Bâyezîd-i Bistâmî Kimdir? Hayatı, Tasavvuf Anlayışı ve Eserleri
Bâyezîd-i Bistâmî kimdir? Bistam'daki hayatı, zühd ve fenâ anlayışı, şatıhât olarak bilinen sözleri, Cüneyd ile karşılaştırması ve tarihî kaynakların durumu anlatıldı.
- Hayatı
- Zühd ve Mücahede
- Fenâ Anlayışı ve Şatıhât
Bâyezîd-i Bistâmî (yaklaşık 9. yüzyıl), İran’ın Bistam kasabasında yaşamış, fenâ, zühd ve ilahi aşk konularındaki yoğun ifadeleriyle tanınan önde gelen erken dönem sufisidir. Şatıhât olarak adlandırılan sözleri yüzyıllardır tartışılmış, tasavvuf tarihinde sükr hâlinin temsilcisi olarak anılmıştır.
Hayatı
Asıl adı Tayfûr b. İsâ b. Sürûşân’dır; “Ebû Yezîd” künyesiyle de bilinir. Horasan’ın Bistam kasabasında (bugünkü İran, Semnan eyaleti) doğdu. Dedesi Sürûşân’ın Zerdüştî iken Müslüman olduğu belirtilir. Babası Bistam’ın ileri gelenlerindendi. Çocukluğunda annesine itaatiyle tanındığı, ilk eğitimini Bistam’da aldığı anlatılır. Genç yaşta ilim yolculuklarına çıktı ve yaklaşık 113 hocadan ders aldığı rivayet edilir; bu rakam menkıbevî olabilir. İlim öğrenirken Kur’an, fıkıh, hadis ve tasavvuf alanlarında yetişti. Tasavvufî terbiyesinde Ebû Alî es-Sindî ve Cafer es-Sâdık’a nispet edilen bazı rivayetler vardır; ancak Cafer es-Sâdık ile çağdaşlığı mümkün olmadığından bu bilgi tarihçilerce şüpheyle karşılanır. Hayatının büyük bölümünü Bistam’da geçirdi, 874 civarında orada vefat etti.
Zühd ve Mücahede
Bayezid’in hayatı, riyazet ve mücahede ile geçti. Kaynaklarda ibadetlerde ileri derecede titizlik gösterdiği, annesine hizmeti ibadetin parçası saydığı anlatılır. Annesinin su istemesi üzerine gece boyunca beklemesi ve annesinin bir ayeti okumasını istemesi gibi menkıbeler yaygındır. Hacca gitmek ve Medine ziyareti için yaptığı yolculuk sırasında Allah’ın kendisine olan yakınlığına dair sözler söylediği anlatılır. Çoğu rivayet Attâr’ın Tezkiretü’l-evliyâ’sı gibi sonradan yazılmış eserlerde bulunur ve tarihî olgudan çok geleneğin yansımasıdır.
Fenâ Anlayışı ve Şatıhât
Bayezid’e atfedilen sözlerin bir kısmı şatıhât türündendir. Örneğin “Sübhânî mâ a’zame şânî” (Beni tenzih ederim, şanım ne büyük!) gibi ifadeler, zahirine bakıldığında dinen sorunlu görünebilir. Sufi gelenekte bu tür sözler, kulun fenâ hâlinde kendi varlığından geçip Hakk’ın tecellisine mazhar olması bağlamında yorumlanır. Yani sözü söyleyen kişi değil, kendi benliğinin yok olduğu hâlde Allah’ın tecellisidir. Ehl-i Sünnet âlimleri bu sözleri iki şekilde değerlendirmiştir: Bir kısmı tevil eder ve sufinin hâl içinde söylediği sözler olarak görür; bir kısmı ise bu tür ifadelerin Müslümana yakışmadığını, nakledenlerin yanlış aktarmış olabileceğini belirtir. Sehlecî’nin en-Nûr adlı eserinde sözler toplanmıştır; ancak metin güvenilirliği tartışmalıdır. Dolayısıyla bu ifadeler ne kesin bir akaid hükmü ne de güvenli tarihî aktarım olarak ele alınmalıdır.
Cüneyd-i Bağdâdî ile Karşılaştırma
Tasavvuf literatüründe Bayezid ile Cüneyd, iki farklı vurguyu temsil eder. Bayezid sükr (kendinden geçme), Cüneyd ise sahv (ayık kalma) yolundadır. Cüneyd, Bayezid’in sözlerini yorumlarken saygılı fakat dikkatli davranır ve şeriatın ölçüsünü hatırlatır (Cüneyd-i Bağdâdî). Bu fark, Sünnî tasavvuf içinde Bağdat ekolünün ölçülü yaklaşımı ile Horasan ekolünün coşkulu yaklaşımı arasındaki ayrışmayı yansıtır. Kuşeyrî ve Hücvirî bu farkı eserlerinde inceler (Kuşeyrî).
Bayezid’in Yaşadığı Çağ ve Çevresi
Bayezid’in yaşadığı 9. yüzyıl, Abbâsî halifeliğinin altın çağıydı. Bağdat, ilim ve ticaret merkeziyken Horasan ve Mâverâünnehir bölgeleri, hem Sünnî ilim hem de zühd hareketlerinin geliştiği yerlerdi. Bu çevrede zühd ve tasavvuf ilk olarak dünya malından uzak durma, ibadete yoğunlaşma, nefsi terbiye etme şeklinde ortaya çıktı. Bayezid, bu sürecin Horasan’daki önemli temsilcilerindendir. Aynı dönemde Zünnûn-i Mısrî Mısır’da, Hâris el-Muhâsibî ve Serî es-Sakatî Bağdat’ta, Sehl et-Tüsterî Basra’da tasavvufun farklı yönlerini geliştiriyordu. Bu isimler arasında fikir alışverişi ve rekabet vardı. Bayezid’in Zünnûn ile mektuplaştığı rivayet edilir, ancak ayrıntılar kesin değildir.
Bayezid’in sohbetlerine katılanlar arasında Ebû Mûsâ ed-Deylemî, Ebû Hâmid el-Hammâd ve Âdem b. İyâs gibi isimler anılır. Bunlar onun sözlerini toplayıp naklettiler. Onun üzerine yazılan ilk eserlerden biri, kendisinin “Ebû Yezîd’in kelimeleri” diye bilinen derlemelerdir. Sehlecî bu derlemeyi daha sistemli hale getirmiştir. Dolayısıyla Bayezid hakkındaki bilgilerin birçoğu, öğrencilerinin ve sonraki sufilerin aktarımına dayanır ve zamanla anlatımın zenginleşmiş olması muhtemeldir.
Ayrıca Bayezid, İslam mistisizminin Batı ve Doğu araştırmacılarının ilgisini çeken bir şahsiyettir. Louis Massignon, Hellmut Ritter ve Annemarie Schimmel gibi araştırmacılar onun sözlerinin Hint ve Pers dinî düşüncesiyle ilişkisini tartışmış, bazı yorumcular “fenâ” kavramının Hint etkisi taşıyabileceğini ileri sürmüştür. İslam âlimleri ise bu kavramın Kur’an ve hadislerdeki “Her şey yok olucudur, yalnızca O’nun yüzü baki kalır” (Kasas 28/88) ayetine dayandığını belirtir. İki yaklaşım da akademik literatürde yer almaktadır.
Tayfuriyye ve Etkisi
Bayezid’in adına nispet edilen tarikat Tayfuriyye’dir. Bu yolun sistemli bir tarikat teşkilatı olmadığı, daha çok onun öğrencilerinin yoluyla yayılan bir manevi çizgi olduğu belirtilir. Sonraki dönemlerde Nakşibendî silsilesinin bazı kolları da dahil olmak üzere pek çok tarikat Bayezid’e atıf yapar. Horasan’da ve Orta Asya’da Hacegân silsilesi bu yolun etkisini taşır (Abdülhâlık Gucdüvânî). Sözleri için Bâyezîd-i Bistâmî: Meşhur Sözleri, Öğretileri ve Etkisi, kabri için Bâyezîd-i Bistâmî Türbesi yazılarına bakılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Bâyezîd-i Bistâmî ne zaman yaşadı?
9. yüzyılda; vefatı 874 (Hicri 261) veya 848 (Hicri 234) olarak verilir. Doğum yılı yaklaşık 804 civarıdır.
Asıl adı nedir?
Tayfûr b. İsâ b. Âdem b. Sürûşân’dır; Ebû Yezîd lakabıyla da anılır.
Şatıhât nedir?
Sufilerin aşırı manevi hâl içinde söylediği, zahirine bakıldığında dinen sakıncalı görünen ifadelerdir. Âlimler bunları ya tevil eder ya da sufinin hâlinin etkisinde söylenmiş sözler olarak değerlendirir.
Cüneyd ile farkı nedir?
Bayezid sükr (kendinden geçme) hâlini, Cüneyd ise sahv (ayıklık) hâlini temsil eder; iki ekol Sünnî tasavvuf içindeki iki farklı vurguyu gösterir.
Editör: Dualarla Editör Kurulu (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Kuşeyrî, er-Risâle; Ferîdüddîn Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ; Sülemî, Tabakātü's-sûfiyye; Sehlecî, en-Nûr min kelimâti Ebî Tayfûr
İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular
80 sorunun tamamı →Bu içerik faydalı oldu mu?
Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.
Kaynakça
- Kuşeyrî, er-Risâle
- Ferîdüddîn Attâr, Tezkiretü'l-evliyâ
- Sülemî, Tabakātü's-sûfiyye
- Sehlecî, en-Nûr min kelimâti Ebî Tayfûr
Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.