🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Hz. Hârûn’un Yaşadığı Yer ve Dönemi: Mısır, Sina ve İsrâiloğulları

Diğer PeygamberlerGüncelleme: 6 Eylül 202612 dk okuma

Hz. Hârûn'un yaşadığı yer ve dönemi: Mısır'da İsrâiloğulları, Firavun dönemi, Sina ve Tîh çölü yılları, Hor Dağı'ndaki vefatı ve Mûsâ ile çağdaşlığı.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Mısır: Doğum ve Firavun Baskısı
  • Gosen Bölgesi ve İsrâiloğulları
  • Mısır'dan Çıkış ve Sina

Hz. Hârûn, Mısır’da İsrâiloğulları arasında doğdu, Firavun’un baskısı döneminde Mûsâ ile birlikte kavmini kurtarmak için görev yaptı, Sina’da ve Tîh çölünde kırk yıl boyunca onunla birlikte kaldı. Mûsâ ile çağdaştır; tarihçiler MÖ 13. yüzyıl civarını önerir, kesin tarih yoktur. Rivayetlere göre Mûsâ’dan önce, Hor Dağı yakınlarında vefat etmiştir.

Mısır: Doğum ve Firavun Baskısı

Hârûn, Mûsâ’dan yaklaşık üç yaş büyük olarak doğmuştur (Tevrat, Çıkış 7:7: Hârûn 83, Mûsâ 80 yaşında). Bu bilgi tarih kaynaklarında yaygındır; ancak Kur’an yaş farkından söz etmez. Firavun’un İsrâiloğullarının erkek çocuklarını öldürdüğü yıllarda Mûsâ doğmuş ve annesi onu Nil’e bırakmıştır (Kasas 28/4-7). Hârûn muhtemelen bu zulüm başlamadan önce ya da öncesinde doğduğu için hayatta kalmıştır. Hârûn bu dönemde İsrâiloğulları içinde yaşayan, tanınan ve güvenilen biri olarak büyümüştür. Kur’an’da Hârûn’un Mısır’daki konumu açıkça anlatılmaz; fakat Mûsâ’nın duası, onun toplum içinde dil ve iletişim yönünden donanımlı olduğuna işaret eder.

Gosen Bölgesi ve İsrâiloğulları

Tevrat’a göre İsrâiloğulları Mısır’da Gosen bölgesinde, Nil Deltası’nın doğusunda yaşıyordu. Yûsuf dönemiyle başlayan bu yerleşim, uzun yıllar sürdü ve zamanla köleleştirme baskısına dönüştü. Firavun, İsrâiloğullarından zorla iş aldı, onları tuğla yapmakla ve yapı işlerinde çalıştırmakla görevlendirdi. Hârûn ve Mûsâ’nın Firavun’a gidişi, bu baskıya karşı İsrâiloğullarının serbest bırakılması talebini içeriyordu (Tâhâ 20/47: “İsrâiloğullarını bizimle gönder, onlara azap etme”). Kur’an’da Firavun’un adı verilmez; hangi firavun olduğu tarihçiler arasında tartışmalıdır (II. Ramses veya Merneptah gibi isimler önerilir).

Mısır’dan Çıkış ve Sina

İsrâiloğulları Mûsâ ve Hârûn önderliğinde geceleyin Mısır’dan çıkmış, Kızıldeniz’i ilahi bir mucizeyle geçmiş (Şu’arâ 26/52-66), Firavun ve ordusu boğulmuştur. Ardından Sina Yarımadası’nda uzun bir yolculuk başlamıştır. Mûsâ Tûr’a gitmeden önce Hârûn’u vekil bıraktı (A’râf 7/142). Bu dönemde buzağı olayı yaşandı. Maide 5/26’da isyan nedeniyle İsrâiloğullarının kırk yıl “Tîh” (şaşkınlık, kaybolma) çölünde kalacağı bildirilir. Hârûn bu kırk yılın büyük kısmında Mûsâ ile birlikte kavmini yönetmiştir. Tîh çölü, Sina Yarımadası ile Ürdün çevresindeki çöl alanlarında yer aldığı kabul edilen bir bölgedir.

Hor Dağı ve Vefat

Tevrat’a göre Hârûn kırkıncı yılın beşinci ayında, 123 yaşında, Edom sınırındaki Hor Dağı’nda vefat etti (Sayılar 20:22-29; 33:38-39). Mûsâ, Hârûn ve oğlu Eleazar ile birlikte dağa çıktı; Hârûn’un giysileri Eleazar’a giydirildi ve Hârûn orada öldü. İslam kaynakları da bu anlatımı büyük ölçüde aktarır: Taberî ve İbn Kesîr, Hârûn’un Mûsâ’dan yaklaşık üç yıl önce ölmesi, Mûsâ ile birlikte bir dağa çıkması ve orada vefat etmesi rivayetini naklederler. Ayrıca İsrâiloğullarının Mûsâ’yı kardeşini öldürmekle itham ettiği, Allah’ın da melekler vasıtasıyla Hârûn’un cenazesini göstererek onu temize çıkardığı yönünde bir rivayet vardır. Bu anlatım zayıf ve İsrâiliyat kaynaklıdır. Kabri hakkında bilgi için Hz. Hârûn’un kabri nerede? yazısına bakabilirsiniz.

Dönemi: Mûsâ ile Çağdaşlık

Hârûn, Mûsâ ile aynı dönemde yaşamıştır. Tarihçiler Mûsâ’nın dönemini genellikle MÖ 13. yüzyıl civarına yerleştirir, fakat bazıları MÖ 15. yüzyıl gibi daha erken tarihler önerir. Mısır tarihi açısından Yeni Krallık dönemine denk gelir. Kur’an hangi firavundan söz ettiğini belirtmediği için arkeolojik eşleştirmeler hep tahmindir. Müslüman araştırmacılar, Kur’an’daki kıssanın tarihselliğini kabul eder; tarihî eşleştirmeleri ise yardımcı bilgi olarak değerlendirir. Mûsâ ve Hârûn kıssasının bu serideki tamamlayıcı yazıları için Hz. Hârûn Kur’an’da nerede geçer? sayfasına bakabilirsiniz.

Kavmi ve Daveti

Hârûn’un kavmi hem İsrâiloğulları hem de Firavun ve çevresi olarak yorumlanır. Davet iki aşamalıydı: Firavun’a gidip İsrâiloğullarının serbest bırakılmasını istemek ve İsrâiloğullarını tevhide, ibadete ve sabra çağırmak. Hârûn bu ikinci görevde Mûsâ’nın yokluğunda kavmi yönetmiştir. Firavun’a karşı tek başına değil, Mûsâ ile birlikte konuşmuştur. Davetin karakteri, yumuşak söz ve delil sunmaktır (Tâhâ 20/44). Hârûn’un daveti bugün de ahlaklı, ölçülü ve yapıcı bir üslup izleyen herkes için rehber niteliğindedir.

Özet

Hârûn, Mısır’da doğup büyümüş, Mûsâ ile birlikte Firavun’a gitmiş, Sina ve Tîh çölünde İsrâiloğullarıyla birlikte kalmış ve rivayetlere göre Hor Dağı’nda vefat etmiştir. Kesin tarih ve yer bilinmez. Soy bilgisi için Hz. Hârûn’un soyu ve ailesi yazısına bakabilirsiniz.

Firavun’un Sarayı ve Davetin Zorluğu

Mûsâ’nın Firavun’un sarayında büyümüş olması ve Hârûn’un İsrâiloğulları arasında kalması, iki kardeşin farklı sosyal konumlarını gösterir. Firavun, Mûsâ’yı tanıdığı için ona “Biz seni çocukken aramızda büyütmedik mi?” diye çıkışmıştır (Şu’arâ 26/18). Hârûn ise toplumun içinde, kavmiyle birlikte yaşamış biri olarak bu davette bir köprü rolü üstlenmiştir. Davetin ilk adımı, Firavun’a yumuşak söz söylemekti. Firavun ise “Mısır’ın mülkü benim değil mi?” diyerek kibirle karşılık vermiştir (Zuhruf 43/51). Bu kibir, Mûsâ ve Hârûn’un mücadelesini yıllarca sürdürmesine yol açmıştır. Mısır’da on mucizeye (dokuz ayet) karşı Firavun inadını sürdürmüş, sonunda Kızıldeniz’de boğulmuştur. Bu dönem boyunca Hârûn, kavmi sabra ve ibadete yönlendirmiştir.

Firavun yönetimindeki Mısır, güçlü bir devlet ve zengin bir uygarlıktı. Bu uygarlığın karşısında köleleştirilmiş ve ezilmiş bir topluluğu dirilterek özgürleştirme görevi, hem toplumsal hem de manevi açıdan büyük bir mücadeleydi. Kur’an bu kıssayı defalarca tekrar eder; çünkü bu, zulme karşı mücadelenin ve ilahi yardımın en güçlü örneklerinden biridir. Benzer şekilde Hz. Yûsuf’un yaşadığı yer ve dönemi yazısında Mısır’ın daha önceki durumuna ve İsrâiloğulları’nın Mısır’a yerleşmesine dair bilgi bulabilirsiniz.

Sina’daki Hayat ve Tevrat’ın Verilişi

Mısır’dan çıkıştan sonra İsrâiloğulları Sina’da Tûr dağı çevresinde konakladı. Mûsâ’ya kırk gecelik buluşma ve Tevrat levhalarının verilişi burada gerçekleşti (A’râf 7/142-145). Hârûn bu sırada kavmin başında kaldı. Sina’daki yaşam zorluydu; Allah onlara kudret helvası (men) ve bıldırcın (selvâ) gönderdi, taştan on iki pınar çıkardı (Bakara 2/57, 60) ve bulutla gölgelendirdi. Hârûn bu nimetler döneminde kavmin lideri olarak toplumun düzeninden sorumluydu. Yine de kavmin sık sık şikâyet etmesi ve isyana yönelmesi, onun görevini zorlaştırıyordu. Buzağı olayı bu zorlukların en çarpıcı örneğidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hz. Hârûn nerede yaşadı?

Mısır’da İsrâiloğulları arasında doğup büyüdü, Mûsâ ile birlikte Mısır’dan çıkış yaptı, Sina Yarımadası ve Tîh çölünde kırk yıl kaldı. Rivayetlere göre Hor Dağı yakınında vefat etti.

Hârûn’un kavmi kimdir?

İsrâiloğulları’dır. Mûsâ ile birlikte onlara ve Firavun’a gönderilmiştir. Kur’an adı geçen kavmi İsrâiloğulları olarak belirtir.

Hârûn ne zaman yaşadı?

Mûsâ ile çağdaştır; tarihçiler Mûsâ dönemini yaklaşık MÖ 13. yüzyıl olarak tahmin eder, fakat kesin tarih bilinmez ve hangi firavun dönemi olduğu tartışmalıdır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hârûn" ve "Mûsâ" maddeleri; Taberî, Târîhu'r-rusül ve'l-mülûk; İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-nihâye

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 8 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hârûn" ve "Mûsâ" maddeleri
  2. Taberî, Târîhu'r-rusül ve'l-mülûk
  3. İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-nihâye

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.