Ramazan Duaları, Zikir ve Kur'an
Ramazan duaları, zikirler, hatim ve mukabele. 176 soru ve cevap.
Ramazan Duaları, Zikir ve Kur'an
Ramazan duaları ve zikirleri, oruçlunun sahurda, iftarda, teravihte ve gün boyunca Allah'ı anarak yaptığı niyazlar ile bu ayda yoğunlaşan Kur'an okuma, hatim ve mukabele geleneğini kapsar. Ramazan ayı "Kur'an ayı"dır; zira Kur'an bu ayda indirilmeye başlanmıştır (Bakara Suresi 2/185).
Oruç ayetlerinin arasında Yüce Allah'ın "Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki ben onlara çok yakınım; dua edenin duasına icabet ederim" buyurması, bu ayın dua ile bağını gösterir (Bakara Suresi 2/186). Peygamber Efendimiz iftar ederken "Zehebe'z-zameü ve'btelleti'l-urûku ve sebete'l-ecru inşâallah" (Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşallah sevap da sabit oldu) diye dua ederdi (Ebû Dâvûd). Oruçlunun iftar vaktindeki duasının geri çevrilmeyeceği de rivayet edilmiştir.
Cebrâil'in her Ramazan Peygamber Efendimizle Kur'an'ı karşılıklı okuduğu bilinmektedir (Buhârî). Camilerde okunan mukabele bu sünnetin devamıdır. Ramazan boyunca bir hatim indirmek veya mukabeleyi takip etmek güzel bir hedeftir. Kur'an'ı anlamaya çalışarak, meal ve tefsirle birlikte okumak da tavsiye edilir.
Bu bölümde sahur ve iftar duaları, Kadir gecesi duası, tesbih ve salavat, hatim duası ve mukabele adabıyla ilgili soruların cevaplarını bulabilirsiniz. Dua belirli kalıplarla sınırlı değildir; kişi kendi diliyle de içtenlikle dua edebilir. Ramazan'da en çok tavsiye edilen zikirler kelime-i tevhid, istiğfar, tesbih, tahmid, tekbir ve salavattır. Duaya Allah'a hamd ve Peygamber Efendimize salavatla başlamak, ısrarla ve ümitle dua etmek duanın adabındandır. Dua ederken yalnız kendisi için değil; ailesi, komşuları, hastalar ve bütün müminler için de hayır dilemek, Ramazan'ın paylaşma ruhuna uygun bir davranıştır.
- Ramazan, Kur'an'ın indirildiği aydır.
- İftar vakti duaların kabul edildiği zamanlardandır.
- Mukabele, Cebrâil ile yapılan karşılıklı okumanın devamıdır.
- Dua kişinin kendi diliyle de yapılabilir.
Sık Sorulan Sorular
Ramazan’da günde kaç sayfa okursam bir hatim çıkarırım?
Günde yaklaşık 20 sayfa, yani bir cüz okursanız Ramazan sonunda bir hatim çıkar. Yaygın baskılı mushaflar 604 sayfa ve 30 cüzdür. Bir cüzü tek oturuşta okumak zor gelirse günü bölmek pratik bir yoldur:
- Her farz namazdan sonra 4 sayfa okumak günde 20 sayfa eder.
- Sahurda ve iftardan sonra 10’ar sayfa da aynı sonucu verir.
Hatim yetiştirmek farz değildir; az ama devamlı okumak, acele ile bitirilen hatimden daha değerlidir. Hz. Peygamber’in “Allah katında amellerin en sevimlisi az da olsa devamlı olanıdır” buyurduğu bilinir.
Ramazan’da zikri artırmak neden tavsiye edilir?
Çünkü Ramazan, kulun Allah’a yöneldiği ve ibadetlerin yoğunlaştığı bir mevsimdir. Kur’an, oruç ayetlerinin hemen ardından Allah’ın kullarına yakın olduğunu bildirir ve Ramazan’ın sonunda O’nu tekbirle yüceltmeyi emreder. Hz. Peygamber de bu ayda ibadetini, Kur’an tilavetini ve cömertliğini artırırdı. Oruç midenin, zikir ise kalbin ve dilin ibadetidir; ikisi bir araya gelince kişi gün boyu Allah’ı hatırlayarak yaşar. Zikrin belli bir sayısı, şekli ya da zorunlu vakti yoktur; ayakta, otururken, yolda veya işte yapılabilir. Önemli olan az da olsa devamlı olması ve kalbin dile eşlik etmesidir.
Ramazan’ın ilk gecesi okunacak özel bir dua var mı?
Hayır, Ramazan’ın ilk gecesine özgü, sahih kaynakla sabit belirli bir dua yoktur. Hilal görüldüğünde her yeni ay için okunan hilal duası okunabilir; bunun dışında kişi dilediği dille, Ramazan’ı sağlıkla, ibadetle ve bağışlanmış olarak tamamlamayı Allah’tan isteyebilir. İlk gece teravihe katılmak, sahur için niyet etmek ve bir ay boyunca yapılacak ibadetleri gözden geçirmek bu gecenin en güzel başlangıcıdır. Bazı kitapçıklarda yer alan “ilk gece şu duayı şu kadar okuyan…” şeklindeki vaatlerin sahih bir dayanağı bulunmamaktadır.
“Allahümme sellimnî li-Ramazân” duası nedir?
Ramazan’a sağ salim ulaşmayı ve onu kabul edilmiş olarak tamamlamayı isteyen, selef âlimlerinden nakledilen bir duadır. Anlamı yaklaşık olarak şöyledir: “Allah’ım! Beni Ramazan’a selametle ulaştır, Ramazan’ı bana selametle ulaştır ve onu benden kabul edilmiş olarak teslim al.” Bu dua Peygamberimize ait sahih bir hadis olarak sabit değildir; tâbiîn neslinden bazı büyüklere nispet edilir ve rivayetinde zayıflık vardır. Anlamı güzel olduğu için dua niyetiyle okunmasında sakınca yoktur; ancak sünnet olarak sunulmamalıdır.
Kur’an’ı üç günden kısa sürede hatmetmek doğru mu?
Caizdir, ancak anlamadan acele ile okumak tavsiye edilmez. Hz. Peygamber, hatmi kısaltmak isteyen Abdullah b. Amr’a önce bir ay, sonra daha kısa süreler önermiş ve üç günden az sürede okuyanın Kur’an’ı anlayamayacağını bildirmiştir. Selef arasında Ramazan’da daha sık hatim yapanlar olduğu da nakledilir. Bu yüzden ölçü, harflerin doğru çıkarılması ve okuyanın kalbinin metne eşlik etmesidir. Hızlı hatim, tecvidi bozuyorsa sevap yerine kusur doğurabilir. Kişi gücüne ve okuma kalitesine göre bir süre belirlemelidir.
Zikir nedir, duadan farkı ne?
Zikir, Allah’ı anmak ve hatırlamaktır; dua ise O’ndan bir şey istemektir. Sübhânallah, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah, Allâhu ekber gibi sözler Allah’ı yüceltme ve övme amacı taşıdığı için zikirdir. “Rabbim bana şifa ver” demek ise duadır. İkisi iç içedir: Her dua Allah’ı hatırlamayı içerdiği için bir zikir, her zikir de kulun acziyetini itiraf ettiği için bir dua sayılır. Âlimler, en güzel duanın hamd ve salavatla başlayıp istekle devam ettiğini söyler. Ramazan’da ikisini birlikte yapmak, önce Allah’ı övüp sonra ihtiyaçları dile getirmek güzel bir usuldür.
En faziletli zikir hangisidir?
Hadislere göre zikirlerin en faziletlisi “Lâ ilâhe illallah” sözüdür. Tirmizî’nin rivayetinde Hz. Peygamber, zikrin en üstününün kelime-i tevhid, duanın en üstününün ise “Elhamdülillah” olduğunu bildirmiştir. Bununla birlikte Kur’an okumak da en büyük zikir kabul edilir; çünkü Kur’an, Allah’ın kendi kelamıdır. Sübhânallah, elhamdülillah ve Allâhu ekber de Allah’a en sevimli sözler arasında sayılır. Dolayısıyla tek bir zikre takılmak yerine bunları dönüşümlü söylemek, ayrıca Ramazan’da tilavete ağırlık vermek sünnete en uygun yoldur.
Kur’an’ı hızlı hızlı okuyarak hatim yapmak caiz mi?
Harfler ve tecvid bozulmadığı sürece caizdir. Kıraat usulünde üç okuma hızı vardır: ağır ve düşünerek okunan tahkîk, orta hızdaki tedvîr ve hızlı okunan hadr. Mukabelede genellikle hadr kullanılır. Ancak hız, harflerin yutulmasına, medlerin atlanmasına veya kelimelerin anlaşılmaz hâle gelmesine yol açarsa mekruh, anlamı değiştirecek hatalarda ise günahtır. “Kur’an’ı tertîl ile oku” emri, okumanın özenli olmasını ister. Hatmi yetiştirmek için kaliteden vazgeçmek yerine hedefi küçültmek daha doğrudur.
Ramazan’ın her gününe ait ayrı dualar sahih mi?
Hayır, Ramazan’ın otuz gününün her birine ayrı bir dua belirleyen listelerin sahih hadis kaynaklarında dayanağı yoktur. İnternette ve bazı broşürlerde “1. günün duası, 2. günün duası” şeklinde dolaşan metinler sonradan derlenmiştir. Bu metinlerin anlamı güzel olabilir ve dua niyetiyle okunmaları günah değildir; ancak Peygamberimizin öğrettiği bir sünnet ya da belirli bir sevap vaadi taşıdıkları söylenemez. Ramazan boyunca Kur’an’daki dualar ve sahih hadislerde geçen kapsamlı dualar tercih edilmelidir.
Oruç ayetlerinin arasında neden dua ayeti var?
Bakara Suresi’nde oruçla ilgili ayetlerin tam ortasında yer alan 186. ayet, “Kullarım sana beni sorarlarsa, ben çok yakınım; dua edenin duasına icabet ederim” buyurur. Müfessirler, bu ayetin oruç hükümleri arasına yerleştirilmesini oruç ile dua arasındaki sıkı bağa işaret olarak yorumlamışlardır. Oruçlu kişi nefsini terbiye ettiği, kalbi yumuşadığı bir hâldedir; bu hâl duaya en uygun ortamı oluşturur. Bu yüzden Ramazan, yalnızca aç kalınan değil, Allah’a çokça yönelinen bir dua ayı olarak da görülmelidir.
Oruçluyken dudaklarımı kıpırdatarak zikir çekmek orucu etkiler mi?
Hayır, zikir orucu hiçbir şekilde etkilemez; aksine orucun sevabını artırır. Dili ve dudakları kıpırdatmak, sesli veya sessiz söylemek, ağzın kuruması ya da tükürüğün doğal olarak yutulması orucu bozmaz. Hz. Peygamber’in “Dilin Allah’ın zikriyle ıslak olsun” tavsiyesi oruçlu için de geçerlidir. Oruçlu kişinin boş sözden, gıybetten ve tartışmadan uzak durması istendiği için, dili zikirle meşgul etmek bu kötülüklerden korunmanın da en kolay yoludur. Susuzluk hissedilen saatlerde yüksek sesle değil, içten ve kısık sesle zikretmek daha rahat olur.
Tecvid bilmeden Kur’an okumak günah mı?
Hayır, öğrenme gayreti içinde olan kişi için günah değildir; ancak anlamı bozan hatalardan sakınmak gerekir. Âlimler tecvid hatalarını ikiye ayırır: harfi başka harfe çevirmek veya harekeyi değiştirmek gibi anlamı bozabilen açık hatalar ve incelikli kuralların ihlali olan gizli hatalar. Açık hatalardan kaçınmak her okuyucu için gereklidir. Kişi okurken zorlanıyorsa, Hz. Peygamber’in müjdesine göre zorlanarak okuyan iki ecir alır. Ramazan, bir hocadan veya Diyanet Kur’an kursundan tecvid öğrenmeye başlamak için iyi bir fırsattır.
“Sübhânallahi ve bihamdihî” günde 100 kez söylemenin fazileti nedir?
Sahih hadise göre bunu günde yüz kez söyleyenin günahları deniz köpüğü kadar olsa bile bağışlanır. Buhârî ve Müslim’in rivayet ettiği bu müjde, kul haklarını ve büyük günahlardan tövbeyi kapsamaz; âlimler bunun küçük günahlara yönelik olduğunu belirtir. Cümlenin anlamı “Allah’ı her türlü noksanlıktan tenzih eder, O’na hamd ederim” demektir. Söylemesi bir iki dakika sürdüğü için sahurdan sonra, iftarı beklerken veya yolda kolayca yapılabilir. Ramazan’da bunu günlük bir alışkanlık hâline getirmek, bayramdan sonra da sürdürülebilecek güzel bir kazanımdır.
Abdestsiz ezberden Kur’an okunur mu?
Evet, abdestsiz kişi ezberden Kur’an okuyabilir. Abdestsizlik (hades-i asgar) sadece mushafa dokunmaya engeldir, okumaya değil. Hz. Ali’den Hz. Peygamber’in cünüplük dışında hiçbir hâlin kendisini Kur’an okumaktan alıkoymadığı rivayet edilir. Bununla birlikte Kur’an okurken abdestli olmak edep ve faziletçe daha üstündür. Cünüplük, hayız ve lohusalık hâlleri ise ayrı hükme tabidir; bu durumlarda Hanefî mezhebine göre Kur’an ayeti tilavet niyetiyle okunmaz. Ramazan’da yolda, işte veya yatağında ezberinden sure okumak isteyen için abdestsizlik bir engel değildir.
Oruçlu kişi gün içinde en çok hangi vakitlerde dua etmeli?
Oruçlu kişi günün her anında dua edebilir; ancak bazı vakitler hadislerde özellikle övülmüştür. Bunlar şöyle sıralanabilir:
- Gecenin son üçte biri ve sahur vakti,
- Ezan ile kamet arası,
- Farz namazların ardı ve secdeler,
- Cuma günündeki icabet saati,
- İftar vaktine yakın dakikalar.
Bu vakitleri değerlendirmek güzeldir, fakat duanın belli saatlerle sınırlı olduğu düşünülmemelidir. Allah her an işitendir; ihlasla yapılan dua her vakitte değerlidir.
“Dilde hafif, mizanda ağır” iki kelime hangisidir?
Bu iki kelime “Sübhânallahi ve bihamdihî, sübhânallâhi’l-azîm” sözleridir. Hz. Peygamber, bunların dilde hafif, mizanda ağır ve Rahmân’a sevimli olduğunu bildirmiştir. İmam Buhârî, Sahîh’ini bu hadisle bitirerek amellerin tartılacağı güne dikkat çekmiştir. Anlamı: “Allah’ı hamd ile tesbih ederim; yüce Allah’ı her türlü eksiklikten tenzih ederim.” Belirli bir sayı şartı yoktur; dilediğiniz kadar tekrarlayabilirsiniz. Kısa olduğu için oruçluyken yorgunluk hissedilen öğleden sonra saatlerinde kolayca söylenebilecek zikirlerin başında gelir.
Abdestsiz mushafa dokunulur mu?
Hayır, dört mezhebe göre abdestsiz kişinin mushafa doğrudan dokunması caiz değildir. Dayanak, “Ona ancak temizlenmiş olanlar dokunabilir” ayeti ve Hz. Peygamber’in Amr b. Hazm’a yazdırdığı mektuptaki “Kur’an’a ancak temiz olan dokunsun” ifadesidir. Hanefîlere göre mushafa, üzerine dikilmemiş bir kılıf, mendil veya eldiven gibi ayrı bir şeyle dokunmak caizdir. Bu yüzden abdesti olmayan kişi mushafı bir bezle tutup okuyabilir. Ramazan’da sık okuma yapanlar için en kolay çözüm, okumadan önce abdest tazelemektir.
Gecenin son üçte birinde dua etmenin Ramazan’da ayrı bir değeri var mı?
Evet, gecenin son üçte biri yıl boyunca duaya en uygun vakitlerden biridir ve Ramazan’da sahura kalkıldığı için bu vakti değerlendirmek çok kolaylaşır. Sahih hadiste Allah’ın her gece, gecenin son üçte birinde “Bana dua eden yok mu, icabet edeyim; benden isteyen yok mu, vereyim; benden bağışlanma dileyen yok mu, bağışlayayım” buyurduğu bildirilir. Sahur sofrasından önce veya sonra birkaç dakikalık dua, istiğfar ya da iki rekât teheccüd, Ramazan’ın bereketinden pay almanın pratik bir yoludur.
“Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” ne anlama gelir, neden çok söylenir?
“Güç ve kuvvet ancak Allah’ındır” anlamına gelir ve hadiste cennet hazinelerinden biri olarak tanıtılmıştır. Kul bu sözle kendi gücüne değil, Allah’ın yardımına dayandığını itiraf eder. Buhârî ve Müslim’de Hz. Peygamber’in Ebû Mûsâ el-Eş’arî’ye bu zikri tavsiye ettiği anlatılır. Halk arasında bir musibet karşısında söylenen bir söz gibi bilinse de aslında her an söylenebilecek bir zikirdir. Oruçluyken açlığın ve yorgunluğun ağırlaştığı anlarda, işe başlarken veya zorlandığınız bir durumda bu sözü tekrarlamak, tevekkülü tazeler.
Ezan ile kamet arasında yapılan dua reddedilmez mi?
Evet, hadiste ezan ile kamet arasında yapılan duanın geri çevrilmediği bildirilmiştir. Ramazan’da özellikle sabah ve yatsı namazlarında bu kısa aralık, camide veya evde dua için değerlendirilebilir. Akşam namazında ise iftar edildiği için bu süre kısa olabilir; kişi iftarını yaparken de gönlünden dua edebilir. Bu aralıkta dünya ve ahiret için hayır istemek, kendisi, ailesi ve bütün müminler için bağışlanma dilemek güzeldir. Dua için belirli bir kalıp şart değildir.
Telefondan abdestsiz Kur’an okumak caiz mi?
Evet, abdestsiz kişinin telefon veya tabletten Kur’an okuması caizdir. Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu’nun değerlendirmesine göre bu cihazlar mushaf hükmünde değildir; ekrandaki yazı kalıcı değil, cihaz kapanınca kaybolan bir görüntüdür. Yine de edep olarak ayetlerin göründüğü ekrana doğrudan dokunmamak, sayfa geçişini kenardan yapmak tavsiye edilir. Bu kolaylık Ramazan’da işe giderken, toplu taşımada veya abdest imkânı olmayan yerlerde okumayı sürdürmek isteyenler için büyük bir imkândır. Cünüp, hayızlı ve lohusanın durumu ise farklıdır ve ayrıca sorulmalıdır.
“Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh” zikrini 100 kez söylemenin fazileti var mı?
Evet. Sahih hadise göre “Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” sözünü günde yüz kez söyleyen kişiye on köle azat etmiş gibi sevap yazılır, yüz iyilik kaydedilir, yüz günahı silinir ve o gün akşama kadar şeytandan korunur. Anlamı: “Allah’tan başka ilah yoktur; O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na aittir, O her şeye kadirdir.” Sabah namazından sonra okumak güzel bir alışkanlıktır; ancak gün içinde herhangi bir vakitte de söylenebilir.
Kur’an mealine abdestsiz dokunulur mu?
Sadece tercümeden oluşan meal mushaf hükmünde değildir, abdestsiz dokunulabilir. Meal, Kur’an’ın anlamını başka bir dile aktarma çabasıdır; Kur’an’ın kendisi değildir. Ancak Arapça metinle birlikte basılmış meallerde durum değişir: Hanefî âlimleri, Arapça metin baskın veya eşitse abdestsiz dokunulmamasını, tercüme baskınsa dokunulabileceğini belirtmiştir. İhtiyatlı olan, Arapça metnin bulunduğu kısımlara elle dokunmamaktır. Tefsir kitapları için de benzer ölçü geçerlidir. Ramazan’da meal okumayı alışkanlık hâline getirenler bu ayrımı bilmelidir.
Ramazan’daki cuma günlerinde icabet saati nasıl değerlendirilir?
Cuma günü içinde, Müslümanın Allah’tan istediği hayrın verildiği bir saat bulunduğu sahih hadislerle bildirilmiştir. Bu saatin zamanı hakkında âlimler farklı görüşler ileri sürmüştür; en yaygın iki görüş, imamın minbere çıkmasından namazın bitimine kadar olan süre ile cuma günü ikindiden sonra akşama kadar olan süredir. Ramazan cumalarında ikindiden sonra iftara kadar olan vakit hem cuma hem oruç açısından kıymetlidir. Bu zamanı dua, istiğfar ve salavatla geçirmek tavsiye edilir.
Duaya hamd ve salavatla başlamak gerekir mi?
Şart değildir ama sünnete uygun ve güzel olan budur. Bir hadiste Peygamberimiz, namazda Allah’a hamd etmeden ve kendisine salavat getirmeden hemen isteklerini sıralayan birini görünce “acele etti” buyurmuş, önce Allah’a hamd ve senada bulunmayı, sonra salavat getirmeyi, ardından dilediğini istemeyi öğütlemiştir. Bu nedenle iftar, sahur veya teravih sonrası dualarda “Elhamdülillah” ile başlayıp salavat getirmek, ardından istekleri dile getirmek ve yine salavatla bitirmek güzel bir adaptır. Bunlar olmadan yapılan dua da geçerlidir.
Kur’an okurken secde ayeti gelince ne yapılır?
Secde ayetini okuyan veya duyan kişiye Hanefî mezhebine göre bir tilavet secdesi yapmak vaciptir. Yapılışı şöyledir:
- Abdestli olarak kıbleye dönülür, niyet edilir.
- Eller kaldırılmadan “Allahu ekber” diyerek secdeye varılır.
- Secdede üç kez “Sübhâne rabbiye’l-a’lâ” denir.
- “Allahu ekber” diyerek kalkılır; selam verilmez.
Şâfiî mezhebinde tilavet secdesi vacip değil, sünnettir. Mushaflarda secde ayetleri kenarda bir işaretle gösterilir; Ramazan’da hatim yapanlar bu işaretlere dikkat etmelidir.
Namazdan sonraki tesbihat nasıl yapılır, 33’er sayı nereden geliyor?
Tesbihat, farz namazdan sonra 33 Sübhânallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allâhu ekber söyleyip yüzü “Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh…” ile tamamlamaktır. Sayılar Müslim’deki sahih hadise dayanır; bu şekilde tesbih edenin günahlarının deniz köpüğü kadar olsa bile bağışlanacağı bildirilmiştir. Hanefîlerde, farzdan sonra sünneti olan namazlarda tesbihat son sünnetten sonra yapılır; öteki vakitlerde farzın hemen ardından okunur. Başlamadan önce Âyetü’l-kürsî okumak da Türkiye’deki yaygın ve rivayete dayanan uygulamadır.
Dua ederken eller nasıl tutulur?
Dua ederken elleri göğüs hizasına kadar kaldırıp avuç içlerini gökyüzüne doğru açık tutmak sünnettir. Peygamberimizin dua ederken ellerini kaldırdığı birçok rivayette geçer; bir hadiste Allah’ın, kendisine el açan kulunun ellerini boş çevirmekten hayâ ettiği bildirilir. Ellerin birbirine bitişik veya aralıklı olması konusunda katı bir kural yoktur. Yolda, işte ya da iftar sofrasında el kaldırmadan, içinden veya sessizce dua etmek de tamamen geçerlidir; el kaldırmak duanın şartı değil, adabıdır.
Kur’an’da kaç secde ayeti vardır?
Hanefî mezhebine göre Kur’an’da 14 secde ayeti vardır. Bunlar A’râf, Ra’d, Nahl, İsrâ, Meryem, Hac (ilk secde), Furkân, Neml, Secde, Sâd, Fussılet, Necm, İnşikâk ve Alak surelerindedir. Şâfiî mezhebinde de sayı 14’tür; ancak Sâd suresindeki secde yerine Hac suresinin ikinci secdesi sayılır, Sâd’daki ise şükür secdesi kabul edilir. Hatim sırasında bu ayetlerin tamamında tilavet secdesi yapılır. Mushaflarda secde yerleri kenarda işaretlidir; hatim takibi yapanlar okudukları secdeleri not alarak unutmayı önleyebilir.
Namazdan sonra tesbihatı yapmazsam namazım eksik olur mu?
Hayır, namaz selamla tamamlanır; tesbihat namazın parçası değil, ardından yapılan sünnet bir zikirdir. Aceleniz varsa tesbihatı yapmadan kalkmanız namazınızı etkilemez; sadece bu zikrin sevabından mahrum kalırsınız. İmkânınız olduğunda yolda, arabada veya işte de tesbihatı sonradan tamamlayabilirsiniz; hadiste namazın hemen ardından okunması önerilse de sonradan okunan zikir de sevaptır. Ramazan’da vakit daha bereketli kullanıldığı için tesbihatı atlamamaya özen göstermek, beş vakitte günde yaklaşık beş dakikalık bir zikir kazancı sağlar.
Duadan sonra elleri yüze sürmek sünnet mi?
Bu konudaki rivayetler zayıftır, ancak birbirini destekleyen birkaç yolla geldiği için bazı âlimler uygulanmasını güzel görmüştür. Toplumumuzda duanın sonunda “âmin” deyip elleri yüze sürmek yaygın bir gelenektir ve bunda sakınca yoktur. Yapmayan kişi de sünneti terk etmiş sayılmaz. Önemli olan, duanın kalpten yapılması ve Allah’a güvenle sonlandırılmasıdır. Bu tür teferruat yüzünden kimseyi kınamamak, birbirine hoşgörüyle yaklaşmak gerekir.
Televizyondan mukabele dinlerken secde ayeti duyunca secde gerekir mi?
Kayıttan dinlenen okumada tilavet secdesi gerekmez; canlı yayında ise yapılması uygundur. Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu’nun görüşüne göre banttan, kayıttan veya bilgisayar dosyasından dinlenen okuma hakiki bir tilavet sayılmadığı için secde vacip olmaz. Canlı yayında ise okuyuş o anda gerçekleştiğinden, secde ayetini duyanın secde etmesi ihtiyatlı ve güzel olandır. Emin olunamayan durumlarda secde etmek, hem ibadet hem ihtiyat bakımından tercih edilebilir. Kesin hüküm için müftülüğe veya Alo 190’a danışılabilir.
Tesbih parmakla mı çekilmeli, tespihle çekmek bid’at mı?
Parmakla saymak sünnettir; tespih kullanmak ise caizdir, bid’at sayılmaz. Hz. Peygamber’in tesbihi parmaklarıyla saydığı ve parmakların kıyamet günü şahitlik edeceğini söylediği rivayet edilir. Bazı sahâbîlerin çekirdek ve çakıl taşıyla saydığına dair rivayetler de bulunur; Hz. Peygamber bunu görüp yasaklamamıştır. Bu yüzden âlimlerin çoğunluğu tespihi, zikri saymaya yarayan bir araç olarak mubah görmüştür. Önemli olan aracın değil, kalbin huzurudur; tespihi gösteriş veya aksesuar hâline getirmemek gerekir.
Duanın sonunda “âmin” demek ne anlama gelir?
“Âmin”, “Allah’ım, kabul et” anlamına gelen bir sözdür. Hem kendi duasının sonunda hem de başkasının yaptığı duayı dinlerken söylenir. İftar sofrasında, hatim ve mukabele sonrasında veya cami cemaatiyle yapılan dualarda imamın duasına “âmin” diyen kişi, o duaya ortak olmuş olur. Âlimler, âmin diyenin de dua etmiş sayıldığını belirtmiştir. Âmin’i duanın her cümlesinin ardından yüksek sesle bağırarak değil, sükûnet ve edeple söylemek uygun olandır.
Tespihin 99 veya 33 taneli olması şart mı?
Hayır, bir şart değildir. Tespihin 33 ya da 99 taneli yapılması, namaz sonrası tesbihattaki 33’lük sayılara ve Allah’ın 99 ismine uyum sağlamak için ortaya çıkmış pratik bir gelenektir. Dinde tespihin belirli bir tane sayısı, rengi veya malzemesi emredilmemiştir. Parmakla, tespihle, sayaçla veya telefon uygulamasıyla sayabilirsiniz. Tespihin ortasındaki imame ve püskül de süs niteliğindedir. Tespihin kutsal bir eşya gibi görülmesi ya da belirli bir tespihle çekilen zikrin daha makbul sayılması dayanaksız bir inanıştır.
Tilavet secdelerini biriktirip sonra toplu yapmak olur mu?
Evet, namaz dışında okunan secde ayetlerinin secdesi sonraya bırakılabilir. Hanefî mezhebine göre namaz dışındaki tilavet secdesi hemen yapılmak zorunda değildir; ömür boyu vakti vardır. Ancak gereksiz yere geciktirmek mekruh sayılır, unutma riski de doğar. Hatim yapan biri okuduğu secde ayetlerini not alıp oturumun sonunda her biri için ayrı bir secde yapabilir. Aynı meclisde aynı secde ayeti birkaç kez okunursa tek secde yeterlidir. Namaz içinde okunan secde ayetinin secdesi ise namazda, gecikmeden yapılmalıdır.
Bütün Ramazan dua ettim ama olmadı; duayı bırakmalı mıyım?
Hayır, bırakmamalısınız. Peygamberimiz “Dua ettim de kabul olmadı” diyerek acele etmediği sürece kulun duasının kabul edildiğini bildirmiştir. Başka bir hadiste duanın üç şekilde karşılık bulduğu anlatılır: İstenen şey verilir, ya da ona denk bir kötülük uzaklaştırılır, ya da karşılığı ahirete saklanır. Yani samimi hiçbir dua boşa gitmez. İstenen şeyin zamanlaması ve hayırlı olup olmadığını en iyi bilen Allah’tır. Ramazan bittikten sonra da aynı duaya devam etmek imanın ve tevekkülün göstergesidir.
Oruçluyken sesli Kur’an okumak orucu etkiler mi?
Hayır, sesli Kur’an okumak orucu bozmaz ve hiçbir şekilde etkilemez. Okurken ağızda biriken tükürüğü yutmak da orucu bozmaz; tükürük kişinin kendi bünyesine ait olup ondan sakınmak mümkün değildir. Uzun okumada boğaz kuruması hissedilse de ağzı çalkalamaya gerek yoktur; çalkalanırsa suyun boğaza kaçmamasına dikkat edilir. Aksine oruçluyken Kur’an okumak, Ramazan’ın ruhuna en uygun ibadetlerdendir. Hz. Peygamber’in, oruç ve Kur’an’ın kıyamet günü kula şefaat edeceğini bildirdiği rivayet edilir.
Zikri telefon uygulaması veya dijital sayaçla saymak caiz mi?
Evet, caizdir. Zikri saymak için kullanılan her araç, parmak ve tespih gibi bir vasıtadır; dijital sayaç veya uygulama da bu kapsama girer. Dikkat edilmesi gereken, telefonun zikir sırasında bildirimlerle dikkati dağıtmaması ve zikrin ekrana bakma alışkanlığına dönüşmemesidir. Sünnet olan parmakla saymayı da ihmal etmemek güzeldir. Sayma işini tamamen bir cihaza bırakmak yerine, kalbin söylenen sözün anlamına yönelmesi asıl hedeftir. Uygulamanın size “zikir hedefi” yüzünden kaygı veya yarış hissi vermesine de izin vermeyin.
Duanın kabulü için helal lokma neden önemli?
Çünkü sahih hadiste, uzun yolculuk yapmış, saçı başı dağılmış hâlde ellerini kaldırıp “Ya Rabbi!” diye dua eden, fakat yediği, içtiği ve giydiği haramdan olan birinin duasının nasıl kabul edileceği sorulmuştur. Bu hadis, haram kazancın duaya engel olabileceğini hatırlatır. Ramazan’da gündüz helal yiyeceklerden bile uzak durulurken iftar sofrasının haramdan uzak olması ayrıca önemlidir. Kazancını, alışverişini ve kul hakkını gözden geçirmek, duanın kabulüne zemin hazırlayan bir adımdır.
Mukabelede okuyanın hatasını düzeltmek gerekir mi?
Evet, özellikle anlamı bozan bir hata varsa edeple düzeltmek gerekir; mukabelenin asıl amacı da budur. Kelime “karşılıklı okuma” anlamı taşır ve Cebrâil’in her Ramazan Hz. Peygamber’le Kur’an’ı karşılıklı okumasına dayanır. Takip eden kişi hatayı fark edince kısa ve alçak sesle doğru kelimeyi söyler; azarlayıcı veya gösterişli bir tavırdan kaçınır. Küçük tecvid kusurlarında okuyanı her seferinde durdurmak yerine sonrasında nazikçe hatırlatmak daha uygundur. Düzeltilen kişinin de bunu hoşgörüyle karşılaması mukabele adabındandır.
Zikir sesli mi yapılmalı, içinden mi?
Her ikisi de caizdir; asıl olan başkalarını rahatsız etmeyecek, gösterişten uzak bir sesle yapılmasıdır. Kur’an, Rabbi yalvararak, korkarak ve yüksek olmayan bir sesle içten anmayı öğütler. Hz. Peygamber de sesini yükselterek tekbir getiren sahâbîlere, sağır veya uzakta birine seslenmediklerini hatırlatmıştır. Diğer yandan dil ile söylemek, sadece kalpten geçirmekten daha faziletli kabul edilir; çünkü dil ve kalp birlikte ibadete katılır. Camide namaz kılanların yanında yüksek sesle zikretmekten kaçınmak edeptir.
Dilimi kıpırdatmadan sadece kalbimden zikretmek sevap mı?
Evet, kalbin Allah’ı hatırlaması da bir zikirdir ve sevaptır. Allah’ı düşünmek, nimetlerini tefekkür etmek, O’nun huzurunda olduğunu hissetmek zikrin en derin boyutudur. Ancak tesbihat, sabah-akşam zikirleri gibi belirli sözlerle yapılan ve hadislerde sevabı bildirilen zikirlerde, âlimler sözün dille, en azından kişinin kendisinin duyacağı kadar söylenmesini gerekli görür. Yani sayılı zikirlerde dil, genel Allah’ı anma hâlinde ise kalp esastır. En güzeli, dilin söylediğini kalbin de anlamasıdır.
Mukabelede mushaftan takip etmek mi, sadece dinlemek mi daha iyi?
Okuma bilen için mushaftan takip etmek daha faziletlidir; bilmeyen için dikkatle dinlemek de büyük sevaptır. Mushafa bakmak ayrı bir ibadet sayılmış, takip eden kişi hem dinleme hem görme ile metne eşlik etmiş olur. Ayrıca takip, okuyanın hatalarını fark ederek mukabelenin amacına katkı sağlar. Okuması olmayan veya gözleri zayıf olanlar için sessizce ve saygıyla dinlemek, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun” emrine uymaktır. Önemli olan, dikkatin telefona veya sohbete kaymamasıdır.
Oruçluyken birine beddua etmek caiz mi?
Tavsiye edilmez; oruçlu kişi dilini kötü sözden korumakla sorumludur. Peygamberimiz oruçlunun kötü söz söylememesini, biri kendisine sataşırsa “Ben oruçluyum” demesini öğütlemiştir. Haksızlığa uğrayan mazlumun zalim aleyhine dua etmesi caiz olsa da affetmek ve karşı taraf için hidayet dilemek daha faziletlidir. Özellikle çocuklara, eşe, kendine veya malına beddua etmek hadiste yasaklanmıştır; çünkü böyle bir söz kabul vaktine denk gelebilir. Öfke anında susmak ve istiğfar etmek en doğrusudur.
Abdestsiz zikir çekip salavat getirebilir miyim?
Evet, abdestsiz de zikir yapılabilir ve salavat getirilebilir. Hz. Âişe, Hz. Peygamber’in her hâlinde Allah’ı andığını bildirmiştir. Abdest, namaz ve Mushaf’a dokunmak için şarttır; zikir için ise şart değil, faziletli bir hazırlıktır. Abdestli olmak zikre ayrı bir huzur ve edep kattığı için mümkünse tercih edilir. Yatakta, yolda, iş yerinde abdestsizken zikretmek hem caiz hem sevaptır. Bu yüzden “abdestim yok” diye zikri ertelemek gerekmez; yalnız tuvalette ve pis yerlerde dil ile zikir mekruhtur.
Evde tek başıma hatim bitirince hatim duası nasıl yapılır?
Hatim duasının belirli bir kalıbı şart değildir; kişi kendi diliyle de dua edebilir. Hatmin sonunda dua etmek, Enes b. Mâlik’in hatim bitince ailesini toplayıp dua ettiğine dair rivayete dayanan güzel bir gelenektir. Pratik bir sıra şöyle olabilir:
- Nâs suresinden sonra Fâtiha ve Bakara’nın ilk ayetleri okunur.
- Allah’a hamd, Peygamber’e salavat getirilir.
- Okumadaki kusurlar için af, Kur’an’ı anlama ve yaşama için dua edilir.
- Sevabı dilenen kişilere bağışlanır ve salavatla bitirilir.
Hatim duası kitaplarındaki uzun metinler okunabilir, ama zorunlu değildir.
Kavga çıkarana “Ben oruçluyum” demek sünnet mi?
Evet, bu söz sahih hadisle öğretilmiştir. Peygamberimiz, oruçlu kişiye biri sövdüğünde veya kavga etmek istediğinde “Ben oruçluyum, ben oruçluyum” demesini tavsiye etmiştir. Âlimler bu sözün hem kişinin kendine hatırlatma, hem de karşı tarafı yumuşatma işlevi gördüğünü belirtmiştir. Gösteriş kaygısı taşıyorsa içinden söylenmesi, gerginliği azaltacaksa sakin bir dille açıkça söylenmesi uygundur. Böylece oruç, sadece mideyi değil dili ve öfkeyi de kontrol altına alan bir ibadete dönüşür.
Dua ederken ağlamak gerekir mi, ağlayamazsam duam eksik mi olur?
Hayır, ağlamak duanın şartı değildir; ağlayamayan kişinin duası eksik sayılmaz. Allah korkusu ve sevgisiyle gözyaşı dökmek elbette övülmüş bir hâldir ve hadislerde Allah korkusundan ağlayan gözün cehennem ateşine dokunmayacağı bildirilmiştir. Ancak gözyaşı insanın iradesine bağlı değildir. Önemli olan kalbin huşu içinde olması, ne istediğinin farkında olması ve Allah’a güvenmesidir. Başkaları görsün diye kendini zorlayarak ağlamaya çalışmak ise ihlasa zarar verebilir.
Hatim bitince Fâtiha ve Bakara’nın başını okumak sünnet mi?
Kesin bir sünnet değil, âlimlerin güzel gördüğü bir gelenektir. Bu uygulama, hatmi bitirir bitirmez yeniden başlamayı ifade eder ve “konaklayıp yeniden yola koyulan” anlamına gelen el-hâl el-mürtehil tabiriyle anılır. Bu konuda Tirmizî’nin naklettiği rivayet zayıf kabul edilmiştir. Yine de Kur’an ile bağı koparmama anlamı taşıdığı için birçok âlim uygulamayı müstehab saymıştır. Hatmin sonunda Fâtiha ile Bakara’nın “müflihûn” kelimesine kadar olan ilk beş ayetini okumak yaygın gelenektir; yapmayanın hatmi eksik sayılmaz.
Yatarken, araba kullanırken veya yürürken zikir çekmek olur mu?
Evet, olur. Kur’an akıl sahiplerini, Allah’ı ayakta, otururken ve yanları üzerine yatarken anan kimseler olarak över. Zikrin özel bir oturuş şekli veya kıbleye dönme şartı yoktur. Yolda yürürken, toplu taşımada, sıra beklerken ya da uyumadan önce yatakta zikretmek sünnete uygundur. Araç kullanırken ise dikkat dağıtacak şekilde tespih çekmek veya ekrandan sayı takip etmek tehlikelidir; bu durumda sayıya bağlı kalmadan içinden veya kısık sesle zikretmek yeterlidir. Can güvenliği, sayı tutmaktan önce gelir.
Dua kitabından veya ekrandan okuyarak dua etmek olur mu?
Evet, olur. Ezberinde dua bulunmayan kişi kitaptan, telefondan veya bir kâğıttan okuyarak dua edebilir; bunun hiçbir sakıncası yoktur. Yalnız namaz içinde, kıraat ve dualar için kitaptan okumak Hanefî mezhebine göre namazı bozar; bu nedenle namazda ezberdeki dualar okunur. Namaz dışında ise ekrandan okumak tamamen serbesttir. Okunan duanın anlamını bilmek ve kalben ona iştirak etmek duayı daha canlı kılar. Zamanla birkaç kısa duayı ezberlemek de güzel bir Ramazan hedefi olabilir.
Hatmin sonunda İhlâs suresini üç kez okumak gerekli mi?
Gerekli değildir; bazı bölgelerde yaygın bir gelenektir. Bu uygulamanın arkasında, İhlâs suresinin Kur’an’ın üçte birine denk olduğunu bildiren sahih hadisten hareketle hatimdeki olası eksikleri telafi etme düşüncesi vardır. Ancak bu hadis, İhlâs’ın anlamca değerini anlatır; üç İhlâs’ın hatim yerine geçtiği veya hatmin eksiklerini tamamladığı anlamına gelmez. Bazı âlimler, sure tekrarını hatim içinde yapmayı mekruh görmüş, hatimden sonra dua bölümünde okumayı ise uygun bulmuştur. Yapmak da yapmamak da serbesttir.
Tuvalette veya banyoda zikir yapılır mı?
Hayır, tuvalette ve abdesthanede dil ile zikretmek mekruhtur. Hz. Peygamber’in tuvaletteyken selam almadığı, çıktıktan sonra abdest alıp selamı iade ettiği rivayet edilir. Tuvalete girmeden önce “Allahümme innî eûzü bike mine’l-hubsi ve’l-habâis” duası okunur, çıkınca “Gufrâneke” denir. İçeride zikir gerekirse sadece kalpten geçirilir. Tuvaletten ayrı, sadece yıkanma amaçlı kullanılan temiz bir banyoda ise zikretmek mekruh sayılmaz; yine de avret yerleri açıkken yüksek sesle zikretmemek edebe daha uygundur.
Anlamını bilmeden Arapça dua okumak sevap mı?
Evet, Peygamberimizden gelen Arapça duaları okumak anlamı bilinmese de sevaptır ve bereket vesilesidir. Ancak dua, esasen kulun Allah’tan bir şey istemesidir; ne istediğini bilmek duanın ruhuna daha uygundur. Bu yüzden okunan duanın meali öğrenilmeli, mümkünse Arapça metinle birlikte Türkçe anlamı da düşünülerek okunmalıdır. Arapça bilmeyen kişi kendi diliyle de gönül rahatlığıyla dua edebilir. Allah bütün dilleri bilir ve kalpteki samimiyete bakar.
Hatim yaparken her surenin başında besmele çekilir mi?
Evet, Tevbe suresi hariç her surenin başında besmele okunması uygundur. Besmele, Tevbe dışındaki bütün surelerin başında mushafta yazılıdır ve Hanefî mezhebine göre sureleri birbirinden ayırmak için indirilmiş müstakil bir ayettir. Hatim sırasında sure başlarında besmeleyi terk etmek, bazı âlimlere göre hatmi eksik bırakır; bu yüzden en az bir kez sesli okunması tavsiye edilir. Tevbe suresine geçerken besmele çekilmez; önceki sure bitince doğrudan başlanır. Surenin ortasından okumaya başlayan ise eûzü okur, besmele çekmesi de güzel görülmüştür.
İftarı beklerken son dakikalarda hangi zikirler yapılabilir?
Belirli bir zikir şart değildir; istiğfar, tesbih, salavat ve kelime-i tevhid bu dakikaları değerlendirmenin güzel yollarıdır. Oruçlunun iftar anındaki duasının reddedilmediğine dair hadisler bulunduğundan, son dakikalar zikir ile duayı birleştirmek için değerlidir. Örneğin önce birkaç kez “Sübhânallahi ve bihamdihî” ve salavat söyleyip ardından kendiniz, aileniz ve ümmet için dua edebilirsiniz. Sofra hazırlığıyla meşgul olanlar da işlerini yaparken dilleriyle zikredebilir. Ekran karşısında geri sayım izlemek yerine bu dakikaları zikirle geçirmek sofraya huzur katar.
Birinden “Ramazan’da bana da dua et” diye istemek doğru mu?
Evet, caizdir. Peygamberimiz umreye giden Hz. Ömer’e “Kardeşim, bizi de duandan unutma” dediği rivayet edilir; bu rivayette zayıflık bulunsa da başkasından dua istemenin caiz olduğu âlimlerin ortak görüşüdür. Kişinin kendisinin de dua etmesi, başkasının duasına güvenip kendi duasını ihmal etmemesi gerekir. Bir mümin kardeşinin gıyabında dua ettiğinde meleğin “Sana da aynısı olsun” dediği sahih hadiste geçer; bu nedenle dua isteyene de karşılıklı dua etmek güzeldir.
Ramazan’da başladığım hatim yarıda kalırsa günah olur mu?
Hayır, adak edilmemiş bir hatmi yarıda bırakmak günah değildir. Ramazan’da hatim yapmak güzel bir sünnet geleneğidir, farz veya vacip değildir. Okunan her sayfa ayrı ayrı sevaptır; hatmin tamamlanmaması okunanların sevabını ortadan kaldırmaz. Kalan kısım Şevval’de veya sonraki aylarda tamamlanabilir; böylece Ramazan sonrasında da Kur’an okuma alışkanlığı sürmüş olur. Kişi hatmi Allah’a söz vererek adamışsa durum farklıdır; adak borcu olduğu için tamamlanması gerekir.
Sahurdan sonra sabah namazına kadar hangi zikirler yapılır?
Bu vakitte istiğfar, tesbih ve Kur’an okumak en uygun zikirlerdir. Kur’an, seher vakitlerinde bağışlanma dileyenleri över. Sahurdan sonraki kısa zaman dilimi, gecenin en bereketli anlarından biridir. Sabah namazından sonra ise Hz. Peygamber’in güneş doğana kadar oturup Allah’ı andığı sahih rivayetlerde yer alır. Bu süreyi uyuyarak geçirmek günah değildir; ancak birkaç dakikalık tesbih, “Estağfirullah” ve sabah zikirleri ile başlamak güne manevi bir tazelik katar. Uyku düzeninizi bozmayacak kadarını hedeflemek devamlılığı sağlar.
Birinin haberi olmadan onun için dua etmenin fazileti nedir?
Çok faziletlidir. Sahih hadiste, bir Müslümanın kardeşinin gıyabında, yani onun haberi olmadan yaptığı duanın kabul edildiği ve başında görevli bir meleğin “Âmin, sana da aynısı olsun” dediği bildirilmiştir. Ramazan’da iftar ve sahur vakitlerinde akrabalar, komşular, hastalar, borçlular ve sıkıntıdaki insanlar için isim isim dua etmek hem kalbi genişletir hem de duanın bereketinin dua edene de dönmesine vesile olur. Bu, kıskançlık ve kırgınlıkları gidermenin de güzel bir yoludur.
Ramazan’da hatim okumayı adadım ama yetiştiremedim, ne yapmalıyım?
Adağı yerine getirmek gerekir; Ramazan bitmiş olsa da hatim sonradan tamamlanır. Hanefî mezhebine göre adağın sahih olması için adanan şeyin farz veya vacip cinsinden bir ibadet olması şartı aranır ve Kur’an okumanın adak konusu olup olamayacağı tartışılmıştır. Ancak kişi “Allah için hatim okuyacağım” diye kesin söz verdiyse, sözünü tutması dinî ve ahlaki bir yükümlülüktür. Belirli bir zamana bağlanan adak o zamanda yapılamazsa sonra kaza edilir; bunun için kefaret gerekmez. Hatmi en kısa sürede bitirmek ve bu tür sözleri gücü ölçerek vermek uygundur.
Salavat getirmek farz mı, vacip mi?
Ömürde en az bir kez salavat getirmek farzdır. Kur’an’da Allah ve meleklerin Peygamber’e salât ettiği bildirilir ve müminlere de ona salât ve selam getirmeleri emredilir. Hanefî âlimlerin bir kısmı, Hz. Peygamber’in adı her anıldığında salavat getirmeyi vacip, çoğunluğu ise bir mecliste ilk anılışta vacip, sonraki anılışlarda müstehap sayar. Hz. Peygamber, adı yanında anılıp da salavat getirmeyeni “cimri” olarak nitelemiştir. Bu yüzden onun adını duyduğumuzda kısaca “sallallâhu aleyhi ve sellem” demek edebin gereğidir.
Bir salavat getirene Allah’ın on rahmet ettiği doğru mu?
Evet, bu sahih bir hadistir. Müslim’in rivayetine göre Hz. Peygamber, kendisine bir kez salavat getirene Allah’ın on kez rahmet edeceğini bildirmiştir. Nesâî’nin rivayetinde buna on günahın silinmesi ve on derece yükseltilme de eklenir. Salavat, Peygamber’e duyulan sevginin ve ona borçlu olduğumuz hidayetin şükrünün ifadesidir; ona bir fayda sağlamaktan çok, getirenin kendisine fayda verir. Ramazan’da günlük zikir planına kısa bir salavat bölümü eklemek bu müjdeden pay almanın kolay yoludur.
Para verip başkasına hatim okutmak caiz mi?
Hanefî mezhebinin müteahhir âlimlerine ve Diyanet’e göre, sevabı bağışlanmak üzere ücret karşılığında Kur’an okutmak caiz değildir. Çünkü ibadet Allah rızası için yapılır; sevap alınıp satılan bir mal değildir. Ücretle okunan Kur’an’ın okuyana sevap getirmeyeceği, dolayısıyla bağışlanacak bir sevabın da kalmayacağı ifade edilmiştir. Buna karşılık Kur’an öğretmek, imamlık ve hatiplik gibi hizmetlere ücret verilmesi zaruret gereği caiz görülmüştür. Okuyana önceden şart koşulmadan, gönülden bir hediye verilmesinde sakınca yoktur. En güzeli, kişinin hatmi kendisinin veya ailesinin okumasıdır.
Ramazan’da anne baba için hangi dua okunur?
En bilinen dua, Kur’an’da öğretilen “Rabbi’rhamhümâ kemâ rabbeyânî sağîrâ” duasıdır; anlamı “Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl yetiştirdilerse, sen de onlara öyle merhamet et” şeklindedir. Namazların sonunda okunan “Rabbenağfirlî ve li-vâlideyye ve li’l-mü’minîne yevme yekûmü’l-hisâb” duası da anne baba için yapılan bir duadır. Anne babası hayatta olan onlar için sağlık, huzur ve hidayet; vefat etmiş olan ise mağfiret ve rahmet diler. Hadiste, vefattan sonra da salih evladın duasının ölüye fayda verdiği bildirilmiştir.
En faziletli salavat hangisi, Salli-Bârik mi?
Evet, âlimlerin çoğunluğuna göre en faziletli salavat, namazda okunan Salli-Bârik dualarıdır (Salât-ı İbrâhîmiyye). Sahâbîler “Sana nasıl salavat getirelim?” diye sorduğunda Hz. Peygamber bu metni bizzat öğretmiştir. Dolayısıyla sözü Peygamber’den gelen bir salavattır. Bunun dışında “Allahümme salli alâ Muhammed” veya “Sallallâhu aleyhi ve sellem” gibi kısa ifadeler de tam bir salavattır. Uzun ve edebî salavat metinleri de okunabilir; ancak onlara Salli-Bârik’ten üstün fazilet yüklemek doğru değildir.
Kur’an öğreten hocaya veya kursa ücret vermek caiz mi?
Evet, Kur’an öğretimi karşılığında ücret vermek ve almak caizdir. İlk dönem Hanefî âlimleri ibadet sayılan işlere ücret almayı uygun görmemiş, ancak sonraki âlimler dinin öğretiminin aksamaması için Kur’an öğretimine, imamlık ve müezzinliğe ücret verilmesini caiz kabul etmiştir. Hz. Peygamber’in, sahabenin rukye karşılığında aldığı ücrete izin verdiği ve “Karşılığında ücret almaya en layık olduğunuz şey Allah’ın kitabıdır” buyurduğu da bilinir. Ramazan’da açılan yaz veya yetişkin kursları için yapılan ödemeler bu kapsamdadır.
Ramazan’da vefat etmiş yakınlarımız için nasıl dua edilir?
Vefat edenler için belirli bir kalıp şart değildir; Arapça veya Türkçe olarak onların bağışlanmasını, kabirlerinin genişletilmesini ve rahmetle anılmalarını istemek yeterlidir. Peygamberimizin cenaze namazında okuduğu “Allâhümmağfir lehû verhamhu ve âfihî va’fu anhu” duası bu konuda güzel bir örnektir. Kur’an’da da “Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş kardeşlerimizi bağışla” buyrulur. İftar sofrasında, teravih sonrasında veya Kadir gecesinde vefat edenleri anmak, onlar adına sadaka vermek güzel bir vefa örneğidir.
“Rabbenâ âtinâ” duası neden bu kadar çok okunur?
Çünkü bu dua, dünya ve ahiretin iyiliğini tek cümlede toplayan kapsamlı bir Kur’an duasıdır ve Peygamberimizin en sık okuduğu dualardandır. Anlamı: “Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru.” Hz. Enes, Peygamberimizin dualarının çoğunun bu dua olduğunu bildirmiştir. Ramazan’da iftar öncesinde, teravih sonrasında ve secdelerin dışında her an okunabilir. Ne isteyeceğini bilemeyen kişi için de mükemmel bir başlangıç duasıdır.
Namazın son oturuşunda Salli-Bârik okumak farz mı?
Hanefîlere göre sünnettir; Şâfiîlere göre ise son oturuşta salavat getirmek farzdır. Hanefî mezhebinde Salli-Bârik unutulursa namaz sahihtir, sehiv secdesi de gerekmez. Şâfiî mezhebinde ise son oturuşta en az “Allahümme salli alâ Muhammed” denmezse namaz geçerli olmaz; Salli-Bârik’in tamamı sünnettir. İlk oturuşta ise Hanefîlere göre Tahiyyât’tan sonra salavata devam etmek, farz namazlarda sehiv secdesini gerektirebilir. Şâfiî imama uyan Hanefî, kendi namazında salavatı okumaya zaten devam ettiği için bir sorun yaşamaz.
Ramazan’da 41 Yâsin okumanın özel bir fazileti var mı?
41 Yâsin okumanın özel bir faziletini bildiren sahih bir hadis yoktur. Halk arasında bir dilek veya sıkıntı için 41 kez Yâsin okumak yaygın bir gelenektir; Kur’an okumak her zaman sevap olduğu için bu okuyuş caizdir. Ancak belirli bir sayıya bağlı olarak belirli bir sonucun garanti edildiğine inanmak dinî bir dayanağa sahip değildir. Ramazan’da bu okuyuşu yapan kişi niyetini Kur’an okumak ve dua etmek olarak tutmalı, sayıyı bir zorunluluk veya sihirli bir formül gibi görmemelidir. Aynı süre hatim veya meal okumaya da ayrılabilir.
“Yâsin Kur’an’ın kalbidir” hadisi sahih mi?
Bu rivayet zayıf kabul edilmiştir. Tirmizî, Yâsin suresinin Kur’an’ın kalbi olduğunu bildiren hadisi naklettikten sonra onun garip olduğunu belirtmiş, hadis âlimleri de senedinde zayıflık tespit etmiştir. Yâsin’in ölülerin yanında okunmasına dair Ebû Dâvûd’daki rivayet de tartışmalıdır. Bu durum Yâsin suresinin değerini azaltmaz; o da Kur’an’ın diğer sureleri gibi okunması sevap olan, ahiret, diriliş ve tevhid konularını güçlü biçimde işleyen bir suredir. Ancak zayıf rivayetlere dayanarak onu diğer surelerin önüne geçirmek doğru değildir.
Salavatta “seyyidinâ” (efendimiz) demek caiz mi?
Evet, namaz dışında “Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed” demek caizdir ve edebe uygundur. Hz. Peygamber kendisi için “Ben Âdemoğlunun efendisiyim, bununla övünmem” buyurmuştur. Namazdaki Salli-Bârik’te ise âlimler arasında görüş farkı vardır: Bir kısmı hadiste geçen metne harfiyen bağlı kalmayı, bir kısmı saygı ifadesi olarak “seyyidinâ” eklemeyi tercih eder. İki uygulama da namazı bozmaz. Bu konu, Müslümanlar arasında tartışma ve kırgınlık sebebi yapılacak bir mesele değildir.
Sıkıntılı biri Ramazan’da Yûnus duasını okuyabilir mi?
Evet, okuyabilir ve bu çok güzel bir duadır. Hz. Yûnus’un balığın karnında yaptığı “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn” duası Kur’an’da geçer; anlamı “Senden başka ilah yoktur, seni tenzih ederim, ben gerçekten zalimlerden oldum” şeklindedir. Hadiste bu duayla herhangi bir konuda dua eden Müslümanın duasının kabul edileceği bildirilmiştir. Belirli bir sayı şartı yoktur; halk arasında yaygın olan belirli sayılarda okuma âdetleri bir tavsiyedir, sünnet değildir.
Anlamını bilmeden Arapça Kur’an okumak sevap mı?
Evet, anlamını bilmeden okumak da sevaptır. Hz. Peygamber, Kur’an’dan bir harf okuyana on sevap yazılacağını bildirmiş ve “Elif-lâm-mîm bir harf değil; elif bir harf, lâm bir harf, mîm bir harftir” buyurmuştur. Arapça tilavet, Kur’an’ın indirildiği lafızla okunması olduğu için ayrı bir ibadettir. Bununla birlikte Kur’an’ın indiriliş amacı anlaşılmak ve yaşanmaktır; ayetler üzerinde düşünmek de emredilmiştir. En güzeli, Ramazan’da Arapça tilavetin yanında her gün birkaç sayfa meal okuyarak ikisini birleştirmektir.
Hasta bir yakınım için Ramazan’da hangi şifa duası okunur?
Peygamberimizin hasta ziyaretinde okuduğu “Ezhibi’l-be’se Rabbe’n-nâs, işfi ente’ş-şâfî, lâ şifâe illâ şifâük, şifâen lâ yüğâdiru sekamâ” duası okunabilir. Anlamı: “Ey insanların Rabbi! Sıkıntıyı gider, şifa ver; şifa veren sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur; hiçbir hastalık bırakmayan bir şifa ver.” Ayrıca Fâtiha ve Muavvizeteyn okunabilir. Şifa niyetiyle okunan dualar tedavinin yerini tutmaz; şifa Allah’tandır, hekim tavsiyelerine uymak da O’nun koyduğu sebeplere sarılmaktır.
Salavatı Türkçe söylersem sevabını alır mıyım?
Namaz dışında evet; “Allah’ım, Peygamberimiz Muhammed’e rahmet ve selam eyle” gibi anlamlı bir Türkçe ifade de salavat yerine geçer. Salavat bir dua olduğu için her dilde yapılabilir. Ancak Arapça metinlerin, hadiste öğretilen lafza bağlı kalma ve ümmetin ortak dili olma gibi ayrı bir değeri vardır. Namazdaki Salli-Bârik ise Arapça okunur. En güzeli, kısa bir Arapça salavatı ezberleyip anlamını da bilerek söylemektir; Arapçayı telaffuz edemeyenler Türkçe söyleyerek bu sevaptan mahrum kalmaz.
Borç ve geçim sıkıntısı için Ramazan’da ne dua edilir?
Peygamberimizin sık okuduğu “Allâhümme innî eûzü bike mine’l-hemmi ve’l-hazeni, ve’l-aczi ve’l-keseli, ve’l-cübni ve’l-buhli, ve dala’i’d-deyni ve ğalebeti’r-ricâl” duası okunabilir. Anlamı kısaca: “Allah’ım! Kaygıdan, üzüntüden, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, borcun ağırlığından ve insanların baskısından sana sığınırım.” Dua ile birlikte harcamaları düzenlemek, helal yoldan gayret etmek ve gerekirse alacaklıyla konuşmak da tevekkülün gereğidir. Dua, çalışmanın yerine değil, yanına konur.
Latin harfleriyle yazılmış Kur’an’dan okumak doğru mu?
Tavsiye edilmez; çünkü Latin harfleri Arapça sesleri doğru karşılayamaz ve okuyuşu bozar. Arapçadaki “ح” ile “ه”, “س” ile “ص” gibi farklı harfler Latin yazıda çoğu zaman aynı harfle gösterilir; bu da anlamı değiştiren hatalara yol açabilir. Âlimler bu nedenle Kur’an’ın başka alfabeyle mushaf şeklinde yazılmasını uygun görmemiştir. Arapça harfleri öğrenmek sanıldığı kadar uzun sürmez; Diyanet Kur’an kursları yetişkinler için de açıktır. Öğrenene kadar kısa sureleri bir hocadan dinleyerek ezberlemek veya meal okumak daha sağlıklı bir yoldur.
Peygamberimizin adından sonra “(s.a.v.)” diye kısaltma yazmak yeterli mi?
Yazıda kısaltma kullanmak caizdir; ancak okuyanın bunu açık olarak “sallallâhu aleyhi ve sellem” diye söylemesi güzel olur. Klasik âlimler, yazıda salavatı açıkça yazmayı tavsiye etmiş, kısaltmayı hoş görmemişlerdir; çünkü bazen okuyan kısaltmayı atlayıp salavatı hiç söylemez. Günümüzde mesajlarda ve sosyal medyada kısaltma yaygındır ve bu, niyet salavat olduğu sürece günah değildir. Önemli olan, yazan veya okuyanın dili ve kalbiyle salavatı gerçekten getirmesidir.
Hayırlı bir eş için Ramazan’da dua edilir mi?
Evet, dünya ve ahiret için her türlü helal ve hayırlı şey Allah’tan istenebilir; hayırlı bir eş de bunlardandır. Kur’an’da geçen “Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yün” duası bu konuda okunabilir; anlamı “Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı olacak nesiller bağışla” şeklindedir. Hz. Mûsâ’nın “Rabbim! Bana indireceğin her hayra muhtacım” duası da uygundur. Belirli bir kişinin adını vererek “o benim olsun” diye ısrar etmek yerine hayırlısını istemek daha isabetlidir.
Ramazan’daki cuma günlerinde salavatı çoğaltmak sünnet mi?
Evet, cuma günü ve gecesi salavatı çoğaltmak sünnettir. Hz. Peygamber, günlerin en faziletlisinin cuma olduğunu belirterek o gün kendisine çokça salavat getirilmesini istemiş ve bunların kendisine arz edildiğini bildirmiştir. Ramazan’daki cumalar, hem mübarek ayın hem de haftanın bayramının bir araya geldiği günlerdir. Kehf suresini okumak, dua etmek ve salavat getirmek bu günleri değerlendirmenin sünnete uygun yollarıdır. Belirli bir sayı şartı yoktur; kişi gücü ölçüsünde çoğaltır.
Yaşım ilerledi, Ramazan’da Kur’an öğrenmeye başlamak için geç mi?
Hayır, Kur’an öğrenmek için hiçbir yaş geç değildir. Hz. Peygamber, Kur’an’ı ustaca okuyanın meleklerle beraber olacağını, zorlanarak ve kekeleyerek okuyana ise iki kat ecir verileceğini bildirmiştir. Yani öğrenme sürecindeki zorluk bile ayrı bir sevap sebebidir. Sahabe arasında da ileri yaşta Müslüman olup Kur’an öğrenenler vardı. Ramazan, cami ve Kur’an kurslarında yetişkinlere yönelik programların arttığı bir dönemdir. Günde on-on beş dakika ile başlamak, Elif-Bâ’dan sonra kısa surelerle devam etmek gerçekçi bir yoldur.
Kur’an’ı içimden, dudak kıpırdatmadan okursam okumuş sayılır mıyım?
Hanefî mezhebine göre tilavet sayılması için harflerin dil ve dudakla telaffuz edilmesi gerekir; sadece gözle takip okuma sayılmaz. Hatta namazdaki kıraatin geçerli olması için bile harflerin çıkarılması şarttır; sesin kişinin kendi kulağına ulaşması gerektiğini söyleyen âlimler de vardır. Gözle takip ederek içinden okumak ise tefekkür ve Kur’an’a bakma ibadeti olarak sevaptan hâli değildir. Toplu taşıma gibi yerlerde sesli okuyamayan kişi dudaklarını hafifçe kıpırdatarak fısıltıyla okursa tilavet sevabı almış olur.
Salavat getirilmeyen dua askıda kalır mı?
Hz. Ömer’den gelen bir rivayette duanın, Peygamber’e salavat getirilinceye kadar yer ile gök arasında askıda kalacağı bildirilir. Bu söz duada salavatın önemini gösterir; ancak salavatsız yapılan duanın kesinlikle reddedileceği anlamına gelmez. Allah, kulunun her duasını işitir. Hz. Peygamber, namazda Allah’ı övmeden ve salavat getirmeden dua eden birine önce hamd ve salavatla başlamayı öğretmiştir. Bu yüzden dualarımızı hamd ve salavatla başlatıp bitirmek, kabule vesile olması umulan güzel bir edeptir.
Ezandan sonra salavat getirip vesile duası okumanın fazileti nedir?
Sahih hadise göre ezanı dinleyen, müezzinin söylediklerini tekrarlar, ardından salavat getirir ve vesile duasını okursa Hz. Peygamber’in şefaatine hak kazanır. Vesile duası “Allahümme rabbe hâzihi’d-da’veti’t-tâmme…” diye başlayan duadır. Ramazan’da özellikle iftar ve imsak ezanları çok dikkatle dinlendiği için bu sünneti yaşatmak için güzel fırsattır. İftarda ezan okunurken orucu açıp lokmalar arasında ezanı dinlemek ve bitince salavatla duayı okumak mümkündür; ikisi birbirine engel değildir.
Yatarak veya uzanarak Kur’an okunur mu?
Evet, yatarak veya uzanarak Kur’an okumak caizdir. Allah, “ayakta, otururken ve yanları üzerine yatarken” kendisini ananları övmüştür. Hz. Âişe, Hz. Peygamber’in kendisi hayızlıyken onun kucağına yaslanarak Kur’an okuduğunu nakletmiştir. Bununla birlikte mümkün olduğunda abdestli, kıbleye dönük ve oturarak okumak edebe daha uygundur. Hasta, yaşlı veya yorgun olan kişi yatağında ezberinden ya da telefondan okuyabilir. Ayaklarını mushafa doğru uzatmamak ve mushafı yere değil yüksekçe bir yere koymak edep gereğidir.
Araba kullanırken veya yürürken Kur’an okunur mu?
Evet, ezberden okumak caizdir; ancak araç kullanırken ekrandan okumak kesinlikle doğru değildir. Yürürken, yolculukta veya araç kullanırken ezberdeki sureleri okumak Ramazan’daki boş zamanları değerlendirmenin güzel bir yoludur. Ancak araç kullanırken telefona veya mushafa bakmak, hem trafik kurallarına aykırıdır hem de kişinin ve başkalarının canını tehlikeye atar; canı korumak dinin temel amaçlarındandır. Bu durumda en uygun seçenek, dikkat dağıtmayacak şekilde bir hafızdan kayıtlı Kur’an dinlemektir.
Ramazan’da zulüm gören Müslümanlar için dua etmek gerekir mi?
Evet, gerekir; Müslümanlar bir bedenin organları gibidir ve birinin acısı diğerlerini de etkiler. Peygamberimiz müminlerin birbirine sevgi ve merhamette bir vücut gibi olduğunu bildirmiştir. Savaş, işgal, afet ve açlık altındaki insanlar için iftar ve sahur vakitlerinde, Kadir gecesinde ve cuma günlerinde dua etmek kardeşlik borcudur. Dua ile birlikte güvenilir kurumlar aracılığıyla yardım ulaştırmak ve iftar sofralarında onları anmak, duanın samimiyetini gösterir.
Salât-ı Tefriciye’yi 4444 kez okumak dilekleri kesin gerçekleştirir mi?
Hayır, böyle bir kesinlik yoktur. Salât-ı Tefriciye, sonraki dönemlerde yazılmış, anlamı güzel bir salavat metnidir; okunması caiz ve sevaptır. Ancak 4444 sayısı ve bu sayıyla okunduğunda dileğin mutlaka gerçekleşeceği inancı Kur’an’a veya sahih hadise dayanmaz; halk arasında yaygın bir uygulamadır. Duanın kabulü Allah’ın takdirindedir ve belirli bir sayıya bağlı bir garanti verilemez. Toplu okunacaksa sayıya takılmadan, gösterişten uzak ve kimseyi zorlamadan okunmalıdır. Hadiste öğretilen Salli-Bârik tercih edilmeye daha layıktır.
Gayrimüslim bir tanıdığım için Ramazan’da dua edebilir miyim?
Evet, hayatta olan gayrimüslim birinin hidayeti, sağlığı ve hayırlı işleri için dua etmek caizdir. Peygamberimiz Devs kabilesinin hidayeti için dua etmiş, Hz. Ömer’in Müslüman olmasını da Allah’tan istemiştir. Komşu, iş arkadaşı veya aile üyesi için “Allah’ım ona hayırlı olanı nasip et, kalbini hakka aç” diye dua etmek güzel bir davranıştır. Kur’an’a göre ise inkâr üzere vefat etmiş kişiler için bağışlanma istenmez. Hidayet Allah’ın elindedir; bize düşen güzel örnek olmaktır.
Kur’an uygulaması olan telefonla tuvalete girilir mi?
Evet, ekranda ayet açık olmadığı sürece Kur’an uygulaması yüklü telefonla tuvalete girmekte sakınca yoktur. Telefonun hafızasındaki uygulama veya dosya, yazılı bir mushaf gibi değildir; ekranda görünmediği sürece mushaf hükmü taşımaz. Ancak Kur’an sayfası veya ayet ekranda açıksa, önce kapatılmalı ya da telefon cepte tutulmalıdır. Aynı şekilde ayet yazılı bir kolye veya kâğıt da tuvalete girmeden önce çıkarılmalı ya da cepte, kapalı bir şekilde taşınmalıdır. Mushafın kendisiyle tuvalete girilmez.
Ramazan’da Delâilü’l-Hayrât okumak doğru mu?
Evet, okunabilir. Delâilü’l-Hayrât, XV. yüzyılda Mağribli âlim Muhammed b. Süleyman el-Cezûlî’nin derlediği bir salavat kitabıdır ve Osmanlı dahil pek çok Müslüman toplumda asırlarca okunmuştur. İçeriği büyük ölçüde salavat ve dualardan oluşur. Bununla birlikte kitabın bir hadis kaynağı olmadığı, bazı bölümlerinde yer alan fazilet rivayetlerinin sahih olmadığı bilinmelidir. Kur’an tilavetinin önüne geçirmemek, günlere bölünmüş virdini bir mecburiyet hâline getirmemek ve anlamını da öğrenmeye çalışmak dengeli bir yaklaşımdır.
“Salavat asla reddedilmez” sözü hadis mi?
Bu söz, bu kesin ifadesiyle sahih bir hadis değildir; bazı âlimlerin ve halkın sözü olarak yaygınlaşmıştır. Anlam olarak, salavatın Allah’ın emri olması ve Peygamber’e duyulan sevginin ifadesi olması sebebiyle makbul olmasının umulduğunu dile getirir. Sahih hadislerde salavat getirenin on rahmete nail olacağı ve kıyamette Peygamber’e en yakın olanların ona en çok salavat getirenler olduğu bildirilir. Bu müjdeler salavat için yeterli teşviktir; kaynağı zayıf sözlere dayanmaya gerek yoktur.
Kur’an okurken konuşmak için ara verirsem yeniden eûzü okumam gerekir mi?
Kısa ve okumayla ilgili bir aradan sonra gerekmez; dünya işiyle ilgili uzunca konuştuysanız yeniden eûzü okumanız müstehabdır. Okumaya ara vermek caizdir; bir ihtiyaç, soru veya ikram için tilaveti kesmek günah değildir. Ancak konuşmaya daldıktan sonra okumaya dönen kişi, yeni bir okumaya başlıyormuş gibi eûzü besmele çekmelidir. Kur’an okurken gereksiz yere gülmek, telefonla ilgilenmek veya sohbet etmek ise okumaya karşı saygısızlık sayılmış, tilavetin sonuna ertelenmesi tavsiye edilmiştir.
Ramazan’da önemli bir karar için istihare yapılabilir mi?
Evet, istihare yılın her günü yapılabilir; Ramazan’da yapılmasında da bir engel yoktur. Sünnete uygun istihare, iki rekât nafile namaz kıldıktan sonra Peygamberimizin öğrettiği istihare duasını okuyarak, yapılacak işin hayırlısını Allah’tan istemektir. İstihare sonrası mutlaka rüya görmek gerekmez; kalpte oluşan eğilim, danışılan kişilerin görüşleri ve şartların kolaylaşması da dikkate alınır. İstihare, akıl ve istişarenin yerine değil, onlarla birlikte yapılan bir duadır.
Çok salavat getirirsem rüyada Peygamberimizi görür müyüm?
Böyle bir garanti yoktur. Belirli sayıda salavat getirenin rüyada Hz. Peygamber’i mutlaka göreceğine dair sahih bir rivayet bulunmaz; bu tür vaatler halk arasında yaygındır ama kaynağı zayıf ya da yoktur. Sahih hadiste, Hz. Peygamber’i rüyada gören kişinin onu gerçekten gördüğü, çünkü şeytanın onun suretine giremeyeceği bildirilir. Ancak rüya bir ikram olup amel karşılığı elde edilecek bir hedef değildir. Salavatı rüya görmek için değil, sevgi ve itaat niyetiyle getirmek gerekir; rüya görmemek, salavatın kabul olmadığı anlamına gelmez.
Kur’an okumaya başlarken eûzü ve besmele ne zaman okunur?
Kur’an okumaya başlarken önce eûzü (“Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm”) okunur, sure başından başlanıyorsa ardından besmele çekilir. Eûzü, “Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan Allah’a sığın” emrine dayanır; cumhura göre müstehab bir sünnettir. Okumaya bir surenin ortasından başlanıyorsa eûzü yeterlidir; besmele çekmek ise isteğe bağlıdır ve güzel görülmüştür. Okuma sırasında bir sure bitip diğerine geçerken eûzü tekrarlanmaz, sadece besmele çekilir. Tevbe suresinin başında besmele okunmaz.
Ramazan’da hacet namazı kılıp dua etmek sünnet mi?
Bir ihtiyacı için iki rekât namaz kılıp ardından dua etmek caiz ve güzeldir. Ancak “hacet namazı” adıyla bilinen belirli bir kılınış ve dua metni içeren rivayet zayıftır. Bu yüzden kişi, dilediği vakitte, mekruh vakitler dışında iki rekât nafile namaz kılar, ardından Allah’a hamd eder, salavat getirir ve ihtiyacını kendi diliyle ister. Ramazan gecelerinde teheccüd vaktinde yapılan böyle bir namaz ve dua, samimiyet bakımından çok değerlidir.