Nazar Boncuğu Takmak ve Kurşun Döktürmek Caiz mi? Dinî Hüküm
Nazar boncuğu, at nalı, kurşun döktürme, tuz çevirme gibi uygulamaların dinî hükmü nedir? Temîme hadisleri, süs niyeti ve meşru korunma yolları.
- Temîme Hadisleri
- Nazar Boncuğunun Kökeni
- Süs Olarak Kullanmak
Nazar boncuğu, at nalı, kaplumbağa kabuğu gibi nesnelerin nazarı önlediğine veya uğur getirdiğine inanarak bunları takmak yahut asmak dinen caiz değildir. Kurşun döktürmek, tuz çevirmek gibi uygulamaların da dinî bir dayanağı yoktur. Fayda ve zarar yalnızca Allah’ın elindedir; İslam, korunmak için Allah’a sığınmayı ve dua etmeyi öğretmiştir. Bu nesneleri hiçbir inanç yüklemeden yalnızca süs olarak bulundurmak ise farklı değerlendirilir.
Temîme Hadisleri
Cahiliye Arapları nazardan ve kötülüklerden korunmak için boncuk, ip, kemik gibi şeyler takarlardı; bunlara temîme denirdi. Hz. Peygamber (s.a.s.) bu âdeti kaldırmıştır:
- “Kim temîme takarsa Allah onun işini tamamlamasın” (Ahmed b. Hanbel, Müsned).
- “Kim bir şey (koruyucu diye) takarsa ona havale edilir” (Tirmizî, Tıb).
- Peygamberimiz bir sefer sırasında develerin boynundaki nazarlık kirişlerin kesilmesini emretmiştir (Buhârî, Cihâd; Müslim, Libâs).
- İbn Mes’ûd’un naklettiği rivayette, (şirk içeren) rukyelerin, temîmelerin ve sevgi büyüsünün şirk olduğu bildirilmiştir (Ebû Dâvûd, Tıb; İbn Mâce, Tıb).
Bu yasağın özü tevhid inancıdır. Bir boncuğun, bir nalın kendiliğinden koruyucu güç taşıdığına inanmak, Allah’a ait bir özelliği cansız bir nesneye vermektir. “Allah sana bir zarar dokundurursa, onu O’ndan başka giderecek yoktur. Sana bir hayır dilerse, O’nun lütfunu geri çevirecek de yoktur” (Yûnus Suresi, 10/107).
Nazar Boncuğunun Kökeni
Göz biçimli mavi boncuk, İslam öncesi Akdeniz ve Orta Asya kültürlerine uzanan çok eski bir halk inanışıdır; İslam’la bir ilgisi yoktur. “Kem bakışı üzerine çekip çatlayarak sahibini koruduğu” düşüncesi tamamen hurafedir. Din İşleri Yüksek Kurulu da nazar boncuğu ve benzeri şeyleri koruyucu inancıyla takmanın caiz olmadığını belirtmektedir.
Süs Olarak Kullanmak
Hükmü belirleyen niyettir. Bir kimse nazar boncuğu motifini hiçbir koruyuculuk inancı taşımadan yalnızca süs, hediyelik veya geleneksel bir desen olarak kullanıyorsa, bu şirk veya haram olarak nitelenemez. Bununla birlikte iki sebepten dolayı uzak durmak daha ihtiyatlıdır: Birincisi, çevredekiler ve çocuklar bunu koruyucu sanabilir, hurafe böylece yaşatılmış olur. İkincisi, insan farkında olmadan kalbinde o nesneye bir güven besleyebilir. Yeni doğan bebeğin omzuna iğnelenen boncuk, arabaya asılan nazarlık çoğunlukla “ne olur ne olmaz” düşüncesiyle takılır; bu düşüncenin kendisi sorunludur.
Kurşun Döktürmek, Tuz Çevirmek, Tütsü
Kurşun döktürme, nazar değdiğine inanılan kişinin başı üzerinde erimiş kurşunun suya dökülmesi ve oluşan şekillerin yorumlanmasıdır. Bu uygulamanın Kur’an ve sünnette hiçbir dayanağı yoktur; kökeni eski halk inançlarıdır. Din İşleri Yüksek Kurulu kurşun döktürmenin caiz olmadığını ifade etmiştir. Aynı şekilde:
- Baş üzerinde tuz çevirip ateşe atmak,
- Üzerlik otu yakarak nazarın gideceğine inanmak,
- Yumurta kırmak, kurban kanını alına sürmek,
- Türbelere çaput bağlamak, mum dikmek,
- Kapıya at nalı, sarımsak, kurt dişi asmak
gibi uygulamalar da dinî dayanağı olmayan âdetlerdir. Bunlara “zararı yok” denilerek devam edilmesi, inancın saflığına gölge düşürür ve insanları gerçek korunma yolu olan duadan uzaklaştırır.
Uğursuzluk İnancı
İslam, nesnelerde, günlerde, sayılarda, hayvanlarda uğursuzluk bulunduğu inancını (tıyere) reddeder. Peygamberimiz “Uğursuzluk inancı şirktir” buyurmuş (Ebû Dâvûd, Tıb; Tirmizî, Siyer), buna karşılık güzel söz ve iyimserlik anlamındaki “fe’l”i sevdiğini belirtmiştir (Buhârî, Tıb; Müslim, Selâm). Baykuş ötmesi, kara kedi, merdiven altından geçmek, salı günü işe başlamamak, on üç sayısı gibi inanışların hiçbiri dinen geçerli değildir. İçine bir kuruntu düşen kimse tevekkül edip işine devam eder. Rivayete göre Peygamberimiz böyle bir durumda şöyle dua etmeyi öğretmiştir: “Allah’ım! Senin hayrından başka hayır, senin takdir ettiğinden başka uğursuzluk yoktur; senden başka ilah da yoktur” (Ahmed b. Hanbel, Müsned).
Ayet Yazılı Levha ve Kolyeler
Âyetü’l-Kürsî veya nazar ayeti yazılı levhaları eve asmak, kolyeleri takmak yaygındır. Ayetlerin hat sanatıyla yazılıp asılması caizdir ve güzel bir gelenektir; ancak ayetler süs ya da tılsım olsun diye değil, okunsun, anlaşılsın ve yaşansın diye indirilmiştir. Levhanın kendisinin evi koruduğuna inanmak yerine, o ayeti okumak gerekir. Ayet yazılı kolyelerle tuvalete girmemeye ve saygısızlık sayılacak durumlardan kaçınmaya da dikkat edilmelidir.
Meşru Korunma Yolları
- Sabah akşam İhlâs, Felak ve Nâs surelerini üçer kez okumak (Ebû Dâvûd, Edeb; Tirmizî, Deavât).
- Âyetü’l-Kürsî’yi namazlardan sonra ve yatarken okumak.
- Sabah akşam üç kez: “Bismillâhillezî lâ yedurru mea’smihî şey’ün fi’l-ardı ve lâ fi’s-semâi ve hüve’s-semîu’l-alîm” demek; bunu söyleyene hiçbir şeyin zarar vermeyeceği bildirilmiştir (Ebû Dâvûd, Edeb; Tirmizî, Deavât).
- Beğenilen şeye “mâşallah, bârekallah” demek.
- Çocukları Peygamberimizin torunlarına okuduğu dua ile Allah’a sığındırmak (Buhârî, Enbiyâ).
Sık Sorulan Sorular
Hediye gelen nazar boncuğunu atmak gerekir mi?
Koruyucu inancı taşımadan süs eşyası gibi kullanmak haram değildir; ancak inanç karışacağından endişe ediliyorsa kullanmamak daha uygundur. Hediye edeni kırmadan bu tercih yapılabilir.
Kurşun döktüren kişi dinden çıkar mı?
Bunu bir halk âdeti olarak, etkiyi Allah’tan bilerek yapan kimse dinden çıkmaz; fakat dayanağı olmayan, caiz görülmeyen bir iş yapmıştır. Tövbe edip meşru yollara yönelmelidir.
“Mâşallah” yazılı altın takmak caiz mi?
“Mâşallah” bir dua ve zikir ifadesidir; bebeğe takılmasında sakınca yoktur. Asıl olan, bu sözün dille de söylenmesi ve korumanın Allah’tan beklenmesidir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Yûnus Suresi (10/107); Ahmed b. Hanbel, Müsned; Tirmizî, Tıb; Buhârî, Cihâd; Müslim, Libâs; Ebû Dâvûd, Tıb; İbn Mâce, Tıb; Ebû Dâvûd, Tıb; Tirmizî, Siyer; Buhârî, Tıb; Müslim, Selâm; Ebû Dâvûd, Edeb; Tirmizî, Deavât; Din İşleri Yüksek Kurulu, Fetvalar
Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Yûnus Suresi (10/107)
- Ahmed b. Hanbel, Müsned
- Tirmizî, Tıb
- Buhârî, Cihâd; Müslim, Libâs
- Ebû Dâvûd, Tıb; İbn Mâce, Tıb
- Ebû Dâvûd, Tıb; Tirmizî, Siyer
- Buhârî, Tıb; Müslim, Selâm
- Ebû Dâvûd, Edeb; Tirmizî, Deavât
- Din İşleri Yüksek Kurulu, Fetvalar
İlgili Yazılar
Soru – CevapMuharrem Ayında Düğün Yapmak veya Evlenmek Uğursuz mu?
Muharrem ayında nikâh kıymak, düğün yapmak veya yeni işe başlamak uğursuz mudur? Bu inanışın kaynağını ve İslam'ın uğursuzluk…
AileNikâh ve Düğün İçin Uğursuz Ay veya Gün Var mı?
Muharrem, Safer veya iki bayram arasında evlenmek uğursuz mu? Nikâh için hayırlı gün seçimi, uğursuzluk inancı ve Peygamberimizin…
Soru – CevapCin Çarpması Gerçek mi? Cinler İnsana Zarar Verebilir mi?
Cinler insana musallat olur mu, cin çarpması denen şey nedir? Cinci hocalara gitmek caiz mi? Dinî ölçüler, korunma…
Soru – CevapAlacağın Zekâtı Verilir mi? Tahsil Edilemeyen Paranın Hükmü
Başkasına verilen borç, senetli alacak veya tahsil edilemeyen paranın zekâtı nasıl verilir? Kuvvetli, orta ve zayıf alacak ayrımını…
Soru – CevapBüyük Günah İşleyenin Tövbesi Kabul Olur mu? Ayet ve Hadisler
Zina, içki, faiz gibi büyük günah işleyen kişinin tövbesi kabul olur mu? Zümer 53 ve Furkân 68-70 ayetleri…
Soru – CevapCünüp Olarak Sabahlamak Orucu Bozar mı? İhtilam ve Gusül Hükmü
Gusletmeden imsak vaktine giren kişinin orucu geçerli mi? Oruçluyken ihtilam olmak, guslü geciktirmek ve eşler arası yakınlığın oruca…