REM Uykusu Nasıl Keşfedildi? Aserinsky ve Kleitman’ın Deneyi
1953'te Chicago Üniversitesi'nde Eugene Aserinsky ve Nathaniel Kleitman uykuda hızlı göz hareketleri dönemlerini tespit etti. Keşfin hikâyesi ve etkileri anlatılıyor.
REM uykusu, 1953’te Chicago Üniversitesi’nde fizyolog Nathaniel Kleitman ve doktora öğrencisi Eugene Aserinsky tarafından tanımlandı. Uyuyan kişilerin göz hareketlerini kaydeden araştırmacılar, uykuda belirli aralıklarla hızlı göz hareketleri dönemleri ortaya çıktığını gördü. Bu bulgu, uykunun pasif bir durum olmadığını gösterdi.
Keşiften önce uyku nasıl anlaşılıyordu?
Yirminci yüzyılın başına kadar uyku, çoğunlukla beynin kapalı olduğu, dinlendiği bir durum olarak düşünülüyordu. EEG’nin 1920’lerde Hans Berger tarafından geliştirilmesi, beyin elektriksel aktivitesinin ölçülmesine imkân verdi; uyku sırasında da dalgaların devam ettiği görüldü. Yine de uykunun düzenli evrelerden oluştuğu ve içinde uyanıklığa benzeyen bir dönem bulunduğu fikri henüz yerleşmemişti.
Chicago’daki deney
Kleitman uyku araştırmalarının öncü isimlerindendi. Öğrencisi Aserinsky, bebeklerin uykusundaki göz hareketlerini gözlemlemeye başladı; sonra aynı gözlemi yetişkinlere uyguladı. Uyuyan kişilerin göz kapaklarının altında zaman zaman hızlı hareketler oluştuğunu, bu dönemlerde EEG’nin uyanıklık hâline benzer hızlı ve düşük gerilimli dalgalar gösterdiğini tespit etti. Aserinsky ve Kleitman 1953’te bu bulguları Science dergisinde yayımladı. Ek olarak, bu dönemlerde uyandırılan kişilerin sıkça rüya gördüklerini bildirmesi, REM ile rüya arasındaki ilişkiyi akla getirdi.
William Dement ve devamı
Kleitman’ın öğrencilerinden William Dement, REM dönemleri ile rüya arasındaki ilişkiyi daha ayrıntılı çalıştı. 1950’lerin sonlarında yürüttüğü deneylerde, bir gecede periyodik olarak ortaya çıkan REM dönemlerinin düzenli bir döngü oluşturduğunu gösterdi. REM’den uyandırılan kişilerin büyük bölümü canlı bir rüya anlatıyordu. Daha sonra REM uykusunun hayvanlarda da bulunduğu ve bu dönemde kas gevşemesinin (atoni) eşlik ettiği anlaşıldı. Bu bulgular uyku tıbbının temelini oluşturdu.
- 1920’ler: EEG ile beyin dalgalarının kaydı.
- 1953: REM dönemlerinin tanımlanması.
- 1950’lerin sonu: REM ve rüya ilişkisinin güçlenmesi, uyku döngüsünün gösterilmesi.
- Sonraki on yıllar: REM atonisi, REM davranış bozukluğu ve uykunun işlevleri üzerine çalışmalar.
Keşfin sonuçları ve sınırları
Bu keşif, rüya araştırmalarını spekülatif bir alandan deneysel bir bilim dalına dönüştürdü. Uyku bozukluklarının tanı ve tedavisi, REM araştırmaları sayesinde gelişti. Ancak REM’in rüya ile tamamen eşdeğer olmadığı sonraki çalışmalarla gösterildi: Rüya, NREM evrelerinde de görülebiliyor, REM sırasında ise her zaman rüya hatırlanmıyor. Yani keşif rüyanın “tek kaynağı”nı bulmak değil, rüyaya eşlik eden önemli bir biyolojik süreci tanımlamaktı. Bu ayrım bilimin dilinde önemlidir.
Günlük hayat ve inanç açısından
REM’in keşfi, rüyanın doğal bir biyolojik süreç olduğunu gösterir. Bu bilgi, rüya konusundaki inanç ve yorum geleneğini ortadan kaldırmaz; yalnızca rüyanın bedensel boyutunu açıklar. Rüya olgusunun hem biyolojik hem manevi bir yönü olabileceği, klasik İslam kaynaklarındaki nefsânî rüya anlayışıyla da uyumludur. Daha geniş çerçeve için rüya nedir yazısına, bilimsel alanın yöntemleri için rüya bilimi yazısına bakılabilir. Evrelerin ayrıntısı uyku evreleri yazısında, rüyaların neden görüldüğüne dair kuramlar rüya neden görülür yazısında anlatılmıştır.
Keşfin bilimsel ortamı
Kleitman’ın Chicago’daki laboratuvarı, o dönemde dünyanın az sayıdaki uyku araştırma merkezlerinden biriydi. Kleitman, yıllarca uykusuzluğun etkilerini ve biyolojik ritimleri incelemişti. Aserinsky ise bebeklerin uykusunda gözlediği göz hareketlerinin yetişkinlerde de bulunup bulunmadığını anlamak istiyordu. Bu merak, EEG kayıtlarının dikkatlice incelenmesine yol açtı. Başlangıçta cihazın arızalı olabileceği bile düşünüldü, çünkü uyuyan bir kişide uyanık gibi beyin dalgaları görmek beklenmedik bir sonuçtu. Tekrarlanan kayıtlar bunun gerçek bir fizyolojik olgu olduğunu gösterdi. Bu hikâye, bilimsel keşiflerin çoğu zaman sabırlı gözlem ve beklenmedik verilerle ortaya çıktığını hatırlatır.
Kısacası REM uykusunun keşfi, uykuya ve rüyaya bakışımızı değiştirmiş, uyku tıbbının doğmasına zemin hazırlamıştır. Bugün uyku bozukluklarının tanı ve tedavisinde kullanılan birçok yöntem, bu keşfin ardından gelişmiştir.
Sıkça Sorulan Sorular
REM uykusunu kim keşfetti?
Chicago Üniversitesi’nde Nathaniel Kleitman ve öğrencisi Eugene Aserinsky, 1953’te yayımladıkları çalışmayla REM dönemlerini tanımladı.
Keşif nasıl yapıldı?
Uyuyan kişilerin göz hareketleri ve beyin dalgaları kaydedilirken uykuda belirli aralıklarla ortaya çıkan hızlı göz hareketleri dönemleri fark edildi.
William Dement’in rolü neydi?
Dement, Kleitman’ın öğrencisi olarak REM ile rüya arasındaki ilişkiyi inceledi ve alanın gelişmesine büyük katkı verdi.
Keşif neyi değiştirdi?
Rüya araştırmalarını deneysel bir bilim alanına dönüştürdü ve uykunun pasif bir durum olmadığını gösterdi.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Aserinsky, E. ve Kleitman, N., "Regularly Occurring Periods of Eye Motility and Concomitant Phenomena During Sleep", Science, 1953; Dement, W. ve Kleitman, N., "Cyclic variations in EEG during sleep", 1957; Kryger, Roth, Dement, Principles and Practice of Sleep Medicine
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Aserinsky, E. ve Kleitman, N., "Regularly Occurring Periods of Eye Motility and Concomitant Phenomena During Sleep", Science, 1953
- Dement, W. ve Kleitman, N., "Cyclic variations in EEG during sleep", 1957
- Kryger, Roth, Dement, Principles and Practice of Sleep Medicine
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.