Kerramiyye: Horasan’da Bir Kelam Fırkası
Kerramiyye nedir? Muhammed b. Kerrâm'a nispet edilen, 9-13. yüzyıllarda Horasan'da etkili olan zahidâne ve kelamî akımın iman, sıfat ve tarikat anlayışı tarihî bakışla anlatılıyor.
- Kurucusu: Muhammed b. Kerrâm
- Yayılma ve Gazneli Desteği
- Kelamî Görüşler
Kerramiyye, Sistanlı zahid ve vaiz Muhammed b. Kerrâm’a (ö. 255/869) nispet edilen; Horasan, Nişabur ve Gazne çevresinde yayılan, sufî ve kelamî yönü olan dinî bir topluluktur. İman tanımı ve sıfatlar konusundaki farklı görüşleriyle mezhepler tarihinde tartışma konusu olmuş, 13. yüzyılda etkisini yitirmiştir.
Kurucusu: Muhammed b. Kerrâm
Ebû Abdullah Muhammed b. Kerrâm, Sistan bölgesinde doğdu. Zühd hayatı, vaazları ve sade yaşam tarzıyla tanındı. Kaynaklara göre Mekke’de bir süre kaldıktan sonra Horasan’a döndü; Nişabur’da halkın ilgisini çekti ve yönetimle zaman zaman sorun yaşadı. Rivayete göre hapse atıldı, sonra Kudüs’e gitti ve orada vefat etti. Ona nispet edilen görüşlerin bir kısmı hasım kaynaklardan aktarıldığı için, kendi eserlerinde ne yazdığı konusunda sınırlı bilgi vardır. Kendi kitabı Azâbü’l-Kabr gibi eserlerin günümüze ulaşmaması bu belirsizliği artırır.
Yayılma ve Gazneli Desteği
Kerramiyye Gazneliler döneminde Horasan’da güçlendi. Sultan Mahmud’un bu topluluğa yakınlık gösterdiği ve Kerramî âlimlere dinî-siyasi görev verdiği kaynaklarda anılır. Nişabur’daki Eş’arî ve Hanefî âlimlerle zaman zaman şiddetli tartışmalar yaşandı. Ayrıca hankah (tekke) kurumunun yaygınlaşmasında rol oynadıkları, yoksulluk ve zühd anlayışını örgütlü bir yapıya taşıdıkları da belirtilir. Bu özellikleri sebebiyle Kerramiyye, tasavvuf tarihi açısından da incelenir. Moğol istilası sonrasında etkisini yitirdi ve zamanla ortadan kalktı.
Kelamî Görüşler
Kerramiyye’ye nispet edilen başlıca görüşler şunlardır:
- İman: İmanın yalnızca dille ikrar olduğu, kalbin tasdikinin şart olmadığı; bu durumda münafığın da mümin sayılacağı ancak ahirette cezalandırılacağı. Bu yaklaşım Mürcie ile yakınlık içinde değerlendirilir.
- Sıfatlar: Allah’ın zâtı için cihet ve cisimle ilişkilendirilen ifadeler kullandığı aktarılır; ancak bunun nasıl anlaşılacağı tartışmalıdır (Müşebbihe ve Mücessime).
- Hâdis sıfatlar: Allah’ın irade ve kelam gibi sıfatlarının zâtında sonradan meydana gelen sıfatlar olduğu görüşü, kelamcılar tarafından Allah’ın değişimine yol açtığı gerekçesiyle eleştirildi.
- Nübüvvet ve velayet: Peygamberlerin masumiyeti ve velilerin durumu konusunda ayrıntılı görüşler aktarılır.
Eleştiriler ve Karşı Çıkışlar
Eş’arî, Matüridî ve Selef çizgisindeki âlimlerin hepsi Kerramiyye’yi çeşitli yönlerden eleştirdi. Cüveynî, Râzî ve Şehristânî eserlerinde Kerramiyye görüşlerine cevap verdi. İman tanımında münafığı mümin sayan yaklaşım, Ehl-i Sünnet açısından kabul edilemez bulundu. Hanefî ve Şâfiî fakihler ise fıkıhta Kerramî âlimlerin Hanefî mezhebine bağlı olduklarına dikkat çekmiş, itikadî sapmaları ayrı, fıkhî birliği ayrı değerlendirmiştir. Bu yaklaşım Ehl-i Kıble tekfir edilmez ilkesi çerçevesinde okunabilir.
Tarihî Önemi
Kerramiyye, 9-13. yüzyıllarda Doğu İslam dünyasındaki ilmî çeşitliliğin bir örneğidir. Zühd, vaaz ve toplumsal yardım faaliyetleriyle halka yönelik bir hareket olduğu için, dinî hayatın kurumsallaşmasında rol oynadı. Aynı zamanda kelam ve fıkıh arasındaki ilişkiler, Gazneli siyasetinin dinî ekollere yaklaşımı ve tekke kurumunun doğuşu gibi konularda araştırmacılara veri sağlar. Ehl-i Sünnet kavramının tarihçesi bağlamında, Kerramiyye gibi gruplar Ehl-i Sünnet sınırlarının nasıl çizildiğini anlamak için örnek teşkil eder.
Kaynakların Güvenilirliği
Kerramiyye hakkındaki bilgilerin çoğu rakip mezhep tarihçilerinden gelir. Bu nedenle bir görüşün gerçekten Kerramiyye’ye ait olup olmadığı akademik olarak sorgulanır. Modern araştırmalar, Kerramî kaynakların kısıtlı olması sebebiyle ihtiyatlı ifadeler kullanır ve tek bir kaynağa dayanan iddiaları kesin hüküm olarak sunmaz.
Zühd Anlayışı ve Toplumsal Faaliyetleri
Kerramiyye’nin dikkat çeken yönlerinden biri, zühd ve yoksulluk vurgusudur. Kaynaklara göre Muhammed b. Kerrâm ve takipçileri, yün giysi giyer, sade yaşar ve dünyadan el etek çekmeyi öğütlerdi. Bu özellikleriyle halk arasında saygı gördüler. Şehirlerde kurdukları hankahlarda hem ibadet hem de yoksulları doyurma faaliyeti yürütüldüğü belirtilir. Bu yapı, sonraki tekke ve zaviye geleneğinin öncülerinden biri olarak değerlendirilir.
Ancak bu zühd anlayışı, hasımları tarafından ikiyüzlülükle ve sünnete aykırı olmakla eleştirildi. Özellikle bazı rivayetlerde Kerrâmî vaizlerin hadis uydurduğu iddiası geçer. Bu iddia, hadis âlimlerinin Kerramiyye’ye mesafeli yaklaşmasının nedenlerinden biridir; ancak iddianın kapsamı ve doğruluğu hakkında kesin hüküm vermek zordur, bu sebeple temkinli aktarılmalıdır.
Fıkhî Bağlılık ve Mezhep İlişkisi
Kerramiyye mensupları fıkıhta çoğunlukla Hanefî mezhebine bağlıydı. Bu durum, itikadî görüşleriyle fıkhî aidiyetleri arasında bir ayrışmaya işaret eder. Hanefî fakihler arasında Kerramî olanlar bulunması, mezhebin içinde farklı itikadî eğilimlerin barındığını gösterir. Bununla birlikte Hanefî-Matüridî çizgi Kerramiyye’yi itikadî açıdan eleştirdi. Bu eleştirinin sertliği, bölgedeki siyasi rekabet ve yerel çekişmelerle de bağlantılıydı. Nişabur’da Eş’arî âlim İbn Fûrek’in Kerramiyye ile tartıştığı rivayetler bunu örnekler.
Gazneli sultanlarının Kerramî çevrelere gösterdiği destek, Selçuklular iktidara gelince değişti. Selçuklu vezirlerinin Eş’arî-Şâfiî çizgiyi desteklemesi, Kerramiyye’nin etkisinin azalmasına yol açtı. Böylece fırkanın tarihi, kelam ekollerinin siyasi destekle yükselip düşmesine dair iyi bir örnek sunar (itikadî mezheplerin ortaya çıkışında siyasi olaylar).
Sıkça Sorulan Sorular
Kerramiyye kimdir?
Sistanlı zahid ve vaiz Muhammed b. Kerrâm’a (ö. 255/869) nispet edilen, Horasan’da yayılan ve kelamî görüşleriyle tartışma yaratan dinî topluluktur.
Kerramiyye’nin iman anlayışı nedir?
İmanı yalnızca dil ile ikrardan ibaret sayarak kalbin tasdikini şart koşmayan bir yaklaşım benimsedikleri aktarılır.
Neden Müşebbihe arasında anılırlar?
Allah’ın cihet ve cisimle ilişkilendirildiği yönünde aktarılan görüşleri sebebiyle; ancak bu nispetlerin kapsamı tartışmalıdır.
Fırka bugün var mıdır?
Hayır; Moğol istilasından sonra etkisini yitirmiş ve müstakil bir topluluk olarak devam etmemiştir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kerrâmiyye" md.; Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal; Abdülkāhir el-Bağdâdî, el-Fark beyne'l-Fırak; Fahreddin er-Râzî, İ'tikādât-ı Fırakı'l-Müslimîn ve'l-Müşrikîn
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- TDV İslâm Ansiklopedisi, "Kerrâmiyye" md.
- Şehristânî, el-Milel ve'n-Nihal
- Abdülkāhir el-Bağdâdî, el-Fark beyne'l-Fırak
- Fahreddin er-Râzî, İ'tikādât-ı Fırakı'l-Müslimîn ve'l-Müşrikîn
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.