🤲 Benim İçin Dua Et Giriş
⚠️

Yanlış Bilinenler ve Hurafeler

Oruç, Ramazan ve kurbanla ilgili yanlış bilinenler. 171 soru ve cevap.

Oruç, Ramazan ve Kurbanla İlgili Yanlış Bilinenler

Yanlış bilinenler ve hurafeler, halk arasında yaygın olduğu halde Kur'an, sahih sünnet ve fıkıh kitaplarında dayanağı bulunmayan veya asıl hükmün yanlış anlaşılmasından doğan inanış ve uygulamalardır. Dini bilginin sağlıklı kaynaklardan öğrenilmesi, hem ibadetlerin doğru yapılmasını sağlar hem de gereksiz zorlukların önüne geçer.

Oruçla ilgili en yaygın yanlışlardan biri, unutarak yiyip içmenin orucu bozduğu düşüncesidir; oysa sahih hadise göre unutarak yiyen orucunu tamamlar (Buhârî; Müslim). Yıkanmanın, yüzmenin, diş fırçalamanın (macun yutulmadıkça), göz damlasının veya kan vermenin orucu bozduğu da yanlış bilinir. Cünüp olarak sahura kalkıp gusül abdestini imsaktan sonraya bırakmak da orucu bozmaz. "Sahura kalkmayan oruç tutamaz" düşüncesi de doğru değildir; sahur sünnettir, şart değildir.

Kurbanda da yanlış bilinenler vardır: Kurban kesilirken bıçağın hayvana gösterilmesi uygun değildir, fakat kanın alna sürülmesi gibi uygulamaların dini bir dayanağı yoktur. Kurban etinin dağıtılmadan tamamının evde tüketilmesi caizdir; üçe bölmek müstehaptır, şart değildir. Kurban derisinin veya etinin kasaba ücret olarak verilmesi ise caiz değildir.

Belirli gecelere veya ayın belli günlerine özel, kaynağı belirsiz sevap vaatleriyle dolaşan metinler ve zincirleme mesajlar da bu kapsama girer. Bu bölümde sahih kaynağı olmayan inanışlar tek tek ele alınarak doğrusu açıklanmaktadır. Hurafelerin yayılmasının en önemli sebebi, dini bilginin kaynağı sorgulanmadan kulaktan kulağa aktarılmasıdır. Bir bilginin doğru olup olmadığını anlamak için Kur'an, sahih hadis kaynakları ve Diyanet İlmihali gibi güvenilir eserlere başvurmak gerekir. Dini meselelerde, iyi niyetle de olsa, dayanağı olmayan bir şeyi dinin hükmü gibi sunmak doğru değildir ve insanları gereksiz yere zora sokar.

  • Unutarak yiyip içmek orucu bozmaz.
  • Sahur sünnettir, orucun şartı değildir.
  • Kurban kanını alna sürmenin dayanağı yoktur.
  • Kaynağı belirsiz sevap mesajlarına itibar edilmemelidir.

Sık Sorulan Sorular

Oruçluyken kulak temizleme çubuğu kullanmak orucu bozar mı?

Hayır, kulak zarı sağlam olan kişinin kulağını kuru pamuklu çubukla temizlemesi orucu bozmaz. Kulak kanalı, zar sağlam olduğu sürece mideye açılan bir yol değildir.

Eski fıkıh kitaplarında kulağa sokulan çöp veya çubuğun kulak kirini çıkarması durumunda orucun bozulmayacağı belirtilmiştir. Diyanet de kulak zarı sağlam olan kişinin kulağına bir şey girmesinin orucu bozmadığı görüşündedir. Ancak kulak zarı delik olan kişilerin sıvı veya yağlı maddeyle ıslatılmış çubuk kullanmaması uygun olur. Kulak temizliğinde çubuğu çok derine sokmak zaten sağlık açısından tavsiye edilmez; bu konuda hekim uyarılarına uymak gerekir.

Soruya git ve paylaş →

Rüyamda kurban kestiğimi gördüm, kurban kesmem gerekir mi?

Hayır, rüyada kurban kestiğini görmek kişiye kurban kesmeyi dinen gerekli kılmaz.

Hz. İbrahim’in rüyası, bir peygamber rüyası olduğu için vahiy niteliğindeydi. Peygamberler dışındaki insanların rüyaları ise dinî bir hüküm doğurmaz; ne farz ne vacip bir yükümlülük getirir. Güzel bir rüya, kişi için hayırlı bir müjde olarak değerlendirilebilir.

Rüyanın etkisiyle kurban kesmek isteyen kişi, bunu nafile bir kurban veya sadaka olarak yapabilir. Ancak bunu rüya yüzünden zorunlu bir borç saymak ya da adak gibi görmek doğru değildir. Adak, ancak kişinin bilerek dille söz vermesiyle gerçekleşir.

Soruya git ve paylaş →

Ezan okunurken konuşanın ölürken dili tutulur mu?

Hayır, bu sözün sahih bir kaynağı yoktur. “Ezan okunurken konuşan, ölüm anında kelime-i şehadet getiremez” şeklindeki inanış halk arasında yaygındır ama dayanaksızdır. Sünnet olan, ezanı dinlemek ve müezzinin söylediklerini tekrar etmek, ezan bitince de ezan duasını okumaktır. Ezan sırasında gereksiz konuşmayı bırakmak saygı ifadesi olarak güzeldir. Fakat ezan okunurken zorunlu bir konuşma yapmak günah değildir ve ölüm anıyla ilgili böyle bir cezası da bildirilmemiştir.

Soruya git ve paylaş →

Kurban ibadeti Kur’an’da geçmiyor, sonradan mı ortaya çıktı?

Hayır. Kurban, Kur’an’da birçok ayette yer alan ve Hz. Peygamber’in uygulamasıyla desteklenen bir ibadettir.

Kevser Suresi’nde “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” buyrulur. Hac Suresi’nde her ümmet için kurban ibadeti belirlendiği, kurbanlıkların Allah’ın nişanelerinden olduğu ve etlerinin ihtiyaç sahiplerine yedirilmesi gerektiği anlatılır. En’âm Suresi’nde ise “Namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir” ifadesi yer alır.

Hz. Peygamber de Medine döneminde her yıl kurban kesmiştir. Bu nedenle kurbanın sonradan eklenmiş bir gelenek olduğu iddiası doğru değildir.

Soruya git ve paylaş →

Oruçluyken tükürüğü yutmamak için sürekli tükürmek gerekir mi?

Hayır, gerekmez. Ağızda doğal olarak oluşan tükürüğü yutmak orucu bozmaz; bundan sakınmak mümkün olmadığı için affedilmiştir.

Bazı kimseler gün boyu tükürük yutmaktan çekinerek sürekli tükürür; bu hem gereksiz bir zorlama hem de başkalarını rahatsız eden bir davranıştır. Dinde vesvese ve aşırılık hoş görülmez. Orucu bozabilecek olan, ağızdan çıkıp ele veya başka bir yere alınan tükürüğün tekrar ağza alınıp yutulması ya da tükürüğe karışan yemek artığı, kan veya renkli maddenin bilerek yutulmasıdır. Balgamın yutulması konusunda da Hanefî mezhebinde orucu bozmadığı görüşü vardır; ancak çıkarıp atmak daha uygundur.

Soruya git ve paylaş →

Konuşurken hapşırmak söylenen sözün doğru olduğunu mu gösterir?

Hayır, hapşırmanın söylenen sözü doğruladığına dair sahih bir hadis yoktur. Bu konuda nakledilen “Bir sözün yanında hapşırmak onun doğru olduğuna delildir” mealindeki rivayet, hadis âlimlerince uydurma veya çok zayıf kabul edilmiştir. Hapşırmayla ilgili sahih sünnet şudur: Hapşıran “Elhamdülillah” der, duyan “Yerhamükellah” diye karşılık verir, hapşıran da “Yehdîkümullah” diye dua eder. Hapşırmayı bir işaret olarak yorumlamak yerine bu güzel sünneti yaşatmak gerekir.

Soruya git ve paylaş →

Kurban Bayramı’nın asıl amacı et yemek mi?

Hayır. Kurbanın asıl amacı Allah’a yakınlaşmak, O’na şükretmek ve nimeti ihtiyaç sahipleriyle paylaşmaktır; et yemek bunun bir sonucudur.

“Kurban” kelimesi yakınlaşma anlamındaki kökten gelir. Kur’an, kurbanın etinin ve kanının değil, takvanın Allah’a ulaştığını bildirir. Kurban etinden yemek caizdir ve teşvik edilmiştir, fakat bayramı yalnızca bir et şölenine dönüştürmek ibadetin ruhunu gölgeler.

Kurban Bayramı; bayram namazı, teşrik tekbirleri, akraba ziyareti, küslerin barışması ve yoksulların sevindirilmesiyle anlam kazanır. Etin dağıtımında ihtiyaç sahiplerinin öncelenmesi de bu amacın bir parçasıdır.

Soruya git ve paylaş →

Sahur yapmadan tutulan oruç yarım sevap mı olur?

Hayır, sahursuz tutulan oruç geçerli ve tam bir oruçtur; “yarım oruç” veya “yarım sevap” diye bir hüküm yoktur. Sevabın ölçüsünü ise yalnızca Allah bilir.

Sahur bir sünnettir ve bereketi olduğu hadislerle bildirilmiştir. Bu sünneti bilerek terk eden kişi o sünnetin sevabından mahrum kalır, ancak farz olan orucu eksiksiz yerine getirmiş olur. Uyuyakalıp sahuru kaçıran kişi için de endişe edilecek bir durum yoktur; niyetini gece veya öğleden önce yapması yeterlidir. Sahurun faziletini kazanmak isteyen kişi, bir hurma veya bir yudum suyla da olsa kalkmaya gayret etmelidir.

Soruya git ve paylaş →

Kurbanlığa kesimden önce şeker yedirmek sünnet mi?

Hayır, kurbanlığa kesimden önce şeker veya tatlı bir şey yedirmek sünnet değildir.

Bazı yörelerde “ağzı tatlı gitsin” düşüncesiyle kurbanlığa şeker yedirilir. Bu, iyi niyetli bir halk âdetidir ama dinî bir dayanağı yoktur. Hayvana şeker vermek zararlı olmadıkça günah da değildir.

Sünnete uygun olan, hayvana kesimden önce su verilmesi, eziyet edilmemesi, bıçağın gözü önünde bilenmemesi ve kesimin hızlı yapılmasıdır. Hayvana fazla şeker vermek sindirimini bozabileceği için veteriner tavsiyelerine uymak daha doğrudur.

Soruya git ve paylaş →

Sabah sol ayakla kalkmak veya eve sol ayakla girmek uğursuzluk mu?

Hayır, uğursuzluk değildir; ancak güzel işlerde sağ tarafı tercih etmek sünnettir. Peygamber Efendimiz ayakkabı giymek, taranmak, abdest almak gibi işlerde sağdan başlamayı severdi. Camiye sağ ayakla girip sol ayakla çıkmak da sünnettir. Bu bir edep ve güzellik tercihidir; sol ayakla kalkan veya eve sol ayakla giren kişiye bir kötülük geleceği anlamına gelmez. “Sol tarafından kalkmış” sözü de sadece bir deyimdir. Sünneti gözetmek sevap, unutmak ise uğursuzluk değildir.

Soruya git ve paylaş →

Kurban kesilen yerde namaz kılınmaz mı?

Hayır, kurban kesilen yer temizlendikten sonra orada namaz kılınabilir.

Namaz için kılınacak yerin necasetten temiz olması şarttır. Kesim sırasında akan kan necis olduğundan, kan bulaşmış bir zeminde doğrudan namaz kılınmaz. Ancak yer yıkanır veya üzerine temiz bir örtü, seccade serilirse namaz kılmakta sakınca kalmaz.

Halk arasında “kurban kesilen yere secde edilmez, orası uğursuz olur” gibi inanışların dinî bir dayanağı yoktur. Toprak zemindeki kan izleri kuruyup yok olduğunda Hanefî mezhebine göre o yer namaz için temiz sayılır; ancak teyemmüm için kullanılmaz.

Soruya git ve paylaş →

Yere düşen ekmeği öpüp alna koymak gerekir mi?

Gerekmez; bu nimete saygıyı ifade eden bir gelenektir, dinî bir zorunluluk değildir. Sünnette olan, yere düşen lokmayı alıp üzerindeki kiri temizlemek ve israf etmeden yemektir; Peygamber Efendimiz onu şeytana bırakmamayı tavsiye etmiştir. Ekmeği yerde bırakmamak, üzerine basmamak ve çöpe atmamak nimete saygının gereğidir. Öpüp alna koymanın kendisinde bir sakınca yoktur, ancak bunu yapmayanın günaha girdiğini düşünmek yanlıştır. Asıl saygı, ekmeği israf etmemektir.

Soruya git ve paylaş →

Kadın kocasının izni olmadan kendi kurbanını kesemez mi?

Hayır. Kendi malı nisabı bulan kadına kurban vaciptir ve bu vacibi yerine getirmek için kocasından izin alması şart değildir.

İslam’da kadının kendi mülkü üzerinde tasarruf hakkı vardır. Kurban, zekât ve fitre gibi mali ibadetler kişinin kendi malıyla ilgili yükümlülükleridir. Kadın kendi parasıyla kurban alabilir veya bir kuruma vekâlet vererek kestirebilir.

Aile içinde bu tür konuları istişare ederek yapmak huzur açısından güzeldir. Ancak istişare bir incelik ve nezakettir; kadının vacip bir ibadetini engelleme yetkisi kimseye verilmemiştir.

Soruya git ve paylaş →

Kur’an-ı Kerim yere düşerse ağırlığınca sadaka vermek gerekir mi?

Hayır, böyle bir zorunluluk yoktur; bu inanışın sahih bir kaynağı bulunmamaktadır. Mushafın elden kayıp yere düşmesi kasıtsız bir durumdur ve günah değildir. Yapılacak olan, mushafı hemen saygıyla kaldırmak, gerekirse tozunu silmek ve bundan sonra daha dikkatli olmaktır. Gönülden bir tövbe ve istiğfar etmek, isteyen için sadaka vermek güzeldir; ancak bunu mushafın ağırlığına bağlamak veya vacip görmek yanlıştır. Kur’an’a asıl saygı, onu okumak, anlamak ve hayata geçirmekle gösterilir.

Soruya git ve paylaş →

Uzun ve sıcak günlerde tutulan oruç daha mı sevaptır?

Zorluğun sevabı artırdığı genel olarak kabul edilir; ancak kişinin zorluğu kendisi araması veya sıcak günlerde tutulan orucu kış orucundan kesin olarak üstün saymak doğru değildir. Sevabı takdir eden Allah’tır.

Hz. Âişe’den nakledilen bir rivayette ibadetin sevabının çekilen meşakkat ölçüsünde olduğu bildirilir. Sahabeden bazılarının yaz sıcağında oruç tutmayı özellikle sevdiği de nakledilir. Fakat İslam insanın kendine zarar vermesini istemez; sıcaktan bayılacak hâle gelen kişi orucunu bozabilir. Kışın kısa günlerde tutulan oruç da tam bir oruçtur; Peygamberimiz kış mevsimini “soğuk ganimet” olarak nitelendirmiştir, çünkü kısa günlerde oruç tutmak kolaydır.

Soruya git ve paylaş →

Kadının kurbanı dişi, erkeğin kurbanı erkek hayvan mı olmalı?

Hayır, kurban sahibinin cinsiyeti ile kurbanlığın cinsiyeti arasında dinen bir bağlantı yoktur.

Kadın erkek hayvanı, erkek de dişi hayvanı kurban edebilir. Kurban için aranan şartlar; hayvanın uygun türden olması, yaşını doldurmuş olması ve kurbana engel kusurlardan uzak olmasıdır. Halk arasında görülen “kadına koyun, erkeğe koç” şeklindeki eşleştirmenin fıkhî bir karşılığı bulunmaz.

Koyunda koçun, keçide tekenin etinin daha lezzetli olması sebebiyle bazı âlimler erkek hayvanı tercih etmiştir; sığır ve devede ise dişinin daha faziletli olduğunu söyleyenler vardır. Bu tercihler kurban sahibinin cinsiyetiyle ilgili değildir.

Soruya git ve paylaş →

Kaza oruçlarını kışın kısa günlerde tutmak bir tür hile mi?

Hayır, hile değildir; kaza oruçlarını günlerin kısa ve serin olduğu mevsimde tutmak tamamen caizdir. Kur’an kazanın “başka günlerde” tutulacağını söyler ve belirli bir mevsim şartı koymaz.

Hz. Âişe, Ramazan’dan kalan kaza oruçlarını ancak Şaban ayında tutabildiğini anlatır; bu da kazanın yıl içine yayılabileceğini gösterir. Hanefî mezhebinde kazanın hemen tutulması şart değildir, ancak ölüm her an gelebileceği için geciktirmemek daha iyidir. Özellikle yaşlılar, kronik hastalar ve ilaç kullananlar için kış günleri büyük bir kolaylıktır. İslam kolaylık dinidir; kolaylığı seçmek ibadetin değerini düşürmez.

Soruya git ve paylaş →

Kur’an açık bırakılırsa şeytan okur mu?

Hayır, bu halk arasında yaygın ama hiçbir dayanağı olmayan bir inanıştır. Açık bırakılan mushafı şeytanın okuduğuna dair ne bir ayet ne de sahih bir hadis vardır. Okuma bittiğinde mushafı kapatıp temiz ve yüksekçe bir yere koymak, ona saygının bir gereği ve güzel bir adaptır. Okumaya kısa bir ara verildiğinde mushafın açık kalmasında ise hiçbir sakınca yoktur. Kur’an okunan evden şeytanın uzaklaştığı sahih hadislerde bildirilmiştir; yani korkulacak şey mushafın açık kalması değil, evde Kur’an’ın hiç okunmamasıdır.

Soruya git ve paylaş →

Büyükbaş kurbanda ortakların akraba olması şart mı?

Hayır, büyükbaş kurbana ortak olanların akraba veya aynı aileden olması şart değildir.

Komşular, iş arkadaşları veya birbirini tanımayan kişiler de bir büyükbaşa ortak olabilir. Aranan şartlar, ortak sayısının yediyi geçmemesi, her ortağın niyetinin kurban veya benzeri bir ibadet olması ve etin ortaklar arasında adaletle paylaştırılmasıdır.

Ortakların güvenilir kişiler olması, etin bölüşülmesinde anlaşmazlık çıkmaması için önemlidir. Hanefî mezhebine göre ortaklardan birinin kurban niyeti olmayıp yalnızca et almak istemesi, diğerlerinin kurbanını da etkiler; bu yüzden ortak seçimi dikkatle yapılmalıdır.

Soruya git ve paylaş →

Gece ıslık çalmak cinleri çağırır mı?

Hayır, gece ıslık çalmanın cinleri çağırdığına dair sahih bir kaynak yoktur. Bu inanış halk kültürüne aittir. Bazı âlimler, Kur’an’da müşriklerin Kâbe yanında ıslık çalıp el çırparak ibadet ettiklerinin kınanmasından hareketle, ıslığı ibadet yerlerinde ve ciddiyet gerektiren ortamlarda hoş görmemiştir. Ancak gündelik hayatta ıslık çalmak haram değildir. Gece vakti ıslık çalmaktan kaçınmak için gerçekçi bir sebep varsa, o da komşuların istirahatini bozmamaktır.

Soruya git ve paylaş →

Ramazan hilalini parmakla göstermek günah mı?

Hayır, hilali parmakla göstermenin günah veya uğursuzluk olduğuna dair dinî bir hüküm yoktur. Bu, bazı yörelerde yaşayan bir halk inanışıdır.

Hilalin görülmesi Ramazan’ın başlangıcını ve bitişini belirlemede önemli olduğu için, onu gören kişinin başkalarına yerini göstermesi gayet doğaldır; nitekim hilal gözetleyenlerin birbirine yön tarif ettiği bilinir. Hilali görünce okunması sünnet olan, bereket, güven ve esenlik dileyen kısa bir dua vardır; asıl üzerinde durulması gereken budur. Parmakla göstermek, el ile işaret etmek veya hilale bakıp dua etmek birbirine engel değildir. Kaynağı olmayan yasaklarla kişinin kendini sıkıntıya sokmasına gerek yoktur.

Soruya git ve paylaş →

Kurban Bayramı’nın her günü ayrı bir kurban kesmek mi gerekir?

Hayır. Vacip olan, bayramın üç kesim gününden birinde bir kurban kesmektir; her gün ayrı kurban gerekmez.

Kurban Bayramı dört gündür; kesim ise Hanefî mezhebine göre ilk üç günde yapılır. Bu üç gün kurbanın kesilebileceği süreyi gösterir. Kişi kurbanını bu günlerin herhangi birinde keserse yükümlülüğü yerine gelmiş olur. En faziletlisi birinci gündür.

İmkânı olan kişi dilerse farklı günlerde birden fazla kurban kesebilir; bu, nafile bir hayır olur. Ancak bunu zorunlu görmek veya maddi gücü olmayanlara böyle bir beklenti yüklemek doğru değildir.

Soruya git ve paylaş →

Oruçlu olmak sinirli ve kaba davranmayı mazur gösterir mi?

Hayır, oruç sinirlilik ve kabalık için bir bahane değildir; aksine oruç öfkeyi kontrol etmeyi öğreten bir ibadettir. “Oruçluyum, bana dokunmayın” diyerek çevresine sert davranmak orucun amacına terstir.

Peygamberimiz, oruçlu kişinin çirkin söz söylememesini ve biri kendisiyle kavga ederse “Ben oruçluyum” demesini öğütlemiştir. Bu söz, karşı tarafa değil öncelikle kişinin kendine bir hatırlatmadır. Açlık ve kafein yoksunluğu gibi etkenler insanı gerçekten gerginleştirebilir; bunun için iyi uyku, dengeli sahur ve sabır gerekir. Kırılan birinin gönlünü almak ve helalleşmek de oruçlunun güzel ahlâkındandır.

Soruya git ve paylaş →

Sıcak suyu besmelesiz dökünce cin çarpar mı?

“Cin çarpar” korkusunun sahih bir kaynağı yoktur. Cinlerin varlığı Kur’an’la sabittir, fakat sıcak suyun lavaboya dökülmesiyle bir cinin incineceği ve intikam alacağı yönündeki anlatımlar halk inanışıdır. Her işe besmele ile başlamak ise genel olarak sünnettir ve güzel bir alışkanlıktır; su dökerken de besmele çekmekte fayda vardır. Kendini ya da çevresini tehlikeye atmadan dikkatli davranmak yeterlidir. Kişi psikolojik sıkıntılarını “cin çarpması” diye yorumlamadan önce bir hekime başvurmalıdır.

Soruya git ve paylaş →

Ay tutulmasında teneke çalmak veya silah atmak dinî bir gelenek mi?

Hayır, ay tutulmasında gürültü yapmak veya silah atmak eski bir halk inanışıdır; dinde yeri yoktur. Geçmişte ayı bir canavarın yuttuğuna inanılır ve onu korkutmak için teneke çalınırdı. Peygamber Efendimiz, oğlu İbrâhim’in vefat ettiği gün güneş tutulunca insanların bunu ölümle ilişkilendirmesine karşı çıkmış, “Güneş ve ay Allah’ın ayetlerinden iki ayettir; kimsenin ölümü veya doğumu için tutulmazlar” buyurmuştur. Sünnet olan, tutulma sırasında namaz kılmak, dua etmek, tekbir getirmek ve sadaka vermektir.

Soruya git ve paylaş →

Kurbanın sevabına başkalarını ortak etmek kurbanı hisseye böler mi?

Hayır. Kurbanın sevabını başkalarına bağışlamak, kurbanı hisselere bölmez; kurban kesen kişinin kurbanı olarak geçerliliğini korur.

Hz. Peygamber, kurbanını keserken “Allah’ım, bunu Muhammed’den, Muhammed’in ailesinden ve ümmetinden kabul et” diye dua etmiştir. Âlimler bundan, kişinin kurbanını kendi adına kesip sevabına aile fertlerini ve başkalarını ortak edebileceği sonucunu çıkarmıştır.

Burada ayrım önemlidir: Sevap bağışlamak ayrı, kurbanın vacip yükümlülüğünü birden fazla kişi adına yerine getirmek ayrıdır. Bir koyun, vacip kurban olarak yalnızca bir kişi adına geçerlidir; sevabı ise dilediğiniz kişilere bağışlanabilir.

Soruya git ve paylaş →

Kurban kesmeyen kişinin başkasının kurban etinden yemesi ayıp veya günah mı?

Hayır. Kurban kesmeyen kişi de kendisine ikram edilen veya hediye edilen kurban etinden gönül rahatlığıyla yiyebilir.

Kurban etinin dağıtılmasının amacı zaten onu kesmeyenlerle, özellikle ihtiyaç sahipleriyle paylaşmaktır. Kur’an kurban etinin hem isteyen hem de istemeyen yoksullara yedirilmesini emreder. Komşu ve akrabaya et göndermek de sevap ve sevgi vesilesidir.

Kurban vacip olduğu hâlde kesmeyen kişinin sorumluluğu kesmediği kurbanla ilgilidir; başkasının etinden yemesi ayrı bir günah oluşturmaz. Kurbanı kesemeyen biri bu nedenle mahcubiyet duymamalıdır.

Soruya git ve paylaş →

Oruç kanseri önler veya tedavi eder mi?

Hayır, orucun kanseri önlediği veya tedavi ettiği yönünde kesin bir bilimsel sonuç yoktur. Sosyal medyada dolaşan bu tür iddialar yanıltıcıdır ve tıbbi tedavinin yerine konulmamalıdır.

Açlığın hücre yenilenmesi üzerindeki etkileri bazı bilimsel çalışmalarda araştırılmaktadır; ancak bu araştırmalar herkes için geçerli bir tedavi vaadi anlamına gelmez. Kemoterapi alan veya kanser tedavisi gören hastalar, oruç tutup tutmamaya onkoloji hekimiyle birlikte karar vermelidir. Hasta olana Allah oruç konusunda ruhsat vermiştir. Şifayı veren Allah’tır; tedaviye başvurmak da Peygamberimizin tavsiyesidir.

Soruya git ve paylaş →

Bir kez kurban kesmeye başlayan her yıl kesmek zorunda mı?

Hayır. Kurbanın vacip olup olmadığı her yıl o yılki maddi duruma göre belirlenir; bir kez kesmiş olmak sonraki yıllar için borç doğurmaz.

Halk arasında “kurban kesmeye başlayan bırakırsa uğursuzluk olur” veya “bir kere kesen artık hep kesmek zorunda” denir. Bunun dinî bir dayanağı yoktur. Bayram günlerinde nisaba sahip olan kişiye o yıl kurban vacip olur; nisaba sahip değilse vacip olmaz.

Geçmişte nafile olarak kurban kesmiş olan kişi, maddi durumu elvermediği bir yılda kurban kesmezse günaha girmez. Adak ise kişinin kendi sözüyle üstlendiği ayrı bir yükümlülüktür.

Soruya git ve paylaş →

Oruçluyken ağzıma yağmur damlası girerse orucum bozulur mu?

Ağza giren yağmur damlası veya kar tanesi bilerek yutulmazsa oruç bozulmaz. Ancak Hanefî fıkıh kitaplarında, ağza giren yağmur veya kar kişinin iradesiyle yutulursa orucun bozulacağı belirtilir.

Tozun ve sineğin istemeden boğaza kaçması affedilirken yağmur damlasının ayrı tutulmasının sebebi, ağzı kapatarak veya tükürerek ondan korunmanın mümkün olmasıdır. Bu yüzden yağmurda yürüyen oruçlu, ağzına gelen damlaları yutmamalı, gerekirse tükürmelidir. Yüzden süzülen birkaç damlanın istemeden boğaza gitmesi ise hata sayılır; bu durumda Hanefîlerde kaza gerekir, kefaret gerekmez. Tereddüt edenler Alo 190’a danışabilir.

Soruya git ve paylaş →

Yıldız kayınca dilek tutmak doğru mu?

Hayır, yıldız kaymasının dileklerin kabulüyle bir ilgisi yoktur. Bu inanış farklı kültürlerden gelmiştir ve dinî bir dayanağı bulunmaz. Kur’an’da yıldızların göğün süsü ve şeytanlara atılan taşlar olarak anıldığı bildirilir; müfessirler yıldız kaymasını bu ayetlerle ilişkilendirmiştir. Duanın kabulü ise bir doğa olayına bağlı değildir; Allah her zaman kulunun duasını işitir. Dilediğiniz anda, özellikle seher vakti, secdede ve iftar gibi sahih rivayetlerle bildirilen dua vakitlerinde Allah’tan istemek en doğrusudur.

Soruya git ve paylaş →

Abdest bozulunca oruç da bozulur mu?

Hayır, abdest ile oruç birbirinden bağımsızdır; abdestin bozulması orucu etkilemez. Oruç tutmak için abdestli olmak da gerekmez.

Tuvalete gitmek, uyumak, yellenmek, bayılmak veya yaradan kan çıkması gibi abdesti bozan durumlar orucu bozmaz. Oruçlu kişi gün boyu abdestsiz kalsa da orucu geçerlidir; ancak namaz kılmak ve Kur’an’a dokunmak için abdest alması gerekir. Abdest alırken ağza ve burna su verirken dikkatli olmak, suyu boğaza kaçırmamak yeterlidir. Bazı kimselerin iki hükmü birbirine karıştırması, özellikle yaşlılar arasında gereksiz kaygılara yol açmaktadır.

Soruya git ve paylaş →

Peygamberimiz ümmeti adına kurban kestiği için bize kurban kesmek düşmez mi?

Hayır. Hz. Peygamber’in kurbanında ümmetini anması, ümmetin kurban yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Hz. Peygamber’in iki koç kestiği ve birini kendisi ile ailesi, diğerini ümmeti adına kestiği rivayet edilir. Âlimler bunu, sevaba ortak etme ve ümmetin kurban kesemeyenlerine bir ikram olarak yorumlamıştır. Nitekim Hz. Peygamber’in döneminde imkânı olan sahâbîler kendi kurbanlarını kesmeye devam etmiştir.

Hanefî mezhebine göre nisaba sahip her Müslümana kendi adına kurban kesmek vaciptir. Kurban kesmeye gücü yetmeyenler ise bu rivayetle teselli bulabilir; onların kurban kesme sorumluluğu zaten yoktur.

Soruya git ve paylaş →

Oruçluyken yellenmek (gaz çıkarmak) orucu bozar mı?

Hayır, yellenmek orucu bozmaz; yalnızca abdesti bozar. Vücuttan dışarı çıkan bir şeyin orucu bozması söz konusu değildir.

Bu konuda halk arasındaki yanlış bilgi, abdesti bozan şeylerle orucu bozan şeylerin karıştırılmasından doğar. Orucu bozan asıl şey dışarıdan içeriye, mideye veya bağırsaklara bir şey ulaştırmaktır. Sindirim sisteminde oruç sırasında gaz oluşması veya geğirmek de doğaldır ve oruca zarar vermez. Yalnızca geğirirken ağza gelen yiyecek veya mide suyunu bilerek yutmamak gerekir. Oruçlu kişi abdestini tazeleyerek namazlarına devam eder.

Soruya git ve paylaş →

Rüyada görülen her şey gerçekleşir mi, rüya tabir kitaplarına güvenilir mi?

Hayır, her rüya gerçekleşmez ve rüya tabir kitaplarındaki kalıp yorumlar bağlayıcı değildir. Peygamber Efendimiz rüyaları üçe ayırmıştır: Allah’tan gelen güzel rüya, şeytandan gelen korkutucu rüya ve insanın gün içinde düşündüklerinin yansıması. Güzel rüya görene sevinmesi ve sevdiği kişiye anlatması, kötü rüya görene ise Allah’a sığınıp onu kimseye anlatmaması tavsiye edilmiştir. Rüyalar dinî hüküm kaynağı değildir; bir rüyaya dayanarak önemli kararlar almak veya kimseyi suçlamak doğru olmaz.

Soruya git ve paylaş →

Sünnetsiz birinin kestiği kurban geçerli olur mu?

Evet, geçerlidir. Kesim yapan kişinin sünnetli olması kurbanın sahih olması için şart değildir.

Hayvan kesiminin helal olması için kesenin Müslüman veya Ehl-i kitaptan olması, akıllı olması, besmele çekmesi ve kesim şartlarına uyması yeterlidir. Sünnet olmak erkekler için önemli bir sünnet ve İslam’ın şiarlarındandır; ancak kesimin geçerliliğiyle ilgisi yoktur.

Özellikle yeni Müslüman olmuş kişiler bu yanlış bilgi yüzünden kaygılanabilir. Onlar da kendi kurbanlarını kesebilir veya kesime katılabilir. Konuya dair ayrıntılı sorular için müftülüğe veya Alo 190’a başvurulabilir.

Soruya git ve paylaş →

Büyükbaş kurbanda hissedarlardan biri kadın olursa kurban geçersiz mi olur?

Hayır. Kadınlar da büyükbaş kurbana hissedar olabilir; bu durum ne kendi kurbanlarını ne de diğer ortakların kurbanını etkiler.

Kurban ibadetinde kadın ile erkek arasında yükümlülük bakımından fark yoktur. Kendi malı nisaba ulaşan kadına kurban vaciptir ve bu vacibi bir büyükbaşın yedide biri ile yerine getirebilir. Bir hayvana karı koca, anne ve kız ya da birbirini tanımayan kadın ve erkekler birlikte ortak olabilir.

Hisseli kurbanda aranan şartlar, ortak sayısının yediyi geçmemesi ve ortakların her birinin kurban veya benzeri bir ibadet niyeti taşımasıdır. Cinsiyetin burada hiçbir etkisi yoktur.

Soruya git ve paylaş →

Oruç tutmayan birinin iftar vermesi sevap olur mu?

Evet, oruçlu birine iftar ettiren kişi kendisi oruçlu olmasa da bu iyiliğin sevabını umabilir. İftar ettirmenin fazileti oruçlu olma şartına bağlanmamıştır.

Peygamberimiz, oruçluya iftar ettirene oruçlunun sevabından hiçbir şey eksiltilmeden onun sevabı kadar sevap verileceğini bildirmiştir. Hasta, yaşlı, yolcu, âdetli veya başka bir mazeretle oruç tutamayan kimseler için bu, Ramazan’ın bereketinden pay almanın güzel bir yoludur. Mazeretsiz oruç tutmayan kişi de iftar verirse bu iyiliği boşa gitmez; ancak oruç borcu ayrıca devam eder. İyilik bir başka farzın yerini tutmaz, fakat hiçbir hayır küçük görülmemelidir.

Soruya git ve paylaş →

Rüyada ölmüş bir yakınını görmek onun bir şey istediği anlamına mı gelir?

Bunun kesin bir anlamı yoktur; rüyadaki ölünün bir şey istediği kesin bir bilgi olarak kabul edilemez. Sevdiğimiz birini rüyada görmek çoğu zaman özlemin ve onu düşünmenin bir yansımasıdır. “Ölü rüyada bir şey isterse mutlaka verilmeli, yoksa kötülük gelir” gibi inanışların dinî dayanağı yoktur. Bununla birlikte böyle bir rüya, ölüyü hatırlayıp ona dua etmeye, adına sadaka vermeye ve borcu varsa ödemeye vesile olursa bu güzel bir sonuçtur. Ölüye dua ve sadakanın faydası sahih hadislerle sabittir.

Soruya git ve paylaş →

Hissedarlardan biri namaz kılmıyorsa diğerlerinin kurbanı geçersiz olur mu?

Hayır. Ortaklardan birinin namaz kılmaması, diğer ortakların kurbanını geçersiz kılmaz.

Hisseli kurbanda her ortağın Müslüman olması ve kurban ya da başka bir ibadet niyeti taşıması gerekir. Namazı terk etmek büyük bir günah olmakla birlikte kişiyi dinden çıkarmaz; dolayısıyla namaz kılmayan bir Müslümanın kurban niyeti geçerlidir ve ortaklığı diğerlerine zarar vermez.

Hanefî mezhebinde ortaklığı etkileyen durum, ortaklardan birinin ibadet niyeti olmaksızın sadece et almak için katılmasıdır. Ortakların iç dünyasını sorgulamak yerine, kurban niyetiyle katıldıklarından emin olmak yeterlidir.

Soruya git ve paylaş →

Kâbe resmi veya ayet levhası asmak evi korur, bereket getirir mi?

Levhanın kendisinin evi koruduğuna inanmak doğru değildir. Kâbe resmi veya ayet yazılı bir levhayı hatırlatıcı ve süs olarak duvara asmakta sakınca yoktur; hat sanatı bu açıdan köklü bir gelenektir. Ancak levhaya koruma veya bereket gücü yüklemek, tılsım ve muska anlayışına yaklaşır. Ayet levhalarının yere düşmeyecek, saygıya uygun yerlere asılması gerekir. Evin korunması ve bereketi, levhayla değil; o evde namaz kılınması, Kur’an okunması, helal lokma ve güzel ahlakla olur.

Soruya git ve paylaş →

Ramazan’da ölülerin ruhlarının evlerini ziyaret ettiği doğru mu?

Hayır, ölülerin ruhlarının Ramazan’da veya kandil gecelerinde evlerine geldiğine dair sahih bir ayet ya da hadis yoktur. Halk arasında yaygın olan bu inanışın dinî bir dayanağı bulunmamaktadır.

Ölülerin durumu gayb âlemine ait bir konudur ve bu konuda ancak sahih nasların bildirdiği kadarı söylenebilir. Vefat edenlere yapılabilecek en güzel şey onlar için dua ve istiğfar etmek, adlarına sadaka vermek ve hayır yapmaktır; bunun onlara fayda vereceği sahih hadislerle bildirilmiştir. Ramazan, geçmişlerimizi dua ile anmak için güzel bir fırsattır. Ancak evde onlar için yemek bırakmak veya özel ritüeller yapmak dinde yeri olmayan uygulamalardır.

Soruya git ve paylaş →

“Kırk kere söylenen şey olur” sözü doğru mu?

Hayır, bu bir atasözüdür; dinî bir kuralı veya hadisi ifade etmez. Bir şeyin kırk kere söylenmesiyle gerçekleşeceği inancının sahih bir kaynağı yoktur. Bu söz daha çok, sürekli tekrar edilen kötü sözlerin insanı olumsuz etkileyeceği uyarısı olarak kullanılır. Dilimize sahip olmak ve güzel söz söylemek ise dinen tavsiye edilir; Peygamber Efendimiz Allah’a ve ahiret gününe inanan kişinin ya hayır söylemesini ya da susmasını istemiştir. Yani kırk kere olsun, bir kere olsun, ağızdan güzel söz çıkması önemlidir.

Soruya git ve paylaş →

Aralıklı oruç diyeti ile Ramazan orucu aynı şey mi?

Hayır, aynı şey değildir. Aralıklı oruç bir beslenme yöntemidir; Ramazan orucu ise Allah’ın emri olan, niyetle ve belirli kurallarla yapılan bir ibadettir.

Diyet amaçlı aralıklı oruçta genellikle su, şekersiz çay veya kahve serbesttir ve süre kişinin tercihine göre belirlenir. Ramazan orucunda ise imsaktan güneş batıncaya kadar yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durulur; su da içilmez. Ayrıca oruç, dilin, gözün ve kalbin de kötülüklerden korunmasını hedefler. Diyet yapan biri niyet ederek oruç tutarsa ibadet sevabı alır; ancak yalnızca kilo vermek için aç kalmak ibadet sayılmaz. Sağlık sorunu olanlar hekime danışmalıdır.

Soruya git ve paylaş →

O yıl cenazesi olan evde kurban kesilmez mi?

Hayır. Yakınını kaybetmiş ailenin o yıl kurban kesmemesi gerektiği yönündeki inanışın dinî bir dayanağı yoktur.

Kurban, bayram günlerinde nisaba sahip olan kişiye vaciptir. Evde yaşanan bir ölüm, bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Yas içindeki ailenin şartları taşıyan fertleri kurbanlarını kesmelidir. İslam’da yas tutmanın ölçüsü de bellidir; eş dışındaki yakınlar için üç günü aşan yas tavsiye edilmemiştir.

Aile dilerse kurbanın sevabını vefat eden yakınına bağışlayabilir veya ayrıca onun için nafile bir kurban kesebilir. Böylece acı, hayra ve paylaşmaya dönüşmüş olur.

Soruya git ve paylaş →

Gayrimüslim birinden satın alınan hayvan kurban olur mu?

Evet. Kurbanlığın kimden satın alındığı kurbanın geçerliliğini etkilemez; gayrimüslimden alınan hayvan da şartları taşıyorsa kurban edilebilir.

Hayvan satın alındıktan sonra alıcının mülkü olur. Kurban için aranan şartlar; hayvanın uygun türden olması, yaşını doldurmuş olması, kurbana engel kusurlardan uzak olması ve Müslüman kişi tarafından kurban niyetiyle, besmeleyle kesilmesidir. Hz. Peygamber’in gayrimüslimlerle alışveriş yaptığı bilinmektedir.

Özellikle yurt dışında yaşayan Müslümanlar için bu konu önemlidir. Kaygı duyulması gereken asıl nokta satıcının dini değil, hayvanın sağlığı ve kesimin usulüne uygun yapılmasıdır.

Soruya git ve paylaş →

Kapı eşiğinde oturmak uğursuzluk mu?

Hayır, kapı eşiğinde oturmanın uğursuzluk getirdiğine dair dinî bir dayanak yoktur. “Eşikte oturan kısmetini kapatır” veya “eşik cinlerin mekânıdır” gibi sözler halk inanışıdır. İslam, mekânlara ve davranışlara bu şekilde uğur ya da uğursuzluk yüklemeyi kabul etmez. Eşikte oturmayı engellemenin tek makul sebebi, gelip geçenlerin yolunu kapatmak ve rahatsızlık vermektir; Peygamber Efendimiz yollarda oturanlara yolun hakkını vermelerini tavsiye etmiştir.

Soruya git ve paylaş →

Bir koyuna iki kişi ortak olarak kurban kesebilir mi?

Hayır. Koyun ve keçi yalnızca tek kişi adına kurban edilebilir; küçükbaş hayvana ortaklık olmaz.

Bazı kişiler büyükbaşa yedi kişi ortak olunabildiğini duyunca koyuna da iki veya üç kişinin ortak olabileceğini düşünür. Ancak hisse uygulaması yalnızca sığır, manda ve deve için geçerlidir. İki kişi paralarını birleştirip bir koyun keserse, bu hiçbirinin vacip kurbanı yerine geçmez.

Bir koyunu tek kişi kendi adına kesip sevabına ailesini ortak edebilir; bu ayrı bir konudur. Maddi imkânı kısıtlı olanlar bir büyükbaşın yedide bir hissesine katılabilir.

Soruya git ve paylaş →

Nevruz dinî bir bayram mı?

Hayır, Nevruz dinî bir bayram değildir; baharın gelişini kutlayan kültürel bir gündür. Müslümanların dinî bayramları Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı olmak üzere ikidir. Peygamber Efendimiz Medine’ye geldiğinde halkın eğlendiği iki gün olduğunu görmüş ve “Allah size bunların yerine daha hayırlısını, Kurban ve Ramazan bayramlarını verdi” buyurmuştur. Nevruz’u kültürel bir gelenek olarak, İslam’ın ölçülerine aykırı uygulamalar içermeden yaşamak mümkündür; ancak ona ibadet anlamı yüklenmemelidir.

Soruya git ve paylaş →

Ramazan’da her gün gusül abdesti almak sünnet mi?

Hayır, Ramazan’da her gün gusletmenin özel bir sünnet olduğu bildirilmemiştir. Gusül; cünüplük, âdet ve lohusalık sonrasında farz, cuma ve bayram günlerinde ise sünnettir.

Bazı kişiler Ramazan’da her sabah gusül almayı gerekli sanır; bazıları da cünüp olarak sabahlamanın orucu bozacağını düşünür. İki kanaat de yanlıştır. Peygamberimizin cünüp olarak sabaha girip sonra gusül aldığı ve oruç tuttuğu sahih hadislerle sabittir. Temizlik elbette güzeldir ve dileyen her gün yıkanabilir; ancak bunu Ramazan’a özgü bir sünnet gibi görmek doğru değildir. Kadir gecesi gibi faziletli gecelerde temizlenmeyi âlimler güzel görmüştür.

Soruya git ve paylaş →

“Bu hayvan benim kurbanlığım” demek onu adak kurbanına dönüştürür mü?

Hayır. Kurbanlık olarak satın alınan bir hayvana “kurbanlığım” demek, onu adak kurbanı yapmaz; kişi etinden yiyebilir.

Adak, kişinin “Allah için şu hayvanı kurban etmeyi adadım” gibi bir sözle normalde üzerine borç olmayan bir ibadeti kendine gerekli kılmasıdır. Bayram için alınan hayvanı “kurbanlık” diye anmak ise sadece niyeti ifade eder.

Hanefî mezhebine göre, kurban kendisine vacip olmayan fakir biri kurbanlık niyetiyle hayvan satın alırsa o hayvanı kesmesi gerekli olur; ancak bu da adak kurbanı gibi etinden yenmez hükmünde değildir. Tereddüt eden kişi durumunu müftülüğe sorabilir.

Soruya git ve paylaş →

Gündüz âdeti başlayan kadın akşama kadar aç kalmak zorunda mı?

Hayır, zorunda değildir. Gün içinde âdeti başlayan kadının orucu bozulur ve o günün geri kalanında yiyip içebilir; akşam ezanı veya iftar saatine kadar aç durması gerekmez.

Bazı kadınlar, âdet ikindiden sonra, hatta iftara birkaç dakika kala başlasa bile “akşama az kaldı” diyerek orucu tamamlamaya çalışır. Oysa âdetli kadının orucu geçerli olmaz ve o gün kaza edilir. Hanefî mezhebinde âdetli kadının Ramazan’a saygı gereği başkalarının yanında açıkça yiyip içmemesi uygun görülür, ancak kendisi yemek yiyebilir. Gündüz temizlenen kadının ise akşama kadar yiyip içmemesi gerekir, fakat o gün de kaza edilir.

Soruya git ve paylaş →

Hıdrellez’de gül dibine dilek bağlamak dinî bir uygulama mı?

Hayır, Hıdrellez’de gül dibine dilek bağlamak, ateş üzerinden atlamak veya niyet çekmek dinî uygulamalar değildir. Hıdrellez, Hızır ile İlyas’ın buluştuğuna inanılan bir halk bayramıdır ve bu buluşmanın sahih bir kaynağı yoktur. Dileklerin bir ağacın dibine bağlanan kâğıtla kabul olacağına inanmak da tevhid anlayışıyla bağdaşmaz. Baharı sevinçle karşılamak, doğaya çıkmak ve aile ile vakit geçirmek güzeldir; dileklerimizi ise doğrudan Allah’a dua ederek dile getirmeliyiz.

Soruya git ve paylaş →

Fakire et verirken bunun kurban eti olduğunu söylemek gerekir mi?

Hayır, kurban etini verirken “bu kurban etidir” demek şart değildir.

Kurban etinin dağıtımı bir ikram ve sadakadır; bunun geçerli olması için alan kişiye etin kaynağını bildirmek gerekmez. Hatta bazı ihtiyaç sahipleri kurban eti aldığını duyurmaktan çekinebilir. Onların onurunu gözeterek sessizce vermek güzel bir inceliktir.

Sadece adak kurbanı gibi etinden zenginlerin yiyemeyeceği kurbanlarda, etin ihtiyaç sahiplerine verildiğinden emin olmak gerekir. Bayram kurbanının etini ise zengin fakir herkese, kaynağını söylemeden verebilirsiniz.

Soruya git ve paylaş →

Oruçluyken harama bakmak orucu fıkhen bozar mı?

Hayır, harama bakmak fıkhen orucu bozmaz ve kaza gerektirmez; ancak günahtır ve orucun sevabını azaltır. İki hükmün birbirinden ayrılması önemlidir.

Bazıları “bakmakla oruç gitmez” diyerek gözünü korumayı önemsemez; bazıları ise tek bir bakıştan sonra orucunun bozulduğunu sanıp bütün gün yemeye başlar. İkisi de hatalıdır. Kur’an mümin erkek ve kadınlara gözlerini haramdan korumalarını emreder. Âlimler, orucun yalnızca mideyle değil gözle, dille ve kalple de tutulması gerektiğini vurgular. Bakışın sonucunda boşalma meydana gelirse durum farklıdır; Hanefî mezhebinde yalnızca bakmakla meydana gelen boşalma orucu bozmaz, ancak dokunma olursa bozar.

Soruya git ve paylaş →

Sadakayı başın etrafında çevirip vermek gerekir mi?

Hayır, sadakayı kişinin başının etrafında çevirmek dinde yer almayan bir uygulamadır. Bu halk geleneğinde, sadakanın belayı üzerine alacağı düşüncesiyle para veya yiyecek hastanın ya da çocuğun başında dolaştırılır. Sadakanın önemi ve Allah’ın izniyle sıkıntıları hafifletmeye vesile olabileceği sahih rivayetlerle bilinir; ancak bunun özel bir şekli yoktur. Sadaka, gösterişten uzak, rızası gözetilerek ve ihtiyaç sahibinin onurunu kırmadan verilir. Sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi tavsiye edilmiştir.

Soruya git ve paylaş →

“Kedi öldüren yedi cami yaptırmalı” sözü doğru mu?

Hayır, bu sözün dinî bir kaynağı yoktur; bir halk sözüdür. Ancak kediye ve diğer hayvanlara eziyet etmenin büyük bir günah olduğu sahih hadislerle sabittir. Peygamber Efendimiz, bir kediyi hapsedip aç bırakarak ölümüne sebep olan kadının bu yüzden cehenneme girdiğini bildirmiştir. Bir hayvanın ölümüne kasten veya ihmalle sebep olan kişinin yapması gereken, samimi bir tövbe etmek ve hayvanlara iyilik yapmaktır. Belli sayıda cami yaptırmak gibi bir ceza belirlenmemiştir.

Soruya git ve paylaş →

Faiz veya haram parayla alınan kurbanlık kabul olur mu?

Haram kazançla alınan kurbanlığın makbul olması beklenmez. Allah temizdir ve ancak temiz olanı kabul eder.

Hz. Peygamber, Allah’ın yalnızca helal ve temiz olanı kabul ettiğini bildirmiştir. Bu nedenle faiz, hırsızlık, rüşvet veya haksız kazançla elde edilen parayla kurban kesmek, kişiyi sorumluluktan kurtaran bir sevap kapısı olarak görülmemelidir. Fıkıhçılar böyle bir kesimin şeklen yapılmış olsa da sevabının umulmayacağını belirtmiştir.

Haram kazancı olan kişinin öncelikli görevi tövbe etmek, hak sahiplerine iadede bulunmak, bilinmiyorsa sevap beklemeden ihtiyaç sahiplerine vermek ve kurbanını helal parayla kesmektir. Ayrıntı için müftülüğe danışılabilir.

Soruya git ve paylaş →

Oruçluyken ölen kişi şehit sayılır mı?

Hayır, oruçlu olarak ölmek tek başına şehitlik sebebi değildir. Şehitlik, sahih hadislerde belirli ölüm şekilleri için bildirilmiş bir mertebedir.

Allah yolunda öldürülmenin yanı sıra salgın hastalıkta, suda boğularak, yangında, göçük altında kalarak veya doğum sırasında ölenlerin ahiret bakımından şehit sevabına eriştiği bildirilmiştir. Oruçlu olarak vefat etmek ise güzel bir amel üzere ölmek anlamına gelir ve hayırlı bir sonun işareti olarak umut edilir. Bir hadiste, Allah rızası için bir gün oruç tutup bu hâl üzere ölen kişinin cennete gireceği bildirilir. Yine de kimsenin ahiretteki durumu hakkında kesin hüküm verilmez.

Soruya git ve paylaş →

Cuma günü çamaşır yıkamak veya dikiş dikmek günah mı?

Hayır, cuma günü çamaşır yıkamak, dikiş dikmek, ev işi yapmak veya çalışmak günah değildir. İslam’da cuma günü, Yahudilikteki cumartesi gibi bir çalışma yasağı günü değildir. Kur’an, cuma ezanı okununca alışverişi bırakıp namaza koşmayı, namaz bitince de yeryüzüne dağılıp Allah’ın lütfunu aramayı emreder. Yani yalnızca cuma namazı vaktinde işi bırakmak gerekir. Cuma günü gusletmek, temiz giyinmek ve salavatı artırmak ise sünnettir.

Soruya git ve paylaş →

Güneş tepedeyken veya namazın mekruh vakitlerinde kurban kesilir mi?

Evet, kesilebilir. Namaz için mekruh sayılan vakitler kurban kesimini etkilemez.

Güneşin doğduğu, tam tepede olduğu ve battığı vakitlerin mekruhluğu namazla ilgilidir. Kurban kesimi için ise böyle bir kısıtlama yoktur. Kesim vakti şehirlerde bayram namazının kılınmasından sonra başlar ve bayramın üçüncü günü güneş batıncaya kadar devam eder; bu süre içinde öğle sıcağında kesim yapmak da caizdir.

Sıcak saatlerde kesim yapılırsa etin çabuk bozulmaması için serin yerde saklanmasına ve hijyene dikkat etmek gerekir.

Soruya git ve paylaş →

Oruç tutan kişinin Ramazan’da her gün sadaka vermesi zorunlu mu?

Hayır, her gün sadaka vermek zorunlu değildir; Ramazan’a özgü vacip olan mali ibadet fitredir. Günlük sadaka ise faziletli bir nafile ameldir.

Peygamberimizin Ramazan’da cömertliğinin esen rüzgârdan daha hızlı olduğu anlatılır; bu yüzden Ramazan’da sadakayı artırmak güzel bir sünnettir. Ancak “her gün sadaka vermeyenin orucu eksik kalır” anlayışı yanlıştır. Maddi imkânı olmayan kişi güler yüz, güzel söz, yardım ve dua ile de iyilik yapabilir; hadislerde bunların da sadaka olduğu bildirilmiştir. Nisaba malik olanların fitreyi bayram namazından önce vermesi ve zekâtı varsa hesaplayıp ödemesi ise ayrı bir sorumluluktur.

Soruya git ve paylaş →

Âdetli kadın hamur yoğurur veya turşu kurarsa bozulur mu?

Hayır, bu tamamen asılsız bir inanıştır. Âdetli kadının yemek pişirmesi, hamur yoğurması, turşu kurması veya yiyeceğe dokunması hiçbir sakınca taşımaz. Bazı eski toplumlarda âdetli kadın evden uzaklaştırılır, ona dokunulmazdı; İslam bu anlayışı reddetmiştir. Hz. Âişe, âdetliyken Peygamber Efendimiz’le aynı kaptan su içtiğini ve onun başını taradığını anlatmıştır. Âdetli kadın için yalnızca namaz, oruç, Kur’an’a dokunma ve benzeri bazı ibadetlerle ilgili hükümler vardır.

Soruya git ve paylaş →

İhramlı kişi kurban kesebilir mi, ihramda hayvan kesmek yasak mı?

Evet, ihramlı kişi koyun, keçi, sığır, deve gibi evcil hayvanları kesebilir. İhramda yasak olan, kara hayvanlarını avlamaktır.

Kur’an, ihramlıyken kara avını yasaklar. Halk arasında bu yasak, bütün hayvan kesimini kapsıyormuş gibi anlaşılır. Oysa evcil hayvanlar av sayılmaz; hacılar ihramlıyken de hac kurbanlarını keser veya kestirirler. Hz. Peygamber Veda Haccı’nda kurbanlarını kesmiştir.

İhramlının dikkat etmesi gereken diğer yasaklar ise saç, sakal ve tırnak kesmemek, koku sürünmemek gibi konulardır. Kurban kesimi bu yasaklar arasında değildir.

Soruya git ve paylaş →

Vücuda giren her şey orucu bozar mı?

Hayır, vücuda giren her şey orucu bozmaz. Orucu bozan, ağız veya burun gibi doğal yollardan ya da mideye ulaşan açık bir yoldan bir maddenin mideye veya bağırsaklara ulaşmasıdır.

Deriden emilen krem, göze damlatılan damla, zarı sağlam kulağa giren damla, kas içi iğne veya aşı gibi uygulamalar Diyanet’in çizgisinde orucu bozmaz. Buna karşılık gıda veya ilaç yerine geçen serum, ağızdan alınan ilaç, burundan çekilen ve boğaza ulaşan sprey gibi uygulamalar orucu bozar. Mezhepler arasında bazı ayrıntılarda görüş farkı bulunduğu için özel tedavilerde hekim ve müftülük görüşü birlikte alınmalıdır. Kesin hüküm için Alo 190’a danışılabilir.

Soruya git ve paylaş →

“Ekmek çarpsın” veya “Kur’an çarpsın” diye yemin etmek doğru mu?

Hayır, bu şekilde yemin etmek doğru değildir. İslam’da yemin yalnızca Allah’ın adıyla veya sıfatlarıyla edilir; Peygamber Efendimiz Allah’tan başkası adına yemin etmeyi yasaklamıştır. “Ekmek çarpsın”, “gözüm kör olsun” gibi ifadeler fıkhen yemin sayılmaz; kişi kendine beddua etmiş olur. Kur’an üzerine yemin ise Allah’ın kelamı olduğu için bazı Hanefî âlimlerce yemin kabul edilmiştir, fakat “çarpsın” ifadesi uygun değildir. En doğrusu hiç gerek yokken yemin etmemek ve sözünde doğru olmaktır.

Soruya git ve paylaş →

Günahkâr birinin kestiği kurban kabul olmaz mı?

Hayır, günah işlemiş olmak kişinin kurbanını geçersiz kılmaz. Şartlarına uygun kesilen kurban, vacip borcunu yerine getirir.

Kur’an’da Hz. Âdem’in oğullarının kıssasında “Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder” buyrulur. Bu ayet, ibadette ihlâs ve takvanın önemini vurgular; ancak günahı olan kişinin ibadetten uzak durması gerektiği anlamına gelmez. Hiçbir insan günahsız değildir.

Doğru tutum, günahlardan tövbe ederek kurbanı samimi bir niyetle kesmek ve kabulü için dua etmektir. “Nasılsa kabul olmaz” diyerek ibadeti bırakmak, şeytanın insanı hayırdan alıkoyma yollarından biridir.

Soruya git ve paylaş →

Ramazan’ın son cuması kılınan kaza namazı bütün kaza borçlarını öder mi?

Hayır, Ramazan’ın son cuması kılınan birkaç rekâtlık bir namazın ömür boyu kılınmamış bütün namazların yerine geçtiğine dair sahih bir kaynak yoktur. Bu konuda anlatılan rivayetler âlimlerce uydurma kabul edilmiştir.

Kılınmamış her farz namaz ayrı ayrı kaza edilmelidir. Borcunu tam bilmeyen kişi tahmini bir hesap yapar, gücü yettiğince her gün belirli sayıda kaza namazı kılarak borcunu öder. Ramazan’ın son cuması veya son günleri tövbe, dua ve kazaya başlamak için güzel bir fırsat olabilir; ancak kısa yoldan borç silme vaadi insanları asıl sorumluluktan uzaklaştırır ve yanlış bir güven duygusu verir.

Soruya git ve paylaş →

Ayakları kıbleye uzatarak yatmak günah mı?

Hayır, haram değildir; Hanefî âlimler kasten ve gereksiz yere yapılmasını edebe aykırı bularak mekruh saymıştır. Kıbleye saygı güzel bir edeptir. Ancak halk arasında bunun büyük bir günah olduğu, yapanın başına kötülük geleceği gibi abartılı inanışlar doğru değildir. Odanın yerleşimi nedeniyle başka türlü yatmak mümkün değilse veya hasta biri böyle yatmak zorundaysa sakınca yoktur. Nitekim ağır hastanın namazını sırtüstü, ayakları kıbleye gelecek şekilde uzanarak kılabileceği de fıkıh kitaplarında belirtilmiştir.

Soruya git ve paylaş →

Kendi kurbanını kesen kişi başkalarının kurbanını kesemez mi?

Hayır, böyle bir kısıtlama yoktur. Bir kişi hem kendi kurbanını hem de vekâlet aldığı başka kişilerin kurbanlarını kesebilir.

Kurban kesimi vekâlete uygun bir işlemdir. Kasaplar ve din görevlileri bayramda onlarca kurbanı sahiplerinin vekili olarak keser. Hz. Peygamber’in de kurbanlarının bir kısmını kendi eliyle kesip kalanını Hz. Ali’ye kestirdiği bilinmektedir.

Burada önemli olan, kesen kişinin her kurbanı sahibinin niyetine uygun olarak kesmesi ve kurbanların birbirine karışmamasıdır. Her hayvan için ayrıca besmele çekilmelidir.

Soruya git ve paylaş →

Ramazan’da iftar ile sahur arasında dilediğim zaman yiyip içebilir miyim?

Evet, güneş battıktan sonra imsak vaktine kadar gece boyunca yemek, içmek ve eşlerin birlikte olması helaldir. Yalnızca iftar ve sahur öğünlerinde yenebileceği düşüncesi yanlıştır.

Kur’an “Tan yerinin beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyin, için” buyurarak gecenin tamamını serbest bırakmıştır. İslam’ın ilk döneminde yatsıdan sonra veya uyuduktan sonra yemek yasakken bu ayetle o sınırlama kaldırılmıştır. Teravihten sonra hafif bir şeyler yemek, su içmek ve meyve tüketmek sağlık açısından da faydalıdır. Önemli olan, gece yemeklerinde israftan kaçınmak ve uykuyu bozacak kadar ağır yememektir.

Soruya git ve paylaş →

← Tüm konular

Bu konuyla ilgili araçlar