Selamı Yaymak Hadisleri: Selamlaşmanın Adabı ve Fazileti
“Selamı aranızda yayın” hadisi, hangi İslam daha hayırlı sorusu, selamın hükmü, kimin kime selam vereceği, selamın alınması ve selamlaşmanın toplumsal etkisi.
- Hadislerin kaynağı
- Selamın anlamı
- Selamın hükmü ve çeşitleri
Ebû Hüreyre’nin rivayet ettiği Müslim hadisinde Peygamberimiz, iman etmedikçe cennete girilmeyeceğini, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş sayılmayacağınızı söyler ve sevgiyi artıran şeyi gösterir: Selamı aranızda yayın. Selam, İslam’ın toplumsal birlik ve barış mesajını en kısa biçimde ifade eden güzel bir adettir.
Hadislerin kaynağı
Selamı yaymak hadisi Müslim’in Îmân bölümünde yer alır; Ebû Hüreyre ravisidir. Buhârî’de Abdullah b. Amr’dan gelen bir rivayette ise bir adamın “İslam’ın hangisi daha hayırlıdır?” sorusuna Peygamberimizin “Yemek yedirmen ve tanıdığına da tanımadığına da selam vermendir” diye cevap verdiği bildirilir. Bu iki hadis, selamın iman ve sevgi ile bağlantısını ve toplumsal bir ahlak ilkesi olduğunu gösterir.
Selamın anlamı
“Es-selâmü aleyküm” ifadesi “Allah’ın selameti, esenliği üzerinize olsun” anlamına gelir. Selam, aynı zamanda Allah’ın güzel isimlerinden biridir ve cennet ehlinin birbirini selamlama biçimidir. Kur’an’da “size bir selam verildiğinde ondan daha güzeliyle karşılık verin veya aynısını söyleyin” buyrulur (Nisâ, 4/86). Selamlaşma, karşılıklı güven, esenlik ve saygı mesajını taşır. Bu nedenle selam, sadece bir ritüel değil, barış ve emniyet beyanıdır.
Selamın hükmü ve çeşitleri
Fakihlere göre selam vermek sünnettir; verilen selamı almak ise vaciptir. Selam bir toplulukta verilmişse, içlerinden birinin karşılık vermesi yeterlidir (farz-ı kifaye). Karşılık verirken ya aynı kelimelerle ya da daha güzeliyle yapılmalıdır: “Ve aleykümü’s-selâm ve rahmetullâh” gibi. Selam sözlü olmalı; yalnızca el hareketiyle yapılan selamlama mümkün değilse kabul edilir, ancak asıl olan sözlü selamdır.
Kim kime selam verir?
Buhârî ve Müslim’de Ebû Hüreyre’den nakledilen hadiste, binekli olanın yürüyene, yürüyenin oturana, azın çoğa selam vermesi bildirilir. Başka bir rivayette küçüğün büyüğe selam vermesi de zikredilir. Bu sıralama, herkesin kendi hâline göre selam vermeye başlamakla kibri terk etmesini ve selamın yayılmasını amaçlar. Ancak asıl hedef, selamı ilk veren olmaktır; çünkü Hz. Peygamber selama başlayanın kibirden uzak olduğunu bildirmiştir (Ebû Dâvûd).
Selamlaşmanın toplumsal etkisi
Selam, tanıdık ve tanımadık insanlar arasında bir sosyal köprü kurar. Mahalle, apartman, iş yeri ve okul gibi ortamlarda selamlaşmak güveni ve dostluğu artırır. Komşular arasında selamın kesilmesi çoğu zaman küskünlüğün ilk işaretidir. Hadiste küs kalan iki kardeşten barışmak için ilk adımı atanın hayırlı olduğu, yani selama başlayanın daha faziletli olduğu bildirilir. Komşu hakkı yazısında günlük ilişkilerdeki selamlaşmanın yeri vurgulanır.
Selam verirken dikkat edilecekler
Yemek yiyen, tuvalette olan, ezan okuyan veya hutbe dinleyen kişiye selam vermek uygun görülmez. Dua ve zikir sırasında bölmemeye özen gösterilir. Evlere girerken de aile fertlerine selam vermek sünnettir. Namazda iken selam verilirse karşılık sözle verilmez. Selamın bir diğer güzel edebi, tebessüm ve nazik bir ses tonuyla verilmesidir. Bu detaylar, İslam’ın günlük hayata ince bir nezaket getirdiğini gösterir. Taziye ziyaretleri gibi özel durumlarda da selam ve edebe dikkat edilir; taziye ve yas adabı yazısına bakılabilir. İslam ahlakının temelleri yazısı, bu davranışların ahlak sistemindeki yerini özetler.
Selamın tarihî ve kültürel yönü
Selamlaşma geleneği, İslam coğrafyasında farklı kültürel biçimlerle yaşamıştır. Osmanlı toplumunda selamlaşma, ayağa kalkma, elini göğsüne koyma ve baş eğme gibi nazik hareketlerle birlikte yürütülmüştür. Sünnete göre selam, ilk ve esas olarak sözlüdür; el sıkışma ise Peygamberimizin teşvik ettiği ek bir güzel davranıştır. Bir hadise göre iki Müslüman karşılaşıp tokalaşınca birbirlerinden ayrılmadan önce günahları bağışlanır (Ebû Dâvûd, Tirmizî; senedi hasen kabul edilmiştir). Mahremiyet ölçüleri çerçevesinde karşı cinsle tokalaşma konusunda âlimlerin farklı görüşleri bulunur ve bu konuda yerel örf ile fetva birlikte değerlendirilir. Bütün bu ayrıntılarda ortak nokta, selamın barış ve güven mesajı olarak güler yüzle verilmesidir.
Sıkça Sorulan Sorular
Selam vermek mi, almak mı farz?
Selam vermek sünnettir, selamı almak ise vaciptir. Topluluğa verilen selamı alma konusunda farz-ı kifaye hükmü uygulanır.
Kim kime selam verir?
Hadise göre binekli yürüyene, yürüyen oturana, az sayıda olan çok sayıdaki kişiye selam verir. Bu sıralama bir edep düzenidir.
Gayrimüslime selam verilir mi?
Âlimlerin görüşleri farklıdır. Bazıları “selam” ile selamlamayı caiz bulmaz, bazıları genel iyi dilek ve insanlık gereği selam vermeyi uygun görür. Güzel bir dille karşılık vermek ise genel olarak kabul edilir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Müslim, Îmân; Buhârî, Îmân ve İsti’zân; Ebû Dâvûd, Edeb; Nisâ Suresi (4/86)
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Müslim, Îmân
- Buhârî, Îmân ve İsti’zân
- Ebû Dâvûd, Edeb
- Nisâ Suresi (4/86)
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.