🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Faiz (Ribâ) Nedir? Çeşitleri ve Neden Haram Kılındığı

Soru – CevapGüncelleme: 21 Eylül 20268 dk okuma

Diş Fırçalamak Orucu Bozar mı? Macun, Misvak ve Gargara Hükmü

Faiz yani ribâ nedir, hangi işlemler faiz sayılır? Borç faizi ile alışveriş faizinin farkını, ayet ve hadislerdeki hükmünü sade bir dille anlatıyoruz.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Ribâ kelimesi ne anlama gelir?
  • Kur'an'da faiz yasağı nasıl geçer?
  • Hadislerde faiz

Kısa cevap: Faiz (ribâ), borç verilen paranın veya misliyle ödenen bir malın geri alınırken, sırf vade karşılığında şart koşulan fazlalıktır. Ayrıca altın, gümüş ve bazı temel gıda maddelerinin kendi cinsleriyle değişiminde ortaya çıkan karşılıksız fazlalık ve vade de faiz kapsamındadır. Kur’an-ı Kerim faizi açıkça haram kılmış, alışverişi ise helal saymıştır (Bakara Suresi, 2/275). Faizin azı da çoğu da aynı hükme tabidir.

Ribâ kelimesi ne anlama gelir?

Ribâ sözlükte “artmak, çoğalmak, yükselmek” demektir. Fıkıh dilinde ise bir akitte taraflardan birine karşılıksız olarak şart koşulan fazlalığı ifade eder. Burada kilit ifade “karşılıksız” kelimesidir. Ticarette kazanılan kârın karşılığında emek, risk ve mal vardır. Faizde ise borç veren kişi hiçbir riske ortak olmadan, yalnızca zamanın geçmesi sebebiyle fazlalık talep eder.

Kur’an’da faiz yasağı nasıl geçer?

Faiz yasağı Kur’an’da aşamalı bir üslupla ele alınır. Önce faizle verilen malın Allah katında artmayacağı bildirilir (Rûm Suresi, 30/39). Ardından kat kat faiz yemek yasaklanır (Âl-i İmrân Suresi, 3/130). Son olarak Bakara Suresi’nde hüküm kesinleşir:

“Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır.” (Bakara Suresi, 2/275)

Devam eden ayetlerde müminlerden, faizden geri kalan alacaklarını bırakmaları istenir; tövbe edenlerin yalnızca anaparalarını alabilecekleri, böylece “ne zulmetmiş ne de zulme uğramış” olacakları belirtilir (Bakara Suresi, 2/278-279). Bu son ifade, faiz yasağının özünde bir adalet ilkesi olduğunu gösterir.

Hadislerde faiz

Hz. Peygamber (s.a.v.) faizi “helak edici yedi büyük günah” arasında saymıştır (Buhârî, Vesâyâ 23; Müslim, Îmân 145). Bir başka hadiste faizi yiyen, yediren, yazan ve şahitlik eden kişilerin birlikte kınandığı bildirilir (Müslim, Müsâkât 105-106). Bu rivayet, faizin yalnızca alan için değil, işlemin bilinçli bütün tarafları için sorumluluk doğurduğunu gösterir. Vedâ Hutbesi’nde de Resûlullah, Câhiliye döneminden kalan bütün faiz alacaklarını kaldırdığını ilan etmiş ve işe kendi amcası Abbas’ın alacağından başlamıştır (Müslim, Hac 147).

Faizin çeşitleri

Fıkıh âlimleri faizi iki ana başlıkta inceler:

  • Borç faizi (ribe’n-nesîe / Câhiliye ribâsı): Ödünç verilen paranın vade karşılığında fazlasıyla geri alınmasıdır. Bugün bankaların kredi ve mevduat faizi bu gruba girer. Vadesi gelen borcun, süre uzatılarak artırılması da aynı türdendir.
  • Alışveriş faizi (ribe’l-fadl ve vade faizi): Altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuz gibi malların kendi cinsleriyle değişiminde miktar farkı gözetilmesi veya bedellerden birinin sonraya bırakılmasıdır. Bu konudaki temel hadis “altı madde hadisi” diye bilinir (Müslim, Müsâkât 81).

Hanefi mezhebi bu altı maddedeki ortak özelliği “tartı veya ölçekle satılma ve cins birliği” olarak belirlemiş, Şafii mezhebi ise “para olma ve gıda maddesi olma” özelliğini esas almıştır. Günümüz kâğıt paraları da âlimlerin büyük çoğunluğuna göre altın ve gümüş gibi para hükmündedir ve faiz hükümleri bunlarda da geçerlidir.

Faiz neden haram kılınmıştır?

Bir hükmün asıl gerekçesi Allah’ın emri olmasıdır; müminin teslimiyeti buna dayanır. Bununla birlikte âlimler faiz yasağında şu hikmetlere dikkat çekmiştir:

  • Faiz, ihtiyaç sahibinin sıkıntısını kazanç kapısına çevirir; yardımlaşma duygusunu zayıflatır.
  • Riski tek tarafa yükler. İşi bozulan borçlu zarar ederken, faiz alan her durumda kazanır.
  • Serveti emek ve üretimden koparıp belirli ellerde toplanmasına zemin hazırlar.
  • Karz-ı hasen (güzel borç) geleneğini ortadan kaldırır.

Kur’an faizin karşısına sadakayı koyar: “Allah faizi mahveder, sadakaları ise bereketlendirir” (Bakara Suresi, 2/276). Yani İslam, elinde fazla parası olana iki helal yol gösterir: ya riski paylaşarak ortaklık ve ticaret yapmak ya da karşılık beklemeden borç vermek.

Faiz ile kâr arasındaki fark

Câhiliye Arapları “Alışveriş de faiz gibidir” diyerek itiraz etmiş, Kur’an bu benzetmeyi reddetmiştir. Ticarette satıcı malı satın alır, depolar, bozulma ve satamama riskini üstlenir; kârı bu emeğin ve riskin karşılığıdır. Faizde ise ortada bir mal veya hizmet değişimi yoktur; para, parayı doğurur. Aradaki fark biçimsel değil, esasla ilgilidir.

Faizden korunmak için günlük hayatta neler yapılabilir?

Faiz yasağını bilmek kadar, onu günlük hayatta uygulamak da önemlidir. Maaş hesabında biriken paranın faize bağlanmamasına dikkat etmek, kredi kartı borcunu her ay tam ödemek, taksitli alımlarda vade farkının satış anında kesin belirlendiği yolları tercih etmek bu konuda atılabilecek ilk adımlardır. Birikim için faizsiz katılma hesapları, altın veya helal ortaklıklar değerlendirilebilir. Borca ihtiyaç duyulduğunda ise önce yakın çevreden karz-ı hasen istemek, faizli krediye başvurmadan önce tüm seçenekleri gözden geçirmek gerekir. Şüpheli bir işlemle karşılaşıldığında Diyanet’in fetva hattına veya güvenilir bir din görevlisine danışmak, kişiyi hem hatadan hem de gereksiz vesveseden korur.

Sık Sorulan Sorular

Az miktardaki faiz de haram mıdır?

Evet. Ayetlerde ve hadislerde az-çok ayrımı yapılmamıştır. Âl-i İmrân Suresi’ndeki “kat kat” ifadesi o dönemdeki yaygın uygulamayı tasvir eder; oranı düşük faizi serbest bırakmaz. Bakara Suresi’ndeki “anaparalarınız sizindir” ifadesi, anaparanın üzerindeki her şart koşulmuş fazlalığın faiz olduğunu gösterir.

Borçlu, borcunu öderken kendiliğinden fazla verirse faiz olur mu?

Baştan şart koşulmamış ve âdet hâline gelmemişse olmaz. Hz. Peygamber borcunu daha iyisiyle ödemiş ve “En hayırlınız, borcunu en güzel şekilde ödeyeninizdir” buyurmuştur (Buhârî, İstikrâz 4; Müslim, Müsâkât 120).

Faizli işlemde sadece alan mı sorumludur?

Hayır. Hadiste faizi veren, yazan ve şahitlik eden de anılmıştır. Ancak gerçek bir zaruret altında kalan kişinin durumu ayrıca değerlendirilir; böyle durumlarda kişinin kendi şartlarını güvenilir bir din görevlisine veya müftülüğe danışması uygun olur.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Bakara Suresi (2/275-279); Âl-i İmrân Suresi (3/130); Rûm Suresi (30/39); Buhârî, Vesâyâ 23; İstikrâz 4; Müslim, Îmân 145; Müsâkât 81, 105-106, 120; Hac 147; Diyanet İşleri Başkanlığı, Fetvalar

YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Kaynakça

  1. Bakara Suresi (2/275-279)
  2. Âl-i İmrân Suresi (3/130)
  3. Rûm Suresi (30/39)
  4. Buhârî, Vesâyâ 23; İstikrâz 4
  5. Müslim, Îmân 145; Müsâkât 81, 105-106, 120; Hac 147
  6. Diyanet İşleri Başkanlığı, Fetvalar

İlgili Yazılar