🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Ru’yetullah Konusunda Mezheplerin Görüş Farkları

İlk Fırkalar ve Erken Dönem TartışmalarıGüncelleme: 5 Temmuz 20269 dk okuma

Ahirette Allah görülecek mi? Ru'yetullah konusunda Ehl-i Sünnet, Mu'tezile, Şîa ve Hâricîlerin görüşleri, dayandıkları ayet ve hadisler ile yorum farkları tarihî ve akademik bakışla anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Mesele ve Önemi
  • Ehl-i Sünnet'in Delilleri
  • Mu'tezile'nin Görüşü

Ru’yetullah, müminlerin ahirette Allah’ı görmesi meselesidir; Ehl-i Sünnet bunu keyfiyetsiz ve benzetmesiz olarak kabul ederken, Mu’tezile, Hâricîler ve Şîa’nın çoğu görülemeyeceğini savunur. Mesele, ayet ve hadislerin yorumu ile aklî delillerin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Mesele ve Önemi

Ru’yetullah kelamın sem’iyyat ve sıfatlar konularının kesiştiği bir başlıktır. Sorunun özü, Allah’ın yaratılmışlara benzemediği ilkesiyle ahirette görülebilmesinin nasıl uzlaştırılacağıdır. Ehl-i Sünnet bunu “bilâ keyf” prensibiyle çözerken, Mu’tezile görmeyi cisim ve cihet gerektiren bir olgu sayarak reddeder.

Ehl-i Sünnet’in Delilleri

  • Kıyâme Suresi (75/22-23): “O gün bazı yüzler parıl parıl parlar, Rablerine bakıcıdır.”
  • Yûnus Suresi (10/26): “İyilik edenlere daha güzeli (hüsnâ) ve ziyade vardır.” Hadis geleneğinde ziyade, Allah’ı görmek olarak yorumlanmıştır.
  • Hadisler: “Şu ayı gördüğünüz gibi Rabbinizi göreceksiniz” anlamındaki rivayetler (Buhârî; Müslim) mütevâtire yakın sayılır.
  • A’râf Suresi (7/143): Hz. Musa’nın “Rabbim bana kendini göster” demesi ve Allah’ın “Dağa bak, yerinde durursa beni göreceksin” cevabı, görmenin mümkün olduğuna delil sayılır.

Mu’tezile’nin Görüşü

Mu’tezile En’âm Suresi’ndeki (6/103) “Gözler O’nu idrak edemez, O gözleri idrak eder” ayetine dayanarak ru’yetin imkânsız olduğunu savunur. Aklî olarak da görmenin belirli bir yön, mekân ve cisim gerektirdiğini, bunun Allah için uygun olmadığını söyler. Nitekim Kıyâme Suresi’ndeki “nâzıra” kelimesini “beklemek” veya “ümit etmek” anlamında yorumlar. Kâdî Abdülcebbâr gibi âlimler bu görüşü sistemli biçimde savunmuştur (Kâdî Abdülcebbâr).

Ehl-i Sünnet’in Cevabı

Ehl-i Sünnet En’âm 6/103 ayetini “idrak” (tam kavrama, kuşatma) ile “ru’yet” (görme) arasındaki farka dayandırarak yorumlar: Allah görülebilir, ancak kuşatılarak ve tam olarak idrak edilemez. Aklî olarak ise ru’yet için varlık şart olup, Allah’ın varlığı sabit olduğuna göre görülmesi aklen mümkündür. Ancak bunun gözle görme olup olmadığı, “keyfiyetsiz ve cihetsiz” olduğu ilkesi ile açıklanır. Eş’arî ve Matüridî kelamında da bu ilke, görme olayının fizikî bir görme gibi anlaşılmaması gerektiği şeklinde ifade edilir.

Şîa ve Hâricîler

İmâmiyye ve Zeydiyye Şîası genel olarak Mu’tezile’ye yakın biçimde ru’yetullahı reddeder. Hâricîlerin çoğu da aynı görüşü paylaşır. Böylece konu, Ehl-i Sünnet ile diğer akımlar arasındaki başlıca ayrışma noktalarından biri olmuştur. Ayrıca mezhepler tarihi kaynakları bu ihtilafı, tevhid ve sıfatlar tartışmasının bir devamı olarak okur (Allah’ın sıfatları).

Dünyada Görme ve Miraç Tartışması

Hz. Peygamber’in Miraç’ta Allah’ı görüp görmediği sahabe döneminden beri tartışmalıdır. Hz. Âişe görmediğini söylemiş, İbn Abbas ise “kalbiyle gördü” şeklinde bir yorum nakletmiştir. Âlimler bu iki görüşü farklı biçimlerde uzlaştırmıştır. Sonuç olarak dünyadaki görme meselesi ahiretteki ru’yetten ayrı bir konu olarak ele alınır. Daha geniş bir sem’iyyat çerçevesi için sem’iyyat yazısı okunabilir.

Aklî Tartışma: Görme İçin Şartlar

Mu’tezile’nin aklî itirazı, görmenin ancak karşıdaki şeyin belirli bir yönde bulunmasıyla gerçekleşebileceği varsayımına dayanır. Işık, mesafe ve karşıdan görünürlük gibi şartların Allah için düşünülemeyeceği, dolayısıyla görmenin Allah hakkında imkânsız olduğu iddia edilir. Ehl-i Sünnet kelamcıları ise bu şartların bizim tecrübe ettiğimiz dünyadaki görme için geçerli olduğunu, ahiretteki görme olayının aynı yasalara tabi olması gerekmediğini söyler. Onlara göre Allah, kullarına ahirette özel bir görme kabiliyeti yaratır ve bu, dünyadaki gözle görmeden farklıdır. Bu yaklaşım, kelamın “gaib şahide kıyas edilemez” ilkesine dayanır.

Bu tartışma, kelamda delil türlerinin (aklî ve naklî) nasıl bir arada kullanıldığını gösterir. Ehl-i Sünnet için nass esas, akıl onu yorumlama ve savunma aracıdır; Mu’tezile için ise akıl, nassın nasıl anlaşılacağını belirleyen ölçüt olabilir. Burada akıl ve nakil ilişkisi temel tartışma zemini oluşturur.

Ahirette Görmenin Anlamı ve Nimeti

Hadis ve tefsir literatüründe ru’yetullah, cennetin en büyük nimeti olarak anlatılır. Yunus Suresi’ndeki ziyade ifadesinin, cennet nimetlerinin üstünde bir lütuf olarak yorumlanması bu anlayışı yansıtır. Tasavvuf geleneğinde ise “liqâullah” (Allah’a kavuşma) kavramıyla ilişkilendirilen bu nimet, müminin ahirette ulaşacağı en yüksek mertebe sayılır. Ancak kelamcılar, konunun mahiyetine dair ayrıntılara girmeden, imanın bir gereği olarak kabulü yeterli görür. Bu temkinli tutum, mahlûkun Hâlık’ın zâtını kavrama sınırını da hatırlatır.

Sahabe ve Tâbiîn Dönemindeki Bilgiler

Ru’yetullah konusunda ilk dönem Müslümanlar arasında bir ayrılık görülmez. Sahabe ve tâbiîn, ahirette Allah’ı görmenin hak olduğunu rivayetlerle aktarmıştır. Cerîr b. Abdullah’ın aktardığı, ayı seyreder gibi Rabbi göreceğiz anlamındaki hadis bunların başında gelir. Görmeyi reddeden görüşler, Cehm b. Safvân ve Mu’tezile ile birlikte kelam tartışmalarında belirginleşti. Selef âlimleri bu ret görüşünü sapma olarak değerlendirirken, Mu’tezile naslara aykırı olmadığını, yorum farkı olduğunu savundu. Bu da meselenin yöntem ve yorum tartışmasıyla iç içe olduğunu gösterir.

Bunun yanında modern araştırmacılar, bu konuda dilsel analizlerin de yapıldığını belirtir. “Nâzıra” kelimesinin Arapçada “ilâ” harf-i cerriyle kullanıldığında bakmak anlamına geldiği, ancak “beklemek” anlamının bu kullanımla birlikte zayıf kaldığı yönünde filolojik tartışmalar vardır. Bu tür dil incelemeleri, ayetlerin yorumunda kullanılan yöntemleri anlamak açısından değerlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ru’yetullah nedir?

Müminlerin ahirette Allah’ı gözle görmesi, yani cennette Allah’ın cemalini müşahede etmesidir.

Ehl-i Sünnet bu konuda ne der?

Ahirette müminlerin Allah’ı keyfiyetsiz ve benzetmesiz görecekleri görüşünü kabul eder.

Mu’tezile’nin görüşü nedir?

Allah’ın gözle görülemeyeceğini, ru’yetin cisim ve cihet gerektireceğini savunur ve ilgili ayetleri te’vil eder.

Dünyada Allah görülebilir mi?

Ehl-i Sünnet’e göre dünyada görülmesi mümkün olsa da vuku bulmamıştır; Hz. Peygamber’in Miraç’ta görmesi âlimler arasında tartışmalıdır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Rü'yetullah" md.; Buhârî, Mevâkît ve Tevhîd bölümleri; Müslim, Îmân bölümü; Kādî Abdülcebbâr, Şerhu'l-Usûli'l-Hamse

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Rü'yetullah" md.
  2. Buhârî, Mevâkît ve Tevhîd bölümleri
  3. Müslim, Îmân bölümü
  4. Kādî Abdülcebbâr, Şerhu'l-Usûli'l-Hamse

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.