🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Al Karısı (Albastı) İnancı: Halk Kültürü, Lohusalık ve Dinî Bakış

Melekler, Cinler ve Gayb ÂlemiGüncelleme: 9 Haziran 202610 dk okuma

Al karısı veya albastı inancı nedir, kökeni nereye dayanır, İslâm'a göre bir dayanağı var mı? Lohusa ve bebek korumaları ile dinî değerlendirme bu yazıda.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Albastı İnancı Nedir?
  • Kökeni ve Toplumsal İşlevi
  • İslâm Açısından Değerlendirme

Al karısı ya da albastı, Türk halk inancında özellikle lohusa kadınlara ve yeni doğmuş bebeklere zarar verdiğine inanılan hayalî bir varlıktır. Orta Asya Türk kültürüne uzanan bu inancın İslâm’ın temel kaynaklarında bir dayanağı yoktur; fayda ve zarar yalnızca Allah’ın iznindedir. Dinî kaynaklarda tedavi ve dua tavsiye edilir.

Albastı İnancı Nedir?

Albastı, halk arasında “al karısı”, “al ana”, “albız” gibi adlarla anılır. Anlatılara göre bu varlık, doğumdan sonraki ilk günlerde lohusa kadının yanına gelir, onun ciğerini söker, bebeğin başına çöker veya annenin sütünü keser. Çoğu rivayette lohusa kadının yalnız bırakılmaması gerektiği, kırk gün boyunca kırmızı renk, demir, makas veya Kur’an bulundurulması gerektiği söylenir. Bu nedenle toplumda “lohusa ziyareti”, “kırklama” ve “beşik başı” gibi âdetler gelişmiştir.

Türkiye’nin pek çok yöresinde benzer inançlar farklı adlarla yaşamıştır. Folklor araştırmaları, albastının eski Türk ve Altay inanç dünyasındaki “Albıs” gibi kötücül varlık tasavvurlarıyla bağlantılı olduğunu, İslâmiyet sonrasında ise halk inançlarına karışarak yaşamaya devam ettiğini belirtir. Bu varlığın İslâmî öğretideki cin veya şeytan kavramlarıyla özdeşleştirildiği de görülür; fakat bu özdeşleştirme halk yorumudur.

Kökeni ve Toplumsal İşlevi

Geçmişte doğum, hem anne hem bebek için riskli bir dönemdi. Doğum sonrası kanama, enfeksiyon ve ateş gibi sebeplerle ani ölümler görülüyordu. Tıbbî bilgi yetersiz olduğunda bu ölümler, insanın gözünden kaçan bir varlığa bağlanıyordu. Dolayısıyla albastı inancı, bir yandan korkunun açıklaması, diğer yandan lohusayı yalnız bırakmama, ona özen gösterme gibi toplumsal dayanışmanın aracı olmuştur. Bu kültürel işlev, inancın dinî olarak doğru olduğu anlamına gelmez.

Günümüzde doğum sonrası sağlık hizmetleri geliştiği için bu tür hastalıkların nedenleri bilinmektedir. Doğum sonrası ateşli hastalık, kansızlık, sezaryen enfeksiyonları ya da doğum sonrası psikolojik rahatsızlıkların halk arasında albastı ile açıklandığı görülür. Böyle bir durumda yapılması gereken, vakit kaybetmeden doktora başvurmaktır.

İslâm Açısından Değerlendirme

İslâm inancına göre fayda da zarar da Allah’ın izniyle olur. Kur’an’da “Allah sana bir zarar dokundurursa onu O’ndan başka giderecek yoktur” (En’âm 6/17) buyrulur. Albastı gibi bağımsız bir güç sahibi, insanlara zarar veren bir varlık inancı Kur’an’da ve sahih hadislerde bulunmaz. Cinlerin varlığı gerçektir; ancak onların her olayda lohusa kadınlara saldırdığı bilgisini nass desteklemez. Cinler ve melekler arasındaki farkı bilmek için melekler ve cinlerin farkları yazısına bakabilirsiniz.

Hz. Peygamber’in “Bulaşıcılık yoktur, uğursuzluk yoktur” mealindeki sözleri (Buhârî, Tıb 19; Müslim, Selâm 102) halk arasında yaygın batıl inançları reddeden genel bir ilke ortaya koyar. Bu sebeple albastı korkusu, tevekkül ve ilim anlayışına aykırı kabul edilir.

Âdetlerden Hangileri Zararsız, Hangileri Sakıncalıdır?

Lohusayı yalnız bırakmamak, ona yemek yapmak, bebeği korumak ve anneye destek olmak güzel bir toplumsal âdettir; İslâm bunu teşvik eder. Fakat kırmızı kurdele, demir veya makas gibi nesnelerin koruyucu sayılması, “yatağın altına bıçak koymak” veya “lohusa odasına karanlıkta kimsenin girmemesi” gibi uygulamalar bir fayda sağlamaz ve bunlara inanmak tevekkülü zedeler. Bunlar dinî hüküm gibi öğretilmemelidir.

Gece boyunca ışık yakmak, lohusanın uyumasını kolaylaştırmak veya bebeğe düzenli bakım yapmak ise sağlık yönünden faydalı olabilecek uygulamalardır. Burada niyetin ve ilişkilendirmenin önemi vardır: Bir uygulamayı, maddî bir sebep olarak yapmak ile ona gizli bir güç yüklemek aynı şey değildir. Muska, tılsım ve benzeri nesneler ise dinî açıdan sakıncalıdır; ayrıntı için tılsım ve vefk hesapları maddemize bakılabilir.

Lohusa ve Bebek İçin Sünnete Uygun Korunma

Yeni doğan bebeğin kulağına ezan okumak ve ona güzel bir isim vermek sünnet olarak bilinir. Ezan okunmasına dair rivayetlerin senedi hakkında âlimlerin değerlendirmeleri farklıdır, ancak âdet olarak makbul görülmüştür. Hz. Peygamber, torunları Hasan ve Hüseyin için şöyle dua ederdi: “Sizin ikinizi Allah’ın tam kelimeleriyle her şeytandan, her zehirli hayvandan ve her zarar verici gözden korunmanız için Allah’a ısmarlarım” (Buhârî, Enbiyâ 10). Bu dua, çocuklar için hadislerde nakledilen sığınma örneklerindendir.

Ayrıca lohusa kadının nifas hâli boyunca dinî hükümleri bulunur: En az sınırı olmayan, en fazla kırk gün süren nifas döneminde namaz ve oruç tutulmaz (Hanefî mezhebi). Bu dönem sonunda gusül alınarak ibadetlere dönülür. Nifas ve sağlık açısından lohusalık dönemi dinen kolaylık içinde ele alınır. Koruyucu sureler için evlerde okunacak koruyucu sureler yazısına bakılabilir.

Benzer Halk İnançları ile İlişkisi

Albastı, Türk kültüründeki başka kötücül varlık anlatılarıyla da ilişkilidir. Bunların bazıları hortlak ve cadı gibi anlatılarla paralel gelişmiştir; konuya ilişkin ayrıntılı bilgi için hortlak ve cadı inançları yazımızı okuyabilirsiniz. Uykuda yaşanan korku ve baskı hâllerinin bazen albastıyla aynı kefeye konduğu görülür; bu durumun tıbbî ve dinî boyutu uykuda korkma ve karabasan yazısında ele alınmıştır.

Halk inançlarını incelerken amaç, geçmişin insanlarını küçümsemek değil, onların korkularını ve umutlarını anlamak, bugün için doğru bilgiyi yaymaktır. Büyüklerin şefkat ve dayanışma niyeti takdir edilebilir; ancak bu niyet, yanlış inançları sürdürmeyi gerektirmez.

Sonuç

Albastı inancı, doğum sonrası hastalıkların açıklanamadığı dönemlerde gelişmiş kültürel bir anlatıdır. İslâm’a göre zarar ve fayda Allah’tandır; lohusa ve bebek için en doğru yol, sağlık hizmetlerinden yararlanmak, dua ve zikirle manevî korunma sağlamak, anneye şefkatle destek olmaktır.

Doğum Sonrası Dönemde Aileye Düşen Görev

Doğum sonrasında annenin hem bedenen hem ruhen desteğe ihtiyacı vardır. Eşin ve ailenin ona kaba davranmaması, yeni anneyi suçlamaması, bebek bakımında yardımcı olması İslâm ahlâkının gereğidir. Hz. Peygamber, “Müminlerin imanca en olgun olanı, ahlâkı en güzel olanıdır; sizin en hayırlınız da kadınlarına en iyi davrananlarınızdır” buyurmuştur (Tirmizî, Radâ 11). Doğum sonrası depresyon belirtileri görüldüğünde bunu manevî bir saldırıya bağlamak yerine uzmana başvurmak gerekir.

Sıkça Sorulan Sorular

Albastı gerçek bir varlık mıdır?

İslâmî kaynaklarda albastı diye bir varlık bildirilmemiştir. Bu inanç halk kültürünün ürünüdür.

Lohusa kadın kırk gün neden yalnız bırakılmaz?

Bu, daha çok toplumsal bakım ve dayanışma geleneğidir. Lohusanın dinlenmesi ve bebeğin bakımı için yardım edilmesi güzel bir âdettir.

Lohusa odasına bıçak, makas koymak caiz mi?

Bu uygulamaların koruyucu bir etkisi olduğuna inanmak dinen doğru değildir. Zarar ve fayda Allah’tandır.

Bebeğe okunacak dua var mı?

Hz. Peygamber’in Hasan ve Hüseyin için okuduğu “Uîzukümâ bi kelimâtillâhi’t-tâmmeh” duası sünnette geçer (Buhârî, Enbiyâ 10).

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Albastı" md.; Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Folkloru; Buhârî, Tıb 19; Müslim, Selâm 102; Diyanet İşleri Başkanlığı, Dinî Kaynaklar (diyanet.gov.tr)

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 8 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Albastı" md.
  2. Pertev Naili Boratav, 100 Soruda Türk Folkloru
  3. Buhârî, Tıb 19; Müslim, Selâm 102
  4. Diyanet İşleri Başkanlığı, Dinî Kaynaklar (diyanet.gov.tr)

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.