İslam’a Göre Ortaklık Nasıl Kurulur? Mudârebe ve Müşâreke
Sermaye ve emek ortaklığı nasıl kurulur? Mudârebe ve müşâreke ortaklıklarında kâr-zarar paylaşımı, güven ve yazılı sözleşme esaslarını anlatıyoruz.
- Ortaklığın İslam ticaretindeki yeri
- Mudârebe: Sermaye ve emek ortaklığı
- Müşâreke: Sermaye ortaklığı
Kısa cevap: İslam’da ortaklık, taraflardan birinin sermaye, diğerinin emek koyduğu “mudârebe” veya tarafların hem sermaye hem emekle katıldığı “müşâreke” şeklinde kurulabilir. Temel kural, kârın oranlar hâlinde paylaşılması, zararın ise sermaye oranında karşılanmasıdır. Ortaklardan birine sabit bir kâr garantisi vermek, bu ilişkiyi faize dönüştürdüğü için caiz değildir.
Ortaklığın İslam ticaretindeki yeri
Ortaklık, İslam öncesi Arap toplumunda da bilinen ve Peygamber Efendimizin onaylayarak sürdürdüğü bir ticaret şeklidir. Efendimiz, peygamberlikten önce Hz. Hatice’nin sermayesiyle ticaret kervanlarına katılmış, emeğini ve güvenilirliğini ortaya koymuştur. Kudsî bir hadiste Allah Teâlâ’nın, ortaklardan biri diğerine ihanet etmedikçe onların üçüncüsü olduğu, ihanet başladığında ise aralarından çekildiği bildirilir (Ebû Dâvûd, Büyû 26). Bu rivayet, ortaklıkta güvenin ve dürüstlüğün bereketle doğrudan ilişkili olduğunu anlatır.
Faizin haram kılındığı bir ekonomik düzende ortaklık, sermayenin üretime aktarılmasının en önemli yoludur. Parası olan ile işi bilen bir araya gelir, riski ve kazancı adil biçimde paylaşır.
Mudârebe: Sermaye ve emek ortaklığı
Mudârebede bir taraf (sermayedar) parayı, diğer taraf (mudârib) işletmeyi ve emeği ortaya koyar. Temel esaslar şunlardır:
- Kâr, baştan belirlenen oranlara göre paylaşılır; örneğin yüzde altmış sermayedara, yüzde kırk emek sahibine.
- Zarar, emek sahibinin kusuru yoksa sermayedara aittir; emek sahibi de emeğinin karşılığını alamamış olur.
- Emek sahibi ihmal, israf veya anlaşmaya aykırı davranışla zarara yol açarsa bu zararı tazmin eder.
- Sermayedar işin günlük yönetimine müdahale etmez; ancak genel şartları sözleşmede belirleyebilir.
Müşâreke: Sermaye ortaklığı
Müşârekede ortakların her biri sermaye koyar ve genellikle işin yönetimine de katılır. Kâr, sözleşmede belirlenen oranlara göre paylaşılır; bu oran, işe daha fazla emek veren ortak lehine sermaye oranından farklı belirlenebilir. Zarar ise her ortağın sermaye payı oranında karşılanır. Günümüzdeki şirket türlerinin önemli bir kısmı, faizli borçlanma ve haram faaliyetler bulunmadığı sürece bu esaslara uygun biçimde yürütülebilir.
Ortaklıkta caiz olmayan şartlar
- Sabit kâr garantisi: “Kâr olsun olmasın her ay bana şu kadar ödeyeceksin” şartı, sermayeyi faizli borca dönüştürür.
- Sermayenin garanti edilmesi: Kusur olmaksızın ortaya çıkan zararda emek sahibine sermayeyi tazmin ettirmek adaletsizliktir.
- Kârın belirsiz bırakılması: Paylaşım oranlarının belirsiz olması, ileride kavgaya yol açar ve akdi bozar.
- Haram alanlarda faaliyet: İçki, kumar, faizli finans gibi alanlarda kurulan ortaklıklar baştan meşru değildir.
Sağlıklı bir ortaklık için pratik öneriler
Ortaklıkların pek çoğu kötü niyetten değil, belirsizlikten bozulur. Kardeşler, akrabalar veya yakın dostlar arasında bile şu adımlar ihmal edilmemelidir:
- Sözleşmeyi yazılı yapmak; sermaye miktarını, kâr oranlarını, görev dağılımını ve ayrılma şartlarını açıkça belirtmek.
- Düzenli muhasebe tutmak ve ortakların erişimine açık tutmak.
- Ortak paradan kişisel harcama yapmamak; zorunlu durumlarda diğer ortağın rızasını almak.
- Anlaşmazlık hâlinde güvenilir bir hakeme başvurmayı baştan kararlaştırmak.
Kur’an’da ortakların çoğunun birbirine haksızlık ettiği, ancak iman edip salih amel işleyenlerin bundan korunduğu hatırlatılır (Sâd Suresi, 38/24). Bu ayet, ortaklıkta takvanın önemini açıkça ortaya koyar.
Ortaklıktan ayrılma ve payların devri
Her ortaklık bir gün sona erebilir ve bu sonun da adil biçimde gerçekleşmesi gerekir. Ortaklardan biri ayrılmak istediğinde, önce şirketin o günkü değeri tarafsız bir şekilde tespit edilmelidir. Ayrılan ortağın payı, bu değer üzerinden hesaplanarak ya diğer ortaklar tarafından satın alınır ya da üçüncü bir kişiye devredilir. Sermayeyi başlangıçtaki miktar üzerinden geri ödemeyi baştan garanti etmek, zararı paylaşma ilkesine aykırı olduğundan uygun değildir. Ayrılma sürecinde ortaklar birbirinin emeğini ve katkısını küçümsememeli, geçmişteki güveni zedeleyecek suçlamalardan kaçınmalıdır.
Katılım bankalarının uyguladığı “azalan ortaklık” modeli de ilginç bir örnektir: Banka ile müşteri bir malı birlikte satın alır, müşteri bankanın payını zamanla satın alarak malın tamamına sahip olur, bu süreçte de bankanın payı için kira öder. Bu model, ortaklık ile kira akdinin meşru bir birleşimi olarak değerlendirilmektedir.
- Ayrılma şartlarını sözleşmeye baştan yazın.
- Değer tespitinde bağımsız bir uzmana başvurun.
- Ayrılıktan sonra da güzel ilişkiyi ve sırları koruyun.
Ortaklıkta bereketin sırrı, her ortağın kendi payından önce ortağının hakkını düşünmesidir. Kazanç günlerinde şükür, zor günlerde sabır ve dayanışma, ortaklığı ayakta tutan en sağlam temellerdir.
Ortaklık kurmadan önce ortağınızın ahlakını, güvenilirliğini ve iş anlayışını tanımak, en az sermaye kadar önemlidir. Aceleyle kurulan ortaklıklar çoğu zaman kırgınlıkla biter.
Sık Sorulan Sorular
Arkadaşımın işine para koyup her ay sabit kira gibi ödeme alabilir miyim?
Kâra bağlı olmayan sabit ödeme şartı caiz değildir. Bunun yerine kârdan belli bir oran almak üzere anlaşabilir veya bir malı satın alıp kiraya verebilirsiniz.
Ortaklardan biri vefat ederse ortaklık ne olur?
Ortaklık kural olarak sona erer ve vefat edenin payı mirasçılarına geçer. Mirasçılar dilerse yeni bir sözleşmeyle ortaklığı devam ettirebilir.
Zarar ettik, emek veren ortak da borçlanmalı mı?
Kusuru yoksa hayır. Mudârebede emek sahibi zararı emeğiyle karşılamış sayılır; parasal zarar sermayedara aittir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Sâd Suresi (38/24); Ebû Dâvûd, Büyû 26; Bakara Suresi (2/275); Din İşleri Yüksek Kurulu, Fetvalar (ortaklık akitleri)
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Sâd Suresi (38/24)
- Ebû Dâvûd, Büyû 26
- Bakara Suresi (2/275)
- Din İşleri Yüksek Kurulu, Fetvalar (ortaklık akitleri)
İlgili Yazılar
Soru – CevapVadeli Satışta Vade Farkı Almak Faiz mi? Taksitli Alışveriş
Bir malı peşin 100, vadeli 120 liraya satmak faiz olur mu? Vade farkının caiz olma şartlarını, gecikme cezasını…
Soru – CevapTicarette Hile ve Ayıp Gizlemek: Dürüst Alışverişin Kuralları
Malın kusurunu gizlemek, eksik tartmak, yalan yere yemin etmek neden haramdır? Dürüst ticaretin ayet ve hadislerdeki ölçülerini pratik…
Soru – CevapYeni Müslüman Haram Sayılan Bir İşte Çalışıyorsa Ne Yapmalı?
Bar, kumarhane, faizli işlem ya da alkol satışı yapılan bir işte çalışan yeni Müslüman ne yapmalı? Helal kazanç,…
Soru – CevapDropshipping Caiz mi? Elde Olmayan Malı İnternetten Satmak
Stokta olmayan ürünü internetten satmak (dropshipping) caiz mi? Mülkiyette olmayanı satma yasağını ve bu modeli helal kılan yolları…
Soru – CevapFaiz (Ribâ) Nedir? Çeşitleri ve Neden Haram Kılındığı
Faiz yani ribâ nedir, hangi işlemler faiz sayılır? Borç faizi ile alışveriş faizinin farkını, ayet ve hadislerdeki hükmünü…
Soru – CevapAltın Günü Yapmak Caiz mi? Para Günleri ve Dikkat Edilecekler
Altın günü ve para günleri caiz mi, faiz sayılır mı? Günlerin hangi şartlarla helal olduğunu ve altın değer…