🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Dört Mezhep Tarihte Nasıl Oluştu? Fıkıh Ekollerinin Doğuş Süreci

Siyer ve İslam TarihiGüncelleme: 21 Eylül 20268 dk okuma

Hilfü’l-Fudûl Nedir? Peygamberimizin Katıldığı Erdemliler Birliği

Fıkıh mezhepleri hangi tarihî şartlarda ortaya çıktı? Hicaz ve Irak ekolleri, dört imamın dönemi, mezheplerin coğrafyaya yayılışı ve kurumsallaşması.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Sahâbe Döneminden Ekollere
  • Dört İmam ve Tarihî Ortamları
  • Neden Yalnızca Dört Mezhep Kaldı?

Dört fıkıh mezhebi, hicrî 2. ve 3. yüzyıllarda (miladi 8-9. yüzyıllar), yani Emevîlerin son ve Abbâsîlerin ilk döneminde oluşmuştur. Mezhepler yeni birer din veya fırka değil; sahâbe ve tâbiînden gelen ilim mirasının, belirli usul kurallarıyla sistemleştirilmesinden doğan hukuk ekolleridir. Ebû Hanîfe (ö. 150/767), Mâlik b. Enes (ö. 179/795), Şâfiî (ö. 204/820) ve Ahmed b. Hanbel (ö. 241/855) bu ekollerin kurucu imamlarıdır.

Sahâbe Döneminden Ekollere

Hz. Peygamber’in vefatından sonra sahâbîler farklı şehirlere dağıldı. Abdullah b. Mes’ûd Kûfe’ye, Abdullah b. Abbas Mekke’ye yerleşti; Abdullah b. Ömer ve Zeyd b. Sâbit Medine’de kaldı. Her biri bulunduğu şehirde talebe yetiştirdi. Yeni karşılaşılan meselelerde sahâbîlerin farklı ictihadları oluyordu; bu farklılıklar talebelerine de geçti. Böylece tâbiîn döneminde iki ana eğilim belirginleşti:

  • Hicaz (ehl-i hadîs) ekolü: Medine merkezliydi. Hadis ve sahâbe uygulaması bol olduğundan rivayete ağırlık verir, varsayımsal meselelerden kaçınırdı.
  • Irak (ehl-i re’y) ekolü: Kûfe merkezliydi. Farklı kültürlerin karşılaştığı, yeni meselelerin çok olduğu bir ortamda kıyas ve akıl yürütmeye daha fazla başvururdu. Hadis uydurma faaliyetinin Irak’ta yaygınlaşması sebebiyle rivayetleri kabulde titiz davranırdı.

Bu iki eğilim birbirine zıt değil, aynı kaynaklardan beslenen farklı yöntem ağırlıklarıydı.

Dört İmam ve Tarihî Ortamları

Ebû Hanîfe ve Kûfe

İpek tüccarı olan Ebû Hanîfe, Kûfe’de İbn Mes’ûd’dan gelen ilim zincirinin vârisi Hammâd b. Ebû Süleyman’ın talebesiydi. Meseleleri talebeleriyle tartışarak karara bağlayan bir ders usulü uyguladı. Hem Emevî hem Abbâsî yönetiminin kadılık tekliflerini reddettiği için hapsedildi ve kaynakların çoğuna göre hapiste veya hapisten kısa süre sonra vefat etti. Talebeleri Ebû Yûsuf ve Muhammed b. Hasen eş-Şeybânî mezhebin görüşlerini kitaplaştırdı. Ebû Yûsuf’un Abbâsîlerde başkadı olması Hanefîliğin yayılmasında etkili oldu.

İmam Mâlik ve Medine

Ömrünü Medine’de geçiren İmam Mâlik, Medine halkının nesilden nesile aktarılan uygulamasını (amel-i ehl-i Medîne) önemli bir delil saydı. “el-Muvatta” adlı eseri hem hadis hem fıkıh kitabıdır. Halife Mansûr’un bu kitabı bütün ülkede tek kanun yapma teklifini, sahâbenin farklı beldelere dağıldığını ve her beldenin bir uygulamayı benimsediğini söyleyerek kabul etmediği nakledilir. Bu tavır, ictihad farklılığına duyulan saygının güzel bir örneğidir.

İmam Şâfiî: İki Ekolün Buluşması

Gazze’de doğan Şâfiî, Mekke’de yetişti, Medine’de İmam Mâlik’ten, Bağdat’ta İmam Muhammed’den ders aldı. Böylece iki ekolü de içeriden tanıdı. “er-Risâle” adlı eseriyle fıkıh usulünü ilk kez sistemli biçimde yazıya geçirdi. Ömrünün sonunda Mısır’a yerleşti ve görüşlerinin bir kısmını orada yeniden gözden geçirdi.

Ahmed b. Hanbel ve Bağdat

Büyük bir hadis hâfızı olan Ahmed b. Hanbel, İmam Şâfiî’nin talebesi olmuştur. Otuz bine yakın hadis içeren “el-Müsned”i derledi. Mihne döneminde gösterdiği direniş ona büyük bir itibar kazandırdı. Fıkhında nasslara ve sahâbe fetvalarına bağlılık ön plandadır.

Neden Yalnızca Dört Mezhep Kaldı?

İlk dönemde Evzâî, Süfyân es-Sevrî, Leys b. Sa’d, Taberî ve Dâvûd ez-Zâhirî gibi müctehidlerin de mezhepleri vardı. Evzâî mezhebi Şam ve Endülüs’te bir süre hâkim olmuştur. Bu mezheplerin devam etmemesinin başlıca sebepleri, görüşlerini derleyip aktaracak güçlü talebe kadrosunun bulunmaması ve kadılık ile eğitim kurumlarında yer edinememeleridir. Dört mezhep ise talebelerin eserleri, medrese kürsüleri ve kadılık makamları sayesinde kurumsallaşmıştır.

Mezheplerin Coğrafyası

  1. Hanefî: Irak, Horasan, Mâverâünnehir, Anadolu, Balkanlar, Hint alt kıtası. Selçuklu ve Osmanlı’nın resmî mezhebi olmuştur.
  2. Mâlikî: Kuzey ve Batı Afrika, Endülüs, Yukarı Mısır.
  3. Şâfiî: Mısır, Suriye, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Yemen, Doğu Afrika, Malezya ve Endonezya.
  4. Hanbelî: Bağdat ve Şam’da sınırlı kalmış, günümüzde Arap Yarımadası’nda yaygındır.

Kurumsallaşma: Medrese ve Kadılık

Mezheplerin kalıcı hale gelmesinde 11. yüzyıldan itibaren yaygınlaşan medreselerin rolü büyüktür. Her medrese genellikle belirli bir mezhebin fıkhını okutmak üzere vakfedilirdi; Nizâmiye medreseleri Şâfiî fıkhına tahsis edilmişti. 1234’te Bağdat’ta açılan Müstansıriyye ise dört mezhebin bir arada okutulduğu ilk büyük medrese oldu. Memlük sultanı Baybars 1265’te Kahire’de dört mezhebin her biri için ayrı bir başkadı tayin ederek bu çoğulculuğu yargıda da resmîleştirdi.

Zamanla her mezhebin içinde görüşleri derleyen, tercih yapan ve şerh yazan âlim kuşakları yetişti. Hanefîlerde Serahsî ve Kâsânî, Şâfiîlerde Nevevî, Mâlikîlerde Sahnûn, Hanbelîlerde İbn Kudâme bu birikimin önde gelen isimleridir. Böylece mezhep, bir imamın kişisel görüşleri olmaktan çıkıp yüzyıllar boyu binlerce âlimin katkısıyla işlenmiş ortak bir hukuk mirasına dönüştü.

İmamların Birbirine Saygısı

Mezhep imamları birbirlerinin hocası ve talebesi olmuş, birbirlerini takdirle anmışlardır. İmam Şâfiî’nin “İnsanlar fıkıhta Ebû Hanîfe’ye muhtaçtır” dediği, Bağdat’ta Ebû Hanîfe’nin kabrini ziyaret ettiği nakledilir. Sonraki asırlarda zaman zaman görülen mezhep taassubu, imamların kendi tutumlarına aykırıdır.

Sık Sorulan Sorular

Peygamberimiz zamanında mezhep var mıydı?

Hayır; o dönemde meseleler doğrudan Hz. Peygamber’e sorulurdu. Mezhepler, onun vefatından sonra ortaya çıkan yeni meselelere Kur’an ve sünnet ışığında çözüm arama çabasının sistemleşmiş halidir. Sahâbe arasında da ictihad farklılıkları vardı.

Mezhepler arasındaki farklar dinde ayrılık mıdır?

Hayır. Dört mezhep iman esaslarında ve dinin temel hükümlerinde birdir. Farklar, delillerin yorumlanmasından kaynaklanan ayrıntılardadır. Âlimler bu farklılığı ümmet için bir genişlik ve kolaylık olarak değerlendirmiştir.

Türkiye’de neden Hanefî mezhebi yaygındır?

Türkler İslam’ı büyük ölçüde Hanefî-Mâtürîdî geleneğin güçlü olduğu Mâverâünnehir’de tanımış; Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı devletleri bu mezhebi benimsemiştir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ise Şâfiî mezhebi yaygındır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mezhep” maddesi; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Hanîfe”, “Mâlik b. Enes”, “Şâfiî”, “Ahmed b. Hanbel” maddeleri; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ehl-i re'y” ve “Ehl-i hadîs” maddeleri; Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I (Giriş: Fıkıh mezhepleri)

YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Mezhep” maddesi
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ebû Hanîfe”, “Mâlik b. Enes”, “Şâfiî”, “Ahmed b. Hanbel” maddeleri
  3. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Ehl-i re'y” ve “Ehl-i hadîs” maddeleri
  4. Diyanet İşleri Başkanlığı, İlmihal I (Giriş: Fıkıh mezhepleri)

İlgili Yazılar