🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Cebriye ve Cehmiyye: Erken Dönem Fırkalar

İlk Fırkalar ve Erken Dönem TartışmalarıGüncelleme: 19 Mayıs 20269 dk okuma

Cebriye ve Cehmiyye nedir? Kaderi mutlak kabul eden Cebriye ile Cehm b. Safvân'a nispet edilen Cehmiyye'nin görüşleri, eleştirileri ve tarihî bağlamı akademik biçimde ele alınıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Cebr Kavramı ve Tarihî Arka Plan
  • Cehm b. Safvân ve Cehmiyye
  • Selef Âlimlerinin Eleştirisi

Cebriye, insanın fiillerinde irade ve kudret sahibi olmadığını, her şeyin Allah tarafından zorunlu olarak gerçekleştirildiğini savunan erken dönem itikadî akımdır; Cehmiyye ise Cehm b. Safvân’a nispet edilen ve cebrin yanında sıfatların nefyi gibi görüşler de içeren daha geniş bir grubu ifade eder. İkisi de Ehl-i Sünnet kelamının sınırlarını belirlemede referans noktası olmuştur.

Cebr Kavramı ve Tarihî Arka Plan

“Cebr”, Arapçada zorlama ve mecbur kılma anlamına gelir. Kelam terminolojisinde ise kulun fiillerinde seçme gücünün bulunmadığı, bütün fiillerin Allah’ın yaratmasıyla zorunlu biçimde gerçekleştiği görüşünü anlatır. Emevîler döneminde siyasi iktidarın kendi uygulamalarını “kaderin hükmü” diyerek meşrulaştırma eğilimi, bu düşüncenin yayılmasında rol oynamış olabilir; araştırmacılar bu noktada temkinli bir dil kullanır ve iddiayı kesin bir hüküm olarak aktarmaz.

Cebriye’ye karşı tepki olarak ortaya çıkan Kaderiye, insanın fiillerinin yaratıcısının kendisi olduğunu savunur. Böylece kader tartışmaları iki uç arasında şekillenir. Ehl-i Sünnet ise bu iki ucun ortasında bir yol arar.

Cehm b. Safvân ve Cehmiyye

Cehm b. Safvân, Horasan’da yetişmiş, Tirmiz bölgesinde faaliyet göstermiş bir kelamcıdır. Kaynaklara göre Emevî yönetimine karşı isyan eden Hâris b. Süreyc’in çevresinde yer almış, Hicri 128 yılı civarında Selm b. Ahvez tarafından öldürülmüştür. Kendisine nispet edilen görüşlerin birçoğu rakiplerinin aktarımıyla gelmiştir, bu yüzden aktarımların kendisine ait olup olmadığı tartışmalıdır. Cehm b. Safvân ve Cehmiyye’nin görüşleri ayrı bir başlıkta ayrıntılı işlenir.

Kaynaklarda ona nispet edilen başlıca görüşler şunlardır:

  • Allah’ın sıfatlarının nefyi; Allah’a mahlûkatta bulunan sıfatların verilmemesi gerektiği.
  • Kur’an’ın mahlûk olduğu.
  • İmanın yalnızca kalpte bilgi (marifet) olduğu, dil ikrarı ve ameli kapsamadığı; bu nokta Mürcie ile ilişkilendirilir.
  • Cennet ve cehennemin sonlu olduğu (fena bulacağı).
  • İnsanın fiillerinde mutlak cebr.

Selef Âlimlerinin Eleştirisi

Ahmed b. Hanbel, Buhârî ve diğer muhaddisler Cehmiyye’yi sert biçimde eleştirmiştir. Ahmed b. Hanbel’in er-Redd ale’z-Zenâdika ve’l-Cehmiyye adlı eseri bu reddiyelerin bilinen örneklerindendir. Buhârî’nin Halku Ef’âli’l-İbâd eseri de Cehmiyye’nin Kur’an’ın mahlûk olduğu görüşüne karşı yazılmıştır. Selef metinlerinde Cehmiyye adı çoğu zaman sıfatları nefyeden bütün gruplar için genel bir ad olarak da kullanılmıştır; bu da terimin sınırlarının bulanıklaşmasına yol açmıştır.

Bu bağlamda İbn Teymiyye gibi sonraki âlimler de Eş’arî ve Mu’tezilî kelamcıların sıfat anlayışını Cehmiyye’ye kıyaslayarak eleştirmiş, buna karşılık Eş’arîler bu nitelemeyi haksız bulmuştur.

Ehl-i Sünnet’in Orta Yolu

Eş’arî kelamı fiilleri “kesb” kavramıyla, Matüridî kelamı ise “cüz’i irade” ile açıklayarak kulun sorumluluğunu korumuştur. Bu iki yaklaşımda fiillerin yaratıcısı Allah’tır, ancak insan fiili isteyen ve ona yönelen taraftır; bu sebeple sevap ve ceza sorumluluğu devam eder. Ayrıntılı bir karşılaştırma için kader meselesinde itikadî mezheplerin karşılaştırması incelenebilir.

Ehl-i Sünnet’e göre cebir inancı hem naslara hem akla aykırıdır: Kur’an kulların fiillerini kendilerine nispet eder (örneğin Zilzâl Suresi 99/7-8) ve sorumluluk ilkesine vurgu yapar. İnsanın iradesiz bir varlık olduğu düşüncesi, ahlaki sorumluluğu ortadan kaldıracağı için kabul edilmez.

Tarihî Önemi ve Günümüze Yansıması

Cebriye ve Cehmiyye müstakil bir mezhep olarak sürmemiştir, ancak kelamın yönünü belirleyen sınır çizgilerinden biri olmuştur. Günümüzde “kaderci” bir zihniyetin eleştirisinde ve kader inancının tembelliğe sebep olup olmadığı tartışmalarında bu geçmiş referans alınır. Akademik açıdan en önemli nokta, Cehmiyye’ye nispet edilen görüşlerin çoğu zaman düşmanlarının aktarımıyla geldiğini bilmek ve kaynak eleştirisi yapmaktır.

Kaynaklardaki Aktarımlarda Dikkat Edilecek Noktalar

Mezhepler tarihi eserlerinin çoğu, bir grubu anlatırken kendi itikadî konumunu da yansıtır. Bu sebeple Cehmiyye hakkında verilen bilgiler okunurken, aktaran müellifin hangi ekole mensup olduğu, aktarımın birinci elden mi yoksa nakil yoluyla mı geldiği sorgulanmalıdır. Cehm b. Safvân’ın kendi eseri günümüze ulaşmadığı için görüşleri büyük ölçüde muhalif kaynaklardan öğrenilmektedir. Bu durum, akademik çalışmalarda temkinli bir üslubu zorunlu kılar.

Ayrıca “Cebriye” terimi iki ayrı düzeyde kullanılır: Katı cebir görüşünü savunanlar (hâlis Cebriye) ve fiillerde kula bir miktar nispet tanıyanlar (mutavassıt Cebriye). Şehristânî bu ikinci kesim içinde Neccâriyye, Dırâriyye gibi grupları sayar. Bu ayrım, kader konusundaki ince farkların gözden kaçmaması için önemlidir.

Günümüz Bağlamında Kader ve Sorumluluk

Cebir anlayışı günlük dilde “alın yazısı” ifadesiyle hâlâ bazen yanlış kullanılır. Oysa Ehl-i Sünnet’in kader inancı, çalışmayı, tedbiri ve duayı ortadan kaldırmaz. Hz. Peygamber’e atfedilen ve kaynaklarda geçen anlatımlarda, tedbirin ve tevekkülün birlikte öğretildiği görülür. Bu bakımdan cebir, hem akide hem ahlak açısından uzak durulması gereken bir yaklaşım olarak değerlendirilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Cebriye ne demektir?

İnsanın fiillerinde hiçbir iradesi olmadığını, her şeyi zorunlu olarak yaptığını savunan anlayışa Cebriye denir; “cebr” zorlama demektir.

Cehmiyye’yi kim kurdu?

Cehm b. Safvân’a nispet edilir; Emevîler döneminde Horasan’da faaliyet göstermiş ve Hicri 128 civarında öldürülmüştür.

Ehl-i Sünnet cebri kabul eder mi?

Hayır. Eş’arî ve Matüridî kelamı kesb veya cüz’i irade kavramlarıyla insanın sorumluluğunu korur.

Cehmiyye sıfatları nasıl yorumlar?

Sıfatları nefyeden, Kur’an’ın mahlûk olduğunu söyleyen bir tavır sergilediği için Selef âlimlerince şiddetle eleştirilmiştir.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Cebriyye" ve "Cehmiyye" md.; Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal; Eş'arî, Makâlâtü'l-İslâmiyyîn; Abdülkāhir el-Bağdâdî, el-Fark beyne'l-Fırak

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Cebriyye" ve "Cehmiyye" md.
  2. Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal
  3. Eş'arî, Makâlâtü'l-İslâmiyyîn
  4. Abdülkāhir el-Bağdâdî, el-Fark beyne'l-Fırak

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.