Ramazan ve Ahlak
Gıybet, öfke, cömertlik, kul hakkı ve Ramazan ahlakı. 351 soru ve cevap.
Ramazan ve Ahlak
Ramazan ve ahlak konusu, orucun yalnızca yeme içmeden değil; yalan, gıybet, öfke, kötü söz ve kul hakkı gibi bütün kötülüklerden uzak durmayı gerektirdiğini ve bu ayın güzel ahlakı kazanmak için bir okul olduğunu ele alır. Oruç bedenle birlikte dil, göz, kulak ve kalbin de tuttuğu bir ibadettir.
Peygamber Efendimiz, yalan sözü ve yalanla iş görmeyi bırakmayan kimsenin yemesini içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı olmadığını bildirmiştir (Buhârî). Yine oruçlunun kötü söz söylememesini, bağırıp çağırmamasını; biri kendisine sataşırsa "Ben oruçluyum" demesini tavsiye etmiştir (Buhârî; Müslim). Nice oruç tutanın orucundan payına sadece açlık ve susuzluk düştüğü uyarısı da aynı gerçeğe işaret eder.
Gıybet, Kur'an'da ölü kardeşinin etini yemeye benzetilmiştir (Hucurât Suresi 49/12). Oruçlu iken gıybet etmek orucu fıkhen bozmasa da sevabını büyük ölçüde azaltır. Peygamber Efendimiz insanların en cömerdiydi ve Ramazan'da cömertliği daha da artardı (Buhârî). Bu nedenle Ramazan; sadaka, iftar ettirme, akraba ziyareti ve affetme gibi güzel davranışların çoğaldığı bir aydır.
Kul hakkı, tövbeyle bile hak sahibi helal etmedikçe düşmeyen bir sorumluluktur. Ramazan, borçları ödemek, hakkı geçenlerle helalleşmek için güzel bir fırsattır. Bu bölümde oruç ve ahlak ilişkisine dair soruların cevaplarını bulabilirsiniz. Ramazan'da kazanılan sabır, öfkeyi yenme ve cömertlik gibi güzel huyların Ramazan sonrasında da sürdürülmesi asıl hedeftir. Trafikte, iş yerinde ve evde oruçlu olmayı sabırsızlık için bahane etmemek gerekir. Oruçlu kişinin çevresine karşı daha nazik, daha anlayışlı ve daha yardımsever olması, orucun ahlaka yansıyan en güzel meyvesidir ve ibadetin gerçek amacına ulaştığını gösterir.
- Oruç, dil ve kalbin de oruç tutmasını gerektirir.
- Yalan ve gıybet orucun sevabını azaltır.
- Ramazan cömertliğin arttığı aydır.
- Kul hakkı için helalleşmek gerekir.
Sık Sorulan Sorular
Güzel söz söylemek de sadaka sayılır mı?
Evet, Peygamberimiz güzel sözün sadaka olduğunu bildirmiştir. Kur’an da güzel bir söz ve bağışlamanın, arkasından eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlı olduğunu söyler. Bir selam, bir teşekkür, yorgun bir oruçluya söylenen teselli sözü, hastaya moral vermek, küçüklere iltifat etmek bu kapsamdadır. Maddi imkânı olmayan kişi de dilini güzel kullanarak Ramazan’ın sadaka sevabından pay alabilir.
İftara gittiğim evde gece kalıp sahura kalmak doğru mu?
Ev sahibi içtenlikle teklif ederse kalmakta sakınca yoktur; kendiliğinden kalmayı istemek ise ev sahibini zor durumda bırakabilir. Gece kalmak; yatak, banyo, sahur hazırlığı ve ailenin mahremiyeti bakımından ek bir yük demektir. Uzak yoldan gelen, geç saatte dönmesi güvenli olmayan veya yaşlı misafirler için kalmak makul bir ihtiyaçtır. Kalınacaksa ailenin uyku ve sahur düzenine uymak, sahur hazırlığında yardım etmek, sabah erken saatte gürültü yapmamak misafirliğin gereğidir. Ev sahibinin teklifini kabul ederken “Size zahmet olmayacaksa” diyerek gönlünü yoklamak incelik sayılır.
Kiracı ile ev sahibi arasında kul hakkı nasıl oluşur?
Kira sözleşmesi iki tarafa da haklar ve yükümlülükler getirir. Kiracının kirayı zamanında ödememesi, eve kusurla zarar vermesi veya çıkarken zararı gizlemesi kul hakkıdır. Ev sahibinin depozitoyu haksız yere iade etmemesi, sözleşmeye aykırı artış yapması veya kiracıyı baskıyla çıkarmaya çalışması da kul hakkıdır. Kur’an akitlere bağlı kalmayı emreder. Taraflar anlaşmazlık durumunda adil bir çözüm aramalı, gerekiyorsa hukuki yola başvurmalıdır.
Camiden çıkarken yanlışlıkla başkasının ayakkabısını giydiysem ne yapmalıyım?
Fark edilir edilmez ayakkabı aynı camiye geri götürülmeli ve kendi ayakkabısı aranmalıdır. Sahibini bulmak için cami görevlisine bilgi verilebilir. Kendi ayakkabısı kaybolmuş olsa bile, bulduğu ayakkabıyı kendi yerine sayması doğru değildir; çünkü o ayakkabının sahibi başka biri olabilir. Sahibine hiçbir şekilde ulaşılamazsa, bulunan mal hükümleri uygulanır ve bedeli sadaka olarak verilir. Teravih ve bayram gibi kalabalık zamanlarda bu dikkat daha da önem kazanır.
Doktor, avukat veya ustanın ihtiyaç sahibine ücretsiz hizmet vermesi sadaka mı?
Evet, kişinin mesleki bilgi ve emeğini karşılıksız paylaşması güzel bir sadakadır. Hadislerde bir kişinin binitine binmesine yardım etmek, yükünü kaldırmak gibi bedenî yardımlar bile sadaka sayılır; uzmanlık gerektiren bir hizmet haydi haydi öyledir. Muayene, hukuki danışmanlık, evin tamiri veya özel ders gibi hizmetleri ücret alamayacak kişilere bağışlamak, onların büyük bir yükünü kaldırır. Bu hizmet zekât yerine sayılmaz; çünkü zekâtta malın fakire temliki gerekir. Hizmet verilirken kişinin onurunu korumak ve mahremiyete saygı göstermek de ayrıca önemlidir.
İftar davetine icabet ederek ev sahibine sevap kazandırmış olur muyum?
Evet, bir bakıma öyle; davete icabet etmek, ev sahibinin iftar ettirme sevabına vesile olmaktır. Hz. Peygamber, oruçluya iftar ettirene, oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin onun kadar sevap verileceğini bildirmiştir. Ayrıca davete icabet, müminin mümin üzerindeki haklarından sayılmıştır. Böylece misafir hem sünneti yerine getirmiş hem de ev sahibinin sevap kazanmasına katkıda bulunmuş olur. Bu güzelliği tamamlamak için sofradan kalkarken, Hz. Peygamber’in öğrettiği şekilde “Yanınızda oruçlular iftar etsin, yemeğinizi iyiler yesin, melekler size dua etsin” diyerek ev sahibine dua etmek sünnettir.
Kadir gecesi camide dua ederken sesli ağlamak ayıp mı?
Allah korkusu ve samimi bir duygu ile gözyaşı dökmek övülmüştür, ayıp değildir. Peygamberimiz namazda ve Kur’an dinlerken ağlar, göğsünden kaynayan bir tencere gibi ses gelirdi. Hadiste, yalnızken Allah’ı anıp gözyaşı döken kişinin kıyamette gölgelenecekler arasında olduğu bildirilir. Bununla birlikte bağırarak, yüksek sesle hıçkırarak veya gösteriş amacıyla ağlamak hem çevredekileri rahatsız eder hem de ihlası zedeler. Namazda dünyevî bir acı için sesli ağlamak ise Hanefîlere göre namazı bozar.
Öfkeli birini nasıl yatıştırabilirim?
En önemlisi, onun öfkesine öfkeyle karşılık vermemektir. Sakin ve alçak bir sesle konuşmak, o anda tartışmayı sürdürmemek, haklı olduğu noktayı kabul etmek ve ona su ikram etmek (oruçlu değilse) gerilimi düşürür. Peygamberimiz, öfkeli bir adama “Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm” demesinin öfkesini gidereceğini söylemiştir; bunu nazikçe hatırlatmak faydalı olabilir. Kavgada taraf tutmak yerine barıştırıcı olmak büyük sevaptır.
Peygamberimizin evinde günlerce ocak yanmadığı doğru mu?
Evet, Hz. Âişe’den gelen sahih rivayetlere göre Peygamberimizin evinde bazen iki ay boyunca yemek pişirmek için ateş yakılmadığı olurdu.
Buhârî ve Müslim’deki bu rivayette Hz. Âişe, o dönemlerde hurma ve suyla geçindiklerini anlatır. Bu durum Peygamberimizin mecburiyetten olduğu kadar tercih ettiği sade yaşamı da yansıtır; eline geçeni çoğu zaman hemen dağıtırdı. Bu örnek, herkesin aynı sıkıntıyı yaşamasını istemek anlamına gelmez; ama ihtiyaçtan fazlasını biriktirmek ve tüketmek yerine sade yaşamanın ve paylaşmanın değerini hatırlatır. Ramazan sofralarımızı bu sadelikle kıyaslamak israfa karşı güçlü bir hatırlatmadır.
Camide tesbih çekerken tesbih tanelerinin sesini çıkarmak rahatsızlık verir mi?
Az ve doğal bir ses sorun değildir; ancak taneleri sert şekilde çarparak veya elinde sallayarak sürekli ses çıkarmak yanındakilerin huşûsunu bozabilir. Zikir kalple ve dille yapılan bir ibadettir; tesbih sadece saymayı kolaylaştıran bir araçtır. Peygamberimizin parmaklarıyla tesbih çektiği ve parmakların kıyamette şahitlik edeceğini bildirdiği rivayet edilir. Ramazan’da kalabalık camide, özellikle namaz kılanların yanında tesbih çekerken yavaş olmak veya parmakla saymak incelik olur.
Eşim evin ihtiyaçları konusunda cimri davranıyor; ne yapabilirim?
Önce konuşarak çözmek, gerekirse aile büyüklerinden veya uzmanlardan destek almak gerekir. Ailenin makul ihtiyaçlarını karşılamak kocanın dinî bir yükümlülüğüdür. Buhârî ve Müslim’de, Ebû Süfyân’ın eşi Hind’in kocasının kendisine ve çocuklarına yetecek kadar vermediğini söylemesi üzerine Hz. Peygamber’in “Sana ve çocuğuna yetecek kadarını örfe uygun şekilde al” buyurduğu anlatılır. Âlimler bu izni zorunlu nafaka ile sınırlı tutar; lüks harcamalar veya başkalarına bağış bu kapsamda değildir. Kişisel durumunuz için müftülükten veya Alo 190’dan görüş almanız, ciddi sorunlarda aile danışmanlığına başvurmanız uygun olur.
İftar davetine gittiğim evde köpek beslendiğini görürsem yemek yiyebilir miyim?
Evet, yiyebilirsiniz; evde köpek bulunması ikram edilen yemeği haram yapmaz. Hanefî mezhebine göre köpeğin bedeni necis değildir; salyası ise necistir. Bu nedenle köpeğin yalamadığı kap ve yiyeceklerde sakınca yoktur. Şâfiî mezhebinde köpek bütünüyle necis kabul edildiğinden bu mezhebi takip edenler daha dikkatli davranır. Köpeğin eve girmesinin meleklerin girmesine engel olduğu yönündeki hadis, koruma ve av gibi ihtiyaç dışındaki durumlarla ilgilidir; bu, misafirin davete icabetine engel değildir. Namaz kılacağınız yerin temizliğinden emin olmak için ev sahibinden temiz bir seccade isteyebilirsiniz.
Kul hakkı için dua etmek onu affettirir mi?
Dua tek başına maddi bir borcu ödemenin yerini tutmaz; imkân varsa hak iade edilmelidir. Ancak hak sahibine ulaşılamayan, özellikle manevi haklarda, o kişi için dua ve istiğfar etmek âlimlerin tavsiye ettiği bir telafi yoludur. Bazı âlimler, samimi tövbe eden kulun hak sahiplerini Allah’ın ahirette kendi lütfuyla razı edeceğini ümit etmişlerdir. Bu sebeple hem imkân nispetinde hakları ödemek hem de hak sahipleri için dua etmek birlikte yürütülmelidir.
Öfkemi hiç kontrol edemiyorum, dua yeter mi yoksa destek almalı mıyım?
Dua ve ibadet çok değerlidir, ama öfke sık sık kontrolden çıkıyor, çevrenize zarar veriyor veya şiddete dönüşüyorsa bir ruh sağlığı uzmanından destek almak da gereklidir. Bu, dinen de uygun bir tedbirdir; Peygamberimiz tedavi olmayı tavsiye etmiştir. Uykusuzluk, depresyon, kaygı veya bazı sağlık sorunları öfkeyi artırabilir. Sünnetteki öfke tavsiyeleriyle birlikte uzman yardımı almak ve gerekirse aile danışmanlığına başvurmak en sağlıklı yoldur.
Yemeği beğenmeyip kenara itmek dinen uygun mu?
Hayır, yemeği ayıplamak ve hor görmek sünnete aykırıdır; Peygamberimiz hiçbir yemeği ayıplamazdı.
Buhârî ve Müslim’in rivayetine göre Resûlullah bir yemeği beğenirse yer, beğenmezse sessizce bırakırdı. Yani kişi sevmediği bir yemeği yemeye zorlanmaz, ancak onu kötüleyerek hazırlayanı kırmamalı ve nimeti küçümsememelidir. İftar sofrasında emek vererek yemek hazırlayan aile bireylerine teşekkür etmek, beğenmediği yemeği başkasının yiyebileceğini düşünüp tabağına almamak bu sünnetin pratik uygulamasıdır. Böylece hem israf önlenir hem de gönül kırılmaz.
“Hayırda israf olmaz” sözü hadis mi?
Hayır, bu söz sahih bir hadis olarak bilinmez; selef âlimlerinden nakledilen bir hikmetli sözdür.
Sözün anlamı, Allah rızası için yapılan hayırda cömertliğin kötülenmeyeceğidir. Bununla birlikte Kur’an, infakta bile ölçüyü gözetmeyi öğütler: “Elini boynuna bağlama, büsbütün de açıp saçma” buyrulur. Peygamberimiz de ailesini muhtaç bırakacak şekilde bütün malını sadaka olarak vermek isteyen sahabeyi üçte birle sınırlamıştır (Buhârî, Vesâyâ). Ayrıca hayır işlerinde de yanlış planlama, gereksiz harcama ve bağış paralarının verimsiz kullanımı israf olabilir. Yani söz, cömertliği teşvik eder ama sorumsuzluğa izin vermez.
Allah’ın verdiği nimeti anlatmak ile gösteriş yapmak arasında fark var mı?
Evet, fark niyet ve üsluptadır. Duhâ Suresi’nde “Rabbinin nimetini anlat” buyrulur; buna “tahdîs-i nimet” denir. Kişinin nimetleri Allah’tan bildiğini dile getirmesi, şükrünü ifade etmesi ve bu nimetlerin eserini hayatında göstermesi övülmüştür. Hadiste de Allah’ın, verdiği nimetin eserini kulunun üzerinde görmekten hoşlandığı bildirilir. Gösteriş (riya) ise nimeti veya iyiliği övülmek, üstün görünmek ve başkalarını küçük düşürmek için sergilemektir. Ramazan’da bol sofraları ve harcamaları sosyal medyada sergilemek, ihtiyaç içindeki insanları incitebileceği için dikkat isteyen bir konudur.
Belediye, dernek veya kurumların resmî iftar davetlerine katılmak uygun mu?
Evet, katılmakta genel olarak sakınca yoktur. Kurumsal iftarlar, toplumun farklı kesimlerini bir araya getiren, dayanışmayı güçlendiren buluşmalar olabilir. Ancak şu hususlara dikkat etmek gerekir:
- Yemeklerin helal olması ve ortamda içki bulunmaması.
- Davetin gösteriş, reklam veya siyasi propaganda gölgesinde kalmaması.
- Akşam namazının vaktinde kılınabilmesi.
- Kamu görevlileri için davetin çıkar ilişkisi veya rüşvet şüphesi doğurmaması.
Bu şartlar sağlandığında davete katılmak, hem sosyal ilişkileri güçlendirir hem de iftarın bereketine ortak olmayı sağlar.
Dilimi kötü sözden korumak için okuyabileceğim bir dua var mı?
Evet, Kur’an’da Hz. Mûsâ’nın duası bu niyetle okunabilir: “Rabbim, göğsümü aç, işimi kolaylaştır, dilimden düğümü çöz ki sözümü anlasınlar.” Ayrıca Peygamberimizin dualarında Allah’tan doğru söz söyleyen bir dil ve selim bir kalp istediği rivayet edilir. Bu duaları okurken asıl olan, niyeti eylemle desteklemektir: konuşmadan önce düşünmek, gıybet meclislerinden uzak durmak ve dili zikirle meşgul etmek.
Ramazan öncesi cami temizliğine gönüllü katılmanın sevabı var mı?
Evet, camiyi temizlemek ve bakımına katkı sağlamak büyük bir sevaptır. Kur’an, Allah’ın mescitlerini imar edenlerin iman edenler olduğunu bildirir; imar hem bina hem bakım hem de ibadetle doldurmayı kapsar. Peygamberimiz mescidi temizleyen bir kadın vefat ettiğinde, haber verilmediği için üzülmüş ve kabrine giderek cenaze namazını kılmıştır. Ramazan öncesinde halı süpürmek, mushafları düzenlemek, şadırvanı temizlemek gibi işlere cami görevlisiyle koordineli şekilde katılmak güzel bir hazırlıktır.
Üzerinde kul hakkı olan kişinin namazı ve orucu kabul olur mu?
Fıkhen namaz ve oruç sahihtir; kul hakkı ibadetlerin geçerliliğini ortadan kaldırmaz ve kaza gerekmez. Ancak kabul, Allah’ın takdirindedir ve haksızlığa devam etmek ibadetlerin manevi değerini ciddi biçimde azaltır. Müflis hadisi, kul hakkının ahirette sevaplardan ödeneceğini bildirir; yani ibadetler hak sahiplerine gidebilir. Bu nedenle kişi ibadetlerini sürdürmeli, ama hakları ödemeyi ertelememelidir. İbadeti bırakmak, kul hakkı sorununu çözmez; ikisi birlikte düzeltilmelidir.
Bir akrabamın iftarına davet edilmediğim için kırılıp küsmek doğru mu?
Kırılmak insani bir duygudur; ancak bunu küslüğe dönüştürmek doğru değildir. Ev sahibinin yer, bütçe, sağlık veya kalabalık gibi bilmediğiniz sebepleri olabilir. Kur’an, müminlere hüsn-i zan beslemeyi ve kusurları bağışlamayı öğütler. Hz. Peygamber de üç günden fazla küs durmayı yasaklamış, ilişkisini kesen akrabaya yakınlık göstermeyi gerçek sıla-i rahim olarak tanıtmıştır. Böyle durumlarda en güzeli, kırgınlığı büyütmeden o kişiyi kendiniz iftara davet etmektir. Gerekirse sakin bir dille duygularınızı paylaşmak, dedikoduya ve sitem dolu sözlere dönüşmekten çok daha sağlıklıdır.
Kıskandığım veya aramın bozuk olduğu birine iyilik yapmak kalbimi düzeltir mi?
Evet, bu, Kur’an’ın tavsiye ettiği etkili bir yoldur. Fussilet Suresi’nde “Kötülüğü en güzel şekilde sav; o zaman bir de bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kişi sanki sıcak bir dost olmuştur” buyrulur. Kıskançlık ve kırgınlık duygusuna karşı o kişiye bir hediye göndermek, bir iyiliğini yapmak veya onun için dua etmek hem karşı tarafın gönlünü yumuşatır hem de insanın kendi kalbini arındırır. Ramazan’ın paylaşma atmosferi bunun için uygun bir zamandır. Bu, haksızlığa rıza göstermek değil, kalbi kinden kurtarmak için atılan bir adımdır.
Oruçluyken dili korumanın pratik yolları nelerdir?
Dili korumanın en etkili yolu onu boş bırakmamaktır. Bazı pratik öneriler:
- Günün belli vakitlerinde tesbih, tekbir, salavat ve istiğfarla meşgul olmak,
- Gıybet başlayan ortamlarda konuyu değiştirmek,
- Sosyal medyada yorum yazmadan önce bir süre beklemek,
- Öfkeli anlarda susup karar vermemek,
- Gün sonunda söylenenleri kısaca muhasebe etmek.
Peygamberimiz, dilin Allah’ın zikriyle ıslak kalmasını tavsiye etmiştir.
Ramazan kul haklarını ödemek için neden iyi bir fırsattır?
Ramazan, nefsin terbiye edildiği, gönüllerin yumuşadığı ve insanların birbirine daha yakın olduğu bir aydır. Oruç, helal olanlardan bile uzak durmayı öğretirken, başkasının hakkına dokunmamanın bilincini de güçlendirir. İftar davetleri, bayramlaşma ve Kadir gecesi gibi vesileler, küslükleri gidermek ve helallik istemek için doğal ortamlar oluşturur. Kişi bu ayda borçlarının, ödünç eşyalarının ve kırdığı gönüllerin bir listesini çıkarıp adım adım helalleşmeye başlayabilir.
Tekâsür Suresi’ndeki “nimetlerden sorulacaksınız” ayeti israfla ilgili mi?
Evet, müfessirler bu ayeti yiyecek, içecek, sağlık ve güven gibi bütün nimetlerin şükrünün sorulacağı şeklinde açıklar; israf da bu sorgunun kapsamındadır.
Tekâsür Suresi çoğalma ve biriktirme yarışının insanı oyaladığını hatırlatır ve “Sonra o gün nimetlerden elbette sorguya çekileceksiniz” ayetiyle biter. Müslim’deki bir rivayette Peygamberimiz, açlıkla evden çıkıp bir sahabenin ikram ettiği hurma, et ve suyu yedikten sonra bu ayeti hatırlatarak bu nimetlerden de sorulacağını bildirmiştir. Bu, sade bir sofranın bile şükür gerektirdiğini gösterir. Nimeti israf etmek bu şükrün tam zıddıdır.
Teraviha gelirken köpeği veya kediyi cami içine almak uygun mu?
Hayır, evcil hayvanları cami içine almak uygun değildir. Cami namaz kılınan, temizliğine özen gösterilen bir yerdir; hayvanların tüyü, salyası veya pisliği halıyı kirletebilir ve cemaati rahatsız eder. Hanefîlere göre köpeğin salyası necistir. Kedinin salyası ise necis sayılmaz; yine de cami içine getirilmesi adaba uygun düşmez. Rehber köpekle gelen görme engelli bir kişi için ise cami yönetiminin uygun bir düzenleme yapması ve köpeğin avluda veya giriş bölümünde bekletilmesi tavsiye edilir.
Gıybetin bir kefareti var mı?
Oruç veya yemin kefareti gibi fıkhen belirlenmiş bir kefareti yoktur; gıybetin telafisi tövbe ve helalliktir. Halk arasında “Gıybetin kefareti, gıybet ettiğin kişi için istiğfar etmektir” diye bilinen rivayet vardır; hadis âlimleri bu rivayetin senedini zayıf bulmuştur. Bununla birlikte, helallik isteme imkânı olmadığında gıybet edilen kişi için dua ve istiğfar etmek, iyiliğini anmak âlimlerin tavsiye ettiği güzel bir telafi yoludur.
Haber vermeden birinin evine iftar vaktinde misafir olarak gitmek uygun mu?
Uygun değildir; özellikle iftar vakti gibi ev sahibinin hazırlık yaptığı bir saatte habersiz gitmek onu zor durumda bırakabilir. Kur’an, Hz. Peygamber’in evine yemek vakti gözetilerek davetsiz gelinmemesini, davet edilince gidilmesini öğütler. Bu ayet, yemek saatinde habersiz ziyaretin ev sahibine sıkıntı verebileceğine işaret eder. Ev sahibi yemeği aile sayısına göre hazırlamış olabilir veya o akşam başka bir planı bulunabilir. Çok yakın akrabalar ve teklifsiz dostlar arasında örf farklı olabilir; yine de kısa bir telefonla haber vermek her durumda daha nazik bir yoldur.
İyiliğimi sürekli istismar edenlere yardım etmeye devam etmeli miyim?
Cömertlik, akıl ve basiretle birlikte yaşanmalıdır; bilerek istismara zemin hazırlamak gerekmez. Hz. Peygamber “Mümin aynı delikten iki defa sokulmaz” buyurmuştur. Yardımın gerçekten ihtiyaç sahibine ulaşması, kişiyi tembelliğe veya kötü alışkanlıklara teşvik etmemesi önemlidir. Bu durumda yardımın şeklini değiştirmek, parayı doğrudan vermek yerine ihtiyacı bizzat karşılamak veya o kişiyi iş bulmaya, kendi ayakları üzerinde durmaya yönlendirmek daha faydalı olabilir. Kırıcı olmadan sınır koymak cimrilik değildir; yardımın yerini bulmasını sağlamak da bir sorumluluktur.
Kadir gecesi cami dolunca avluda ve kaldırımda saf tutmak caiz mi?
Evet, cami içi dolduğunda avluda ve camiye bitişik alanlarda saf tutarak imama uymak caizdir; yeter ki imamın hareketleri görülsün veya hoparlörden duyulsun ve saflar arasında yol ya da geniş boşluk bulunmasın. Hanefîlere göre imamla cemaat arasında araçların geçtiği bir yol olursa uyma sahih olmaz. Kaldırımı ve yolu tamamen kapatmak ise yayaların ve araçların hakkına dokunur. Bu nedenle cami görevlilerinin ve güvenlik görevlilerinin yönlendirmelerine uymak gerekir.
Sigara izmaritini yere atmak günah mı?
Evet, izmariti sokağa, sahile veya doğaya atmak çevreyi kirletmek ve başkalarına eziyet vermek olduğu için günahtır.
İzmaritler küçük görünse de içindeki zehirli maddeler toprağa ve suya karışır, yıllarca doğada kalır ve orman yangınlarına bile sebep olabilir. Ramazan’da iftardan hemen sonra sigara içenlerin sayısı artar ve cami önleri, parklar izmaritle dolar. Ortak alanları temiz tutmak bir sorumluluktur. Sigaranın kendisi de sağlığa zararı sebebiyle Diyanet tarafından en azından mekruh ve zararlı kabul edilir; Ramazan bu alışkanlığı bırakmak için değerlendirilebilecek bir fırsattır. Bırakmak isteyenler sağlık kuruluşlarının destek hatlarından yardım alabilir.
Üzerimdeki kul haklarını nasıl tespit edebilirim?
Sakin bir zamanda geçmişi dürüstçe gözden geçirmek ve bir liste çıkarmak faydalıdır. Maddi haklar (ödenmemiş borçlar, ödünç eşyalar, izinsiz kullanılan mallar, verilmemiş ücretler) ile manevi haklar (kırılan gönüller, gıybet, iftira, haksız davranışlar) ayrı ayrı yazılabilir. Aile, iş, komşuluk, ticaret ve dijital ortam gibi alanlar tek tek düşünülür. Sonra en kolay ödenebilecek olanlardan başlanarak takvim belirlenir. Hz. Ömer’e nispet edilen “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin” sözü bu anlayışı özetler.
Bozulan eşyayı tamir ettirmek yerine hemen yenisini almak israf mı?
Makul bir maliyetle tamir edilebilecek bir eşyayı sırf yenilik isteğiyle atmak israfa girebilir; tamiri mümkün değilse veya çok pahalıysa yenisini almak israf değildir.
Peygamberimiz kendi ayakkabısını tamir eder, elbisesini yamardı; bu rivayet Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde ve Buhârî’nin el-Edebü’l-Müfred’inde geçer. Günümüzde elektronik atıklar en hızlı artan çevre sorunlarındandır. Tamir, eşyanın ömrünü uzatarak hem aile bütçesini hem de kaynakları korur. Artık kullanmayacağınız ama çalışan eşyaları ihtiyaç sahiplerine vermek veya geri dönüşüm noktalarına bırakmak da nimeti değerlendirmenin yollarıdır.
Kapıya gelip isteyen birine verecek bir şeyim yoksa ne yapmalıyım?
Onu azarlamadan, gönlünü kırmadan güzel bir sözle uğurlamalısınız. Duhâ Suresi’nde “Sakın isteyeni azarlama” buyrulur. İsrâ Suresi’nde de verecek bir şey bulamayıp yüz çevirmek zorunda kalındığında, onlara “yumuşak bir söz” söylenmesi emredilir. “Şu an imkânım yok, Allah yardımcın olsun” gibi bir cümle, sert bir retten çok daha değerlidir. Kişinin ihtiyacından emin değilseniz, bir tas çorba veya kuru gıda gibi doğrudan ihtiyacı karşılayacak bir şey vermek ya da onu ilgili yardım kurumlarına yönlendirmek de iyi bir yoldur.
Müslüman bir ev sahibinin iftarında yemeğin helal olup olmadığından şüphelenirsem ne yapmalıyım?
Açık bir delil yoksa Müslüman’ın ikramını sorgulamadan yemek esastır. Sahabeden bazıları Hz. Peygamber’e, yeni Müslüman olmuş kişilerin getirdiği etlerin besmeleyle kesilip kesilmediğini bilmediklerini söylemiş; o da “Siz besmele çekin ve yiyin” buyurmuştur. Bu hadis, Müslüman’ın durumunun güvenilirlik üzere olduğunu ve vesvese derecesindeki şüphelerle ev sahibinin itham edilmemesi gerektiğini gösterir. Ancak yemekte domuz ürünü veya alkol bulunduğunu kesin olarak biliyorsanız, kibarca yememeniz gerekir. Sadece belirli bir malzemeden emin değilseniz, ev sahibini kırmayacak bir üslupla sormakta sakınca yoktur.
Ramazan’da camiyi ziyarete gelen turistlere nasıl davranılmalı?
Güler yüz ve misafirperverlikle davranılmalıdır. Peygamberimiz farklı inançlardan gelen heyetleri Medine’de ağırlamış, onlarla nezaketle konuşmuştur. Namaz vakitleri dışında ziyarete gelen turistlere kıyafet, ayakkabı ve fotoğraf kuralları nazikçe anlatılabilir; bu, İslam’ı güzel tanıtmak için bir fırsattır. Namaz sırasında ise ziyaretçilerin cemaatin önünden geçmemesi ve sessiz olması için yönlendirme yapılmalıdır. Onları azarlamak veya küçümsemek, camiye ve Müslümanlara dair olumsuz izlenim bırakır.
Ramazan’da siyasi tartışmalara girmek orucun sevabını azaltır mı?
Fikir beyan etmek günah değildir; ama tartışma hakarete, gıybete, iftiraya veya düşmanlığa dönüşürse orucun sevabını zedeler. Siyasi konular, insanların kolayca öfkelendiği, karşı tarafı yaftaladığı alanlardır. Oruçlu, farklı görüşteki kişiye de saygılı davranmalı, doğrulanmamış iddiaları yaymamalı, kişilerin şahsiyetine saldırmamalıdır. Aile ve akraba arasında Ramazan sofralarını bu tür tartışmalardan uzak tutmak gönülleri birleştirir.
Vefat eden annemin veya babamın kul hakkını ben ödeyebilir miyim?
Evet. Vefat eden kişinin bilinen borçları öncelikle bıraktığı mirastan ödenir. Miras yetmezse veya hiç yoksa, çocuklarının ya da yakınlarının kendi mallarından gönüllü olarak ödemesi geçerlidir ve ölen kişi bu yükten kurtulur. Peygamberimiz, ölen bir sahabinin borcunu üstlenen kişiye ödeme yapınca “Şimdi onun teni serinledi” demiştir. Bilinmeyen manevi haklar için de anne babaya dua, istiğfar ve onlar adına sadaka ile iyiliğe devam edilir.
Bir amaç için toplanan bağışı başka yere harcamak kul hakkı mı?
Evet. Cami, hasta, iftar veya bir aile için toplanan bağış, bağışçıların belirlediği amaca harcanmak üzere verilmiş bir emanettir. Bunu bağışçıların izni olmadan başka yere harcamak, hatta başka bir hayra bile olsa, emanete hıyanet sayılır. Toplanan miktar ihtiyaçtan fazla çıkarsa bağışçılara bilgi verilip izin alınmalıdır. Bağış toplayan kişinin şeffaf davranması ve hesap vermesi, hem kul hakkından korunmak hem de güveni sağlamak için önemlidir.
Hz. İbrahim’in misafirperverliği Kur’an’da nasıl anlatılır?
Hz. İbrahim, Kur’an’da misafirine hemen ve cömertçe ikram eden bir örnek olarak anlatılır. Zâriyât Suresi’nde, tanımadığı misafirler gelince selamlarını aldığı, onları kimseye hissettirmeden ailesinin yanına gidip semiz bir buzağı getirdiği ve önlerine koyarak “Yemez misiniz?” diye nezaketle ikram ettiği anlatılır. Hûd Suresi’nde de misafirlerine kızartılmış buzağı getirmekte gecikmediği vurgulanır. Bu kıssa misafiri bekletmemek, ona elinin en iyisini sunmak ve ikramı nazik bir dille yapmak gibi incelikler öğretir. İslam geleneğinde Hz. İbrahim bu yüzden “misafirperverlerin babası” diye anılır.
Kullanılmış kızartma yağını lavaboya dökmek günah mı?
Evet, bilerek suları kirletecek şekilde atık yağı lavaboya dökmek çevreye ve başkalarına zarar verdiği için sakıncalıdır.
Ramazan’da iftar sofraları için yapılan kızartmalar sonrası çok miktarda atık yağ oluşur. Lavaboya dökülen yağ boruları tıkar, arıtma tesislerini zorlar ve çok miktarda suyu kirletir. İslâm, insanların yararlandığı suların kirletilmesini yasaklar ve zarar vermeyi kesin olarak reddeder. Atık yağı soğuttuktan sonra bir şişede biriktirip belediyelerin veya marketlerin toplama noktalarına vermek hem kolay hem de sevap kazandıran bir davranıştır. Kızartmayı azaltmak ise hem sağlık hem çevre için ayrıca faydalıdır.
Ramazan’da kazandığım dil disiplinini bayramdan sonra nasıl sürdürebilirim?
Ramazan’da edinilen alışkanlığı sürdürmenin yolu küçük ama devamlı adımlardır. Peygamberimiz, Allah katında amellerin en sevimlisinin az da olsa devamlı olanı olduğunu bildirmiştir. Haftada bir gün nafile oruç tutmak, gıybet edilmeyen bir sohbet düzeni kurmak, her akşam kısa bir muhasebe yapmak ve dili zikirle meşgul etmeye devam etmek faydalıdır. Ramazan bir kamp gibidir; asıl başarı, orada öğrenileni yıl boyunca yaşamaktır.
Ramazan’da kurulan iftar çadırında cemaatle namaz kılmak cami sevabı kazandırır mı?
Cemaatle kılınan namazın sevabı çadırda da alınır; ancak iftar çadırı cami hükmünde değildir. Hadiste cemaatle kılınan namazın tek başına kılınandan yirmi yedi derece faziletli olduğu bildirilir ve bu fazilet cemaatle kılmaya bağlıdır. Buna karşılık camiye yürümenin, orada namaz beklemenin ve mescitte bulunmanın ayrı sevapları vardır. Geçici çadırlarda itikâf yapılamaz ve cami adabına dair özel hükümler bu mekânlar için geçerli değildir; yine de temizlik ve saygı gözetilmelidir.
Ramazan’da misafir ağırlamakla meşgul olmak nafile ibadetten daha mı faziletli?
Duruma göre değişir; misafire ikram ve oruçluya iftar ettirmek de başlı başına bir ibadettir, bu yüzden nafile namaz veya Kur’an okumaya ayrılan vaktin bir kısmının buna gitmesi sevaptan mahrumiyet değildir. Selman-ı Fârisî’nin, gece boyu nafile ibadet edip ailesini ihmal eden Ebü’d-Derdâ’ya “Rabbinin senin üzerinde hakkı var, nefsinin ve ailenin de hakkı var” dediği, Hz. Peygamber’in de bunu onayladığı sahih rivayette geçer. Ancak farz namazlar ve teravih gibi önemli sünnetler misafirlik gerekçesiyle terk edilmemelidir. Niyeti düzeltilen hizmet ibadete dönüşür.
Camide mukabele halkası kurulurken geçiş yolunu kapatmak doğru mu?
Hayır. Mukabele ve ders halkaları caminin yan taraflarında veya arka bölümünde, cemaatin geçişini ve namaz kılanların saflarını engellemeyecek şekilde kurulmalıdır. Kapı önü, ayakkabılık girişi ve saf araları geçit olarak açık bırakılmalıdır. Peygamberimizin mescidinde de ilim halkaları kurulmuş, ancak namaz vakitleri ve cemaatin düzeni gözetilmiştir. Vakit namazı yaklaştığında halkayı toplayıp saflara katılmak, rahleleri ve mushafları kenara almak cami adabının gereğidir.
İftar davetinde su, çay veya tatlı ikram ederken sağdan başlamak sünnet mi?
Evet, ikramı sağ taraftan başlatıp sağdan devam ettirmek sünnettir. Hz. Peygamber’e süt ikram edildiğinde sağında bir bedevi, solunda Hz. Ebû Bekir oturuyordu; içtikten sonra kabı sağındaki bedeviye vermiş ve “Sağdakiler, sonra sağdakiler” buyurmuştur. Başka bir rivayette sağındaki gence, yaşlılara öncelik vermek için izin sormuş, genç izin vermeyince kabı yine ona uzatmıştır. Buna göre ikramda önce yaşlıya veya en saygın misafire başlamak güzel bir tercih olabilir; ardından sağdan sırayla devam edilir. Su, çay, tatlı veya kolonya dağıtılırken bu sünneti gözetmek davete manevi bir incelik katar.
Kendi durumumdaki kul hakkı için kime danışabilirim?
Kul hakkı konularında her durum kendine özgüdür; miktar, hak sahibine ulaşma imkânı ve nasıl helalleşileceği değişebilir. Bu yüzden karmaşık miras, ticaret, borç veya haram kazanç meselelerinde il ve ilçe müftülüklerine başvurmak ya da Diyanet’in Alo 190 hattını aramak en güvenli yoldur. Hukuki boyutu olan konularda ayrıca bir avukattan destek alınabilir. Bir din görevlisiyle yapılan görüşme gizli tutulur; utanmadan durumu açıkça anlatmak doğru cevabı almayı kolaylaştırır.
Oruçluyken açlıktan ve yorgunluktan sürekli şikâyet etmek doğru mu?
Günah değildir, ama sürekli yakınmak orucun ruhuna uygun düşmez. Açlığını veya yorgunluğunu bir kez dile getirmek insani bir durumdur. Fakat gün boyu “Çok zor, bitmiyor” diye söylenmek, hem kişinin kendi sabrını azaltır hem de çevresindekileri, özellikle orucu yeni öğrenen çocukları olumsuz etkiler. Kur’an, Allah’ın kullarına kolaylık dilediğini ve orucun şükretmeleri için emredildiğini bildirir. Yakınma yerine şükür, sabır ve iftarı beklemenin sevincini dile getirmek daha güzeldir.
Ramazan’da apartman veya mahallede ortak yardımlaşma düzenlemek güzel mi?
Evet, Kur’an’ın “İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın” emrine uygun, güzel bir girişimdir. Komşuların bir araya gelip yaşlıların alışverişini üstlenmesi, dar gelirli ailelere erzak toplaması, ortak iftar düzenlemesi veya çocuklar için bayramlık kampanyası yapması, toplumsal dayanışmayı güçlendirir. Düzenlemede dikkat edilecek hususlar:
- Yardım alacak ailelerin kimliğini gizli tutmak.
- Toplanan paraların hesabını şeffaf tutmak.
- Kimseyi katılmaya zorlamamak.
- Zekât ve fitre olarak toplanan paraları ayrı tutup hak sahibine temlik etmek.
Yağmur suyunu biriktirip bahçede kullanmak dinen güzel bir davranış mı?
Evet, Allah’ın gönderdiği yağmur suyunu değerlendirmek nimete şükrün ve israftan kaçınmanın güzel bir örneğidir.
Kur’an’da yağmur, gökten indirilen mübarek ve temizleyici bir su olarak anılır; ölü toprağın onunla diriltildiği tekrar tekrar hatırlatılır. Peygamberimizin yağmur yağdığında bir miktar ıslanıp “Bu, Rabbinden yeni geldi” buyurduğu Müslim’de rivayet edilir. Yağmur suyunu depolarda toplayıp bahçe sulamada, temizlikte kullanmak şebeke suyu tüketimini azaltır. Kuraklık yaşanan bölgelerde bu tür uygulamalar hem aile bütçesine hem toplumun ortak kaynaklarına katkı sağlar.