Atomculuk: Kelamcıların Cüz-i Lâ Yetecezzâ Teorisi
Kelamcıların atomculuğu nedir? Cüz-i lâ yetecezzâ (bölünmez parça) teorisi, arazların her an yenilenmesi, filozofların eleştirisi ve Yunan atomculuğuyla farkları tarihî ve akademik bakışla anlatılıyor.
- Teorinin Temel Unsurları
- Gelişim Süreci
- Teolojik Amaç
Kelam atomculuğu, âlemin bölünemeyen en küçük parçalardan (cüz-i lâ yetecezzâ veya cevher-i ferd) ve bunlara bağlı arazlardan oluştuğunu, arazların her an yeniden yaratıldığını savunan kelamî doğa anlayışıdır. Teorinin amacı, Allah’ın sürekli yaratıcılığını ve âlemin hâdis oluşunu temellendirmektir.
Teorinin Temel Unsurları
Kelamcılara göre fizikî âlem cevher-i ferd denilen bölünmez parçalardan meydana gelir. Bu parçalar boyutsuzdur veya en küçük hacme sahiptir; cisimler bunların bir araya gelmesiyle oluşur. Cevherler kendi başlarına var olabilir ancak arazlar (renk, hareket, şekil, hayat, bilgi vb.) cevhere bağlı olarak var olur. Arazlar iki zaman biriminde baki kalmaz: Her an yok olur ve yeniden yaratılır. Bu anlayış, “âdetullah” ve nedensellik tartışmalarının fizikî zeminidir (nedensellik problemi).
Gelişim Süreci
Atomculuğun kelama girişi Mu’tezile’den Ebû Hüzeyl el-Allâf ve en-Nazzâm ile başladı. Mu’tezile içinde atomculuğu kabul edenler ve etmeyenler vardı; en-Nazzâm cisimlerin sonsuz bölünebileceğini savunarak atomculuğa muhalefet etti. Eş’arî çizgide Bâkıllânî, atomculuğu sistemleştirdi ve onu delillerin temel taşlarından biri yaptı. Cüveynî ve Gazzâlî de bu çizgiyi sürdürdü. Matüridî kelamında ise atomculuğun daha az yer aldığı veya farklı yorumlandığı görülür. Bu çeşitlilik, atomculuğun ekollerin ortak bir akidesi değil, kelamcıların tercih ettiği bir yöntem olduğunu gösterir (kelamın temel kavramları).
Teolojik Amaç
Kelamcıların atomculuğu benimsemesinin birkaç sebebi vardı. Birincisi, âlemin hâdis olduğunu göstermek: Arazlar hâdis olduğuna göre, arazlardan ayrılamayan cevherler de hâdistir. İkincisi, Allah’ın her an yaratıcılığını vurgulamak: Eğer arazlar her an yeniden yaratılıyorsa, âlem Allah’a her an muhtaçtır. Üçüncüsü, mucizelerin imkânını açıklamak: Doğa yasaları Allah’ın âdeti olduğu için, mucize bu âdetin değişmesiyle gerçekleşir. Dolayısıyla atomculuk fiziksel bir model olmaktan çok teolojik bir amaç taşır (hudus delili).
Eleştiriler
Filozoflar, İbn Sînâ ve İbn Rüşd başta olmak üzere atomculuğu eleştirdi: Cisimlerin sonsuza kadar bölünebildiğini, atomların geometri ile çeliştiğini savundular. İbn Rüşd, atomculuğu kelamcıların teolojik amaç için benimsediği tutarsız bir teori olarak değerlendirdi. Selef çizgisindeki âlimler de atomculuğu kelamî bir bid’at saydı. Bu eleştirilere karşı kelamcılar teorinin dinî amacına işaret etti. Modern fizikte atom ve parçacık kavramlarının farklı anlamlar kazanması, klasik kelam atomculuğuyla birebir karşılaştırmayı güçleştirir.
Yunan ve Hint Etkileri
Araştırmacılar kelam atomculuğunun kökenini tartışır: Bazıları Demokritos ve Epikuros’un atomculuğunun Helenistik aracılarla İslam dünyasına ulaştığını, bazıları Hint düşüncesindeki (Vaişeşika) parçacık anlayışından etkilendiğini, bazıları ise kelamcıların özgün bir teori geliştirdiğini düşünür. Kesin bir sonuca varılamamıştır ve her yaklaşımın savunucuları vardır. Şu kadarı bilinir ki, kelam atomculuğu zamanı da atomlaştırır: Zaman, bölünemeyen anlardan oluşur. Bu da sürekli yaratma fikrinin zaman boyutudur.
Teorinin Mirası
Atomculuk Osmanlı medreselerinde müteahhirîn kelam kitaplarının bir bölümü olarak okutuldu. Daha sonra modern bilimlerin girmesiyle bu bölümün yeri, tarihsel ve felsefî bir konu olarak sınırlandı. Günümüzde ilahiyat çalışmaları kelam atomculuğunu, Allah’ın sürekli yaratıcılığı fikrinin klasik ifadesi ve İslam bilim felsefesinin ilginç bir örneği olarak inceler. Bu tür çalışmalar, kelamın doğa anlayışıyla modern fiziği doğrudan eşleştirmeden, düşünce tarihi çerçevesinde yorumlamayı önerir.
Atomculuğun Delilleri ve Zorlukları
Kelamcılar atomculuğu savunmak için çeşitli deliller kullanır. Birincisi, “ortadan ikiye bölme” argümanıdır: Eğer cisim sonsuza kadar bölünebilseydi, sınırlı bir cismin sonsuz sayıda parçadan oluşması gerekirdi; bu ise sonsuzun tamamlanmışlığını gerektirir ve imkânsızdır. İkincisi, hareket ve hızın izahı: Bir cismin yavaş veya hızlı hareketi, atomlar arası duraklamalarla açıklanır. Üçüncüsü, bütünün parçalardan oluştuğu, parçaların da en sonunda bölünemez birimlere dayanması gerektiği fikri. Bu delillerin çoğu geometri ve mekanik açısından filozoflarca eleştirilmiştir; çünkü kesin geometrik bölünebilirlik atomculuğu zorlar.
Kelamcılar bu zorlukları kabul etmekle birlikte atomculuğu dinî amacıyla bağlantılı tutmuştur. Ayrıca bazı kelamcılar atomların hacimsiz olduğunu, bazıları ise en küçük hacme sahip olduğunu söyleyerek farklı çözümler üretmiştir. Bu çeşitlilik, atomculuğun tek tip bir sistem olmadığını gösterir. Okurun bu konuyu incelerken kelamcıların fizik anlatısını “bilimsel teori” yerine “teolojik bir ontoloji” olarak okuması akademik açıdan daha doğru olur.
Modern Fizikle Kıyaslama
Modern atom fiziği atomun bölünebilir olduğunu (proton, nötron, kuark) göstermiş ve atomun klasik anlamdaki “bölünemezliği”ni ortadan kaldırmıştır. Bu bulgu kelam atomculuğunu çürütmez; çünkü kelamcıların cevher-i ferd kavramı fiziksel atomu değil, kavramsal en küçük birimi hedefler. Ayrıca kuantum fiziğinin enerji ve zamanın kesikli (kuantum) yapısı fikri, bazı çağdaş yazarlarca kelamcıların kesikli zaman anlayışıyla ilişkilendirilmiştir. Bu karşılaştırmalar ilginç olsa da, kelamî terimlerle fiziksel ölçümleri doğrudan eşleştirmek yanıltıcı olabilir; çünkü iki alan farklı yöntem ve amaçlara sahiptir.
Konuyu daha geniş bir çerçevede görmek isteyen okurlar için şu yazılar da yararlı olabilir: Âlemin Ezeliliği Tartışması: Filozoflar ve Kelamcılar.
Sıkça Sorulan Sorular
Cüz-i lâ yetecezzâ nedir?
Bölünemeyen en küçük parça, yani atom; kelamcılara göre cisimler bu parçalardan oluşur.
Kelam atomculuğu Yunan atomculuğuyla aynı mıdır?
Hayır; kelamcılar atomların yaratılmış olduğunu ve her an Allah’ın yaratmasına bağlı olduğunu savunarak teolojik bir çerçeve kurdu.
Araz her an mı yenilenir?
Kelamcılara göre araz iki an baki kalmaz; sürekli yeniden yaratılır ve bu Allah’ın sürekli yaratıcılığını gösterir.
Filozoflar neden eleştirdi?
Aristoteles fiziğine aykırı bulduklarından cisimlerin sonsuza kadar bölünebileceğini savundular.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Cüz'-i Lâ Yetecezzâ" ve "Cevher" md.; Bâkıllânî, et-Temhîd; Şehristânî, Nihâyetü'l-Ikdâm; Fahreddin er-Râzî, el-Metâlibü'l-Âliye
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Cüz'-i Lâ Yetecezzâ" ve "Cevher" md.
- Bâkıllânî, et-Temhîd
- Şehristânî, Nihâyetü'l-Ikdâm
- Fahreddin er-Râzî, el-Metâlibü'l-Âliye
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.