🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Fârâbî: Muallim-i Sânî ve Erdemli Şehir Görüşü

Kader, Kelam ve İslam FelsefesiGüncelleme: 28 Temmuz 20268 dk okuma

Fârâbî kimdir? Muallim-i Sânî unvanıyla bilinen filozofun hayatı, mantık, metafizik ve siyaset felsefesi, el-Medînetü'l-Fâzıla eseri ve erdemli şehir tasavvuru tarihî ve akademik bakışla anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Hayatı
  • Mantık ve Bilimler Sınıflaması
  • Metafizik: Sudûr Nazariyesi

Fârâbî (ö. 339/950), mantık, metafizik, siyaset ve müzik alanlarında yazdığı eserlerle İslam felsefesini sistemleştiren ve “Muallim-i Sânî” unvanıyla anılan filozoftur. Erdemli şehir tasavvuru, siyaset felsefesinde İslam düşüncesinin özgün katkılarından biri olarak kabul edilir.

Hayatı

Ebû Nasr Muhammed b. Muhammed el-Fârâbî, Türkistan’ın Fârâb (Otrar) bölgesinde doğdu. Gençliğinde Bağdat’a gitti ve burada mantık ve felsefe öğrendi; Hıristiyan filozof Yuhannâ b. Haylân ve Mettâ b. Yûnus gibi hocalardan ders aldı. Daha sonra Halep’te Hamdânî emiri Seyfüddevle’nin sarayına katıldı. 950’de Şam’da vefat etti. Sade ve zahid bir yaşam sürdüğü aktarılır. Hayatına dair bazı ayrıntılar kaynaklarda abartılı ya da efsanevî biçimde anlatıldığından, bu bilgilerin akademik teyide ihtiyaç duyduğu belirtilir.

Mantık ve Bilimler Sınıflaması

Fârâbî, Aristoteles’in mantık eserleri üzerine şerh ve özetler yazarak mantığı İslam dünyasında yerleştirdi. İhsâü’l-Ulûm adlı eserinde bilimleri sınıflandırdı: dil bilimi, mantık, matematik, tabiat bilimleri, metafizik ve siyaset bilimi ile fıkıh ve kelam. Bu sınıflama, kelam ve fıkhı da bilimler sistemine yerleştirmesiyle dikkat çeker. Mantığı, düşüncenin kurallarını düzenleyen genel bir araç olarak gördü ve diğer bütün ilimlerin giriş kapısı saydı. Bu yaklaşım, İslam medreselerinde mantığın okutulmasına zemin hazırladı (İslam mantık geleneği).

Metafizik: Sudûr Nazariyesi

Fârâbî’nin metafizik sisteminin merkezinde Vâcibü’l-Vücûd olan “Birinci Varlık” ve ondan sudûr eden akıllar yer alır. Birinci Varlık’tan on akıl ve gökler sırasıyla meydana gelir; en alttaki akıl “faal akıl” olarak insanlara bilgi verir. Bu sudûr nazariyesi Yeni-Eflâtuncu etkiler taşır ve âlemin yaratılışını bir zorunluluk olarak açıklar. Kelamcılar bu nazariyeyi yaratma anlayışına uymadığı için eleştirmiştir (imkân delili ve vâcib kavramı).

Erdemli Şehir

Arâü Ehli’l-Medîneti’l-Fâzıla (Erdemli Şehir Halkının Görüşleri) adlı eserinde Fârâbî, bir insan bedeninin organlarının uyumuna benzeyen ideal bir toplum tasavvur eder. Bu şehirde yönetici, bilgi, hikmet ve ahlak bakımından en olgun kişidir ve peygamber-filozof özelliklerini taşır. Halkın mutluluğu, bilgi ve erdemin yönetimiyle sağlanır. Fârâbî’nin karşıtı olarak cahil, fasık ve sapmış şehirlerden de bahsedilir. Bu model, Platon’un Devlet’inin etkisini taşısa da İslam toplumu ve nübüvvet anlayışıyla yeniden yorumlanmıştır. Akademik çalışmalar bu eserin siyaset felsefesi tarihindeki yerini ayrıntılı biçimde inceler.

Nübüvvet ve Vahiy Anlayışı

Fârâbî nübüvveti, güçlü bir hayal gücü (muhayyile) ve akıl sahibi insanın faal akılla bağlantı kurmasıyla açıklar. Ona göre peygamber, hakikati halka anlaşılır sembollerle anlatan bir filozof-yöneticidir; dinin sembolik dili, filozofun kavramsal diliyle aynı hakikati farklı seviyelerde ifade eder. Bu yorum, kelamcıların vahyin doğrudan Allah’tan gelen, melek aracılığıyla bildirilen bir mesaj olduğu anlayışından farklıdır. Gazzâlî ve diğer kelamcılar, bu tür açıklamaları nübüvvetin mahiyetini aklî bir kuramla sınırladığı için eleştirmiştir (nübüvvetin ispatı).

Müzik ve Diğer Katkıları

Fârâbî aynı zamanda müzik teorisinde önemli bir isimdir. Kitâbü’l-Mûsîkî el-Kebîr adlı eseri, Arap ve Türk müziğinin teorik temellerini işleyen bir eser olarak kabul edilir ve müzik tarihi araştırmalarında geniş yer tutar. Fizik, ruh bilimi ve dil felsefesi alanlarında da eserler yazdığı bilinir. Bu geniş ilgi alanı, ona ansiklopedik bir bilgin kimliği kazandırmıştır. Etkisi İbn Sînâ, İbn Rüşd, Maimonides ve Latin Ortaçağ filozoflarında görülür ve düşünce tarihinde kalıcı bir yer edinmiştir.

Fârâbî ve Din Felsefesi

Fârâbî din ile felsefeyi aynı hakikatin iki ifadesi olarak görür: Felsefe hakikati burhan diliyle, din ise sembol ve örneklerle anlatır. Bu anlayış sonraki İslam filozoflarının, özellikle İbn Rüşd’ün din-felsefe ilişkisi görüşünün temelini oluşturur (İbn Rüşd). Fârâbî ayrıca kelam ve fıkhı, dinin yorumlanmasında felsefeye yardımcı disiplinler olarak ele alır. Bu bakış, kelamcıların kendilerini dinin savunucusu olarak görmelerinden farklıdır; bu yüzden kelam-felsefe ilişkisi tartışmalarının önemli başlangıç noktalarından biri sayılır (felsefe ve kelamın farkı).

Fârâbî’nin eserlerinin bir kısmı dönemin tartışmalarına doğrudan cevap niteliğindedir. Örneğin Platon ile Aristoteles’in Görüşlerinin Uzlaştırılması adlı çalışmasında iki büyük filozofun ana noktalarda hemfikir olduğunu savunur. Bu çaba, filozoflar arasında “uzlaştırma” geleneğini başlatır ve ilâhî hikmetin tek olduğu fikrini destekler. Hocası olarak anılan Mettâ b. Yûnus ile yaptığı mantık tartışmaları da dilbilim ve mantık ilişkisine dair önemli bir tartışma olarak aktarılır.

Fârâbî’nin mirası Türk-İslam dünyasında da sahiplenilir; adına üniversiteler, kürsüler ve araştırma merkezleri bulunur. Eserlerinin Türkçe çevirileri ve akademik çalışmalar, onun düşüncesinin günümüz okuruna ulaşmasını sağlar. Bu çalışmalarda Fârâbî’nin hem mantık hem siyaset hem müzik alanındaki katkıları birlikte ele alınır.

Sıkça Sorulan Sorular

Fârâbî kimdir?

870 civarında Türkistan’ın Fârâb bölgesinde doğan, 950 yılında Şam’da vefat eden ve “ikinci öğretmen” (Muallim-i Sânî) unvanıyla anılan filozoftur.

Neden Muallim-i Sânî denir?

Aristoteles’e “birinci öğretmen” denmesi, Fârâbî’nin ise mantık ve felsefeyi sistemleştirmesi sebebiyle ikinci öğretmen sayılmasındandır.

Erdemli şehir nedir?

Fârâbî’nin hayalini kurduğu, bilgi ve erdem sahibi bir yöneticinin liderliğinde mutluluğu hedefleyen ideal toplum modelidir.

Fârâbî Türk müdür?

Doğum yeri Türkistan olarak anılır; etnik kökeni konusunda kaynaklarda farklı görüşler olduğu için kesin bir ifade yerine “Türkistan bölgesinden” demek daha doğrudur.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Fârâbî" md.; Fârâbî, Arâü Ehli'l-Medîneti'l-Fâzıla; Fârâbî, İhsâü'l-Ulûm; İbn Ebî Usaybia, Uyûnü'l-Enbâ

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Fârâbî" md.
  2. Fârâbî, Arâü Ehli'l-Medîneti'l-Fâzıla
  3. Fârâbî, İhsâü'l-Ulûm
  4. İbn Ebî Usaybia, Uyûnü'l-Enbâ

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.