🤲 Benim İçin Dua Et Giriş
🏮

Ramazan ve Bayram Gelenekleri

Osmanlı'dan bugüne Ramazan ve bayram gelenekleri. 290 soru ve cevap.

Ramazan ve Bayram Gelenekleri

Ramazan ve bayram gelenekleri, Osmanlı'dan günümüze Müslüman toplumların bu mübarek ayı ve bayramları karşılarken geliştirdiği; mahya, davul, iftar sofraları, hırka-i şerif ziyareti, bayram harçlığı ve bayramlaşma gibi kültürel uygulamaların bütünüdür. Bu uygulamalar, toplumun Ramazan'a duyduğu sevgi ve saygının asırlar boyunca şekillenen yansımalarıdır. Bu gelenekler dinin özünden beslenir ancak her biri dini hüküm taşımaz; bir kısmı yöresel kültürün güzel ürünleridir.

Osmanlı'da minareler arasına gerilen ipler üzerine kandillerle yazılan mahyalar, Ramazan'ın gelişini şehre duyururdu. Bu gelenek bugün İstanbul başta olmak üzere pek çok şehirde yaşatılmaktadır. Sahur davulcusu, mahalle mahalle dolaşarak insanları sahura uyandırır; bayramda da bahşişini alır. İftar sofralarının kapısı misafirlere açık tutulur, iftar ettirmek büyük bir hayır sayılırdı.

Diş kirası, zenginlerin iftara davet ettikleri misafirlere yemek sonrasında hediye vermesi geleneğidir. Zimem defteri ise bakkallarda veresiye borçların isimsiz hayırseverler tarafından ödenmesi uygulamasıdır. Bayramda büyüklerin elini öpmek, çocuklara harçlık ve şeker vermek, küsleri barıştırmak Türk toplumunun güzel bayram adetlerindendir.

Gelenekleri yaşatırken dinin asıl hükümleriyle karıştırmamak gerekir. Örneğin bayramda mezarlık ziyareti güzel bir davranıştır, fakat farz sanılmamalıdır. Bu bölümde Ramazan ve bayram geleneklerinin tarihi, anlamı ve dini boyutu ele alınmaktadır. Osmanlı döneminde Ramazan'da camilerde huzur dersleri yapılır, padişahın huzurunda tefsir okunurdu. Bu gelenek, Ramazan'ın bir ilim ve tefekkür ayı olarak görüldüğünü gösterir. Günümüzde de iftar çadırları, mahalle iftarları, hatim programları ve camilerde düzenlenen mukabeleler, bu köklü mirasın farklı biçimlerde yaşatıldığını ortaya koyar. Geleneklerin israfa dönüşmemesine dikkat edilmelidir.

  • Mahya, davul ve iftar sofraları köklü Ramazan geleneklerindendir.
  • Diş kirası ve zimem defteri yardımlaşmanın örnekleridir.
  • El öpme ve harçlık, bayramın güzel adetleridir.
  • Gelenek ile dini hüküm birbirinden ayırt edilmelidir.

Sık Sorulan Sorular

Bayram kelimesi nereden gelir?

Bayram, Türkçe kökenli bir kelimedir; Arapça değildir. Dil araştırmacıları kelimenin eski Türkçede sevinç, şenlik ve toplu kutlama gününü anlatan bir sözden geldiğini kabul eder; ilk şekli ve kökü konusunda farklı görüşler vardır. Müslüman Türkler, Arapçada “îd” denilen dinî kutlama günlerini kendi dillerindeki bu kelimeyle karşılamış, zamanla “Ramazan Bayramı” ve “Kurban Bayramı” adları yerleşmiştir. Farsçada aynı günler için “îd” yanında başka adlar da kullanılır. Kelimenin Türkçe olması, bu günlerin anlamını değiştirmez; bayram, İslam’ın belirlediği iki özel ibadet ve sevinç günüdür.

Soruya git ve paylaş →

Endonezya’da Ramazan nasıl geçer?

Endonezya’da Ramazan, dünyanın en kalabalık Müslüman nüfusuna sahip ülke olmasından dolayı çok canlı geçer. Ramazan’dan önce bazı bölgelerde yıkanıp arınmayı simgeleyen gelenekler, kabir ziyaretleri ve aile buluşmaları yapılır. Ay boyunca camilerde teravih, Kur’an halkaları ve toplu iftarlar düzenlenir; akşamüstü “ngabuburit” denen, iftarı beklerken çarşılarda dolaşma ve iftarlık alma âdeti yaygındır. Bu geleneklerin bir kısmı yerel kültürdendir; dinî bir hüküm taşımaz. Esas olan oruç, namaz ve Kur’an ile Ramazan’ı ihya etmektir.

Soruya git ve paylaş →

İlk mahya ne zaman ve nerede kuruldu?

Yaygın anlatıma göre ilk mahya, 17. yüzyılın başında Sultan I. Ahmed döneminde İstanbul’da kurulmuştur. Kaynaklarda bu uygulamanın Fatih Camii’nin minareleri arasında, Hâfız Ahmed Kefevî adlı bir müezzin tarafından başlatıldığı nakledilir. Tarih ve mekân konusunda farklı rivayetler bulunduğu için kesin bir yıl vermek yerine “17. yüzyıl başları” demek daha doğrudur. Mahya kısa sürede İstanbul’un selâtin camilerine yayılmış, Ramazan gecelerinin en bilinen görüntülerinden biri hâline gelmiştir. Bu tamamen Osmanlı’ya özgü bir şehir geleneğidir; dinî bir emir veya sünnet değildir.

Soruya git ve paylaş →

Kurban Bayramı’na neden “Büyük Bayram” denir?

Bu ad dinî bir hüküm değil, halk arasında yerleşmiş bir isimlendirmedir. Anadolu’da Ramazan Bayramı üç, Kurban Bayramı dört gün sürdüğü için Kurban Bayramı’na “Büyük Bayram”, Ramazan Bayramı’na da “Küçük Bayram” denmiştir. Ayrıca Kurban Bayramı’nın ilk günü, hac ibadetinin en yoğun menasikinin yapıldığı gündür; Tevbe Suresi’nde geçen “hacc-ı ekber günü” ifadesini pek çok âlim bayramın ilk günü (yevmü’n-nahr) olarak açıklamıştır. Bununla birlikte iki bayram arasında dinî önem bakımından bir üstünlük sıralaması yapmak doğru olmaz; her ikisi de Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Müslümanlara bayram olarak bildirdiği mübarek günlerdir.

Soruya git ve paylaş →

Osmanlı’da Ramazan nasıl karşılanırdı?

Büyük bir sevinç ve hazırlıkla karşılanırdı. Şaban ayının son günlerinde evler temizlenir, kilerler iftariyelik ve sahurluk erzakla doldurulur, camiler bakıma alınırdı. Hilalin görüldüğü haber verilince minarelerde kandiller yakılır, şehirde bir bayram havası eserdi. Esnafa narh ve temizlik konusunda uyarılar yapılır, borçlu ve kırgın olanlar arasında helalleşme teşvik edilirdi. Kaynaklar, İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerde gecelerin gündüzden daha canlı geçtiğini anlatır. Bu geleneklerin çoğu örf olup ibadetin kendisi değildir; ama ayın manevi atmosferini hissettirmeye hizmet etmiştir.

Soruya git ve paylaş →

“Mahya” kelimesi ne anlama gelir?

Mahya kelimesinin Farsça “ay” anlamındaki mâh kökünden geldiği kabul edilir ve genellikle “aya ait, aylık” ya da “Ramazan ayına mahsus” şeklinde açıklanır. Bu adlandırma, ışıklı yazıların yalnızca mübarek Ramazan ayında asılmasıyla ilgilidir. Zamanla kelime, iki minare arasına gerilen iplere dizilmiş kandillerle oluşturulan yazı ve şekillerin genel adı olmuştur. Bu işi yapan ustaya da “mahyacı” denir.

Soruya git ve paylaş →

Arapçada bayrama neden “îd” denir?

“Îd”, “dönmek, tekrar gelmek” anlamındaki bir kökten gelir; her yıl yeniden dönüp gelen sevinç günü demektir. Bazı âlimler, Allah’ın bu günlerde kullarına ihsanını ve bağışını tekrar tekrar lütfettiği için bu adın verildiğini de söyler. Çoğulu “a’yâd”dır; iki bayram birlikte “ıydeyn” diye anılır. Hadis kitaplarında bayram namazına dair bölümler çoğunlukla “Kitâbü’l-Iydeyn” (İki Bayram Kitabı) başlığını taşır. Türkçedeki “ıyd-ı şerif” gibi eski tebrik ifadeleri de bu kelimeden gelir.

Soruya git ve paylaş →

Endonezya’daki “mudik” bayram göçü nedir?

Mudik, Endonezya’da Ramazan sonunda milyonlarca kişinin bayramı ailesiyle geçirmek için büyük şehirlerden memleketine dönmesine verilen addır. Türkiye’deki bayram öncesi memleket yolculuğunun çok daha büyük ölçekli bir karşılığıdır. Dinî bir ibadet değil, sıla-i rahim (akrabayı ziyaret) değerinin kültürel bir yansımasıdır. Sıla-i rahim ise İslam’da çok teşvik edilmiştir. Bu yolculuklarda Ramazan’ın son günlerinde yolcu olan kişi, seferîlik şartları oluşmuşsa orucunu erteleyip sonra kaza edebilir.

Soruya git ve paylaş →

Kurban Bayramı’nın Arapça adı “Îdü’l-adhâ” ne demektir?

“Îdü’l-adhâ”, “kurban bayramı” anlamına gelir. “Îd” tekrar tekrar dönüp gelen sevinç günü, “adhâ” ise kuşluk vaktinde kesilen kurban (udhiyye) kelimesiyle ilgilidir; kurbanların genellikle bayram sabahı kuşluk vaktinde kesilmesinden dolayı bu ad verilmiştir. Bazı ülkelerde “Îdü’n-nahr” (kesim bayramı) veya kısaca “Îdü’l-kebîr” (büyük bayram) denir. Türkçede “Kurban Bayramı”, Orta Asya’da “Kurban Ayt/Hayit”, Balkanlarda “Kurban Bajram” gibi adlar kullanılır. İsimler farklı olsa da hepsi aynı ibadeti ve aynı sevinci ifade eder.

Soruya git ve paylaş →

Osmanlı’da Ramazan hilali nasıl ilan edilirdi?

Hilali görenlerin kadıya şahitlik etmesi ve kadının hükmüyle ilan edilirdi. Şaban’ın 29. akşamı yüksek yerlere gözcüler çıkar, hilali gördüğünü söyleyenler mahkemede dinlenirdi. Kadı şahitliği kabul edince durum bir ilamla bildirilir, ardından minarelerde kandiller yakılarak ve bazı dönemlerde top atılarak halka duyurulurdu. Bu uygulama, hadislerdeki “Hilali görünce oruca başlayın” emrinin fıkhî usulle kurumsallaşmış biçimidir. Günümüzde ise Diyanet, 1978 İstanbul Hilal Konferansı kararları çerçevesinde astronomik hesaba dayalı takvimi esas almaktadır.

Soruya git ve paylaş →

Hicretten önce Medineliler hangi bayramları kutlardı?

Medineliler, yılda iki gün oyun ve eğlenceyle geçirdikleri kutlamalar yapardı. Peygamberimiz Medine’ye geldiğinde bu iki günü sormuş, cahiliye döneminden kalma eğlence günleri olduğunu öğrenince “Allah size bunların yerine daha hayırlısını, Kurban ve Fıtır günlerini verdi” buyurmuştur. Şârihlerin çoğu bu iki günün İran kültüründen gelen Nevruz ve Mihrican olduğunu belirtir. Böylece Müslümanların bayramları, eski geleneklerin devamı olarak değil, oruç ve hac ibadetlerine bağlı yeni günler olarak belirlenmiştir.

Soruya git ve paylaş →

Huzur dersleri nedir?

Huzur dersleri, Ramazan’da padişahın huzurunda yapılan tefsir müzakereleridir. 1759’da Sultan III. Mustafa zamanında düzenli bir gelenek hâline getirildiği kabul edilir. Bir mukarrir (ders veren) belirli bir ayeti tefsir eder, muhatap denilen birkaç âlim de soru sorar ve itirazlarını dile getirirdi. Dersler genellikle Kādî Beyzâvî tefsiri esas alınarak yapılır, Ramazan boyunca belli günlerde sürerdi. Bu gelenek, ilmin ve tartışma kültürünün devletin zirvesinde bile saygı gördüğünü gösteren önemli bir örnek olarak anılır; Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar devam etmiştir.

Soruya git ve paylaş →

Kurban Bayramı günlerinin özel isimleri var mı?

Evet. Fıkıh ve hadis kaynaklarında bayram günleri özel adlarla anılır:

  • Yevmü’t-terviye: Zilhicce’nin 8. günü, hacıların Mina’ya çıktığı gün.
  • Yevmü Arafe: 9. gün, arefe.
  • Yevmü’n-nahr: 10. gün, bayramın ilk günü, kesim günü.
  • Yevmü’l-karr: 11. gün; hacıların Mina’da kalıp dinlendiği gün.
  • Yevmü’n-nefri’l-evvel ve’s-sânî: 12. ve 13. günler; hacıların Mina’dan ayrılabildiği günler.

Bir hadiste Allah katında en büyük günün yevmü’n-nahr, ardından yevmü’l-karr olduğu bildirilmiştir. Bayramın 2., 3. ve 4. günleri ayrıca “teşrik günleri” diye de anılır.

Soruya git ve paylaş →

Mısır’daki Ramazan fanusu (fener) geleneği nedir?

Fanus, Mısır’da Ramazan’ın simgesi hâline gelmiş renkli camlı fenerdir. Ramazan girince sokaklar, balkonlar ve dükkânlar bu fenerlerle süslenir; çocuklara fanus hediye edilir. Kökeni hakkında Fâtımîler dönemine uzanan çeşitli hikâyeler anlatılır, ancak bunların kesin tarihî dayanağı tartışmalıdır. Fanus tamamen kültürel bir unsurdur; dinî bir sünnet ya da ibadet değildir. Ramazan sevincini paylaşmaya ve çocuklara bu ayı sevdirmeye vesile olduğu sürece güzel bir gelenek olarak görülebilir.

Soruya git ve paylaş →

Tek minareli camiye mahya kurulur mu?

Geleneksel yöntemle hayır; klasik mahya, iki minare arasına gerilen halatlara asılır. Bu yüzden Osmanlı döneminde mahya yalnızca çift veya daha fazla minareli büyük camilerde, özellikle selâtin camilerinde kurulabilirdi. Tek minareli camilerde bazen minare ile başka bir yapı ya da direk arasına ip gerilerek benzer ışıklı yazılar asıldığı görülür; ancak bu klasik anlamda mahya sayılmaz. Günümüzde bazı camilerde cephelere veya minare şerefelerine ışıklı yazılar konulması da aynı ruhu yaşatma çabasıdır. Hangisi olursa olsun, bu bir süsleme geleneğidir; ibadetin geçerliliğiyle ilgisi yoktur.

Soruya git ve paylaş →

Huzur derslerinde padişah konuşur muydu?

Genellikle hayır; padişah dinleyici konumunda bulunurdu. Derslerde söz hakkı mukarrir ve muhataplarındaydı. Âlimlerin padişah önünde serbestçe tartışması, ilmin makam karşısındaki itibarını göstermek açısından anlamlı sayılırdı. Kaynaklarda bazı padişahların zaman zaman soru sorduğu veya dersin sonunda âlimlere ihsanda bulunduğu da anlatılır. Derslerin sonunda katılan âlimlere hediye ve kaftan verilmesi âdetti. Bu tablo, yöneticinin de ilim karşısında öğrenci edebi taşıması gerektiği fikrini yansıtır.

Soruya git ve paylaş →

Kurbanlık alırken pazarlık yapmak sevaba zarar verir mi?

Hayır, makul ölçüde pazarlık yapmak caizdir ve kurbanın sevabını azaltmaz. Alışverişte fiyat konusunda anlaşmaya çalışmak meşru bir ticari davranıştır. Halk arasında “kurbanlığın fiyatına itiraz edilmez” gibi sözler dolaşsa da dinî bir dayanağı yoktur. Ancak pazarlıkta yalan söylemek, satıcıyı küçümsemek, hayvanın kusurunu gizlemek ya da satıcının zor durumundan yararlanarak haksız fiyat dayatmak doğru değildir. Satıcı açısından da hayvanı tartıda ağır göstermek için hile yapmak veya yaşını yanlış söylemek kul hakkına girer. Güzel olan, iki tarafın da gönül hoşluğuyla anlaşması ve “Allah bereket versin” diyerek ayrılmasıdır.

Soruya git ve paylaş →

Mahya nasıl yapılır, yazılar nasıl oluşturulur?

Mahya, iki minare arasına gerilen ana halata sarkıtılan ince iplere lambaların belirli aralıklarla dizilmesiyle yapılır. Usta önce yazıyı veya şekli kareli kâğıt üzerinde noktalarla çizer; her nokta bir lambaya karşılık gelir. Sonra ipler bu plana göre hazırlanıp yerde birleştirilir, makara sistemiyle minareler arasına çekilir. Uzaktan bakıldığında noktalar birleşerek okunabilir bir yazı oluşturur. Eskiden zeytinyağlı kandiller kullanılırken bugün çoğunlukla ampul ve LED kullanılmaktadır. Mahyanın düzgün okunması için harflerin sade, kalın ve kısa tutulması esastır.

Soruya git ve paylaş →

Nevruz ve Mihrican neden İslam bayramı sayılmadı?

Çünkü İslam, bayramlarını bir ibadetin tamamlanmasına bağlamıştır. Ramazan Bayramı bir aylık orucun, Kurban Bayramı ise haccın ve kurbanın günüdür. Nevruz ve Mihrican ise mevsim dönümlerine ve eski İran geleneğine dayanan kutlamalardı; Peygamberimiz Medinelilere bunların yerine iki yeni bayram verildiğini bildirmiştir. Bu, bahar gelişine sevinmenin veya yöresel bir şenliğin kendiliğinden günah olduğu anlamına gelmez; dinî bir ritüel yüklenmediği ve haram bir şey içermediği sürece örf olarak kalabilir. Ancak dinî bayram yalnızca iki tanedir.

Soruya git ve paylaş →

Ramazan davulcusunun başka ülkelerde karşılığı var mı?

Evet, sahura uyandırma geleneği pek çok Müslüman ülkede farklı biçimlerde yaşar. Arap ülkelerinde “misaharatî” denen kişi davul çalarak ya da mahalle sakinlerinin adını söyleyerek sahura kaldırır. Fas’ta “neffâr” uzun bir boru öttürür; Hint alt kıtasında sahur için sokakları dolaşan kişiler vardır; Endonezya’da gençler gruplar hâlinde vurmalı çalgılarla dolaşır. Bunların hepsi, Peygamberimiz döneminde Bilâl-i Habeşî’nin gece okuduğu ezanla sahur vaktine dikkat çekilmesini hatırlatan halk gelenekleridir; kendileri ibadet değildir.

Soruya git ve paylaş →

İlk Ramazan Bayramı hangi yıl kutlandı?

İlk Ramazan Bayramı, hicretin ikinci yılında kutlanmıştır. Ramazan orucu bu yılın Şaban ayında farz kılınmış, Müslümanlar ilk Ramazan orucunu aynı yıl tutmuştur. Bedir Savaşı da bu Ramazan’ın 17. günü yaşandığı için ilk bayram, büyük bir zaferin hemen ardından gelen bir sevinç günü olmuştur. Siyer kaynakları, Peygamberimizin bu bayramda Medine dışındaki açık alanda (musallada) cemaate namaz kıldırdığını aktarır. Kesin gün ve ayrıntılar konusunda kaynaklarda küçük farklılıklar bulunur.

Soruya git ve paylaş →

Mahyacı kimdir, bu meslek hâlâ var mı?

Evet, az sayıda da olsa mahyacılık hâlâ sürmektedir. Mahyacı, mahya yazısını tasarlayan, lambaları iplere dizen ve minareler arasına asan ustadır. Bu iş eskiden usta-çırak ilişkisiyle, çoğu zaman aileden aileye aktarılarak öğrenilirdi. Yükseklikte çalışmayı, sabrı ve iyi bir göz hesabını gerektirdiği için kolay bir zanaat değildir. Günümüzde İstanbul başta olmak üzere bazı şehirlerde cami görevlileri ve birkaç usta bu geleneği yaşatmaktadır. Elektronik panoların yaygınlaşmasıyla el işi mahyacılık azalmış olsa da kültürel bir miras olarak korunması için çeşitli çalışmalar yapılmaktadır.

Soruya git ve paylaş →

Mısır’daki “Mâidetü’r-Rahmân” iftar sofraları nedir?

Mâidetü’r-Rahmân, “Rahmân’ın sofrası” anlamına gelir ve Mısır başta olmak üzere bazı Arap ülkelerinde sokaklara kurulan, herkese açık ücretsiz iftar sofralarıdır. Hayırseverler, esnaf ve dernekler yolda kalanlara, işçilere ve yoksullara iftar ikram eder. Türkiye’deki belediye ve vakıf iftar çadırlarına benzer. Oruçluya iftar ettirmenin, oruçlunun sevabı kadar sevap kazandırdığı sahih hadiste bildirildiği için bu sofralar dinî açıdan çok değerli bir hayır geleneğidir.

Soruya git ve paylaş →

Ramazan’da Hırka-i Saadet ziyareti nedir?

Hz. Peygamber’e ait olduğu kabul edilen hırkanın, Ramazan’ın ortasında Topkapı Sarayı’nda törenle ziyaret edilmesidir. Osmanlı’da genellikle Ramazan’ın 15. günü padişah, devlet ricali ve saray halkı Hırka-i Saadet dairesinde toplanır, Kur’an okunur, dualar edilir ve hırka ziyaret edilirdi. Bu mukaddes emanetler Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinden sonra İstanbul’a getirilmiştir. Ziyaret bir hürmet ve muhabbet ifadesidir; dinen farz, vacip veya sünnet bir ibadet değildir. Hırkaya şifa ya da kerametle ilgili abartılı inançlar yüklemekten sakınmak gerekir.

Soruya git ve paylaş →

Hırka-i Şerif ile Hırka-i Saadet aynı şey mi?

Hayır, farklı hırkalardır. Hırka-i Saadet, Topkapı Sarayı’ndaki Mukaddes Emanetler arasında korunan ve Hz. Peygamber’in Kâ’b b. Züheyr’e hediye ettiği rivayet edilen hırkadır. Hırka-i Şerif ise İstanbul Fatih’teki Hırka-i Şerif Camii’nde korunan, Üveys el-Karanî’ye gönderildiği rivayet edilen ve onun soyundan gelenlerce İstanbul’a getirilen hırkadır. Hırka-i Şerif Camii’nde Ramazan’da halkın ziyaretine açılması geleneği bugün de sürmektedir. Her iki ziyaret de bir hürmet göstergesidir, ibadet sayılmaz.

Soruya git ve paylaş →

İlk Kurban Bayramı ne zaman kutlandı?

Yaygın görüşe göre ilk Kurban Bayramı da hicretin ikinci yılında, Zilhicce ayında Medine’de kutlanmıştır. Peygamberimiz bayram namazını kıldırmış, ardından kurbanını kesmiş ve ashabına da namazdan sonra kesmelerini öğretmiştir. O dönemde Mekke henüz fethedilmediği için Müslümanlar hac yapamıyordu; bu yüzden bayram, hac olmaksızın Medine’de kurban ve namazla kutlanıyordu. Peygamberimiz hayatı boyunca her yıl kurban kesmiş, bunu terk etmemiştir.

Soruya git ve paylaş →

Kurbanlığa isim vermek ve onu sevmek caiz mi?

Evet, caizdir. Kurbanlığa şefkat göstermek, onu iyi beslemek ve sevmek İslam’ın hayvanlara iyilik emrine uygundur. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) binek hayvanlarına isim verdiği de bilinmektedir. Kurbanın kıymetli ve sevilen bir hayvandan olması, “Sevdiğiniz şeylerden harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz” ayetinin ruhuna da uygundur. Yalnız çocuklar hayvana çok bağlanıyorsa, kesimden önce onları bu konuda nazikçe hazırlamak gerekir. İsim vermek dinî bir sünnet değil, sevgiyi ifade eden masum bir âdettir.

Soruya git ve paylaş →

Mahyalara yazılacak sözleri kim belirler?

Günümüzde camilerdeki mahya yazıları genellikle Diyanet İşleri Başkanlığı ve il müftülükleri tarafından belirlenir. Ramazan boyunca hangi gece hangi mesajın asılacağı önceden planlanır; yazılar genellikle kısa, Kur’an ve sünnetten ilham alan öğütler ya da Ramazan’ı karşılayan ve uğurlayan ifadelerdir. Osmanlı döneminde de mahya yazıları keyfî değildi; saraydan veya ilgili makamlardan izin alınarak asılırdı. Bu sayede mahya, dinî ve ahlâkî mesajları topluma ileten bir tür “gökyüzü levhası” işlevi görmüştür.

Soruya git ve paylaş →

Pakistan ve Hindistan’daki “Çand Raat” nedir?

Çand Raat, “hilal gecesi” anlamına gelir ve Şevval hilalinin görülüp bayramın ilan edildiği geceyi ifade eder. Pakistan, Hindistan ve Bangladeş’te bu gece çarşılar geç saate kadar açık kalır, kadınlar ve kız çocukları ellerine kına (mehendi) yakar, bilezik alınır, bayram hazırlığı tamamlanır. Kültürel bir sevinç gecesidir. Dinî açıdan bayram gecesini ibadetle ihya etmek de tavsiye edilmiştir; bu konudaki rivayetler zayıf olsa da gecenin bir kısmını namaz, dua ve istiğfarla geçirmek güzeldir.

Soruya git ve paylaş →

Fitre bayramla aynı yıl mı emredildi?

Evet, genel kabule göre sadaka-i fıtır da hicretin ikinci yılında, Ramazan orucunun farz kılındığı yıl emredilmiştir. Peygamberimiz fitreyi küçük-büyük, erkek-kadın her Müslüman için belirlemiş ve bayram namazına çıkmadan önce verilmesini istemiştir. Böylece yoksulların da bayram günü ihtiyaç içinde kalmaması hedeflenmiştir. Fitrenin, oruçta yapılan küçük kusurlar için bir arınma ve fakirler için bir yiyecek olduğu da hadislerde bildirilir. Bu yönüyle bayramın tarihi, baştan itibaren paylaşmayla iç içedir.

Soruya git ve paylaş →

Hırka ziyaretinde yapılan dua daha çok kabul olur mu?

Bu konuda sahih bir rivayet yoktur. Duanın kabulü için belirli bir mekân veya eşya şart değildir; Allah her yerde duayı işitir. Ramazan ayı, oruçlunun iftar vakti, gecenin son üçte biri gibi hadislerde bildirilen dua vakitleri ise ayrı bir değer taşır. Hırka ziyareti, Peygamber sevgisini canlandırması ve insanın kalbini yumuşatması bakımından güzel bir vesile olabilir. Ancak hırkaya el sürmek, mendil değdirmek veya bundan dünyevi bir netice beklemek gibi davranışlar dinî bir dayanağa sahip değildir.

Soruya git ve paylaş →

Kurbanlık eve gelince önüne su dökmek gelenek mi, dinî bir yeri var mı?

Hayır, dinî bir dayanağı yoktur; bazı yörelerde uğur ve bereket dileğiyle yapılan bir halk âdetidir. Bu tür davranışlar bir inanca dönüşmedikçe, yani su dökülmezse kurbanın kabul olmayacağı veya uğursuzluk geleceği düşünülmedikçe günah sayılmaz. Ancak uğur-uğursuzluk inancına bağlanması doğru değildir; Hz. Peygamber (s.a.s.) uğursuzluk inancını (tıyere) reddetmiştir. Kurbanlık eve gelince yapılacak en güzel şey, Allah’a şükretmek, hayvana su ve yem vermek, onu rahat bir yerde barındırmaktır.

Soruya git ve paylaş →

Mahya sadece Ramazan’da mı asılır?

Esas olarak evet; mahya Ramazan ayına özgü bir gelenektir. Bununla birlikte bazı camilerde kandil gecelerinde ve bayramlarda da mahya asıldığı görülür. Özellikle Kadir gecesi mahyası ayrı bir önem taşır. Osmanlı döneminde de bazı önemli günlerde, örneğin padişahın cülusu gibi vesilelerle mahya kurulduğu nakledilir. Ancak halkın zihninde mahya, Ramazan akşamlarının ve teravih dönüşü görülen ışıklı minarelerin simgesi olarak yer etmiştir.

Soruya git ve paylaş →

Malezya’daki bayram “open house” (açık ev) geleneği nedir?

Malezya’da bayramda aileler, hatta kurumlar ve devlet büyükleri evlerini ya da salonlarını herkese açar; komşular, dostlar ve farklı dinlerden insanlar davet edilip ikram edilir. Yerel dilde “rumah terbuka” denir. Bu gelenek, bayramda ziyaretleşme, ikram ve gönül alma gibi İslam’ın teşvik ettiği değerlerin toplumsal bir yansımasıdır. Dinî bir zorunluluk değildir; ancak misafire ikram ve komşuluk hakkı konusundaki hadislerle uyumlu, güzel bir âdettir.

Soruya git ve paylaş →

“Hari Raya” ve “Lebaran” ne demek?

Her ikisi de Güneydoğu Asya’da Ramazan Bayramı’nın adıdır. Malezya, Singapur ve Brunei’de “Hari Raya Aidilfitri”, Endonezya’da ise daha çok “Lebaran” ya da “Idul Fitri” denir. Kurban Bayramı için de “Hari Raya Haji” veya “Idul Adha” ifadeleri kullanılır. Dinî adı her yerde aynıdır: Îdü’l-Fıtr ve Îdü’l-Adhâ. Farklı dillerdeki isimler bayramın hükmünü değiştirmez; bayram namazı, fitre ve bayramda oruç yasağı gibi hükümler bütün Müslümanlar için ortaktır.

Soruya git ve paylaş →

İnsanlık tarihindeki ilk kurban Hz. Âdem’in oğullarının kurbanı mıdır?

Kur’an’da anlatılan ilk kurban örneği, Hz. Âdem’in iki oğlunun sunduğu kurbandır. Mâide Suresi’nde, ikisinin de Allah’a kurban takdim ettiği, birinin kurbanının kabul edilip diğerininkinin kabul edilmediği bildirilir; ayet, Allah’ın ancak takvâ sahiplerinden kabul ettiğini vurgular. Kardeşlerin adları Kur’an’da geçmez; Hâbil ve Kâbil adları tefsir ve tarih rivayetlerinden gelir. Bu kıssa, kurbanın özünün hayvan değil, samimiyet ve Allah’a yakınlık arayışı olduğunu gösterir.

Soruya git ve paylaş →

Kurbanlığa nazar boncuğu veya muska takmak caiz mi?

Nazar boncuğunun kendisinin koruyacağına inanarak takmak doğru değildir. Hadislerde bu tür nesnelere (temîme) koruyucu güç atfetmek kınanmıştır. Nazardan korunmak için Allah’a sığınmak, “Mâşallah” ve “Bârekallah” demek, Felak ve Nâs surelerini okumak sünnete uygundur. Kurbanlığı süslemek amacıyla renkli bir boncuk takmak, herhangi bir inanç yüklenmediği ve hayvana eziyet vermediği sürece süsleme hükmündedir. Ancak halkın gözünde nazar inancıyla özdeşleşmiş nesnelerden uzak durmak daha isabetlidir.

Soruya git ve paylaş →

Mahyalarda en çok hangi yazılar kullanılır?

En yaygın mahyalar Ramazan’ı karşılayan ve uğurlayan yazılardır. Ayın başında “Hoş geldin ya şehr-i Ramazan”, son günlerde ise “Elveda ya şehr-i Ramazan” gibi ifadeler asılır. Ay boyunca “Oruç sabırdır”, “Paylaştıkça bereket”, “Kur’an ayı Ramazan”, “Sabır, şükür, tevekkül” gibi kısa öğütler tercih edilir. Kadir gecesi için “Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır” anlamında bir yazı sıkça kullanılır. Yazıların kısa olması teknik bir zorunluluktur; çünkü iki minare arasındaki mesafe sınırlı sayıda harfin okunaklı biçimde sığmasına izin verir.

Soruya git ve paylaş →

Osmanlı’daki baklava alayı nedir?

Ramazan’ın ortasında, Hırka-i Saadet ziyaretinin ardından saraydan yeniçerilere tepsi tepsi baklava gönderilmesi törenidir. Her ocağa ait ortalarından seçilen askerler, saray mutfağında pişirilen baklava tepsilerini alayla kışlalarına taşırdı. Bu uygulama padişahın askerine bir ikramı ve iltifatı olarak görülürdü. Tören, 1826’da Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla sona ermiştir. Dinî bir yükümlülük değil, devlet ile asker arasındaki bağı güçlendiren bir saray geleneğidir.

Soruya git ve paylaş →

Bayramda yenen “ketupat” nedir, dinî bir anlamı var mı?

Hayır, dinî bir anlamı yoktur. Ketupat, Endonezya ve Malezya’da hindistan cevizi yaprağından örülmüş küçük sepetlerde pişirilen pirinçtir ve bayram sofralarının vazgeçilmezidir. Halk arasında örgüsüne çeşitli manalar yüklenir; bunlar kültürel yorumlardır, sahih bir dinî dayanağı bulunmaz. Her toplumun bayrama özgü yemekleri olması doğaldır. Önemli olan israf etmemek, sofrayı komşu ve yoksullarla paylaşmak ve ikramı gösterişe dönüştürmemektir.

Soruya git ve paylaş →

Camilere mahya asmak elektrik israfı sayılır mı?

Makul ölçüde yapıldığında hayır, israf sayılmaz. Mahya, Ramazan’ın gelişini hatırlatan, topluma güzel öğütler ileten ve şehre manevî bir hava katan bir gelenektir; bu faydalar düşünüldüğünde amacına uygun bir harcamadır. Bununla birlikte İslâm her konuda ölçülü olmayı emreder. Lambaların gereksiz saatlerde açık kalmaması, enerji tasarruflu LED ampullerin tercih edilmesi ve gösterişe kaçılmaması bu dengeyi korur. İsrafın ölçüsü, harcamanın faydasız veya aşırı olmasıdır; mahyanın kendisi değil, ölçüsüz kullanımı eleştiriye konu olabilir.

Soruya git ve paylaş →

Diş kirası nedir?

Diş kirası, varlıklı evlerde iftara davet edilen misafirlere yemekten sonra verilen küçük hediyelerdir. Kaynaklarda bunun para, mendil, kumaş veya küçük bir kese şeklinde olabildiği anlatılır. Mantığı, misafirin davete gelip “dişini yorduğu” için kendisine teşekkür edilmesi şeklinde nükteli bir ifadeyle açıklanır. Özellikle konaklarda fakirlerin de sofraya davet edilmesi ve onlara diş kirası verilmesi, zekât ve sadakanın zarif bir yolla ulaştırılmasına imkân tanırdı. İhtiyaç sahibini incitmeden yardım etmesi bakımından güzel bir örf sayılır.

Soruya git ve paylaş →

Kurban Bayramı’nın Hz. İbrahim ve oğlunun kıssasıyla bağı nedir?

Kurban Bayramı, Hz. İbrahim’in Allah’ın emrine teslimiyetini hatırlatır. Sâffât Suresi’nde, Hz. İbrahim’in rüyasında oğlunu kurban ettiğini gördüğü, oğlunun da “Babacığım, emrolunduğun şeyi yap” diyerek teslim olduğu, bunun üzerine Allah’ın ona büyük bir kurbanlık fidye verdiği anlatılır. Müslüman âlimlerin çoğunluğu bu oğulun Hz. İsmail olduğunu kabul eder. Kurban kesmek, bu teslimiyeti ve Allah’a yakınlaşma arzusunu her yıl yeniden yaşamanın sembolüdür.

Soruya git ve paylaş →

Kurbanlığın gözüne sürme çekmek bir gelenek mi?

Bazı yörelerde görülen bir süsleme âdetidir, ancak dinî bir sünnet değildir. Kurbanlığın gözüne herhangi bir madde sürmek hayvanı rahatsız edebilir, göz iltihabına yol açabilir; bu da hayvana eziyet sayılır ve İslam hayvanlara gereksiz acı vermeyi yasaklar. Ayrıca gözde oluşacak bir hasar, kurbanın kusurlu hâle gelmesine sebep olabilir. Süslemek isteyen kişi, hayvana zarar vermeyen bir kurdele gibi basit yollarla yetinmelidir. Kurbanın asıl güzelliği, sağlıklı, iyi beslenmiş ve kusursuz olmasıdır.

Soruya git ve paylaş →

Diş kirası sadaka yerine geçer mi?

İhtiyaç sahibine Allah rızası için verilirse sadaka sevabı umulur. Dinde sadakanın şekli değil niyet ve kime verildiği önemlidir. Zengin misafire verilen hediye ise sadaka değil, ikram ve hediye sevabı taşır; bu da güzel bir davranıştır. Diş kirası zekât niyetiyle verilecekse, alan kişinin zekât alabilecek biri olması ve verenin zekât niyetini taşıması gerekir; bu durumda “hediye” adıyla verilmesi zekâtın sıhhatine engel değildir. Fitre ve zekâtın ayrıntılarında müftülükten bilgi alınabilir.

Soruya git ve paylaş →

İslam’dan önceki dinlerde de kurban ibadeti var mıydı?

Evet. Kur’an, her ümmete kurban için bir ibadet usulü belirlendiğini ve bunun Allah’ın adını anmak için olduğunu bildirir. Kurban, Hz. Âdem’in oğullarından Hz. İbrahim’e, oradan Hz. Mûsâ’nın kavmine kadar pek çok peygamber döneminde bilinen bir ibadettir. Ancak şekli, zamanı ve anlamı farklılık göstermiştir. İslam, kurbanı putlara değil yalnız Allah’a yönelen, etini yoksullarla paylaşmayı esas alan bir ibadet olarak yeniden düzenlemiştir.

Soruya git ve paylaş →

Kurbanlığın yününü boyamak veya sırtına işaret koymak caiz mi?

Evet, hayvana zarar vermeyen boyalarla işaretlemek caizdir. Özellikle toplu kesim yerlerinde ve hisseli kurbanlarda hayvanların karışmaması için sırtına veya yününe işaret konması pratik bir ihtiyaçtır. Hz. Peygamber (s.a.s.) de Kâbe’ye gönderilen kurbanlıkların (hedy) boyunlarına işaret olarak gerdanlık asılmasına izin vermiştir. Ancak derisini yakmak, kulağını kesmek gibi acı veren işaretlemeler kurbanlıkta kusur doğurabilir ve eziyet sayılır. Zehirli veya cilt tahriş eden boyalardan kaçınılmalıdır.

Soruya git ve paylaş →

Mahya asmak bid’at mı?

Hayır, mahya dinî bir ibadet olarak değil, örfî bir gelenek olarak yapıldığı için bid’at kapsamında değerlendirilmez. Bid’at, dinde aslı olmayan bir şeyi ibadet gibi ortaya koymaktır. Mahya ise hiç kimsenin “sevabı şudur, asılmazsa Ramazan eksik olur” diye inandığı bir uygulama değildir; bir hatırlatma ve süsleme aracıdır. İçeriği güzel öğütlerden oluştuğu ve israfa kaçmadığı sürece mübah bir örf olarak görülür. Önemli olan, mahyanın ibadetin yerine geçen bir gösteriye dönüşmemesidir.

Soruya git ve paylaş →

Mısır’da bayramda yapılan “kahk” kurabiyesi nedir?

Kahk, Mısır’da Ramazan Bayramı için evlerde topluca yapılan, üzeri pudra şekerli, genellikle hurma veya ceviz dolgulu kurabiyedir. Ramazan’ın son günlerinde aile bireyleri bir araya gelip kahk hazırlar ve komşulara dağıtır. Tıpkı Türkiye’deki bayram tatlıları gibi kültürel bir ikram geleneğidir. Dinî bir hükmü yoktur; ancak bayram sevincini paylaşmak, komşuya ikram etmek ve hediyeleşmek İslam’ın teşvik ettiği davranışlardır.

Soruya git ve paylaş →

Cahiliye Araplarının kurban geleneğini İslam nasıl değiştirdi?

İslam, kurbanı putlardan arındırıp yalnız Allah’a has kıldı. Cahiliye döneminde bazı Araplar hayvanları putlar adına ve dikili taşlar üzerinde keser, kanını Kâbe duvarlarına sürerdi. Kur’an, putlar adına kesilenlerin haram olduğunu bildirmiş ve “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; O’na ulaşan sizin takvânızdır” buyurmuştur. Böylece kurbanın amacı, kan akıtma gösterisinden Allah’a yakınlık ve ihtiyaç sahipleriyle paylaşmaya dönüştü.

Soruya git ve paylaş →

Hint alt kıtasındaki “şir hurma” bayram tatlısı sünnet mi?

Hayır, şir hurma kendisi bir sünnet değildir. Pakistan, Hindistan ve Afganistan’da bayram sabahı ikram edilen, süt, ince şehriye ve hurmayla yapılan bir tatlıdır. Bununla birlikte Ramazan Bayramı sabahı namaza gitmeden önce bir şey, özellikle tek sayıda hurma yemek sünnettir. Şir hurmanın hurma içermesi bu sünnetle bir bağ kurulmasına yol açmış olabilir; ama sünnet olan belirli bir tatlı değil, bayram namazından önce bir şeyler yiyerek oruçlu olmadığını göstermektir.

Soruya git ve paylaş →

Kesimden önce kurbanlığı evin veya kişinin etrafında dolaştırmak gerekir mi?

Hayır, böyle bir uygulamanın dinde yeri yoktur. Bazı yörelerde kurbanlığı evin, hastanın veya çocuğun etrafında üç ya da yedi kez dolaştırmanın belayı defedeceğine inanılır. Bu, sahih kaynaklara dayanmayan bir halk inanışıdır. Kurbanın bereketi, onu Allah rızası için ve kurallarına uygun kesmekle elde edilir. Hayvanı gereksiz yere çekiştirip dolaştırmak ona sıkıntı da verebilir. Bela ve hastalıklardan korunmak isteyen kişi dua etmeli, sadaka vermeli ve tedbirini almalıdır.

Soruya git ve paylaş →

Mahya geleneği başka ülkelerde de var mı?

Hayır, klasik anlamıyla mahya Türkiye’ye, özellikle Osmanlı İstanbul’una özgü bir gelenektir. Başka Müslüman ülkelerde Ramazan’da cami ve sokakların ışıklarla, fenerlerle süslendiği görülür; örneğin Mısır’da “fanus” denen Ramazan fenerleri meşhurdur. Ancak iki minare arasına gerilen iplerle yazı oluşturma tekniği büyük ölçüde Türk kültürüne aittir. Osmanlı’nın hâkim olduğu bazı bölgelerde, Balkanlar’da mahya örneklerine rastlandığı nakledilir; fakat bu uygulama oralarda İstanbul’daki kadar yaygınlık kazanmamıştır.

Soruya git ve paylaş →

Zimem defteri (veresiye defteri) silme geleneği gerçek mi?

Yaygın olarak anlatılan bir gelenektir, ancak ayrıntıları çoğunlukla sözlü rivayetlere dayanır. Anlatıya göre Ramazan’da varlıklı kimseler tanımadıkları mahallelerdeki bakkallara gider, veresiye defterinin birkaç sayfasındaki borçları kimin ödediğini söylemeden kapatırdı. Borcu ödenen de ödeyen de birbirini bilmezdi. Arşiv belgesiyle ne ölçüde yaygın olduğu tartışmalı olsa da, bu anlatı gizli sadakanın faziletini güzel biçimde yansıtır. Hadiste sağ elin verdiğini sol elin bilmeyecek şekilde sadaka verenin, kıyamette Arş’ın gölgesinde olacaklardan olduğu bildirilir.

Soruya git ve paylaş →

Arap ülkelerindeki “ıydiyye” (bayramlık para) geleneği nedir?

Iydiyye, Arap ülkelerinde bayramda büyüklerin çocuklara ve bazen yakınlarına verdiği bayram harçlığı ya da hediyesidir. Türkiye’deki bayram harçlığının karşılığıdır; Hint alt kıtasında “ıydî”, Güneydoğu Asya’da zarflara konan paralar şeklinde görülür. Dinî bir zorunluluk değildir; ama çocukları sevindirmek, hediyeleşmek ve akrabalık bağını güçlendirmek açısından güzel bir âdettir. Fitre ile karıştırılmamalıdır; fitre ayrı bir ibadettir ve yalnız ihtiyaç sahiplerine verilir.

Soruya git ve paylaş →

Bugün de bakkalda başkasının veresiye borcunu ödemek sevap mı?

Evet, gizli sadakanın güzel bir örneğidir. Borç yükü altındaki birinin borcunu kapatmak, Kur’an’da zekâtın verileceği yerler arasında borçluların da sayılmasıyla desteklenen bir iyiliktir. Kimin ödediğinin bilinmemesi, riyadan uzak kalmayı ve alanın onurunun korunmasını sağlar. Zekât niyetiyle ödenecekse borçlunun zekât alabilecek durumda olması gerekir; sadaka niyetiyle ise böyle bir şart aranmaz. Esnafla anlaşarak gerçekten ihtiyaç sahibi ailelerin borçlarını öncelemek daha isabetli olur.

Soruya git ve paylaş →

Kesimden önce kurbanlığın başında Fâtiha veya ayet okumak gelenek mi?

Kesimde sünnet olan, besmele ile tekbir getirmek ve kurban duası yapmaktır; Fâtiha okumak sünnette belirlenmiş bir uygulama değildir. Bununla birlikte kesimden önce kişinin kendi niyetini tazelemesi, dua etmesi veya “Ben yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim” (En’âm 6/79) ve “Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir” (En’âm 6/162-163) ayetlerini okuması rivayetlerde geçen güzel bir davranıştır. Kesim sırasında “Bismillâhi Allâhu ekber” demek yeterlidir; bunun dışındakiler zorunlu değildir.

Soruya git ve paylaş →

Mahyalarda yazı yerine resim veya şekil yapılır mıydı?

Evet, Osmanlı döneminde yazılı mahyaların yanında şekilli mahyalar da yapılırdı. Cami, köşk, gemi, kayık, top, çiçek ve servi ağacı gibi figürlerin ışıklarla çizildiği nakledilir. Hatta bazı mahyalarda hareket hissi veren, parça parça yanan şekiller denendiği anlatılır. Canlı varlık resmi yapılmamasına özen gösterilmiş, daha çok mimari ve süsleme motifleri tercih edilmiştir. Zamanla yazılı mahyalar öne çıkmış, günümüzde şekilli mahyalar çok nadir görülür hâle gelmiştir.

Soruya git ve paylaş →

Peygamberimiz bayramda Habeşlilerin gösterisini izledi mi?

Evet. Sahih hadislerde, bir bayram günü Habeşlilerin mescidin yanında kalkan ve mızraklarla gösteri yaptığı, Peygamberimizin Hz. Âişe’nin bu gösteriyi izlemesine izin verdiği, hatta onu arkasına alarak birlikte seyrettiği anlatılır. Hz. Ömer’in itiraz etmesi üzerine Peygamberimiz onlara devam etmelerini söylemiştir. Bu rivayetler, Asr-ı saadette bayramın sadece ibadetle değil, meşru sınırlar içinde neşe ve eğlenceyle de kutlandığını gösterir.

Soruya git ve paylaş →

Fas’ta Ramazan’a özgü gelenekler nelerdir?

Fas’ta Ramazan’ın en bilinen geleneklerinden biri, sahur için uzun bir boruyla mahalleyi uyandıran “neffâr”dır. İftar sofrasında hurma, süt ve “harira” denen baklagilli çorba neredeyse her evde bulunur. Camilerde teravih cemaati kalabalıktır ve Mâlikî mezhebinin uygulamaları görülür. Bu gelenekler kültüreldir; ibadet sayılmaz. Hurma ile iftar ise sünnettir. Farklı mezheplerin bazı uygulama farkları, hepsinin Ehl-i Sünnet içinde meşru içtihatlar olduğunu hatırlatır.

Soruya git ve paylaş →

Hz. Âişe’nin yanında bayramda şarkı söyleyen kızlar hadisi nedir?

Buhârî ve Müslim’de geçen bu rivayete göre bir bayram günü iki küçük kız, Hz. Âişe’nin yanında Buâs Savaşı’na dair eski şiirler söylüyordu. Hz. Ebû Bekir bunu uygun bulmayınca Peygamberimiz “Bırak onları; her kavmin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır” buyurdu. Âlimler bu hadisten, bayramda aile içinde ölçülü neşe ve sevinç ifadelerine izin verildiği sonucunu çıkarmıştır. Hadis, bayramın hüzünle değil sevinçle geçirilmesi gerektiğine de işaret eder.

Soruya git ve paylaş →

Kesimden önce kurbanlığı okşayıp vedalaşmak doğru mu?

Evet, hayvanı sakinleştirmek amacıyla ona yumuşak davranmak ve okşamak güzeldir. İslam, kesim sırasında hayvana en az acı ve korku yaşatılmasını ister; Hz. Peygamber (s.a.s.) bıçağın iyice bilenmesini ve hayvanın rahatlatılmasını emretmiştir. Okşamak, sakin bir sesle yaklaşmak hayvanın strese girmesini azaltır. Ancak vedalaşmayı uzatıp hayvanı yere yatırılmış hâlde bekletmek ona sıkıntı verir. Hayvan yatırıldıktan sonra kesim hızlıca yapılmalıdır.

Soruya git ve paylaş →

Mahyalarda LED veya dijital pano kullanmak geleneği bozar mı?

Hayır, dinî açıdan bir sakıncası yoktur. Mahyanın özü, Ramazan’ı hatırlatan ve öğüt veren ışıklı bir yazıdır; kullanılan malzemenin kandil, ampul veya LED olması bu özü değiştirmez. Nitekim zeytinyağlı kandillerden elektrikli ampullere geçiş de zamanında benzer bir değişimdi. LED lambalar daha az enerji harcadığı için israftan kaçınma açısından da avantajlıdır. Kültürel açıdan ise el işçiliğiyle yapılan geleneksel mahyanın bir zanaat olarak yaşatılması değerlidir; iki yöntemin birlikte sürmesi güzel bir dengedir.

Soruya git ve paylaş →

Osmanlı’da Ramazan gecelerinde hangi eğlenceler olurdu?

Karagöz, orta oyunu, meddah hikâyeleri, kukla ve kahvehane sohbetleri en bilinenlerdir. Teravihten sonra özellikle İstanbul’da Şehzadebaşı, Direklerarası gibi semtler kalabalıklaşır, seyyar satıcılar ve kahvehaneler sahura kadar açık kalırdı. 19. yüzyılda bunlara tiyatro ve kanto gibi yeni türler de eklenmiştir. Bu eğlenceler kültür tarihimizin parçasıdır; ancak dinî açıdan ölçü, Ramazan’ın manevi havasını zedelemeyecek, haram içermeyecek ve ibadetlerin önüne geçmeyecek olmasıdır.

Soruya git ve paylaş →

Bosna-Hersek’te Ramazan ve bayram nasıl geçer?

Bosna-Hersek’te Ramazan, Osmanlı’dan kalan pek çok gelenekle yaşar. Saraybosna’da iftar vakti Sarı Tabya’dan (Žuta tabija) atılan iftar topuyla duyurulur; camilerde mukabele okunur, sofralarda “somun” denen Ramazan ekmeği bulunur. Bayrama “Bajram” denir; bayram namazından sonra akrabalar ve komşular ziyaret edilir, çocuklara hediye verilir. Bu gelenekler Türkiye ile Balkanlar arasındaki ortak kültürel mirası gösterir; dinî hükümleri ise bütün Müslümanlarla ortaktır.

Soruya git ve paylaş →

Direklerarası neresidir, Ramazan’la ne ilgisi var?

İstanbul’da Şehzadebaşı ile Beyazıt arasındaki, iki yanı sütunlu dükkânlarla çevrili cadde ve çevresine verilen addır. 19. yüzyılda ve 20. yüzyıl başlarında Ramazan gecelerinin en canlı eğlence merkeziydi; kahvehaneler, tiyatrolar, Karagöz perdeleri ve tatlıcılar burada toplanırdı. Teravihi Şehzade veya Beyazıt camilerinde kılan halk, ardından Direklerarası’nda vakit geçirirdi. Yapıların önemli bir kısmı zamanla yıkılmış olsa da, ad Ramazan nostaljisinin simgesi olarak edebiyatta ve hatıratlarda yaşamaktadır.

Soruya git ve paylaş →

Kurban keserken “Allâhümme minke ve lek” demek sünnet mi?

Evet, rivayetlerde Hz. Peygamber’in (s.a.s.) kurban keserken bu ifadeyi kullandığı nakledilmiştir. Anlamı “Allah’ım, bu senden (senin nimetin) ve senin içindir” demektir. Kesim sırasında “Bismillâhi Allâhu ekber” denir; ardından veya öncesinde “Allâhümme minke ve lek” ve “Allah’ım, bunu benden kabul eyle” gibi dualar edilebilir. Kişi bu duaları bilmiyorsa kendi diliyle niyetini ve duasını söylemesi de yeterlidir. Kesimin geçerliliği için şart olan yalnızca Allah’ın adını anmaktır.

Soruya git ve paylaş →

Mahyaya siyasi veya ticari mesaj yazmak uygun mu?

Hayır, uygun görülmez. Mahya, camiye ait bir unsurdur ve camiler toplumun tamamını kucaklayan, ayrışmadan uzak mekânlardır. Bu yüzden mahyalarda herkesin ortak değeri olan dinî ve ahlâkî öğütlere yer verilmesi esastır. Bir partiyi, kişiyi veya ürünü öne çıkaran mesajlar mahyanın manevî amacına zarar verir ve cemaat arasında gönül kırgınlığına yol açabilir. Günümüzde mahya yazılarının müftülükler aracılığıyla belirlenmesinin bir sebebi de bu dengeyi korumaktır.

Soruya git ve paylaş →

Peygamberimiz bayram hutbesini minberde mi okurdu?

Hayır, musallada minber yoktu. Rivayetlere göre Peygamberimiz bayram namazını kıldırdıktan sonra cemaate dönük ayakta durur, onlara öğüt verir ve emirlerini bildirirdi; cemaat saflarında oturmaya devam ederdi. Ardından kadınların bulunduğu tarafa geçip onlara ayrıca öğüt verdiği ve sadakaya teşvik ettiği de aktarılır. Musallaya minber götürülmesi ve bayram hutbesinin minberden okunması sonraki dönemlerde ortaya çıkmış bir uygulamadır.

Soruya git ve paylaş →

“Kurbanınız kabul olsun” diye tebrik etmenin sünnette yeri var mı?

Evet, anlamı itibarıyla sünnete uygun bir tebriktir. Sahâbîlerin bayramda karşılaştıklarında birbirlerine “Tekabbelallâhu minnâ ve minküm” (Allah bizden ve sizden kabul etsin) dedikleri rivayet edilmiştir. “Kurbanınız kabul olsun” sözü de aynı kabul duasını Türkçe ifade eder. Kurban kesen komşuyu, akrabayı bu sözle tebrik etmek hem dua hem de gönül almadır. Buna “Bayramınız mübarek olsun” gibi güzel dilekler de eklenebilir.

Soruya git ve paylaş →

Bayram hutbesini namazdan önceye alan Mervân olayı nedir?

Emevîler döneminde Medine valisi Mervân b. Hakem, bayram hutbesini namazdan önce okumaya kalkmış, sahâbeden Ebû Saîd el-Hudrî buna itiraz ederek sünnetin namazdan sonra hutbe olduğunu hatırlatmıştır. Rivayetlere göre Mervân, insanların namazdan sonra hutbeyi dinlemeden dağıldığını gerekçe göstermiştir. Bu olay, Müslim’deki meşhur “Kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin…” hadisinin nakledildiği bağlam olarak da bilinir. Ümmetin uygulaması sünnete uygun şekilde, namaz ardından hutbe olarak devam etmiştir.

Soruya git ve paylaş →

Karagöz neden özellikle Ramazan’da oynanırdı?

Çünkü Ramazan geceleri halkın teravihten sonra sahura kadar uyanık kaldığı, bir araya gelip vakit geçirdiği zamanlardı. Karagözcüler, genellikle Ramazan’ın her gecesi için ayrı bir oyun hazırlar, kahvehanelerde ve konaklarda perde kurarlardı. Oyunların başındaki perde gazeli ve mukaddimede tasavvufi ve öğüt verici ifadelere yer verilirdi. Karagöz, UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesinde yer almaktadır. Dinî ölçü açısından, müstehcenlik ve gıybet içermeyen, insanları kırmayan eğlencelerin mubah olduğu kabul edilir.

Soruya git ve paylaş →

Mahya her gece ne zaman yakılır, ne zaman söndürülür?

Mahyalar genellikle akşam ezanıyla, yani iftar vaktiyle birlikte yakılır ve sabaha doğru, imsak civarında söndürülür. Osmanlı döneminde kandillerin yağ ve fitil durumuna göre gece boyu yanması sağlanır, bazen sahur vaktine kadar bekçiler tarafından kontrol edilirdi. Bugün elektrikli sistemlerde zamanlayıcılar kullanılabilmektedir. Kesin saat caminin imkânlarına ve müftülüğün düzenlemesine göre değişebilir. Mahyanın yanması ya da sönmesi iftar veya imsak vaktinin dinî ölçüsü değildir; vakitler takvime göre belirlenir.

Soruya git ve paylaş →

Bayram namazında Peygamberimizin önüne mızrak dikilmesi neydi?

Bu, namaz kılanın önüne konan bir sütre (engel) idi. Musalla açık bir alan olduğundan, bayram sabahı Peygamberimizin önüne “anaze” veya “harbe” denilen kısa bir mızrak dikilir, o da buna doğru namaz kıldırırdı. Böylece önünden geçenler namaz kılanın önüne girmemiş olurdu. Rivayetlere göre bu mızrak, Habeşistan Necâşîsi tarafından hediye edilmişti; sonraki yöneticiler de bir süre bu uygulamayı devam ettirmiştir. Bugün camilerde duvar ve mihrap bu işlevi görür.

Soruya git ve paylaş →

Evin balkonuna mahya benzeri ışıklı yazı asmak uygun mu?

Evet, israfa ve gösterişe kaçmadığı sürece bir sakıncası yoktur. Evin balkonuna veya penceresine “Hoş geldin Ramazan” gibi ışıklı bir yazı asmak, özellikle çocuklarda Ramazan sevgisini artıran güzel bir uygulama olabilir. Bunun ibadet değil, bir sevinç ifadesi ve örf olduğu bilinmelidir. Komşuları rahatsız edecek derecede parlak ışıklar kullanılmaması, gece boyu gereksiz yere açık bırakılmaması ve apartman yönetim kurallarına uyulması gerekir.

Soruya git ve paylaş →

Kurbanın kanı akarken yapılan dua daha çok kabul olur mu?

Bu konuda özel bir kabul vaadi içeren sahih bir rivayet yoktur. Bununla birlikte kurban bir ibadettir ve ibadet anında dua etmek her zaman güzeldir; kişi kesim sırasında veya hemen sonrasında kurbanının kabulü, günahlarının bağışlanması ve ailesi için dua edebilir. Önemli olan, kanın kendisine kutsallık atfetmek yerine Kur’an’ın vurguladığı takvaya yönelmektir: “Onların ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır; fakat O’na sizin takvanız ulaşır.”

Soruya git ve paylaş →

Mekke’de Ramazan nasıl geçer?

Mekke’de Ramazan, dünyanın dört bir yanından gelen umrecilerle birlikte yılın en kalabalık dönemlerinden biridir. Mescid-i Haram’da iftar vakti avlulara ve saflara serilen sofralarda hurma, zemzem ve hafif yiyecekler ikram edilir. Teravih ve özellikle son on gündeki teheccüd namazlarına yüz binlerce kişi katılır; hatim duası büyük kalabalıkla yapılır. Ramazan’da umre yapmanın faziletine dair sahih hadis bu yoğunluğun başlıca sebebidir. Kalabalık nedeniyle sağlık ve güvenlik uyarılarına uymak gerekir.

Soruya git ve paylaş →

Ramazan gecelerindeki meddahlar kimdir?

Meddah, kahvehanelerde ve konaklarda halka hikâye anlatan, tek başına birçok karakteri canlandıran sanatçıdır. Elinde bir mendil ve bir sopa ile yüksekçe bir iskemlede oturur, taklit ve nüktelerle hikâyesini anlatırdı. Ramazan geceleri, meddahların en çok rağbet gördüğü zamanlardı. Anlatılanlar arasında halk hikâyeleri, gündelik hayattan kesitler ve öğüt veren kıssalar bulunurdu. Hikâyelerde yalan ve iftiraya dayalı olmayan, başkalarını küçümsemeyen içerik tercih edildiği sürece bu sanat dinen mubah sınırlar içindedir.

Soruya git ve paylaş →

“Kurbanın kanının ilk damlasıyla günahlar bağışlanır” sözü sahih mi?

Bu anlamda Hz. Fâtıma’ya hitaben söylendiği nakledilen rivayet bazı kaynaklarda geçmekle birlikte hadis âlimlerince zayıf kabul edilmiştir. Tirmizî’de geçen ve kurban kesmenin bayram günü Allah’a en sevimli amel olduğunu, kanın yere düşmeden Allah katında makbul olduğunu bildiren rivayetin de senedi tartışmalıdır. Kesin olan şudur: Kurban, Allah’a yakınlaşma vesilesi olan meşru bir ibadettir ve samimiyetle yapıldığında sevabı umulur. Belirli bir damla veya anla ilgili kesin vaatlerde bulunmaktan kaçınmak gerekir.

Soruya git ve paylaş →

Mescid-i Nebevî’deki iftar sofraları nasıldır?

Medine’de Mescid-i Nebevî’de her akşam Medineli aileler ve hayırseverler, uzun sofralar kurarak ziyaretçilere hurma, ekmek, yoğurt, kahve ve su ikram eder. Pek çok Medineli, misafiri kendi sofrasına davet etmeyi bir şeref sayar. Bu gelenek, Ensâr’ın Muhacirleri kendilerine tercih eden cömertliğini hatırlatır. Ziyaretçilerin sofrada israftan kaçınması, temizliğe dikkat etmesi ve iftardan sonra akşam namazı saflarını hızla düzenlemeye yardımcı olması adaba uygundur.

Soruya git ve paylaş →

Osmanlı’da mahya kandilleri neyle yakılırdı?

Osmanlı döneminde mahyalar, içine zeytinyağı veya başka bitkisel yağlar konulan küçük cam kandillerle yakılırdı. Her kandilin fitili ayrı ayrı tutuşturulur, rüzgârda sönmemesi için özen gösterilirdi. Bu, hem yakıt masrafı hem de emek gerektiren bir işti; bu yüzden mahyalar genellikle vakıf gelirleri veya saray desteğiyle kurulurdu. Kandillerin düzgün yanması ustanın maharetine bağlıydı. 20. yüzyılda elektriğin yaygınlaşmasıyla kandiller yerini ampullere bırakmıştır.

Soruya git ve paylaş →

Osmanlı’da Ramazan kahvehaneleri nasıldı?

Ramazan’da kahvehaneler iftardan sahura kadar açık kalan, sohbet ve eğlence merkezleriydi. Gündüz oruç nedeniyle kapalı veya sakin olan kahvehaneler, iftarla birlikte dolar, saz, hikâye ve Karagöz gösterileri düzenlenirdi. Bazı kahvehaneler sadece Ramazan’a özel semai kahvesi olarak işletilirdi. Oruç tutmayanların gündüz açıkça yiyip içmesi ise toplumda hoş karşılanmaz, zaman zaman yasaklarla engellenirdi. Kahvehane kültürü sosyal hayatın parçası olsa da, sahura kadar oyalanıp sabah namazını kaçırmak her dönemde eleştirilmiştir.

Soruya git ve paylaş →

Peygamberimiz kurbanını nerede keserdi?

Rivayetlere göre Peygamberimiz kurbanını genellikle bayram namazı kılınan musallada, namazın hemen ardından keserdi. Abdullah b. Ömer’in aktardığına göre bu, insanların kurbanın ne zaman ve nasıl kesileceğini görüp öğrenmesine de vesile oluyordu. Peygamberimizin iki alacalı koç kestiği sahih kaynaklarda, bunlardan birini ümmeti adına kestiği ise bazı rivayetlerde nakledilir. Bugün hijyen ve düzen için kurbanların belediyelerin gösterdiği yerlerde kesilmesi, bu sünnetin özüne aykırı değildir.

Soruya git ve paylaş →

Kesilen kurbanın sırat köprüsünde binek olacağı doğru mu?

Bu inanç sahih bir hadise dayanmaz. “Kurbanlarınızı semiz seçin, çünkü onlar sırattaki binekleriniz” anlamındaki söz, hadis münekkitlerince asılsız veya çok zayıf kabul edilmiştir. Dolayısıyla kesilen hayvanın âhirette binek olacağını kesin bir bilgi gibi anlatmak doğru değildir. Kurbanın semiz ve kusursuz seçilmesi ise ayrıca teşvik edilmiş bir davranıştır; çünkü Allah’a sunulan ibadette güzeli ve kıymetliyi tercih etmek takvanın göstergesidir.

Soruya git ve paylaş →

Mescid-i Aksâ’da Ramazan’ın özelliği nedir?

Mescid-i Aksâ, Müslümanların ilk kıblesi ve ziyaret için yolculuk yapılması teşvik edilen üç mescitten biridir. Ramazan’da özellikle cuma günleri ve Kadir gecesi burada çok büyük cemaatler toplanır, avlularda iftar sofraları kurulur ve teravih kılınır. Bölgedeki siyasi şartlar nedeniyle ziyaret imkânı zaman zaman kısıtlanabilmektedir. Oraya gidemeyenler de Mescid-i Aksâ ve Kudüs halkı için dua ederek manevi bağlarını sürdürebilir.

Soruya git ve paylaş →

Osmanlı’da oruç yiyenlere ceza verilir miydi?

Açıkça, alenen oruç yiyenlere zaman zaman ta’zir türünden cezalar verildiği kaynaklarda geçer. Burada cezalandırılan şey, kişinin gizli ibadet ihmali değil, Ramazan’ın kamusal saygınlığını zedeleyecek şekilde herkesin önünde yiyip içmesiydi. Uygulama döneme ve bölgeye göre değişirdi; mazereti olanlar ve gayrimüslimler bunun dışındaydı. Günümüzde ise oruç kişinin Allah ile arasındaki bir ibadettir; zorlama değil, tavsiye ve güzel örnek olma esastır. Oruç tutmayan biri de Ramazan’ın hürmetine riayet ederek başkalarının önünde yiyip içmekten kaçınmalıdır.

Soruya git ve paylaş →

Ramazan’ın son günlerinde mahyaya neden “Elveda” yazılır?

Çünkü Ramazan’ın sonuna yaklaşılırken bu mübarek ayı hüzünle uğurlama geleneği vardır. Osmanlı’da son günlerde camilerde “elveda hutbeleri” okunur, ilahilerle Ramazan’a veda edilirdi; mahyadaki “Elveda ya şehr-i Ramazan” yazısı da bu duygunun ışıklı ifadesidir. Bu yazı, kalan günleri değerlendirme ve bir sonraki Ramazan’a ulaşma duasına davet eder. Ancak bu veda ifadeleri bir sünnet değil, gönül inceliğinden doğmuş bir gelenektir.

Soruya git ve paylaş →

Veda Haccı’nda Peygamberimiz kaç kurban kesti?

Hz. Câbir’in uzun Veda Haccı rivayetine göre Peygamberimiz yüz deve kurban etmiş, bunların altmış üçünü kendi eliyle kesmiş, geri kalanını Hz. Ali’ye kestirmiştir. Her deveden bir parça alınıp pişirilmiş, Peygamberimiz ve Hz. Ali bu etten yiyip suyundan içmiştir. Altmış üç sayısının Peygamberimizin ömrüne işaret ettiği yorumu bazı âlimlerce yapılmıştır; bu bir yorumdur. Rivayet, kurban etinden sahibinin de yiyebileceğini gösteren önemli bir delildir.

Soruya git ve paylaş →

Hindistan’da iftarda yenen “halim” yemeğinin dinî bir yeri var mı?

Hayır, dinî bir yeri yoktur. Halim (haleem), özellikle Hindistan’ın Haydarabad şehrinde ve Pakistan’da Ramazan’da çok tüketilen, et, buğday ve mercimekle uzun süre pişirilen yoğun bir yemektir; Türkiye’deki keşkeğe benzer. Ramazan’la özdeşleşmesi kültüreldir. İftarı hurma veya su ile açmak sünnettir; sonrasında hangi helal yemeğin yeneceği serbesttir. Ağır yemekleri ölçülü tüketmek, hem teravih hem sağlık için daha uygundur.

Soruya git ve paylaş →

Kurban etini üç günden fazla saklama yasağı neden konup kaldırıldı?

Peygamberimiz bir yıl, kurban etinin üç günden fazla saklanmamasını emretmişti. Ertesi yıl sahâbe bunu sorunca, o yıl Medine’ye muhtaç kimselerin geldiğini ve yasağın onlara et dağıtılsın diye konduğunu açıklamış, “Artık yiyin, saklayın ve sadaka verin” buyurmuştur. Bu olay, bazı hükümlerin toplumun o anki ihtiyacına göre konduğunu gösteren tarihî bir örnektir. Bugün kurban etini saklamak caizdir; yine de bir kısmını ihtiyaç sahiplerine vermek sünnettir.

Soruya git ve paylaş →

Kurban kesenin yedi kuşağının günahları affedilir mi?

Hayır, bu söz sahih bir kaynağa dayanmaz ve halk arasında yayılmış bir inanıştır. Kur’an’a göre herkes kendi amelinden sorumludur ve kimse başkasının günah yükünü taşımaz. Kurban, onu kesen kişi için bir ibadet ve Allah’a yakınlık vesilesidir; kişi sevabını vefat etmiş yakınlarına bağışlamak üzere dua edebilir. Ancak kesilen bir kurbanın geçmiş ve gelecek nesillerin günahlarını otomatik olarak sildiğine inanmak doğru değildir.

Soruya git ve paylaş →

Mahyanın asılması Ramazan’ın başladığını resmen ilan etmek anlamına mı gelir?

Hayır, mahya Ramazan’ın başlangıcının dinî veya resmî ölçüsü değildir. Ramazan’ın başlangıcı hilal ve takvim hesabına göre belirlenir; Türkiye’de bu tarih Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından önceden ilan edilir. Mahya genellikle Ramazan’dan bir gün önce, ilk teravih gecesi yakılır ve Ramazan’ın gelişini müjdeler. Ancak bir caminin mahyasının geç veya erken yanması oruca başlama tarihini değiştirmez. Mahya, bir müjde ve hatırlatma aracıdır.

Soruya git ve paylaş →

Ramazan tenbihnâmesi nedir?

Ramazan öncesinde yayımlanan, halkın ve esnafın uyması gereken kuralları bildiren resmî duyurulardır. Bunlarda narh (fiyat) kurallarına uyulması, ekmeğin eksik tartılmaması, yiyeceklerin temiz satılması, sokakların temiz tutulması, gece eğlencelerinde ölçünün aşılmaması gibi hususlar yer alırdı. Tenbihnâmeler, Ramazan’da artan tüketimin fırsatçılığa dönüşmesini engellemeyi amaçlıyordu. Bu uygulama, İslâm’ın ticarette ölçü ve tartıyı tam tutma emrinin kamusal düzenle desteklenmesi olarak görülebilir.

Soruya git ve paylaş →

Cer hocaları kimdir, Ramazan’da ne yaparlardı?

Cer hocaları, Ramazan’da taşraya giderek köy ve kasabalarda imamlık, vaaz ve Kur’an okuma hizmeti yapan medrese talebeleridir. Üç aylarda medreselerde dersler tatil edilir, öğrenciler çeşitli bölgelere dağılırdı. Gittikleri yerlerde teravih kıldırır, mukabele okur, halka dinî bilgiler öğretirlerdi. Halk da onları misafir eder, dönüşte erzak ve para ile desteklerdi; “cer” kelimesi bu toplama işini ifade eder. Bu uygulama hem talebelerin geçimine katkı sağlar hem de din eğitiminin uzak yerlere ulaşmasına vesile olurdu.

Soruya git ve paylaş →

Davulcu sahura ne kadar önce çalmaya başlar?

Genellikle imsak vaktinden yaklaşık bir-iki saat önce davul çalınmaya başlanır. Amaç, insanların uyanıp sahur hazırlığı yapmasına ve acele etmeden yemesine yetecek zamanı bırakmaktır. Kesin saat mahallenin büyüklüğüne, davulcunun güzergâhına ve imsak saatine göre değişir. Davulcunun geçtiği saat dinî bir vakit ölçüsü değildir; sahurun son sınırı her zaman takvimdeki imsak vaktidir. Sahuru imsaka yakın yapmak sünnete uygun olduğu için davulcu erken geçse bile imsak vaktine kadar yemeye devam edilebilir.

Soruya git ve paylaş →

Hz. İsmail yerine kesilen koçun cennetten geldiği doğru mu?

Kur’an bu koçu “büyük bir kurbanlık” (zibhin azîm) olarak niteler, ancak nereden geldiğini açıklamaz. Koçun cennetten indirildiği veya Hâbil’in kurbanı olduğu yönündeki anlatımlar bazı sahâbî ve tâbiîlerden nakledilen tefsir rivayetleridir; Hz. Peygamber’den (s.a.s.) gelen sahih bir hadisle sabit değildir. Bu yüzden bu ayrıntılar kesin bilgi gibi değil, “rivayet edilir” diyerek anlatılmalıdır. Kıssanın asıl mesajı, Hz. İbrahim ile Hz. İsmail’in Allah’a teslimiyeti ve Allah’ın insan kurbanını kesin olarak yasaklayıp yerine hayvan kurbanını meşru kılmasıdır.

Soruya git ve paylaş →

Kurban Bayramı’na neden “Büyük Bayram” denir?

Bu adlandırma örfe dayanır. Klasik kaynaklarda Kurban Bayramı için “îd-i kebîr” (büyük bayram), Ramazan Bayramı için “îd-i sagîr” (küçük bayram) ifadeleri kullanılmıştır. Kurban Bayramı’nın daha uzun sürmesi, hac ibadetine denk gelmesi ve kurban kesimi gibi özellikleri bu adlandırmada etkili olmuştur. Bu adlar bir bayramın diğerinden daha değersiz olduğu anlamına gelmez; ikisi de Allah’ın Müslümanlara lütfettiği eşit derecede meşru iki bayramdır.

Soruya git ve paylaş →

Rusya’daki Tatar Müslümanları Ramazan’ı nasıl geçirir?

Tataristan ve Başkurdistan başta olmak üzere Rusya’daki Müslümanlar Ramazan’ı “Ramazan” ve bayramı “Uraza Bayramı” adıyla anar. Kuzey enlemlerde yazın gündüzler çok uzun olduğu için oruç saatleri zorlayıcı olabilir; camilerde toplu iftarlar, hatim ve vaazlar düzenlenir. Sovyet döneminde uzun süre baskı altında kalan bu gelenekler günümüzde yeniden canlanmıştır. Bayramda Moskova ve Kazan’daki camilerin çevresinde büyük bayram namazı cemaatleri oluşur.

Soruya git ve paylaş →

Batı Afrika’da Ramazan Bayramı’na neden “Korité” denir?

Korité, Senegal ve çevresindeki bazı Batı Afrika ülkelerinde Ramazan Bayramı’nın yerel adıdır. Bayram sabahı en güzel kıyafetler giyilir, bayram namazı genellikle açık alanlarda büyük cemaatle kılınır, ardından aile büyükleri ve komşular ziyaret edilip birbirlerinden geçmiş kusurlar için af dilenir. Bu af dileme âdeti, bayramın küslükleri bitirme ve helalleşme ruhuna uygundur. İsim farklı olsa da bayramın dinî hükümleri bütün Müslümanlar için aynıdır.

Soruya git ve paylaş →

Dört halife döneminde bayramlar nasıl kutlanırdı?

Dört halife döneminde bayramlar büyük ölçüde Peygamberimizin uygulamasına bağlı kalınarak kutlanmıştır. Bayram namazını halife veya onun görevlendirdiği vali kıldırır, namazdan sonra hutbe okunur, fitreler bayram öncesinde toplanıp dağıtılırdı. Fetihlerle İslam coğrafyası genişledikçe Şam, Kûfe, Basra ve Mısır gibi merkezlerde de bayram namazları valilerin imametinde kılınmaya başladı. Bu dönemde bayram, sade bir ibadet ve dayanışma günü olarak kalmış; saray törenleri gibi gösterişli unsurlar henüz ortaya çıkmamıştı.

Soruya git ve paylaş →

← Tüm konular

Bu konuyla ilgili araçlar