Nafile, Sünnet ve Adak Oruçları
Şevval, Aşure, Arefe, üç aylar, adak ve yasak günler. 235 soru ve cevap.
Nafile, Sünnet ve Adak Oruçları
Nafile oruçlar, farz olan Ramazan orucu dışında sevap kazanmak amacıyla gönüllü tutulan oruçlardır; bunların bir kısmı Peygamber Efendimizin tuttuğu ve tavsiye ettiği sünnet oruçlar, adak oruçları ise kişinin kendisine vacip kıldığı oruçlardır. Bu bölüm, yıl boyunca tutulabilecek oruçları ve tutulması yasak olan günleri bir arada ele alır.
Ramazan'dan sonra Şevval ayında altı gün oruç tutmak, Peygamber Efendimizin müjdesiyle bütün yılı oruçlu geçirmiş gibi sevap kazandırır (Müslim). Muharrem ayının 10. günü olan Aşure orucunun, bir gün öncesi veya sonrasıyla birlikte tutulması tavsiye edilmiştir. Arefe günü orucunun geçmiş ve gelecek birer yılın günahlarına kefaret olacağı bildirilmiştir (Müslim). Ayrıca her ayın 13, 14 ve 15. günleri (eyyâm-ı bîd) ile pazartesi ve perşembe günleri oruç tutmak sünnettir.
Recep, Şaban ve Muharrem gibi mübarek aylarda oruç tutmak da güzel görülmüştür. Ancak belirli günlere özel faziletler yükleyen bazı rivayetler zayıftır; bu konuda sahih kaynaklara dayanmak gerekir. Adak orucu ise adandığı şekilde yerine getirilmesi gereken vacip bir oruçtur.
Ramazan Bayramı'nın birinci günü ile Kurban Bayramı'nın dört günü oruç tutmak haramdır. Yalnız cuma gününü oruç için ayırmak da mekruh görülmüştür. Bu bölümde nafile oruçların fazileti, niyeti, kaza ile birlikte tutulup tutulamayacağı ve adak hükümleri açıklanmaktadır. Nafile oruca başlayan kişi onu mazeretsiz bozmamalıdır; Hanefî mezhebine göre bozulan nafile orucun kazası gerekir. Nafile oruca niyet, farz oruçta olduğu gibi kuşluk vaktine kadar yapılabilir. Kaza borcu olanların önce borçlarını ödemesi daha uygundur. Bir günde hem kaza hem nafile niyeti ise yapılmaz; kaza niyetiyle tutulan oruç kaza yerine geçer, sevabı da Allah'ın lütfuna bırakılır.
- Şevval'de altı gün oruç bütün yıl oruç sevabı kazandırır.
- Aşure ve Arefe oruçları sünnettir.
- Adak orucu vaciptir.
- Bayram günlerinde oruç tutmak haramdır.
Sık Sorulan Sorular
Pazartesi-perşembe orucunu kilo vermek için tutarsam sevap alır mıyım?
Asıl niyet Allah rızası olursa oruç geçerlidir ve sevap umulur; sadece zayıflamak için aç kalmak ibadet olmaz.
Ameller niyetlere göredir. Kişi ibadet niyetiyle oruç tutar, bunun yanında sağlığına veya kilosuna olumlu bir etkisi olmasını da isterse orucu sahihtir; yan faydayı istemek ibadeti bozmaz. Ancak niyet tamamen diyet olursa bu, dinî anlamda oruç değil bir beslenme uygulamasıdır. Oruç tıbbi bir tedavi yöntemi değildir; kilo ve sağlık hedefleri için hekim veya diyetisyene danışmak gerekir.
Tâsûâ orucu nedir?
Tâsûâ, Muharrem ayının 9. günüdür; bu günde Aşure ile birlikte oruç tutmak müstehaptır.
Peygamberimiz Aşure günü oruç tutarken, bu günün yahudiler tarafından da tazim edildiği hatırlatılınca, gelecek yıl sağ kalırsa dokuzuncu günü de oruçla geçireceğini söylemiştir. Ancak ertesi yıl gelmeden vefat etmiştir. Bu niyetinden hareketle âlimler, 9 Muharrem (Tâsûâ) ile 10 Muharrem’i (Aşure) birlikte tutmayı sünnet kabul etmiştir. Tâsûâ’yı tutamayan kişi, 10 ve 11 Muharrem’i birlikte tutarak da Aşure’yi tek başına bırakmamış olur. Tâsûâ orucu tek başına da nafile olarak tutulabilir.
Arefe günü Ramazan kaza orucu tutsam Arefe faziletini de alır mıyım?
Arefe günü kaza orucu tutmak caizdir ve borç ödenmiş olur. Kişinin o günün faziletinden de pay alması Allah’ın lütfundan umulur. Ancak Hanefî fıkhında bir günde yalnızca bir oruç niyeti geçerlidir; kaza ve nafile niyetleri birleştirilirse farz olan kaza niyeti esas alınır. Kaza borcu çok olan ve nafileye vakit bulamayan kişi için bu güzel bir yoldur. Kazası olmayanlar doğrudan Arefe orucuna niyet eder.
Dâvûd orucu nedir?
Dâvûd orucu, bir gün oruç tutup bir gün ara vermektir ve nafile oruçların en faziletlisi olarak bildirilmiştir.
Peygamberimiz, sürekli oruç tutmak isteyen Abdullah b. Amr’a, Allah katında en sevimli orucun Hz. Dâvûd’un orucu olduğunu, onun bir gün oruç tutup bir gün yediğini söylemiştir. Bu yöntem, bedene ve aileye karşı olan hakları gözetirken ibadette de süreklilik sağlar. Ancak ağır bir yöntemdir; kişinin işini, ailesini ve sağlığını ihmal etmeyecek güçte olması gerekir. Sağlık sorunu olanların hekime danışması uygun olur.
Öfkeyle ağzımdan çıkan oruç adağı geçerli mi?
Bilinci yerinde olan kişinin öfkeyle söylediği adak geçerlidir; ancak amaç kendini bir işten alıkoymaksa yemin kefareti seçeneği de vardır.
Öfke, kişinin sözlerinden sorumlu olmasını kaldırmaz; yalnızca ne dediğini bilmeyecek derecede şuurun kaybolduğu durumlar istisnadır. “Bir daha bu eve girersem bir ay oruç tutacağım” gibi öfke anında yapılan adaklarda, Hanefîlerin fetvaya esas görüşüne göre kişi ya adadığı orucu tutar ya da yemin kefareti öder. Bu tür sözlerden kaçınmak, adak ve yemini öfke aracı yapmamak gerekir.
Uzun yaz günlerinde pazartesi-perşembe orucuna ara verebilir miyim?
Evet; nafile oruç gönüllü olduğu için zorlandığınız dönemlerde ara vermenizde bir sakınca yoktur.
İslam, kişiye gücünün üstünde yük yüklemez. Sıcak ve uzun yaz günlerinde ağır işte çalışan, susuzluğa dayanamayan veya sağlığı etkilenen kişi haftalık orucunu azaltabilir, kışın kısa günlerde yeniden devam edebilir. Peygamberimiz de nafile oruçlarda bazen art arda tutar, bazen uzun süre tutmazdı. Kalıcı bir sağlık sorunu olanların oruç düzenini hekimleriyle konuşması uygundur.
Arefe orucu tutmayan günaha girer mi?
Hayır. Arefe orucu nafile ve müstehap bir oruçtur; tutmayan kişi günaha girmez. Ancak büyük bir sevap fırsatını kaçırmış olur. Sağlık, ağır iş veya yolculuk gibi nedenlerle tutamayanlar o günü dua, zikir, tövbe ve istiğfarla değerlendirebilir. Hadislerde Arefe gününün duası en hayırlı dua olarak anılmıştır. Hacı olmayanların da bu günde bol dua etmesi tavsiye edilir.
Bir nimete şükür olarak oruç adamak doğru mu?
Evet, şükür niyetiyle oruç tutmak güzel bir ibadettir; bunun için adak yapmak da caizdir.
Bir hastalıktan kurtulan, bir işi yoluna giren veya bir sıkıntıdan kurtulan kişinin Allah’a şükrünü oruçla göstermesi övülen bir davranıştır. Ancak Peygamber Efendimiz adak yapmayı teşvik etmemiş, adağın kaderi değiştirmediğini bildirmiştir. Bu yüzden bazı âlimler, bir dileğe bağlanan adak yerine, nimete kavuşunca adak yapmadan doğrudan şükür orucu tutmayı daha faziletli görmüştür. Böylece kişi, yerine getiremeyeceği bir borç altına da girmemiş olur.
Her gün oruç tutmak caiz mi?
Yasak günler dahil yıl boyu hiç ara vermeden oruç tutmak (savm-ı dehr) caiz değildir; yasak günler dışında sürekli tutmak ise Hanefîlere göre mekruhtur.
Peygamberimiz, ömür boyu oruç tutanın oruç tutmamış gibi olduğunu söylemiş ve Abdullah b. Amr’ı bundan vazgeçirip Dâvûd orucunu tavsiye etmiştir. Bedenin, gözün, ailenin ve misafirin de kişi üzerinde hakkı olduğunu hatırlatmıştır. Sürekli oruç kişiyi zayıf düşürebilir ve diğer görevlerini aksatabilir. Bu nedenle nafile oruçta ölçülü davranmak, bir gün tutup bir gün ara vermeyi geçmemek tavsiye edilir.
Pazartesi orucu ile Şevval orucuna aynı gün birlikte niyet edilebilir mi?
Evet; iki nafile oruç aynı güne denk gelirse ikisine birden niyet edilebilir ve her ikisinin de sevabı umulur.
Âlimler, nafile ibadetlerde niyetlerin birleştirilmesini caiz görmüştür. Şevval’in bir gününü pazartesi veya perşembeye denk getiren kişi hem Şevval orucunu hem de haftalık sünnet orucu niyet ederek tutabilir. Bu durum farz veya vacip oruçlar için geçerli değildir; kaza, adak veya kefaret oruçları nafileyle aynı niyette birleşmez, bunlarda farz niyeti belirleyicidir.
Arefe günü hangi dua okunur?
Hadiste duaların en hayırlısının Arefe günü yapılan dua olduğu, peygamberlerin söylediği en hayırlı sözün de “Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” olduğu bildirilmiştir. Bu tevhid cümlesi Arefe günü çokça tekrar edilebilir. Bunun yanında kişi kendi diliyle affedilme, anne-baba, aile ve ümmet için dua edebilir. Belli sayıyla okunması şart koşulan özel “Arefe duaları”nın sahih kaynağı yoktur.
Bir dileğe bağlı olarak oruç adamak mekruh mu?
Adak caizdir, ancak Allah ile pazarlık anlamı taşıyan şarta bağlı adaklar hadislerde övülmemiştir.
Peygamber Efendimiz adağın bir şeyi değiştirmediğini, sadece cimri kimseden bir şey çıkarmaya vesile olduğunu bildirmiştir. Bu yüzden bazı âlimler “Şu olursa oruç tutarım” şeklindeki adakları tenzîhen mekruh görmüştür. Bununla birlikte adak yapıldıktan sonra yerine getirmek vaciptir. Bir dileği olan kişinin adak yerine dua etmesi, sadaka vermesi ve nafile oruç tutması daha uygun bir yoldur. Böylece hem ibadet edilmiş olur hem de gereksiz bir borç altına girilmez.
Pazartesi orucu perşembe orucundan daha mı faziletli?
İkisi de sünnettir; aralarında kesin bir sevap farkı bildiren sahih bir haber yoktur.
Pazartesi, Peygamberimizin doğduğu ve kendisine vahyin başladığı gün olması yönüyle ayrıca anılmıştır. Perşembe ise pazartesiyle birlikte amellerin arz edildiği gündür. Bazı âlimler pazartesiye ek bir özellik atfetmiş olsa da her iki gün de aynı hadislerde birlikte teşvik edilmiştir. Kişi hangisini daha rahat tutabiliyorsa onu, imkânı varsa ikisini birden tutmalıdır.
Visal orucu nedir, tutulur mu?
Visal orucu, iftar etmeden iki veya daha fazla günü birleştirerek oruç tutmaktır; ümmet için yasaklanmıştır.
Peygamberimiz visal orucunu ashabına yasaklamış, kendisinin bu şekilde oruç tuttuğunu söyleyenlere, kendisinin onlar gibi olmadığını, Rabbinin kendisini yedirip içirdiğini bildirmiştir. Bu nedenle visal, Peygamberimize has bir uygulama kabul edilir. Hanefî âlimleri visal orucunu mekruh saymıştır. Oruçta sünnet olan, güneş batınca vakit geçirmeden iftar etmek ve sahura kalkmaktır. İftarı geciktirmek veya hiç yapmamak sünnete aykırıdır.
Arefe orucunu yarıda bozarsam kaza etmem gerekir mi?
Hanefî mezhebine göre evet, bozulan nafile orucun bir gün kaza edilmesi vaciptir; kefaret gerekmez. Kaza, bayram ve teşrik günleri dışında herhangi bir günde yapılabilir; kaza günü Arefe faziletini taşımaz ama borcu öder. Şâfiî mezhebinde ise nafile orucu bozana kaza gerekmez. Unutarak yemek içmek orucu bozmadığından, bu durumda oruca devam edilir ve kaza gerekmez.
Haftada iki gün oruç tutmak sağlığa zarar verir mi?
Sağlıklı kişiler için haftada iki gün oruç genellikle sorun oluşturmaz; ancak kronik hastalığı olanlar hekime danışmalıdır.
Dinî açıdan nafile oruç, kişinin sağlığına zarar vermediği sürece teşvik edilir. Şeker hastalığı, böbrek sorunu, düzenli ilaç kullanımı, hamilelik veya emzirme gibi durumlarda sık oruç tutmak risk taşıyabilir. Kendine zarar vermek dinen de uygun değildir. Oruç bir tedavi yöntemi olarak görülmemeli, “şu hastalığa iyi gelir” gibi iddialara itibar edilmemelidir. Sağlık durumunuz için mutlaka uzman görüşü alın.
Hasta yakınım iyileşirse oruç tutmayı adadım ama vefat etti; adak gerekir mi?
Hayır, adak iyileşme şartına bağlandığı için şart gerçekleşmemiştir ve adak orucu borç olmaz.
Şarta bağlı adaklarda yükümlülük, ancak söylenen şart gerçekleşince doğar. Hasta yakının iyileşmeden vefat etmesi hâlinde oruç tutmak gerekmez. Bununla birlikte kişi, vefat eden yakınının ruhuna sevabını bağışlamak niyetiyle gönüllü oruç tutabilir, Kur’an okuyabilir veya sadaka verebilir. Bu ameller, merhum için dua ve hayır niyetiyle yapıldığında güzel bir vefa örneğidir. Acılı günlerde kendini bu tür bir borç altında hissetmeye gerek yoktur.
Sadece cuma günü oruç tutulur mu?
Cuma gününü tek başına oruç için ayırmak tenzihen mekruhtur; bir gün önce veya sonrasıyla birlikte tutulursa mekruh olmaz.
Peygamberimiz, önünde veya arkasında bir gün daha tutulmadıkça yalnız cuma günü oruç tutulmamasını istemiştir. Âlimler bunun hikmetini, cumanın Müslümanların haftalık bayramı olması ve ibadetlere güç kazanılması şeklinde açıklar. Bu yüzden perşembe-cuma veya cuma-cumartesi birlikte tutulabilir. Arefe, Aşure veya kaza orucu gibi başka bir sebeple tesadüfen cumaya denk gelen oruçta ise sakınca yoktur.
Cumartesi günü tek başına oruç tutmak mekruh mu?
Hanefî âlimlerine göre cumartesi gününü tek başına nafile oruç için ayırmak tenzihen mekruhtur; başka günle birlikte tutulursa sakınca yoktur.
Tirmizî ve Ebû Dâvûd’da yer alan bir hadiste, farz olanlar dışında cumartesi günü oruç tutulmaması istenmiştir. Bu hadisin sıhhati ve anlamı hakkında âlimler farklı görüşler ileri sürmüştür. Genel kanaat, yahudilerin kutsal saydığı bu günü özel olarak ayırıp tazim etmemek için tek başına tutulmamasıdır. Cuma veya pazar ile birlikte tutmak, ya da Arefe, Aşure, kaza orucu gibi bir sebeple denk gelmesi hâlinde tutmak mekruh değildir.
Düzenli tuttuğum pazartesi-perşembe orucunu âdet döneminde kaçırınca sevabı kaybolur mu?
Hayır; meşru bir özür sebebiyle bırakılan düzenli amelin sevabının niyet sebebiyle yazılacağı umulur.
Peygamberimiz, kul hastalanır veya yolculuğa çıkarsa sağlıklı ve evdeyken yaptığı amellerin sevabının ona yazılmaya devam edeceğini bildirmiştir. Âlimler âdet ve lohusalık gibi özürleri de bu kapsamda değerlendirir. Kadın bu dönemde oruç tutamaz ve nafile orucu kaza etmesi gerekmez. İsteyen, temizlendikten sonra kaçırdığı günlerin yerine nafile oruç tutabilir.
Hem namaz hem oruç adadım, sadece orucu tutsam yeterli olur mu?
Hayır, birden fazla ibadet birlikte adanmışsa her birinin ayrı ayrı yerine getirilmesi gerekir.
“İşim olursa iki rekât namaz kılıp bir gün oruç tutacağım” diyen kişi, dileği gerçekleştiğinde hem namazı kılmalı hem de orucu tutmalıdır. Adak namazı, vakit namazları gibi abdestle ve kerahet vakitleri dışında kılınır; oruç ise uygun bir günde tutulur. İkisinden birini yapmak diğerinin yerine geçmez. Adakta sayıları ve ibadet türlerini baştan açıkça belirlemek, sonradan tereddüt yaşamamak için faydalıdır.
Her yıl Arefe orucu tutmayı adarsam ne olur?
Adak sahih olur ve her yıl Arefe günü oruç tutmak size vacip hâle gelir. Adak, kişinin nafile bir ibadeti kendine gerekli kılmasıdır. Bir yıl özürsüz tutmazsanız o günü kaza etmeniz gerekir. Hastalık gibi bir engelle tutamazsanız da daha sonra kaza edersiniz. Ömür boyu sürecek adaklar ağır gelebileceğinden adakta bulunurken gücü hesaba katmak gerekir. Adakla ilgili ayrıntılar için müftülüğe danışılabilir.
Bayram için yolda olduğum Arefe günü oruç tutmalı mıyım?
Serbestsiniz. Arefe orucu nafile olduğu için yolculukta tutmak da tutmamak da caizdir. Uzun ve yorucu bir araba yolculuğunda, özellikle direksiyondaysanız, susuzluk ve uykusuzluk dikkatinizi azaltabilir; bu durumda tutmamak daha uygun olabilir. Rahat bir yolculukta ise tutmak faziletlidir. Hacıların Arafat’ta oruç tutmamasının sebebi de ibadet ve dua için güç toplamaktır.
Oruç tutmanın yasak olduğu günler hangileri?
Ramazan Bayramı’nın birinci günü ile Kurban Bayramı’nın dört günü oruç tutmak tahrîmen mekruhtur (haram hükmündedir).
Toplam beş gün olan bu günler şunlardır:
- 1 Şevval (Ramazan Bayramı’nın ilk günü)
- 10, 11, 12 ve 13 Zilhicce (Kurban Bayramı’nın dört günü)
Peygamberimiz bayram günlerinde oruç tutmayı yasaklamış, teşrik günlerinin yeme, içme ve Allah’ı anma günleri olduğunu bildirmiştir. Bu günlerde nafile, kaza, adak veya kefaret orucu tutulmaz. Tutulursa oruç, Hanefîlere göre günaha girilerek tutulmuş olur. Bunlara ek olarak şek günü ve yalnız cuma gibi tenzihen mekruh günler de vardır.
Pazar günü tek başına oruç tutmak mekruh mu?
Pazar günü oruç tutmak caizdir; bazı Hanefî âlimler, onu özel bir gün olarak yüceltme amacıyla tek başına tutmayı mekruh görmüştür.
Ümmü Seleme’den, Peygamberimizin cumartesi ve pazar günleri oruç tuttuğu ve bunun o günleri bayram edinenlere muhalefet olduğunu söylediği rivayet edilir; bu rivayetin sıhhati tartışmalıdır. Hanefî kaynaklarda, gayrimüslimlerin kutsal günlerine özel bir saygı anlamı taşıyacak şekilde bu günü oruçla tahsis etmek hoş görülmemiştir. Pazar gününe denk gelen eyyâm-ı bîd, kaza veya adak orucunda ise hiçbir sakınca yoktur.
Yolculukta adak orucumu tutabilir miyim?
Evet, yolculukta adak orucu tutmak caizdir; ancak yolculuk zorluk veriyorsa ertelemek de serbesttir.
Seferî olmak, Ramazan orucunu bile ertelemeye izin veren bir mazerettir. Belirli bir güne adanmış oruç yolculuğa denk gelirse kişi dilerse tutar, dilerse daha sonra başka bir günde kaza eder. Yolculuk sırasında oruca niyet eden kişinin geçerli bir mazeret olmadan orucu bozması doğru değildir; bozarsa kazası gerekir, kefaret gerekmez. Uzun ve yorucu yolculuklarda sağlığı korumak öncelikli olmalıdır.
Arefe günü âdetli olan kadın ne yapabilir?
Âdetli kadın oruç tutamaz, ancak Arefe gününün manevi atmosferinden uzak kalmaz. Dua, zikir, tevhid, tesbih, istiğfar ve salavat gibi ibadetleri yapabilir; teşrik tekbirlerini de dilerse getirebilir. Hz. Âişe’nin hac sırasında âdet gördüğünde Kâbe’yi tavaf dışındaki bütün ibadetleri yapması bu konuda örnektir. Tutamadığı nafile oruç için kaza gerekmez; başka bir gün nafile oruç tutabilir.
Bayram günü bilmeden nafile oruç tutan ne yapmalı?
Bayram günü olduğunu öğrenir öğrenmez orucu bozmalıdır; bilmeden niyet ettiği için günahkâr olmaz.
Bayram günleri oruç tutmak tahrîmen mekruh olduğundan, o günün bayram olduğunu fark eden kişinin orucunu hemen açması gerekir. Takvim karışıklığı veya yanlış bilgiyle yapılan niyet sebebiyle kişiye günah yoktur. Hanefî mezhebine göre, yasak günde başlanan nafile orucun bozulmasından dolayı kaza gerekmez; çünkü bu gün oruç için uygun bir vakit değildir. Kişi dilerse başka bir günde nafile oruç tutabilir.
Eyyâm-ı bîd neden “beyaz günler” diye adlandırılır?
Kameri ayın 13, 14 ve 15. gecelerinde ay dolunaya yakın olup geceyi aydınlattığı için bu günlere “beyaz günler” denmiştir.
“Eyyâm” günler, “bîd” ise beyazlar demektir. Ayın en parlak olduğu bu üç günde geceler neredeyse karanlıksız geçer. Bu adlandırma bir fazileti değil, zamanı tarif eder; orucun sevabı Peygamberimizin bu günlerde oruç tutmayı tavsiye etmesinden gelir. Halk arasında bu isme bağlı olarak anlatılan, Hz. Âdem’in bedeninin beyazlaşması gibi hikâyelerin sahih bir kaynağı yoktur.
Yemin kefareti nedir, nasıl ödenir?
Yemin kefareti, bozulan bir yemin için on fakiri doyurmak veya giydirmek, buna gücü yetmeyenin ise üç gün oruç tutmasıdır.
Kur’an’da bildirilen yemin kefaretinin seçenekleri şunlardır:
- On fakiri bir gün sabah-akşam doyurmak veya her birine fitre miktarı vermek,
- On fakiri, namaz kılabilecekleri kadar giydirmek,
- Bir köle azat etmek (günümüzde uygulanmaz).
Bunlardan birine maddi gücü yetmeyen kişi, üç gün oruç tutar. Kefaret, yeminin bozulmasıyla borç olur ve fakirlere ulaştırılmalıdır.
Arefe orucu kaç yılın günahına kefarettir?
Sahih hadiste Arefe orucunun biri geçmiş, biri gelecek olmak üzere iki yılın günahlarına kefaret olması umulduğu bildirilmiştir. Aynı hadiste Aşure orucunun ise geçmiş bir yılın günahlarına kefaret olacağı belirtilmiştir. Halk arasında dolaşan “Arefe orucu bin gün oruca denktir” gibi rakamlar zayıf rivayetlere dayanır ve sahih değildir. Sahih hadisteki iki yıl müjdesi zaten büyük bir fazilettir.
Ayda üç gün oruç tutmak bütün yılı oruçlu geçirmek gibi mi?
Evet; Peygamberimiz her ay üç gün oruç tutmanın bütün yıl oruç tutmak gibi olduğunu bildirmiştir.
Abdullah b. Amr’a yapılan tavsiyede, her iyiliğin on katıyla karşılık gördüğü, dolayısıyla ayda üç günün otuz güne denk geldiği açıklanmıştır. Bu, her gün oruç tutmadan yılı oruçlu geçirmiş gibi sevap kazanmanın kolay bir yoludur. Üç gün ayın ortasındaki beyaz günlerde tutulabileceği gibi ayın herhangi üç gününde de tutulabilir; en faziletlisi 13, 14 ve 15. günlerdir.
Maddi durumum iyiyken yemin kefaretini oruçla ödeyebilir miyim?
Hayır, on fakiri doyurmaya veya giydirmeye gücü yeten kişinin yemin kefaretini oruçla ödemesi geçerli olmaz.
Âyette oruç seçeneği, maddi imkânı bulunmayanlar için “Buna gücü yetmeyen üç gün oruç tutar” şeklinde bildirilmiştir. Dolayısıyla sıralama bağlayıcıdır: Önce mal ile ödeme, buna imkânı yoksa oruç. Hanefîlere göre kefaret ödenirken, kişinin temel ihtiyaçları dışında on fakire yetecek kadar malı veya parası varsa oruç tutamaz. Maddi durum, kefaretin ödeneceği ana göre değerlendirilir.
Teşrik günlerinde oruç tutulur mu?
Hayır; Kurban Bayramı’nın 2, 3 ve 4. günleri olan teşrik günlerinde oruç tutulmaz.
Peygamberimiz, teşrik günlerinin yeme, içme ve Allah’ı zikretme günleri olduğunu bildirmiştir. Hanefî mezhebine göre bu günlerde her türlü oruç tahrîmen mekruhtur. Şâfiî ve Mâlikî mezheplerinde temettu veya kıran haccı yapıp kurban kesemeyen hacının bu günlerde oruç tutabileceği görüşü vardır; Hanefîler ise buna da izin vermez. Hacı olmayanlar için teşrik günlerinde oruç tutulmaz; kurban etinden yemek, ikram etmek ve tekbir getirmek sünnettir.
Arefe günü sadaka vermenin özel bir fazileti var mı?
Arefe günü, Zilhicce’nin ilk on günü içinde yer alır ve bu günlerde yapılan salih amellerin Allah katında daha sevimli olduğu sahih hadisle bildirilmiştir. Sadaka da bu salih amellerdendir. Arefe gününe özel bir sadaka miktarı veya şekli bildirilmemiştir. Oruçlu birine iftar ettirmek, ihtiyaç sahibine yardım etmek, bayram öncesi yetim ve yoksulları sevindirmek bu günün ruhuna uygun iyiliklerdir.
Nafile oruca öğlene kadar niyet edilebilir mi?
Evet; sabahtan beri bir şey yememiş olan kişi, Hanefî mezhebine göre dahve-i kübrâ vaktine (öğle ezanından yaklaşık bir saat öncesine) kadar nafile oruca niyet edebilir.
Hz. Âişe, Peygamberimizin bir sabah eve gelip yiyecek bir şey olup olmadığını sorduğunu, yok denince “o hâlde oruçluyum” dediğini anlatır. Bu, nafile orucun gündüz de niyet edilerek tutulabileceğini gösterir. Şartı, imsaktan itibaren orucu bozan bir şey yapmamış olmaktır. Şâfiî mezhebinde zevale (öğle vaktine) kadar niyet edilebilir. Kaza, kefaret ve belirsiz adak oruçlarında ise niyetin geceden (imsaktan önce) yapılması gerekir.
Peygamberimizin Ebû Hüreyre’ye yaptığı üç vasiyette oruç var mı?
Evet; vasiyetlerden biri her ay üç gün oruç tutmaktır.
Ebû Hüreyre, dostu Peygamberimizin kendisine ölünceye kadar bırakmaması için üç şey tavsiye ettiğini anlatır: her ay üç gün oruç tutmak, kuşluk (duha) namazının iki rekâtını kılmak ve uyumadan önce vitir namazını kılmak. Aynı tavsiye Ebu’d-Derdâ’ya da yapılmıştır. Bu hadis, ayda üç gün orucun Peygamberimizin ümmetine devamlılık tavsiye ettiği hafif ama sürekli ibadetlerden olduğunu gösterir.
Yemin kefareti için tutulan üç gün oruç peş peşe mi olmalı?
Evet, Hanefî mezhebine göre yemin kefareti orucu üç gün ara vermeden, peş peşe tutulmalıdır.
Hanefîler bu hükmü, Abdullah b. Mes’ûd’un kıraatinde âyette “peş peşe üç gün” ifadesinin bulunmasına dayandırır. Araya mazeretsiz bir gün girerse oruca baştan başlanır. Şâfiî mezhebinin tercih edilen görüşünde ise ardışıklık şart değildir, ancak müstehaptır. Hanefî mezhebine uyan kişinin bu üç günü aynı hafta içinde, ara vermeden tutması gerekir. Bayram günleri bu üç güne denk getirilmemelidir.
Arefe günü bayram hazırlığı yaparken oruç tutmak zor olursa ne yapmalı?
Arefe orucu nafile olduğundan, kişi gücüne göre karar verir. Kurban hazırlığı, temizlik ve yemek telaşı içinde oruç tutmak zor gelirse işleri önceki günlere yaymak, ağır işleri aile fertleriyle paylaşmak iyi bir çözümdür. Buna rağmen zorlanan kişi orucu hiç niyet etmeden bırakabilir. Niyet edip başladıktan sonra bozarsa Hanefî mezhebine göre bir gün kaza gerekir. Orucu tutamayan kişi günü dua ve zikirle değerlendirebilir.
Kameri ayın 13, 14 ve 15. günlerini nasıl bulabilirim?
En kolay yol, hicrî tarihi de gösteren Diyanet takvimi veya namaz vakti uygulamalarına bakmaktır.
Duvar ve cep takvimlerinde miladî tarihin yanında hicrî tarih de yazar; hicrî ayın 13, 14 ve 15’i eyyâm-ı bîd günleridir. Hicrî gün akşamla başladığı için oruç, takvimde hicrî 13 yazan günün gündüzünde tutulur, niyet bir önceki gece yapılır. Pratik bir işaret olarak ay dolunaya yakınken bu günlerde olunduğu anlaşılabilir. Ülkeler arasında ay başlangıcı bir gün farklı olabilir; bulunduğunuz ülkenin resmî takvimine uymak yeterlidir.
Nafile oruçta sahura kalkmak gerekli mi?
Hayır, sahur orucun geçerlilik şartı değildir; ancak nafile oruçta da sahur yapmak sünnettir.
Peygamberimiz sahur yemeğinde bereket olduğunu bildirmiş ve sahur yapmayı tavsiye etmiştir. Bu tavsiye Ramazan orucuna mahsus değildir; nafile oruç tutan kişi de sahur yaparak hem sünneti işlemiş olur hem de gün boyu daha rahat oruç tutar. Birkaç yudum su bile sahur sayılır. Sahura kalkamayan kişinin orucu geçerlidir; imsaktan önce niyet etmişse ya da nafile oruçta vaktinde gündüz niyet etmişse orucu sahihtir.
Yemin kefareti orucunun ortasında adet görürsem ne olur?
Hanefî mezhebine göre üç günlük yemin kefareti orucunda araya adet girerse oruca temizlendikten sonra baştan başlanır.
Altmış günlük kefaret orucunda hayız ardışıklığı bozmaz, çünkü kadının iki ay boyunca adet görmemesi çoğu zaman mümkün değildir. Ancak üç günlük yemin kefaretinde, adet görülmeyen üç günlük bir dönem bulmak mümkün olduğu için ardışıklığın kesilmesi mazeret sayılmaz. Kadın, temizlik döneminde ara vermeden üç gün tutacak şekilde plan yapmalıdır. Şâfiî mezhebinde ardışıklık şart olmadığından kaldığı yerden devam edebilir.
Eyyâm-ı bîd yerine miladi ayın 13-14-15’inde oruç tutsam olur mu?
Oruç nafile olarak geçerlidir ve ayda üç gün oruç sevabı umulur; ancak eyyâm-ı bîd faziletine uygun olan hicrî ayın ortasıdır.
Eyyâm-ı bîd, kameri aya göre belirlenir; miladî ayın aynı rakamları çoğu zaman bu günlere denk gelmez. Bununla birlikte Peygamberimiz ayda üç gün orucu, ayın hangi günleri olduğuna bakmadan da tavsiye etmiştir. Bu nedenle miladî tarihlere göre tutulan üç gün, “her ay üç gün” sünnetini yerine getirmiş olur. Beyaz günlerin özel faziletine ulaşmak isteyenler hicrî takvime bakmalıdır.
Nafile orucu bozarsam kaza gerekir mi?
Hanefî mezhebine göre evet; başlanmış bir nafile oruç bilerek bozulursa kazası gerekir, kefaret gerekmez. Şâfiî mezhebinde ise kaza gerekmez.
Hanefîler, başlanan ibadetin tamamlanmasının gerektiğini söyler ve “amellerinizi boşa çıkarmayın” ayetine dayanır. Bu görüşe göre kişi başladığı nafile orucu bozarsa bir gün kaza eder. Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinde ise nafile oruç tutan kişi dilediğinde bozabilir ve kaza gerekmez; kaza etmek müstehaptır. Her iki görüşte de nafile orucun bozulmasından dolayı kefaret yoktur. Unutarak yiyip içmek ise orucu bozmaz.
Yemin kefareti orucuna sabah niyet etsem olur mu?
Hayır, yemin kefareti orucuna geceden, yani imsak vaktinden önce niyet edilmesi gerekir.
Hanefî mezhebinde Ramazan orucu, belirli güne adanmış adak ve nafile oruçlara kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Ancak kaza, kefaret ve belirli güne bağlanmamış adak gibi zimmette borç olarak bulunan oruçlara geceden niyet etmek şarttır. Sabah niyet edilen oruç nafile olarak geçerli olur, fakat kefarete sayılmaz ve ardışıklık açısından o gün kefaret orucu tutulmamış sayılır. Niyetin kalben yapılması yeterlidir.
Arefe orucu için gece niyet etmeyi unuttum, sabah niyet edebilir miyim?
Evet. Arefe orucu nafile olduğundan Hanefî mezhebine göre imsaktan itibaren orucu bozan bir şey yapılmamışsa, dahve-i kübrâ vaktinden önce, yani öğle vaktine yaklaşık bir saat kalana kadar niyet edilebilir. Şâfiî mezhebinde de nafile oruç için gündüz niyet caizdir. Bu kolaylık sayesinde sahura kalkamayan veya unutan kişi de Arefe faziletinden mahrum kalmaz.
Birkaç farklı yeminimi bozdum, her biri için ayrı kefaret mi gerekir?
Evet, Hanefî mezhebine göre bozulan her yemin için ayrı bir yemin kefareti gerekir.
Ramazan orucunu bozmanın kefaretinde, kefaret ödenmeden tekrar eden bozmalar için tek kefaret yeterli görülür. Yemin kefaretinde ise durum farklıdır: Farklı konularda edilmiş ve ayrı ayrı bozulmuş her yemin, bağımsız bir kefaret gerektirir. Örneğin üç yemin bozulmuşsa, maddi imkânı olmayan kişi toplam dokuz gün oruç tutar; her üç günlük grubun kendi içinde peş peşe olması yeterlidir. Kaç yemin bozulduğu hatırlanmıyorsa galip zanna göre hareket edilir.
Davete gidince nafile oruç bozulur mu?
Evet, ev sahibinin gönlünü hoş etmek gibi makul bir sebeple nafile oruç bozulabilir; Hanefîlere göre sonra kazası tutulur.
Hanefî âlimleri, davet edilen kişinin oruçlu olmadığında ev sahibinin kırılacağını düşünmesi hâlinde nafile orucunu bozabileceğini söylemiştir; bu durumda bir gün kaza etmesi gerekir. Peygamberimizin, bir davette oruçlu olduğunu söyleyen sahâbîye, kardeşinin kendisi için zahmete girdiğini hatırlatıp orucunu açmasını ve yerine başka gün tutmasını söylediği rivayet edilir. Kişi isterse oruçlu olduğunu nazikçe söyleyip ev sahibine dua ederek orucuna devam da edebilir.
Zilhicce ayında eyyâm-ı bîdin ilk günü teşrik gününe denk gelirse ne yapılır?
Zilhicce’nin 13’ü teşrik günü olduğu için o gün oruç tutulmaz; üç gün 14, 15 ve 16. günler olarak tamamlanabilir.
Kurban Bayramı’nın dördüncü günü olan 13 Zilhicce, oruç tutmanın tahrîmen mekruh olduğu günlerdendir. Bu ayda beyaz günlerde oruç tutmak isteyen kişi 14 ve 15’i tutup bir gün de sonrasından ekleyebilir veya ayın başka günlerinden birini seçebilir. Böylece hem yasak güne riayet etmiş hem de ayda üç gün oruç sünnetini yerine getirmiş olur.
Adak orucu nedir, tutmak zorunlu mu?
Adak (nezir) orucu, kişinin Allah rızası için oruç tutmayı kendi üzerine borç kılmasıdır ve adandıktan sonra tutulması vaciptir.
Aslında nafile olan oruç, adanınca yerine getirilmesi gereken bir borca dönüşür. Kur’an’da adaklarını yerine getirenler övülmüş, Peygamberimiz de Allah’a itaat olan bir şeyi adayanın adağını yerine getirmesini emretmiştir. Adağın geçerli olması için dil ile söylenmesi gerekir; yalnızca kalpten geçirmek adak sayılmaz. Adak Allah için yapılır; bir türbeye veya kişiye adak yapılmaz. Adak orucunun gecikmesi hâlinde de borç düşmez, ömür boyu ödenmesi gerekir.
Eyyâm-ı bîd orucunu üç gün peş peşe tutmak şart mı?
Hayır, şart değildir; ancak 13, 14 ve 15. günleri art arda tutmak sünnete en uygun olanıdır.
Bu günlerden birini veya ikisini tutan kişi de nafile oruç sevabı kazanır. Araya bir özür girip biri kaçırılırsa, kalan günler tutulabilir ve eksik gün ayın başka bir gününde tamamlanabilir. Nafile oruçta peş peşe tutma zorunluluğu yoktur; peş peşeliğin şart olduğu oruçlar kefaret ve bazı adak oruçlarıdır. Buradaki amaç, ayda üç gün oruç tutma alışkanlığını korumaktır.
Hz. Peygamber Arefe günü Arafat’ta oruçlu muydu?
Hayır. Veda Haccı’nda Arefe günü Arafat’ta bulunan sahabiler Hz. Peygamber’in oruçlu olup olmadığı konusunda tereddüt etmiş; Ümmü’l-Fadl kendisine bir kap süt göndermiş, o da herkesin gözü önünde içmiştir. Bu olay, hacıların Arafat’ta vakfe ve dua için güçlü kalmasının daha uygun olduğunu gösterir. Bu yüzden hacı olmayanlar için Arefe orucu müstehap, hacılar için ise tutmamak daha evladır.
Yeminimi bozmadan önce kefaretini ödeyebilir miyim?
Hanefî mezhebine göre hayır; yemin kefareti ancak yemin bozulduktan sonra ödenir.
Kefareti gerektiren sebep yeminin bozulmasıdır; bu yüzden Hanefîler, yemin bozulmadan önce verilen sadaka veya tutulan orucu kefaret saymaz, bunlar nafile olur. Şâfiî mezhebinde ise yemin bozulmadan önce mal ile kefaret ödemek caizdir, fakat oruçla ödemek caiz değildir. Hanefî mezhebine uyan kişi, yemini bozduktan sonra kefaretini öder. Hayırlı bir işi yapmak için yemini bozmak ve ardından kefaret ödemek hadislerde tavsiye edilmiştir.
Arefe orucunu tutarken teşrik tekbirine hangi namazdan başlanır?
Teşrik tekbirleri Arefe günü sabah namazının farzından sonra başlar ve bayramın dördüncü günü ikindi namazının farzıyla sona erer; toplam yirmi üç vakittir. Yani Arefe günü oruçlu olan kişi, o günün sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı farzlarından sonra da tekbir getirir. Akşam namazını iftardan sonra kılsanız bile farzın ardından tekbir unutulmamalıdır. Tekbirler oruçlu olmakla ilgili değildir; oruç tutmayanlar da getirir.
Belirli bir gün için adanan oruç başka gün tutulur mu?
Hanefî mezhebine göre belirli bir gün için adanan oruç başka bir günde tutulsa da adak yerine gelmiş olur.
Örneğin “Gelecek perşembe oruç tutmayı adadım” diyen kişi, o günü tutamazsa ya da başka bir gün tutarsa, Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’a göre adak borcu ödenmiş olur. Çünkü adaktan maksat oruç ibadetidir; gün ve yer tayini bağlayıcı sayılmaz. Bununla birlikte adadığı günü mazeretsiz geçirmemek, sözünde durmak bakımından daha uygundur. Belirli güne adanan oruca o günün gecesinden veya dahve-i kübrâya kadar niyet edilebilir; belirsiz adakta ise niyetin geceden yapılması gerekir.
Bile bile yalan yere yemin edene kefaret orucu gerekir mi?
Hanefî mezhebine göre geçmişe dair bilerek yalan yere yapılan yeminin (yemîn-i gamûs) kefareti yoktur; bunun çaresi samimi tövbedir.
Bu tür yemin büyük günahlardan sayılmış ve kefaretle telafi edilemeyecek kadar ağır görülmüştür. Kişi Allah’a tövbe etmeli, yalan yeminle birinin hakkına girdiyse o hakkı sahibine iade etmelidir. Şâfiî mezhebinde ise yalan yemin için de yemin kefareti gerekir. Hanefî mezhebine uyan kişinin ihtiyat olarak kefaret ödemesinde sakınca yoktur; ancak asıl yapılması gereken tövbe ve helalleşmedir.
Eyyâm-ı bîd günleri âdet dönemime denk gelirse başka günlerde tutabilir miyim?
Evet; âdet sebebiyle bu günleri tutamayan kadın, aynı ayın başka üç gününde oruç tutarak ayda üç gün sünnetini yerine getirebilir.
Âdet ve lohusalık hâlinde oruç tutulmaz; bu dönemde kaçırılan nafile oruçların kazası da gerekmez. Ancak Peygamberimiz ayda üç gün orucu belirli günlere bağlamadan da tavsiye ettiği için, temizlendikten sonra ayın kalan günlerinden üçünü tutmak aynı sevabı umdurur. Düzenli yaptığı bir ibadeti özür sebebiyle bırakan kişiye niyetinin karşılığının yazılacağı da umulur.
Aşure günü hangi gün, neden bu adı alır?
Aşure günü, hicri takvimin ilk ayı olan Muharrem’in onuncu günüdür. Adı Arapçada “on” anlamına gelen kökten türemiştir. Bu tarih her yıl miladi takvimde yaklaşık on bir gün geriye kayar; kesin tarih Diyanet takviminden öğrenilir. Aşure günü, İslam öncesinde de Kureyş ve Yahudiler tarafından oruçla anılan bir gündü. İslam’da bu günde oruç tutmak sünnettir.
Bayram günü oruç tutmayı adayan ne yapar?
Hanefî mezhebine göre adak geçerlidir, ancak o gün oruç tutulmaz; başka bir gün kaza edilir.
Bayram günleri oruç tutmak tahrîmen mekruhtur. Bu günlerde oruç tutmayı adayan kişinin adağı Hanefîlere göre sahihtir; fakat oruç yasak güne değil, başka bir güne ertelenir. Kişi o gün oruç tutarsa adağını yerine getirmiş olur ama günaha girmiş olur; bu yüzden tutmamalıdır. Şâfiî mezhebinde ise bayram günü için yapılan oruç adağı geçersiz sayılır. Kendi durumunuz için müftülüğe veya Alo 190’a danışabilirsiniz.
Eyyâm-ı bîdi kaçırdım, ayın son günlerinde tutsam olur mu?
Evet; ayın son günlerinde üç gün tutarak ayda üç gün oruç sünnetini yerine getirebilirsiniz.
Hz. Âişe’ye Peygamberimizin her ay üç gün oruç tutup tutmadığı sorulduğunda “evet” demiş, hangi günler olduğu sorulunca da ayın hangi günlerinde tuttuğuna aldırmadığını söylemiştir. Bu rivayet, üç günün ayın her yerinde tutulabileceğini gösterir. Beyaz günlerin kendine özgü faziletini kaçırmış olsanız da, ay bitmeden tamamladığınız üç gün sünnete uygundur.
Konuşurken alışkanlıkla “vallahi” demek yemin sayılır mı, kefaret gerekir mi?
Hayır, kasıt olmadan alışkanlıkla ağızdan çıkan veya doğru sanılarak edilen yeminlere “lağv yemin” denir ve kefaret gerekmez.
Kur’an’da Allah’ın, kasıtsız yeminlerden dolayı insanları sorumlu tutmayacağı bildirilmiştir. “Vallahi geliyorum”, “billahi öyle” gibi sohbet arasında söylenen sözler bu kapsamdadır. Ayrıca doğru olduğuna inanarak geçmişe dair edilen ama sonradan yanlış olduğu anlaşılan yemin de Hanefîlere göre lağv sayılır. Yine de Allah’ın adını sık sık yemin için kullanmamak, sözü yeminsiz söylemeye alışmak edebe uygundur.
“Vallahi” demeden sadece “yemin ederim” demek yemin sayılır mı?
Evet, Hanefî mezhebine göre “yemin ederim” veya “and içerim” sözü, Allah’ın adı anılmasa da yemin sayılır.
Toplumda bu ifadeler Allah adına yemin anlamında kullanıldığı için hukuki sonuç doğurur. Gelecekte bir şeyi yapmak veya yapmamak üzere “yemin ederim” diyen kişi sözünü bozarsa yemin kefareti gerekir. Kefaret, on fakiri doyurmak veya giydirmek; buna gücü yetmeyenler için peş peşe üç gün oruçtur. Kişinin niyeti, sözün anlamını değerlendirmede önemlidir; şaka veya sohbet ağzıyla söylenenler lağv yemin kapsamında değerlendirilebilir.
Adak orucu peş peşe mi tutulmalı?
Adarken “peş peşe” veya “bir ay” gibi ardışıklığı gerektiren bir ifade kullanıldıysa ardışık tutulur; aksi hâlde ara verilebilir.
Örneğin “Üç gün oruç tutmayı adadım” diyen kişi bu üç günü farklı zamanlarda tutabilir. Ama “Üç gün peş peşe” diyen kişinin ardışık tutması gerekir; arada bozarsa baştan başlaması lazımdır. Belirli bir ayı adayan, o ayı tutar; tutamazsa kaza eder. Kadının özel hâli ardışıklığı bozan bir özür sayılmaz. Adağın ne şekilde söylendiği hükmü belirlediği için kelimelere dikkat edilmelidir.
Aşure orucunun Hz. Musa ile ne ilgisi var?
Hz. Peygamber Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin Aşure günü oruç tuttuğunu gördü ve sebebini sordu. Onlar, Allah’ın bu günde Hz. Musa’yı ve İsrailoğullarını Firavun’dan kurtardığını, Musa’nın da şükür için oruç tuttuğunu söylediler. Hz. Peygamber de “Biz Musa’ya sizden daha yakınız” buyurarak o gün oruç tuttu ve tutulmasını emretti. Bu yüzden Aşure orucu bir şükür orucu anlamı taşır.
Dolunay günlerinde oruç tutmanın bilimsel bir sırrı var mı?
Eyyâm-ı bîd orucunun dayanağı bilimsel iddialar değil, Peygamberimizin tavsiyesidir.
İnternette ayın çekim gücünün vücuttaki suya etkisi, dolunayda orucun “zehir attığı” gibi iddialar dolaşmaktadır. Bu iddiaların sağlam bir bilimsel temeli yoktur ve dinî bir kaynağa da dayanmaz. Oruç, Allah’ın rızasını kazanmak için tutulan bir ibadettir; ona tıbbi mucize yüklemek hem ibadetin ruhuna hem de bilimsel dürüstlüğe aykırıdır. Sağlıkla ilgili konularda hekimlerin görüşü esas alınmalıdır.
“Dileğim olursa oruç tutacağım” demek adak olur mu?
Evet; “Hastam iyileşirse üç gün oruç tutacağım” gibi şarta bağlı söz, şart gerçekleşince yerine getirilmesi vacip bir adaktır.
Buna muallak (şarta bağlı) adak denir. Şart gerçekleşmezse bir şey gerekmez; gerçekleşirse adanan oruç tutulur. Adağın söz niteliği taşıması ve dil ile söylenmesi gerekir. Ancak Peygamberimiz, adağın kaderi değiştirmediğini, sadece cimriden mal çıkarmaya vesile olduğunu bildirmiş; adağı pazarlık gibi görmemeyi öğütlemiştir. Bu yüzden dua ederken şart koşmadan ibadet etmek daha güzeldir; yine de yapılmış adak yerine getirilmelidir.
Aşure orucu Ramazan’dan önce farz mıydı?
Hanefî âlimlerin tercihine göre evet, Ramazan orucu farz kılınmadan önce Aşure orucu farz veya vacip hükmündeydi. Hz. Âişe’den gelen rivayete göre Ramazan orucu farz kılınınca Hz. Peygamber, Aşure orucunu dileyenin tutmasını, dileyenin terk etmesini serbest bırakmıştır. Şâfiî âlimler ise bu orucun baştan beri kuvvetli bir sünnet olduğunu söyler. Bugün bütün mezheplerde Aşure orucu nafile ve müstehap bir oruçtur.
Kur’an üzerine yemin edip bozarsam kefaret gerekir mi?
Evet, günümüz Hanefî fetvasına göre Kur’an üzerine yapılan yemin geçerli bir yemindir ve bozulursa yemin kefareti gerekir.
Kur’an, Allah’ın kelâmı yani sıfatı olduğu için ona yemin etmek, Allah’ın sıfatıyla yemin sayılmıştır. Ayrıca toplumda Kur’an üzerine yemin, en ağır yeminlerden kabul edilir. Böyle bir yemini bozan kişi on fakiri doyurur veya giydirir; buna gücü yetmezse peş peşe üç gün oruç tutar. Bu tür ağır yeminlerin gündelik tartışmalarda kolayca kullanılmaması gerekir.
Ramazan’ın 13, 14 ve 15. günleri eyyâm-ı bîd sayılır mı?
Takvim olarak evet; ancak Ramazan’da zaten farz oruç tutulduğu için ayrıca eyyâm-ı bîd orucu niyet edilmez.
Ramazan’ın her günü farz oruçla geçer ve aynı gün farz ile nafile oruca birlikte niyet edilemez. Ramazan’daki niyet farz oruca yöneliktir; bu ayda ayrıca beyaz günler orucu tutmak diye bir uygulama yoktur. Ramazan orucunun sevabı zaten nafilelerden çok daha büyüktür. Eyyâm-ı bîd orucu, Ramazan dışındaki aylarda tutulan bir sünnettir.
“Annemin başı üzerine” diye yemin edip bozarsam kefaret gerekir mi?
Hayır, Allah’tan başkası adına edilen yemin dinen yemin sayılmaz ve kefaret gerektirmez; ancak böyle yemin etmek doğru değildir.
Peygamber Efendimiz, babaları adına yemin edilmesini yasaklamış ve yemin edecek kişinin Allah adına yemin etmesini ya da susmasını istemiştir. “Annemin başı için”, “namusum üzerine”, “ekmek çarpsın” gibi sözler bu kapsamdadır. Bu tür sözlerle verilen bir söz bozulursa kefaret gerekmez, ancak yalan söylemiş veya sözünü tutmamış olmanın sorumluluğu vardır. Bu alışkanlığı bırakmak tavsiye edilir.
Adak orucunu tutamayan ne yapmalı?
Geçici bir özrü olan, özrü kalkınca adak orucunu tutar; ömür boyu oruç tutamayacak kadar yaşlı veya hasta olan ise her gün için fidye verir.
Adak orucu vacip bir borç olduğu için, hastalık veya yolculuk gibi geçici engeller bittikten sonra ödenmelidir. İyileşme ümidi olmayan hastalığa yakalanan veya çok yaşlanan kişi, Ramazan orucunda olduğu gibi her gün için bir fidye (bir fitre miktarı) verir. Adak orucunu tutmadan ölen kişinin mirasından fidye ödenmesini vasiyet etmesi gerekir. Durumunuzla ilgili kesin bilgi için müftülüğe veya Alo 190’a başvurabilirsiniz.
Aşure orucunu 9-10 yerine 10-11 Muharrem olarak tutabilir miyim?
Evet. Hz. Peygamber, Aşure günü tek başına tutularak Yahudilere benzenmemesi için “Gelecek yıla kalırsam dokuzuncu günü de tutacağım” buyurmuştur. Bu yüzden en faziletlisi 9 ve 10 Muharrem’i tutmaktır. Dokuzuncu günü kaçıran kişi, onuncu günle birlikte on birinci günü tutarak da bu benzerlikten kaçınmış olur. Bazı âlimler 9, 10 ve 11. günlerin üçünü birden tutmayı da tavsiye etmiştir.
Eyyâm-ı bîd günlerinde kaza orucuna niyet edersem beyaz günler sevabı da olur mu?
Hanefîlere göre niyet kazaya göre geçerli olur; kaza borcunuz düşer, beyaz günlerde oruçlu olmanın bereketi de umulur.
Kaza orucu farz bir borç olduğu için belirli olarak ona niyet edilmelidir; farz ile nafile oruç tek niyette birleştirildiğinde Hanefî mezhebinde oruç farz olan kazaya sayılır. Bazı Şâfiî âlimler bu tür günlerde kazaya niyet edenin nafilenin sevabına da ulaşabileceğini söylemiştir. Kesin olan, kaza borcunun ödenmiş olmasıdır; fazlası Allah’ın lütfuna kalmıştır.
Aşure günü aşure tatlısı yapmak sünnet mi?
Hayır, aşure tatlısı yapmak dinî bir sünnet değil, güzel bir Anadolu geleneğidir. Halk arasında bunun Hz. Nuh’un gemisinde kalan malzemelerle pişirildiği anlatılır; ancak bu anlatının sahih bir kaynağı yoktur. Buna rağmen aşure pişirip komşularla paylaşmak, sadaka ve ikram niyetiyle yapıldığında sevaplı bir davranıştır ve komşuluk bağlarını kuvvetlendirir. Tatlıyı dinî bir zorunluluk sanmamak, orucu da ihmal etmemek gerekir.
Dâvûd orucu neden en faziletli nafile oruç sayılır?
Çünkü Peygamberimiz, Allah katında en sevimli orucun bir gün tutup bir gün yenen Dâvûd orucu olduğunu bildirmiştir.
Hadiste Dâvûd’un (a.s.) bir gün oruç tutup bir gün iftar ettiği, gecenin yarısını uyuyup üçte birinde namaz kıldığı anlatılır. Bu oruç ibadet ile beden hakkı arasında denge kurar: kişi hem sürekli ibadet hâlindedir hem de bedenini tüketmez. Peygamberimiz, bundan daha fazlasını isteyen Abdullah b. Amr’a “Bundan daha faziletlisi yoktur” buyurmuştur. Ancak ağır bir oruç olduğu için herkese tavsiye edilmez.
Kadın nafile oruç için eşinden izin almalı mı?
Evet; eşi evdeyken kadının onun izni olmadan nafile oruç tutmaması tavsiye edilmiştir.
Peygamberimiz, kocası yanında iken kadının onun izni olmadan Ramazan dışında oruç tutmamasını istemiştir. Bunun hikmeti, eşlerin birbirine karşı haklarını gözetmek ve aile huzurunu korumaktır. Bu hüküm yalnızca nafile oruçla ilgilidir; Ramazan orucu, kaza ve adak gibi borç olan oruçlar için izin gerekmez. Eşin yolculukta olması hâlinde izin gerekmez. Aynı şekilde erkeğin de nafile ibadetlerinde eşinin hakkını gözetmesi gerekir.
Yemin kefareti orucunu tutarken param olursa ne yapmalıyım?
Hanefî mezhebine göre oruç tamamlanmadan mal ile kefaret ödeyecek imkâna kavuşan kişi orucu bırakır ve kefareti mal ile öder.
Oruç, maddi imkânı olmayanlar için bir alternatiftir. Üç gün tamamlanmadan önce on fakiri doyuracak veya giydirecek kadar mal elde eden kişinin durumu değişmiş olur; tuttuğu günler nafile sayılır ve kefareti mal ile öder. Ancak oruçlar tamamlandıktan sonra zenginleşirse kefaret ödenmiş kabul edilir, tekrar ödemesi gerekmez. Başladığı günün orucunu ise tamamlaması uygundur.
Abdullah b. Amr’ın oruç kıssası nedir?
Abdullah b. Amr her gün oruç tutup her gece namaz kılmak istemiş, Peygamberimiz onu Dâvûd orucuyla sınırlamıştır.
Peygamberimiz, onun gündüzleri sürekli oruç tutup geceleri uyumadığını duyunca, bedeninin, gözünün, eşinin ve misafirinin onun üzerinde hakkı olduğunu hatırlatmış; önce ayda üç gün tavsiye etmiş, o daha fazlasını isteyince Dâvûd orucuna izin vermiştir. Abdullah ileri yaşlarında, “Keşke Peygamberimizin ruhsatını kabul etseydim” diyerek bu yükün ağırlığını dile getirmiştir. Kıssa, ibadette itidalin önemini gösterir.
Aşure günü ailesine bolluk yapanın bütün yılı bereketli olur hadisi sahih mi?
Bu rivayet zayıftır. “Aşure günü ailesine geniş davranana Allah bütün yıl genişlik verir” anlamındaki söz bazı kaynaklarda geçse de hadis âlimlerinin çoğu senedini zayıf bulmuştur. Bazıları birden fazla yoldan geldiği için amel edilebileceğini söylese de kesin bir sünnet olarak sunulmamalıdır. Aileye cömert davranmak ise her zaman sevaptır. Aşure günü için sahih olarak bilinen amel oruçtur.
Yemin kefaretini on ayrı fakir yerine bir fakire verebilir miyim?
Hanefî mezhebine göre bir fakire on gün boyunca her gün birer fitre miktarı verilirse caizdir; ancak tek günde tamamını vermek bir fakire sayılır.
Âyette on fakirin doyurulması emredildiği için amaç, on ayrı ihtiyacın giderilmesidir. Hanefîler bunu on ayrı kişiyle veya aynı kişiye on ayrı günde vermekle yerine gelmiş kabul eder. Tek bir fakire aynı gün on fitre miktarı verilirse, sadece bir kişilik kefaret ödenmiş olur. Şâfiî mezhebinde ise mutlaka on ayrı fakire verilmesi gerekir. En güvenli yol, kefareti on farklı ihtiyaç sahibine ulaştırmaktır.
Aşure günü sürme çekmek ve gusletmekle ilgili rivayetler doğru mu?
Hayır. “Aşure günü sürme çeken o yıl göz ağrısı çekmez”, “gusleden o yıl hastalanmaz” gibi sözler hadis âlimlerince uydurma (mevzû) kabul edilmiştir. Aşure gününe özel belirli rekâtlı namazlar, belirli sayıda okunan dualar ve bunlara bağlanan vaatlerin de sahih dayanağı yoktur. Halk arasında yaygın olsa da bunlar sünnet değildir. Aşure günü için sahih olan amel oruç tutmak, dua ve istiğfarla meşgul olmaktır.
Dâvûd orucuna başlayıp bırakmak günah mı?
Hayır; Dâvûd orucu nafile olduğu için bırakmak günah değildir, ancak devam edebileceğiniz ölçüyü seçmek daha güzeldir.
Adak yapılmadığı sürece nafile oruç düzeni kişiyi bağlamaz. Abdullah b. Amr’ın yaşlılığında zorlanıp pişmanlık duyması, gücün üstünde bir düzene girmemenin önemini gösterir. Zorlanan kişi Dâvûd orucundan pazartesi-perşembe veya ayda üç gün oruca geçebilir. Peygamberimiz ibadetleri bir süre çok yapıp sonra tamamen bırakan kişiyi de örnek vererek, devamlılığı tavsiye etmiştir.
Nafile oruçta unutarak yemek orucu bozar mı?
Hayır, unutarak yiyip içmek nafile orucu da bozmaz; hatırlayınca hemen bırakıp oruca devam edilir.
Peygamberimiz, oruçlu iken unutarak yiyip içen kimsenin orucunu tamamlamasını, onu Allah’ın yedirip içirdiğini bildirmiştir. Bu hüküm Ramazan, kaza, adak ve nafile oruçların hepsi için geçerlidir. Hatırladıktan sonra ağızdakini çıkarmak gerekir; yutmaya devam etmek orucu bozar. Nafile oruçta hatırlayınca “nasılsa nafileydi” diyerek bilerek yemeye devam eden kişi, Hanefîlere göre kaza yapmalıdır.
Yemin kefareti parayla ödenirse ne kadar vermek gerekir?
Yemin kefareti parayla ödenecekse on fakirin her birine bir fitre miktarı, yani toplam on fitre tutarı verilir.
Hanefî mezhebi kefaretin değerini para olarak vermeyi caiz görür. Bir fakirin bir günlük iki öğün yemeği bir fitre miktarına denk kabul edildiği için, yemin kefaretinin toplamı on fitre tutarıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl fitre miktarını ilan eder ve kefaretler de genellikle bu miktara göre hesaplanır. Ödeme, bizzat fakirlere ya da güvenilir kurumlar aracılığıyla yapılabilir. Güncel miktarı öğrenmek için Diyanet’in duyurularına bakılabilir.
“Yarın oruç tutacağıma yemin ederim” dedim ama tutmadım, ne gerekir?
Bu söz adak değil yemin sayılır; oruç tutulmazsa yemin bozulmuş olur ve yemin kefareti gerekir.
Adak, bir ibadeti kendine borç kılmaktır; yemin ise bir şeyi yapacağına Allah adına söz vermektir. “Oruç tutacağıma yemin ederim” diyen kişi orucu tutarsa yeminini yerine getirmiş olur. Tutmazsa ayrıca oruç kazası gerekmez, ancak yeminini bozduğu için on fakiri doyurmak veya giydirmek, buna gücü yetmezse peş peşe üç gün oruç tutmak şeklinde yemin kefareti öder. Bir sözün adak mı yemin mi olduğu kullanılan ifadeye ve niyete göre belirlenir.
Aşure orucu Kerbelâ’da Hz. Hüseyin’in şehit edilmesi için mi tutulur?
Hayır. Aşure orucu, Hz. Peygamber zamanında ve Kerbelâ olayından (hicri 61) çok önce sünnet olarak tutuluyordu. Hz. Hüseyin’in bu günde şehit edilmesi, Müslümanlar için derin bir acı ve ibret vesilesidir. Ancak orucun sebebi bu olay değil, Hz. Musa’nın kurtuluşuna şükür ve sünnete uymaktır. Ehl-i Beyt’e sevgi, her Müslümanın imanının gereğidir; bu günde onları rahmetle anmak ve dua etmek güzeldir.
Dâvûd orucunda sıra bayram gününe gelirse ne yapılır?
Bayram günlerinde oruç tutulmaz; kişi bayramdan sonra sırayı yeniden başlatır.
Ramazan Bayramı’nın ilk günü ve Kurban Bayramı’nın dört günü, hangi düzende olursa olsun oruç tutmanın yasak olduğu günlerdir. Dâvûd orucu tutan kişi bu günlerde yer, bayram bittikten sonra ilk gün oruçla, ertesi gün iftarla devam eder. Bu günleri telafi etme zorunluluğu yoktur. Kişi yasak günlerde oruç tutmadığı için sevaptan mahrum kalmaz; aksine emre uymuş olur.
Pazartesi orucu eyyâm-ı bîde denk gelirse iki sevap alınır mı?
Evet; birden fazla fazilet sebebi olan bir günde tutulan nafile oruçla, niyet edilen bu faziletlerin hepsine nail olunacağı umulur.
Örneğin hicrî ayın 13. günü pazartesiye denk gelirse, o gün tutulan nafile oruçta hem pazartesi hem eyyâm-ı bîd faziletine niyet edilebilir. Arefe veya Aşure’nin perşembeye rastlaması da böyledir. Nafile ibadetlerde niyetlerin birleştirilmesi âlimlerce caiz görülmüştür; çünkü amaç o günü oruçla geçirmektir. Ancak kaza veya adak gibi borç oruçla nafileyi birleştirmek farklı bir meseledir; borç oruç ayrıca tutulmalıdır.
Aşure günü cumartesiye denk gelirse oruç tutulur mu?
Evet, tutulur. Yalnızca cumartesi gününü oruçla özel kılmanın mekruh olduğunu bildiren rivayet, o günü sırf cumartesi olduğu için oruçla anmakla ilgilidir. Aşure gibi faziletli bir günün cumartesiye denk gelmesi bu kapsama girmez. Ayrıca 9-10 veya 10-11 Muharrem şeklinde iki gün tutulduğunda cumartesi zaten başka bir günle birleştirilmiş olur.
Dâvûd orucunda oruç günü tek başına cumaya veya cumartesiye denk gelirse mekruh olur mu?
Hayır; düzenli bir oruç âdetinin denk geldiği cuma veya cumartesi günü oruç tutmak mekruh değildir.
Cumayı tek başına oruçla özelleştirme yasağı, o günü özel bir oruç günü sayma amacına yöneliktir. Peygamberimiz, kişinin âdet edindiği bir orucun cumaya denk gelmesini bundan istisna etmiştir. Dâvûd orucunda günler sırayla değiştiği için oruç günü bazen tek başına cumaya veya cumartesiye düşer; bu durumda kişi gönül rahatlığıyla orucunu tutar.
Hayırlı bir işi yapmamaya yemin ettim, yeminimi bozmalı mıyım?
Evet, bir iyiliği terk etmeye yönelik yeminde, yemini bozup hayırlı olanı yapmak ve kefaret ödemek tavsiye edilir.
Peygamber Efendimiz, bir şeye yemin eden kişinin başka bir şeyi daha hayırlı görmesi hâlinde hayırlı olanı yapmasını ve yemininin kefaretini ödemesini bildirmiştir. Örneğin “Kardeşimle bir daha konuşmayacağım” diye yemin eden kişi, akrabalık bağını koparmamak için yeminini bozmalı, ardından yemin kefareti ödemelidir. Maddi imkânı yoksa üç gün peş peşe oruç tutar. Kur’an da yeminin iyilik yapmaya engel yapılmamasını öğütler.
Nafile orucun sevabı ölmüş birine bağışlanır mı?
Evet, Ehl-i Sünnet âlimlerinin çoğunluğuna göre tutulan nafile orucun sevabı ölmüş veya yaşayan birine bağışlanabilir.
Hanefî âlimleri, kişinin namaz, oruç, sadaka ve Kur’an okuma gibi ibadetlerinin sevabını başkasına hediye edebileceğini söylemiştir. Oruç tutarken veya tuttuktan sonra “Allah’ım, bu orucun sevabını annemin ruhuna ulaştır” diye dua etmek yeterlidir. Ancak ölenin kaza orucu borcu, başkasının onun yerine oruç tutmasıyla Hanefîlere göre düşmez; bunun için fidye verilir. Sevap bağışlamak, bağışlayanın sevabından da bir şey eksiltmez.
Aşure günü Ramazan kazası tutarsam Aşure sevabı da olur mu?
Aşure günü kaza orucu tutmak caizdir ve kaza borcu ödenmiş olur. Hanefî fıkhında bir günde tek oruç niyeti geçerli olduğundan niyet kaza olarak kabul edilir; bununla birlikte kişinin günün faziletinden pay almasının umulacağını söyleyen âlimler vardır. Kaza borcu olan kişi için Aşure gününü kaza ile değerlendirmek makul bir tercihtir. Borcu olmayan ise doğrudan Aşure orucuna niyet eder.
Dâvûd orucunda gün sırası bozulursa ne olur?
Bir şey olmaz; kişi kaldığı yerden yeniden bir gün tutup bir gün yiyerek devam eder.
Yolculuk, hastalık, davet veya âdet gibi sebeplerle iki gün art arda yenmiş ya da iki gün peş peşe tutulmuş olabilir. Nafile oruçta böyle bir değişiklik kaza veya ceza gerektirmez. Dâvûd orucunun özü, uzun vadede günlerin yarısını oruçla geçirmektir; küçük aksaklıklar bu düzeni bozmaz. Önemli olan, bedeni yormadan ve aile hayatını ihmal etmeden istikrarı korumaktır.
Yemin kefareti orucunu Ramazan kazasıyla aynı gün tutabilir miyim?
Hayır, yemin kefareti orucu ile Ramazan kazası ayrı borçlardır ve aynı günde birlikte tutulamaz.
Her vacip veya farz oruç borcu, kendi niyetiyle ayrı bir günde ödenir. Kişinin hem kaza hem kefaret borcu varsa bunları farklı günlere planlaması gerekir. Hangisinin önce tutulacağı konusunda bir zorunluluk yoktur; ancak yemin kefareti üç gün peş peşe tutulması gerektiğinden, araya kaza orucu sokmadan tamamlanmalıdır. Kaza oruçlarının gelecek Ramazan’dan önce bitirilmeye çalışılması da tavsiye edilir.
Yolculukta nafile oruç tutulur mu?
Evet, yolcu nafile oruç tutabilir; zorlanırsa tutmaması daha uygundur.
Sefer (yolculuk) Ramazan orucunu erteleme ruhsatı veren bir özürdür; ancak dileyen yolcu oruç tutabilir. Nafile oruç için de aynı durum geçerlidir. Peygamberimiz ve ashabı yolculukta bazen oruç tutmuş, bazen tutmamıştır. Yolculukta orucun kişiyi aşırı zorlaması hâlinde Peygamberimiz, “yolculukta oruç tutmak iyilikten değildir” buyurmuştur. Hanefîlere göre yolculukta başladığı nafile orucu bozan kişi de kaza eder.
Aşure tatlısı dağıtmak sadaka yerine geçer mi?
Evet, Allah rızası için komşulara, yoksullara ve tanıdıklara yiyecek ikram etmek sadaka sevabı kazandırır. Hz. Peygamber, yemek pişirildiğinde suyunun biraz fazla konulup komşulara da ikram edilmesini tavsiye etmiştir. Ancak aşure dağıtmak fitre, zekât veya fidye gibi mali yükümlülüklerin yerine geçmez. Ayrıca gösteriş ve israftan kaçınmak, ihtiyaç sahiplerini de gözetmek gerekir.
Dâvûd orucu tutarken eşin ve ailenin hakkı nasıl gözetilmeli?
Nafile oruç, eşin ve ailenin haklarını ihmal etmeye sebep olmamalıdır.
Selmân-ı Fârisî, sürekli oruç tutup geceleri namazla geçiren Ebu’d-Derdâ’ya Rabbinin, nefsinin ve ailesinin onun üzerinde hakkı olduğunu, her hak sahibine hakkını vermesini söylemiş; Peygamberimiz de “Selmân doğru söyledi” buyurmuştur. Dâvûd orucu tutan kişi eşiyle istişare etmeli, aile sofrasına, çocuklarının ihtiyaçlarına ve eşinin haklarına özen göstermelidir. Kadının nafile oruçta eşinin rızasını gözetmesi de sünnette yer alır.
Nafile oruçtayken âdet başlarsa kaza gerekir mi?
Hanefî mezhebine göre evet; nafile oruç esnasında âdet başlarsa oruç bozulur ve o günün kazası gerekir.
Hanefîler, başlanan nafile orucun kendi isteği dışında bozulmasını da kazayı gerektiren bir durum olarak görür. Bu yüzden oruçlu iken âdet (hayız) veya lohusalık kanı gelen kadın, temizlendikten sonra o günü kaza eder. Kadın bu durumdan dolayı günahkâr değildir. Şâfiî mezhebinde ise nafile oruç bozulunca kaza gerekmez, kaza etmek müstehaptır. Âdet hâlinde oruç tutulmaz; ancak dua, zikir ve tesbih ile gün değerlendirilebilir.
Zıhar kefareti orucu nedir?
Zıhar kefareti, eşini annesi gibi haram kılan sözü söyleyen kocanın, eşiyle yeniden birlikte olmadan önce yerine getirmesi gereken kefarettir; oruçla ödenirse iki ay peş peşe tutulur.
Cahiliye döneminde “Sen bana annemin sırtı gibisin” sözü boşama sayılırdı. İslâm bunu boşama olmaktan çıkarmış, ancak çirkin bir söz olduğu için kefarete bağlamıştır. Kur’an’a göre kefaret sırasıyla köle azat etmek, buna imkân yoksa iki ay peş peşe oruç tutmak, buna da gücü yetmezse altmış fakiri doyurmaktır. Aile ile ilgili bu konularda müftülükten bilgi alınması uygun olur.