🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Kürtaj Caiz mi? Gebeliği Sonlandırmanın Dinî Hükmü ve Şartları

Soru – CevapGüncelleme: 21 Eylül 20267 dk okuma

Sabah Namazına Uyanamıyorum: Ne Yapmalıyım, Günahı Var mı?

Kürtaj dinen caiz midir? Ruh üflenme zamanı, annenin hayati tehlikesi, ağır anomali durumları ve kürtaj yaptırana düşen kefaret hakkında sade bilgiler.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Anne Karnındaki Hayatın Değeri
  • Mezheplerin Görüşleri
  • Kürtajın Caiz Olduğu Zaruret Hâlleri

Kürtaj, yani gebeliğin kasten sonlandırılması, geçerli bir sebep olmadan yapıldığında dinen caiz değildir. Döllenmeyle başlayan bir hayata saygı esastır. Ancak annenin hayatının veya sağlığının ciddi tehlikede olması gibi zaruret hâllerinde, uzman hekimlerin kararıyla gebeliğin sonlandırılmasına izin verilir. Din İşleri Yüksek Kurulu, anne hayatını tehdit eden durumlar dışında, döllenmeden sonra gebeliğin sonlandırılmasını uygun görmez; ruh üflendiği kabul edilen yaklaşık dördüncü aydan sonra ise kürtaj, annenin hayatını kurtarmak dışında kesinlikle haramdır.

Anne Karnındaki Hayatın Değeri

Kur’an, insanın anne rahmindeki gelişimini aşama aşama anlatır (Mü’minûn Suresi, 23/12-14). Cahiliye döneminde fakirlik korkusuyla çocukların öldürülmesini ağır biçimde kınar: “Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da sizi de biz rızıklandırırız” (İsrâ Suresi, 17/31). Âlimler bu ayetleri, doğmamış çocuğun da korunması gereken bir hayat taşıdığına delil olarak görmüştür.

Peygamberimiz, anne karnındaki yaratılışın kırkar günlük evrelerden geçtiğini ve ardından meleğin gönderilip ruhun üflendiğini haber vermiştir (Buhârî, Bed’ül-halk; Müslim, Kader 1). Bu hadise dayanarak klasik âlimler ruhun yaklaşık 120. günde üflendiğini kabul etmiştir.

Mezheplerin Görüşleri

Klasik fıkıhta, ruh üflenmeden önceki dönemde kürtaj konusunda farklı görüşler vardır:

  • Hanefîler: Bir kısmı, özürlü bir sebep bulunması şartıyla ilk 120 gün içinde izin verir. Sütten kesilme riskine karşı emzikli annenin yeniden gebe kalması gibi örnekler verilmiştir. Özürsüz yapılmasını ise mekruh ya da günah saymışlardır.
  • Şâfiîler: İlk kırk gün için daha esnek görüşler bulunmakla birlikte, sonrasını genellikle yasaklarlar.
  • Mâlikîler: Döllenmeden itibaren, çok erken dönemde bile kürtajı yasaklar.

Bütün mezhepler, ruh üflendikten sonra annenin hayatını kurtarmak dışında gebeliğin sonlandırılamayacağında ittifak eder. Günümüzde Diyanet, ihtiyatlı görüşü tercih ederek döllenmeden itibaren ceninin korunmasını esas almaktadır.

Kürtajın Caiz Olduğu Zaruret Hâlleri

  1. Annenin hayati tehlikesi: Gebeliğin devamı annenin ölümüne yol açacaksa, anne kurtarılır. Çünkü anne yaşayan, hakları ve sorumlulukları olan bir insandır; iki zarardan hafif olanı tercih edilir.
  2. Annenin sağlığının ciddi zarar görmesi: Uzman hekimlerin kalıcı ve ağır bir sağlık kaybı öngördüğü durumlar da ruh üflenmeden önce zaruret kapsamında değerlendirilmiştir.
  3. Ağır anomaliler: Ruh üflenmeden önce tespit edilen ve çocuğun yaşamasına imkân tanımayacak ölçüde ağır anomalilerde, bazı çağdaş fıkıh kurulları ve âlimler hekim kurulunun kararıyla izin vermiştir. Bu karar ihtiyatla verilmeli ve mutlaka güvenilir hekimlere danışılmalıdır.

Ekonomik zorluk, çocuk sayısının fazla olması, kariyer planları veya cinsiyet tercihi gibi sebepler zaruret sayılmaz. İstenmeyen gebeliklerin önüne geçmenin yolu, meşru doğum kontrol yöntemleridir.

Kürtaj Yaptıran Ne Yapmalı?

Geçmişte zaruret olmadan kürtaj yaptırmış biri umutsuzluğa kapılmamalıdır. Allah, samimi tövbeleri kabul edeceğini bildirmiştir (Zümer Suresi, 39/53). Yapılması gerekenler:

  • İçten bir pişmanlıkla tövbe ve istiğfar etmek.
  • Bol bol sadaka vermek ve hayır işlemek.
  • Fıkıh kitaplarında, cenine karşı işlenen cinayette “gurre” adı verilen bir tazminattan söz edilir. Ailenin danışacağı bir müftülükten bu konuda bilgi alması uygundur.

Eşlerin ve baskı yapan yakınların da bu günahtan pay alacağı unutulmamalıdır.

Karar Vermeden Önce Nelere Dikkat Edilmeli?

Gebeliğin devamı konusunda tereddüt yaşayan bir anne ve baba, aceleyle karar vermemelidir. Tıbbi bir risk söz konusuysa birden fazla uzman hekimin görüşü alınmalı, riskin gerçek boyutu öğrenilmelidir. Bazen ilk anda çok ağır görünen bir tablo, ileri tetkiklerle farklı bir hâl alabilir. Ekonomik veya sosyal sıkıntılar söz konusuysa, ailenin yakın çevresinden, sosyal destek kurumlarından ve hayır kuruluşlarından yardım istemesi, kalıcı ve geri dönüşü olmayan bir karar vermekten çok daha hayırlıdır.

Ayrıca ruh üflenme zamanıyla ilgili hesaplarda gebeliğin başlangıcı, hekimlerin kullandığı “son adet tarihi”nden değil döllenme anından itibaren düşünülmelidir. Bu fark iki haftaya kadar çıkabilir. Kesin bir tarih konusunda şüphe varsa ihtiyatlı olan tercih edilmelidir.

Unutulmamalıdır ki engelli ya da hasta doğacağı düşünülen pek çok çocuk, ailesine ve çevresine büyük bir sevgi ve bereket getirmiştir. Hayatın değeri, sağlıklı ya da güçlü olmakla ölçülmez; her insan Allah katında değerlidir.

Düşük (Kendiliğinden Gebelik Kaybı)

Kişinin elinde olmadan meydana gelen düşükler günah değildir; bir imtihandır. Hadislerde, düşük yapılmış bebeğin bile ahirette annesine şefaatçi olacağına dair rivayetler bulunmakla birlikte, bazılarının senedi tartışmalıdır. Annenin sabrının karşılıksız kalmayacağı ise kesindir.

Sık Sorulan Sorular

Düşükten sonra gelen kan lohusalık mıdır?

Hanefîlere göre ceninin el, ayak gibi bazı uzuvları belirginleşmişse gelen kan lohusalık kanıdır. Uzuvlar belirmemişse kan, şartlarına göre hayız veya özür kanı sayılır.

Tecavüz sonucu oluşan gebelikte ne yapılır?

Bazı çağdaş âlimler, zorla oluşan gebeliklerde ruh üflenmeden önce ve mümkün olan en erken dönemde gebeliğin sonlandırılmasına ruhsat vermiştir. Bu ağır durumda müftülükten ve uzman hekimden kişiye özel bilgi alınmalıdır.

Ertesi gün hapı kürtaj sayılır mı?

Döllenmeyi önlemeye yönelik acil kontrasepsiyon, ilişkiden hemen sonra kullanıldığında çoğu durumda döllenmeyi engeller. Bu yüzden kürtajla aynı hükümde değerlendirilmez; ancak düzenli bir yöntem olarak kullanılmaması, hekim önerisine uyulması gerekir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Mü'minûn Suresi (23/12-14); İsrâ Suresi (17/31); Zümer Suresi (39/53); Buhârî, Bed'ül-halk; Müslim, Kader 1; Din İşleri Yüksek Kurulu, Fetvalar; İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr

YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Kaynakça

  1. Mü'minûn Suresi (23/12-14)
  2. İsrâ Suresi (17/31)
  3. Zümer Suresi (39/53)
  4. Buhârî, Bed'ül-halk; Müslim, Kader 1
  5. Din İşleri Yüksek Kurulu, Fetvalar
  6. İbn Âbidîn, Reddü'l-muhtâr

İlgili Yazılar