🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

El-Menzile Beyne’l-Menzileteyn: Mutezile’nin Ara Konumu

İtikadi MezheplerGüncelleme: 12 Ekim 20269 dk okuma

El-menzile beyne'l-menzileteyn: Mutezile'nin ara konumu ilkesi. Büyük günah işleyen kişinin hükmü, Hâricîler, Mürcie ve Ehl-i Sünnet'in yaklaşımı, Vâsıl b.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Tartışmanın ortaya çıkışı
  • Mutezile'nin gerekçesi
  • Ehl-i Sünnet'in yaklaşımı

El-menzile beyne’l-menzileteyn, Mutezile’nin beş ilkesinden biridir. Büyük günah işleyen müslümanın ne mümin ne de kâfir sayıldığını, “fasık” olarak adlandırılan ara bir konumda bulunduğunu ifade eder. Bu görüş, Hâricî ve Mürcie ile Ehl-i Sünnet’in görüşlerinin ayrıştığı bir tartışmanın ürünüdür. Yazıda konu tarihî kaynaklara ve akademik değerlendirmelere dayanarak tarafsız bir dille ele alınmaktadır.

Tartışmanın ortaya çıkışı

Erken dönemde siyasi çatışmalar, kebîre (büyük günah) işleyen kişinin hükmü sorusunu dinî bir mesele hâline getirdi. Hâricîler, Sıffîn sonrası siyasi ayrışmada büyük günah işleyen kimseyi kâfir ilan eden bir tutum geliştirdi. Mürcie ise kebîre sahibini kâfir saymamayı ve onun durumunu Allah’a bırakmayı (irca) savundu; bazı gruplar imanı sadece kalp tasdikine indirgedi. Hasan-ı Basrî’ye göre ise büyük günah işleyen kişi münafıktır (amelî nifak anlamında). Bu atmosferde Vâsıl b. Atâ, kebîre sahibinin ne mümin ne kâfir olduğu, fasık adıyla anılacağı görüşünü ortaya attı. Rivayete göre bu fikir, Hasan-ı Basrî’nin halkasından ayrılmasına sebep olmuştur (Mutezile’nin tarihi yazısına bakınız). Bu anlatı geleneksel olup tarihî ayrıntıları araştırmalarda tartışılmaktadır.

Mutezile’nin gerekçesi

Mutezile’ye göre iman, kalp tasdiki, dil ikrarı ve ameli birlikte içeren bir bütündür; kebîre işleyen kişi bu bütünü bozmuş olur, dolayısıyla mümin sayılamaz. Ancak tevhid ve nübüvveti kabul ettiği için de kâfir sayılmaz; bu yüzden “fasık” adıyla anılır. Dünya hayatında müslümanlara özgü bazı hükümlerden yararlanır, ahirette ise tövbe etmeden ölürse cehennemde kalıcı olur (va’d-vaîd ilkesi gereği). Bu görüşün gerekçeleri, ayet ve hadisler ile adl ilkesi üzerine kuruludur. Ahirette ebedî azap konusu, Ehl-i Sünnet’in en önemli itirazlarından birini oluşturur. Mutezile’nin temel öğretisi için beş temel ilke yazısı okunabilir.

Ehl-i Sünnet’in yaklaşımı

Ehl-i Sünnet, kebîre sahibi kişinin imandan çıkmadığını, günahkâr (fâsık) mümin olduğunu savunur. Naslarda “Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, ondan başkasını dilediği kimse için bağışlar” (Nisâ 4/48) buyrulması bu görüşün dayanağıdır. Hadislerde büyük günah işleyen kişilerin şefaat ve Allah’ın rahmetiyle cehennemden çıkarılabileceği bildirilir (Buhârî, Rikāk; Müslim, Îmân). Matüridî ekolde amel imanın cüzü değildir, Eş’arîlerde de benzer bir çizgi esastır; bu sebeple büyük günah imandan çıkarmaz. Bu görüş, Matüridilik ve Eş’arilik yazılarında da ele alınmıştır. Ancak Ehl-i Sünnet de günahı hafife almaz; haksızlığa, zulme ve kul hakkına dair ağır uyarılar vardır (mazlumun bedduası gibi).

  • Hâricîler: Kebîre sahibi kâfirdir.
  • Mutezile: Kebîre sahibi ne mümin ne kâfir, fasıktır; tövbe etmezse ahirette kalıcı azap.
  • Mürcie (çeşitli kollar): Hüküm ahirete bırakılır; bazı kollarda amel imanın dışında tutulur.
  • Ehl-i Sünnet: Kebîre sahibi imandan çıkmaz; sonucu Allah’ın dilemesine bağlıdır.

Siyasi ve toplumsal etkileri

Bu görüş, tekfir ve siyasi meşruiyet tartışmalarında da önem taşır. Hâricîler kebîre sahibi yöneticileri tekfir edip onlara karşı isyanı meşru görürken, Ehl-i Sünnet çoğunlukla yöneticinin günahı yüzünden imandan çıkmadığını kabul eder; isyan ve tekfir konusunda ihtiyatlı olmayı öğütler. Mutezile ise emr-i bi’l-ma’rûf ilkesiyle zalim yöneticilere karşı sorumluluğu vurgulayan bir çizgi geliştirmiştir. Bugün de tekfir ve aşırı yorumlar konusunda bu klasik tartışmanın dersleri önemlidir (dinde aşırılık ve fanatizm yazısına bakınız). Bir müslümanı tekfir etmek ciddi bir sorumluluktur; Buhârî’de bir kişi kardeşine “kâfir” derse bu ifadenin ikisinden birine döneceği bildirilir (Edeb).

Selefî çizgi ve diğer ekollerle ilişki

Selefî ve Ehl-i Hadis çizgisi, imanı söz, amel ve itikat olarak tanımlayıp artıp eksilebileceğini savunur; kebîre sahibini tekfir etmeden onun imanının eksik olduğunu belirtir. Bu yaklaşım hem Hâricîlere hem Mutezile’ye hem de amelin imandan dışlanmasını savunanlara karşıdır. Bu nedenle ilgili tartışmalar, halku’l-Kur’an ve mihne, Selefilik ve selef akidesi ile Selefilik hareketi arasındaki fark yazılarında birlikte düşünülebilir. İman-amel ilişkisinin tarihsel boyutu için Mürcie hakkında ayrıca akademik yazılar bulunmaktadır.

Konunun pratik bir yönü de günümüz müslümanının günahkâr kişilere bakışıdır: Büyük günah işleyen birini “kâfir” ya da “ümitsiz vaka” ilan etmek yerine, ona tövbe yolunu açık tutmak, iyi niyetle uyarmak ve Allah’ın rahmetinden ümit kesmemesini sağlamak Ehl-i Sünnet ahlakıdır. Bu yaklaşım, toplumda dışlanma ve nefret yerine ıslah ve rehabilitasyonu teşvik eder (ümitsizlik ve ye’s).

İman-amel ilişkisinde bu tartışma bugün de güncelliğini korur: Namaz kılmayan ya da büyük günah işleyen bir müslümanın hükmü soruları sıkça sorulur. Bu soruları cevaplarken Ehl-i Sünnet’in dengeli yaklaşımı esas alınır: Günahı hafife almadan, kişiyi de imandan çıkarmadan, tövbeye çağırmak.

Sıkça Sorulan Sorular

El-menzile beyne’l-menzileteyn ne demektir?

“İki konum arası konum” demektir. Mutezile’ye göre büyük günah işleyen kişi ne tam mümin ne kâfirdir; “fasık” konumundadır.

Hâricîlere göre kebîre sahibi nedir?

Hâricîler büyük günah işleyeni kâfir sayar. Bu görüş Mutezile ve Ehl-i Sünnet tarafından kabul edilmemiştir.

Ehl-i Sünnet bu konuda ne der?

Büyük günah işleyen müslüman imandan çıkmaz, ancak fasık olur; tövbe etmeden ölürse işi Allah’a aittir, dilerse bağışlar, dilerse azap eder.

Mürcie’nin görüşü nedir?

Mürcie, imanı ameli ayrı tutup hükmü Allah’a bırakmayı ve günahın imana zarar vermemesini vurgulayan çeşitli görüşler geliştirmiştir. Tarihî ve akademik değerlendirmeler ayrıntılıdır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Menzile Beyne'l-Menzileteyn" ve "Kebîre" maddeleri; Kâdî Abdülcebbâr, Şerhu'l-Usûli'l-Hamse; Şehristânî, el-Milel ve'n-nihal; Eş'arî, Makâlâtü'l-İslâmiyyîn

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Menzile Beyne'l-Menzileteyn" ve "Kebîre" maddeleri
  2. Kâdî Abdülcebbâr, Şerhu'l-Usûli'l-Hamse
  3. Şehristânî, el-Milel ve'n-nihal
  4. Eş'arî, Makâlâtü'l-İslâmiyyîn

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.