🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Gâlî Fırkalar: Aşırı Görüşlerin Tarihî Örnekleri

Şîa, Alevîlik ve Diğer FırkalarGüncelleme: 18 Ağustos 20269 dk okuma

Gâlî (aşırı) fırkalar kimlerdir? Hz. Ali'yi ilahlaştıran gruplardan Kisâniyye ve Nusayrîliğe uzanan tarihî örnekler ve ana akım Şia ile ilişkileri akademik dille anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Terimin anlamı ve sınırı
  • Erken dönem örnekleri
  • Sonraki dönem akımlar

Gulât ya da Gâlî fırkalar, Hz. Ali’yi ve imamları ilahî niteliklerle donatan ya da peygamberlik, hulûl (ilahın bedene girmesi) ve tenâsüh gibi inançlar geliştiren erken dönem gruplardır. Hem Sünni hem de ana akım Şii âlimler bu görüşleri reddeder; akademik literatür onları Şia’nın kenarında doğmuş heterodoks akımlar olarak inceler.

Terimin anlamı ve sınırı

“Gulüv” Arapçada bir şeyde ölçüyü aşmak anlamına gelir. Kur’an’da Ehl-i Kitab’a hitaben “dininizde aşırı gitmeyin” buyrulur (Nisâ Suresi, 4/171); âlimler bu ayeti Hz. İsa konusundaki aşırılık için anlatırken, aynı ilkenin Müslümanlar için de geçerli olduğunu belirtmişlerdir. Hz. Ali de rivayetlere göre kendisi hakkında aşırı iddialarda bulunanlara karşı sert tavır almıştır; bu rivayetlerin ayrıntıları kaynaklara göre değişir.

Gulüv sınırının nerede başladığı hakkında Şii âlimler arasında bile görüş ayrılığı vardır. Bazı erken dönem Şii ravi ve âlimlere “gâlî” damgası vurulmuş, sonradan bu nitelemenin abartılı olduğu ileri sürülmüştür. Bu yüzden terim, kullanım amacı itibarıyla çoğu zaman bir iç polemik aracı olmuştur.

Erken dönem örnekleri

Mezhepler tarihi kitaplarında anılan ilk örneklerden biri Abdullah b. Sebe rivayetidir. Bazı kaynaklara göre Hz. Ali hakkında aşırı fikirler yaymış kişidir; ancak bu şahsın tarihî varlığı ve rolü akademik olarak tartışmalıdır. Bazı çağdaş araştırmacılar anlatımın sonradan şekillendiğini savunur, bazıları ise kısmen gerçek bir olaya dayandığını düşünür.

Emevi döneminde Muhtâr es-Sakafî’nin hareketi ve Kisâniyye adıyla anılan grup, Muhammed b. el-Hanefiyye’nin mehdîliğini savundu. Bu çevrelerden bazı alt kollar gulüv iddialarına kaydı. Abbasi döneminde ise Hattâbiyye, Beyâniyye ve Mugîriyye gibi gruplar, imamların nitelikleri hakkında aşırı iddialarla anıldı. İmam Cafer es-Sâdık’ın bu tür çevrelerden uzak durduğu ve onları reddettiği Şii kaynaklarda da aktarılır.

Sonraki dönem akımlar

Daha sonraki asırlarda Nusayrîlik, Dürzîlik ve bazı Anadolu-İran çevresindeki heterodoks gruplar çoğu zaman gulât çerçevesinde tartışıldı. Bunların kendi iç literatürü ve kendilerini tanımlama biçimleri farklıdır. Örneğin Hurufî öğretisi için ayrıca Hurufilik yazısına bakılabilir; ancak bu grupların hepsini aynı kefeye koymak yanlıştır.

Alevi-Bektaşi geleneği gibi Anadolu’daki topluluklar ise bu tartışmanın içine çoğu zaman haksız biçimde çekilmiştir. Konu akademik olarak hassas olduğundan, her topluluğun inancı kendi kaynaklarıyla ele alınmalıdır; bkz. Alevi Bektaşi kaynakları.

İmâmiyye ve Sünni yaklaşım

İmâmiyye âlimleri, imamların ilahlığını, peygamberliğini veya onlara tapınmayı kesinlikle reddeder; imamlara “ilim ve ismet” gibi nitelikler atfeder ama bunların Allah’a ortaklığı anlamına gelmediğini vurgular. Bazı Şii bilginler ise gulüv tanımını dar tutup, imamların olağanüstü ilmini ve ismetini savunan görüşleri bu kapsama sokmaz. Bu fark, iç tartışmanın konusudur; ayrıntı için Şii ulema yapısı yazısına bakılabilir.

Sünni kelam âlimleri ise ilahlık iddiasında bulunan grupları İslam dışı sayarken, aşırı da olsa kelime-i şehadet getiren topluluklar hakkında hüküm verme konusunda temkinli davranmışlardır. Mezhepleri bir bütün olarak tekfir etmek ise ilkesel olarak reddedilmiştir; bu bakış Sünni-Şii diyaloğu yazısında da yer alır.

Güncel okuma ve dikkat edilecek hususlar

Günümüzde bu terim, siyasi ya da mezhepsel gerilimlerde bilgisizce kullanılabilmektedir. Oysa akademik çalışmalar, hangi grubun hangi inançta olduğunu belge ve kaynak düzeyinde ayırmayı gerektirir. Bu konuda çevre bilgisi, dil bilgisi ve ihtiyat gerekir. Ayrıca Rafızi kavramı ile gulât aynı şey değildir; biri geniş bir etiket, diğeri belirli aşırı iddialar taşıyan gruplar için kullanılır.

Türkiye’deki Caferî topluluk ise ana akım İmâmiyye çizgisindedir ve gulâtla karıştırılmamalıdır; ayrıntılar için Türkiye’de Caferiler okunabilir.

Akademik okuma yöntemi

Gulât konusunda çalışan araştırmacılar, kaynakların büyük kısmının bu grupların kendi metinleri değil, karşıt mezheplerin aktarımları olduğuna dikkat çeker. Dolayısıyla bir grubun öğretisi hakkında kesin hüküm vermek için, mümkünse o grubun kendi yazılı kaynaklarına başvurmak gerekir. Aksi hâlde, gerçekte bulunmayan görüşlerin gruba atfedilmesi ihtimali doğar.

Bir başka ilke de tarihî zamanı karıştırmamaktır: İkinci hicri yüzyılda ortaya çıkan bir fikir ile on dokuzuncu yüzyılda aynı adı taşıyan bir topluluğun inancı arasında doğrudan süreklilik varsayılamaz. Bu yüzden bu başlıkta kullanılan her ad, mutlaka dönemi ve kaynağıyla birlikte değerlendirilmelidir.

Özetle gulât, tek bir mezhep adı değil; farklı çağlarda, farklı coğrafyalarda ortaya çıkan ve ortak noktası ölçüyü aşan iddialar olan, geniş bir inceleme alanıdır. Bu alanda dikkatli ve kaynaklı yazmak, hem tarihî doğruluk hem de toplumsal huzur için gereklidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Gâlî kelimesi ne demektir?

Gâlî (çoğulu gulât), “aşırıya giden” anlamına gelir. Mezhepler tarihinde, Hz. Ali veya imamlar hakkında ilahlık, hulûl ya da tenâsüh gibi iddialarda bulunan gruplar için kullanılan bir terimdir.

Gâlî fırkalar ana akım Şii kabul edilir mi?

İmâmiyye ve Zeydiyye âlimleri gulâtı kendi çizgilerinin dışında, hatta sapkın sayar. Akademik kaynaklar bu grupları Şii hareketin kenarında doğan, tartışmalı kollar olarak ele alır.

Aşırı gruplar bugün de varlığını sürdürüyor mu?

Tarihî gulât fırkalarından bazı toplulukların izleri günümüze ulaştığı söylenir; ancak bu toplulukların kendi tanımları ve dışarıdan yapılan tanımlar çoğu zaman birbirinden farklıdır. Bu nedenle genelleme yapmak yerine kaynak ve topluluk beyanına bakmak gerekir.

Gâlî nitelemesi her zaman doğru mu kullanıldı?

Hayır. Mezhep polemiklerinde bu sözcük bazen ılımlı grupları da karalamak için kullanıldı. Bu yüzden terimin kimin kalemiyle ve hangi bağlamda kullanıldığına bakmak gerekir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Gulât" ve "Gulât-ı Şîa" maddeleri; Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal; Nevbahtî, Fıraku'ş-Şî'a; Ebû Zehra, İslâm'da Siyasî ve İtikâdî Mezhepler Tarihi

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Gulât" ve "Gulât-ı Şîa" maddeleri
  2. Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal
  3. Nevbahtî, Fıraku'ş-Şî'a
  4. Ebû Zehra, İslâm'da Siyasî ve İtikâdî Mezhepler Tarihi

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.