. gecesi Berat kandili olarak idrak edilir; üç aylar Ramazan Bayramı’nın gelişiyle sona erer. Müslümanlar bu dönemi Ramazan’a manevi hazırlık zamanı olarak değerlendirir; ancak üç ayların tamamına mahsus farz veya sünnet bir ibadet şekli yoktur.
“Allahümme bârik lenâ fî Receb ve Şa’bân” duası sahih mi?
Bu duanın rivayeti zayıftır; ancak anlamı güzel olduğu için dua niyetiyle okunmasında sakınca yoktur.
“Allah’ım, Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır” anlamındaki bu söz, Ahmed b. Hanbel’in Müsned’i ve bazı başka kaynaklarda geçer. Hadis âlimleri senedindeki bir ravi sebebiyle rivayeti zayıf saymıştır. Zayıf rivayetle kesin bir hüküm veya fazilet ispat edilmez; fakat içeriği dinin genel ilkelerine uygun bir dua olduğundan, “Peygamberimiz kesin olarak böyle okudu” iddiasına girmeden okunabilir. Önemli olan, üç aylara ulaşmayı nimet bilip bu dönemi tövbe ve ibadetle değerlendirmektir.
İçimden oruç adamak geçerli mi, dille söylemek şart mı?
Hayır, yalnızca kalpten geçirilen adak bağlayıcı değildir; adağın dille söylenmesi gerekir.
Fıkıhçılar adağı, kişinin normalde üzerine borç olmayan bir ibadeti sözle kendine vacip kılması olarak tanımlar. Bu yüzden “Şu işim olursa üç gün oruç tutarım” diye içinden geçiren ama bunu dile getirmeyen kişiye adak orucu gerekmez. Yine de böyle bir niyetin ardından o orucu gönüllü olarak tutmak güzel bir davranıştır ve sevabı umulur. Sesli söylemek için başkalarının duyması gerekmez; kişinin kendi işiteceği kadar söylemesi yeterlidir.
Şevval ayı bitti, altı günü sonra tutarsam aynı sevabı alır mıyım?
Hadiste bildirilen özel fazilet, altı günün Şevval ayı içinde tutulmasına bağlıdır. Ay bittikten sonra tutulan oruçlar yine sevaplı nafile oruçtur, ancak “Şevval orucu” diye özel olarak anılan müjdeye dahil olup olmadığı âlimlerce tartışılmıştır. Çoğunluk, ay içinde tutmayı esas alır. Özür sebebiyle yetiştiremeyen kişinin niyeti ve gayreti Allah katında zayi olmaz. Bu yüzden imkân varsa altı günü Şevval bitmeden, gerekirse aralıklı olarak tamamlamak en uygun yoldur.
Şevval’in 6 günü orucunun fazileti nedir?
Ramazan’dan sonra Şevval ayında altı gün oruç tutan, bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi sevap kazanır.
Peygamberimiz, Ramazan orucunu tutup ardından Şevval’den altı gün oruç tutanın, yılın tamamını oruçla geçirmiş gibi olacağını haber vermiştir. Âlimler bunu, bir iyiliğe en az on kat sevap verilmesi ilkesiyle açıklar: Ramazan’ın otuz günü üç yüz güne, altı gün de altmış güne denk gelir. Bu oruç Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre müstehaptır. İmam Mâlik ise farz sanılır endişesiyle bayrama bitişik tutulmasını hoş görmemiştir. Bayramın birinci günü oruç tutmak yasak olduğu için Şevval orucu bayramın ikinci gününden itibaren tutulabilir.
Belirli bir güne adadığım orucu başka bir gün tutabilir miyim?
Evet, Hanefî mezhebinde adakta belirtilen gün bağlayıcı sayılmaz; oruç başka bir günde tutulabilir.
Örneğin “Gelecek perşembe oruç tutacağım” diye adayan kişi, o perşembe tutamazsa ya da başka bir gün tutmak isterse, Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’a göre adağını başka bir günde yerine getirebilir. Çünkü adağın özü, belirli bir gün değil oruç ibadetidir. Ancak adanan günü mazeretsiz geçirmemek ve adağı fazla geciktirmemek edebe daha uygundur. Şâfiî mezhebinde ise belirli gün adanmışsa o gün tutulmalı, geçerse kaza edilmelidir.
Ramazan ve Şevval’in altı günü neden bir yıl oruç gibi sayılır?
Çünkü her iyiliğe en az on kat karşılık verilir. Kur’an’da “Kim bir iyilik getirirse ona on katı vardır” buyrulur. Buna göre Ramazan’ın otuz günü yaklaşık üç yüz güne, Şevval’in altı günü de altmış güne denk gelir; toplam bir yıla ulaşır. Hadiste Hz. Peygamber, Ramazan’ı tutup ardından Şevval’den altı gün oruç tutanın bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi olacağını bildirmiştir. Bu hesap sevap açısındandır; farz veya kaza borcunu düşürmez.
Recep ayı orucunun faziletiyle ilgili hadisler sahih mi?
Hayır; Recep orucuna özel sevap bildiren rivayetlerin tamamına yakını zayıf veya uydurmadır.
“Recep’te bir gün oruç tutana bir ay oruç sevabı”, “Recep’te şu kadar gün tutana cennetin şu kapısı açılır” gibi rivayetleri hadis âlimleri sahih bulmamıştır. Bununla birlikte Recep, Kur’an’da sayılan dört haram aydan biridir ve haram aylarda oruç tutmak genel olarak teşvik edilmiştir. Ayrıca pazartesi-perşembe, eyyâm-ı bîd gibi her ay geçerli sünnet oruçlar Recep’te de tutulur. Yani Recep’te oruç tutmak güzeldir; fakat uydurma rivayetlerdeki belirli sayı ve sevap vaatlerine dayanmamak gerekir.
Şevval orucu peş peşe mi tutulmalı?
Hayır, şart değildir; Şevval ayı içinde ara vererek de tutulabilir.
Hadiste yalnızca Şevval ayından altı gün oruç tutulması zikredilmiştir; ardışık olma şartı yoktur. Bu nedenle altı gün, ay boyunca dilediğiniz günlere dağıtılabilir; örneğin pazartesi ve perşembelere denk getirilebilir. Bazı âlimler, hayra koşma bakımından bayramdan hemen sonra peş peşe tutmayı daha faziletli görmüştür; bazıları ise bayrama bitişik olmamasının daha uygun olduğunu söylemiştir. Her iki uygulama da geçerlidir. Önemli olan altı günün Şevval ayı bitmeden tamamlanmasıdır. Bayramın ilk günü oruç tutulamayacağını unutmayın.
Bayram gününe oruç adayan ne yapmalı?
Bayram günlerinde oruç tutmak yasak olduğu için o gün oruç tutulmaz; Hanefîlere göre adak geçerlidir ve oruç başka bir günde tutulur.
Ramazan Bayramı’nın birinci günü ile Kurban Bayramı’nın dört günü oruç tutmanın tahrîmen mekruh olduğu günlerdir. Bu günlerden birine oruç adayan kişi o gün oruç tutmaz, adağını bayramdan sonraki uygun bir günde yerine getirir. Eğer yine de o gün tutarsa adağı yerine gelmiş olur ama yasak işlediği için günaha girer. Şâfiî mezhebine göre ise bayram gününe yapılan adak baştan geçersizdir ve bir şey gerekmez.
Nafile oruçta imsak ve iftar vakti Ramazan’daki gibi mi?
Evet; nafile oruç da imsak vaktinden güneşin batışına kadar tutulur, vakitler Ramazan orucuyla aynıdır.
Orucun süresi Kur’an’da tan yerinin ağarmasından geceye kadar olarak belirlenmiştir ve bu, bütün oruç türleri için geçerlidir. Nafile oruç tutan kişi de o günün imsak vaktinde yeme-içmeyi bırakır, akşam ezanıyla birlikte iftar eder. Vakitler için bulunduğunuz yerin Diyanet takvimine bakabilirsiniz. Yarım gün veya öğlene kadar tutulan “oruç” fıkhen oruç sayılmaz; bu tür uygulamalar ancak çocukları alıştırmak için yapılır. İftarı geciktirmemek ve iftarda dua etmek nafile oruçta da sünnettir.
Ramazan orucunu tutamayan biri Şevval orucu tutabilir mi?
Evet, tutabilir; nafile oruç herkese açıktır. Ancak hadisteki “bir yıl oruç” müjdesi Ramazan’ı tutmuş olmaya bağlanmıştır. Özürsüz olarak Ramazan’ı tutmamış kişinin öncelikle bu günlerin kazasını yapması, sonra nafileye yönelmesi uygun olur. Hastalık, yolculuk gibi bir özür nedeniyle tutamayan ise önce kazalarını yapıp ardından Şevval içinde altı gün tutabilirse fazilete ulaşmayı umabilir. Hanefîlere göre kaza borcu varken nafile tutmak caizdir, ancak farz borcun öne alınması daha isabetlidir.
Recep ayının tamamını oruçlu geçirmek mekruh mu?
Recep’in tamamını, ona özel bir fazilet varmış gibi oruçlu geçirmeyi bazı âlimler mekruh saymıştır; arada gün bırakmak daha uygundur.
Peygamberimiz Ramazan dışında hiçbir ayı baştan sona oruçlu geçirmemiştir. Recep’i Ramazan gibi bütünüyle oruçla geçirmek, onu farz aya benzetme endişesi doğurduğu için Hanbelî ve bazı Hanefî âlimler bunu hoş görmemiş, birkaç gün ara verilmesini tavsiye etmiştir. Haram aylarda oruç tutmanın fazileti devam ettiğinden, Recep’te pazartesi-perşembe, ayın ortasındaki üç gün veya aralıklı günler tutmak sünnete daha uygundur.
Hz. Ömer’in Recep orucu tutanlara engel olduğu doğru mu?
Evet, Hz. Ömer’in Recep’i Ramazan gibi bütünüyle oruçlu geçirenleri uyardığı rivayet edilir.
İbn Ebî Şeybe’nin Musannef’inde, Hz. Ömer’in Recep orucunu Ramazan’a denk tutanlara yemek yedirdiği ve bu ayın câhiliye döneminde yüceltildiğini hatırlattığı nakledilir. Buradaki maksat Recep’te oruç tutmayı yasaklamak değil, bu aya dinde bulunmayan bir farz havası verilmesini önlemektir. Bu yüzden âlimler, Recep’te nafile oruç tutmayı caiz ve güzel görmüş, ancak ayın tamamını özel bir ibadet gibi oruçlu geçirmemeyi tavsiye etmiştir.
Kaza orucu ile Şevval orucu birlikte tutulur mu?
Hanefî mezhebine göre bir oruca hem kaza hem nafile niyeti birlikte yapılırsa, oruç kaza yerine geçer; iki ayrı oruç sayılmaz.
Ramazan kazası bir borçtur ve belirli bir niyetle ayrıca tutulması gerekir. İki niyet birleştirildiğinde Ebû Yûsuf’a göre güçlü olan kaza niyeti geçerli olur. Bu yüzden en doğrusu, önce kaza borcunu ödemek, imkân varsa Şevval’in altı gününü ayrıca tutmaktır. Şâfiî âlimlerinden bazıları, Şevval’de tutulan kaza orucunda nafile sevabının da umulabileceğini söylemiştir; ancak hadisteki tam faziletin Ramazan’ı tamamlayıp ayrıca altı gün tutmakla elde edileceği görüşü ağır basar. Kesin bilgi için müftülüğe veya Alo 190’a danışabilirsiniz.
Ömür boyu her pazartesi oruç tutmayı adadım, gücüm yetmiyor; ne yapmalıyım?
Oruç tutmaya kalıcı olarak gücü yetmeyen kişi, tutamadığı her adak orucu için fidye verir.
Belirli günlerde sürekli oruç adamak geçerlidir ve kişi gücü yettikçe bu günleri tutmakla yükümlüdür. Geçici bir hastalık veya yolculuk sebebiyle tutamadığı günleri daha sonra kaza eder. Ancak ileri yaş veya iyileşme umudu olmayan bir hastalık nedeniyle artık oruç tutamayacak hâle gelmişse, her gün için bir fakiri doyuracak miktarda (fitre kadar) fidye öder. Bu durum, kişinin kendi aklıyla değil, güvenilir bir hekimin görüşüyle belirlenmelidir. Böyle ağır adaklardan kaçınmak da tavsiye edilir.
Şevval orucuna sabah uyandıktan sonra niyet edebilir miyim?
Evet. Hanefî mezhebine göre nafile oruçlara, imsaktan beri hiçbir şey yenip içilmemiş ve orucu bozan bir şey yapılmamışsa, dahve-i kübrâ vaktinden (imsak ile güneş batışı arasının yarısı) önce niyet edilebilir. Yani sahura kalkmamış olsanız bile öğle vaktine yaklaşmadan niyet ederek Şevval orucunu tutabilirsiniz. Şâfiî mezhebinde de nafile oruç için gündüz niyet caizdir; yalnız niyetten önce oruca aykırı bir şey yapılmamış olmalıdır. Niyet kalple olur, dille söylemek şart değildir.
“Recep Allah’ın ayı, Şaban benim ayım, Ramazan ümmetimin ayı” hadisi sahih mi?
Hayır; bu söz hadis âlimlerince çok zayıf, hatta uydurma kabul edilmiştir.
Özellikle kandil mesajlarında sıkça paylaşılan bu sözün sahih bir senedi yoktur. İbnü’l-Cevzî gibi âlimler onu uydurma rivayetler arasında saymıştır. Peygamberimize ait olduğu kesin olmayan bir sözü “Peygamberimiz buyurdu ki” diyerek yaymak doğru değildir. Üç ayların kıymetini anlatmak için Kur’an’daki haram aylar ayeti, Peygamberimizin Şaban’da çok oruç tutması ve Ramazan’ın fazileti gibi sahih delillere dayanmak yeterlidir.
Günah bir işe bağlanan oruç adağı geçerli olur mu?
Hayır, bir günahı işlemeye yönelik adak yerine getirilmez; ancak şartı günah olsa da adanan şey oruçsa durum farklı değerlendirilir.
Peygamber Efendimiz, Allah’a itaat konusunda adak yapanın adağını yerine getirmesini, isyan konusunda adak yapanın ise yerine getirmemesini bildirmiştir. Örneğin “Akrabamla konuşmazsam oruç tutacağım” gibi günahı teşvik eden adaklarda kişi günahı işlememeli, akrabasıyla konuşmalıdır. Adanan şeyin kendisi günahsa (ör. “Allah için içki içeceğim”) adak hiç doğmaz. Hanefîlerin bir kısmına göre böyle durumlarda yemin kefareti gerekebilir; kesin hüküm için müftülüğe danışılmalıdır.
Kaza borcu varken nafile oruç tutulur mu?
Evet, Hanefî mezhebine göre kaza borcu olan kişi nafile oruç tutabilir; ancak kazayı öne almak daha uygundur.
Ramazan kazası vaktin darlığıyla sınırlı değildir; bir sonraki Ramazan’a kadar ödenmesi tavsiye edilir. Bu yüzden kaza borcu bulunan kimsenin nafile oruç tutması geçersiz değildir. Ne var ki kişinin ömrü belli değildir; farz borcu ödemek nafileden önce gelir. Özellikle Şevval, Aşure veya Arefe gibi faziletli günler dışında, önce kaza borcunun bitirilmesi hem ihtiyat hem de öncelik bakımından daha isabetlidir. Hanbelî mezhebinde kaza borcu varken nafile tutmanın mekruh olduğu görüşü de bulunmaktadır.
Şevval orucunun bir günü cumaya denk gelirse tutulur mu?
Evet, tutulur. Hadiste yasaklanan, sırf cuma gününü özel kılmak amacıyla yalnızca o gün oruç tutmaktır. Şevval orucu gibi başka bir sebeple tutulan oruç cumaya denk gelirse mekruh olmaz. Ayrıca Şevval orucunu peş peşe tutan kişi zaten cumayı önceki veya sonraki günle birleştirmiş olur. Aralıklı tutan kişi de niyetini Şevval orucu olarak yaptığı için gönül rahatlığıyla cuma günü oruçlu olabilir.
Dileğim gerçekleşmeden adak orucumu önceden tutabilir miyim?
Hayır, bir şarta bağlanan adak orucu o şart gerçekleşmeden tutulursa adak yerine gelmiş sayılmaz.
“Oğlum sınavı kazanırsa üç gün oruç tutacağım” şeklindeki adakta borç, sınav kazanıldığı anda doğar. Hanefî mezhebine göre şarttan önce tutulan oruç nafile sayılır ve sevabı vardır; fakat dilek gerçekleşince adak orucunun ayrıca tutulması gerekir. Buna karşılık şarta bağlı olmayan, belirli bir tarihe bağlanan adakta (ör. “Gelecek ay oruç tutacağım”) orucu tarihten önce tutmak Ebû Yûsuf’a göre caizdir.
Pazartesi ve perşembe orucu neden tutulur?
Pazartesi ve perşembe orucu sünnettir; Peygamberimiz bu günlerde amellerin Allah’a arz edildiğini söyleyerek oruçlu olmayı sevmiştir.
Hadiste, amellerin pazartesi ve perşembe günleri Allah’a sunulduğu, Peygamberimizin de amelinin oruçlu iken sunulmasını arzu ettiği bildirilir. Ayrıca pazartesi orucu sorulduğunda, o günün kendisinin doğduğu ve kendisine vahyin indirildiği gün olduğunu söylemiştir. Bu nedenle haftada iki gün, ya da bunlardan birinde oruç tutmak güzel bir sünnettir. Kişi gücüne göre davranmalı, işini ve sağlığını aksatacak şekilde kendini zorlamamalıdır.
Recep ayı haram aylardan biri mi?
Evet; Recep, Kur’an’da “haram aylar” olarak anılan dört aydan biridir.
Tevbe suresinde Allah katında ay sayısının on iki olduğu ve bunlardan dördünün haram (hürmetli) ay olduğu bildirilir. Hadislerde bu aylar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep olarak açıklanmıştır. Recep, diğer üçünden ayrı düştüğü için “Recebü’l-ferd” (tek Recep) diye de anılır. Haram aylarda günahtan daha çok sakınmak ve salih amelleri artırmak tavsiye edilir. Nafile oruç da bu salih amellerin başında gelir.
Şevval orucunu pazartesi-perşembe günlerine denk getirirsem iki sevap alır mıyım?
Umulur. Birden fazla nafile faziletin aynı güne denk gelmesi mümkündür; kişi Şevval orucuna niyet eder ve o gün pazartesi veya perşembe ise o günlerin faziletine de nail olacağı ümit edilir. Nafile oruçlarda niyetlerin birleşmesini âlimler genişçe değerlendirmiştir. Ancak bir farz veya vacip orucu (kaza, adak, kefaret) nafileyle aynı güne toplamak farklı bir konudur; orada esas olan farzın niyetidir. Nafile konusunda ise kolaylık ve ümit esastır.
Adak orucunu tutmadan ölen kişi için ne yapılır?
Hanefî mezhebine göre ölen kişi vasiyet etmişse, tutamadığı her adak orucu günü için mirasının üçte birinden fidye verilir.
Vasiyet yoksa varislerin fidye vermesi gerekmez; ancak gönüllü olarak kendi mallarından verirlerse kabul edileceği umulur. Hanefîlere göre bir başkası ölü adına oruç tutarak onun borcunu ödeyemez. Şâfiî mezhebinin tercih edilen görüşünde ise “Kim üzerinde oruç borcu varken ölürse velisi onun yerine tutar” hadisi gereğince, velinin ölü adına oruç tutması da caizdir. Aile kendi durumuna göre müftülükten bilgi alabilir.
Bir kere Şevval orucu tuttum, artık her yıl tutmak zorunda mıyım?
Hayır. Şevval orucu nafiledir; bir yıl tutmakla sonraki yıllarda tutma yükümlülüğü doğmaz. Halk arasında “bir başlayan bırakamaz, bırakırsa günah olur” şeklinde bir inanış vardır, ancak bunun dinî bir dayanağı yoktur. Bununla birlikte Hz. Peygamber, az da olsa devamlı yapılan amellerin Allah katında daha sevimli olduğunu bildirmiştir. Bu yüzden imkân bulduğunuz yıllarda tutmaya devam etmeniz güzel olur; tutamadığınız yıl için vebal söz konusu değildir.
Recep ayının ilk günü oruç tutmanın özel bir sevabı var mı?
Recep’in ilk gününe mahsus sahih bir fazilet rivayeti yoktur; ancak o gün nafile oruç tutmak caizdir.
“Recep’in ilk günü oruç tutana şu kadar yıllık günah affı” gibi sözler uydurma rivayetlerdendir. Recep’in ilk günü pazartesi veya perşembeye denk gelirse sünnet oruç olarak, değilse genel nafile oruç olarak tutulabilir. Kişi haram ayın girişini ibadetle karşılamak niyetiyle tutarsa sevabını Allah’tan umar; yeter ki bu günü sünnetle sabit özel bir oruç günü sanmasın.
Sadece pazartesi günü oruç tutulur mu?
Evet, yalnız pazartesi veya yalnız perşembe günü oruç tutmak caizdir ve sevaptır.
Pazartesi ve perşembe günlerinin her biri ayrı ayrı fazilete sahiptir. Hadislerde bu günlerin birlikte tutulması zorunlu kılınmamıştır. Cuma gününden farklı olarak, pazartesi veya perşembeyi tek başına oruçla geçirmek hakkında herhangi bir mekruhluk bulunmaz. Haftada iki gün tutmakta zorlanan kişi, yalnızca pazartesi ya da yalnızca perşembe günü oruç tutarak bu sünnetten payını alabilir. Az da olsa devamlı yapılan amelin Allah katında daha sevimli olduğunu hatırlamak gerekir.
Eyyâm-ı bîd orucu nedir, hangi günler tutulur?
Eyyâm-ı bîd, kamerî (hicrî) ayların 13, 14 ve 15. günleridir; bu günlerde oruç tutmak sünnettir.
“Beyaz günler” anlamına gelen bu isim, ayın dolunay hâlinde olduğu ve gecelerin aydınlık geçtiği günlerden gelir. Peygamberimiz her ay üç gün oruç tutmayı tavsiye etmiş, bunun bütün yılı oruçlu geçirmek gibi olduğunu bildirmiştir; çünkü her iyiliğe on kat karşılık verilir. Bazı rivayetlerde bu üç günün ayın 13, 14 ve 15. günleri olduğu açıkça belirtilmiştir. Günler miladî takvime göre değil, hicrî takvime göre hesaplanır; Diyanet’in takviminden hicrî tarih kolayca öğrenilebilir.
Peygamberimiz Şaban ayında neden çok oruç tutardı?
Peygamberimiz, Şaban’ın amellerin Allah’a yükseltildiği ve insanların gafil olduğu bir ay olduğunu söylemiştir.
Üsâme b. Zeyd’in sorusu üzerine Peygamberimiz, Şaban’ın Recep ile Ramazan arasında insanların ihmal ettiği bir ay olduğunu, bu ayda amellerin Rabbe arz edildiğini ve amelinin oruçlu iken yükseltilmesini sevdiğini bildirmiştir. Hz. Âişe de Peygamberimizi Ramazan dışında en çok Şaban’da oruç tutarken gördüğünü anlatır. Bu, hem Ramazan’a bedenen ve ruhen hazırlık hem de insanların ilgisiz kaldığı zamanlarda ibadeti canlı tutma örneğidir.
Ramazan’da adak orucuna niyet edersem hangi oruç olur?
Ramazan gününde adak veya başka bir oruca niyet eden kişinin orucu, Hanefîlere göre Ramazan orucu olarak geçerli olur.
Ramazan ayı yalnızca Ramazan orucuna ayrılmış bir zamandır; bu ayda başka bir oruç tutulamaz. Bu yüzden mukim ve sağlıklı kişi hangi niyetle oruç tutarsa tutsun, o gün Ramazan orucu yerine geçer ve adak borcu olduğu gibi kalır. Adak orucu Ramazan’dan sonra ayrıca tutulmalıdır. Hanefîlerde yolcunun Ramazan’da başka bir vacip oruca niyet etmesi konusunda farklı görüşler bulunur; en sağlam yol adağı Ramazan dışına bırakmaktır.
Şevval orucunun altı gününü tamamlayamazsam tuttuğum günler boşa mı gider?
Hayır, boşa gitmez. Tutulan her nafile oruç gün kendi başına sevaplıdır. Hadisteki “bütün yıl oruç” müjdesi altı günün tamamlanmasına bağlı olsa da, üç veya dört gün tutabilen kişi o günlerin sevabını alır. Allah, kulunun niyetini ve gücünü bilir; hastalık veya iş gibi bir engel yüzünden eksik kalan kısmı için ümitvar olmak gerekir. Şevval ayı sona ermediyse kalan günleri aralıklı da olsa tamamlamaya çalışmak iyi olur.
Adak orucu ile kaza orucunu aynı günde birlikte tutabilir miyim?
Hayır, bir gün yalnızca bir vacip veya farz oruç borcuna karşılık gelir; adak ile kaza aynı günde birleştirilemez.
Her ikisi de belirli bir borç olduğu için ayrı ayrı günlerde, ayrı niyetlerle tutulmalıdır. Aynı güne iki borç için niyet eden kişinin orucunun hangisine sayılacağı konusunda Hanefî âlimleri arasında farklı görüşler vardır; Ebû Yûsuf’a göre daha güçlü olan borca, yani Ramazan kazasına sayılır. Bu tartışmaya düşmemek için her borç orucunu ayrı bir günde, açıkça belirleyerek tutmak gerekir. Nafile bir oruçla birleştirme ise ayrı bir konudur.
Başladığım Şevval orucunu bozarsam kaza etmem gerekir mi?
Hanefî mezhebine göre evet. Başlanan nafile oruç, bozulduğunda kazası vacip olan bir ibadete dönüşür; kefaret ise gerekmez. Bu durumda bozulan günün yerine bir gün tutulur ve bu gün Şevval içinde tutulursa altı gün sayısına da katılabilir. Şâfiî mezhebinde ise nafile orucu bozana kaza gerekmez, sadece kaza etmesi müstehaptır. Misafirlik, ağır yorgunluk gibi makul bir sebeple bozmak günah değildir; sebepsiz bozmak ise uygun görülmemiştir.
Her ay üç gün oruç için belirli günler şart mı?
Hayır, şart değildir; her ay herhangi üç gün oruç tutmak da sünnete uygundur.
Hz. Âişe’ye Peygamberimizin her ay üç gün oruç tutup tutmadığı sorulmuş, o da “evet” demiş; hangi günler olduğu sorulunca ayın hangi günlerinde tuttuğuna aldırmadığını söylemiştir. Bu rivayet, ayda üç gün oruç sünnetinin herhangi günlerde yerine getirilebileceğini gösterir. En faziletlisi ise eyyâm-ı bîd denilen hicrî ayın 13, 14 ve 15. günleridir. Bu günlere denk getiremeyen kişi, ay içinde uygun olduğu herhangi üç günde oruç tutarak bu sevaba nail olabilir.
Şaban ayının tamamını oruçlu geçirmek sünnet mi?
Sünnet olan Şaban’ın çoğunda oruç tutmaktır; tamamını tutmak Peygamberimizin genel uygulaması değildir.
Hz. Âişe, Peygamberimizin Ramazan dışında hiçbir ayı tam oruçla geçirmediğini, en çok da Şaban’da oruç tuttuğunu bildirir. Bazı rivayetlerde “Şaban’ın tamamını tutardı” ifadesi geçse de âlimler bunu “çoğunu” anlamında açıklamıştır. Kişi gücüne göre Şaban’da sık oruç tutabilir; ancak Ramazan’a zayıf ve yorgun girmemek için dengeli olmak, Ramazan’dan hemen önceki bir iki günü de ayrıca dikkate almak gerekir.
Adak orucunu bozan kişiye kefaret gerekir mi?
Hayır, adak orucunu bozan kişiye kefaret gerekmez; yalnızca o günün kazası gerekir.
Oruç kefareti (altmış gün peş peşe oruç), sadece Ramazan orucunu mazeretsiz ve kasten bozan kişiye gerekir. Adak, kaza ve kefaret orucu gibi diğer vacip oruçları bozmak kefaret gerektirmez; bozulan gün yerine bir gün tutulur. Ancak ardışık tutulması adanmış bir oruç bozulursa, ardışıklık kesildiği için genellikle baştan başlamak gerekir. Mazeretsiz bozmanın günah olduğu da unutulmamalı ve tövbe edilmelidir.
Aşure orucu kaç gün tutulur?
Aşure orucunun Muharrem’in 10. gününe ek olarak bir gün önce veya bir gün sonrası ile birlikte iki gün tutulması müstehaptır.
Peygamberimiz Aşure günü oruç tutmuş, yahudilerin de bu günü oruçla geçirdiği hatırlatılınca, gelecek yıla ulaşırsa dokuzuncu günü de tutacağını söylemiştir. Bu nedenle âlimler, Aşure gününü tek başına bırakmayıp 9-10 veya 10-11 Muharrem şeklinde iki gün tutmayı tavsiye etmiştir. Hanefî âlimleri Aşure’yi tek gün tutmayı tenzihen mekruh saymış, ancak oruç geçerlidir. Üç gün (9, 10, 11) tutanlar da vardır.
İmam Mâlik Şevval orucunu mekruh mu saymış?
Kısmen öyle rivayet edilir. İmam Mâlik’in, halkın Şevval’in altı gününü Ramazan’ın bir parçası ve farz gibi zannetmesinden endişe ettiği için bu orucu bayramın hemen ardından bitişik tutmayı hoş görmediği nakledilir. Bu tavır, orucun kendisine değil, yanlış bir inanca dönüşme ihtimaline yöneliktir. Hanefî, Şâfiî ve Hanbelî âlimlerin çoğunluğu ise sahih hadise dayanarak Şevval orucunun müstehap olduğunu kabul eder. Diyanet de bu orucu tavsiye edilen nafile oruçlar arasında sayar.
Şaban’ın ikinci yarısında oruç tutmak yasak mı?
Hayır, yasak değildir; Hanefîlere göre Şaban’ın ikinci yarısında oruç tutmak caizdir.
Tirmizî ve Ebû Dâvûd’da “Şaban yarılanınca oruç tutmayın” anlamında bir rivayet vardır. Âlimlerin bir kısmı bu hadisin sıhhatini tartışmış, sahih kabul edenler de onu Ramazan’a güçsüz girme endişesi taşıyanlara yönelik bir tavsiye olarak anlamıştır. Şâfiîler, âdeti olmayan kişinin Şaban’ın 16’sından sonra yeni başlayarak nafile oruç tutmasını mekruh görür; ancak pazartesi-perşembe gibi âdet edinilmiş oruçları, kaza ve adak oruçlarını istisna eder. Hanefî mezhebinde ise bu dönemde oruç tutmakta sakınca yoktur.
Adak orucu tutacağım gün hastalanırsam ne olur?
Hastalık sebebiyle oruç tutamayan kişi adak orucunu iyileştikten sonra başka bir günde tutar; günahkâr olmaz.
Hastalık, Ramazan orucunu bile ertelemeyi mubah kılan bir mazerettir; adak orucu da bu açıdan aynı kolaylığa sahiptir. Hanefî mezhebinde adakta belirtilen gün bağlayıcı olmadığından, kişi sağlığına kavuştuğunda istediği bir günde orucunu tutar. Orucun hastalığı artıracağı veya iyileşmeyi geciktireceği, güvenilir bir hekimin görüşüyle belirlenmelidir. Kalıcı bir hastalık söz konusuysa fidye yoluna gidilir.
Aşure orucunun fazileti nedir?
Aşure orucunun, bir önceki yılın küçük günahlarına kefaret olacağı umulur.
Peygamberimize Aşure orucu sorulduğunda, Allah’tan bu orucun geçmiş bir yılın günahlarına kefaret olmasını umduğunu söylemiştir. Âlimler, bu tür kefaret müjdelerinin küçük günahlarla ilgili olduğunu; büyük günahlar ve kul hakkı için tövbe ve helalleşmenin gerektiğini belirtir. Aşure, Ramazan orucu farz kılınmadan önce Müslümanların tuttuğu bir oruçtu; Ramazan farz olunca nafileye dönüştü. Halk arasında Aşure günüyle ilgili pek çok olay anlatılır; bunların önemli bir kısmının sahih kaynağı yoktur.
Ramazan’a bir iki gün kala oruç tutmak neden hoş görülmez?
Peygamberimiz, âdeti olmayanların Ramazan’ı bir veya iki günlük oruçla karşılamasını yasaklamıştır; bu, Ramazan’a ihtiyaten ekleme yapılmasını önlemek içindir.
Hadiste, pazartesi-perşembe gibi düzenli oruç tutmayı âdet edinmiş kişinin bu günlere denk gelmesi istisna edilmiştir. Hikmet, farz olan Ramazan ile nafile oruç arasındaki sınırın korunması ve “belki Ramazan girmiştir” şüphesiyle oruca başlanmamasıdır. Bu nedenle âdeti olmayan kişi Ramazan’dan hemen önceki bir iki günü sırf Ramazan’ı karşılamak için oruçlu geçirmemelidir. Kaza ve adak oruçları bu yasağa girmez.
Şevval’in 13, 14 ve 15. günlerini hem Şevval hem eyyâm-ı bîd orucu olarak tutabilir miyim?
Evet. Kameri ayların 13, 14 ve 15. günleri eyyâm-ı bîd olarak bilinir ve bu günlerde oruç tutmak sünnettir. Şevval ayında bu günlere denk gelen oruçlar Şevval’in altı günü içinde sayılır ve eyyâm-ı bîd faziletine de erişilmesi umulur. Nafile oruçlarda bu şekilde faziletlerin birleşmesi mümkündür. Böylece kişi altı günün üçünü bu tarihlere denk getirerek kolayca iki sünneti birlikte yaşayabilir.
Peş peşe tutmayı adadığım oruç sırasında adet görürsem baştan mı başlarım?
Bir ay veya daha uzun süreli ardışık adak orucunda araya giren adet günleri Hanefîlere göre ardışıklığı bozmaz; kadın temizlenince kaldığı yerden devam eder.
Uzun süreli oruçlarda hayızsız bir dönem bulmak çoğu zaman mümkün olmadığından fakihler bu durumu mazeret saymıştır. Adet günleri bittikten hemen sonra oruca devam edilir, eksik kalan günler sona eklenir. Ancak üç gün gibi kısa ve hayızsız bir dönemde tamamlanabilecek ardışık adaklarda, araya adet girerse baştan başlamak gerektiği belirtilir. Emin olunamayan durumlarda müftülüğe danışılmalıdır.
Ramazan kazalarını Şaban ayında tutmanın bir dayanağı var mı?
Evet; Hz. Âişe, Ramazan’dan kalan kaza oruçlarını ancak Şaban’da tutabildiğini anlatmıştır.
Hz. Âişe, Peygamberimizle ilgili meşguliyetleri sebebiyle kazalarını Şaban’a kadar erteleyebildiğini bildirir. Bu rivayet, kazanın bir sonraki Ramazan’a kadar geciktirilmesinin caiz olduğunu gösterir. Şaban’da kaza tutmak hem borcu Ramazan gelmeden bitirmek hem de Peygamberimizin çok oruç tuttuğu bu ayda oruçlu olmak açısından güzeldir. Yine de imkânı olan kişinin kazasını mümkün olan en kısa sürede ödemesi daha ihtiyatlıdır.
Sadece Aşure günü oruç tutmak mekruh mu?
Hanefî âlimlerine göre yalnız 10 Muharrem’i tutmak tenzihen mekruhtur, ama oruç geçerlidir ve sevabı alınır.
Mekruhluğun sebebi, Peygamberimizin ehl-i kitaptan farklı olmak için dokuzuncu günü de tutmayı istemesidir. Tenzihen mekruh, günah olmayan ama terk edilmesi daha iyi olan davranış demektir. Dolayısıyla bir gün önce veya sonra oruç tutamayan kişi yalnızca Aşure günü oruç tutsa da orucu sahihtir. İmkân varsa 9 ve 10 ya da 10 ve 11 Muharrem’i birlikte tutmak daha faziletlidir. Şâfiî mezhebinde de 9. günün eklenmesi müstehap görülür.
Vefat etmiş annem için Şevval orucu tutabilir miyim?
Hanefîlere göre bedenî ibadetlerde niyabet olmaz; yani bir kişi başkası “yerine” oruç tutarak onun borcunu ödeyemez. Ancak kişi kendi adına nafile oruç tutup bunun sevabını vefat etmiş annesine bağışlayabilir. Ehl-i Sünnet âlimlerinin çoğunluğu, sevap bağışlamanın ölüye fayda vereceğini kabul eder. Dolayısıyla Şevval orucunu kendiniz için niyet edip sevabını annenizin ruhuna hediye etmeniz güzel bir davranıştır. Annenizin kaza borcu varsa bunun için fidye yolu ayrıca değerlendirilir.
“Şunu bir daha yaparsam bir ay oruç tutacağım” dedim, yine yaptım; ne gerekir?
Kendini bir işten alıkoymak amacıyla yapılan bu tür adaklarda Hanefîlerin fetvaya esas görüşüne göre kişi, adadığı orucu tutmakla yemin kefareti ödemek arasında serbesttir.
Fıkıhta buna “lecâc adağı” veya öfke ve inat adağı denir. Burada kişinin asıl amacı oruç tutmak değil, kendini bir davranıştan caydırmaktır; bu yüzden hüküm yemine benzetilmiştir. Ebû Hanîfe’nin son görüşü ve pek çok Hanefî âliminin tercihi, kişinin dilerse bir ay orucu tutması, dilerse on fakiri doyurma veya giydirme şeklindeki yemin kefaretini ödemesidir. Şâfiî mezhebinde de benzer bir seçim hakkı vardır.
Muharrem ayında oruç tutmanın fazileti var mı?
Evet, Ramazan’dan sonra en faziletli orucun Allah’ın ayı Muharrem’de tutulan oruç olduğu bildirilmiştir.
Peygamberimiz, Ramazan’dan sonra oruçların en faziletlisinin Muharrem ayında tutulan oruç olduğunu haber vermiştir. Muharrem, haram aylardan biridir ve hicrî yılın ilk ayıdır. Bu ayda Aşure gününe ek olarak dilediğiniz günlerde oruç tutabilirsiniz. Ayın tamamını oruçla geçirmek zorunlu değildir; kişi gücü ölçüsünde gün seçebilir. Hicrî yılbaşı (1 Muharrem) için ise özel bir oruç sünneti rivayet edilmemiştir.
Şevval orucu için sahura kalkamazsam oruç tutamaz mıyım?
Tutabilirsiniz. Sahur yapmak sünnettir ve bereketlidir, ancak orucun sıhhat şartı değildir. İmsaktan sonra hiçbir şey yiyip içmediyseniz, nafile oruca öğleye yaklaşmadan niyet ederek o günü oruçlu geçirebilirsiniz. Yalnız sahursuz oruç bazı kişileri yorabilir; sağlık sorunu olanların durumlarını gözetmesi gerekir. Önemli olan imsak vaktinden itibaren orucu bozan bir şey yapılmamış olmasıdır.
Üç aylarda kaza orucu mu tutmalıyım, nafile oruç mu?
Kaza borcu olan kişinin önce kazalarını tutması daha doğrudur.
Kaza orucu farz bir borçtur; nafile ise gönüllü bir ibadettir. Borcu olan kişinin ölüm gibi beklenmedik durumlarla karşılaşmadan önce farzı eda etmesi ihtiyata uygundur. Hanefî mezhebinde kaza borcu varken nafile oruç tutmak caiz olsa da öncelik kazadadır. Üç aylarda tutulan kaza oruçları da bu mübarek zamanın bereketinden istifade edilerek tutulmuş olur. Kaza bittikten sonra pazartesi-perşembe ve eyyâm-ı bîd gibi sünnet oruçlara geçilebilir.
Adağını yerine getirmeyen günaha girer mi?
Evet, geçerli bir adakta bulunan kişinin gücü yettiği hâlde adağını hiç yerine getirmemesi günahtır.
Kur’an’da iyi kulların adaklarını yerine getirdikleri övülerek anlatılır. Geçerli bir adak, kişiye vacip bir borç yükler ve bu borç ömür boyunca devam eder. Belirli bir zamana bağlanmamış adaklarda acele etmek şart değildir, ancak ölüm ne zaman geleceği bilinmediğinden geciktirmemek gerekir. Gücü yetmeyen kişi fidye gibi alternatif yollarla borcundan kurtulabilir. Adağı yerine getirmeyi ihmal eden kişi tövbe etmeli ve bir an önce borcunu ödemelidir.
Arefe günü oruç tutmanın fazileti nedir?
Kurban Bayramı arefesinde (9 Zilhicce) tutulan orucun, geçmiş ve gelecek birer yılın küçük günahlarına kefaret olacağı umulur.
Peygamberimiz Arefe orucu hakkında, Allah’tan bunun önceki bir yılın ve sonraki bir yılın günahlarına kefaret olmasını umduğunu söylemiştir. Bu oruç hacı olmayanlar için müstehaptır. Arefe günü, dua ve zikrin çok faziletli olduğu bir gündür. Kefaret müjdesi küçük günahlarla ilgilidir; büyük günahlar tövbe, kul hakları ise hak sahibiyle helalleşme gerektirir. Arefe günü öğleden sonra başlayan teşrik tekbirlerini de unutmamak gerekir.
Şevval orucu tutarken okunacak özel bir dua var mı?
Hayır, Şevval orucuna özgü sahih bir dua bildirilmemiştir. Diğer oruçlarda olduğu gibi kalben niyet etmek yeterlidir; dilerseniz “Allah rızası için Şevval orucunu tutmaya niyet ettim” diyebilirsiniz. İftar vaktinde ise Hz. Peygamber’den nakledilen genel iftar duaları okunabilir. İnternette dolaşan “Şevval duası” başlıklı, belli sayıda okunması istenen metinlerin sahih bir kaynağı yoktur; halk arasında yaygın olsa da sünnet olarak sunulmamalıdır.
Üç aylarda tutulan oruç için özel bir niyet cümlesi var mı?
Hayır; üç aylara mahsus bir niyet cümlesi yoktur, kalben nafile oruca niyet etmek yeterlidir.
Niyet, kalbin bir işi Allah rızası için yapmaya karar vermesidir. Kişi “Yarın Allah rızası için nafile oruç tutmaya” veya “bugünkü pazartesi orucuna” diye niyet edebilir; bunu dille söylemek şart değil, sadece güzeldir. Halk arasında dolaşan “Recep orucu niyeti”, “Şaban orucu niyeti” gibi kalıpların dinde bağlayıcılığı yoktur. Nafile oruçta niyet, Hanefîlere göre ertesi günün öğlesinden önceye (dahve-i kübrâ) kadar yapılabilir.
Âdet sebebiyle Ramazan kazası olan kadın önce kazayı mı, Şevval orucunu mu tutmalı?
Tercih edilen, önce kaza borcunu ödemektir, çünkü farz borç nafileden önce gelir ve hadisteki müjde “Ramazan’ı tutup” ifadesine bağlanmıştır. Ancak Hanefî mezhebine göre kazanın vakti bir sonraki Ramazan’a kadar geniştir; bu yüzden Şevval orucunu önce tutup kazayı sonraya bırakmak da caizdir. Şevval ayı kısıtlı olduğundan, kaza ve altı günü birlikte yetiştiremeyecek kadınlar Şevval’i değerlendirip kazayı sonraki aylarda tutabilir. İki orucu tek niyetle birleştirmek ise uygun görülmez.
Hacılar Arefe günü oruç tutar mı?
Hayır; Arafat’ta bulunan hacıların Arefe günü oruç tutmaması daha uygundur.
Peygamberimiz Veda Haccı’nda Arefe günü Arafat’ta iken oruçlu olmamış, insanların görmesi için süt içmiştir. Hacının o gün dua, zikir ve vakfe ibadetine güç yetirebilmesi için oruçsuz olması tavsiye edilir. Hanefî âlimleri, orucun hacıyı zayıf düşürüp dua ve vakfeye engel olacaksa mekruh olduğunu söyler; güç yetirebilecek olan için ise caiz görmüştür. Şâfiî mezhebinde hacının Arefe orucu tutmaması sünnettir. Hacı olmayanlar içinse Arefe orucu faziletlidir.
Kaç gün oruç adadığımı hatırlamıyorum, ne yapmalıyım?
Adadığı gün sayısını unutan kişi, aklına en çok yatan sayıya göre hareket eder; kararsız kalırsa ihtiyaten fazla olan sayıyı tutar.
Örneğin üç mü beş mi olduğunu hatırlamayan kişi, galip zannı hangisine yakınsa onu esas alır. Hiçbir sayı ağır basmıyorsa beş gün tutmak, borçtan kesin olarak kurtulmayı sağlar; fazla tutulan günler nafile oruç olarak sevap kazandırır. Gelecekte böyle karışıklıklar yaşamamak için adakları bir yere not etmek faydalıdır. Adak yaparken sayı ve şartları açıkça belirlemek de önerilir.
Üç aylarda nafile oruç tutmak Ramazan’a hazırlık için faydalı mı?
Evet; Recep ve Şaban’da ara ara oruç tutmak Ramazan’a hem manevi hem alışkanlık yönünden hazırlık sağlar.
Peygamberimizin Şaban’da çok oruç tutması, Ramazan’a ısınarak girmenin güzel bir örneğidir. Haftada bir iki gün oruç tutan kişi açlığa, sahura kalkmaya ve gün boyu dilini, öfkesini kontrol etmeye alışır. Ancak burada amaç sağlık veya diyet değil ibadettir. Kronik hastalığı olan veya ilaç kullanan kişilerin, nafile oruç dahil oruç düzenini hekimine danışarak belirlemesi gerekir.
Nafile oruçluyken eve misafir gelirse orucu bozmalı mıyım?
Hayır, bozmak gerekmez; misafire ikram edip kendiniz oruca devam edebilirsiniz.
Misafire ikram etmek sünnettir; ancak bu, ev sahibinin kendisinin de yemesini gerektirmez. Kişi misafirine yemeğini sunar, oruçlu olduğunu nazikçe söyleyerek onu ağırlar. Misafir, ev sahibinin kendisiyle birlikte yememesinden rahatsızlık duyacaksa ve bu onu kıracaksa, Hanefî âlimleri nafile orucun bozulmasına izin vermiş, sonradan kazasının tutulmasını söylemiştir. Peygamberimiz de oruçlu iken kendisine ikram edildiğinde bazen “Ben oruçluyum” deyip dua etmiştir.
Recep ve Şaban’da sadece pazartesi-perşembe orucu tutmak yeterli mi?
Evet; nafile oruçta “yeterli” diye bir alt sınır yoktur, pazartesi-perşembe orucu sünnete uygun ve güzel bir yoldur.
Nafile ibadetlerde Peygamberimizin tavsiyesi, az da olsa devamlı olanı tercih etmektir. Üç aylarda her hafta pazartesi ve perşembe tutan kişi hem haftalık sünneti hem de haram ay ve Şaban’da oruç tutma faziletini birlikte yakalamış olur. Gücü yeten eyyâm-ı bîd günlerini de ekleyebilir. Önemli olan, kendini yormadan sürdürülebilir bir düzen kurmaktır.
Şevval orucunu bayramdan hemen sonra tutmak daha mı faziletli?
Bazı âlimler, hayırda acele etme ilkesine dayanarak bayramın ertesinden başlayıp altı günü peş peşe tutmayı daha faziletli bulmuştur. Bazı Hanefî âlimler ise orucun Ramazan’ın devamı sanılmaması için aralıklı tutmayı tercih etmiştir. Her iki uygulama da caizdir ve sahih kabul edilir. Kişi kendi sağlık durumu, iş hayatı ve bayram ziyaretlerine göre en kolay yolu seçebilir; esas olan altı günün Şevval içinde tamamlanmasıdır.
Annem benim adıma oruç adamış, bu orucu ben tutmak zorunda mıyım?
Hayır, bir kimse başkasına adak yükleyemez; annenizin yaptığı adak sizin üzerinize borç olmaz.
Adak, yalnızca adayan kişiyi bağlar. “Oğlum iyileşirse üç gün oruç tutacak” gibi bir söz, oğul açısından bir yükümlülük doğurmaz. Annenin “ben tutacağım” demesi hâlinde ise adak onun üzerine geçerli olur ve kendisi tutmalıdır. Bununla birlikte annenin gönlünü hoş etmek ve iyiliğe vesile olmak amacıyla bu orucu gönüllü olarak tutmanız güzel bir davranıştır; ancak bu durumda oruç sizin için nafile olur.
Bayram tatilinde yolculuktayken Şevval orucu tutulur mu?
Evet, tutulabilir. Yolculuk, Ramazan orucunda bile tutmamak için bir ruhsattır; nafile oruçta ise kişi tamamen serbesttir. Yolculuk sizi yormuyorsa Şevval orucunu tutabilirsiniz. Yorucu bir yolculukta veya ağırlandığınız evde ikramları geri çevirmeniz sorun oluşturacaksa, orucu dönüşe bırakmak daha uygun olabilir. Başladığınız orucu yolda zorlanarak bozarsanız Hanefî mezhebine göre bir gün kaza etmeniz gerekir.
Peygamberimiz pazartesi orucu için “O gün doğdum” mu dedi?
Evet; Peygamberimiz pazartesi orucu sorulunca, o gün doğduğunu ve o gün kendisine vahiy indirildiğini söylemiştir.
Ebû Katâde’nin naklettiği bu sahih hadis, pazartesi gününün Peygamberimiz için özel bir anlam taşıdığını gösterir. Âlimler buradan, Allah’ın nimetlerine şükrün ibadetle, özellikle oruçla ifade edilebileceği sonucunu çıkarmıştır. Pazartesi orucu, hem bu şükür hem de amellerin arz edildiği gün olması sebebiyle sünnettir. Bu hadis, mevlid gecesine veya doğum gününe özel bir oruç ibadeti icat etmeye delil değildir; sünnet olan haftalık pazartesi orucudur.
Zilhiccenin ilk on günü oruç tutulur mu?
Evet, Zilhicce’nin ilk dokuz gününde oruç tutmak müstehaptır; onuncu gün ise bayram olduğu için oruç tutulmaz.
Peygamberimiz, Allah katında salih amellerin bu on günde işlenenlerinden daha sevimli olduğu başka günler bulunmadığını bildirmiştir. Oruç da en güzel amellerden olduğu için bu günlerde tutulması tavsiye edilir. Bazı rivayetlerde Peygamberimizin Zilhicce’nin dokuz gününü oruçla geçirdiği aktarılır. “On gün orucu” denilse de 10 Zilhicce Kurban Bayramı’nın ilk günüdür ve o gün oruç tutmak haramdır. En faziletlisi 9 Zilhicce, yani Arefe orucudur.
Amellerin pazartesi ve perşembe günleri Allah’a arz edilmesi ne demek?
Bu, kulların haftalık amellerinin bu iki günde Allah’ın huzuruna sunulduğunu bildiren sahih bir haberdir.
Peygamberimiz, amellerin pazartesi ve perşembe arz edildiğini, amelinin oruçlu iken arz edilmesini sevdiğini söylemiştir. Başka bir hadiste bu günlerde Allah’ın şirk koşmayan kullarını bağışladığı, ancak birbirine küs olanların barışıncaya kadar bekletildiği bildirilir. Allah her şeyi zaten bilir; arz, meleklerin kayıtlarının sunulması şeklinde anlaşılır ve kul için bir muhasebe hatırlatmasıdır. Bu yüzden bu günlerde oruç tutmak kadar küslükleri bitirmek de önemlidir.
Terviye günü orucu diye bir oruç var mı?
Terviye günü (8 Zilhicce) Zilhicce’nin faziletli günlerinden olduğu için oruç tutulabilir; ancak ona özel sevap bildiren rivayetler zayıftır.
Hacıların Mina’ya çıktığı 8 Zilhicce gününe Terviye günü denir. Bu gün, Zilhicce’nin ilk on günü içinde yer aldığı için oruç tutmak güzeldir. Ne var ki halk arasında dolaşan, “Terviye orucu bir yıllık günaha kefarettir” gibi belirli sayılar içeren rivayetler zayıf veya uydurma kabul edilir. Bu yüzden Terviye orucunu, Zilhicce’nin genel fazileti çerçevesinde tutmak, ona özel ve sağlam olmayan sevap vaatleri yüklememek gerekir.
Zaman belirtmeden yaptığım oruç adağını ne zamana kadar tutmalıyım?
Zaman belirtilmeyen adak orucunun belirli bir son tarihi yoktur; ömür boyu tutulabilir, ancak geciktirmemek tavsiye edilir.
“Allah için üç gün oruç tutacağım” gibi şarta ve zamana bağlanmamış adaklara “mutlak adak” denir. Bu adak söylendiği andan itibaren borç olur ve kişi uygun gördüğü herhangi bir günde, yasak günler dışında tutabilir. Hanefîlere göre bu tür borçlar geniş zamanlı olduğundan geciktiren kişi hemen günahkâr olmaz. Ancak ölümün ne zaman geleceği bilinmediği için bir an önce yerine getirmek ve tutulamazsa vasiyet etmek gerekir.
Bir evliya veya türbe için oruç adamak doğru mu?
Hayır, adak yalnızca Allah için yapılır; bir velî, türbe veya kişi adına adak yapılmaz.
Adak bir ibadettir ve ibadet sadece Allah’a yöneltilir. “Falan velînin hatırı için oruç tutacağım” gibi ifadeler, adağın Allah’tan başkasına yöneltilmesi anlamına gelebileceğinden sakıncalıdır. Doğru olan, “Allah rızası için oruç tutacağım” diye adamak ve sevabını dilerse o velînin veya bir yakının ruhuna bağışlamaktır. Türbelerde ziyaret edep içinde yapılabilir; ancak orada yapılan dilek ve adakların muhatabı daima Allah olmalıdır.
Recep ayında oruç tutulur mu?
Evet, Recep haram aylardan olduğu için bu ayda oruç tutmak güzeldir; fakat Recep orucuna özel sevap bildiren rivayetlerin çoğu zayıf veya uydurmadır.
Recep, Kur’an’da hürmetine dikkat çekilen dört haram aydan biridir. Peygamberimiz haram aylarda oruç tutmayı teşvik etmiştir. Ancak halk arasında yaygın olan “Recep’te bir gün oruç tutana şu kadar yıl sevap” gibi sözlerin sahih kaynağı yoktur. Hadis âlimleri, Recep ayına mahsus oruç faziletine dair rivayetlerin güvenilir olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle kişi Recep’te nafile oruç tutabilir, ancak bunu belirsiz sevap vaatlerine dayandırmamalıdır.
Sadece perşembe günü oruç tutulur mu?
Evet; pazartesiyi tutamayan kişi yalnız perşembe günü oruç tutabilir, bu da sünnettir.
Pazartesi ve perşembe oruçlarının her biri ayrı ayrı fazileti olan günlerdir; birini tutmak için diğerini tutma şartı yoktur. Perşembe, amellerin arz edildiği iki günden biridir. Perşembe orucunun ertesi günü cuma olduğu için bazı kişiler cuma tek başına tutulmasın diye tereddüt eder; oysa perşembe tutulduktan sonra cumaya devam etmek zaten cumayı tek başına tutmak sayılmaz. Kişi haftalık düzenini gücüne göre kurabilir.
Şevval orucu farz mı, sünnet mi?
Şevval orucu farz değildir; Hz. Peygamber tarafından tavsiye edilmiş, müstehap (mendup) bir nafile oruçtur. Tutan sevap kazanır, tutmayan günaha girmez. Hanefî, Şâfiî ve Hanbelî mezhepleri bu orucu müstehap sayar. Farz olan yalnızca Ramazan orucudur; bunun dışında vacip oruçlar adak ve kefaret gibi kişinin kendisinin gerektirdiği oruçlardır. Şevval orucunu “tutmazsa Ramazan kabul olmaz” gibi sözler dayanaksızdır.
Arefe orucu hangi gün tutulur?
Faziletiyle bilinen Arefe orucu, Zilhicce ayının dokuzuncu günü, yani Kurban Bayramı’ndan bir önceki gün tutulur. Bu gün, hacıların Arafat’ta vakfe yaptığı gündür. Türkiye’de tarih Diyanet takvimine göre belirlenir. Ramazan Bayramı’ndan önceki güne de halk arasında “arife” denir; ancak hadiste özel faziletle anılan oruç Kurban Bayramı arefesindeki oruçtur. Ramazan’ın son günü zaten farz oruç günüdür.
Dileğim gerçekleşti ama adak orucumu yıllardır tutmadım, ne yapmalıyım?
Adak borcu zamanla düşmez; gecikmiş olsa da en kısa sürede tutulmalı ve ihmal için tövbe edilmelidir.
Şarta bağlı adakta dilek gerçekleştiği anda oruç borcu doğar. Aradan yıllar geçmesi bu borcu ortadan kaldırmaz; ayrıca bir ceza veya ek kefaret de gerekmez. Yapılması gereken, adanan gün sayısını hesaplamak, gücü yettiği ölçüde bu günleri tutmaya başlamak ve Allah’tan af dilemektir. Hanefîlerde adak, geniş zamanlı bir borç sayıldığı için geciktiren kişi hemen günahkâr olmasa da bu durumu sürdürmek doğru değildir. Borcu unutmamak için bir takvime not etmek faydalı olur.
Perşembe ve cuma günü art arda oruç tutulur mu?
Evet; perşembe ile birlikte tutulan cuma orucu mekruh değildir.
Peygamberimiz cuma gününü tek başına oruçla özelleştirmeyi yasaklamış, ancak bir gün öncesi veya sonrasıyla birlikte tutulmasına izin vermiştir. Dolayısıyla perşembe-cuma veya cuma-cumartesi şeklinde tutulan oruçta sakınca yoktur. Hanefî mezhebinde cumayı tek başına tutmanın hükmü konusunda farklı görüşler bulunsa da, bir önceki günle birleştirildiğinde bütün mezhepler caiz görür.
Regaip Kandili’nde oruç tutulur mu?
Nafile niyetiyle oruç tutulabilir; ancak Regaip Kandili gününe özel bir oruç sünneti sahih rivayetlerle sabit değildir.
Regaip Kandili, Recep ayının ilk cuma gecesidir. Bu geceyi dua, tövbe ve ibadetle değerlendirmek güzeldir. Fakat o güne mahsus oruç ve sevap bildiren rivayetler zayıf veya uydurma kabul edilir. Ayrıca kandilin ertesi günü cumaya denk geldiğinde, cuma gününü tek başına oruçla geçirmenin tenzihen mekruh olduğu hatırlanmalı; perşembe günüyle birlikte tutmak daha uygundur. Kişi, Recep ayının genel fazileti çerçevesinde dilediği günlerde oruç tutabilir.
Adak orucumu cuma günü tek başına tutabilir miyim?
Evet, adak orucunu cuma günü tek başına tutmakta sakınca yoktur.
Cuma veya cumartesi gününü tek başına oruçla geçirmenin mekruh olduğuna dair rivayetler, bu günleri özel bir gün sayarak nafile oruca ayırmakla ilgilidir. Adak orucu ise vacip bir borçtur ve kişinin uygun bulduğu bir güne denk gelmesi bu mekruhluğu doğurmaz. Hatta birçok Hanefî âlimi, cuma gününü tek başına nafile oruçla geçirmenin bile sakıncalı olmadığını söylemiştir. Dolayısıyla adak borcu olan kişi, işine ve sağlığına en uygun günleri seçebilir.
Miraç Kandili günü oruç tutmanın özel sevabı var mı?
Hayır, Miraç Kandili’ne özel bir oruç ve belirli sevap bildiren sahih bir rivayet yoktur; nafile niyetiyle tutulabilir.
Recep’in 27. gecesi olarak kutlanan Miraç, önemli bir hatıranın anıldığı mübarek bir gecedir. Bu gecede namaz, dua ve Kur’an okumak güzeldir. Ancak “27 Recep orucu altmış ay oruca bedeldir” gibi rivayetler zayıftır ve hadis âlimlerince güvenilir sayılmaz. Kişi bu günü nafile oruçla geçirmek isterse bunda sakınca yoktur; ancak orucu Recep ayının ve genel nafile orucun fazileti çerçevesinde değerlendirmelidir.
Pazartesi-perşembe orucuna nasıl başlanmalı, kaç hafta tutmalı?
Belirli bir başlangıç veya hafta sayısı şartı yoktur; kişi dilediği hafta başlayıp gücü yettiğince sürdürür.
Nafile orucun takvimi, sınırı veya “kırk hafta”, “yedi hafta” gibi zorunlu bir süresi bulunmaz; bu tür sayılar halk arasında yaygın olsa da kaynağı yoktur. Yeni başlayanlar önce haftada bir günle alışıp sonra iki güne çıkabilir. Hadiste Allah katında en sevimli amelin az da olsa devamlı olanı olduğu bildirildiğinden, ara ara yoğun tutup bırakmaktan ziyade düzenli sürdürmek tavsiye edilir.
Türkiye’deki Arefe günü Mekke’deki Arafat günüyle farklı olursa hangisine göre oruç tutulur?
Kişi bulunduğu ülkenin resmî dinî takvimine göre hareket eder. Türkiye’de yaşayanlar Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilan ettiği takvimdeki 9 Zilhicce’de Arefe orucunu tutar. Hilalin farklı görülmesi veya hesap farkı nedeniyle nadiren bir günlük fark oluşabilir. Âlimlerin önemli bir kısmı Arefe orucunun takvimdeki 9 Zilhicce’ye bağlı olduğunu söyler. Toplumsal birlik açısından da yerel takvime uymak esastır; bu konuda gönül rahatlığı için Alo 190’a danışılabilir.
Mekke’de veya belirli bir camide oruç tutmayı adadım, orada tutmam şart mı?
Hayır, Hanefî mezhebine göre adakta belirtilen yer bağlayıcı değildir; oruç her yerde tutulabilir.
Adağın bağlayıcı yönü oruç ibadetinin kendisidir. “Mekke’ye gidersem orada üç gün oruç tutarım” veya “Eyüp Sultan’da oruç tutacağım” gibi adaklarda kişi bu orucu bulunduğu yerde de tutabilir ve adağı yerine gelmiş olur. Mübarek bir yerde oruç tutmak fazilet açısından güzel olsa da oraya gitmek zorunlu değildir. Diğer bazı mezheplerde Mescid-i Haram gibi üç mescit için belirtilen yer daha bağlayıcı kabul edilebilir.
Pazartesi-perşembe orucunu bir hafta aksatırsam kaza etmem gerekir mi?
Hayır; hiç başlanmamış nafile oruç için kaza gerekmez.
Pazartesi-perşembe orucu gönüllü bir ibadettir. Kişi bir hafta tutmazsa günah işlemiş olmaz ve o günü telafi etme borcu doğmaz. Kaza, Hanefîlere göre ancak niyet edilip başlanmış bir nafile oruç bozulduğunda gerekir. Bununla birlikte kaçırdığı günün yerine başka bir gün nafile oruç tutmak isteyen kişi bunu yapabilir; Peygamberimizin kaçırdığı bazı nafile ibadetleri telafi ettiği bilinmektedir.
Ramazan Bayramı arifesinde tutulan oruç Arefe orucu sevabı kazandırır mı?
Hayır. İki yılın günahlarına kefaret olacağı müjdelenen Arefe orucu, Zilhicce’nin dokuzuncu günü tutulan oruçtur. Ramazan Bayramı’ndan önceki gün Ramazan’ın son günüdür ve o gün tutulan oruç farz olan Ramazan orucudur. Halk dilinde her iki bayramın önceki gününe “arife” dendiği için karışıklık oluşabilir. Ramazan’ın son gününün de kendine has bir değeri vardır, ancak hadisteki özel fazilet Kurban arefesine aittir.
Şaban ayında oruç tutmak sünnet mi?
Evet, Peygamberimiz Ramazan dışında en çok Şaban ayında oruç tutardı.
Hz. Âişe, Peygamberimizin Ramazan dışında hiçbir ayı tamamen oruçla geçirmediğini, en çok da Şaban ayında oruç tuttuğunu anlatır. Bir başka rivayette Peygamberimiz, Şaban’ın insanların gafil olduğu ve amellerin Allah’a yükseltildiği bir ay olduğunu, amelinin oruçlu iken yükseltilmesini sevdiğini söylemiştir. Şaban orucu, Ramazan’a hazırlık için de güzel bir fırsattır. Ancak Ramazan’dan hemen önceki bir iki gün için ayrı bir hüküm vardır.
Arefe orucu iki yılın günahlarını affettirir mi, kul hakkı da buna dahil mi?
Hadiste Arefe orucunun geçmiş ve gelecek birer yılın günahlarına kefaret olması umulduğu bildirilmiştir. Âlimler bunun küçük günahlarla ilgili olduğunu söyler. Büyük günahlar için samimi tövbe gerekir. Kul hakları ise ancak hak sahibiyle helalleşerek veya hakkını ödeyerek düşer; oruç, kul hakkını kendiliğinden silmez. “Gelecek yılın günahları”ndan kasıt da kişinin günahtan korunmaya muvaffak kılınması veya işlerse bağışlanması olarak açıklanmıştır.
Berat Kandili’nin ertesi günü oruç tutulur mu?
Tutulabilir; ancak Berat gününe (15 Şaban) özel oruç tavsiye eden rivayet zayıftır.
Şaban’ın 15. gecesi Berat Kandili olarak bilinir. İbn Mâce’de yer alan ve bu gecenin ibadetle, gündüzünün oruçla geçirilmesini tavsiye eden rivayetin senedi zayıftır. Bununla birlikte 15 Şaban, hem eyyâm-ı bîd günlerinden biri hem de Peygamberimizin çok oruç tuttuğu Şaban ayının içindedir. Bu nedenle o gün, eyyâm-ı bîd veya Şaban orucu niyetiyle tutulabilir. Önemli olan, zayıf rivayete dayanıp kesin sevap vaatlerinde bulunmamaktır.
Dileğim tam olarak değil de kısmen gerçekleşti, adak orucu gerekir mi?
Adak, söylenen şartın aynen gerçekleşmesine bağlıdır; şart tam olarak gerçekleşmediyse adak orucu gerekmez.
Örneğin “Oğlum tıp fakültesini kazanırsa beş gün oruç tutacağım” diyen kişi için oğlun başka bir bölümü kazanması şartın gerçekleşmesi sayılmaz. Bu durumda oruç borç olmaz; ancak kişi şükür niyetiyle gönüllü oruç tutabilir. Şartın gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda tereddüt varsa, adak sırasındaki kastın ne olduğuna bakılır. Kişinin niyeti genel bir başarıysa şart gerçekleşmiş sayılabilir; emin olunamazsa ihtiyaten tutmak daha uygundur.
Pazartesi-perşembe orucu bayram gününe denk gelirse tutulur mu?
Hayır; bayram günlerinde oruç tutmak yasaktır, düzenli pazartesi-perşembe orucu da o gün tutulmaz.
Ramazan Bayramı’nın birinci günü ile Kurban Bayramı’nın dört günü tahrîmen mekruh günlerdir. Âdet edinilmiş bir oruç günü bu günlere denk gelse bile oruç tutulmaz; bu günlerde yemek içmek Allah’ın ikramını kabul etmek anlamı taşır. Kişi o hafta orucu tutamadığı için sevaptan mahrum kalmaz; düzenli yaptığı bir ameli meşru bir sebeple bırakan kimseye niyeti sebebiyle sevap yazılacağı umulur.
“Ömür boyu pazartesi-perşembe tutacağım” dersem adak olur mu?
Sadece niyet veya karar ifadesi adak olmaz; “Allah için pazartesi-perşembe tutmayı adadım” gibi açık bir adak sözü söylenirse vacip hâle gelir.
Adak, kişinin Allah rızası için normalde vacip olmayan bir ibadeti diliyle kendine borç kılmasıdır. “Tutmaya çalışacağım”, “tutmak istiyorum” gibi sözler adak değildir. Ömür boyu belirli günlerde oruç tutmayı adamak ise ağır bir yük olabilir; tutulamayan günler için kaza, hiç tutamayacak duruma gelince fidye söz konusu olur. Bu yüzden âlimler nafileleri adakla bağlamak yerine gönüllü olarak sürdürmeyi tavsiye eder.
Arefe orucu tek gün tutulur mu, bir gün öncesiyle birleştirmek gerekir mi?
Arefe orucu tek başına tutulabilir; önceki veya sonraki günle birleştirme şartı yoktur. Aşure orucunda olduğu gibi yanına bir gün ekleme tavsiyesi Arefe için bildirilmemiştir. Ertesi gün Kurban Bayramı olduğundan zaten oruç tutulamaz. Dileyen Zilhicce’nin ilk dokuz gününde başka günleri de oruçlu geçirebilir; bu günlerin tamamı faziletlidir. Ancak yalnızca Arefe günü oruçlu olmak da sünnete uygundur.
Oruç adağımı sadaka veya kurbana çevirebilir miyim?
Hayır, oruç tutmaya gücü yeten kişi adadığı orucu başka bir ibadete çeviremez; oruç tutması gerekir.
Adak, belirlenen ibadet türüyle yerine getirilir. Oruç adayan kişi, sadaka vermek veya kurban kesmekle bu borçtan kurtulamaz. Yalnızca yaşlılık veya iyileşme ümidi olmayan bir hastalık gibi sebeplerle oruç tutamayacak duruma gelen kişi, her gün için fidye verir. Kendini bir işten alıkoymak amacıyla yapılan adaklarda ise yemin kefareti seçeneği ayrıca bulunur. Sağlıklı biri için en doğru yol, adadığı orucu kendisinin tutmasıdır.
Ramazan’dan bir iki gün önce oruç tutmak yasak mı?
Ramazan’ı karşılamak niyetiyle bir iki gün önceden oruç tutmak hoş görülmemiştir; âdeti olan kimse ise tutabilir.
Peygamberimiz, kişinin Ramazan’dan bir veya iki gün önce oruç tutarak onu karşılamamasını, ancak o günlerde düzenli tuttuğu bir orucu varsa tutabileceğini bildirmiştir. Örneğin pazartesi orucunu âdet edinmiş biri, pazartesi Ramazan’dan bir gün önceye denk gelse orucunu tutabilir. Kaza ve adak orucu da bu yasağın kapsamında değildir. Bu hüküm, farz ile nafilenin karışmasını önlemek ve Ramazan’a güçlü girmek hikmetine dayanır.
Arefe günü cumaya denk gelirse oruç tutmak mekruh olur mu?
Hayır. Cuma gününü tek başına oruçla özel kılmanın mekruh olması, sırf cuma olduğu için oruç tutan kişi için geçerlidir. Arefe gibi faziletli bir güne denk gelen ve o günün hatırına tutulan oruçta bu kerahet söz konusu değildir. Nitekim hadiste cuma orucundan sakındırılırken, kişinin âdet edindiği bir oruca denk gelmesi istisna edilmiştir. Dolayısıyla cuma gününe rastlayan Arefe’de oruç tutmak sevaptır.
Oruç adarken “inşallah” dersem adak bağlayıcı olur mu?
Hayır, Hanefî mezhebine göre adak sözüne bitişik olarak “inşallah” eklenirse adak bağlayıcı olmaz.
Fıkıhta buna “istisna” denir. “İnşallah üç gün oruç tutacağım” diyen kişi, hükmü Allah’ın dilemesine bıraktığı için bu söz kesin bir yükümlülük doğurmaz. Aynı kural yeminde de geçerlidir. Ancak “inşallah” sözü adaktan ayrı, bir süre sonra söylenirse etkisi olmaz. Buna rağmen kişinin sözünü tutması ve niyet ettiği orucu gönüllü olarak tutması güzel bir davranıştır. Bir dileği için gerçekten adak yapmak isteyen kişi, sözünü açık ve net söylemelidir.