🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Ötanazi Hakkında İslam’ın Bakışı ve Dinî Hüküm

Modern Bilim ve TeknolojiGüncelleme: 9 Eylül 20269 dk okuma

Ötanazinin (kolay ölüm) dinî hükmü: aktif ötanazinin yasağı, hayatın dokunulmazlığı, yaşam destek tedavisinin kesilmesi tartışması, ağrı tedavisi ve hasta yakınlarının sorumluluğu.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Ötanazi Nedir?
  • Hayatın Dokunulmazlığı
  • Yaşam Desteğinin Kesilmesi ve Tedaviyi Reddetme

Aktif ötanazi, yani hastanın hayatına bilerek ve doğrudan son verilmesi, İslam’da hayatın dokunulmazlığı ilkesi nedeniyle haramdır. Ağrı ve acıyı hafifleten palyatif bakım ve gereksiz tedavinin sürdürülmemesi ise ayrı bir konudur ve farklı hükümlere tabidir. Ağrıyı hafifletmek ise teşvik edilir. Hayat Allah’ın emanetidir.

Ötanazi Nedir?

Ötanazi, Yunanca “iyi ölüm” anlamına gelir ve ağır, tedavi edilemez bir hastalığı olan kişinin acılarını sona erdirmek amacıyla hayatına bilinçli olarak son verilmesidir. Aktif ötanazide ölümcül bir ilaç verilir; pasif ötanazide ise yaşamı sürdüren tedavi uygulanmaz veya kesilir. Hastanın isteğiyle yapılan ötanazi “gönüllü”, isteği bilinmeden yapılan ise “gönülsüz” olarak adlandırılır. Hollanda, Belçika ve bazı ülkelerde belirli şartlarla yasal olan bu uygulama, Türkiye’de ise suçtur ve kasten öldürme kapsamında değerlendirilir.

Hekim destekli intihar ise hekimin hastaya ölümcül ilacı sağlaması, hastanın kendisinin almasıdır. Bunlar, dinî ve etik açıdan benzer sorunları taşır.

Hayatın Dokunulmazlığı

İslam’da insan hayatı kutsaldır; hiçbir kimse başkasının hayatına haksız yere son veremez. Kur’an’da “Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın” (En’âm 6/151) ve “Kendinizi öldürmeyin” (Nisâ 4/29) buyrulur. Mâide 5/32 ise bir cana kıymayı bütün insanlığı öldürmeye benzetir. Hastalık ne kadar ağır olursa olsun, hayat Allah’ın emanetidir. Hz. Peygamber, acılarına dayanamayıp kendi canına kıyan bir kişinin ahirette cezalandırılacağını bildirmiştir; bir yaralının sabırsızlık edip kendini öldürmesi üzerine Allah’ın “Kulum canı hakkında bana karşı acele etti, ona cenneti haram kıldım” buyurduğu rivayet edilir (Buhârî, Enbiyâ). Bu hadis, hasta bile olsa kişinin hayatına kıymasının ağır bir sorumluluk olduğunu gösterir.

Bu nedenle çağdaş fıkıh kurulları ve Diyanet, aktif ötanaziyi, hasta rıza gösterse bile, caiz görmez. Hastanın rızası bu hükmü değiştirmez; çünkü hayat hakkı kişinin kendi keyfî tasarrufuna bırakılmamıştır. Hekimler için “Önce zarar verme” ilkesi, tıbbın bir hayat kurtarma mesleği olduğunu belirtir.

Acı ve sabır

İslam, hastalık ve acıyı bir imtihan olarak görür; sabrı övdüğü gibi tedaviyi de emreder. Hz. Peygamber “Müminin başına gelen yorgunluk, hastalık, keder, üzüntü ve eziyet… Allah bunlarla onun günahlarını bağışlar” buyurmuştur (Buhârî, Merdâ; Müslim, Birr). Bu yaklaşım acıyı övmek değil, çaresizlik anında teselli ve umut vermektir. Fakat acıyı hafifletmek de dinen güzeldir; ağrı kesiciler ve palyatif bakım teşvik edilir.

Yaşam Desteğinin Kesilmesi ve Tedaviyi Reddetme

Pasif ötanazi tartışması, tedavinin kesilmesi veya hiç başlanmaması konusunda yoğunlaşır. Fıkıh kaidelerine göre tedavi mübah veya müstehaptır; hayatı tehdit eden ve kesin yararlı olan tedavilerde bazı âlimlere göre vaciptir. Ancak yararı belirsiz, ağır yük getiren veya iyileşme ihtimali olmayan tedavilerin sürdürülmesi zorunlu değildir. Bu nedenle terminal dönemdeki bir hastada gereksiz ve yük olan müdahalelerden vazgeçilmesi ölümü hızlandırma niyeti taşımadığı müddetçe, bazı fetva kurullarınca caiz görülmüştür. Beyin ölümü ve yaşam destek cihazlarının kapatılması ise ayrı bir konudur; beyin ölümü ve yaşam desteğini kapatmak yazısı ayrıntılı ele alır.

Hastaya doğrudan ölüm getiren bir eylem (ölümcül iğne, ilaç) ile ölümü uzatmaya yönelik yararsız tedaviyi bırakmak arasındaki fark, fıkhî olarak önemli bir ayrımdır. Birincisi öldürme, ikincisi ise ölüme müdahale etmemedir. Ancak bu ayrım pratikte karmaşık vakalarda zor olabilir; bu nedenle karar sürecinde hekim, hasta yakınları ve din görevlisi birlikte hareket etmelidir.

Palyatif Bakım ve Toplumsal Sorumluluk

Ötanaziye yönelik talebin temelinde çoğu zaman dayanılmaz ağrı, yalnızlık ve yük olma korkusu vardır. Bu nedenle palyatif bakım (hastaya ağrı kontrolü, psikolojik ve manevi destek sağlanması) en insani çözümdür. Hasta yakınlarının sevgi ve ilgisi, din görevlisinin manevi desteği ve sağlık çalışanlarının şefkati, ölüme yaklaşan hastanın onurunu korur. Kur’an’da ana-babaya iyilik ve yaşlılara şefkat öğütlenir (İsrâ 17/23-24). Yaşlı ve hastaların bakımı toplumun sorumluluğudur. Otopsi, organ nakli ve klonlama gibi diğer biyoetik konular da yaşam ve ölüm tartışmaları bağlamında okunabilir.

Hekimin Sorumluluğu ve Hasta Hakları

Hekimlik mesleği hayatı korumaya yöneliktir. İslam tıp etiği, hekimin hastaya zarar vermemesi, gereksiz müdahaleden kaçınması ve hastasına şefkatle yaklaşmasını öngörür. Hasta tedaviyi reddetme hakkına sahiptir; ancak bu hak hayatı sonlandırma talebiyle karıştırılmamalıdır. Hasta kendi isteğiyle gereksiz yük getiren bir tedaviyi kabul etmeyebilir. Bunun hükmü ve sınırları konusunda hekim, hasta yakınları ve dinî danışmanlar bir araya gelerek karar verirse yanlışa düşme ihtimali azalır. Türkiye’de Hasta Hakları Yönetmeliği, hastanın bilgilendirilme ve onam hakkını güvence altına alır; ancak ötanazi yasaktır. Ölümcül hastalığa yakalanan bireyin ailesi, ona umut ve sevgiyle yaklaşarak ruhsal acıyı azaltabilir. Dua, Kur’an dinleme ve manevi sohbetler ölüm döşeğindeki hastaya huzur verir. Hz. Peygamber hastaları ziyaret etmeyi ve onlara dua etmeyi teşvik etmiştir (Buhârî, Merdâ).

Sıkça Sorulan Sorular

Ötanazi caiz mi?

Aktif ötanazi, hasta rıza gösterse bile caiz değildir; hayat dokunulmazdır.

Gereksiz tedaviyi bırakmak ötanazi midir?

Yararsız ve yük getiren tedavinin sürdürülmemesi, ölümü hızlandırma niyeti taşımadığı sürece ayrı değerlendirilir.

Ağrı kesici vermek caiz mi?

Evet; acıyı hafifletmek meşrudur ve teşvik edilir.

Hasta yakınları ne yapmalı?

Hekim ve din görevlisiyle birlikte karar vermeli, hastaya manevi destek olmalıdır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Nisâ Suresi (4/29), En'âm Suresi (6/151); Buhârî, Enbiyâ ve Cenâiz (kendi canına kıyma uyarısı); İslam Fıkıh Akademisi kararları, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu görüşleri

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Nisâ Suresi (4/29), En'âm Suresi (6/151)
  2. Buhârî, Enbiyâ ve Cenâiz (kendi canına kıyma uyarısı)
  3. İslam Fıkıh Akademisi kararları, Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu görüşleri

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.