🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Nedensellik Problemi: Gazzâlî’nin Sebep-Sonuç Eleştirisi

Kader, Kelam ve İslam FelsefesiGüncelleme: 19 Eylül 20269 dk okuma

Nedensellik problemi nedir? Gazzâlî'nin sebep-sonuç ilişkisinin zorunlu olmadığı iddiası, Allah'ın âdeti kavramı, ateş-pamuk örneği, İbn Rüşd'ün itirazı ve Hume ile karşılaştırması tarihî ve akademik bakışla anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Filozofların Görüşü
  • Gazzâlî'nin Eleştirisi
  • Gazzâlî'nin Metinde İlerlemesi

Nedensellik problemi, sebep ile sonuç arasındaki ilişkinin zorunlu mu yoksa alışkanlıkla mı olduğu sorusudur; Gazzâlî ateş ve yanma örneğiyle bu ilişkinin zorunlu olmadığını, Allah’ın âdeti olduğunu savunmuştur. Bu görüş mucizelerin imkânını felsefî olarak temellendirmeyi amaçlar.

Filozofların Görüşü

İbn Sînâ ve Aristotelesçi filozoflara göre sebep ile sonuç arasında zorunlu bir bağ vardır: Ateş yakıcıdır ve pamukla temas ettiğinde onu yakar. Bu zorunluluk, doğa yasalarının ve bilimin dayanağıdır. Ancak bu görüş, Allah’ın iradesini sınırlayabilir ve mucizelerin açıklanmasını güçleştirebilir; çünkü doğa yasaları zorunlu ise bunların aşılması imkânsız hâle gelir.

Gazzâlî’nin Eleştirisi

Gazzâlî Tehâfüt‘ün on yedinci meselesinde, sebep ve sonuç arasındaki bağın zorunlu olmadığını savundu. Ona göre ateşin pamuğu yakması ile yanma arasında gözlemlediğimiz tek şey birlikteliktir; zorunlu bir bağ gözlemlenmez. Bu birliktelik, Allah’ın âdeti gereği ortaya çıkar. Allah dilerse bu âdeti değiştirebilir; nitekim Hz. İbrahim’in ateşe atıldığında yanmaması (Enbiyâ 21/69) böyle bir olaydır. Bu yaklaşım Eş’arî kelamının “âdetullah” anlayışına dayanır (mucizenin imkânı).

Gazzâlî’nin Metinde İlerlemesi

Gazzâlî iki aşamalı bir savunma yapar: Birincisi, sebep-sonuç bağının zorunlu olmadığını söyler; ikincisi, filozofların itiraz ettiği bir olayı kendi sistemleri içinde de açıklanabileceğini gösterir. Örneğin faal aklın melekler aracılığıyla ateşin yakıcılığını durdurabileceğini ileri sürer. Böylece mucizenin filozofların kendi ilkeleriyle bile mümkün olduğunu savunur.

İbn Rüşd’ün İtirazı

İbn Rüşd, sebep-sonuç ilişkisinin inkârının bilgiyi imkânsız kılacağını söyledi: Eğer bir şeyin doğası ve sonuçları zorunlu değilse, tanım ve bilgi anlamını yitirir. Ona göre bu yaklaşım sofistlerin görüşüne benzer. Bununla birlikte İbn Rüşd, Allah’ın bu nedenlerin varlık sebebi olduğunu kabul eder; yani sebeplerin kendiliğinden değil, Allah’ın yaratmasıyla etkili olduğunu söyler. Bu iki görüş arasındaki fark, nedenselliğin doğası ve mucize anlayışı üzerindedir (İbn Rüşd).

Hume ile Karşılaştırma

Gazzâlî’nin argümanı sıklıkla 18. yüzyıl İskoç filozofu David Hume’un nedensellik eleştirisiyle karşılaştırılır. Hume, sebep-sonuç ilişkisinin sadece alışkanlık sonucu algıladığımız bir birliktelik olduğunu savundu. Ancak iki düşünürün amaçları farklıdır: Gazzâlî Allah’ın iradesini savunmak için, Hume ise bilginin sınırlarını göstermek için bu argümanı kullanmıştır. Bu karşılaştırma yapılırken dönemlerin ve bağlamların farkı dikkate alınmalıdır.

Eş’arî Kelamında Âdetullah ve Atomculuk

Gazzâlî’nin görüşü Eş’arî kelamının atomculuk ve araz teorisiyle uyumludur. Bu teoride arazlar her an yeniden yaratılır ve cisimlerin değişimi Allah’ın sürekli yaratmasının sonucudur. Bu çerçevede ateşin yakması, Allah’ın pamuğun yanmasını ateşle birlikte yaratmasıdır; ateşin kendisine ait bir yakma gücü yoktur (atomculuk). Bu anlayış, tevhidi ve Allah’ın mutlak yaratıcılığını vurgular. Matüridî kelamı ise sebeplerin etkisine daha fazla yer tanır ve Allah’ın sebepleri kullandığı fikrini savunur. Bu yüzden bu konuda ekoller arasında ince farklar vardır.

Modern Bilim Felsefesi İlişkisi

Nedensellik tartışması modern bilim felsefesinde de süregelmektedir. Kuantum fiziğinin belirsizlik ilkesi, nedenselliğin klasik anlayışını sorgulayan bir bulgu olarak yorumlanmış; bazı çağdaş kelamcılar bunu Gazzâlî’nin yaklaşımıyla ilişkilendirmiştir. Ancak bilimsel teorilerin felsefî yorumları tartışmalı olduğundan, bu tür ilişkilendirmeler temkinle yapılmalıdır. Bilimin ve kelamın farklı alanlarda farklı sorulara cevap verdiği unutulmamalıdır.

Gazzâlî’nin Argümanının Mantığı

Gazzâlî’nin nedensellik eleştirisi, “birlikte olmak” ile “yüzünden olmak” arasındaki farka dayanır. Pamuk ateşle temas ettiğinde yanar, ama biz yalnızca temasın ardından yanmayı gözlemleriz; “yüzünden” olduğunu gösteren bir gözlem yoktur. Bu sebeple ateşin sebep, yanmanın sonuç olduğu iddiası zorunlu bir bağ olarak ispatlanamaz. Üstelik filozoflar da faal aklın cisimlere suret verdiğini söylüyor; öyleyse yanmayı veren de ateş değil, faal akıldır. O hâlde yanmayı yaratan Allah’tır ve Allah’ın dilemesi olmadan ateş yakamaz. Bu argüman nedenselliği tamamen inkâr etmez; nedenselliğin kaynağını Allah’a bağlar ve zorunluluk iddiasını reddeder.

Sebepler Âlemi ve Dinî Pratik

Gazzâlî sebepleri inkâr etmediği için dinî pratikte tedbir ve tedaviye karşı çıkmaz. Hadislerde tedavi emredilir (“Ey Allah’ın kulları, tedavi olun”, Ebû Dâvûd; Tirmizî). Tevekkül, sebeplere başvurmayı terk etmek değil, sebeplere değil Allah’a güvenmektir. Bu yüzden nedensellik eleştirisi, bilimsel araştırmayı engellemez; aksine bilimin bulduğu düzenliliklerin “Allah’ın âdeti” olduğunu söyleyerek bilimsel çalışmaya dinî bir zemin sağlar. Bu yaklaşım, doğa yasalarını Allah’ın düzeni olarak kabul eden İslam bilim geleneğiyle uyumlu görülür. Bununla birlikte Gazzâlî’nin kuşkucu yönlerinin bilimsel düşüncenin gelişimini yavaşlattığı yönünde eleştiriler de akademik çevrelerde dile getirilir; bu iddia tarihsel olarak tartışmalıdır.

Böylece nedensellik tartışması, kelamın hem Allah’ın kudretini hem de düzenli evreni birlikte düşünme çabasının önemli bir örneği olarak görülür.

Konuyu daha geniş bir çerçevede görmek isteyen okurlar için şu yazılar da yararlı olabilir: Varlık Anlayışı: Vücud ve Mahiyet Ayrımı.

Sıkça Sorulan Sorular

Nedensellik problemi nedir?

Bir olayın sonucunun, sebebi tarafından zorunlu olarak mı yoksa alışkanlıkla mı meydana geldiği sorusudur.

Gazzâlî ne söyledi?

Ateşle yanma arasındaki bağın zorunlu olmadığını, bunun Allah’ın âdeti olduğunu ve Allah dilerse ateşin yakmayabileceğini savundu.

Amacı neydi?

Mucizelerin imkânını felsefî açıdan savunmak ve Allah’ın mutlak iradesini vurgulamaktı.

İbn Rüşd ne cevap verdi?

Sebep-sonuç ilişkisinin zorunlu olduğunu, bunu inkâr etmenin bilgiyi ve aklı ortadan kaldıracağını savundu.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Sebep" ve "İlliyyet" md.; Gazzâlî, Tehâfütü'l-Felâsife (on yedinci mesele); İbn Rüşd, Tehâfütü't-Tehâfüt; Bâkıllânî, et-Temhîd

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Sebep" ve "İlliyyet" md.
  2. Gazzâlî, Tehâfütü'l-Felâsife (on yedinci mesele)
  3. İbn Rüşd, Tehâfütü't-Tehâfüt
  4. Bâkıllânî, et-Temhîd

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.