🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Bedir Esirlerine Nasıl Davranıldı? İslam’da Esir Hukuku Örneği

Siyer ve İslam TarihiGüncelleme: 21 Eylül 20267 dk okuma

Hilfü’l-Fudûl Nedir? Peygamberimizin Katıldığı Erdemliler Birliği

Bedir’de alınan yetmiş esire nasıl davranıldı? Fidye kararı, okuma yazma öğretme şartı, esirlere ikram ve İslam’ın esir hukukuna koyduğu ilkeler.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • O Çağda Esirin Anlamı
  • “Esirlere İyi Davranın”
  • İstişare: Fidye mi, Ceza mı?

Kısa cevap: Bedir Gazvesi’nde yaklaşık yetmiş Mekkeli esir alınmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.) ashabına esirlere iyi davranmalarını emretmiş; istişare sonunda esirlerin fidye karşılığında serbest bırakılmasına karar verilmiştir. Fidye ödeyemeyenlerden okuma yazma bilenler, on Müslüman çocuğa yazı öğretme karşılığında salıverilmiş; hiç imkânı olmayanlar ise karşılıksız bırakılmıştır. Bu uygulama, o çağın savaş âdetleri düşünüldüğünde insanlık tarihi açısından çok ileri bir örnektir.

O Çağda Esirin Anlamı

Yedinci yüzyıl dünyasında savaş esirinin hiçbir hakkı yoktu. Esir öldürülebilir, köle olarak satılabilir veya işkenceye uğrayabilirdi. Üstelik Bedir’de esir düşenler sıradan kimseler değildi; on üç yıl boyunca Müslümanlara işkence etmiş, onları yurtlarından sürmüş, mallarına el koymuş kişilerdi. Esirler arasında Resûlullah’ın amcası Abbas, damadı Ebü’l-Âs b. Rebî’, Hz. Ali’nin kardeşi Akîl b. Ebû Tâlib ve Kureyş’in ünlü hatibi Süheyl b. Amr da vardı.

“Esirlere İyi Davranın”

Resûlullah esirleri sahabiler arasında paylaştırdı ve “Esirlere iyi davranın” diye tembih etti. Mus’ab b. Umeyr’in kardeşi olan esir Ebû Azîz şöyle anlatır: “Ensar’dan bir grubun yanındaydım. Sabah akşam yemeğinde ekmeği bana verir, kendileri hurma ile yetinirlerdi; çünkü Resûlullah bizi onlara emanet etmişti. İçlerinden birinin eline bir parça ekmek geçse bana uzatırdı; utanır geri verirdim, o yine bana verirdi” (İbn Hişâm, es-Sîre; Taberânî). O günün Medine’sinde ekmek, hurmaya göre daha kıymetli bir yiyecekti.

Esirlerden üzerinde gömlek bulunmayan Abbas’a, boyuna uygun düştüğü için Abdullah b. Übey’in gömleği giydirilmiştir (Buhârî, Cihâd). Kur’an-ı Kerim, iyi kulların vasıflarını sayarken esire ikramı özellikle anar: “Onlar, kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler” (İnsân Suresi, 76/8).

İstişare: Fidye mi, Ceza mı?

Esirler hakkında ne yapılacağı konusunda Hz. Peygamber ashabına danıştı. Hz. Ebû Bekir, “Bunlar amca çocuklarımız, akrabalarımızdır. Fidye alalım; bu bize güç olur, belki Allah onlara da hidayet nasip eder” dedi. Hz. Ömer ise bunların küfrün elebaşları olduğunu, cezalandırılmaları gerektiğini savundu. Resûlullah, Hz. Ebû Bekir’in görüşüne meyletti ve fidye kararı verildi (Müslim, Cihâd).

Ardından şu ayet indi: “Yeryüzünde düşmanı tam olarak sindirmedikçe hiçbir peygambere esirler edinmek yaraşmaz. Siz dünya malını istiyorsunuz, Allah ise ahireti kazanmanızı istiyor” (Enfâl Suresi, 8/67). Müfessirlere göre buradaki uyarı esirlere merhamet edilmesine değil, henüz düşmanın gücü kırılmadan bir kısım Müslümanların fidye gelirine yönelmesine dairdir. Devamındaki ayetler, alınan fidyenin helal olduğunu bildirmiş (Enfâl Suresi, 8/69) ve esirlere şu müjdeyi vermiştir: “Ey Peygamber! Elinizdeki esirlere de ki: Allah kalplerinizde bir hayır bulursa, size sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar” (Enfâl Suresi, 8/70).

Fidye Uygulaması Nasıl Yapıldı?

  • Varlıklı olanlar: Mali durumlarına göre bin ile dört bin dirhem arasında fidye ödediler.
  • Okuma yazma bilenler: Fidye verecek malı olmayan fakat okuryazar olan esirler, Medineli on çocuğa okuma yazma öğretme karşılığında serbest kaldılar (Ahmed b. Hanbel, Müsned). Vahiy kâtibi Zeyd b. Sâbit’in yazıyı bu esirlerden öğrendiği nakledilir.
  • Hiçbir imkânı olmayanlar: Bir daha Müslümanlara karşı savaşmamak üzere söz alınarak karşılıksız salıverildiler.

Düşman esirinin bilgisinden yararlanılması ve okuryazarlığın para yerine geçecek kadar değerli sayılması, İslam’ın ilme verdiği önemin çarpıcı bir göstergesidir.

Akrabaya ayrıcalık yok

Ensar, Resûlullah’ın hatırı için amcası Abbas’ın fidyesiz bırakılmasını teklif etti. Hz. Peygamber, “Bir dirhemini bile bırakmayın” buyurdu (Buhârî, Megâzî; Buhârî, Itk). Abbas hem kendisinin hem de yeğenlerinin fidyesini ödedi.

Hz. Zeyneb’in gerdanlığı

Resûlullah’ın kızı Zeyneb, Mekke’de kalan kocası Ebü’l-Âs’ı kurtarmak için fidye olarak bir gerdanlık gönderdi. Bu, annesi Hz. Hatice’nin düğününde ona hediye ettiği gerdanlıktı. Resûlullah onu görünce çok duygulandı ve ashabına, “Uygun görürseniz Zeyneb’in esirini serbest bırakın, gerdanlığını da geri gönderin” dedi. Sahabiler memnuniyetle kabul etti (Ebû Dâvûd, Cihâd). Dikkat edilirse Resûlullah burada emretmemiş, hak sahiplerinden rica etmiştir; çünkü fidye onların hakkıydı.

Bu Uygulamadan Çıkan İlkeler

  1. Esir, düşman da olsa insandır; aç bırakılmaz, işkence edilmez, giydirilir ve barındırılır.
  2. Esirlerin akıbeti keyfî değil, istişare ve hukuk çerçevesinde belirlenir.
  3. Kur’an, savaş bittiğinde esirler için iki yol gösterir: “Ya karşılıksız salıverin ya da fidye alın” (Muhammed Suresi, 47/4).
  4. Hukukun uygulanmasında akrabalık ayrıcalık sebebi olamaz.
  5. İyi muamele en etkili tebliğdir; Bedir esirlerinden birçoğu sonradan kendi isteğiyle Müslüman olmuştur.

Siyer kaynakları, esirlerden Nadr b. Hâris ve Ukbe b. Ebû Muayt’ın, Mekke’de işledikleri ağır suçlar sebebiyle dönüş yolunda cezalandırıldığını da kaydeder. Bu iki istisna, genel esir muamelesinin değil, kişisel suçların karşılığı olarak değerlendirilmiştir.

Sık Sorulan Sorular

Bedir’de kaç esir alındı?

Kaynaklar genel olarak yetmiş müşrikin öldürüldüğünü ve yetmişinin esir alındığını belirtir (Buhârî, Megâzî).

Esirlerin okuma yazma öğretmesi rivayeti sahih midir?

Bu bilgi İbn Abbas’tan Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde ve İbn Sa’d’ın Tabakât’ında nakledilir; âlimler rivayeti makbul saymış, siyer ve eğitim tarihi kitaplarında yaygın biçimde kullanılmıştır.

İslam esirlerin öldürülmesini emreder mi?

Hayır. Kur’an’ın esirler hakkında açıkça zikrettiği iki seçenek karşılıksız serbest bırakmak ve fidye almaktır (Muhammed Suresi, 47/4). Hz. Peygamber’in genel uygulaması da af, fidye veya esir değişimi yönünde olmuştur.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Enfâl Suresi (8/67-70); Muhammed Suresi (47/4); İnsân Suresi (76/8); Müslim, Cihâd ve’s-Siyer; Buhârî, Megâzî; Ebû Dâvûd, Cihâd; Ahmed b. Hanbel, Müsned; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Esir” ve “Bedir Gazvesi” maddeleri

YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR0 görüntülenme · 6 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Kaynakça

  1. Enfâl Suresi (8/67-70)
  2. Muhammed Suresi (47/4); İnsân Suresi (76/8)
  3. Müslim, Cihâd ve’s-Siyer; Buhârî, Megâzî
  4. Ebû Dâvûd, Cihâd; Ahmed b. Hanbel, Müsned
  5. TDV İslâm Ansiklopedisi, “Esir” ve “Bedir Gazvesi” maddeleri

İlgili Yazılar