Ramazan Duaları, Zikir ve Kur'an
Ramazan duaları, zikirler, hatim ve mukabele. 176 soru ve cevap.
Ramazan Duaları, Zikir ve Kur'an
Ramazan duaları ve zikirleri, oruçlunun sahurda, iftarda, teravihte ve gün boyunca Allah'ı anarak yaptığı niyazlar ile bu ayda yoğunlaşan Kur'an okuma, hatim ve mukabele geleneğini kapsar. Ramazan ayı "Kur'an ayı"dır; zira Kur'an bu ayda indirilmeye başlanmıştır (Bakara Suresi 2/185).
Oruç ayetlerinin arasında Yüce Allah'ın "Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki ben onlara çok yakınım; dua edenin duasına icabet ederim" buyurması, bu ayın dua ile bağını gösterir (Bakara Suresi 2/186). Peygamber Efendimiz iftar ederken "Zehebe'z-zameü ve'btelleti'l-urûku ve sebete'l-ecru inşâallah" (Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşallah sevap da sabit oldu) diye dua ederdi (Ebû Dâvûd). Oruçlunun iftar vaktindeki duasının geri çevrilmeyeceği de rivayet edilmiştir.
Cebrâil'in her Ramazan Peygamber Efendimizle Kur'an'ı karşılıklı okuduğu bilinmektedir (Buhârî). Camilerde okunan mukabele bu sünnetin devamıdır. Ramazan boyunca bir hatim indirmek veya mukabeleyi takip etmek güzel bir hedeftir. Kur'an'ı anlamaya çalışarak, meal ve tefsirle birlikte okumak da tavsiye edilir.
Bu bölümde sahur ve iftar duaları, Kadir gecesi duası, tesbih ve salavat, hatim duası ve mukabele adabıyla ilgili soruların cevaplarını bulabilirsiniz. Dua belirli kalıplarla sınırlı değildir; kişi kendi diliyle de içtenlikle dua edebilir. Ramazan'da en çok tavsiye edilen zikirler kelime-i tevhid, istiğfar, tesbih, tahmid, tekbir ve salavattır. Duaya Allah'a hamd ve Peygamber Efendimize salavatla başlamak, ısrarla ve ümitle dua etmek duanın adabındandır. Dua ederken yalnız kendisi için değil; ailesi, komşuları, hastalar ve bütün müminler için de hayır dilemek, Ramazan'ın paylaşma ruhuna uygun bir davranıştır.
- Ramazan, Kur'an'ın indirildiği aydır.
- İftar vakti duaların kabul edildiği zamanlardandır.
- Mukabele, Cebrâil ile yapılan karşılıklı okumanın devamıdır.
- Dua kişinin kendi diliyle de yapılabilir.
Sık Sorulan Sorular
Ailece veya grupla binlerce salavat sayısı paylaşıp tamamlamak caiz mi?
Evet, caizdir; birlikte hayır işlemeye teşvik niteliğindedir. Aile veya arkadaş grubunun Ramazan boyunca belli bir salavat ya da tesbih sayısını paylaşarak tamamlaması, özellikle çocuklar için güzel bir motivasyon olabilir. Ancak bu sayının dinen belirlenmiş olmadığı, tamamlanamazsa günah olmadığı bilinmelidir. Kimseyi zorlamamak, “benim payımı sen oku” gibi baskılara girmemek ve sayılar üzerinden gösteriş yapmamak gerekir. Belli bir sayıya ulaşınca dileğin kesin gerçekleşeceği şeklinde vaatlerde bulunmak da doğru değildir.
Kur’an okuyan birine selam verilir mi, o da selam alır mı?
Kur’an okuyan kişiye selam vermek Hanefî âlimlerince mekruh görülmüştür; verilirse okuyanın selamı alması caizdir. Okuyanın dikkatini dağıtmamak, onun ibadetine saygının gereğidir. Bu nedenle mukabele veya tilavet sırasında gelen kişinin selamı işaretle ya da okuma bitince vermesi uygundur. Selam verildiğinde okuyan kişi tilavete kısa bir ara verip selamı alabilir, sonra kaldığı yerden devam eder. Hutbe dinleme, ezan okuma ve namaz gibi hâllerde de benzer bir edep gözetilir.
Ramazan’da tövbe duası nasıl edilir?
Tövbe için özel bir kalıp şart değildir; önemli olan günahı bırakmak, pişman olmak, bir daha yapmamaya azmetmek ve varsa kul hakkını ödemektir. Dil ile “Estağfirullah el-azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayye’l-kayyûme ve etûbü ileyh” demek güzeldir. Hadiste günah işleyen kişinin abdest alıp iki rekât namaz kılarak bağışlanma dilemesi halinde Allah’ın onu bağışlayacağı bildirilir. Ramazan, geçmişle yüzleşip Allah’a dönmek için en uygun zamandır.
Âdetli kadın tespih çekip tesbihat yapabilir mi?
Evet, âdetli kadın tespih çekebilir, tesbihat yapabilir, istiğfar ve salavat okuyabilir. Âdet hâlinde yasak olan namaz, oruç, Mushaf’a dokunmak ve Hanefîlere göre Kur’an’ı tilavet niyetiyle okumaktır; zikir ve dua bu yasakların içinde değildir. Tesbihatta okunan Âyetü’l-kürsî gibi ayetleri ise tilavet değil, dua ve zikir niyetiyle okuyabilir. Ramazan’da oruç tutamayan kadının zikir ve duayla bu ayın manevi havasını yaşamaya devam etmesi çok güzeldir. Namaz vakitlerinde birkaç dakika zikirle meşgul olmak da tavsiye edilir.
Ezan okunurken Kur’an okumaya ara vermek gerekir mi?
Gerekmez, ancak ara verip ezanı dinlemek ve tekrarlamak daha faziletlidir. Hz. Peygamber ezanı duyanların müezzinin söylediklerini tekrar etmesini, ardından salavat getirip ezan duasını okumasını tavsiye etmiştir. Ezan belirli bir vakitte olan ve kaçırılınca telafisi olmayan bir sünnettir; Kur’an ise ezandan sonra da okunabilir. Bu yüzden âlimler, okuyanın ezan boyunca tilavete ara vermesini müstehab saymıştır. Mukabele okuyan cemaat de iftar ezanında okumayı kısa süre keserek ezanı dinler ve dua eder.
Seyyidü’l-istiğfâr duası nedir, Ramazan’da ne zaman okunur?
Seyyidü’l-istiğfâr, Peygamberimizin “istiğfarın efendisi” diye nitelediği bağışlanma duasıdır. “Allâhümme ente Rabbî, lâ ilâhe illâ ente, halaktenî ve ene abdük…” diye başlar; kulun Allah’a kulluğunu, nimetleri ve günahlarını itiraf edip af dilemesini içerir. Hadiste bunu sabah inanarak okuyup o gün ölenin, akşam okuyup o gece ölenin cennetlik olduğu bildirilmiştir. Ramazan’da sahurdan sonra ve iftardan önce okumak kolay bir alışkanlık hâline getirilebilir.
Allah’ın isimleriyle dua etmek nasıl olur?
Kur’an’da “En güzel isimler Allah’ındır; O’na o isimlerle dua edin” buyrulur. Bu, istenen şeye uygun ismi anarak dua etmek demektir. Örneğin bağışlanma isterken “Yâ Gafûr, yâ Rahîm”, rızık isterken “Yâ Rezzâk”, şifa isterken “Yâ Şâfî”, sıkıntıda “Yâ Hayyu yâ Kayyûm, bi-rahmetike estağîs” demek gibi. Son söz Peygamberimizin sıkıntılı anlarda yaptığı bir duadır. İsimlerin belirli sayılarda okunmasına dair özel vaatlerin çoğu sahih değildir; esas olan anlamını düşünerek anmaktır.
Günde kaç kez istiğfar etmek sünnettir?
Belli bir sınır yoktur; Hz. Peygamber’in günde yetmiş kereden, başka bir rivayette yüz kereden fazla istiğfar ettiği bildirilir. Günahsız olduğu hâlde bu kadar istiğfar etmesi, ümmetine örnek olmak içindir. Kısaca “Estağfirullah” demek istiğfardır; “Estağfirullâhe ve etûbü ileyh” (Allah’tan bağışlanma diler, O’na tövbe ederim) demek ise daha kapsamlıdır. Ramazan’da günlük yüz istiğfarı namazlara dağıtmak kolay bir hedeftir: Her farzdan sonra yirmi kez söylemek yeterlidir. Yalnız, istiğfarın dilde kalmayıp günahı bırakma kararıyla birleşmesi gerekir.
Hatimde kullandığım eskimiş, yırtılmış mushafı ne yapmalıyım?
Okunamayacak hâle gelen mushaf, temiz bir beze sarılıp ayak basılmayan bir yere gömülür veya müftülüğe teslim edilir. Hanefî âlimleri gömmeyi tercih etmiş, bunu vefat eden bir müminin defnine benzetmiştir. Hz. Osman’ın mushafları çoğaltırken diğer nüshaları yaktırması sebebiyle bazı âlimler yakmayı da caiz görmüştür; ancak yanlış anlaşılmaya yol açabileceği için gömmek veya ilgili kuruma teslim etmek daha uygundur. Yırtık sayfalar onarılarak kullanılabiliyorsa onarılmalıdır. Mushaf asla çöpe atılmamalıdır.
Dua ederken yaptığım bir iyiliği vesile kılabilir miyim?
Evet, kişinin ihlasla yaptığı salih bir ameli anarak dua etmesi meşrudur. Sahih hadiste mağarada mahsur kalan üç kişinin, her biri sadece Allah rızası için yaptığı bir iyiliği hatırlatarak “Allah’ım, bunu senin rızan için yaptıysam bizi bu sıkıntıdan kurtar” diye dua ettiği ve kayanın açıldığı anlatılır. Ramazan’da tutulan oruç, verilen sadaka veya anne babaya yapılan iyilik bu şekilde vesile kılınabilir. Ancak bu, amelle övünme değil, Allah’ın lütfuna sığınma anlamında yapılmalıdır.
Hatimden sonra mushafı öpüp başa koymak bid’at mı?
Hayır, saygı ifadesi olarak mushafı öpmek bid’at değildir, caizdir. Sahabeden İkrime b. Ebî Cehl’in mushafı yüzüne koyup “Rabbimin kitabı” dediği nakledilir. Hanefî âlimleri de Kur’an’a hürmet niyetiyle mushafın öpülmesini güzel görmüştür. Önemli olan, bu davranışın ibadetin yerine geçmemesi ve Kur’an’a saygının asıl olarak onu okumak, anlamak ve hayata geçirmekle gösterildiğinin unutulmamasıdır. Mushafı duvarda süs olarak asıp hiç okumamak ise bu saygıyla bağdaşmaz.
Seyyidü’l-istiğfar duası nedir, fazileti ne?
Seyyidü’l-istiğfar, istiğfarların efendisi anlamına gelir ve “Allahümme ente rabbî, lâ ilâhe illâ ente, halaktenî ve ene abdük…” diye başlayan duadır. Buhârî’deki hadise göre bu duayı inanarak gündüz okuyup akşamdan önce vefat eden veya gece okuyup sabahtan önce vefat eden cennetliklerdendir. Duada kul, Allah’ın rabliğini, verdiği sözü, nimetlerini ve kendi günahlarını itiraf eder. Ramazan’da sabah ve akşam birer kez okumak, tövbe bilincini canlı tutar. Metni ezberlemekte zorlanan önce anlamını öğrenerek başlayabilir.
“Estağfirullâhe’l-azîm ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm” istiğfarının fazileti nedir?
Hadise göre bu istiğfarı söyleyen kişi, savaştan kaçmış olsa bile bağışlanır. Anlamı: “Kendisinden başka ilah olmayan, diri ve her şeyi ayakta tutan yüce Allah’tan bağışlanma diler ve O’na tövbe ederim.” Ebû Dâvûd ve Tirmizî’de geçen bu rivayet, büyük görülen bir günahın bile samimi tövbeyle affedilebileceğine işaret eder; ancak kul haklarını kapsamaz, onlar için helalleşmek gerekir. Türkiye’de namaz sonrası tesbihatta ve teravih aralarında sıkça okunur. Belirli bir sayı şartı yoktur; üç kez okumak yaygın bir uygulamadır.
Duada kafiyeli, süslü cümleler kurmak doğru mu?
Zorlama ve gösteriş için kafiye aramak tavsiye edilmez. Hz. İbn Abbâs’ın, duada seci yapmaktan, yani özellikle uyaklı söz kurmaya çalışmaktan kaçınılmasını öğütlediği ve Peygamberimizin ile ashabının bunu yapmadığını belirttiği sahih rivayetle bildirilir. Kendiliğinden gelen ahenkli ifadelerde sakınca yoktur. Dua, sade, samimi ve tevazu dolu bir dille yapılmalıdır. İftar sofrasında veya camide dua ettiren kişinin de cemaati sıkmadan, anlaşılır ve kısa dua etmesi daha uygundur.
Hatim grubunda aldığım cüzü okuyamazsam günah olur mu?
Mazeretsiz olarak sözünü yerine getirmemek hoş değildir; okuyamayacağınızı fark ettiğinizde grubu haberdar etmelisiniz. Hatim grubunda cüz almak, bir topluluğa verilmiş sözdür ve söz tutmak müminin vasıflarındandır. Okumayan bir kişi yüzünden hatim eksik kalır, bu da diğerlerinin emeğini boşa çıkarabilir. Hastalık, yolculuk veya yoğunluk gibi bir engel çıkarsa, cüzü başka birine devretmek ya da grup yöneticisine bildirmek sorumluluktan kurtarır. Kişi gücünün yetmeyeceği kadar cüz almamalıdır.
Ramazan’da dünyalık şeyler için dua etmek caiz mi?
Evet, caizdir. Helal olan her ihtiyaç Allah’tan istenebilir; iş, ev, sağlık, sınav başarısı, borçtan kurtulma bunlardandır. Kur’an’da Allah’tan yalnızca dünyayı isteyenler eleştirilir, dünya ile birlikte ahiretin iyiliğini isteyenler övülür. Bu yüzden dünyalık isteklerle birlikte ahiret için de dua etmek, bağışlanma ve iman üzere ölmeyi istemek dengeli bir yoldur. Hadiste, ayakkabı bağı kopsa bile Allah’tan istenmesi tavsiye edilmiştir; bu hadisin senedi ise zayıftır.
Ramazan’da Kur’an okumak mı, tesbih çekmek mi daha faziletli?
Genel olarak Kur’an okumak daha faziletlidir; çünkü Kur’an Allah’ın kelamıdır ve Ramazan, Kur’an’ın indirildiği aydır. Hz. Peygamber de Ramazan’da Cebrâil ile Kur’an’ı karşılıklı okurdu. Ancak hadislerde belirli vakitlere bağlanan zikirler, örneğin namaz sonrası tesbihat veya sabah-akşam zikirleri, o vakitte Kur’an okumaktan daha uygundur. Kısacası ikisi birbirinin rakibi değildir: Gün içinde belirli bir tilavet payı ayırmak, arta kalan boşlukları ise tesbih, istiğfar ve salavatla doldurmak dengeli bir yoldur.
WhatsApp veya internet üzerinden hatim grubu kurmak caiz mi?
Evet, caizdir. Cüzlerin kişiler arasında paylaştırılarak ortak hatim yapılması eskiden beri camilerde ve evlerde uygulanan bir gelenektir; bunun mesajlaşma uygulamaları üzerinden düzenlenmesi yalnızca bir araç değişikliğidir. Dikkat edilecek noktalar şunlardır:
- Cüz dağılımı açık ve takip edilebilir olmalıdır.
- Okumayı gösteriş aracına çevirmemek, ihlâsı korumak gerekir.
- Gruba ibadetle ilgisi olmayan, doğruluğu belirsiz mesajlar ve “zincir” paylaşımlar gönderilmemelidir.
Hatim bittiğinde grup olarak dua edip sevabı niyet edilen kişilere bağışlamak güzeldir.
Esmâü’l-hüsnâ ile zikir nasıl yapılır?
Allah’ın güzel isimleriyle zikir, bu isimleri anlamını düşünerek tekrarlamak veya duada bu isimlerle Allah’a seslenmektir. Kur’an “En güzel isimler Allah’ındır; O’na bu isimlerle dua edin” buyurur. Hadiste Allah’ın doksan dokuz isminin olduğu ve bunları “ihsâ eden”in cennete gireceği bildirilir; âlimler ihsâyı ezberlemek, anlamını kavramak ve hayata yansıtmak olarak açıklar. Örneğin bağışlanma isterken “Yâ Gafûr”, rızık isterken “Yâ Rezzâk” demek bu zikrin güzel bir örneğidir. Ramazan’da her gün birkaç ismin anlamını öğrenmek faydalı bir hedeftir.
Ramazan’da ilim ve anlayış için hangi dua okunur?
Kur’an’da öğretilen “Rabbi zidnî ilmâ” (Rabbim, ilmimi artır) duası kısa ve kapsamlı bir duadır. Hz. Mûsâ’nın “Rabbi’şrah lî sadrî, ve yessir lî emrî, vahlul ukdeten min lisânî, yefkahû kavlî” duası da okunabilir; anlamı “Rabbim, göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimdeki düğümü çöz ki sözümü anlasınlar” şeklindedir. Peygamberimiz faydasız ilimden de Allah’a sığınırdı. Ramazan’da Kur’an ve ilmihal okurken bu dualarla başlamak güzel bir alışkanlıktır.
Toplu hatimde her katılan tam bir hatim sevabı alır mı?
Her katılan kendi okuduğu kısmın sevabını alır; ayrıca hayra vesile olmanın ecrine ortak olur. Tek bir cüz okuyan kişinin, otuz cüz okumuş gibi tam hatim sevabı alacağına dair sahih bir delil yoktur. Bununla birlikte hayra aracı olan kişinin o hayrı yapan gibi sevap alacağını bildiren hadis, toplu hatme katılanların birbirinin güzel işine destek olmasının da değerli olduğunu gösterir. Toplu hatim, özellikle az okuyabilenler için Kur’an’la bağ kurmanın ve hatim duasına katılmanın güzel bir yoludur. Asıl sevabı Allah niyete göre verir.
Camide yüksek sesle Kur’an okumak namaz kılanları rahatsız eder mi?
Evet, namaz kılanları veya ibadet edenleri rahatsız edecek kadar yüksek sesle okumak uygun değildir. Hz. Peygamber, mescitte sesli okuyan sahabeye “Hepiniz Rabbinize yakarıyorsunuz; birbirinize eziyet etmeyin, okuyuşta sesinizi birbirinizin üzerine yükseltmeyin” buyurmuştur. Ramazan’da camilerde nafile namaz kılanlar, itikâftakiler ve Kur’an okuyanlar bir arada bulunur. Bu nedenle kişisel okuma alçak sesle yapılmalı, cemaatle yapılan mukabele ise mümkünse namaz kılınan alandan ayrı bir bölümde ve ölçülü seste yürütülmelidir.
Esmâ-i hüsnâyı ebced hesabına göre belirli sayıda okumak gerekir mi?
Hayır, gerekmez. “Yâ Latîf”i 129 kez, başka bir ismi harflerinin ebced değeri kadar okumak gibi uygulamalar Kur’an’a ve sahih sünnete dayanmaz; sonraki dönemlerde ortaya çıkmış halk uygulamalarıdır. Bu sayılarla okununca belli bir sonucun kesin olarak elde edileceğine inanmak doğru değildir. Allah’ın isimlerini anmak her sayıda sevaptır; dilerseniz bir sayı belirleyip okuyabilirsiniz, fakat bu sayıya dinî bir hüküm veya özel bir etki yüklememek gerekir. Sayıyı takip etmekten çok, ismin anlamını düşünmek zikrin ruhuna uygundur.
Orucumun boşa gitmemesi için nasıl dua edebilirim?
Kişi orucunun kabulünü, gıybet ve kötü sözle boşa gitmemesini Allah’tan kendi diliyle isteyebilir. Hadiste, yalan sözü ve onunla amel etmeyi bırakmayanın yemesini içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı olmadığı bildirilmiştir. Bu nedenle “Allah’ım, dilimi, gözümü ve kalbimi haramdan koru; orucumu kabul et” gibi bir dua ile birlikte davranışlara dikkat etmek gerekir. Hz. İbrâhîm’in Kâbe’yi inşa ederken okuduğu “Rabbenâ tekabbel minnâ” duası da amelin kabulü için okunan bir Kur’an duasıdır.
“Yâ Hayyü yâ Kayyûm” zikrinin kaynağı var mı?
Evet. Tirmizî’nin rivayetine göre Hz. Peygamber, bir sıkıntıyla karşılaştığında “Yâ Hayyü yâ Kayyûm, bi-rahmetike esteğîs” (Ey diri ve her şeyi ayakta tutan Allah, rahmetinle yardım dilerim) derdi. Hayy ve Kayyûm isimleri, Âyetü’l-kürsî’de de yer alır ve bazı âlimlerce ism-i a’zam olabileceği düşünülen isimlerdendir. Bu zikri belirli bir sayıya bağlamadan, özellikle sıkıntılı anlarda veya Ramazan gecelerinde dua ederken söylemek sünnete uygundur. Şifa niyetiyle okunabilir; ancak tedaviyi ihmal etmemek gerekir.
Mukabeleyi caminin dış hoparlöründen vermek doğru mu?
Genel olarak doğru değildir; mukabele caminin iç ses düzeninden okunmalıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın uygulamasına göre dış hoparlörler esas olarak ezan ve belirli durumlarda sela için kullanılır. Kur’an’ın dışarıya uzun süre yüksek sesle verilmesi, dinlemeye hazır olmayan kişilerin yanında okunmasına, hasta, bebek ve çalışan komşuların rahatsız olmasına yol açabilir. Kur’an dinlenmeye hazır olunan ortamda okunmalıdır. Mukabeleyi evden takip etmek isteyenler için internet veya radyo yayını daha uygun bir seçenektir.
Ramazan’da sahurdan önce teheccüd kılarsam hangi duaları okuyabilirim?
Teheccüde özel zorunlu bir dua yoktur. Peygamberimizin gece namazına kalktığında okuduğu, “Allâhümme leke’l-hamdü ente nûru’s-semâvâti ve’l-ard…” diye başlayan hamd duası sahih kaynaklarda geçer. Ayrıca namazdan sonra istiğfar etmek, Kur’an dualarını okumak ve ihtiyaçları kendi diliyle istemek uygundur. Namazın içinde, secdede ve teşehhüdden sonra Arapça bilinen dualar okunabilir. Teheccüdün sevabı için uzun dualar şart değildir; kısa ama samimi bir yöneliş yeterlidir.
“Hasbünallâhu ve ni’me’l-vekîl” ne zaman söylenir?
Korku, endişe, haksızlığa uğrama ve çaresizlik anlarında söylenir. Anlamı “Allah bize yeter, O ne güzel vekildir” demektir. Kur’an, düşmanın saldıracağı haberini alan müminlerin bu sözle karşılık verdiklerini ve Allah’ın nimetiyle döndüklerini anlatır. Buhârî’deki rivayete göre Hz. İbrâhim ateşe atılırken, Hz. Peygamber de tehdit edildiğinde bu sözü söylemiştir. Bu zikir, sebeplere sarılmayı bırakmak değil, sebeplere sarıldıktan sonra sonucu Allah’a havale etmektir. Oruçluyken yaşanan stres ve kaygıda tevekkülü hatırlatır.
Kur’an’ı makamla, güzel sesle okumak caiz mi?
Evet, tecvid kurallarına bağlı kalındığı sürece Kur’an’ı güzel sesle ve makamla okumak caiz, hatta teşvik edilmiştir. Hz. Peygamber, “Kur’an’ı sesinizle güzelleştirin” buyurmuş, Ebû Mûsâ el-Eş’arî’nin güzel okuyuşunu övmüştür. Ancak makam uğruna harfleri uzatmak, med ve gunneleri bozmak veya okumayı şarkı söyler gibi gösteriye dönüştürmek mekruh, anlam bozuluyorsa haramdır. Türk kıraat geleneği, mukabele ve teravihte makamı tecvide hizmet ettirmesiyle bilinir. Güzel ses olmayan kişi de kendi sesiyle özenle okuyarak aynı ibadeti yapmış olur.
Sahur için uykudan uyanınca ne okunur?
Uykudan uyanınca okunması sünnet olan dua “Elhamdü lillâhillezî ahyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr” duasıdır. Anlamı: “Bizi öldürdükten (uyuttuktan) sonra dirilten Allah’a hamdolsun; dönüş O’nadır.” Bu dua sahura kalkarken de okunabilir. Ardından abdest alıp sahur yemeğine besmeleyle başlamak, yemekten sonra hamd etmek ve imsak vaktinden önce birkaç dakika dua ve istiğfara ayırmak Ramazan sabahlarını bereketlendirir.
Hz. Yûnus’un tesbihi “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke” ne zaman okunur?
Özellikle sıkıntı, darlık ve kaygı anlarında okunur. Tam metni “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn” (Senden başka ilah yoktur, seni tenzih ederim; ben gerçekten zalimlerden oldum) şeklindedir. Kur’an, Hz. Yûnus’un balığın karnında bu sözle Allah’a yalvardığını ve kurtarıldığını anlatır. Tirmizî’nin rivayetine göre bu sözle dua eden Müslümanın duasına icabet edilir. İçinde tevhid, tesbih ve kusur itirafı bulunduğundan, Ramazan’da istiğfar zikirleri arasına eklemek güzeldir.
Kur’an okunurken yanında konuşmak günah mı?
Kur’an’ı dinlemek için okunan bir mecliste konuşmak edebe aykırıdır ve kaçınılmalıdır. Kur’an, “Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun ki rahmete eresiniz” buyurur. Âlimler bu ayeti öncelikle namazdaki kıraat için, genel olarak da Kur’an okunan her meclis için bir edep ölçüsü kabul etmiştir. Ancak evde okuyan birinin yanında zorunlu işler için konuşmak veya dinleme niyeti olmayan bir yerde kulağa gelen okuyuş sırasında konuşmak günah sayılmaz. Bu yüzden okuyan kişinin de dinleyemeyecek insanların yanında yüksek sesle okumaması tavsiye edilir.
Ramazan gecelerinde yatmadan önce hangi dualar okunur?
Yatmadan önce okunacak dualar yıl boyunca aynıdır ve Ramazan’da da sünnettir. Peygamberimiz yatağına girince İhlâs, Felak ve Nâs surelerini okuyup avuçlarına üfler, ellerini vücuduna sürerdi. Âyetü’l-kürsî okumanın, sabaha kadar kişiyi koruma vesilesi olduğu da sahih hadiste geçer. Ayrıca “Bismike Allâhümme emûtü ve ahyâ” (Allah’ım, senin adınla ölür ve dirilirim) duası okunur. Sahura kalkmak için Allah’tan yardım dilemek ve niyeti hatırlamak da güzeldir.
“Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî” zikri nedir?
Hz. Peygamber’in, sabahtan kuşluk vaktine kadar zikreden Hz. Cüveyriye’ye öğrettiği kısa ama kapsamlı bir zikirdir. Metin: “Sübhânallâhi ve bihamdihî adede halkıhî, ve rızâ nefsihî, ve zinete arşihî, ve midâde kelimâtihî.” Anlamı: “Yarattıklarının sayısınca, zatının razı olacağı kadar, arşının ağırlığınca ve kelimelerini yazacak mürekkep miktarınca Allah’ı hamd ile tesbih ederim.” Müslim’deki rivayete göre Hz. Peygamber bu sözleri üç kez söylemiş ve bunların sabahtan beri yapılan zikre denk geleceğini bildirmiştir.
Sabah ve akşam dualarını Ramazan’da okumaya devam etmeli miyim?
Evet, sabah ve akşam okunan dualar Ramazan’da da sünnettir ve bu ayda alışkanlık hâline getirmek için çok uygun bir fırsattır. Peygamberimiz sabah ve akşam “Allâhümme bike asbahnâ ve bike emsaynâ…” gibi dualar okur, afiyet ister, sıkıntılardan Allah’a sığınırdı. İhlâs ve Muavvizeteyn’i sabah akşam üçer kez okumak da hadiste tavsiye edilmiştir. Sabah namazından sonra ve ikindiden sonra iftar beklenirken okunması, vakitleri bereketlendirmenin kolay bir yoludur.
Yaşayan birine hatim sevabı hediye edilebilir mi?
Evet, Hanefî mezhebine göre okunan Kur’an’ın sevabı yaşayan veya vefat etmiş herhangi bir mümine bağışlanabilir. Kişi hatmi bitirdikten sonra dua ederek sevabını anne-babasına, eşine, hocasına veya hasta bir yakınına hediye edebilir. Bu bağış okuyanın sevabını eksiltmez; Allah’ın lütfuyla her iki tarafa da ecir umulur. Şâfiî mezhebinde Kur’an okumanın sevabının ulaşması konusunda farklı görüşler bulunmakla birlikte, okuduktan sonra dua ederek bağışlamanın faydalı olduğu kabul edilir. Hatim sevabını Hz. Peygamber’e ithaf etmek de güzel görülmüştür.
Ramazan’da hatim mi yapmalıyım, tefsir mi okumalıyım?
İkisi de değerlidir; en güzeli ikisini birleştirmektir. Arapça hatim, Kur’an’ın indiriliş lafzıyla okunmasıdır ve her harfine sevap vaat edilmiştir. Tefsir ve meal okuma ise “Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı?” ayetinin işaret ettiği tedebbürü, yani anlayarak ve üzerinde düşünerek okumayı sağlar. Vakti kısıtlı olan kişi günlük olarak birkaç sayfa hatim ve bir sayfa tefsir okuyabilir. Diyanet’in yayınladığı Kur’an Yolu tefsiri veya güvenilir bir meal bu iş için uygun kaynaklardır. Hangisinin daha faziletli olduğundan çok, devamlılığı sağlamak önemlidir.
Sohbetten kalkarken okunan kefâretü’l-meclis duası nedir?
Bir meclisten kalkarken “Sübhânekellâhümme ve bihamdike, eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, estağfiruke ve etûbü ileyk” demektir. Anlamı: “Allah’ım, seni hamdinle tesbih ederim; senden başka ilah olmadığına şahitlik ederim; senden bağışlanma diler ve sana tövbe ederim.” Hadise göre o mecliste konuşulan boş sözlere kefaret olur. Ramazan’da iftar sofralarında, ziyaretlerde ve telefon sohbetlerinde farkında olmadan gıybet veya lüzumsuz söz söylenebildiği için bu duayı alışkanlık hâline getirmek orucun korunmasına da yardımcı olur.
Teravihten sonra eve dönünce okunacak bir dua var mı?
Teravihten sonraya özel sünnet bir dua yoktur. Camiden çıkarken okunan “Allâhümme innî es’elüke min fadlik” (Allah’ım, senden lütfunu isterim) duası ve eve girerken selam verip besmele çekmek sünnettir. Vitir namazından sonra Peygamberimizin üç kez “Sübhâne’l-meliki’l-kuddûs” dediği de rivayet edilir. Eve dönünce aileyle kısa bir dua etmek, ertesi günün orucu için niyeti tazelemek ve erken yatarak sahura hazırlanmak güzel bir düzendir.
İftar sofrasında ailece toplu dua etmek sünnet mi?
Belirli bir şekilde toplu dua etmek sünnet olarak sabit değildir, ancak caizdir ve güzel bir gelenektir. Aileden birinin kısa bir dua yapması, diğerlerinin “âmin” demesi çocukların duayı öğrenmesine de vesile olur. Dikkat edilecek nokta, iftar vaktinin girmesiyle orucu açmayı geciktirmemektir; çünkü iftarı acele etmek sünnettir. Bu nedenle uzun dualar yerine bir hurma veya su ile oruç açılıp ardından kısa bir dua yapılabilir. Herkes ayrıca içinden kendi dileklerini de iletebilir.
Ramazan’da sure ezberlemeye hangi surelerden başlamalıyım?
Önce namazda okunacak kısa surelerle başlamak en pratik yoldur. Fâtiha ve Fîl suresinden Nâs’a kadar olan son on sure, namazları kılabilmek için temel ezberdir. Ardından şu sıra takip edilebilir:
- Âyetü’l-kürsî ve Bakara’nın son iki ayeti (Âmenerrasûlü)
- Amme cüzündeki diğer kısa sureler
- Mülk suresi gibi faziletine dair rivayet bulunan orta uzunluktaki sureler
Her gün az miktarda yeni ayet ezberlemek, eskileri teravih ve vakit namazlarında tekrar etmek kalıcılığı artırır. Ezber bir hocaya dinletilerek yapılmalıdır.
Sabah ve akşam zikirleri nelerdir, Ramazan’da nasıl okunur?
Sabah ve akşam zikirleri, Hz. Peygamber’in bu vakitlerde okuduğu veya okunmasını tavsiye ettiği ayet ve dualardır. Başlıcaları:
- İhlâs, Felak ve Nâs surelerini üçer kez okumak,
- Âyetü’l-kürsî,
- Seyyidü’l-istiğfar,
- “Bismillâhillezî lâ yedurru…” duasını üç kez okumak,
- Yüz kez “Sübhânallahi ve bihamdihî”.
Sabah zikirleri sabah namazından güneş doğana kadar, akşam zikirleri ikindiden sonra okunur. Ramazan’da akşam zikirlerini iftarı beklerken okumak hem vakti değerlendirir hem de kolay bir düzen oluşturur. Hepsini okuyamayan birkaçıyla başlayabilir.
Camide veya evde yapılan zikir meclislerine katılmak sevap mı?
Evet, Allah’ın anıldığı meclisler hadislerde övülmüştür. Sahih rivayete göre melekler zikir meclislerini arar, onları kanatlarıyla kuşatır ve Allah o mecliste bulunanları bağışlar; hatta orada tesadüfen oturan kişi de bu rahmetten mahrum kalmaz. Ancak bu meclislerin Kur’an ve sünnete uygun olması, dinde olmayan inanç ve uygulamalar içermemesi, kadın-erkek mahremiyetine dikkat edilmesi ve kimseyi rahatsız etmemesi gerekir. İlim sohbeti, Kur’an okuma ve birlikte dua etme de zikir meclisi kapsamındadır.
Ezberlediğim sureyi unutmak günah mı?
İhmal sonucu unutmak kınanmış, ancak tekrar ezberlemeye gayret eden için günah söz konusu değildir. Hz. Peygamber, Kur’an’ı sürekli tekrar etmeyi emretmiş ve onun, bağından kurtulan deveden daha hızlı hafızadan kaçtığını bildirmiştir. Unutmaya dair ağır cezalar içeren bazı rivayetlerin senetleri ise zayıftır. Yaşlılık, hastalık veya yoğunluk gibi sebeplerle unutmak kişinin elinde olmayan bir durumdur. Ramazan, unutulan sureleri yeniden ezberlemek ve teravihte tekrar etmek için en uygun zamandır.
Dua etmek için abdestli olmak ve kıbleye dönmek şart mı?
Hayır, şart değildir. Kişi abdestsiz, yatarken, yürürken veya işindeyken de dua edebilir; bu duası geçerlidir. Bununla birlikte abdestli olmak, kıbleye yönelmek, elleri kaldırmak ve Allah’a hamd ile başlamak duanın adabındandır ve kalbin toplanmasına yardımcı olur. Peygamberimizin önemli dualarında kıbleye yöneldiği rivayet edilir. Cünüp ve âdetli kişiler de dua, zikir ve salavat okuyabilir; yalnız Kur’an okuma niyetiyle ayet okumazlar.
Hatm-i tehlîl (70 bin kelime-i tevhid) nedir, ölüye fayda verir mi?
Hatm-i tehlîl, yetmiş bin kez “Lâ ilâhe illallah” söyleyerek sevabını bir kişiye bağışlama geleneğidir. Kelime-i tevhid söylemek her hâlükârda sevaptır ve Hanefîlere göre zikir sevabı ölülere bağışlanabilir. Ancak yetmiş bin sayısının ve bunu okuyanın veya okutulanın cehennemden kurtulacağına dair rivayetin sahih bir dayanağı yoktur; bazı mutasavvıfların sözlerine dayanan halk uygulamasıdır. Sayıyı dinî bir zorunluluk gibi görmeden, samimiyetle okunan tevhid ve dua ölüye de dirilere de fayda umulan bir ameldir.
Kur’an’ı namazda okumak mı daha faziletli, namaz dışında mı?
Âlimlerin genel kanaatine göre namaz içinde, özellikle gece namazında okumak daha faziletlidir. Çünkü namazdaki okuyuş, kıyam, huşû ve ibadet bütünlüğü içinde gerçekleşir. Ramazan gecelerinin teravih ve teheccüdle ihya edilmesi bu yüzden teşvik edilmiştir. Bununla birlikte namaz dışında Kur’an okumak da büyük bir ibadettir ve hatimlerin çoğu bu şekilde yapılır. Ezberi az olan kişi namazda uzun okuyamadığı için namaz dışında mushaftan okuyarak Kur’an ile bağını sürdürür. Her ikisini dengeli şekilde yapmak en güzelidir.
Dua sesli mi yapılmalı, içinden mi?
Asıl olan, duanın gizlice ve alçak sesle yapılmasıdır. Kur’an’da “Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin” buyrulur. Bir yolculukta sesini yükselterek tekbir getiren ashaba Peygamberimiz, “Siz sağır veya uzakta birine seslenmiyorsunuz; işiten ve yakın olana sesleniyorsunuz” demiştir. Cemaate dua ettiren imamın veya iftar sofrasında dua eden kişinin, diğerlerinin “âmin” diyebilmesi için duyulacak kadar sesli okuması ise uygundur. Bağırarak dua etmek edebe aykırıdır.
Para karşılığı tehlil veya salavat okutmak caiz mi?
Hayır, Hanefî âlimlerine göre ölüye sevap bağışlamak amacıyla ücret karşılığı tehlil, salavat veya hatim okutmak caiz değildir. Çünkü para için okunan zikirde ihlas bulunmaz; sevabı olmayan bir okumanın da bağışlanacak bir sevabı olmaz. Ücret alan da veren de bu açıdan sorumludur. Kur’an öğretmek, imamlık yapmak gibi dinî hizmetlerin ücreti ise zaruret gereği caiz görülmüştür. Okuyana kendiliğinden, şart koşulmadan hediye vermek farklı bir durumdur. En güzeli, yakınların bizzat okuyup dua etmesidir.
Ramazan’da Kur’an okumak için en faziletli vakit hangisi?
Gece ve seher vakitleri ile sabah namazı sonrası en faziletli vakitler olarak öne çıkar. Kur’an, gece kalkışının kalbe daha etkili, sözün daha doğru olduğu bir vakit olduğunu belirtir; sabah namazındaki okuyuşun da meleklerce şahit olunduğunu bildirir. Bununla birlikte Kur’an okumanın yasak veya mekruh olduğu bir vakit yoktur; kişi hangi vakitte dikkatini toplayabiliyorsa o vakit onun için en verimlisidir. Ramazan’da sahur öncesi, sabah namazından sonra ve teravih dönüşü düzenli okuma saatleri belirlemek devamlılığı kolaylaştırır.
Çektiğim tesbihlerin sevabını vefat eden yakınıma bağışlayabilir miyim?
Evet, Hanefî mezhebine göre kişi yaptığı nafile ibadetlerin, bu arada zikir, salavat ve Kur’an tilavetinin sevabını ölü veya diri başkasına bağışlayabilir. Bunun için zikirden sonra “Allah’ım, bunun sevabını falanın ruhuna ulaştır” diye dua etmek yeterlidir. Bağışlamakla kişinin kendi sevabı eksilmez, Allah’ın lütfuyla ikisine de sevap umulur. Şâfiî mezhebinde tilavet sevabının ulaşması konusunda görüş farkı bulunmakla birlikte, ölü için yapılan duanın ona fayda verdiği konusunda bütün mezhepler hemfikirdir.
Kadınlar iftar sofrasında sesli dua edebilir mi?
Evet, edebilir. Kadının aile içinde, eşi, çocukları ve mahremlerinin bulunduğu bir sofrada sesli dua etmesinde hiçbir sakınca yoktur. Kadınlar arasında yapılan toplantılarda da dua ettirebilir. Yabancı erkeklerin de bulunduğu ortamlarda, sesin ahenkli ve dikkat çekici bir üslupla yükseltilmemesi edep açısından tavsiye edilir; ancak normal konuşma tonunda dua etmek yasak değildir. Kadının sesi haram değildir; ölçü, fitneden uzak ve vakur bir üsluptur.
Mukabeleyi dinlerken ev işi yapmak sevabı azaltır mı?
Hayır, günah değildir ve kişi dikkatini verdiği ölçüde sevap alır. Yemek hazırlarken, temizlik yaparken veya yolculukta Kur’an dinlemek caizdir ve boş zamanları değerlendirmenin güzel bir yoludur. Ancak tam dikkatle, başka bir işle meşgul olmadan dinlemek elbette daha faziletlidir. Önemli olan, Kur’an okunurken onu tamamen görmezden gelip sohbet etmek, gülmek veya gürültülü işler yapmak gibi saygısızlık sayılabilecek hâllerden kaçınmaktır. Arka planda sürekli çalan ama hiç dinlenmeyen bir okuyuş yerine, kısa ama dikkatli dinleme tercih edilmelidir.
Duayı üç kez tekrarlamak sünnet mi?
Evet, Peygamberimizin dua ettiğinde çoğu zaman üç kez tekrar ettiği ve bir şey istediğinde üç defa istediği sahih rivayetlerde geçer. Bu, duada ısrar ve sebatın güzel bir örneğidir. Ancak üç kez tekrar şart değildir; bir kez yapılan dua da geçerlidir. Halk arasında bazı dualar için 41, 70, 100 gibi belirli sayılar söylenir; bunların çoğu sahih kaynağa dayanmaz ve tavsiye niteliğindedir. Asıl olan sayıyı tamamlamak değil, kalbin duada hazır bulunmasıdır.
Hatim yaparken yanlışlıkla bir sayfa atladım, hatmim geçerli mi?
Atlanan sayfayı okuyarak eksiği tamamladığınızda hatminiz tam olur. Hatim, Kur’an’ın baştan sona eksiksiz okunması demektir; yanlışlıkla atlanan bir sayfa veya sure hatmin eksik kalmasına yol açar, ama bu bir günah değildir. Fark edildiği anda veya hatmin sonunda o kısmın okunması yeterlidir; baştan başlamak gerekmez. Okunan kısımların sevabı zaten kişiye yazılmıştır. Sayfa atlamayı önlemek için mushafta ayraç kullanmak ve her oturumda kalınan yeri not etmek faydalıdır.
Zikir yaparken öne arkaya veya sağa sola sallanmak caiz mi?
Hafif ve kendiliğinden olan bir sallanma zikri bozmaz ve günah değildir; ancak bunu zikrin şartı veya sünneti gibi görmek doğru değildir. Hz. Peygamber’den zikir esnasında sallandığına dair bir rivayet yoktur. Bazı kimseler bunun dikkati toplamaya yardım ettiğini söyler. Âlimler, zikrin raks, çığlık, kendinden geçme gösterisi ve ibadet ciddiyetine aykırı hareketlere dönüşmesini ise hoş görmemiştir. Ölçü, sükûnet, edep ve kalbin huzurudur; kimseyi bu tür bir harekete zorlamamak da gerekir.
Cevşen Ramazan’da okunur mu, kaynağı sahih mi?
Cevşen, Allah’ın isim ve sıfatlarını sayan uzun bir dua metnidir. Anlamında güzel ifadeler bulunsa da Peygamberimize nispeti Ehl-i Sünnet’in temel hadis kaynaklarında yer almaz ve sahih bir senetle sabit değildir. Bu yüzden onu Peygamberimizden gelmiş bir dua ve belirli sevaplar vaat eden bir metin olarak sunmak doğru değildir. Anlamını düşünerek zikir niyetiyle okumak caizdir; ancak Kur’an duaları ve sahih hadislerde geçen dualar önceliklidir.
Kur’an okurken ağlamak veya ağlamaya çalışmak sünnet mi?
Evet, Kur’an okurken veya dinlerken ağlamak övülmüş bir hâldir; ağlayamayanın hüzünlenmeye çalışması da tavsiye edilmiştir. Kur’an, ayetler okunduğunda ağlayarak secdeye kapananları över. Hz. Peygamber, İbn Mes’ûd’dan Nisâ suresini dinlerken gözlerinin yaşardığını bildiren rivayet meşhurdur. Ancak ağlamak zorlama bir gösteriye dönüşmemeli, çevreyi rahatsız edecek şekilde bağırıp çağırmaya varmamalıdır. Namazda korku ve huşûdan ağlamak namazı bozmaz; dünyevî bir acıdan dolayı sesli ağlamak ise namazı bozar.
Zikir çekerken aklım başka yerlere gidiyor; bu zikrin sevabı olur mu?
Evet, gaflet hâlinde de olsa dil ile yapılan zikrin sevabı vardır ve bırakılmamalıdır. Âlimler, gafletle zikrin hiç zikretmemekten daha iyi olduğunu, dilin zikrinin zamanla kalbi de uyandıracağını belirtir. Dikkati toplamak için sayıyı azaltıp yavaş söylemek, söylenen sözün anlamını bilmek, gözleri yummak veya sessiz bir ortam seçmek faydalı olur. Oruçlu iken yorgunluk ve açlık odaklanmayı zorlaştırabilir; bu durumda kısa zikirleri gün içine dağıtmak daha verimlidir. Mükemmel huzuru beklemek zikri ertelemenin bahanesi olmamalıdır.
Kendime koyduğum günlük zikir virdini bir gün kaçırırsam kaza etmem gerekir mi?
Hayır, kişinin kendi koyduğu zikir virdi adak değilse farz veya vacip değildir; kaçırılınca kaza etmek gerekmez. Ancak ertesi gün tamamlamak güzeldir; Hz. Peygamber de gece virdini kaçırdığında gündüz telafi ederdi. Hadiste Allah katında amellerin en sevimlisinin az da olsa devamlı olanı olduğu bildirilir. Bu yüzden Ramazan başında çok iddialı hedefler koyup birkaç gün sonra bırakmak yerine, sürdürülebilir bir vird belirlemek daha doğrudur. Virdi kaçırmak suçluluk duygusuna değil, yeniden başlamaya vesile olmalıdır.
Ramazan’da her gün bir cüz okumak sünnet mi?
Her gün tam olarak bir cüz okumak belirli bir sünnet değil, Ramazan’da hatim yapabilmek için geliştirilmiş pratik bir gelenektir. Sünnet olan, Ramazan’da Kur’an ile daha fazla meşgul olmaktır; Cebrâil her Ramazan Hz. Peygamber’le Kur’an’ı karşılıklı okur, vefat ettiği yıl bunu iki kez yapmıştır. Kur’an’ın otuz cüze bölünmesi de sonraki dönemde okumayı kolaylaştırmak için yapılmıştır. Bu yüzden bir cüz okuyamayan kişi yarım cüzle, daha fazlasını okuyabilen ise iki cüzle devam edebilir. Ölçü, kişinin gücü ve devamlılığıdır.
Ramazan’ın son gecesi “elveda” duası okunur mu?
Ramazan’a veda için Peygamberimizden nakledilmiş belirli bir dua yoktur. Osmanlı döneminden beri bazı camilerde Ramazan’ın son cumasında veya son gecesinde “elveda” ilahileri ve hitapları okunması bir gelenektir; sünnet değildir ama anlamı güzel olduğu sürece sakıncası da yoktur. Bu gecede Ramazan’da yapılan ibadetlerin kabulü, eksiklerin affı ve bir sonraki Ramazan’a sağlıkla ulaşmak için dua etmek uygundur. Ramazan sonrası ibadetlere devam etme kararlılığı en anlamlı vedadır.
Kur’an okunurken ayağa kalkmak gerekir mi?
Hayır, Kur’an okunurken veya mushaf getirilirken ayağa kalkmak dinen gerekli değildir. Kur’an’a saygı, onu dinlerken sessiz olmak, edepli oturmak, dikkatini vermek ve okunanı anlamaya çalışmakla gösterilir. Bazı yerlerde mushaf getirildiğinde ayağa kalkmak bir saygı örfü olarak görülür; bunu yapan kişiye itiraz edilmez, ancak zorunlu bir sünnet gibi de sunulmamalıdır. Mukabele ve hatim meclislerinde oturarak dinlemek uygundur. Ayakta okuma veya dinleme ise namaz kıyamı dışında özel bir fazilet taşımaz.
Ramazan Bayramı gecesi dua ile ihya etmenin fazileti var mı?
Bayram gecelerini ibadetle ihya edenin kalbinin, kalplerin öldüğü günde ölmeyeceğine dair rivayet zayıftır. Bununla birlikte âlimler, bu geceyi mümkün olduğunca namaz, dua ve istiğfarla değerlendirmeyi müstehap görmüştür. Bayram hazırlıkları arasında birkaç rekât nafile namaz kılmak, yatsı ve sabahı cemaatle kılmak ve Ramazan’ın kabulü için dua etmek güzeldir. Fakat bu gece için belirli sayıda rekât veya özel dua metni öngören rivayetler sahih değildir.
Kur’an okurken mushafı yere koymak saygısızlık mı?
Mushafı doğrudan yere, özellikle ayak basılan zemine koymak edebe aykırıdır; bir rahle, yastık veya temiz yüksekçe bir yere konması tavsiye edilir. Âlimler Kur’an’a hürmetin mushafa gösterilen saygıyla da ifade edildiğini belirtir. Bu nedenle mushafın üzerine başka kitap veya eşya konmaması, ayak hizasında bırakılmaması uygun görülmüştür. Camide yerde oturarak okurken mushafı dizlerin üzerinde tutmak ya da rahleye koymak geleneğimizde yaygındır. Temiz bir halı üzerine kısa süreliğine konması ise günah değildir; asıl olan saygı niyetidir.
Ramazan’da dua uygulamaları ve hatırlatıcılar kullanmak doğru mu?
Evet, faydalı bir araç olarak kullanılabilir. Güvenilir kaynaklara dayanan, Arapça metni doğru, meali anlaşılır uygulamalar, sabah akşam dualarını ve Kur’an dualarını düzenli okumaya yardımcı olabilir. Dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- Kaynak belirtilmeyen, abartılı sevap vaatleri içeren metinlerden uzak durmak,
- Bildirimlerin ibadete değil, dağınıklığa yol açmamasına dikkat etmek,
- Mümkünse Diyanet’in yayınlarını esas almak.
Ramazan’da yapılan bir zikrin sevabı yetmiş kat mı?
Ramazan’da bir nafilenin farz, bir farzın yetmiş farz sevabında olduğunu bildiren rivayet zayıftır; hadis âlimleri senedini sağlam bulmamıştır. Bununla birlikte Ramazan’ın faziletli bir ay olduğu, bu ayda yapılan ibadetlerin değerli olduğu ve Hz. Peygamber’in bu ayda ibadeti artırdığı sahih hadislerle sabittir. Kadir gecesinin bin aydan hayırlı olduğu da Kur’an’da bildirilir. Sevabın miktarını Allah bilir; bu yüzden belirli çarpanlara takılmadan, Ramazan’ın bereketini umarak zikri çoğaltmak yeterlidir.
“Bu duayı 10 kişiye göndermezsen…” mesajlarına uymalı mıyım?
Hayır, uymamalısınız. Belirli sayıda kişiye göndermeyi şart koşan, göndermeyene kötülük, gönderene mutlaka dilek kabulü vaat eden zincir mesajların dinî bir dayanağı yoktur ve hurafe niteliğindedir. Dua Allah ile kul arasında bir iletişimdir; kabulü bir mesajı iletmeye bağlı değildir. Bu tür mesajlarda çoğu zaman uydurma hadisler de yer alır; kaynağı doğrulanmayan sözleri Peygamberimize nispet ederek yaymak ağır bir vebal doğurur. Paylaşımda sahih ve kaynaklı içerik tercih edilmelidir.
Oruçluyken Kur’an okumadan önce misvak kullanmak olur mu?
Evet, oruçluyken misvak kullanmak Hanefî mezhebine göre günün her saatinde caizdir ve Kur’an okumadan önce ağzı temizlemek güzel bir edeptir. Hz. Ali’den, ağızların Kur’an’ın yolu olduğu, bu yüzden misvakla temizlenmesi gerektiği nakledilir. Misvak orucu bozmaz; ancak parçalarının veya tadının yutulmamasına dikkat edilir. Şâfiî mezhebinde öğleden sonra misvak kullanmak mekruh sayılmıştır. Diş macunuyla fırçalamak orucu bozmasa da macunun boğaza kaçma riski nedeniyle oruçluyken mekruh görülür.
Teravih aralarında okunan “Sübhâne ze’l-mülki ve’l-melekût” tesbihinin aslı var mı?
Bu tesbih, teravihin her dört rekâtından sonraki dinlenme aralarında okunması âdet olmuş bir zikirdir ve Hanefî fıkıh kitaplarında da zikredilir. Ancak bu metnin teravihle birlikte Hz. Peygamber’den özel olarak öğretildiğine dair sahih bir rivayet yoktur. Fakihler, bu aralarda cemaatin dilediği bir zikri, Kur’an okumayı, salavatı veya sessizce beklemeyi serbest bırakmıştır. Dolayısıyla okumak caiz ve güzeldir, okumamak da bir eksiklik değildir. Önemli olan cemaati bıktırmayacak, kısa ve anlamlı bir zikir seçmektir.
Çok günahım var; Ramazan’da ettiğim dua kabul olur mu?
Evet, günahkâr olmak dua etmeye engel değildir; aksine günahı olanın Allah’a daha çok yönelmesi gerekir. Kur’an’da “Ey kendilerinin aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin; Allah bütün günahları bağışlar” buyrulur. Kudsî hadiste de kul, günahları göğe ulaşsa bile bağışlanma dilerse Allah’ın onu bağışlayacağı bildirilir. Duanın kabulüne engel olabilecek şeyler haram lokma ve ısrarla sürdürülen günahlardır; bunları bırakma niyetiyle yapılan dua ümitle karşılanmalıdır.
Hayatım boyunca hiç hatim yapmadım, bu bir eksiklik mi?
Hatim yapmak farz değildir, ama hiç yapmamış olmak bir kayıptır ve telafisi her zaman mümkündür. Kur’an’ın tamamını okumak, onun bütün mesajıyla tanışmak demektir; hatim bu yüzden müminin hayatında önemli bir hedeftir. Âlimler Kur’an’ı en az kırk günde bir hatmetmeyi tavsiye etmiş, bunun mümkün olmaması hâlinde yılda en az bir hatim yapmayı güzel görmüştür. Arapça okuyamayan kişi önce öğrenmeye başlayabilir, bu arada meali baştan sona okuyarak Kur’an’ın içeriğini tanıyabilir. Bu Ramazan, ilk hatim için iyi bir başlangıç olabilir.
Zikir gerçekten kalbe huzur verir mi, kaygım için yeterli mi?
Kur’an’a göre kalpler Allah’ı anmakla huzur bulur; zikir manevi bir güç ve teselli kaynağıdır. Pek çok kişi zikrin kendisini sakinleştirdiğini ve tevekkül duygusunu güçlendirdiğini ifade eder. Ancak zikir, ruh sağlığı tedavisinin yerine geçmez. Uzun süren kaygı, depresyon, uyku bozukluğu veya panik gibi durumlarda bir hekime veya psikoloğa başvurmak da dinin emrettiği tedaviye başvurmanın bir parçasıdır. Zikri ve duayı sürdürürken profesyonel destek almak birbirine engel değil, birbirini tamamlayan iki yoldur.
Kur’an okurken bir kelimeyi yanlış okuduğumu sonradan fark edersem ne yapmalıyım?
Namaz dışında ise o kelimeyi veya ayeti doğru şekilde yeniden okumanız yeterlidir; bilmeden yapılan hata için günah yoktur. Kasıt olmadan yapılan hatalardan kişi sorumlu tutulmaz; ancak hatayı öğrendikten sonra düzeltmek ve tekrarlamamaya çalışmak gerekir. Aynı hatayı sürekli yapan kişi, okuyuşunu bir hocaya dinleterek düzeltmelidir. Namaz içinde anlamı bozacak bir hata yapılıp düzeltilmeden geçilirse namazın geçerliliği etkilenebilir; bu konudaki ayrıntılar için bir din görevlisine, müftülüğe veya Alo 190’a danışılabilir.
Ramazan’a kavuştuğum için nasıl şükür duası ederim?
Ramazan’a ulaşmak başlı başına bir nimettir; bunun için kişi kendi diliyle Allah’a hamd edebilir. Kur’an’da oruç ayetlerinin sonunda “Allah’ı yüceltmeniz ve şükretmeniz için” buyrularak orucun şükürle bağlantısı kurulur. Hz. Süleyman’ın “Rabbi evzi’nî en eşküra ni’metekelletî en’amte aleyye” (Rabbim, bana verdiğin nimete şükretmemi nasip et) duası okunabilir. Peygamberimizin Muâz’a öğrettiği “Allah’ım, seni anmak, sana şükretmek ve güzel ibadet etmek için bana yardım et” duası da uygundur.
Yatmadan önce okunan “Hz. Fâtıma tesbihi” nedir?
Yatağa girince 33 kez Sübhânallah, 33 kez Elhamdülillah ve 34 kez Allâhu ekber söylemektir. Hz. Fâtıma ev işlerinden yorulup babasından bir hizmetçi istediğinde Hz. Peygamber ona ve Hz. Ali’ye bu zikri öğretmiş ve bunun kendileri için bir hizmetçiden daha hayırlı olduğunu söylemiştir. Hz. Ali bu zikri ömrü boyunca bırakmadığını anlatır. Ramazan’da teravih ve sahur arasında kısa bir uykuya yatarken okunabilecek, bir iki dakikalık kolay bir zikirdir; yorgunluğa karşı manevi bir destek olarak tavsiye edilir.