Bektaşîlik Tarihi: Kuruluşu, Yeniçerilik ve Kapatılış
Bektaşîlik tarihi: Hacı Bektaş-ı Velî, Balım Sultan, Çelebi ve Babagan kolları, Yeniçeri Ocağı ile ilişkisi, 1826 kapatılışı ve sonrası tarafsız bir dille anlatılıyor.
- Hacı Bektaş-ı Velî ve XIII. yüzyıl
- Tarikat öncesi dönem: Abdallar ve Ahîler
- Balım Sultan ve kurumsallaşma
Bektaşîlik, Hacı Bektaş-ı Velî’ye (ö. yaklaşık 1270) nispet edilen ve XVI. yüzyılda Balım Sultan’ın düzenlemeleriyle tarikat hâline gelen tasavvufî bir yoldur. Anadolu ve Balkanlar’da geniş yayılmış, Yeniçeri Ocağı ile ilişkilendirilmiş, 1826’da ocağın kaldırılmasıyla baskı görmüştür. Bu yazı konuya tarafsız ve akademik bir çerçeveden yaklaşır.
Hacı Bektaş-ı Velî ve XIII. yüzyıl
Hacı Bektaş-ı Velî, XIII. yüzyılda Nişabur’dan Anadolu’ya gelen ve Kırşehir’in Sulucakarahöyük (bugünkü Hacıbektaş) beldesine yerleşen bir erendir. Kaynaklar onun doğum ve ölüm tarihleri konusunda kesin bilgi vermez; yaklaşık 1209-1271 arası bir dönem gösterilir. Hayatı hakkındaki en önemli kaynak, onun ölümünden yaklaşık iki asır sonra yazılan Vilâyetnâme’dir (Menâkıbu’l-Kudsiyye). Bu eserde olağanüstü olaylar çok yer tutar; tarihî güvenilirliği tartışmalıdır. Bu dönemde Anadolu’da Babâ İlyâs ve Babaîler hareketi (1240) gibi toplumsal hareketlilikler yaşanmıştır. Hacı Bektaş’ın bu hareketle doğrudan ilişkisi tartışmalı olup, bazı araştırmacılar onu bu çevreye bağlar. Ona nispet edilen Makâlât için Makâlât: Dört Kapı Kırk Makam yazısına bakılabilir.
Tarikat öncesi dönem: Abdallar ve Ahîler
Hacı Bektaş’ın vefatından sonra çevresinde müridler, halifeler ve zamanla topluluklar oluşmuş, Anadolu’da Horasan erenleri, Rum abdalları ve Babaîler çevresiyle iç içe geçmiştir. Horasan erenleri ve Rum Abdalları yazıları bu çevreyi anlamaya yardımcı olur. Osmanlı’nın kuruluş döneminde Abdal Musa, Geyikli Baba gibi isimler de Bektaşî kültürünün ilk halkaları arasında anılır. Bu erken dönemde henüz kurumsallaşmış bir “Bektaşî tarikatı”ndan söz edilemez.
Balım Sultan ve kurumsallaşma
XVI. yüzyılın başında Dimetoka’dan Hacıbektaş’a gelen Balım Sultan (ö. 1516 veya 1519), Hacıbektaş Tekkesi’nin postnişini olarak tarikatı sistemleştirdi ve “ikinci pir” sayıldı. Bekârlık (mücerred) geleneği, on iki imam anlayışı, yol ve erkân kuralları onun döneminde düzenlenmiş kabul edilir. Bu dönemde tarikat iki ana koldan oluştu: Çelebiler (Hacı Bektaş’ın soyundan geldiği ileri sürülen, evli postnişinler) ve Babagan kolu (bekâr dedebabalar). Bu iki kol arasındaki rekabet Osmanlı dönemi boyunca sürdü. Tarikat mensupları için “dede”, “baba”, “mürşid”, “rehber” gibi dereceler vardır.
İnanç ve uygulamalar
Bektaşîliğin temel öğretisi, Hz. Ali ve Ehl-i Beyt sevgisi, on iki imam anlayışı ve dört kapı kırk makam sistemidir. Uygulamaları arasında ikrar ayini (intisap), muhabbet meclisleri, Muharrem orucu ve Hızır orucu gibi ritüeller vardır. Bektaşî şiiri (nefes) ve mizah, sözlü kültürde önemli yer tutar. Bektaşîliğin Sünnî İslâm anlayışıyla ilişkisi, yüzyıllar boyunca tartışma konusu olmuştur: bazı Sünnî âlimler Bektaşî uygulamalarını eleştirmiş, bazı tarihçiler ise Bektaşîliği Sünnî-Hanefî çerçevede, tasavvuf ve Ehl-i Beyt sevgisiyle şekillenmiş bir yol olarak değerlendirmiştir. Ayrıca bazı kaynaklar Bektaşîliğin Kâdirî ve Yesevî silsilesine bağlı olduğunu yazar; bunun için Kâdirîlik tarihi yazısına bakılabilir. Tüm bu farklı yorumlar, tarihçilerin ve inanç mensuplarının kendi perspektiflerinden değerlendirilmelidir.
Yeniçeri Ocağı ile ilişki
Osmanlı geleneğine göre Yeniçeri Ocağı’nın kuruluşu sırasında Hacı Bektaş’ın duası alınmış ve yeniçeriler Bektaşî tarikatıyla ilişkilendirilmiştir. Yeniçeri ortalarında Bektaşî babaları bulunur, ocak bayrağı altında Hacı Bektaş Veli’nin adı anılırdı. Bu ilişkinin tarihî ayrıntıları ve kuruluş tarihi konusunda tarihçilerin farklı görüşleri vardır; bazıları bağın sonraki dönemde güçlendiğini belirtir. Yeniçeri Ocağı ile bağı Bektaşîliğe hem destek hem de siyasi risk getirmiştir.
1826 ve sonrası
1826’da II. Mahmud, Yeniçeri Ocağı’nı Vaka-i Hayriye adıyla kaldırdı. Bu süreçte Bektaşî tekkeleri de kapatıldı, bazı babalar sürgün edildi veya idam edildi. Tekke mülkleri Nakşibendî tekkelerine devredildi. Bektaşîlik bundan sonra gizli ya da yarı gizli biçimde sürdü ve Hacı Bektaş Tekkesi de Nakşibendî şeyhlerine bırakıldı. 1860’lardan itibaren Bektaşî tekkeleri yeniden açılmaya başladı ve XIX. yüzyılın sonunda Anadolu ve Balkanlar’da faal olmuşlardır. Bu süreçte Arnavutluk ve Balkanlar’da Bektaşîlik özellikle güçlendi; Arnavutluk’ta Bektaşî merkezi (Tiran) bugüne kadar etkin kalmıştır.
Cumhuriyet dönemi ve günümüz
1925’te tekke ve zâviyelerin kapatılmasıyla Bektaşîlik de resmen yasaklanmış, ancak Hacıbektaş’ta her yıl Ağustos ayında düzenlenen anma törenleri kültürel bir etkinlik olarak sürdürülmüştür. Hacıbektaş Dergâhı, 1964’te Hacı Bektaş Veli Müzesi olarak açılmıştır. Günümüzde Bektaşî ve Alevî kültürüne ilişkin tartışmalar, tarihî ve çağdaş olarak sürmektedir. Bu yazı, hiçbir inanç grubunu yüceltme veya aşağılama amacı taşımadan, kaynaklara dayanarak bilgi vermeyi hedefler. Bektaşî ve Alevî şairleri anlamak için Pir Sultan Abdal ve Kaygusuz Abdal yazıları incelenebilir.
Değerlendirme
Bektaşîlik, Anadolu İslâm kültürünün en renkli ve tartışmalı yollarından biridir. Hem tasavvufî hem halk kültürüne ait unsurları barındırdığı için, bu yola dair değerlendirmeler farklı disiplinler ve bakış açılarından yapılmaktadır. Okuyucunun akademik kaynaklara, Hacıbektaş Müzesi gibi kurumlara ve farklı görüşlere birlikte bakması önerilir. Diğer tarikatlarla karşılaştırma için büyük tarikatlar yazısı da kullanılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Bektaşîlik nedir?
Hacı Bektaş-ı Velî’ye nispet edilen ve XVI. yüzyıldan itibaren Balım Sultan tarafından kurumsallaştırılan, Anadolu ve Balkanlar’da yayılmış tasavvufî bir yoldur. Yeniçeri Ocağı ile ilişkilendirilmiştir.
Bektaşîlik ile Alevîlik aynı şey midir?
Birbirleriyle çok yakın ilişkili ve kültürel olarak iç içe olsalar da özdeş değildir. Bektaşîlik daha çok şehirli, tekke merkezli ve dedebaba yapısına sahip; Alevîlik ise köylü, ocak merkezli bir yapıdır. Bu konuda akademik ve toplumsal farklı görüşler mevcuttur.
Bektaşîlik 1826’da neden kapatıldı?
Yeniçeri Ocağı’nın Vaka-i Hayriye ile kaldırılması sırasında, Bektaşî tekkeleri de kapatıldı, bazı şeyhler sürüldü veya idam edildi. Tekkeler Nakşibendî şeyhlerine devredildi.
Bektaşîliğin dört kapı kırk makam anlayışı nedir?
Şeriat, tarikat, marifet, hakikat kapılarını ve her kapıda on makamı içeren öğretidir. Bu öğreti Makâlât adlı esere nispet edilir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Bektaşîlik" md.; TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hacı Bektâş-ı Velî" md.; Ahmet Yaşar Ocak, Alevî ve Bektaşî İnançlarının İslâm Öncesi Temelleri; Diyanet İşleri Başkanlığı, diyanet.gov.tr
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Bektaşîlik" md.
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hacı Bektâş-ı Velî" md.
- Ahmet Yaşar Ocak, Alevî ve Bektaşî İnançlarının İslâm Öncesi Temelleri
- Diyanet İşleri Başkanlığı, diyanet.gov.tr
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.