Uhud Gazvesi’nde Ne Oldu? Okçular Tepesi ve Alınacak Dersler
Uhud Gazvesi nasıl gelişti, savaşın seyri neden değişti? Okçular tepesi olayı, Âl-i İmrân Suresi’ndeki değerlendirme ve günümüze uzanan dersler.
- Savaşa Giden Yol ve İstişare
- Okçular Tepesi ve Verilen Emir
- Savaşın Seyri
Kısa cevap: Uhud Gazvesi, hicretin üçüncü yılı Şevval ayında (Mart 625), Bedir’in intikamını almak isteyen üç bin kişilik Kureyş ordusu ile yedi yüz kişilik Müslüman ordusu arasında Medine’nin kuzeyindeki Uhud Dağı eteklerinde yapılmıştır. Savaşın ilk aşamasını Müslümanlar kazanmış; ancak geçidi tutan okçuların çoğunun emre aykırı olarak yerlerini terk etmesi üzerine Hâlid b. Velîd’in süvarileri arkadan saldırmış ve savaşın seyri değişmiştir. Yetmiş sahabi şehit olmuş, Resûlullah (s.a.v.) yaralanmıştır.
Savaşa Giden Yol ve İstişare
Bedir’de liderlerini kaybeden Kureyş, kurtarılan kervanın gelirini savaş hazırlığına ayırdı ve müttefik kabilelerle birlikte üç bin kişilik bir ordu topladı. Haber Medine’ye ulaşınca Resûlullah ashabını topladı. Kendisinin ve tecrübeli sahabilerin eğilimi şehirde kalıp savunma yapmaktı. Bedir’e katılamamış gençler ve şehadet arzusuyla dolu sahabiler ise düşmanı meydanda karşılamayı istediler. Çoğunluğun görüşü bu yönde olunca Resûlullah evine girip zırhını giydi. Bu arada ısrar edenler pişman olup “Nasıl uygun görürsen öyle yap” dediler. Cevabı, karar ahlakı bakımından bir düsturdur: “Bir peygambere, zırhını giydikten sonra Allah onunla düşmanı arasında hükmedinceye kadar onu çıkarmak yaraşmaz” (Buhârî, İ’tisâm, bab başlığında; Ahmed b. Hanbel, Müsned).
Yolda münafıkların lideri Abdullah b. Übey, görüşünün dinlenmediğini bahane ederek üç yüz adamıyla geri döndü. Ordu yedi yüz kişiye düştü. Kur’an bu ayrılışı, münafıkların ortaya çıkması bakımından bir imtihan olarak değerlendirir (Âl-i İmrân Suresi, 3/166-167).
Okçular Tepesi ve Verilen Emir
Resûlullah ordusunun arkasını Uhud Dağı’na verdi. Tek zayıf nokta, sol taraftaki Ayneyn tepesinin yanındaki geçitti. Buraya Abdullah b. Cübeyr komutasında elli okçu yerleştirdi ve kesin talimat verdi: “Kuşların bizi kapıştığını görseniz bile, ben size haber gönderinceye kadar yerinizden ayrılmayın. Düşmanı yenip çiğnediğimizi görseniz de ben haber gönderinceye kadar ayrılmayın” (Buhârî, Cihâd; Buhârî, Megâzî).
Savaşın Seyri
Birinci aşama: Zafer
Savaşın başında Müslümanlar üstünlük sağladı. Hz. Hamza, Hz. Ali, Ebû Dücâne gibi sahabiler büyük kahramanlık gösterdi; Kureyş’in sancaktarları birer birer düştü ve müşrik ordusu dağılıp kaçmaya başladı.
İkinci aşama: Emrin terk edilmesi
Düşmanın kaçtığını ve ganimet toplanmaya başlandığını gören okçuların çoğu, “Savaş bitti, ganimet!” diyerek tepeden inmek istedi. Komutanları Abdullah b. Cübeyr, Resûlullah’ın emrini hatırlattıysa da dinlemediler. Tepede ondan az okçu kaldı. Bunu fark eden Hâlid b. Velîd, süvarileriyle dağın arkasından dolanarak kalan okçuları şehit etti ve Müslümanlara arkadan saldırdı. Kaçan Kureyşliler de geri döndü; Müslümanlar iki ateş arasında kaldı.
Üçüncü aşama: Resûlullah’ın çevresinde direniş
Kargaşada “Muhammed öldürüldü” şayiası yayıldı. Bazı Müslümanlar dağıldı; bazıları “O öldüyse siz de onun uğrunda öldüğü şey için ölün” diyerek savaşmaya devam etti. Resûlullah’ın yüzü yaralandı, dişi kırıldı, miğferinin halkaları yanağına battı (Buhârî, Megâzî; Müslim, Cihâd). Talha b. Ubeydullah, Sa’d b. Ebû Vakkâs, Ebû Dücâne, Ümmü Umâre (Nesîbe Hatun) gibi sahabiler bedenlerini ona siper ettiler. Talha’nın Resûlullah’ı korurken eli çolak kaldı (Buhârî, Megâzî). Sonunda Müslümanlar dağın yamacına çekilerek toparlandı; Kureyş de Medine’ye girmeye cesaret edemeden geri döndü.
Kur’an’ın Uhud Değerlendirmesi
Âl-i İmrân Suresi’nin yaklaşık altmış ayeti Uhud’la ilgilidir. Kur’an yaşananı üstünü örtmeden tahlil eder: “Andolsun, Allah size verdiği sözü yerine getirdi; O’nun izniyle onları kırıp geçiriyordunuz. Nihayet, sevdiğiniz şeyi (zaferi) size gösterdikten sonra gevşediniz, emir konusunda tartışmaya düştünüz ve isyan ettiniz. İçinizden kimi dünyayı istiyor, kimi ahireti istiyordu… Yine de Allah sizi affetti” (Âl-i İmrân Suresi, 3/152).
Aynı sure müminleri teselli de eder: “Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inanıyorsanız üstün olan sizsiniz. Size bir yara dokunduysa, o topluluğa da benzeri bir yara dokunmuştu. Biz bu günleri insanlar arasında döndürür dururuz” (Âl-i İmrân Suresi, 3/139-140). Peygamber’in öldüğü şayiası üzerine dağılanlara ise şu ders verilir: “Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse gerisin geriye mi döneceksiniz?” (Âl-i İmrân Suresi, 3/144).
Uhud’dan Alınacak Dersler
- Emre itaat ve disiplin: Birkaç kişinin görev yerini terk etmesi bütün bir topluluğa bedel ödetebilir.
- Dünyalık hırsı: Kazanılmış bir zafer, ganimet sevgisi yüzünden kaybedilebilir.
- İstişareye sadakat: Resûlullah, sonucu ağır olmasına rağmen istişareyi terk etmemiş; tam tersine Uhud’dan sonra inen ayet “İş konusunda onlarla istişare et” buyurmuştur (Âl-i İmrân Suresi, 3/159).
- Hata edenleri kazanmak: Resûlullah okçuları azarlamamış, dışlamamıştır. Ayet bunu över: “Allah’ın rahmeti sayesinde onlara yumuşak davrandın. Kaba ve katı yürekli olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi” (Âl-i İmrân Suresi, 3/159).
- Dava şahıslara bağlı değildir: İslam, Peygamber’in vefatıyla bitecek bir hareket değildir.
Sık Sorulan Sorular
Uhud bir yenilgi midir?
Müslümanlar ağır kayıp vermiştir; ancak Kureyş de hedeflerine ulaşamamıştır: Medine’ye girememiş, Müslümanları ortadan kaldıramamıştır. Ertesi gün Resûlullah yaralı ashabıyla Hamrâülesed’e kadar düşmanı takip etmiş ve Kureyş geri dönmeyi göze alamamıştır (Âl-i İmrân Suresi, 3/172). Bu yüzden birçok tarihçi Uhud’u kesin bir yenilgi değil, acı bir ders olarak niteler.
Uhud’da kaç sahabi şehit oldu?
Yaklaşık yetmiş sahabi şehit olmuştur (Buhârî, Megâzî). Bunların çoğu Ensar’dandır. Müşriklerin kaybı ise yirmi küsur kişidir.
Uhud şehitliğini ziyaret etmek sünnet midir?
Resûlullah’ın Uhud şehitlerini ziyaret ettiği ve onlara dua ettiği nakledilir (Buhârî, Megâzî; Müslim, Fezâil). Medine’ye gidenlerin şehitliği ziyaret edip selam vermesi ve dua etmesi güzeldir; ancak bu ziyaret hac veya umrenin bir parçası değildir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Âl-i İmrân Suresi (3/121-175); Buhârî, Megâzî; Buhârî, Cihâd; Müslim, Cihâd ve’s-Siyer; İbn Hişâm, es-Sîre; Vâkıdî, el-Megâzî; TDV İslâm Ansiklopedisi, “Uhud Gazvesi” maddesi
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Âl-i İmrân Suresi (3/121-175)
- Buhârî, Megâzî; Buhârî, Cihâd
- Müslim, Cihâd ve’s-Siyer
- İbn Hişâm, es-Sîre; Vâkıdî, el-Megâzî
- TDV İslâm Ansiklopedisi, “Uhud Gazvesi” maddesi
İlgili Yazılar
Siyer ve İslam TarihiHeyetler Yılı (Senetü’l-Vüfûd): Arap Kabileleri Nasıl Müslüman Oldu?
Heyetler yılı nedir? Hicretin 9-10. yıllarında Medine’ye gelen kabile heyetleri, Sakīf, Necran Hristiyanları ve Temîm heyetleriyle yapılan görüşmeler.
Siyer ve İslam TarihiHuneyn Gazvesi ve Tâif Kuşatması: Çokluğa Güvenmenin Dersi
Huneyn Gazvesi nasıl geçti, Tâif neden kuşatıldı? Hevâzin pususu, dağılan ordunun toparlanması, Ci‘râne’de ganimet taksimi ve Ensar’a hitap.
Siyer ve İslam TarihiBenî Mustalik Gazvesi ve İfk Hadisesi: Hz. Âişe’ye Atılan İftira
Benî Mustalik Gazvesi nasıl geçti, İfk hadisesi nedir? Hz. Âişe’ye atılan iftira, Nûr Suresi’ndeki beraat ayetleri ve dedikoduya…
Siyer ve İslam TarihiBedir Esirlerine Nasıl Davranıldı? İslam’da Esir Hukuku Örneği
Bedir’de alınan yetmiş esire nasıl davranıldı? Fidye kararı, okuma yazma öğretme şartı, esirlere ikram ve İslam’ın esir hukukuna…
Siyer ve İslam TarihiSahabe Döneminde Kadınlar: İlim, Ticaret ve Toplumdaki Rolleri
Sahabe döneminde kadınlar toplumda hangi rolleri üstlendi? Ümmü Seleme, Ümmü Umâre, Şifâ bint Abdullah ve Rufeyde gibi örneklerle…
Siyer ve İslam TarihiMescid-i Nebevî Nasıl İnşa Edildi? İlk Hâli ve Bölümleri
Mescid-i Nebevî’nin arsası nasıl alındı, hangi malzemeyle yapıldı, ilk hâli nasıldı? Peygamber Mescidi’nin inşa süreci ve toplumdaki işlevleri.