Hamile ve Emziren Kadınlar Oruç Tutar mı? Kaza ve Fidye Hükmü
Hamile ve emzikli kadınlar oruç tutmak zorunda mı? Ruhsatın dayanağı, tutulamayan oruçların kazası, fidye gerekip gerekmediği ve mezhep farkları bu yazıda.
- Ruhsat Herkes İçin mi, Yoksa Zarar Endişesi Olanlar İçin mi?
- Tutulamayan Oruçlar Nasıl Telafi Edilir?
- Birikmiş Kaza Oruçları İçin Pratik Öneriler
Hamile veya emziren kadın, kendisinin ya da bebeğinin sağlığına zarar gelmesinden endişe ediyorsa oruç tutmayabilir; tutamadığı günleri daha sonra kaza eder. Hanefî mezhebine göre yalnızca kaza gerekir, fidye gerekmez. Bu ruhsat Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şu sözüne dayanır: “Allah yolcudan orucu ve namazın yarısını, hamile ve emzikli kadından da orucu kaldırmıştır” (Tirmizî, Savm 21; Ebû Dâvûd, Savm 43; Nesâî, Sıyâm 51). Buradaki “kaldırma”, ertelemeye izin anlamındadır.
Ruhsat Herkes İçin mi, Yoksa Zarar Endişesi Olanlar İçin mi?
Âlimlerin çoğunluğuna göre ruhsatın şartı zarar endişesidir. Bu endişe vehme değil; hekimin uyarısına, kişinin önceki tecrübesine veya açık belirtilere dayanmalıdır. Sağlığı yerinde olan, hekimi de sakınca görmeyen bir anne adayı oruç tutabilir. Öte yandan oruç tutunca baş dönmesi, aşırı hâlsizlik, sütün belirgin şekilde azalması veya bebeğin kilo alımında sorun yaşayan annenin ruhsatı kullanması hem hakkı hem de emanet bilincinin gereğidir.
Hamileliğin dönemi, mevsim, günün uzunluğu, annenin kronik bir rahatsızlığının bulunup bulunmadığı gibi etkenler kişiden kişiye değişir. Bu yüzden karar, takip eden hekimle birlikte verilmelidir. Bu yazı tıbbi tavsiye yerine geçmez.
Tutulamayan Oruçlar Nasıl Telafi Edilir?
Hanefî mezhebine göre
Hamile ve emzikli kadın, hasta hükmündedir. Bakara Suresi’nin 184. ayetinde hastaya verilen “başka günlerde tutma” ruhsatı onlar için de geçerlidir. Dolayısıyla tutamadığı gün sayısınca kaza orucu tutar; ayrıca fidye vermesi gerekmez.
Şâfiî mezhebine göre
Kadın kendi sağlığından veya hem kendisi hem bebeği için endişe ederek orucu bıraktıysa yalnız kaza eder. Sadece bebeğine zarar gelmesinden korktuğu için tutmadıysa kaza ile birlikte her gün için bir fidye de verir.
Sahâbeden nakledilen farklı görüş
İbn Abbas ve İbn Ömer’den (r.anhümâ), hamile ve emziklinin yalnızca fidye vereceği, kaza etmeyeceği yönünde rivayetler nakledilmiştir. Dört mezhep bu görüşü esas almamıştır; ancak peş peşe hamilelik ve emzirme dönemleri yaşayan kadınlar için bazı çağdaş âlimler bu görüşü hatırlatmaktadır. Ülkemizde Din İşleri Yüksek Kurulu kaza edilmesi gerektiği görüşündedir.
Birikmiş Kaza Oruçları İçin Pratik Öneriler
Art arda gelen hamilelik ve emzirme dönemleri nedeniyle birkaç Ramazan’ın orucu birikebilir. Bu durum anneyi ümitsizliğe düşürmemelidir:
- Kaza oruçlarının peş peşe tutulması şart değildir; aralıklı tutulabilir.
- Kış aylarının kısa günleri kaza için büyük kolaylıktır.
- Pazartesi ve perşembe günlerini kazaya ayırmak düzen sağlar.
- Kaç gün borç olduğu bir yere not edilmeli, tutuldukça işaretlenmelidir.
- Hanefî mezhebine göre kazayı sonraki Ramazan’a kadar tutamamak ek bir fidye gerektirmez; ancak imkân bulunca geciktirmemek gerekir. Şâfiî mezhebinde mazeretsiz geciktirme hâlinde her gün için fidye de gerekir.
Oruç Tutmaya Karar Veren Anneler İçin
- Sahur mutlaka yapılmalı; bol su, protein ve lifli gıdalar tercih edilmelidir.
- İftar ile sahur arasında sıvı alımına özen gösterilmelidir.
- Gün içinde baş dönmesi, bulanık görme, şiddetli baş ağrısı, bebek hareketlerinde azalma veya kasılma hissedilirse oruç bozulmalı ve hekime başvurulmalıdır. Bu durumda yalnız kaza gerekir.
- Emziren anne, bebeğin ıslak bez sayısını ve huzursuzluğunu takip etmelidir.
Vicdan Azabına Gerek Var mı?
Ramazan’da oruç tutamayan pek çok anne kendini eksik hisseder. Oysa ruhsatı veren bizzat Allah ve Resûlü’dür. Bir canı karnında taşımak ve emzirmek başlı başına bir ibadettir. Oruç tutamayan anne Ramazan’ın bereketinden mahrum kalmaz; Kur’an okuyabilir, dua ve zikirle meşgul olabilir, iftar sofrası hazırlayarak oruçlunun sevabına ortak olabilir. Oruçluya iftar ettirene oruçlunun sevabı kadar sevap verileceği hadiste bildirilmiştir (Tirmizî, Savm 82).
Lohusalık Dönemi Ayrı Bir Hükümdür
Doğumdan sonraki lohusalık (nifas) kanaması süresince kadın oruç tutamaz; tutsa da geçerli olmaz. Bu, zarar endişesine bağlı bir ruhsat değil, kesin bir hükümdür. Hanefî mezhebine göre lohusalığın azami süresi kırk gündür; kanama daha önce kesilirse kadın gusledip ibadetlerine başlar. Bu günlerde tutulamayan oruçlar da sonradan kaza edilir; namazlar ise kaza edilmez. Hz. Âişe (r.anhâ) özel günler için “Orucu kaza etmekle emrolunurduk, namazı kaza etmekle emrolunmazdık” demiştir (Müslim, Hayz 69).
Lohusalık bittikten sonra emzirme dönemi başlar ve yukarıda anlatılan ruhsat devreye girer. Yani anne, önce kesin engel olan lohusalık hâlini, ardından şarta bağlı ruhsat olan emzirme dönemini yaşar. Her ikisinde de telafi yolu kazadır.
Eşlere ve aile büyüklerine de görev düşer: Hamile veya emziren kadına “herkes tutuyor, sen de tutarsın” diyerek baskı yapmak doğru olmadığı gibi, sağlığı elverişli olup tutmak isteyen kadını engellemek de doğru değildir. Karar; annenin hâli, hekimin görüşü ve dinin verdiği ruhsat birlikte gözetilerek verilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Hamileyken oruca başladım ama gün içinde fenalaştım. Bozarsam kefaret gerekir mi?
Hayır. Sağlık endişesiyle bozulan oruç için yalnızca bir gün kaza gerekir. Kefaret, mazeretsiz ve kasten bozulan Ramazan orucu içindir.
Kaza yerine fidye verip borçtan kurtulabilir miyim?
Hanefî mezhebine göre hayır. Fidye, ileride oruç tutma ümidi kalmayan yaşlı ve kronik hastalar içindir. Hamilelik ve emzirme geçici bir durum olduğundan oruçlar kaza edilir.
Bebeğim mama ile besleniyor, yine de ruhsattan yararlanabilir miyim?
Ruhsat emzirmeye ve annenin sağlığına bağlıdır. Emzirmiyorsanız ve lohusalık dönemi bittiyse, sağlık yönünden bir engel olmadıkça oruç tutmanız gerekir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Bakara Suresi (2/184); Tirmizî, Savm 21; Ebû Dâvûd, Savm 43; Nesâî, Sıyâm 51; Tirmizî, Savm 82; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I, Oruç bölümü; Din İşleri Yüksek Kurulu, Fetvalar (Oruç bölümü)
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Bakara Suresi (2/184)
- Tirmizî, Savm 21; Ebû Dâvûd, Savm 43; Nesâî, Sıyâm 51
- Tirmizî, Savm 82
- Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I, Oruç bölümü
- Din İşleri Yüksek Kurulu, Fetvalar (Oruç bölümü)
İlgili Yazılar
Mübarek ZamanlarYolculukta Oruç Tutulur mu? Seferîlik Ruhsatı ve Şartları
Yolcu oruç tutmak zorunda mı? Seferîlik mesafesi, yola çıkılan gün orucun durumu, uçak yolculukları ve tutmak mı tutmamak…
Mübarek ZamanlarYeni Müslümanın İlk Ramazanı: Oruç İçin Bilinmesi Gerekenler
İlk kez oruç tutacak yeni Müslümanlar için sahur, iftar, orucu bozan şeyler, iş ve aile hayatında oruç ve…
AileYaşlılıkta Namaz ve Oruç: Oturarak Kılmak, Fidye ve Ruhsatlar
Yaşlılar namazı nasıl kılar, oruç tutamayan yaşlı fidye verir mi? Sandalyede namaz, ima ile kılış, abdest kolaylıkları ve…
Hac ve UmreHacda Dem ve Sadaka Gerektiren Durumlar: Pratik Ceza Rehberi
Hac ve umrede hangi hata dem, hangisi sadaka gerektirir? Vacip terki, ihram yasakları, bedene kurbanı ve cezaların ödenme…
İbadet RehberiKaza Orucu Nasıl Tutulur? Niyeti, Zamanı ve Sık Yapılan Hatalar
Kaza orucuna ne zaman ve nasıl niyet edilir, peş peşe tutmak şart mı, borç sayısı bilinmiyorsa ne yapılır?…
Soru – CevapKusmak Orucu Bozar mı? İsteyerek ve İstemeden Kusmanın Hükmü
Oruçluyken kusmak orucu bozar mı? Kendiliğinden gelen kusma ile bilerek kusma arasındaki fark, ağız dolusu ölçüsü, mide bulantısı…