🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Müşebbihe ve Mücessime: Teşbihçi Fırkalar

Fırka Hadisi, Tekfir ve Çağdaş CemaatlerGüncelleme: 15 Eylül 20269 dk okuma

Müşebbihe ve Mücessime nedir? Allah'ı yaratılmışlara benzeten veya cisim olarak tasavvur eden fırkaların ortaya çıkışı, görüşleri ve Ehl-i Sünnet'in tenzih anlayışı akademik biçimde anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Teşbih ve Tenzih Kavramları
  • Ortaya Çıkışı ve Başlıca Temsilciler
  • Kullanılan Deliller ve Ehl-i Sünnet'in Cevabı

Müşebbihe ve Mücessime, Allah’ı sıfat ve fiillerinde yaratılmışlara benzeten (teşbih) veya O’na cisimlik nispet eden (tecsîm) erken dönem itikadî fırkalara verilen addır. Ehl-i Sünnet bu yaklaşımı Şûrâ Suresi’ndeki (42/11) “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur” ayetine dayanarak reddeder ve tenzih ilkesini esas alır.

Teşbih ve Tenzih Kavramları

Kelamda iki temel yönelim vardır. Tenzih, Allah’ı yaratılmışların niteliklerinden uzak tutmak; teşbih ise onu yaratılmışlara benzetmektir. Kur’an hem “benzeri yoktur” diyerek tenzihi hem de “işiten, gören” gibi ifadelerle sıfatları bildirir. Âlimlerin bütün çabası bu iki unsuru dengeleyerek insan zihninin sınırlı kavrayışını aşmamaktır. Müşebbihe, ikinci ucu aşırıya götüren gruptur; Mu’tezile ve Cehmiyye ise tersine sıfatları nefyetmeye yönelmiştir. Cehmiyye’nin sıfat anlayışı bu sebeple karşı uç olarak anılır.

Ortaya Çıkışı ve Başlıca Temsilciler

Mezhepler tarihi kaynaklarına göre teşbih anlayışının erken temsilcileri arasında Hişâm b. el-Hakem, Hişâm b. Sâlim el-Cevâlîkî, Mukātil b. Süleymân ve Dâvûd el-Cevârîbî gibi isimler anılır. Bu kişilerin ne söylediği çoğunlukla rakiplerin aktarımıyla bilinir, bu nedenle bazı nispetlerin doğruluğu tartışmalıdır. Hişâm b. el-Hakem Şiî kelamı içinde yer alır ve Allah’ın belirli bir ölçüsü olduğunu söylediği nakledilir. Mukātil b. Süleymân ise tefsir bilgisiyle tanınır, ancak sıfat meselesindeki ifadeleri sebebiyle eleştirilmiştir.

Bunların yanında Horasan’da etkili olan Kerramiyye de zaman zaman bu çerçevede anılmıştır. Kerramiyye’ye göre Allah bir cihete yönelmiş ve cisim niteliği taşır, ancak bu iddianın kapsamı kaynaklarda farklı aktarılmıştır.

Kullanılan Deliller ve Ehl-i Sünnet’in Cevabı

Müşebbihe ve Mücessime, Kur’an’daki “yed” (el), “vech” (yüz), “istivâ” (arşa yerleşme) gibi ifadeleri doğrudan zahirî anlamda anlayarak Allah’a organ ve mekân nispet etmiştir. Ehl-i Sünnet’in cevabı iki yola ayrılır:

  • Tefvîz: Selef çizgisinde bu ifadelerin anlamı Allah’a bırakılır, keyfiyeti sorulmaz. “İstivâ bilinir, keyfiyeti meçhuldür” sözü İmam Mâlik’e nispet edilir.
  • Te’vil: Halef kelamcıları, Arap dilindeki mecaz kullanımlarına dayanarak bu ifadeleri Allah’ın kudretine yaraşır biçimde yorumlamıştır.

Her iki yol da tenzih ilkesini korur. Bu ayrım Ehl-i Sünnet içinde Selefiyye ve kelamcılar tartışmasında da geniş yer tutar. Hanbelî kelamının yaklaşımı ise Hanbelî akidesi ve esma-sıfat yaklaşımı yazısında ayrıca işlenir.

Yanlış Yaygın Genellemeler

Müşebbihe etiketi tarih boyunca bir polemik aracına dönüşmüştür. Bazı kelamcılar Selef çizgisindeki muhaddisleri ve Hanbelîleri genel olarak teşbihle suçlamış, onlar da karşı tarafı ta’tîl (boşa çıkarma) ile itham etmiştir. Akademik açıdan doğru olan, her ismi kendi metinleri üzerinden değerlendirmektir. İbn Teymiyye gibi Selef çizgisindeki âlimler, kendilerinin teşbihi açıkça reddettiğini defalarca belirtmiş, “keyfiyetsiz” kabul ettiklerini vurgulamıştır.

Önemli Kaynaklar ve Okuma Önerisi

Konuyu çalışanlar için Şehristânî’nin el-Milel ve’n-Nihal ile Eş’arî’nin Makâlâtü’l-İslâmiyyîn eserleri temel kaynaklardandır. İbnü’l-Cevzî’nin Dafʿu şübehi’t-teşbîh adlı eseri ise Hanbelî çevresinden gelen bir tenzih savunması olarak bilinir. Kaynakları okurken müellifin kendi itikadî konumunu da göz önünde bulundurmak gerekir.

Sonuç olarak teşbih ve tecsîm anlayışı, İslam düşünce tarihinde Allah’ın zâtına dair söz söylemenin ne kadar hassas bir konu olduğunu gösteren erken örneklerden biridir. Ehl-i Sünnet’in yaygın tutumu, hem sıfatların gerçekliğini hem de Allah’ın yaratılmışlara benzemezliğini birlikte korumaya dayanır.

Dil ve Mecaz Meselesi

Teşbih tartışmalarının önemli bir boyutu, Arap dilinin mecaz kullanımıdır. Kur’an’da “Allah’ın eli”, “yüzü” veya “gözü” ifadeleri geçtiğinde bunların insan organlarına benzer bir anlam taşıdığını söylemek, Arapçanın üslup imkânlarını göz ardı etmek olur. Belâgat âlimleri, aynı kelimenin hem hakikat hem mecaz anlamında kullanılabildiğini gösterir. Tefvîz yolunu benimseyenler bu kelimelerin anlamını araştırmaktan kaçınırken, te’vil yolunu seçenler dilin kendi imkânlarından yararlanır. İki tavır da, Allah’ı sınırlı bir varlığa indirgemeyi reddetme noktasında birleşir.

Müşebbihe’nin hatası, bu dil ve bağlam imkânlarını görmeden zahirî anlamı mutlaklaştırması olarak değerlendirilir. Örneğin “Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir” (Fetih 48/10) ayetinde biat sahnesinin anlatıldığı, bunun fizikî bir organ iddiası olmadığı yorumcular tarafından vurgulanır.

Hadis Rivayetlerinin Rolü

Teşbih eğilimlerinin bazı kollarında, sahih olup olmadığı tartışmalı rivayetlere dayanılması da önemli bir etkendir. Özellikle İsrâiliyyât kaynaklı anlatımlar ve zayıf hadisler, sıfatlara dair yanlış tasavvurların yayılmasında rol oynamıştır. Muhaddislerin bir kısmı bu tür rivayetleri tenkit ederek ayıklamış, Beyhakî gibi âlimler el-Esmâ ve’s-Sıfât adlı eserinde nakilleri tenzih ilkesiyle uyumlu biçimde yorumlamaya çalışmıştır. Bu çaba, hadis ilmi ile kelamın birbirini tamamlayabildiğini gösterir.

Günümüzde Tartışmanın Yeri

Bugün de sıfatlar konusu, akaid derslerinde ve internet ortamında sık tartışılan bir başlıktır. Bu tartışmalarda karşı tarafa hemen “müşebbihe” veya “mu’attıla” demek yerine, kullanılan terimlerin ne anlama geldiğini ve hangi kaynaklara dayandığını incelemek akademik açıdan daha yararlıdır. Ehl-i Sünnet geleneği, tenzih ilkesinde ortak olmakla birlikte yöntem çeşitliliğine geniş yer tanımıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Müşebbihe ne demektir?

Allah’ı sıfatlarında yaratılmışlara benzeten gruplara verilen addır; “teşbih” benzetme anlamındadır.

Mücessime ile Müşebbihe aynı mıdır?

Yakın anlamlı kullanılsa da Mücessime Allah’a cisimlik nispet eden, Müşebbihe ise genel olarak benzetme yapan grupları ifade eder.

Ehl-i Sünnet bu konuda ne der?

Şûrâ Suresi 42/11’e dayanarak Allah’ın hiçbir şeye benzemediğini, sıfatlarının mahlûkların sıfatlarından farklı olduğunu kabul eder.

Hanbelîler Müşebbihe midir?

Hayır. Hanbelî çizgi sıfatları keyfiyet sormadan kabul eder; bazı aşırı isimler yüzünden yapılan genelleme akademik açıdan hatalıdır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Müşebbihe" ve "Mücessime" md.; Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal; Eş'arî, Makâlâtü'l-İslâmiyyîn; Şûrâ Suresi (42/11)

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Müşebbihe" ve "Mücessime" md.
  2. Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal
  3. Eş'arî, Makâlâtü'l-İslâmiyyîn
  4. Şûrâ Suresi (42/11)

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.