🤲 Benim İçin Dua Et Giriş

Hezârfen Ahmed Çelebi Kimdir? Hayatı ve Anlatıdaki Yeri

Müslüman Bilim İnsanlarıGüncelleme: 6 Temmuz 202610 dk okuma

Hezârfen Ahmed Çelebi kimdir? Evliya Çelebi'nin anlattığı uçuş hikâyesinin ana hatları, adının anlamı, karıştırılan isimler ve hakkındaki bilgilerin kaynak sınırları anlatılıyor.

Bu yazıda öğrenecekleriniz

  • Kaynak durumu
  • Evliya'nın anlattığı Ahmed Çelebi
  • İsim karışıklıkları

Hezârfen Ahmed Çelebi, 17. yüzyıl Osmanlı İstanbul’unda yaşadığı söylenen ve Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçan kişi olarak anlatılan bir şahsiyettir. Hakkındaki bilgilerin neredeyse tamamı tek kaynağa dayandığından, hayatı belirsizdir ve tarihçiler ihtiyatla yaklaşır.

Kaynak durumu

Ahmed Çelebi’nin varlığı ve uçuş hikâyesi esas olarak Evliya Çelebi’nin (1611-1685 sonrası) on ciltlik Seyahatname’sinin birinci cildinde, İstanbul’un tarif edildiği bölümde yer alır. Evliya, hikâyeyi IV. Murad döneminde (1623-1640) geçen bir olay olarak aktarır. Kaynak sorunu şudur: Aynı olaya ve kişiye dair aynı dönemden başka Osmanlı kroniği, arşiv belgesi veya Avrupalı elçi raporu bulunmaz. Bu eksiklik, olayın tarihî gerçeklik derecesi konusundaki tartışmanın temelidir. Uçuş olayının kaynak eleştirisi ve fizik değerlendirmesi için Hezârfen ve Lagari: Uçuş denemeleri gerçek mi? yazısı okunabilir.

Evliya Çelebi’nin anlatıları genel olarak değerli bir kaynaktır; fakat mübalağa ve efsane unsurları da içerir. Evliya’nın İstanbul tasvirlerinin çoğu başka belgelerle örtüşür, ancak bazı hikâyeler duyuma dayanır. Bu nedenle Ahmed Çelebi’nin biyografisi hakkındaki her bilgi, aynı kaynağın sınırları içinde değerlendirilmelidir.

Evliya’nın anlattığı Ahmed Çelebi

Evliya’ya göre Ahmed Çelebi, ilim ve sanatta çok yönlü, “bin fenne vâkıf” biriydi. Kuşların uçuşunu uzun süre inceledi ve bir kanat takımı yaptı. Rüzgârlı bir günde, kuş kanatları benzeri düzeneği takarak Galata Kulesi’nin tepesinden süzüldü ve Üsküdar’daki Doğancılar Meydanı’na indi. IV. Murad, bu olaydan etkilendi ve ona bir kese altın verdi; ardından onun çok yetenekli ve bu yüzden tehlikeli olabileceğini düşünerek Cezayir’e sürgün etti. Ahmed Çelebi orada öldü.

Evliya’nın verdiği ayrıntılar, kanatların yapımı veya uçuşun mesafesi konusunda net değildir. Anlatıdaki sultan davranışı da hikâyenin edebî karakterine işaret eder: Dahi bir kişinin devlet tarafından ödüllendirilmesi ve ardından sürgün edilmesi, halk anlatılarında yaygın bir motiftir. Bu nedenle bazı araştırmacılar hikâyenin tarihsel bir çekirdeğe dayansa bile süslenmiş olabileceğini düşünür.

İsim karışıklıkları

Hezârfen lakabı farklı kişilere verilmiştir. Hezârfen Hüseyin Efendi (öl. 1691), Osmanlı tarihçisi ve ansiklopedik bilgin olarak bilinir; Telhîsü’l-beyân fî kavânîn-i Âl-i Osmân adlı eserin yazarıdır. Ahmed Çelebi ile onun arasında akrabalık veya aynı kişi olma ilişkisi yoktur. Bu karışıklık hem popüler yayınlarda hem de internet kaynaklarında sık görülür. Ahmed Çelebi’nin soy ve aile bilgileri bilinmez; meslek ve eğitimi hakkında da bilgi yoktur.

Dönemin teknik ve kültürel ortamı

17. yüzyıl İstanbul’u, farklı zanaatkârların, mühendislerin, saatçilerin, top dökümcülerinin ve hat sanatçılarının yaşadığı bir şehirdi. Saray, havai fişek, top ve saat yapımı gibi alanlarda usta zanaatkârlar çalıştırıyordu. Bu ortamda uçma denemelerinin anlatılması, teknik merakın varlığını gösterir. Yine de bu merakın kurumsal bir araştırma programına dönüşmediği görülür. Takiyüddin’in rasathanesi 1580’de yıkılmıştı ve Osmanlı’da bilimsel araştırma kurumu yoktu. Takiyüddin’in hayatı yazısı bu bağlamı açıklar.

Uçma düşüncesi Müslüman dünyasında daha eski bir temaya sahiptir. 9. yüzyılda Endülüslü Abbas b. Firnas’ın kanatlarla süzülmeye çalıştığı rivayet edilir; 11. yüzyıl başında Sıhâh sözlüğünün yazarı İsmâil b. Hammâd el-Cevherî’nin bir yüksek yerden uçmaya çalışırken öldüğü anlatılır. Bu rivayetler de kaynaklar bakımından zayıf olmakla birlikte, uçma hayalinin Müslüman kültüründe uzun süredir var olduğunu gösterir.

Kayıp ayrıntılar ve tartışma

Ahmed Çelebi’nin yaptığı kanatların malzemesi, tasarımı veya uçuş yüksekliği hakkındaki bilgiler eksiktir. Bu eksiklik, olayın değerlendirilmesini zorlaştırır. Bazı araştırmacılar olayın kısa bir süzülme olduğunu, bazıları ise tamamen anlatısal bir kurgu olduğunu ileri sürer. Üçüncü bir görüş ise Evliya’nın bu hikâyeyi başkasından duyup kendi anlatısına eklediğini düşünür. Bu görüşlerin hiçbiri belge ile kesin biçimde desteklenmemiştir.

Popüler kültürde Hezârfen

Hezârfen Ahmed Çelebi, 20. yüzyılda Türkiye’de “ilk uçan insan” olarak popülerleşti. Okul kitaplarında, belgesellerde ve havacılık kurumlarında adı anılır; İstanbul’da bir havaalanı terminali ve çeşitli sembolik yapılar bu adı taşır. Bu popülerlik, bilimsel doğruluktan bağımsız olarak kültürel hafızada önemli bir yer tutar. Tarihçiler, bu anlatıyı ulusal gurur veya mit olarak değil, tarihî bir rivayet olarak sunmayı önerir. Rivayet ile tarih arasındaki farkı korumak için bilim tarihinde unutulan Müslüman buluşları yazısı da okunabilir.

Evliya Çelebi’nin anlatı tarzı

Evliya Çelebi, anlatılarını canlı bir sözlü üslupla yazar; olayları kimi zaman tanık olarak, kimi zaman rivayet olarak aktarır. Ahmed Çelebi hikâyesinde Evliya’nın doğrudan görgü tanığı olduğunu söylemez; olayı IV. Murad zamanından kalma bir hatıra olarak anlatır. Evliya’nın doğum yılı 1611 olduğundan, olayın 1630’lu yıllarda çocukluğu sırasında geçmiş olması mümkündür; fakat yazar ayrıntıyı sonradan duyduğu bilgilerle şekillendirmiş olabilir. Bu zaman ilişkisi, kaynağın değerlendirilmesinde göz önünde tutulur. Seyahatname’nin türü hakkında rıhle edebiyatı yazısı okunabilir.

Değerlendirme

Hezârfen Ahmed Çelebi’nin biyografisi büyük ölçüde bir rivayetin biyografisidir. Gerçek tarihî kişiliği hakkında bilinenler azdır. Katkılar ve fizik değerlendirmesi için Hezârfen Ahmed Çelebi’nin buluşları ve modern bilime etkileri yazısına bakılabilir. Aynı kaynakta anlatılan Lagari Hasan Çelebi için Lagari Hasan Çelebi’nin hayatı yazısı okunabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Hezârfen ne demektir?

Farsça kökenli “hezâr-fen” sözü “bin sanat bilen” anlamına gelir. Evliya Çelebi, Ahmed Çelebi’ye bu lakabı verir; lakabın bir ünvandan çok anlatıdaki bir niteleme olduğu düşünülebilir.

Hezârfen Hüseyin Efendi ile aynı kişi mi?

Hayır. Hezârfen Hüseyin Efendi (öl. 1691), 17. yüzyılda yaşamış tarihçi ve Telhîsü’l-beyân adlı eserin yazarıdır. İki kişi isim benzerliği nedeniyle sık sık karıştırılır.

Hakkında başka kaynak var mı?

Ahmed Çelebi’nin uçuşu ve sürgünü hakkında ayrıntılı anlatım esas olarak Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde bulunur. Çağdaş başka bir Osmanlı veya yabancı kaynakta ayrıntılı doğrulama bulunmaz.

Sürgün edildiği yer neresidir?

Evliya’ya göre IV. Murad onu Cezayir’e sürgün etti ve Ahmed Çelebi orada öldü. Bu bilgi de aynı kaynağa dayanır.

Editör: (İlahiyat alanında eğitim almış editörler) · Son güncelleme: · Kaynaklar: Evliya Çelebi, Seyahatname, 1. Cilt (İstanbul bölümü); TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hezârfen Ahmed Çelebi" maddesi; Ekmeleddin İhsanoğlu (ed.), Osmanlı Bilim Tarihi Literatürü; Robert Dankoff, An Ottoman Mentality: The World of Evliya Çelebi, 2004

İman ve Akaid hakkında sık sorulan sorular

80 sorunun tamamı →
YAPAY ZEKÂYA BU SAYFAYI SOR1 görüntülenme · 7 dk okuma

Sorunuz seçtiğiniz yapay zekâ hizmetinde yeni sekmede açılır; dini hükümler için Diyanet'e danışınız.

Bu içerik faydalı oldu mu?

Geri bildiriminiz içeriklerimizi geliştirmemize yardım eder.

Bu içerik nasıl hazırlandı? →

Kaynakça

  1. Evliya Çelebi, Seyahatname, 1. Cilt (İstanbul bölümü)
  2. TDV İslâm Ansiklopedisi, "Hezârfen Ahmed Çelebi" maddesi
  3. Ekmeleddin İhsanoğlu (ed.), Osmanlı Bilim Tarihi Literatürü
  4. Robert Dankoff, An Ottoman Mentality: The World of Evliya Çelebi, 2004

Genel kaynaklarımız için Kaynakça sayfasına bakınız. Fetva için: Diyanet İşleri Başkanlığı, Alo 190.